TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SÜLEYMAN CAN BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2014/4069)
Karar Tarihi: 10/3/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Süleyman CAN
Vekili
:
Av. Özgür Ulaş KAPLAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 1/3/1988 tarihinde Tunceli Kadastro Mahkemesindeaçılan kadastro tespitine itiraz davasının makul sürede sonuçlandırılamadığını,dava konusu taşınmazı bu sürede kullanamadığını belirterek, mülkiyet ve adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 14/3/2014 tarihinde Tunceli Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel eksiklik bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 13/5/2014 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 11/7/2014tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneğigörüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 21/7/2014tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamdasunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılamadosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Tunceli Merkez Atatürk mahallesinde yürütülen kadastroçalışmaları sonunda Tunceli Kadastro Komisyonunun 110 ada 35 numaralı parselhakkında almış olduğu 4/11/1986 tarihli ek kararı sonrası söz konusu parselinbaşvurucu ve diğer paydaşlar adına hisseli olarak tespiti yapılmıştır.
8. Bu tespit üzerine hak sahibi olduğunu iddia eden N.Y.tarafından başvurucu ve paydaşları aleyhine 1/3/1988 tarihinde Tunceli KadastroMahkemesinde kadastro tespitine itiraz davası açılmıştır. Bu dava MahkemeninE.1988/34 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.
9. Maliye Hazinesi ve bazı şahıslar tarafından açılanE.1988/52, E.1987/189, E.1988/15, E.1987/33, E.1987/163 sayılı davalar daE.1988/34 sayılı dava ile birleştirilmiştir.
10. Başvurucu ilk aşamada davalı olarak yargılamada yeralırken daha sonra 6/11/2002 tarihli dilekçesi ile hisse satışı nedeniyle satınaldığı kısmın kendisi adına tescil edilmesini talep etmiş ve müdahil davacıolarak yargılamada yer almıştır.
11. Tunceli Kadastro Mahkemesi, 17/12/2003 tarih ve E.1988/34, K.2003/61 sayılı kararıyla davanın reddine karar vermiştir.
12. Temyiz üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 2/6/2006tarih, E.2006/2750, K.2006/4947 sayılı ilamıyla, eksik inceleme yapıldığı,komşu parsel olan 110 ada 29 parsel numaralı taşınmaza ilişkin yargılamanındevam ettiği Tunceli Kadastro Mahkemesinin E.1991/1 sayılı dosyası ile işbudosyanın birleştirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı vermiştir.
13. Bozma üzerine dava, Mahkemenin E.2007/419 sayılıdosyasına kaydedilerek yeniden görülmeye başlanmıştır.
14. Bozma kararı doğrultusunda E.1991/1 sayılı dosya, TunceliKadastro Mahkemesinin 7/3/2008 tarih, E.1991/1 ve K.2008/1 sayılı kararıylaE.2007/419 esas sayılı dosya ile birleştirilmiştir.
15. Yargılama Tunceli Kadastro Mahkemesinin E.2007/419 sayılıdava dosyasında devam etmektedir.
16. Başvurucu, 14/3/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
17. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ile 21/6/1987 tarih ve 3402sayılı Kadastro Kanunu’nun 25. maddesinin birinci fıkrası, 28. maddesininbirinci fıkrası, 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 30.maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 32. maddesinin birinci fıkrası ve 36.maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi (Bkz. B. No: 2012/12, 17/9/2013, §§16-22).
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 10/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 14/3/2014 tarih ve 2014/4069 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu, 1/3/1988 tarihinde Tunceli KadastroMahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının makul süredesonuçlandırılamadığını, dava konusu taşınmazı bu sürede kullanamadığınıbelirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
20. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
21. Başvurucu, 1/3/1988 tarihinde Tunceli KadastroMahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının makul süredesonuçlanmadığını, dava konusu taşınmazını bu sürede kullanamadığını belirterek,mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
22. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metniile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adilyargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makulsürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
23. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
24. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makulsürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda taşınmazmülkiyeti hakkında Tunceli Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitineitiraz davasında, 3402 ve 6100 sayılı Kanun’larda yeralan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hakve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 49).
25. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 1/3/1988 tarihidir.
26. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam edenyargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınıiçeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesiolanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anıbaşvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
27. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,yargılama sürecinin Tunceli Kadastro Mahkemesinde açılan ve muhteliftaşınmazları konu alan tespite itiraz davalarının verilen birleştirme kararlarısonucunda başvuruya konu olan E.1988/34 sayılı dosya ile birleştirildiği,Mahkemece 15/7/2003 tarihinde keşif yapıldığı, bilirkişi raporu alındığı ve toplanandiğer deliller doğrultusunda davanın reddine karar verildiği, bu kararın temyizincelemesi neticesinde bozulduğu, bozma sonrası davanın Tunceli KadastroMahkemesinin 2007/419 sayılı esasına kaydedilerek görülmeye devam ettiğibelirlenmiştir. Yargılamanın halen Tunceli Kadastro Mahkemesinde devam ettiğianlaşılmaktadır.
28. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, başvuruyakonu yargılamanın kadastro mahkemesi önünde sürdüğü görülmekle, 3402 sayılı Kanun’dayer alan özel usul hükümleri ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi biryargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 3402 sayılı Kanun’da yer alan özelusul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makulsürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 16).
29. Kadastro mahkemesi nezdindeki yargılamaların makul süredetamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış veAnayasa Mahkemesi tarafından, özellikle 3402 sayılı Kanun’da yer alan veyargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazaraalınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64; B.No: 2012/12, 17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67;2012/673, 19/12/2013, §§ 37-43).
30. Başvuruya konu davanın taraf sayısı ve mahiyeti nedeniyleicrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşıkniteliğinin bulunduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarakbakıldığında, 3402 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılamasürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesinigerektirecek bir yön bulunmadığı ve yaklaşık yirmi yedi yıldır devam edenyargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
31. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
32. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazınıkullanamadığını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyethakkının ihlal edildiğini iddia etmiş olup, başvurucunun makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitlerışığında, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının ayrıcadeğerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
33. Başvurucu, 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevitazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
34. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
35. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşıkyirmi yedi yıldır devam eden yargılama süresi nazara alındığında, yargılama faaliyetininuzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevizararları karşılığında başvurucuya net 19.950,00 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
36. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuşolmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasındailliyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminattaleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
37. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
38. Başvuruya konu yargılamanın yaklaşık yirmi yedi yıldırdevam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiğigözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılamadosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devametmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasınıteminen, kararın bir örneğinin ilgili Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanmahakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuyanet 19.950,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkindiğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararın bir örneğinin Tunceli Kadastro Mahkemesinegönderilmesine,
10/3/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.