TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SÜLEYMAN CAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/3102)
Karar Tarihi: 10/3/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Süleyman CAN
Vekili
:
Av. Özgür Ulaş KAPLAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 10/9/1990 tarihinde Tunceli Kadastro Mahkemesindeaçtığı kadastro tespitine itiraz davasının makul sürede sonuçlandırılamadığını,yargısal işlemlerin uzaması nedeniyle taşınmazından faydalanamadığınıbelirterek, adil yargılanma hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 14/3/2014 tarihinde Tunceli Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel eksiklik bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 30/4/2014 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 11/7/2014 tarihinde, kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneğigörüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 21/7/2014tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamdasunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılamadosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Tunceli merkez Atatürk mahallesinde yürütülen kadastroçalışmalarında Tunceli Kadastro Komisyonunun 6/8/1990 tarihli ek kararı ilebaşvuru konusu olan 114 ada 23 parsel numaralı taşınmaz Maliye Hazinesi adınatespit edilmiştir.
8. Bu durum üzerine başvurucu ve hak sahibi olduğunu iddiaeden kişiler, kadastro komisyonunun tespitine itiraz etmişlerdir. İtirazlarınreddedilmesi üzerine başvurucu, 10/9/1990 tarihinde Tunceli Kadastro MahkemesininE.1990/55 sayılı dosyasında kadastro tespitine itiraz davası açmıştır.
9. Tunceli Kadastro Mahkemesi, 12/9/1990 tarih ve E.1990/57,K.1990/47 sayılı kararıyla E.1990/57 sayılı dosyanın; 2/10/1990 tarih veE.1990/61, K.1990/74 sayılı kararıyla E.1990/61 sayılı dosyanın; 12/9/1990tarih ve E.1990/56, K.1990/46 sayılı kararıyla E.1990/56 sayılı dosyanın;12/9/1990 tarih ve E.1990/58, K.1990/48 sayılı kararıyla E.1990/58 sayılıdosyanın; 23/8/1991 tarih ve E.1991/65, K.1991/186 sayılı kararıyla E.1991/65sayılı dosyanın; aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gerekçesiyleE.1990/55 sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine ve yargılamanın bu dosyaüzerinden yürütülmesine karar vermiştir.
10. Yargılama Tunceli Kadastro Mahkemesinin E.1990/55 sayılıdava dosyasında devam etmektedir.
B. İlgili Hukuk
11. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ile 21/6/1987 tarih ve 3402sayılı Kadastro Kanunu’nun 25. maddesinin birinci fıkrası, 28. maddesininbirinci fıkrası, 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 30.maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 32. maddesinin birinci fıkrası ve 36.maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi (Bkz. B. No: 2012/12, 17/9/2013, §§16-22).
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
12. Mahkemenin 10/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 3/3/2014 tarih ve 2014/3102 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
13. Başvurucu, 10/9/1990 tarihinde Tunceli KadastroMahkemesinde açtığı kadastro tespitine itiraz davasının makul süredesonuçlandırılmadığını, yargısal işlemlerin uzaması nedeniyle taşınmazındanfaydalanamadığını belirterek, adil yargılanma hakkı ile mülkiyet hakkının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
14. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
15. Başvurucu, 10/9/1990 tarihinde Tunceli KadastroMahkemesinde açtığı kadastro tespitine itiraz davasının makul süredesonuçlandırılmadığını, yargısal işlemlerin uzaması nedeniyle taşınmazındanfaydalanamadığını belirterek, adil yargılanma hakkı ile mülkiyet hakkının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
16. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metniile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adilyargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıylaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturanmakul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adilyargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle vemümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makulsürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
17. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanınhızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanınsüresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gerekenkriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
18. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makulsürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda taşınmazmülkiyeti hakkında Tunceli Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitineitiraz davasında, 3402 ve 6100 sayılı Kanun’larda yeralan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hakve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 49).
19. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 10/9/1990 tarihidir.
20. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam edenyargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınıiçeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesiolanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anıbaşvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
21. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinden, 114ada 23 parsel numaralı taşınmazın kadastro komisyonunun ek kararı ile MaliyeHazinesi adına tespit edilmesi üzerine başvurucunun 10/9/1990 tarihindekadastro tespitine itiraz davası açtığı, bu davanın Tunceli KadastroMahkemesinin E.1990/55 sayılı dosyasına kaydedildiği, dosya kapsamında muhtelifbirleştirme kararları verildiği, 20/11/2014 tarihinde dosyanın bilirkişiyetevdi edildiği, yargılamanın halen Tunceli Kadastro Mahkemesinin E.1990/55sayılı dava dosyasında devam ettiği anlaşılmaktadır.
22. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, başvuruyakonu yargılamanın kadastro mahkemesi önünde sürdüğü görülmekle, 3402 sayılıKanun’da yer alan özel usul hükümleri ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi biryargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 3402 sayılı Kanun’da yer alan özelusul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makulsürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 11).
23. Kadastro mahkemesi nezdindeki yargılamaların makul süredetamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış veAnayasa Mahkemesi tarafından, özellikle 3402 sayılı Kanun’da yer alan veyargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazaraalınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64; B.No: 2012/12, 17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67;2012/673, 19/12/2013, §§ 37-43).
24. Başvuruya konu davanın taraf sayısı ve mahiyeti nedeniyleicrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşıkolduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, 3402sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkinsomut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yönbulunmadığı ve yirmi beş yıldır devam eden yargılama sürecinde makul olmayanbir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
25. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
26. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazınıkullanamadığını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyethakkının ihlal edildiğini iddia etmiş olup, başvurucunun makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitlerışığında, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının ayrıcadeğerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
27. Başvurucu, 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevitazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
28. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
29. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yirmi beşyıldır devam eden yargılama süresi nazara alındığında, yargılama faaliyetininuzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevizararları karşılığında başvurucuya net 21.200,00 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
30. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuşolmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasındailliyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminattaleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
31. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
32. Başvuruya konu yargılamanın yirmi beş yıldır devam ettiğive bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek,anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka,adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesiamacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin ilgili Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuyanet 21.200,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkindiğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararın bir örneğinin Tunceli Kadastro Mahkemesinegönderilmesine,
10/3/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.