TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SÜLEYMAN BARAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/11941)
Karar Tarihi: 9/10/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 7/11/2019-30941
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Volkan SEVTEKİN
Başvurucu
:
Süleyman BARAN
Vekili
:
Av. Mahmut Nedim ELDEM
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, özel hayat kapsamında kalan eylemi gerekçegösterilerek başvurucunun naklen atanması nedeniyle özel hayata saygı hakkının;atama işleminin iptali istemiyle açılan davanın uzun sürmesi nedeniyle de makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/7/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ile erişilen bilgi ve belgeler çerçevesindeilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Ankara Millî Eğitim Müdürlüğünde ilköğretim müfettişi olarakçalışan başvurucu hakkında birtakım isnatlar nedeniyle disiplin soruşturmasıbaşlatılmıştır. Bu kapsamda "bir siyasipartinin kongresine katıldığı, devamlı alkol aldığı için görevine sık sık geçgeldiği, bazen grup çalışmalarınakatılmadığı, başkanlıkça düzenlenen genel kurul toplantıları ve seminerçalışmalarının sonuna gelerek imza attığı, teftiş için gittiği kurumuntelefonlarını özel işleri için kullandığı, eşinin dostunun işlerini takipettiği, teftiş için gittiği kurumların müdür odasında veya müfettişler içinayrılan odada saz temin ettirerek çaldığı ve şarkı söylediği, öğretmen teftişiiçin öğretmenin en az iki saat dersini izlemesi gerektiği halde izlemedendersin ortasında derse girip öğretmenin kimliğini alıp çıktığı ve daha sonrayüksek puanlar vererek durumu kurtarmaya çalıştığı" şeklinde iddialar ileri sürülmüştür.Bunun yanında "teftiş için gittiğikurumlarda Atatürk, devlet, askerler ve polisler aleyhinde veya siyasi içeriklikonuşmalar yaptığı, bayan idarecilere Barış Annelerine destek olmaları yönündebaskı yaptığı, inceleme ve soruşturma raporlarını bir başkasına yazdırdığı,ifadeleri başkalarına aldırdığı, öğretmen teftiş formlarını başkalarınadoldurttuğu, yemek için gittiği lokantalarda müfettişin itibarını düşürecekşekilde küçük pazarlıklar peşinde olduğu ve yersiz tartışmalara girerek eğitimcamiasını küçük düşürdüğü, teftiş bölgesi Ş. S.M. Lisesinde görev yapan S.isimli dul bir bayan öğretmenle sık sık bir araya geldiği, hoş olmayan davranışve ilişki içinde olduğu, sık sık gruptan ayrılarak bu bayanla içki içmeyegittikleri" şeklinde başvurucu aleyhinde başkaca isnatlardabulunulduğu da anlaşılmaktadır.
9. Başvurucunun meslek veözel yaşantısına ilişkin ileri sürülen iddialarla ilgili olarak MillîEğitim Bakanlığı başmüfettişlerince 26/4/2004 tarihli soruşturma raporuhazırlanmıştır.
10. Anılan rapor doğrultusunda başvurucunun kınama cezası ilecezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvuruya konu 3/9/2004 tarihli işlem ilede başvurucunun Erzurum İl Millî Eğitim Müdürlüğüne ilköğretim müfettişi olarakatanmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine başvurucu, atamasının yapıldığıyeni görevine başlamak üzere Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğü ilköğretimmüfettişliği görevinden 27/9/2004 tarihindeayrılmıştır. Diğer yandan başvurucu, kınama cezasına itiraz etmesine rağmenitirazının reddedildiğini ancak yasal mevzuat gereği kınama cezasına karşı davaaçamadığını belirtmiştir.
11. Başvurucu, atama işleminin iptali istemli 20/9/2004tarihinde dava açmıştır. Ankara 11. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 18/10/2005tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"Bu durumda, hakkındayapılan disiplin soruşturması sonucu ileri sürülen iddiaların bir kısmınınsübut bulması üzerine kınama cezası ile tecziye edilen davacı hakkında tesisedilen atamanın, soruşturma raporu doğrultusunda oğlunun özür durumu da dikkatealınarak tesis edildiği gözönünde bulundurulduğundaanılan Kanun ve Yönetmelik uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukukaaykırılık görülmemiştir."
12. Başvurucunun yürütmeyi durdurma talepli olarak temyiz istemiüzerine Danıştay İkinci Dairesinin (Daire) 27/11/2006 tarihli kararı ile davakonusu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. Bu kararsonrasında başvurucunun yeniden Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğü emrineilköğretim müfettişi olarak atamasının yapıldığı ve anılan göreve 24/1/2007tarihinde başladığı anlaşılmaktadır.
13. Temyiz incelemesi sonucu karar Dairenin 9/3/2007 tarihlikararıyla bozulmuştur. Karar gerekçesinde; başvurucuya isnat edilen eylemlerinbirçoğunun sübuta ermediği gibi sübuta erdiği ileri sürülen eylemlerle ilgiliolarak alınan tanık ifadelerinden de bu iddiaların gerçekleşmediği, görevinigereği gibi yapamadığı ve başarısız olduğuna ilişkin yeterli bir saptamabulunmadığı, ayrıca disiplin yönünden aldığı kınama cezasının görev yerinindeğiştirilmesini gerektirir nitelikte olmadığı görüldüğünden dava konusuişlemde sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka uyarlık görülmediğiaçıklanmıştır.
14. Davalı Millî Eğitim Bakanlığının karar düzeltme talebiDairenin 14/11/2007 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
15. Dairenin bozma kararı üzerine Mahkeme 24/1/2008 tarihlikarar ile bozma kararına uymayarak davanın reddi yönündeki ilk kararındadirenmiştir.
16. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay İdari Dava DaireleriKurulunun (Kurul) 11/3/2013 tarihli kararı ile kararın usul ve hukuka uygunbulunduğu, ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektireceknitelikte olmadığı gerekçesiyle direnme kararının oyçokluğuyla onanmasınahükmedilmiştir.
17. Altı üye karara muhalif kalmıştır. Muhalif üyeler karşıoy görüşlerinde, Dairenin bozma kararında belirtilengerekçeyi tekrar etmişlerdir.
18. Başvurucunun karar düzeltme talebi de Kurulun 9/2/2015 tarihlikararıyla oyçokluğuyla reddedilmiştir.
19.Nihai karar22/6/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğedilmiştir.
20. Başvurucu tarafından 20/7/2015 tarihinde bireysel başvuruyapılmıştır.
21. Başvuru konusu olaya ilişkin 26/4/2004 tarihli soruşturmaraporunun Anayasa Mahkemesine gönderilmesi istenmiş ancak Millî EğitimBakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından ilgili soruşturma raporugönderilmemiştir. Ankara 11. İdare Mahkemesince gönderilen dosya evrakı içindede söz konusu soruşturma raporunun bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
22. 23/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun"Memurların kurumlarca görevlerinin veyerlerinin değiştirilmesi" kenar başlıklı 76. maddesinin ilgilikısmı şu şekildedir:
"Kurumlar, görev ve unvan eşitliğigözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadroderecelerine eşit veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurumiçinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler...."
23. 657 sayılı Kanun'un "Disiplincezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller"kenar başlıklı 125. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Devlet memurlarınaverilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil vehaller şunlardır:
...
B - Kınama : Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazıile bildirilmesidir.
Kınama cezasını gerektiren fiil ve hallerşunlardır:
a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanındayapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerinegetirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç vegereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak,
...
d) Hizmet dışında Devlet memurunun itibar vegüven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,..."
24. 13/8/1999 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 23785 sayılımülga Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Müfettişleri BaşkanlıklarıYönetmeliği'nin "Hizmetin gereği olarakyapılacak yer değiştirme" kenar başlıklı 55. maddesinin (b)bendi şöyledir:
"Başkan, başkanyardımcıları, müfettişler ve müfettiş yardımcılarından, haklarında yapılansoruşturma sonucu görev yerlerinin değiştirilmesi kamu veya kendi yararıbakımından gerekli veya uygun görülenler ile iki kez üst üste olumsuz sicilalanların görev yerleri, bulunduğu il ve bölge hizmetini tamamlayıptamamlamadıklarına bakılmaksızın aynı hizmet bölgesine ya da görev yapmadıklarıbaşka hizmet bölgesine dahil bir il olacak biçimde Bakanlıkça değiştirilir."
B. Uluslararası Hukuk
25. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Namet Sevinç (B. No: 2015/9155, 10/1/2019, §§ 16-24) ve Sevilay Sümer (B. No: 2016/7091,18/7/2019, §§ 40-46) başvuruları hakkında verilen kararlar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 9/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Özel Hayata SaygıHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
27. Başvurucu; isimsiz ve imzasız bir ihbar mektubu sonrasındasoruşturma konusu edilemeyecek hususlarla ilgili olarak görevini gereği gibiyapmadığına ve görevinde başarısız olduğuna ilişkin bir saptama dayapılmaksızın özel hayatı kapsamında kalan eylemler gerekçe gösterilerek idariyaptırım uygulandığını ifade etmiştir. Bu süreçte gerekmediği hâlde özelyaşamının sorgulandığını ve atama işleminin gerekçesi yapıldığını, yargılamasırasında hakkındaki iddialara karşılık savunmaları değerlendirilmeden vegerekçe gösterilmeksizin karar verildiğini ifade eden başvurucu, ayrıca görevdeğişikliği nedeniyle %90 oranında engelli olup özel eğitim alan oğlundan vekamu görevlisi olan eşinden uzun süre ayrı kaldığını belirterek adil yargılanmahakkı ile özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu bir bayanla sık sık bir arayagelerek içki içmeye gittiği şeklindeki isnatları belirterek özel hayatıkapsamında kalan hususlar nedeniyle hakkında atama işlemi tesis edildiğiniileri sürmüştür. Bunun yanı sıra başvurucu çocuğunun %90 oranında engelli veözel eğitime muhtaç olduğunu, söz konusu görev değişikliğinin bu yönüyle deözel ve aile hayatında ciddi şekilde olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifadeetmiştir. Başvurucunun söz konusu iddialarının niteliği itibarıyla özel hayatasaygı hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir.
29. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak20. maddesi şöyledir:
"Herkes, özel hayatınave aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın veaile hayatının gizliliğine dokunulamaz."
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özelhayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı
31. Mesleki hayat çerçevesinde kişilerin özel hayatı hakkındasorgulanması ve bunun doğurduğu idari sonuçlar, buna ek olarak kişilerindavranış ve tutumları gerekçe gösterilerek görevden alınmaları özel hayatıngizliliğine yapılmış bir müdahale oluşturmaktadır (Serap Tortuk, B. No: 2013/9660,21/1/2015, § 37; Bülent Polat, B.No: 2013/7666, 10/12/2015, § 63; Ata Türkeri,B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 33).
32. Somut olayda özel yaşama ilişkin davranış ve ilişkilerinbaşvurucu hakkında soruşturma başlatılmasında belirleyici olduğu ve buna göretesis edilen idari işlemin de sebebi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda meslekhayatıyla ilgili atama işleminde kişinin özel yaşamına ilişkin eylemlerisorgulanarak dayanak alınması suretiyle özel hayata saygı hakkına müdahaledebulunulduğu sonucuna varılmıştır.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
33.Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
34. Bu kapsamda yukarıda anılan müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığınınAnayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlartarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenleredayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygunolma koşulları yönünden incelenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
35. Başvurucu hakkında tesis edilen idari işlem 657 sayılıKanun'un 76. maddesi ile buna dayalı ikincil mevzuat temelinde yürütülmüştür. Dolayısıylasomut olayda başvurucunun özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin kanunibir dayanağının mevcut olduğu ve yargısal kararların yeterli bir hukuki temelesahip olduğu anlaşılmıştır.
(2) MeşruAmaç
36. Başvurucunun naklen atamasının yapılması suretiyle özelhayata saygı hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 129. maddesinin birincifıkrası kapsamında kalan kamu görevlisinin Anayasa ve kanunlara sadakatyükümlülüğü çerçevesinde, kamu hizmetinin etkin bir şekilde yürütülmesi vemesleki disiplinin sağlanması meşru amacına dayandığı anlaşılmaktadır.
(3) DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk
(a) Genelİlkeler
37. Kanuni dayanağı bulunan ve meşru amaç taşıyan müdahaleninihlal teşkil etmemesi için Anayasa’nın 13. maddesinde yer verilen demokratiktoplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olması gerekir.
38. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu birtoplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Açıktır ki bu başlıkaltındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzerebaşvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülük ilkesindenbağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama biçimindeiki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter bir bütününparçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).
39. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacıkarşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisinigöstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya ulaşılmakistenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin zorunlu birtoplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (Ferhat Üstündağ, § 46).
40. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ilebaşvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaretetmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamununmenfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğerbireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaretetmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinindiğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaranaçıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesiyönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ, § 48).
41. Personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir alanda,kamu görevini yürütmekle görevli kişilerin hak ve özgürlüklerine herhangi birvatandaşa uygulanamayacak sınırlamalar getirilmesi demokratik bir toplumdagerekli olabilir. Bu kapsamda kamu makamlarının faaliyetin niteliği vesınırlamanın amacına göre değişen geniş bir takdir yetkisinin bulunmasıdoğaldır. Ancak özel hayatın gizliliği hakkının mahremiyet hakkı gibi en gizliyönleri söz konusu olduğunda kamu makamlarının takdir yetkisi daha dardır ve bualanlara yönelik müdahalelerin haklı olduğunun kabul edilebilmesi için kamumakamlarınca özellikle ciddi gerekçelerin gösterilmesi gerekir (Ata Türkeri,§ 47).
42. Ayrıca tesis edilen disiplin işlemlerinde ve bu işlemlerinhukuka uygunluk denetiminin yapıldığı mahkeme kararlarında bireylerin özelhayatlarına ilişkin tutum ve eylemlerinin mesleki hayatları üzerindekietkilerinin açıklanması, kamu hizmeti sunan ilgili kurumların işleyişiüzerindeki etkilerinin ve risklerinin ortaya konulması, bu hususlardakideğerlendirmelerin yeterli ve ikna edici gerekçelerle desteklenmesi, ayrıcatesis edilen işlemlerin bireylerin geçmiş mesleki sicilleri ve başarı durumlarıdikkate alınarak ölçülülük yönünden irdelenmesi gerekir (G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016,§ 60).
43. Buna göre özel hayata saygı hakkına yapılan bir müdahale,zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsalihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeniningereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.
(b) İlkelerinOlaya Uygulanması
44. Somut olayda mahkeme kararında ve dayanağı olan disiplinsoruşturma raporunda; Ankara Millî Eğitim Müdürlüğünde ilköğretim müfettişiolarak çalışan başvurucunun özel yaşam alanı kapsamındaki sosyal hayatına,diğer bir ifade ile mesleki faaliyetleri sırasında dış dünyayla kurduğu vegeliştirdiği ilişkilere yönelik iddialara yanıt vermek zorunda bırakıldığıanlaşılmaktadır. Dairenin kararında; başvurucuya isnat edilen eylemlerinbirçoğunun sübuta ermediği ve soruşturma raporunda sübuta erdiği ileri sürüleneylemlerle ilgili olarak da alınan tanık ifadelerinden bu iddiaların gerçekleşmediği,diğer bir ifadeyle özel hayatını ilgilendiren hususların görevini yapmasınıolumsuz etkilediği ya da görevini gereği gibi yapmasına engel olduğuna ilişkinyeterli bir saptama bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca disiplin yönünden aldığıkınama cezasının görev yerinin değiştirilmesini gerektirir nitelikte olmadığıaçıklanarak dava konusu idari işlem hukuka uygun görülmemiştir. Mahkeme veKurul kararlarında ise isnat edilen eylemlerin hangisinin sübuta erdiği, başvurucununhangi tutum ve eylemleri nedeniyle görevini gereği gibi yapmadığı ya da özelhayatına ilişkin hangi konuları meslek hayatına olumsuz bir şekilde yansıttığı,diğer bir ifade ile kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesine engel olduğuyönünde herhangi bir tespit ve açıklama bulunmamaktadır.
45. Öte yandan başvuru konusu olan atama işleminin doğurduğusonuçlar bakımından özel hayat üzerindeki etkilerinin de incelenmesi gerekir (Namet Sevinç, §§ 20-22; Sevilay Sümer, §§ 42-44). Atama işleminintemelini oluşturan özel hayata konu unsurların soruşturma konusu yapıldığı sözkonusu yargılama sürecinde fiziksel, bilişsel, konuşma ve yürüme özürleribulunan oğlunun %90 oranında engelli ve özel eğitime muhtaç olduğu, Ankara'dabir eğitim uygulama okulu ve iş eğitim merkezinde özel eğitim aldığı, bu okulauyumunun zorlukla sağlanmış bulunduğu belirtilmiştir. Görev değişikliğinedeniyle oğlunun sağlık durumunun özel hayatına ciddi etkilerinin bulunduğunayönelik başvurucunun iddiaları cevapsız bırakılmıştır. Bunun yanındabaşvurucunun disiplin yönünden aldığı kınama cezasının görev yerinindeğiştirilmesini gerektirir nitelikte olmadığı ve görevini gereği gibiyapamadığına ilişkin bir tespitin de bulunmadığı yönündeki Daire kararınınaksine bir açıklama dahi yapılmamış, herhangi bir gerekçe de gösterilmemiştir.Dolayısıyla inceleme konusu yargılama kapsamında başvurucunun eylemlerininmesleğine bir etkisinin bulunduğunun ortaya konulamadığı değerlendirilmektedir.
46. Olaydaki şartlar bütüncül bir şekilde değerlendirildiğindeözel hayat kapsamında kaldığı açık olan birtakım eylemlerin başvurucununmesleki hayatı ve kamu hizmetinin işleyişi üzerindeki etkisine ve risklerinedair ilgili ve yeterli gerekçelerin gösterilemediği, tesis edilen işleminbaşvurucunun sicili gözetilerek ölçülülük yönünden değerlendirilmediği, başkabir ifadeyle söz konusu müdahalenin gerekçelerinin ortaya konulamadığıgörülmektedir. Bu nedenlerle sonuç olarak Mahkeme ve Kurul tarafından verilenkararların özel hayata saygı hakkına müdahaleyi haklı kılacak şekilde konuylailgili ve yeterli gerekçe içermediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumdayukarıdaki açıklamalarla birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun özelhayatına ilişkin eylemlerin ifa ettiği görevi etkileyen bir unsur olarakdeğerlendirilerek görev yerinin değiştirilmesinin kamu hizmetinin gereği gibiyürütülmesini sağlamak amacıyla alınmasının zorunlu bir tedbir olduğu dasöylenemez.
47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesindegüvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
48. Başvurucu 20/9/2004 tarihinde açtığı davanın on yılı aşkınbir sürede tamamlandığını belirterek makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
49. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra 31/7/2018 tarihli ve30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılıAvrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat ÖdenmekSuretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.
50. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göreyargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesiya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddeninyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olanbireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabuledilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaatüzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (TazminatKomisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
51. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında Anayasa Mahkemesi;yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geçveya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak TazminatKomisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma,başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığıyönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, § 26).
52. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuruyolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlamasınedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarınamakul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminatödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafiolanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlamaimkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçelerdoğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlaliddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesiolduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılanbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincilniteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).
53. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektirenbir durum bulunmamaktadır.
54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
55. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Esas incelemesonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine kararverilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
56. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucunavarıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususundagenel ilkeler belirlenmiştir.
57. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).
58. Mehmet Doğankararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derecemahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derecemahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Bunagöre Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yenidenyargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul kanunlarında düzenlenenyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesisebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derecemahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararıverilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdirderece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesinebırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiğidoğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmaklayükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).
59. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gerekenşey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafındanbir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlaligideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespitedilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır.Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin birişlemden veya yerine getirilmeyen usule ilişkin bir eksiklikten kaynaklanıyorsasöz konusu usul işleminin hak ihlalini giderecek şekilde yeniden (veya dahaönce hiç yapılmamışsa ilk defa) yapılması icap etmektedir. Buna karşılıkihlalin idari işlem veya eylemin kendisinden ya da (derece mahkemesince yapılanveya yapılmayan usul işlemlerinden değil de) derece mahkemesi kararınınsonucundan kaynaklandığının Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edildiğihâllerde derece mahkemesinin usule dair herhangi bir işlem yapmadan doğrudanmümkün olduğunca dosya üzerinden önceki kararının aksi yönünde karar vererekihlalin sonuçlarını ortadan kaldırması gerekir (Mehmet Doğan, § 60).
60. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesine ve lehine 50.000 TLmanevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
61. Başvuruda Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınanözel hayata saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
62. Bu durumda başvurucunun özel hayatına saygı hakkına yönelikihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılamasürecinde mahkemelerce yapılması gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açanmahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlalsonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygunyeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere ilgili yargı merciine gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
63. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili yargımerciine gönderilmesine karar verilmesi nedeniyle başvurucunun tazminattalebinin reddine karar verilmesi gerekir.
64. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatasaygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara11. İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE (E.2008/11, K.2008/240),
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE9/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.