TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ŞULE BAYBURT BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/38724)
Karar Tarihi: 21/7/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
Şule BAYBURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, velayeti annesinde olan çocuğun annenin soyadınıtaşıması talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle aile hayatına saygıhakkı ile birlikte incelenen ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/12/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu 30/1/1991 tarihinde evlenmiştir ve 15/8/2005 doğumtarihli bir oğlu bulunmaktadır. Başvurucunun eşi 6/4/2009 tarihinde vurularaköldürülmüştür. Başvurucu kendi isteğiyle nüfusta babasının soyadı olan Bayburtsoyadını almıştır.
10. Başvurucu 9/11/2015 tarihinde Manisa 2. Asliye HukukMahkemesinde (Mahkeme) çocuğun adının ve soyadının değiştirilmesi, annesininsoyadını kullanmasına karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Davadilekçesinde; eşinin mafya tarafından başından kurşunlanarak öldürüldüğünü,kendisinin ve ailesinin mafyanın tehdidine maruz kalmaları nedeniyleikametgâhlarını değiştirdiklerini, çocuğunun hâlen tehdit altında olmasınedeniyle babasının soyadını taşımasının sakıncalı olduğunu belirtmiştir.Başvurucu ayrıca kendisinin soyadı ile oğlunun soyadının farklı olmasınedeniyle oğlunun okul hayatında ve sosyal alanda, kamu kurum ve kuruluşlarıile olan taleplerde zorluklar yaşadığını ifade etmiştir. Bunun yanı sıraçocuğun adı ve soyadının çevrede alay konusu olduğunu, çocuğun rencide olupkendisini mutsuz hissettiğini vurgulamıştır.
11. Mahkeme 26/1/2016 tarihinde adın değiştirilmesi talebininkabulüne, soyadı değişikliği talebinin reddine karar vermiştir. Karargerekçesinde, evlilik birliği içinde doğan çocukların baba soyadıyla nüfushanesine kaydedileceği, velayet hakkı tanınmış olmasının anneye çocuğun soyadıdeğişikliği için dava açma hakkı vermediği ve çocuk reşit oluncaya kadar veyababa 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 27. maddesiuyarınca soyadını değiştirmediği sürece çocuğun soyadının değiştirilmesininmümkün olmadığı belirtilmiştir.
12. Başvurucunun temyiz istemi Yargıtay 8. Hukuk Dairesitarafından 2/11/2017 tarihinde reddedilerek karar onanmıştır. Nihai kararbaşvurucuya 29/11/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
13. Başvurucu 6/12/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
14. İlgili hukuk için bkz. Nurcan Yolcu [GK], B. No: 2013/9880,11/11/2015 §§ 13-15, 38; Gülbu Özgüler [GK], B. No: 2013/7979, 11/11/2015; §§13-15, 45; Deniz Altınbaş ve diğerleri, B. No: 2014/2033, 26/10/2017, §§ 15-23.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
15. Mahkemenin 21/7/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
16. Başvurucu, haklı sebepleri bulunmasına rağmen çocuğunsoyadını değiştirme talebinin reddedildiğini belirtmiştir. Başvurucu ayrıcaçocuğun velayetinin kendisinde olduğunu ve velayetin soyadını belirleme hakkınıda kapsadığını, erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan soyadı hakkının kadınatanınmamasının ayrımcılık teşkil ettiğini, Anayasa Mahkemesinin emsalkararlarında eşitlik ilkesinin ihlal edildiğinin tespit edildiğini ifadeetmiştir. Başvurucu, bu nedenlerle aile hayatına saygı hakkı ile eşitlikilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
17. Bakanlık görüşünde; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesikararlarına göre soyadı alınmasında cinsiyete bağlı ayrımcılığın ortadankaldırılması gerektiğinin vurgulandığı, yeni doğanların nüfusa kayıt sırasındasadece babanın soyadını alabileceği şeklindeki kuralların kadınlara yönelik çokkatı ve gereksiz bir uygulama olarak değerlendirildiği ve çocuğun anneninsoyadını almasının engellenmesinin cinsiyete dayalı ayrımcılık olduğununbelirtildiği ifade edilmiştir. Bakanlık görüşünde ayrıca konuyla ilgili AnayasaMahkemesi kararlarına da detaylı olarak yer verilmiştir.
18. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuruformundakine benzer beyanlarda bulunmuştur.
B. Değerlendirme
19. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, özel hayatına ... saygıgösterilmesini isteme hakkına sahiptir..."
20. Anayasa'nın 41. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşlerarasında eşitliğe dayanır.
...
Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma,yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudanilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.
..."
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
22. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında herkesin özelhayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.Bireyin yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir unsuru hâline gelen,birey olarak kimliğin belirlenmesinde en önemli unsurlardan biri vevazgeçilmez, devredilmez, kişiye sıkı surette bağlı bir kişilik hakkı olan isimve soyadı hakkının da kişinin özel hayatının bir unsuru olduğu açıktır.Dolayısıyla cinsiyet, doğum kaydı gibi kimlik bilgileri ve aile bağlarıylailgili bilgiler ile bunlarda değişiklik ve düzeltme yapılmasını isteme hakkınınyanı sıra isim ve soyadı hakkı da Anayasa'nın 20. maddesi kapsamındadır (isimhakkı ile ilgili olarak bkz. Hacı AhmetEskikanbur, B. No: 2015/2944, 9/1/2019, § 27). Bununla birliktesomut başvuruda olduğu gibi velayeti anneye verilen çocuğun annenin soyadınıalması yönündeki talep, velayet hakkı ve bu kapsamdaki yetkilerin kullanımı ileilgili olduğundan Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan ailehayatına saygı hakkı kapsamında ele alınmalıdır. Bu bağlamda, eşitlik ilkesininihlal edildiği iddiası da bulunduğundan somut başvurunun Anayasa'nın 20.maddesiyle bağlantılı olarak Anayasa'nın 10. maddesi çerçevesinde incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir (aynı konuda bkz. Gülbu Özgüler [G.K.], B. No: 2013/7979, 11/11/2015, § 37).
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanayrımcılık yasağı ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
24. Anayasa Mahkemesi 8/12/2011 tarihli ve E.2010/119,K.2011/165 sayılı kararında, eşitlik ilkesinin aynı konumda bulunan kadın veerkeğin yasalar önünde eşit haklara sahip olmasını gerektirdiğini, kişinincinsiyeti nedeniyle karşı cinse göre ayrıcalıklı duruma getirilmesinin builkeye aykırılık oluşturacağını, eşitliğin bireyler arasındaki farklılıklarıngöz ardı edilerek herkesin her bakımdan aynı kurallara bağlı tutulması anlamındada algılanamayacağını, kimi kişilerin başka kurallara bağlı tutulmalarındahaklı nedenler varsa yasa önünde eşitlik ilkesine aykırılıktan sözedilemeyeceğini belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi bu çerçevede yaradılış veişlevsel özelliklerin zorunlu kıldığı kimi ayrımların haklı bir nedenedayandığı ölçüde eşitliği bozmadığı hâlde sadece cinsiyete dayalı ayrımlarıneşitlik ilkesine açık bir aykırılık oluşturduğunu vurgulamıştır (AYM,E.2010/119, K.2011/165, 8/12/2011).
25. Evliliğin feshi veya boşanma hâllerinde çocuk anasına tevdiedilmiş olsa bile babasının seçtiği veya seçeceği adı alacağını belirten21/6/1934 tarihli ve 2525 sayılı Soyadı Kanunu’nun 4. maddesinin ikincifıkrasının birinci cümlesi, Anayasa Mahkemesinin 8/12/2011 tarihli veE.2010/119, K.2011/165 sayılı kararı ile Anayasa'nın 10. ve 41. maddelerineaykırı bulunarak iptal edilmiştir. İptal kararının gerekçesinde, kadın veerkeğin evlilik süresince ve evliliğin sona ermesinde eşit hak vesorumluluklara sahip olmaları gereğine yer veren uluslararası sözleşmehükümlerine de atıf yapılmış; eşlerin evliliğin devamı boyunca ve boşanmadasahip oldukları hak ve yükümlülükler bakımından aynı hukuksal konumdaoldukları, erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını seçmehakkının kadına tanınmamasının velayet hakkının kullanılması bakımındancinsiyete göre ayrım yapılması sonucunu doğuracağı belirtilmiştir (AYME.2010/119, K.2011/165, 8/12/2011).
26. Bunun yanı sıra Anayasa Mahkemesi, boşanmış eşlerinçocuklarının soyadının belirlenmesi noktasında velayet hakkının kullanılmasıbakımından kadın ve erkek arasında farklı şekilde gerçekleştirilen işlemlereyönelik uyuşmazlıkların konu edildiği başvuruları detaylı şekilde ele almış vegenel ilkeleri belirleyerek bir sonuca ulaşmıştır (Nurcan Yolcu [GK], B. No: 2013/9880, 11/11/2015; Gülbu Özgüler [GK], B. No: 2013/7979,11/11/2015). Söz konusu kararlarda Anayasa Mahkemesi tarafından eşlerinevliliğin devamı boyunca ve boşanmada sahip oldukları hak ve yükümlülüklerbakımından aynı hukuksal konumda olduğu, erkeğe velayet hakkı kapsamındatanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının velayethakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muameleoluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır (NurcanYolcu, §§ 49-51).
b. İlkelerin OlayaUygulanması
27. Yukarıda yer verilen ilkeler kapsamında somut başvuruaçısından tespiti gereken hususlar, başvurucuya ayrımcı bir muamelede bulunulupbulunulmadığı, bu muamele farklılığının haklı ve objektif gerekçelere dayanıpdayanmadığı ve kullanılan yöntem ile gerçekleştirilmesi istenen amaç arasındamakul bir oransal bağın kurulup kurulmadığıdır.
28. Anayasa Mahkemesi, erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınançocuğun soyadını seçme hakkının kadına tanınmamasının, velayet hakkınınkullanılması bakımından cinsiyete göre ayrım yapılması sonucunu doğuracağınıbelirtmiştir (AYM E.2010/119, K.2011/165, 8/12/2011). Somut olayda evlilik bağıiçinde doğmuş çocuğa her durumda sadece babanın soyadının verileceğinin kabuledildiği, haklı nedenler bulunması durumunda dahi anneye çocuğa soyadını vermeimkânı tanınmadığı görülmektedir. Bu bakımdan olayda erkeğe velayet hakkıkapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının,velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muameleteşkil ettiği açıktır (Nurcan Yolcu,§ 46; Gülbu Özgüler, § 53).
29. Söz konusu farklı muamelenin nesnel ve makul bir gerekçeyedayanıp dayanmadığının tespiti bakımından derece mahkemelerinin karargerekçelerine bakıldığında çocuğun reşit oluncaya kadar babanın soyadınıtaşıyacağı, ergin oluncaya kadar soyadını değiştirmesinin mümkün olmadığıyorumuna dayanıldığı görülmektedir. Velayeti annede bulunan çocuğun anneninyanında kalması ve onun gözetiminde yetiştirilmesi dikkate alındığında çocukile annenin farklı soyadları taşıması sosyal hayatta özellikle sağlık, eğitim,ulaşım gibi alanlarda birtakım zorluklara sebebiyet vermektedir. Anneninyetkililerin neden soyadı kendi soyadından farklı olan çocukla birliktebulunduğu yönündeki sorularıyla karşılaştığı, her seferinde özel hayatınailişkin hususları açıklamak zorunda bırakıldığı bilinmektedir. Olaydabaşvurucu, bazı güvenlik risklerinin yanı sıra kendisinin soyadı ile oğlununsoyadının farklı olması nedeniyle oğlunun okul hayatında ve sosyal alanda, kamukurum ve kuruluşları ile olan taleplerde zorluklar yaşadığını belirtmişolmasına rağmen derece mahkemelerinin kararlarında başvurucunun iddialarınındeğerlendirilmediği görülmektedir. Mahkeme tarafından ergin olmayan çocuklarınsoyadlarını değiştirmelerinin mümkün olmadığı belirtilmek suretiyle davareddedilmiş olup başvurucunun taleplerinin haklı nedenlere dayalı olup olmadığıaraştırılmamış, bu konuda herhangi bir gerekçeye yer verilmemiştir. Bu bakımdanolayda cinsiyete dayalı farklı bir muamelenin söz konusu olması ve bufarklılığı haklı kılacak önemli nedenlerin ortaya konulması gereğine rağmenbelirtilen muamele farklılığını haklı gösterecek nitelik ve kapsamda birgerekçeye yer verilmediği anlaşılmaktadır.
30. Çocuğun bir aileye mensubiyetinin belirlenmesi amacıyla birsoyadı taşıması ile nüfus kütüklerindeki kayıtların güvenilirliği veistikrarının sağlanmasında çocuğun ve kamunun açık bir menfaati bulunmaklabirlikte çocuğun soyadına ilişkin belirlemelerde yalnızca babanın soyadınınesas alınması ve bunun sürdürülmesi suretiyle öngörülen farklılık karşındaannenin soyadının çocuğa verilmesinin söz konusu menfaatlerin tesisine nasılbir olumsuz etkide bulunacağının yargısal makamlarca açıklanmadığı tespitedilmiştir (Nurcan Yolcu, § 49).
31. Derece mahkemesi kararında velayet hakkı tanınmış olmasınınanneye çocuğun soyadı değişikliği için dava açma hakkı vermediği ve çocuk reşitoluncaya kadar veya baba 4721 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca soyadınıdeğiştirmediği sürece çocuğun soyadının değiştirilmesinin mümkün olmadığı kabuledilmiştir. Bu bakımdan yargı mercilerinin söz konusu yorumu nedeniyle anneninçocuğun soyadını değiştirme yönündeki taleplerinin haklı nedenlere dayalıolduğunu mahkemeler önünde dinletebilmesi bütünüyle engellenmektedir.Dolayısıyla çocuğun soyadı bakımından benimsenen kuralın hiçbir istisnasınınkabul edilmemesi, haklı sebepler bulunduğunu ileri sürmeye dahi olanakvermeyecek şekilde aşırı katı yorumlanması aile hayatına saygı hakkı ile kamudüzeni amacı arasında adil denge sağlamaktan uzak olup ayrımcılık yasağınıihlal etmektedir.
32. Açıklanan gerekçelerle aile hayatına saygı hakkı ilebirlikte ele alınan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
33. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
34. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini istemiş ve 6.000 TLmanevi tazminat talebinde bulunmuştur.
35. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadankaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlalkararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalindevamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiylesonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).
36. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§55, 57).
37. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya mahkemeninihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50.maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79.maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın birörneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde,usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemeninyasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlalkararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalinsonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59,66, 67).
38. İncelenen başvuruda, derece mahkemesi tarafından çocuğunsoyadı bakımından benimsenen kuralın haklı sebepler bulunduğunu ileri sürmeyedahi olanak vermeyecek şekilde yorumlanması nedeniyle Anayasa'nın 20. maddesindegüvence altına alınan aile hayatına saygı hakkı ile birlikte ele alınanAnayasa'nın 10. maddesinde tanımlanan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğisonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
39. Bu durumda aile hayatına saygı hakkı ile birlikte ele alınanayrımcılık yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılamaise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50.maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden yargılamakararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenlerigideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesindenibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereMahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
40. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebininreddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
41. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harçtan oluşanyargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Aile hayatına saygı hakkıyla birlikte ele alınan ayrımcılıkyasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan ailehayatına saygı hakkıyla birlikte ele alınan Anayasa'nın 10. maddesindetanımlanan ayrımcılık yasağının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin aile hayatına saygı hakkıyla birlikteincelenen ayrımcılık yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmak üzere Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (26/1/2016tarihli ve E.2015/771, K.2016/63 sayılı kararla ilgilidir) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 257,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuyaÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE21/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.