TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SÜLEYMAN KAÇMAZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/72686)
Karar Tarihi: 10/12/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Umut FIRTINA
Başvurucu
:
Süleyman KAÇMAZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru bir ceza soruşturmasında mal varlığına elkoyma tedbirinin uygulanması nedeniyle mülkiyet hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 19/12/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
A. Başvuru Tarihine KadarYaşanan Gelişmeler
9. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi silahlı bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış ve Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde 21/7/2016tarihinden itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmesinekarar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Darbeteşebbüsüne ilişkin süreç, OHAL ilanı, OHAL döneminin gerektirdiği tedbirlereilişkin detaylı açıklamalar Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri ([GK], B. No: 2016/22169,20/6/2017, §§ 12-20, 47-66) kararında yer almaktadır.
10. Başvurucu, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sonrasındaanayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüsve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarını işlediği şüphesiyleKocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca 12/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.
11. Başvurucu 1/9/2016 tarihindeAnayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve silahlı terör örgütüne üye olmasuçlarından tutuklanması talebiyle sorguya sevk edilmiştir. Yapılansorgu neticesinde Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun isnat edilensuçlardan tutuklanmasına karar verilmiştir.
12. Başvurucu Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğünde emniyet amiriolarak görev yapmakta iken 1/9/2016 tarihli ve 29818 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaKamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname ilemeslekten çıkarılmıştır.
13. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı 2/9/2016 tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olma ile cebir ve şiddet kullanarak Anayasal düzeni ortadankaldırmaya teşebbüs suçlarından haklarında soruşturma yürütülenbaşvurucu dâhil bazı şüphelilerin mal varlığı hakkında elkoymatedbiri uygulanmasını talep etmiştir.
14. Talebi kabul eden Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 5/9/2016tarihinde; başvurucu ile diğer şüphelilerin taşınmazları, hak ve alacakları ilevadeli ve vadesiz mevduat hesapları, maaşlı çalışanların ise maaş hesaplarınason aldıkları maaşları kadar paranın aylık harcamalar için kullanılmak üzere oay içerisinde çekilmesine izin verildikten sonra arta kalan tutar üzerine elkoyma tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararda4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128. maddesi ile27/7/2016 tarihli ve 29783 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ileBazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun HükmündeKararname'nin (KHK) 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendi dayanakolarak gösterilmiştir. Hâkimlik ayrıca şüphelilerin maaş hesabının olmamasıveya maaş ödemesinin sona ermiş olması hâlinde kendisi ve ailesinin yaşamsalihtiyaçlarını karşılayabilmesi için varsa bir veya birden fazla bankahesabından aylık toplam tutarı 3.500 TL'yi aşmamak kaydıyla ödeme yapılmasınaizin vermiştir.
15. Kararın gerekçesinde, terörle mücadelenin etkin bir biçimdesürdürülebilmesi için bazı ivedi tedbirlerin alınmasının zorunluluğuna işaretedilmiştir. Bu bağlamda Fethullahçı TerörÖrgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) yurtiçinde ve yurt dışında finans kaynağına ve büyük bir mali güce sahip olduğubelirtilerek bu mal varlığıyla terör örgütünün finanse edildiği vurgulanmıştır.Kararda; taşınmaz ve ulaşım araçları yönünden elkoymatedbirinin uygulanması için 17/9/2016 tarihli 29804 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 671 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaBazı Kurum ve Kuruluşlara İlişkin Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun HükmündeKararname'nin (KHK) 31. maddesine göre kuvvetli suç şüphesinin aranmadığını,diğer mal varlığı yönünden ise şüpheliler tarafından atılı suçun işlendiğine vesuçtan elde edilmiş olduklarına dair kuvvetli suç şüphesinin mevcut olduğunugösterir bazı somut delillere rastlanılmış olduğu belirtilmiştir. Hâkimliğegöre örgütün daha çözülemeyen karmaşık yapısı, organizasyon beceri ve yapısıdikkate alındığında uygulanan tedbir ölçülülük ilkesine de aykırı değildir.
16. Başvurucu 31/10/2016 tarihinde karara itiraz etmiş, aynıHâkimlik 14/11/2016 tarihinde aynı gerekçelerle itirazı reddetmiştir.
17. Bu karar başvurucuya 22/11/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
18. Başvurucu 19/12/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. Başvuru TarihindenSonra Yaşanan Gelişmeler
19. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 22/12/2016 tarihliiddianamesiyle başvurucunun silahlı terörörgütüne üye olma suçundan 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı TürkCeza Kanunu'nun 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile 12/4/1991 tarihli ve3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesinin birinci fıkrası uyarıncacezalandırılması kamu adına iddia ve talep olunmuştur. İddianamede,başvurucunun Bylock kullanmak suretiyle örgütüngizli, kriptolu iletişim ağına dâhil olduğu ve bu örgütle üyeliği, mensubiyetiveya iltisakı yahut irtibatı olduğu gerekçesiylemeslekten çıkarıldığı belirtilmiştir. Başvurucunun evinde yapılan aramada Gül Sultan Yamanlar Çocuk Korosu yazılıkaset, bir adet üzerinde 30 Mart 2014 tarihi yazılı iki yaprak Zaman gazetesisayfası bulunduğu, elde edilen dijital materyallerin ise kolluk görevlilerinceincelenmekte olduğu açıklanmıştır. Bu açıklamalar çerçevesinde şüphelinin FETÖ/PDY'nin kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerinibenimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dâhil olmayı tercih ettiği vebu şekilde örgütle bağ kurarak sürekli, çeşitli ve yoğun faaliyette bulunduğubelirtilmiştir.
20. İddianame dosyanın tevzi edildiği Kocaeli 4. Ağır CezaMahkemesince kabul edilerek kovuşturmaya başlanmıştır.
21. Mahkeme 12/12/2017 tarihinde başvurucunun üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunuişlediği gerekçesiyle 5237 sayılı Kanun'un 314. maddesinin (2) numaralı fıkrasıuyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırmış, 3713 sayılı Kanun'un 5.maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezasının takdiren1/2 oranında artırım yapmış, bu defa 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesine görebaşvurucunun sabıkasız oluşu ve duruşmadaki iyi hâli nedeniyle 1/6 oranındaindirim yapmış, sonuç olarak başvurucunun 6 yıl 3 ay hapis cezası ilemahkûmiyetine karar vermiştir. Mahkeme yurt dışına çıkış yasağı koymuş vebaşvurucunun atılı suçtan serbest bırakılmasına karar vermiştir.
22. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"... sanığın kullandığı05..... .. .. numaralı hat ile örgüt içindeki kişiler ile ByLockprogramı üzerinden görüşmeler yaptığı, HTS kayıtlarına göre FETÖ suçlaması ilehakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan çok sayıda kişi ile yoğun birtelefon irtibatı bulunduğu ayrıca fiilen de FETÖ terör örgütünün sözde üstdüzey sorumluları ile bağlantı içerisinde olduğu, terör örgütünün çağrısınauyarak örgütün bankasına destek sağladığı, Paralel Devlet Yapılanmasının terörörgütü olduğunun aşikar bir şekilde açığa çıkmasına rağmen sanığın örgütle olanyoğun irtibatını ısrarla sürdürdüğü, bu durumun tanık beyanları ile de sabitolduğu, sanığın savunmalarının soyut nitelikte olduğu ve inandırıcı olmadığıkanaatine varılarak kriptolu haberleşme proğramı olanByLock uygulamasının münhasıran FETÖ mensuplarıncakullanıldığı sanığın FETÖsilahlı terör örgütününhiyerarşik yapısına dahil olduğu ve sözü edilen terör örgütü ile arasındaorganik bağ bulunduğu anlaşılmakla sanığın üzerine atılı bulunan suçu işlediğininsabit olduğu ve cezalandırılması gerektiği, suçun işleniş biçimine, sanığınkastının yoğunluğuna ve tanık beyanlarına göre örgüt içerisindeki konumuna göretakdiren alt sınırdan olmak üzere atılı silahlı terörörgütüne üye olma suçundan cezalandırılması yoluna gidilmiş, sanığınsabıkasızlığı ve duruşmadaki iyi hali lehine değerlendirilerek cezasındatakdiri indirim yapılmış, sanık hakkında hükmedilen cezanın niteliği gereğincehakkında mükerrirlere özgü infaz rejimininuygulanmasına, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre de cezasından mahsupedilerek yapılan yargılama sonucu mahkememizce ulaşılan hukuki ve vicdanikanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."
23. Başvurucu karara karşı istinaf talebinde bulunmuş olupistinaf incelemesi hâlen devam etmektedir.
24. Anayasa Mahkemesince başvurucunun mal varlığı yönündenuygulanan tedbirin devam edip etmediği sorulmuş, Mahkeme 7/8/2018 tarihli biryazı ile tedbirin devam ettiğini bildirmiştir.
25. Başvurucu 19/12/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
26. 5237 sayılı Kanun'un 314. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşincibölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veyayöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır.
(2)Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapiscezası verilir. "
27. 3713 sayılı Kanun'un 5. maddesi şöyledir:
"3 ve 4 üncümaddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayinedilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarakhükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gereko fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırıaşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapiscezasına hükmolunur.
Suçun, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmişolması dolayısıyla ilgili maddesinde cezasının artırılması öngörülmüşse; sadecebu madde hükmüne göre cezada artırım yapılır. Ancak, yapılacak artırım, cezanınüçte ikisinden az olamaz. "
28. 5271 sayılı Kanun’un 128. maddesi şöyledir:
“Soruşturmaveya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dairsomut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veyasanığa ait;
a) Taşınmazlara,
b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,
c) Banka veya diğer malî kurumlardaki hertürlü hesaba,
d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki hertürlü hak ve alacaklara,
e) Kıymetli evraka,
f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklıkpaylarına,
g) Kiralık kasa mevcutlarına,
h) Diğer malvarlığı değerlerine,
Elkonulabilir. Somut olarak belirlenen Bu taşınmaz, hak,alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan başka bir kişininzilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemiyapılabilir. (Ek cümle: 21/2/2014 – 6526/10 md.) Bumadde kapsamında elkoyma kararı alınabilmesi içinilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye PiyasasıKurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Hazine Müsteşarlığı ve Kamu Gözetimi,Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan, suçtan elde edilen değere ilişkinrapor alınır. Bu rapor en geç üç ay içinde hazırlanır. Özel sebepler zorunlukıldığında bu süre talep üzerine iki ay daha uzatılabilir.
(2)Birinci fıkra hükmü;
a) Türk Ceza Kanunundatanımlanan;
…
18. (Değişik: 2/12/2014-6572/41 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar(madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
...
(3)Taşınmaza elkonulması kararı, tapu kütüğüne şerhverilmek suretiyle icra edilir.
(4)Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen elkoymakararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icraolunur.
(5)Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba elkonulmasıkararı, teknik iletişim araçlarıyla ilgili banka veya malî kuruma derhâl bildirilerekicra olunur. Söz konusu karar, ilgili banka veya malî kuruma ayrıca tebliğedilir. Elkoyma kararı alındıktan sonra, hesaplarüzerinde yapılan bu kararı etkisiz kılmaya yönelik işlemler geçersizdir.
...
(7) Hak ve alacaklara elkoymakararı, ilgili gerçek veya tüzel kişiye teknik iletişim araçlarıyla derhâlbildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili gerçek veya tüzel kişiyeayrıca tebliğ edilir.
...”
29. 5271 sayılı Kanun'un 267. maddesi şöyledir:
"Hâkim kararları ile kanunun gösterdiğihâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir."
30. 5271 sayılı Kanun'un 268. maddesi şöyledir:
"(1) Hâkim veya mahkeme kararına karşıitiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göreilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı verenmercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibinebeyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayımahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü maddehükmü saklıdır.
(2)Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararınıdüzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkiliolan mercie gönderir.
(3)İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:
a) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) Sulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan itirazlarınincelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliğinin bulunması hâlinde,numara olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son numaralı hâkimlik için birnumaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh cezahâkimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesininbulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza mahkemesinin bulunduğuyerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır ceza mahkemesininbulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.
..."
31. 668 sayılı KHK'nın 3. maddesinin 1 numaralı fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü,Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenensuçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;
...
(ı)5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesi uyarınca yapılacak elkoymaya,maddenin birinci fıkrasında belirtilen rapor alınmadan, sulh ceza hâkimliğincekarar verilebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da elkoymaya karar verebilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, beş gün içinde görevli hâkimin onayınasunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren on güniçinde açıklar; aksi halde elkoyma kendiliğindenkalkar.
..."
32. 671 sayılı KHK'nın 31. maddesiyle 3713 sayılı Kanun'a 20.maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 20/A maddesi şöyledir:
"Türk Ceza Kanununun İkinci KitapDördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanansuçlar ve bu Kanun kapsamına giren suçlar nedeniyle gerçek veya tüzel kişilerile kamu kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararların tazmini amacıyla, soruşturmaaşamasında Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturmaaşamasında mahkeme tarafından, şüpheli veya sanıklara ait taşınmazların veyakara, deniz ya da hava ulaşım araçlarının devir ve temlikini veya bunlarlailgili hak tesisini önlemek ya da tasarruf yetkisini kısıtlamak için şerhdüşülmesine karar verilebilir. Taşınmazlarla ilgili karar tapu kütüğüne; kara,deniz ve hava ulaşım araçlarıyla ilgili karar ise bu araçların kayıtlıbulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur. Kovuşturmaya yerolmadığına dair kararın kesinleşmesi halinde veya şerhin konulduğu tarihtenitibaren bir yıl içinde, şerhin devamı yönünde hukuk mahkemesinden verilmişihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı ibraz edilmediği takdirde şerhkendiliğinden terkin edilir."
B. Uluslararası Hukuk
33. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.luProtokol'ün "Mülkiyetin korunması"kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halelgetirmez."
34. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), suç isnadına bağlıolarak yapılan elkoyma işlemlerini Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamındadeğerlendirmektedir. AİHM'e göre kamu makamlarıncakişilerin mülküne el konulması mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmektedir.AİHM, bu suretle yapılan müdahalenin mülkiyetin kullanılmasının kontrolüneilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi gerektiği görüşündedir (Raimondo/İtalya, B. No: 12954/87, 22/2/1994, § 27;Andrews/Birleşik Krallık (k.k.),B. No: 49584/99, 26/9/2002; Adamczyk/Polonya (k.k.),B. No: 28551/04, 7/11/2006; JGK Statyba Ltd ve Guselnikovas/Litvanya, B. No: 3330/12,5/11/2013, § 117). Buna göre elkoyma işlemiylebaşvurucu, mülkünden tamamıyla yoksun bırakılmamakta; başvurucunun mülkündenyararlanması veya tasarrufta bulunması geçici olarak sınırlandırılmaktadır.AİHM ayrıca elkoyma işleminin -kimi durumlarda-muhtemel bir müsadere kararının uygulanmasını güvence altına almaya yönelikolarak geçici bir tedbir şeklinde uygulandığına da dikkat çekmektedir (Rafig Aliyev/Azerbaycan, B. No: 45875/06,6/12/2011, § 118).
35. AİHM, elkoyma yoluyla yapılanmüdahalenin öncelikle iç hukukta yeterli bir temelinin olması ve kamu yararınadayalı meşru bir amacı içermesi gerektiğini kabul etmektedir (Ali Esen/Türkiye, B. No: 74522/01,24/7/2007, § 32). Nitekim Viktor Konovalov/Rusya (B.No: 43626/02, 24/5/2007) kararında, iç hukukta bu konuda bir düzenlemebulunmadığı hâlde el konulan aracın nihai karar beklenmeden satılması suretiylemülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Sözleşme'ye ek 1No.lu Protokol'ün 1. maddesi anlamında hukuka dayalı olma gerekliliğinikarşılamadığı sonucuna varılmıştır (Viktor Konovalov/Rusya, §§ 38-47).Bununla birlikte AİHM, elkoyma yönünden kamumakamlarının geniş bir takdir yetkisi olduğunu kabul etmektedir (Dzinic/Hırvatistan, B. No: 38359/13, 17/5/2016,§ 68). AİHM ayrıca, muhtemel bir müsadere için elkoymatedbirinin uygulanmasının kamu yararına dayalı olup meşru bir amacı daiçerdiğini sıklıkla içtihatlarında belirtmektedir (Borzhonov/Rusya, B. No: 18274/04, 22/1/2009, § 58; East West AllianceLimited/Ukrayna, B. No: 19336/04, 23/1/2014, § 187).
36. AİHM'e göre mülkün kamu yararınakullanılmasının kontrolü kapsamında mülke el konulması hususunda devletleringeniş bir takdir yetkisi bulunmakla birlikte bu yetkinin tanınması, kişilerinmülkünden geçici süreyle de olsa yoksun bırakılması gibi ağır bir sonuca da yolaçmaktadır.Bu nedenlebaşvurucunun mülkiyet hakkına elkoyma suretiyleyapılan müdahalenin keyfî veya öngörülemez olmaması için usule ilişkin bazıgüvenceler öngörülmelidir. AİHM, özellikle elkoyma vemüsadere yoluyla yapılan müdahaleler yönünden verdiği kararlarında keyfîmüdahalelerden korunmak amacıyla mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden buönlemlerin kanun dışı veya keyfî ya da makul olmayan şekilde uygulandığınailişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkin bir biçimdeortaya koyabilme olanağının kişilere tanınması güvencesinin sağlanmasıgerektiğini belirtmektedir. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününebakılarak yapılmalıdır (AGOSI/BirleşikKrallık, B. No: 9118/80, 24/10/1986, § 60; Saccoccia/Avusturya, B. No: 69917/01, 18/12/2008,§89; elkoyma ile ilgili kararlar için bkz. Dzinic/Hırvatistan, § 68; Borzhonov/Rusya, §§ 60, 61).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
37. Mahkemenin 10/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım TalebiYönünden
38.Başvurucu bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılayacakgeliri olmadığını beyan ederek adli yardım talebinde bulunmuştur.
39. Anayasa Mahkemesinin MehmetŞerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılamagiderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkçadayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesigerekir.
B. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
40. Başvurucu mal varlığı hakkında kanuna aykırı olarak elkoyma tedbiri uygulandığından yakınmaktadır. BaşvurucuAnayasa'nın öngördüğü güvencelere uyulmadan mal varlığı hakkında elkoyma tedbiri uygulanmasına karar verildiğini belirtereközel hayata saygı, etkili başvuru ile mülkiyet haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
41. Bakanlık görüşünde, Hakimliğin başvurucunun malvarlığınatedbir konulmasına ilişkin kararının geçici nitelikte bir tedbir kararı olduğu,yargılamanın sonucuna göre tedbir kararının hukuki niteliğinin netleşeceği,başvurucu tarafından tedbir kararının şartları oluşmadan verildiğidüşünülüyorsa tazminat davası açılabileceği yönünde görüş bildirmiştir.
42. Başvurucu ise cevap dilekçesinde dernek üyeliğinin meşru birhak olduğunu, anılan derneğin kapatılmasından sonra bir bağının kalmadığınıvarsayımdan hareketle terörden elde edildiği gerekçesiyle malvarlığına elkonulmasının mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, hakkında hüküm kuruluncaya kadarmağdur olacağını belirtmiştir.
C. Değerlendirme
43. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet vemiras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
44. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu aynı iddialarla özel hayata saygıve etkili başvuru hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Ancak başvurucununmal varlığı hakkında elkoyma tedbirinin uygulanmasınailişkin şikâyeti esas itibarıyla mülkiyet hakkını ilgilendirdiğinden,başvurucunun söz konusu ihlal iddialarının mülkiyet hakkı bağlamındaincelenmesi uygun görülmüştür.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
45. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Mülkün Varlığı
46. Başvuruya konu tedbir kararının uygulandığı mal varlığıdeğerleri yönünden mülkün mevcutolduğunda kuşku bulunmamaktadır.
b. Müdahalenin Varlığı veTürü
47. Malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülküüzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması, mülkiyethakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhanve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53). AnayasaMahkemesi daha önce bir suç isnadına bağlı olarak uygulanan elkoymatedbirinin, mülkten geçici süreyle de olsa yoksun bırakma sonucuna yolaçmasından dolayı mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini kabul etmiştir (Hanife Ensaroğlu,B. No: 2014/14195, 20/9/2017, § 52). Somut olayda başvurucunun mal varlığıdeğerleri yönünden bir ceza soruşturması sürecinde suçtan elde edildiğişüphesiyle ve muhtemel bir müsadereyi güvence altına almak için el konulmuştur.Bu durumda müdahalenin belirtilen amacı da gözetildiğinde mülkiyetin kamuyararına kullanımının düzenlenmesine ilişkin üçüncü kural çerçevesindeincelenmesi gerekmektedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hanife Ensaroğlu,§ 52; Onur Tur Uluslararası Nakliyat Ltd.Şti., B. No: 2015/947, 15/11/2018, § 52; Yeter Deri Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş., B. No: 2015/8867,21/2/2019, § 55).
c. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
48. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temelhak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin velâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
49. Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkınayönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanunadayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılmasıgerekmektedir(RecepTarhan ve Afife Tarhan, § 62).
i. Kanunilik
50. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesigereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespitedildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkınınihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması,müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanunhükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiyeİş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; NecmiyeÇiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).
51. Somut olayda başvurucunun mal varlığına ilişkin olarak 5271sayılı Kanun'un 128. maddesi ve 668 sayılı KHK'nın 3. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (ı) bendi hükümlerine göre elkoyma tedbiriuygulanmıştır. Bununla birlikte başvurucunun cezalandırılması talebiyle açılandavada yapılan yargılama neticesinde Ağır Ceza Mahkemesince verilen mahkûmiyeteilişkin kararda el konulan mal varlığı değerleri ile ilgili herhangi bir hükmeyer verilmemiştir. Ancak Ağır Ceza Mahkemesi tedbirin devam ettiğinibildirmiştir. Diğer taraftan başvurucunun elkoymakararına karşı yaptığı itirazının ise yine elkoymakararını veren mercii tarafından incelenerek reddedildiği görülmektedir.Anayasa Mahkemesi tedbirin konulması ile ilgili kanuni bir dayanağın mevcutolduğunu tespit etmekle birlikte tedbirin devamı ve tedbire itiraz sürecineilişkin belirtilen meseleleri müdahalenin ölçülülüğü bağlamında inceleyereksonuca varacaktır.
ii. Meşru Amaç
52. Elkoyma tedbirinin uygulanmasının,suçla mücadele çerçevesinde yeni suçların işlenmesinin önlenmesi,caydırıcılığın sağlanması ve muhtemel bir müsaderenin güvence altına alınmasıgibi kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunduğu açıktır (benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. Yeter DeriTekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş., § 61).
iii. Ölçülülük
53. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişlilik öngörülenmüdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaçbakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahaleile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makulbir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127,22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
54. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkınınsınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin haklarıarasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucununşahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuşolacaktır. Anayasa Mahkemesi müdahalenin orantılılığını değerlendirirken birtaraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahaleninniteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkatealacaktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Arif Güven, B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).
55. Anayasa'nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir güvencedensöz etmemektedir. Bununla birlikte mülkiyet hakkının gerçek anlamdakorunabilmesi bakımından bu madde Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında daifade edildiği üzere mülk sahibine müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da makulolmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlarönünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması güvencesinikapsamaktadır. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarakyapılmalıdır (başvurucuya diğer unsurlar yanında ayrıca etkin bir savunma hakkıtanındığından müdahalenin ölçülü görüldüğü kararlar için bkz. Eyyüp Baran, B. No: 2014/8060, 29/9/2016, §§75-95; Fatma Çavuşoğlu ve Bilal Çavuşoğlu,B. No: 2014/5167, 28/9/2016, §§ 74-89. Buna karşılık aynı koşulun yargılamasürecinde sağlanamaması nedeniyle müdahalenin ölçüsüz görüldüğü kararlar içinbkz. Mahmut Üçüncü, B. No:2014/1017, 13/7/2016, §§ 79-102; Arif Güven,§§ 57-72).
56. Ayrıca mülkiyet hakkına müdahaleye yol açan tedbirlerinkeyfî veya öngörülemez biçimde uygulanmaması gerekmektedir. Aksi takdirdemülkiyet hakkının etkin bir biçimde korunması mümkün olmaz. Bu sebeple kamumakamlarınca başvurucunun eylemi ile tedbire yol açan kanuna aykırılık arasındabağlantı olduğunu gösterir makul bir değerlendirme yapılmalıdır. Bu bağlamda elkoyma veya müsadere gibi tedbirler yoluyla mülkiyethakkına yapılan müdahalelerin bireyin menfaatleri ile kamunun yararı arasındaolması gereken adil dengeyi bozmaması için suça veya kabahate konu eşyanınmalikinin davranışı ile kanunun ihlali arasında uygun bir illiyet bağınınolması ve iyi niyetli eşyamalikine eşyasını -tehlikeli olmaması kaydıyla- geri kazanabilme olanağınıntanınması veya iyi niyetli malikin bu nedenle oluşan zararının tazmin edilmesigerekmektedir (Bekir Yazıcı, §§31-80; Hanife Ensaroğlu,§ 66; Hamdi Akın İpek, § 115).
d. İlkelerin OlayaUygulanması
57. Somut olayda öncelikle mülkiyet hakkının korunmasınıngerektirdiği usule ilişkin güvencelerin sağlanıp sağlanmadığı belirlenmelidir.
58. Başvurucunun mal varlığı değerlerine Kocaeli 1. Sulh CezaHâkimliğince elkoyma tedbiri uygulanmış, başvurucununkarara karşı yaptığı itiraz ise yine aynı Hâkimlikçe değerlendirilerekreddedilmiştir. Hâlbuki 5271 sayılı Kanun'un 267. ve 268. maddelerine görekararına itiraz edilen Sulh Ceza Hâkimliğinin itirazı yerinde görmemesidurumunda en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan merciye göndereceği hüküm altına alınmıştır. İtiraz merciiise 263. maddenin (3) numaralı fıkrasına göre o yerde birden fazla sulh cezahâkimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen hâkimlik olarakdüzenlenmiştir. Buna karşın somut olayda ise başvurucunun elkoymatedbirine karşı yaptığı itirazının incelenmek kanunda öngörülen merciinegönderilmediği görülmektedir. Böylelikle başvurucuya kanun ile tanınan birhukuk yolu önünde söz konusu elkoyma kararının keyfîveya hukuka aykırı olduğunu ileri sürebilme imkânından yoksun bırakıldığıaçıktır.
59. Diğer taraftan silahlı terör örgütüne üye olma suçundanyürütülen bir ceza soruşturmasında muhtemel bir müsaderenin güvence altınaalınması çerçevesinde elkoyma tedbirinin kanunadayalı olarak uygulanması kamu makamlarının takdirindedir. Bununla birlikteolayda başvurucunun atılı suçtan cezalandırılmasına karar veren Ağır CezaMahkemesi el konulan mal varlığı değerlerinin müsaderesi yönünde bir hükümtesis etmemiştir. Mahkeme böyle bir hüküm tesis etmediği gibi söz konusu malvarlığı değerlerine yönelik tedbirin devamı veya sona erdiği yönünde de birkarar vermemiş, Anayasa Mahkemesinin konu hakkındaki yazısı üzerine tedbirindevam ettiğini bildirmiştir.
60. Dolayısıyla soruşturma ve kovuşturma sürecine bir bütünolarak bakıldığında müsadere yönünde bir hüküm verilmediği hâlde elkoyma tedbirinin devamına niçin gerek duyulduğuanlaşılamamaktadır. Mahkeme tedbirin devamının gerekçesini ve kanuni dayanağınıda göstermemiştir.
61. Bu bağlamda 671 sayılı KHK'nın 31. maddesindeki düzenlemeyede dikkati çekmek gerekir. Bu madde ile başvurucunun üzerine atılı suç gibibazı suçlar nedeniyle gerçek veya tüzel kişiler ile kamu kurum vekuruluşlarının uğradığı zararların tazmini için elkoymatedbirinin uygulanabileceği, ancak şerhin konulduğu tarihten itibaren bir yıliçinde şerhin devamı yönünde hukuk mahkemesinden verilmiş ihtiyati haciz veyaihtiyati tedbir kararı ibraz edilmediği takdirde şerh kendiliğinden terkinedileceği hüküm altına alınmıştır. Mahkeme bu hükmün olayda uygulanabilir olupolmadığı yönünde de herhangi bir değerlendirme yapmamıştır.
62. Sonuç olarak başvurucunun hakkında yürütülen cezasoruşturmasında mal varlığı değerleri yönünden uygulanan tedbire ilişkin olarakkanunda öngörülen itiraz sürecinin işletilmemesi, müsadere kararı verilmediğihâlde tedbirin fiilen devam ettirildiği, tedbirin devamı ile ilgili olarak birkarar verilmediği gibi konu ile ilgili ve yeterli bir gerekçenin degösterilmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkınayapılan müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da makul olmayan şekildeuygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkin birbiçimde ortaya koyabilme olanağının tanınmadığı ve mülkiyet hakkınıngerektirdiği usule ilişkin güvencelerin sağlanmadığı kanaatine varılmıştır. Budurumda elkoyma suretiyle yapılan müdahalenin kamuyararı amacı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunmasının gereklilikleriarasındaki adil denge başvurucu aleyhine bozulmuştur. Başvurucunun mülkiyethakkına yapılan müdahale ölçüsüzdür.
63. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
64. Bununla birlikte anılan tedbirin olağanüstü dönemlerde temelhak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasınıdüzenleyen Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığınınincelenmesi gerekir.
e. Anayasa'nın 15. Maddesi Yönünden
65. Anayasa'nın 15. maddesine göre savaş, seferberlik,sıkıyönetim veya olağanüstü hâllerde temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasınınkısmen veya tamamen durdurulabilmesi ve bunlar için Anayasa'nın diğermaddelerinde öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilmesi mümkündür.Ancak Anayasa'nın 15. maddesi, bu hususta kamu otoritelerine sınırsız bir yetkitanımamaktadır. Anayasa'nın diğer maddelerinde öngörülen güvencelere aykırıtedbirlerin Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan hak veözgürlüklere dokunmaması, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere aykırıbulunmaması ve durumun gerektirdiği ölçüde olması gerekir. Anayasa MahkemesinceAnayasa'nın 15. maddesine göre yapılacak inceleme bu ölçütlerle sınırlıolacaktır. Mahkeme bu incelemenin usul ve esaslarını ortaya koymuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 192-211,344).
66. Mülkiyet hakkı savaş, seferberlik, sıkıyönetim ve olağanüstühâl gibi olağanüstü yönetim usullerinin benimsendiği dönemlerde Anayasa'nın 15.maddesinin ikinci fıkrasında yer alan dokunulması yasaklanan çekirdek haklararasında değildir. Dolayısıyla bu özgürlükler yönünden olağanüstü hâllerdeAnayasa'daki güvencelere aykırı tedbirler alınması mümkündür.
67. Bu kapsamda elkoyma tedbirinekarşı başvurucuya etkin bir biçimde itiraz edebilme olanağının tanınmadığıtespit edilerek müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır. Olağanüstüdönemde söz konusu tedbire yönelik itiraz süreçlerini düzenleyen ilgili kanunhükümlerini kaldıran veya değiştiren herhangi bir düzenleme yapılmadığıanlaşıldığından müdahalenin durumungerektirdiği ölçüde olduğu söylenemez.
68. Bu itibarla olağanüstühâl döneminde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasınıve sınırlandırılmasını düzenleyen Anayasa'nın 15. maddesinin, başvurucununmülkiyet hakkına yönelik Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerinde belirtilen güvencelereaykırı bu müdahaleyi meşru kılmadığı değerlendirilmiştir.
69. Açıklanan gerekçelerle -Anayasa'nın 15. maddesiyle birliktedeğerlendirildiğinde de- başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altınaalınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
70. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
71. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminattalebinde bulunmuştur.
72. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadankaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlalkararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalindevamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiylesonuçlanacağına da işaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri, B.No:2016/12506, 7/11/2019).
73. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§55, 57).
74. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda AnayasaMahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendiuyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklıolarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran vebireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenleAnayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılamakararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundanfarklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabulhususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle birkarar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebinibeklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılamakararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleriyerine getirmektir. (Mehmet Doğan,§§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 57-59, 66-67).
75. İncelenen başvuruda mülkiyet hakkının ihlal edildiğisonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
76. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yenidenyargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştırannedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir kararverilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılamayapılmak üzere Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/159) gönderilmesinekarar verilmesi gerekmektedir.
77. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirmekuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi içinmülkiyet hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecekolan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucunun adli yardım talebi kabuledilmiş olup başvuru lehine sonuçlandığından yargılama giderleriyle ilgili birkarar verilmesine gerek görülmemiştir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesine(E.2017/159) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE10/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.