TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SÜLEYMAN BARGIN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/6096)
Karar Tarihi: 12/7/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Alparslan ALTAN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Mehmet Sadık YAMLI
Başvurucu
:
Süleyman BARGIN
Vekili
:
Av. Ülkem BAŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yedek subay aday adayı olarak alınan askerlik kararınınuzun dönem er olarak tadil edilmesi işlemine karşı açılan davada verilenkararın “öngörülemez” nitelikteolması ve “bariz takdir hatası”içermesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 5/5/2014 tarihinde Isparta İdare Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğininbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/6/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 25/2/2016 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
7. Dört yıllık fakülte mezunu olan başvurucu hakkında yedeksubay aday adayı kararı alınmıştır.
8. Başvurucuya, Millî Savunma Bakanlığının 17/7/2013 tarihliyazısına istinaden 2002 yılındaki hırsızlık suçundan ertelenmiş mahkûmiyetinintespit edildiği belirtilerek yedek subay aday adayı olarak alınan askerlikkararının er olarak tadil edildiği bildirilmiştir.
9. Başvurucu, belirtilen işlemin iptali istemiyle Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır. AYİM İkinci Dairesi 19/2/2014 tarihlive E.2013/1191, K.2014/264 sayılı kararı ile davayı oyçokluğuyla reddetmiştir.Başvurucu, ret kararıüzerine uzun dönem askerlik görevine başlayıp başlamadığı hususunda herhangibir bilgi sunmamıştır. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Davacı hakkındaki mahkûmiyetkararının, suçun niteliği yönünden 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 30 ile926sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun 4699 sayılı Kanunla değişik50/d maddeleri uyarınca Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktan çıkarılmayıgerektirdiği, dolayısıyla 1076 sayılı Yedek Subay ve Yedek Askeri MemurlarKanunu'nun 8 inci maddesi gereğince davacının yedek subay statüsü kazanmasınave bu statüde yedek subay veya yine bu statüde erbaş veya er olarak askerlikyapmasına engel olduğu dolayısıyla davacının daha önce yedek subay aday adayıolarak alınan askerlik kararının 15 ay er olarak tadil edilmesi işlemindehukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar davacı vekili davacı hakkındaverilen mahkûmiyet hükmünün ertelendiğini ve davacının hüküm tarihinden bugünekadar 13 yıldır hiçbir suç işlememesi nedeniyle bu mahkumiyet hükmünün esasenvaki olmamış sayılması gerektiğini, bu durumda hakkında herhangi bir mahkumiyethükmü bulunmayan davacının askerlik kararının tadili işleminin hukuka aykırıolduğunu iddia etmiş ise de; davanın TCK.nın ilgilimaddeleri gereğince işlemiş olduğu "hırsızlık" suçu TSK.den çıkarmayı gerektiren bir suçtur. Mahkûmiyetertelenmiş bulunması ya da mahkumiyetin esasen vaki olmamış sayılması dahiyedek subay olmaya engeldir. Burada "esasen vaki olmamış sayılmasınarağmen" cezanın sonuçlarının sürmesi değil, subay olma niteliklerinindavacıda bulunmaması söz konusudur. Yasa hükmünde belirtilen "Ertelenmiş,para cezasına veya tedbire çevrilmiş, affa uğramış olsalar bile" ifadesiile esasen, subay olacak kişide aranan niteliklerin tavizsiz tespitiamaçlanmaktadır. 926 sayılı TSK Personel Kanunu'nun 50/d maddesinin açık hükmükarşısında, "hırsızlık" suçundan mahkûm olan davacının bu mahkûmiyetinin"esasen vaki olmamış sayılması" nedeniyle subaylığa kabulü mümküngörülmediğinden davacı vekilinin bu yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir.(Dairemizin yerleşik içtihatları da buyöndedir.)"
10. Başsavcılığın düşüncesi ise kararda şu şekilde yer almıştır:
“Dava konusu işlemeesas alınan mahkûmiyet hükmünün Hırsızlık suçundan verilmiş olması nedeniylemezkur hükmün, hukuk aleminde var olduğu sürece, Askeri Ceza Kanununun 30 veTSK Personel Kanununun 50/d maddeleri uyarınca subaylıktan çıkarılmayıgerektireceği ve dolayısıyla 1076 sayılı Kanunun 8 ncimaddesine göre davacının yedek subay statüsünü kazanmasına engel teşkil edeceğikonusunda tereddüt bulunmadığı, ancak, söz konusu mahkumiyet hükmünün11.04.2007 tarihinden itibaren esasen vaki olmamış sayılması gerektiğinden,mezkur hükmün herhangi bir idari işleme esas alınmasının hukuken mümkünolmadığı bu itibarla, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerekdava konusu işlemin iptaline karar verilmesi yönünde düşünce bildirilmiştir."
11. Bu karar 30/4/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğedilmiştir.
12. Başvurucu 5/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
13. 16/6/1927 tarihli ve 1076 sayılı Yedek Subaylar ve YedekAskeri Memurlar Kanunu’nun 8. maddesi şöyledir:
"Yedek subay adayıolarak askere sevkden evvel veya yedek subayyetiştirilmekte iken aşağıdaki engel hali olduğu anlaşılanlar askerlikhizmetini durumlarına göre er veya erbaş olarak tamamlarlar.
a) 1. Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktançıkarmayı gerektiren bir suçtan mahküm olanlar,
…"
14. 22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 30.maddesi şöyledir:
"Aşağıda yazılıhallerde subay, astsubay, uzman jandarmalar ve özel kanunlarında bu cezanınuygulanacağı belirtilen asker kişiler hakkında, askeri mahkemeler veya adliyemahkemelerince asıl ceza ile birlikte, Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarmacezası da verilir. Bu husus mahkeme hükmünde belirtilmemiş olsa dahi, SilahlıKuvvetlerden çıkarmayı gerektirir.
…
B) Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarlabasit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık,sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şerefve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariçkaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarınıaçığa vurma suçlarından biriyle hükümlülük halinde.
…"
15. 1632 sayılı Kanun’un 31. maddesi şöyledir:
"Türk SilahlıKuvvetlerinden çıkarma cezasının niteliği, hükümlünün Silahlı Kuvvetlerleilişiğinin kesilmesidir. Bu ceza, ayrıca bir hükme gerek kalmaksızın;
A) Askeri rütbe ve memuriyetlerinkaybedilmesi,
B) Subay, astsubay, uzman jandarma ve Devletmemuru olarak tekrar Türk Silahlı Kuvvetlerine kabul edilmeme,
Sonuçlarını doğurur."
16. 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı KuvvetleriPersonel Kanunu’nun 50. maddesi şöyledir:
"...
d) Aşağıda belirtilen suçlardan hükümlü olmanedeniyle ayırma:
Ertelenmiş, para cezasına veya tedbireçevrilmiş, affa uğramış olsalar bile, Devletin şahsiyetine karşı işlenensuçlarla, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 131 inci maddesinin birincifıkrasının az vahim hali hariç basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet,hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas, iftiragibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı nitelikteki suçlardan veyaistimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlarafesat karıştırma suçlarından hükümlü olan subaylar hakkında, hizmet sürelerinebakılmaksızın Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır."
17. 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun2/6/1941 tarihli ve 4055 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değişik 95. maddesişöyledir:
"I...
II - Cürüm ile mahkûm olan kimse hüküm tarihinden itibaren beş sene içindeişlediği diğer bir cürümden dolayı evvelce verilen ceza cinsinden bir cezayayahut hapis veya ağır hapis cezasına mahkûm olmazsa, cezası tecil edilmiş olanmahkûmiyeti esasen vaki olmamış sayılır. Aksi takdirde her iki ceza ayrı ayrı tenfiz olunur."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 12/7/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu, ceza mahkemesi tarafından hırsızlık suçunedeniyle mahkûmiyetine karar verildiğini; ancak, bu cezanın ertelendiğini veerteleme süresince yeni bir suç işlemediğini, dolayısıyla söz konusu cezahükmünün esasen vaki olmamış sayıldığını, nitekim Isparta 2. Asliye CezaMahkemesinin 13/8/2013 tarihli ek kararıyla mahkûmiyetin esasen vaki olmamışsayılmasına karar verdiğini; ancak, yedek subay adayı olarak alınan askerlikkararının belirtilen mahkûmiyet hükmü dikkate alınarak tadil edildiğini, buişleme karşı açılan davada mahkûmiyet kararının tecil edilmesine ilişkin açık kanunhükmüne rağmen AYİM tarafından farklı anlam verilerek uygulama yolunagidildiğini, AYİM'in bu yöndeki yorumunun öngörülmeznitelikte olup bariz takdir hatası içerdiğini belirterek Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüş, ihlalin tespiti ile yargılamanın yenilenmesini istemiştir.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan adilyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
21. Başvurucu, vaki olmamış sayılması gereken bir ceza hükmügerekçe gösterilerek askerlik statüsünün değiştirilmesi işlemine karşı açtığıdavadaki AYİM kararının öngörülemez nitelikte olması ve bariz takdir hatasıiçermesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
22. Anayasa Mahkemesi Kenan Özteriş (B. No: 2012/989, 19/12/2013) kararında,somut olaya benzer şekilde hırsızlık suçundan mahkûm edilerek cezası teciledilen ve deneme süresi içinde de yeni bir suç işlemeyen başvurucunun yedeksubay askerlik kararının söz konusu ceza nedeniyle uzun dönem er olarak tadiledilmesi işlemine karşı açılan davadaki AYİM yorumunun 765 sayılı mülgaKanun’un 95. maddesinin açık hükmüne aykırılık teşkil etttiğini,zira başvurucunun işlediği suça ilişkin mahkûmiyet hükmünün tecil koşullarınauyulması nedeniyle hukuk nazarında esasen vaki olmamış sayıldığını, hukukenvaki olmamış sayılan mahkûmiyetin hüküm ve sonuçlarını devam ettiriyormuş vehayatiyetini koruyormuşçasına bir idari işleme esas alınmasının ise ilgiliidari işleme hukuki geçerlik kazandıramayacağını belirterek, olayda başvurucuhakkında verilen mahkûmiyetin tecil edilmesinin sonuçları ile ilgili açık birkanun hükmü bulunduğu ve bu hükme verilecek olağan anlam belli olduğu hâldeAYİM İkinci Dairesinin açık olan kanun hükmüne olağanın dışında farklı biranlam verip buna göre uygulama yaptığı ve böylece kararın “öngörülemez” nitelikte olup “bariz takdir hatası” içerdiği gerekçesiyleAnayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
23. Anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığıanlaşılan başvuru konusu olayda da hırsızlık suçundan mahkûm edilen ve13/7/1965 tarihli ve 647 sayılı mülga Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 6. maddesigereğince cezası ertelenip deneme süresi içinde deyeni bir suç işlemeyen başvurucu hakkında yedek subay aday adayı olarak alınanaskerlik kararının söz konusu ceza mahkemesi kararı gerekçe gösterilerek uzundönem er statüsüne tadil edilmesi işlemine karşı açılan davada AYİM yorumunun “öngörülemez” nitelikte olup “bariz takdir hatası” içerdiği ve bunedenle Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
24. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
26. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesine karar verilmesiniistemiş; tazminat talebinde bulunmamıştır.
27. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
28. Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlalin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunduğundan ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere kararın ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesigerekir.
29. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere AskeriYüksek İdare Mahkemesi İkinci Daire Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
12/7/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.