TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SÜLEYMAN DAĞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/3896)
Karar Tarihi: 17/7/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Ceren Sedef EREN
Başvurucu
:
Süleyman DAĞ
Vekili
:
Av. Bedri KIŞKIR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, katıldığı gösterinin terör örgütüne üye olma suçundanmahkûmiyetinde delil olarak kullanılması nedeniyle başvurucunun toplantı vegösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 3/3/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu 1989 doğumlu olup olayların meydana geldiği tarihteUşak Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümündeokumaktadır.
7. Başvurucu, terör örgütüne üye olma ve terör örgütüpropagandası yapma suçlarını işlediği gerekçesiyle üç gün gözaltında tutulmuşve 16/12/2011 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) tarafındandüzenlenen iddianame ile hakkında kamu davası açılmıştır.
8. Yapılan yargılama sonunda iddia makamı esas hakkındamütalaasını vermiştir. Ana hatları itibarıyla iddianame ile aynı olan esashakkındaki mütalaada öncelikle PKK terör örgütüne hiyerarşik olarak bağlı bazıyapılanmalar hakkında bilgi verilmiştir. Buna göre PKK terör örgütü bünyesindefaaliyet gösteren gençlik yapılanmalarının değişik dönemlerde farklı isimlerleeylem ve etkinliklerde bulunduğu belirtilmiştir. Bu yapılardan biri olanYurtsever Demokratik Gençlik Meclisinin (YDGM) Demokratik Toplum Partisininkapatılması üzerine herhangi bir operasyona maruz kalmamak amacıyla DemokratikYurtsever Gençlik adıyla yeniden yapılandırıldığı ifade edilmiştir. Bununyanında esas hakkında mütalaada, söz konusu gençlik yapılanmalarının legalfaaliyetler yürüttüğü gibi toplantı ve gösterilerde molotofkokteyl patlayıcı atma ya da kundaklama gibi şiddet içerikli teröristeylemlerde de bulundukları belirtilmiştir. Yasal eylemler Demokratik YurtseverGençlik ismiyle gerçekleştirilirken yasal olmayan faaliyet ve eylemlerdeDemokratik Yurtsever Gençlik Meclisi isminin kullanıldığı ifade edilmiştir.
9. Esas hakkındaki mütalaaya göre ayrıca PKK terör örgütünehiyerarşik olarak bağlı ve örgütün gençlik yapılanması olarak kabul edilenDemokratik Yurtsever Gençlik Meclisinin (DYGM) Uşak'ta faaliyete geçirilmesiiçin başvurucunun da aralarında olduğu bir kısım Uşak Üniversitesi öğrencisininörgütsel çalışma içinde olduğunun tespit edilmesi üzerine Savcılık tarafındansoruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda Savcılık, başvurucu dışındaki diğer bazışüpheliler hakkında iletişimin dinlenmesi ve tespiti ile teknik takip kararlarıalındığını ifade etmiştir. Esas hakkında mütalaada, başvurucunun terör örgütüneüye olma suçundan cezalandırılmasına, terör örgütü propagandası yapma suçundanaçılan davanın ise ertelenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
10. İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi 6/11/2012 tarihindebaşvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine hükmetmiş ve 6 yıl3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Terör örgütü propagandasıyapma suçu yönünden ise 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı HizmetlerininEtkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve BasınYoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunuyarınca kovuşturmanın ertelenmesine hükmedilmiştir.
11. Kararda terör örgütüne üye olma suçu yönünden ilk derecemahkemesinin başvurucu hakkındaki değerlendirmesi şu şekildedir:
" Sanık Süleyman Dal’ın[Dağ'ın] (başvurucu) Uşak YDG-M il sorumlusu M. Ş. Ç. ile yaptığı 25.04.2011tarihli görüşmede, “Şirin akşam toplantı olacak mı herkese aceleden haberverelim de” dediği, konuşmanın içeriğine göre sanığın terör örgütünün gençlikyapılanması YDG-M nin yaptığı toplantıları diğerterör örgütü üyelerine haber verdiği, sanığın terör örgütü PKK nın alternatif nevruz olarak kutladığı 20.03.2011 tarihindeElmalıdere Mahallesinde yapılan nevruz etkinliklerine katıldığı ve buradaöldürülen terör örgütü üyeleri için saygı duruşunda bulunduğu evinde yapılanaramada YDG-M tarafından düzenlenen gezilerle ilgili bilgi notlarının elegeçtiği, yine aramada terör örgütü üyelerinin kırsal alanda çekilmişfotoğrafları ile üniversitede ders gördükleri masanın üzerine kazılarakyazılmış olan KCK yazısının fotoğraflarının ele geçtiği, yine sanığın terörörgütü üyeliğinden cezaevinde yatmaktayken ölen M. K. adına düzenlenenfestivale katıldığı anlaşılmış olup, sanığın cep telefonundan gönderdiği terörörgütünü övücü mesajlar, katıldığı etkinlikler, gizli izleme tutanakları ve evaramasında ele geçen örgütsel dökümanlar bir bütünhalinde değerlendirildiğinde sanığın Uşak YDG-M il sorumlusu M. Ş. Ç.ye bağlıolarak çalıştığı, eylem çeşitliliği, sürekliliği ve katıldığı gösterilerinniteliği göz önüne alınarak sanığın terör örgütü üyesi olduğu kanaatinevarılmıştır."
12. Terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyetine ilişkin kararıbaşvurucunun temyiz etmesi üzerine karar, Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından25/12/2014 tarihinde onanmıştır.
13. Başvurucu, karardan 19/2/2015 tarihinde haberdar olduğunubelirtmiştir.
14. Başvurucu 3/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
15. İlgili ulusal ve uluslararası için bkz. Metin Birdal ([GK] (B. No: 2014/15440, 22/5/2019, §§ 28-39) başvurusu hakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 17/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
17. Başvurucu, nevruz etkinliğine katılmış olmasının, hakkındaterör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararında delil olarakkullanılması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu söz konusu mahkûmiyet kararı nedeniylememur olabilme imkânı kalmadığını da ifade etmiştir.
B. Değerlendirme
18. Anayasa Mahkemesi MetinBirdal kararında, kişilerinanayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan faaliyetlerinin mahkûmiyetkararlarında delil olarak kullanılmasının bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükler üzerinde caydırıcı etki yaratabileceğini, dolayısıyla bu konununAnayasa Mahkemesinin ilgi alanında kaldığını ifade etmiştir ( Metin Birdal, § 48).
19. Bu nedenle somut olayda başvurucunun, nevruz etkinliğinekatılmış olmasının terör örgütü üyeliğinin delili olarak kabul edilmesi ilebaşvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına müdahaledebulunulduğu kabul edilmiştir.
20. Başvuru konusu müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesindeöngörülen kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı (Metin Birdal, § 52)ve Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan millî güvenlik ve kamudüzeninin korunması meşru amaçları kapsamında kaldığı açıktır. Bu nedenlebaşvuru konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olupolmadığı değerlendirilecektir.
1. Genel İlkeler
a. Demokratik ToplumdaToplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının Önemi
21. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, demokratiktoplumun en temel değerleri arasında yer almakta olup bireylerin ortakfikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için bir araya gelebilmeimkânını korumayı amaçlamaktadır. Kolektif bir şekilde kullanılan vedüşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayan yöntemlerle düşünceleriniaçıklama imkânı veren bu hak, çoğulcu demokrasilerin gelişmesinde zorunlu olanfarklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması ve yayılmasını güvence altınaalmaktadır (Ferhat Üstündağ, B.No: 2014/15428, 17/7/2018, § 40, Dilan Ögüz Canan [GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017,§ 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK],B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 115; Eğitim veBilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, [GK], B. No: 2014/920,25/5/2017, § 79; Osman Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015,§ 45).
b. Müdahalenin DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
22. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygunkabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılıbir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun [GK],B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; MehmetAli Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Ferhat Üstündağ, § 45). Müdahaleyioluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabuledilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çareve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir (Ferhat Üstündağ, § 46; bazı farklılıklarlabirlikte ayrıca bkz. Bekir Coşkun,§ 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,7/7/2015, § 51). Orantılılık ise bireyin hakkı ile kamunun menfaatleri veyamüdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer bireylerin hak vemenfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret etmektedir (Ferhat Üstündağ, § 48; bazı farklılıklarlabirlikte ayrıca bkz. Bekir Coşkun, §§57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017, §§ 59, 68).
c. Terör Örgütü ÜyeliğiSuçu Bağlamında Yarışan Değerler Arasında Denge Kurulması
23. Uluslararası hukuk literatüründe statü suçu olarakadlandırılan terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılabilmesi için kişininhenüz bir suç işlemiş olması gerekmez. Örgüt üyeliği başlı başınacezalandırılan bir suçtur. Bu bağlamda örgüte üye olmak suçu, üye ve hattaörgüt henüz bir suç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyicezalandıran ve bu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suçişlenmesini engelleme amacı taşıyan bir suç türüdür. Çünkü birden fazla kişininsuç işlemek için organize olması toplum için daha açık ve yakın bir tehditoluşturur. Özellikle günümüzde terörizmin gerek ulusal gerek uluslararasıalanda ulaştığı düzey gözönüne alındığında bu tehditoldukça somut hâle gelmektedir (Metin Birdal,§ 61).
24. Terör örgütüne üye olmak suçundan mahkûm edilebilmek içinkişi, örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmeli; örgütün bir parçası olmayıistemeli ve örgütün hayatta kalmasına, amaçlarının gerçekleştirilmesine devamlıbir irade ile katkı sağlamalıdır. Örgüte üye olmak fiilî bir katılmadır.Dolayısıyla üyeliğin suç olarak kabul edilmesinin ve cezalandırılmasınınaltında yatan sebep, terör örgütü üyesi olan kişinin aslında bu şekilde terörörgütünün toplum için arz ettiği tehlikeye bilerek ve isteyerek katkısağlamasıdır (Metin Birdal, § 62).
25. Terör örgütüne üye olmak suçu diğer tipik suçlara nazaranerken bir aşamada cezai sorumluluk öngörmektedir. Bu nedenle bir kişinin henüzbaşka bir suç işlemeden yalnızca terör örgütüne üye olması nedeniylecezalandırılabilmesi için yargılama makamlarının o kişinin terör örgütüyle olanbağlarını ortaya koyması gerekir. Böyle bir bağın varlığının araştırılması bireylerinsahip olduğu fikirlerin, bağlı oldukları toplumsal grupların veideolojilerinin, davranışlarının anlamlarının ve bunların altında yatan saiklerin değerlendirilmesine yol açar. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin kanaatine göre henüz ceza kanunlarındatanımlanan bir suçu dahi işlememiş kişilerin bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecekkuvvette bir bağının olup olmadığının bu şekilde değerlendirilmesi ifade,örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkı gibi temel haklar üzerinde ciddi bir baskı oluşturabilecek potansiyelesahiptir (Metin Birdal, §§ 63,64).
26. Öte yandan modern demokrasilerde devletlerin kendisorumluluk alanındaki bireyleri terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı korumakşeklinde pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Söz konusu yükümlülüğün bir sonucuolarak insanların terörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerinpotansiyel olarak etkilenebilecek temel hakları arasında adil bir dengelemeyapılması ihtiyacı doğmaktadır (Metin Birdal,§ 65). Bu doğrultuda Anayasa Mahkemesi terör örgütü üyeliğisuçundan yapılan yargılamalarda yarışan değerler arasında adil bir dengekurulabilmesi için aşağıdaki ilkeleri benimsemiştir:
- Terör örgütüne üye olma suçundan her türlü şüpheden uzak birşekilde mahkûm edilebilmesi için -eylemlerinin sürekliliği,çeşitliliği ve yoğunluğu dikkate alındığında- kişinin örgütünhiyerarşik yapısına bilerek ve isteyerek dâhil olduğunun yeterli bir gerekçeile ispat edilmesi şarttır. Örgüt üyeliği konusundaki ispat, iddia makamıncaortaya konulan maddi olayların gerçekleşip gerçekleşmediğinin yanı sıra sözkonusu suçun unsurlarının, nedensellik bağının, failin kusur yeteneğinin vekastının onun örgüt üyesi olduğunu gösterip göstermediği olacaktır (Metin Birdal, § 67).
- Ceza muhakemesindeki "Delilsizmahkûmiyet olmaz." ilkesinin bir sonucu olarak somut, gerçekçi,olayla bağlantılı ve olayı temsil eden her şey hukuka uygun yöntemlerle eldeedilmiş olması şartıyla terör örgütü üyeliği suçunun delili olabilir. Dolayısıylaterör örgütlerinin yapılarının ve faaliyetlerinin çeşitliliği söz konusu oluncabir kişinin terör örgütünün üyesi olduğunun ortaya konulması içindeğerlendirmeye alınabilecek deliller konusunda ortak ve sınırlı bir öngörüdebulunulması mümkün değildir (Metin Birdal,§§ 68-71).
- Buna rağmen terör örgütünün hiyerarşik yapısına dâhilolunduğunu gösteren delillerin birlikte incelenmesi sonucunda sağlamlıklarısınanmalı; her bir delil her terör örgütünün amacı, niteliği, bilinirliği,kullandığı şiddetin türü ve yoğunluğu ile somut olayın ilgili diğer koşullarıdikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bunun yanında kişilerin delil olarakkabul edilen faaliyetleri birbiriyle sınanmalı ve sağlamaları yapılarakbirbirlerini tamamlayıp tamamlamadığı ve tutarsızlık içerip içermediği tespitedilmelidir. Dolayısıyla her biri örgüt üyeliğine ilişkin bir parçayı açıklayanve delil olarak kabul edilen faaliyetler birleştirilerek olayın bütünününanlaşılması sağlanmalıdır (Metin Birdal,§ 72).
27. Yukarıda kabul edilen ilkeler doğrultusunda başvurucununkatıldığı gösterinin terör örgütüne üye olmak suçundan mahkûmiyetinde delilolarak dikkate alınması şeklindeki müdahalenin demokratik toplum düzeniningereklerine aykırı olup olmadığı değerlendirilmelidir.
28. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi biryargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir (Yılmaz Çelik [GK], B. No: 2014/13117,19/7/2018, § 45). Dolayısıyla mevcut başvuruda da Anayasa Mahkemesinin yapacağıdeğerlendirme, katıldığı nevruz etkinliğinin terör örgütüne üye olma suçundanmahkûmiyetinde delil olarak dikkate alınmasının başvurucunun toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal edip etmediğiyle sınırlıdır. Öteyandan terör örgütüne üye olma suçunun kendine özgü nitelikleri (bkz. §§24-26), söz konusu inceleme yapılırken yargılamanın bir bütün olarakdeğerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.
2. İlkelerin OlayaUygulanması
29. Başvurucunun üyesi olduğu gerekçesiyle cezalandırıldığı PKK,yaklaşık kırk yıldır yurdun Doğu ve Güneydoğu Bölgelerinde yoğun olmak üzereülkenin tümünde pek çok sivil vatandaş ile güvenlik gücünün ölümüne sebep olmuşşiddet eylemlerinin faili bir terör örgütüdür. PKK, başvuruya konu olaylarınmeydana geldiği tarihlerde faaliyet göstermiş ve faaliyetlerine de devametmektedir. Dolayısıyla başvurucunun üyesi olması nedeniyle cezalandırıldığıterör örgütü PKK, toplum yönünden oldukça yoğun, ciddi ve somut bir tehlike arzetmektedir (Metin Birdal, § 74).
30.Somut olayda başvurucunun terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyetinde altı delildikkate alınmıştır. Birincisi başvurucunun örgüt üyesi olduğu ifade edilenbaşka bir şahısla gerçekleştirdiği ve diğer terör örgütü üyeleriningerçekleştirilecek toplantıya davetlerinden bahsedildiği belirtilen biriletişim kaydıdır. Mahkemeye göre iletişim içeriğinde başvurucu terör örgütününgençlik yapılanması YDGM'nin yaptığı toplantılarıdiğer terör örgütü üyelerine haber vermiştir. İkinci delil başvurucunun PKKtarafından alternatif olarak kutlandığı belirtilen nevruz etkinliğine katılmasıve bu etkinlikte, daha önce öldürülen terör örgütü üyeleri için saygı duruşundabulunmasıdır. Üçüncü delil ise başvurucunun terör örgütü üyeliğinden mahkûmolarak ceza infaz kurumunda bulunan bir şahsın ölümü nedeniyle düzenlenenfestivale katılmış olmasıdır.
31. İlk derece mahkemesi dördüncü olarak başvurucunun ceptelefonundan gönderdiği tespit edilen terör örgütünü övücü mahiyetteki birtakımmesajları delil olarak kabul etmiştir. İlk derece mahkemesi beşinci olarak,başvurucunun evinde yapılan aramada ele geçirilen, örgütün gençlik yapılanmasıYDGM tarafından düzenlendiği anlaşılan gezilerle ilgili bilgi notları ile terörörgütü üyelerinin kırsalda çekilmiş fotoğrafları ve üniversitede dersgördükleri masanın üzerine kazılarak yazılmış olan "KCK" yazısının fotoğraflarını damahkûmiyet hükmünde gözönüne almıştır.
32. Başvurucu Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvurudayalnızca nevruz etkinliğine katılmasının terör örgütüne üye olma suçundanmahkûmiyetinde dikkate alınmasından şikâyetçi olmuştur. Başvurucuya görebarışçıl bir toplantıya katılmasının bir suçun delili olarak kullanılmasıtoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal etmiştir. Başvurucu bunundışında ilk derece mahkemesince değerlendirmeye alınan diğer delillere ilişkinanayasal hiçbir şikâyet dile getirmemiş hatta katıldığı nevruz etkinliğinin PKKtarafından organize edildiği kabulüne ilişkin dahi Anayasa Mahkemesinin dikkatealmasını gerektirecek bir itirazda bulunmamıştır.
33. Dolayısıyla somut başvuruda Anayasa Mahkemesinin yapacağıdeğerlendirme PKK'nın düzenlediği ileri sürülen bir nevruz etkinliğine katılmasının-yukarıda sayılan diğer delillerle birlikte ele alındığında- başvurucunun terörörgütüne üye olduğu kanaatini destekleyen ve tamamlayan bir delil olarakkullanılıp kullanılamayacağına ilişkin olacaktır. Başka bir deyişle ilk derecemahkemesinin dayandığı diğer delillerin hem sübutuna ilişkin deliller hem deterör örgütü üyeliği suçunun delilleri olarak ele alınış tarzlarına ilişkinmeseleler, somut başvuruda Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışında olacaktır.
34. Anayasa Mahkemesi başvuru konusuna benzer olaylara ilişkindaha önceki bir kararında, terör örgütü propagandasına dönüştürülen ya daşiddet olaylarının yaşandığı toplantı ve gösterileri bir emir ve talimatzinciri altında organize ettiği anlaşılan kişinin terör örgütü üyeliği suçundanmahkûm edilmesinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı üzerinde haksızbir caydırıcı etki yaratmadığını kabul etmiştir (Metin Birdal, §§ 74-84 ).
35. Aynı konuya ilişkin başka bir kararında ise AnayasaMahkemesi, terör örgütüne müzahir yayın yapan internet sitelerinden numaralıbiçimde yayımlanan emir ve talimatları istikrarlı bir biçimde yerinegetirdikleri anlaşılan başvurucuların terör örgütüne üye olma suçundanmahkûmiyetlerinin ifade ve örgütlenme özgürlükleri ile toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme haklarını ihlal etmediğine karar vermiştir (Murat Kur veDiğerleri, B. No: 2013/7604, 4/7/2019, §70)
36. Bu bağlamda hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş olmasışartıyla somut, gerçekçi, olayla bağlantılı ve olayı temsil eden her şeyin terörörgütü üyeliği suçunun delili olarak kullanılabileceğinin yenidenhatırlatılması gerekir (bkz. § 26). Dolayısıyla başvurucunun iddiasının aksinekatıldığı nevruz etkinliğinin başvurucunun terör örgütü üyeliği suçunuispatlamak için bir delil olarak kullanılması mümkündür. Bununla beraber derecemahkemesi şikâyet edilen delille birlikte başvurucunun diğer terör örgütüüyeleriyle haberleşmesini ve onları bir toplantıya davet etmesini, bir terörörgütü üyesinin ölüm yıl dönümü nedeniyle yapılan etkinliğe katılmasını,telefonundan gönderdiği terör örgütünü övücü mesajları ve evinde terörörgütünün gençlik yapılanması ile bağlantılı bazı bilgi notlarını, bazıfotoğrafları ve başka bazı delilleri (bkz. § 11) başvurucunun terör örgütününüyesi olduğunu göstermek için bir bütün olarak değerlendirmeye almıştır.
37. Başvuru konusu olayda başvurucunun terör örgütününhiyerarşik yapısına bilerek ve isteyerek dâhil olduğunun ortaya konulabilmesiiçin eylemlerinin sürekliliği, çeşitliliğive yoğunluğu belirlenmeye çalışılmış; bu amaçla ilk derece mahkemesibaşvurucunun şikâyet ettiği nevruz etkinliğine katılmasını da başvurucununterör örgütü üyesi olduğu kanaatini destekleyici, tamamlayıcı ve güçlendiricibir delil olarak kullanmıştır. Bu doğrultuda Anayasa Mahkemesi somut olayınkoşullarında başvurucunun söz konusu nevruz etkinliğine katılımının terörörgütü üyeliği kanaatini destekleyici, tamamlayıcı ve güçlendirici bir delilolarak kullanılmasının makul olduğunu değerlendirmektedir.
38. Toplantı hakkının güvence altına alınmadığı bir ülkededemokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Bu hak demokrasinin vazgeçilmez birkoşuludur ve onun ayrılmaz bir parçasıdır (FerhatÜstündağ, § 78). Bununla birlikte başvuru konusu olayda ilk derecemahkemesi, eylem ve davranışlarıyla şiddeti ve demokratik olmayan yöntemleribenimseyen PKK terör örgütünün üyesi olduğu kabul edilen başvurucunundemokratik yaşam için ciddi bir tehdit oluşturduğu kanaatine ulaşmıştır.Dolayısıyla PKK terör örgütünün yöntem olarak benimsediği şiddet eylemlerininortadan kaldırılması doğrultusunda demokratik yaşam için ciddi bir tehditoluşturan şiddetin devamına ve artmasına destek olacak tarzda hareket edenbaşvurucunun cezalandırılması acil bir toplumsal ihtiyacı karşılamaktadır. Bunedenle ilk derece mahkemesinin toplumun terörsüz bir ortamda yaşama hakkı ilebaşvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı arasında adil birdenge kurduğu sonucuna ulaşılmıştır.
39. Sonuç olarak somut olayda PKK tarafından düzenlendiği kabuledilen ve başvurucunun öldürülen bir terör örgütü mensubu için saygı duruşundabulunduğu belirtilen alternatif bir nevruz kutlamasına katılmasının terörörgütü üyeliği suçundan mahkûmiyetinde delil olarak kullanılması, başvurucununtoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı üzerinde haksız bir caydırıcı etki yaratacaknitelikte görülmemiştir.
40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucununihlal iddialarını temellendiremediği, temel haklara yönelik bir müdahaleninolmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veyazorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabuledilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
41. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine dair başvurusunun bir ihlalbulunmadığı açık olduğundan açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezliğine kararverilmesi gerekir.
42. Başvurucunun adil yargılanma hakkına ilişkin başkaşikâyetleri de bulunduğu görülmekle birlikte bu konuda bireysel başvuruformunda yeterli açıklamada bulunmadığı gözetilerek söz konusu iddialarınınincelenmesine gerek olmadığı değerlendirilmiştir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA17/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.