TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SÜLEYMAN FİLİZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/26987)
Karar Tarihi: 16/12/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Eren Can BENAKAY
Başvurucu
:
Süleyman FİLİZ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, yargılama devam ederken kamu görevinden ihraçedilme dolayısıyla davanın konusunun kalmadığından bahisle uyuşmazlığın esasınayönelik talebin karara bağlanmaması nedeniyle karar hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 27/8/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu 2008 yılında Polis Akademisinden mezun olmuşve komiser olarak göreve başlamıştır. 2012 yılında Siber Suçlarla MücadeleDaire Başkanlığında görevlendirilmiştir. Bu görevi esnasında merkez ve il sibersuçlarla mücadele şube müdürlüklerinin ihtiyaçları doğrultusunda 59 ilbiriminde yapısal kablolama, kabinet ve enerji panosu işi planlanmış;başvurucu, bu iş kapsamında Muayene Kabul Komisyonu başkanı olarakgörevlendirilmiştir.
10. Başvurucunun -komisyon başkanı olarak- yerinegetirdiği görev ile ilgili olarak hakkında, 14/6/2013 tarihli İş GörüldüTutanağı'nın Muayene Kabul Komisyonun asil üyeleri görevdeyken yedek üyelertarafından imzalandığı ve iş bedelinin 59 il için toplamda 389.400 TL olarakbelirlenmesine rağmen 45 il için 384.188,89 TL ödeme yapılmasına neden olunduğuiddiası ile ilgili olarak disiplin soruşturması başlatılmıştır. Disiplinsoruşturması sonucunda iddialardan ilki olan iş görüldü tutanağının yedeküyeler tarafından imzalanması ile ilgili olarak başvurucunun üç günlük aylıktankesme cezası ile cezalandırılması teklif edilmiştir. İkinci iddia ile ilgiliolarak ise başvurucunun 16 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasıteklif edilmiştir.
11. Başvurucu belirtilen iddialarla ilgili olarak2/6/2015 tarihinde savunmasını yapmıştır. Savunmasında, asıl ve yedek üyelerinhangi durumlarda birbirlerinin yerine geçeceğinin belirlenmediğini belirtmiştir.Öte yandan İş Görüldü Tutanağı'nın tanzim edildiği anda asil üyelerin işyerindeolmamaları nedeniyle işlemlerin kesintiye uğramaması amacıyla yedek üyelerintutanağı imzaladığı ifade edilmiştir. Bununla birlikte başvurucu ikinci iddiaile ilgili olarak iş bedelinin tespit edildiği andan sonra 45 il birimi içinyeni ihtiyaçlar ortaya çıkması nedeniyle sözleşme çerçevesinde firma tarafındanşubelere yapılan işin kapsamının arttığını, bu nedenle 45 il için 384.188,89 TLödeme yapıldığını, geri kalan 14 il birimi için şube yeri olmaması, taşınacakolması ya da yeni ek malzeme talep etmeleri gibi nedenlerle işlerinin son grupolarak sözleşme kapsamında yaptırıldığını ileri sürmüştür. Fiyat tespitlerininve kullanılan malzemelerin miktarlarının yüklenici firmanın bildirmiş olduğumalzeme birim fiyat ve miktarları üzerinden ilgili iller muayene kabulkomisyonunca yerinde yapılan incelemeler sonucunda belirlendiği vurgulamıştır.
12. İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun12/6/2015 tarihli kararıyla başvurucu 16 ay uzun süreli durdurma cezası iletecziye edilmiştir. Kararda başvurucunun hareketlerinin Bakanlar Kurulunun23/3/1979 tarihli kararı ile 24/4/1979 tarihli ve 16618 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7. maddesinde düzenlenen "Hizmetiçinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacakeylem ve davranışlarda bulunmak" kapsamında olduğu ifade edilmiştir.
13. Anılan karar başvurucuya 1/9/2015 tarihinde tebliğedilmiştir. Başvurucu, kararın iptali istemiyle 28/10/2015 tarihinde Şanlıurfaİdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Dava dilekçesinde 2/6/2015 tarihlisavunmasında belirttiği hususları tekrar etmiştir. Bununla birlikte kendisininhak edişlerin ödemesi yapılmadan önce veya ödeme yapıldığı gün hazırlanmışolması gereken taşınır işlem fişlerinin hak ediş ödemelerinin yapıldığıtarihten sonra düzenlendiği iddiası ile ilgili olarak da cezalandırıldığınıancak söz konusu cezaya karşı soruşturma yapılmadığı gibi savunmasının daalınmadığını vurgulamıştır.
14. Mahkeme 23/6/2017 tarihinde Yüksek Disiplin Kurulununkararını iptal etmiştir. Kararda başvurucunun ceza almasında yukarıdabelirtilen iki iddianın yanı sıra hak edişlerin ödemesi yapılmadan önce veyaödeme yapıldığı gün hazırlanmış olması gereken taşınır işlem fişlerinin hakediş ödemelerinin yapıldığı tarihten sonra düzenlendiği iddiasının da etkiliolduğu belirtilmiştir. Anılan iddia ile ilgili olarak başvurucu hakkındasoruşturma yürütülmediği ve bu iddiaya ilişkin olarak başvurucuya savunmasınıyapmaya imkân tanınmadığı ifade edilmiştir. Öte yanda diğer iki iddia ileilgili olarak ise başvurucunun eylemlerinin hizmet içinde resmî sıfatınınsaygınlığını veya güven duygusunu ortadan kaldırabilecek ağırlıkta olmadığıvurgulanmıştır. Başvurucunun görevini ifa ederken 59 ilde yapılacak iş veişlemleri Emniyet Genel Müdürlüğündeki görev yerinden takip etmek durumundakaldığı, iş ve işlemlere ilişkin birtakım eksiklikleri davalı idareye şifahenbildirdiği, tayini çıkarak görevinden ayrıldıktan sonra işin tamamlanmasısürecinde yer almadığı ve davacının resmî sıfatının saygınlığını veya güvenisarsacak şekilde maddi menfaat elde ettiği veya özel çıkar gözettiği ya dakasten gerçeğe aykırı iş ve işlemler gerçekleştirdiği yönünde bir tespitindebulunmadığı belirtilmiştir.
15. İdare 23/12/2017 tarihinde istinaf yolunabaşvurmuştur. İstinaf dilekçesinde başvurucunun cezalandırılmasına sebep olaneylemlerin hizmet içinde resmi sıfatının saygınlığını veya güven duygusunusarsacak nitelikte olduğunun tespit edildiği ve eylemlerine karşılık olan cezaile cezalandırıldığı belirtilmiştir.
16. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi (Bölge İdareMahkemesi) 3. İdari Dava Dairesi 25/4/2018 tarihinde mahkeme kararınıkaldırarak konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığında dairkesin olarak karar vermiştir. Kararda başvurucunun 17/8/2016 tarihli ve 29804sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 670 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin “KamuPersoneline İlişkin Tedbirler” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasıuyarınca Ekli listesinde ismine yer almak suretiyle başka hiçbir işleme gerekkalmaksızın kamu görevinden çıkarıldığı belirtilmiş ve bu sebeple de davanınkonusuz kaldığı ve esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucunaulaşılmıştır.
17. Nihai karar başvurucuya 19/7/2018 tarihinde tebliğedilmiştir. Başvurucu 27/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. İlgili Kanun
18. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2. maddesinin (a) bendi şöyledir:
" İdarî işlemler hakkında yetki,şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptaldavaları"
19. 2577 sayılı Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilkinceleme" kenar başlıklı 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgilikısmı şöyledir:
"Dilekçeler,
...
c) Ehliyet,
...
yönlerinden sırasıyla incelenir."
20. 2577 sayılı Kanun'un "İlk inceleme üzerineverilecek kararlar" kenar başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
"Danıştay veya idare ve vergimahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanunaaykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;
...
b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılıhallerde davanın reddine,
...
Karar verilir."
21. 1/2/2018 tarih ve 7075 sayılı Olağanüstü Halİşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde KararnameninDeğiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un “Komisyonun oluşumu” kenarbaşlıklı 1. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Anayasanın 120 nci maddesikapsamında ilan edilen ve 21/7/2016 tarihli ve 1116 sayılı Türkiye Büyük MilletMeclisi Kararıyla onaylanan olağanüstü hal kapsamında, terör örgütlerine veyaMilli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyettebulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti,aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idariişlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesisedilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzereOlağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuştur."
22. 7075 sayılı Kanun'un “Komisyonunun görevleri”kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(1) Komisyon, olağanüstü halkapsamında doğrudan kanun hükmünde kararnameler ile tesis edilen aşağıdakiişlemler hakkındaki başvuruları değerlendirip karar verir.
a) Kamu görevinden, meslekten veya görevyapılan teşkilattan çıkarma ya da
ilişiğin kesilmesi.
..."
23. 7075 sayılı Kanun'un "Yargı denetimi" kenarbaşlıklı 11. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Komisyon kararlarına karşıHâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenecek Ankara idare mahkemelerindeilgilinin en son görev yaptığı kurum veya kuruluş aleyhine iptal davasıaçılabilir. Bu davalarda ayrıca Cumhurbaşkanlığına ve Komisyona husumetyöneltilemez."
2. Danıştayİçtihadı
24. Danıştay İkinci Dairesinin 3/11/2008 tarihli veE.2008/3586, K.2008/4247 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava, davacı tarafından ... LisesiMüdürü olarak görev yaptığı dönemde hakkında 70 puanla orta düzeyde düzenlenen2006 yılı sicil raporunun iptali istemiyle açılmıştır.
İstanbul 5. İdare Mahkemesince davacının yargılama devam ederkenemekliye ayrıldığı, sicil raporunun iptalini isteme konusunda güncel birmenfaat ilişkisinin kalmadığı gerekçesiyle ... davanın ehliyet yönünden reddinekarar verilmiştir.
...
2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanununun 2. maddesinin 1/a bendinde iptal davaları, "idari işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırıolduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan" davalar olarak tanımlanmaktadır.
Maddede öngörülen menfaat ihlali koşulu,bu tür davaların kabulü ve dinlenilebilmesi için aranılan koşullardan biridir.Gerek doktrin gerekse yargısal içtihatlarda bu şart, subjektif ehliyet şartıolarak kabul edilmekte, ancak ne tür bir menfaat ihlalinin gerçek ve tüzelkişilere iptal davasını açma hakkı sağladığını gösterecek kesin bir ölçü ortayakonulamamakta ve bu ilişki kural olarak iptal davasına konu olan kararınniteliğine göre saptanmaktadır.
Genelde kişisel, meşru ve güncel birmenfaatin varlığı ve bunların ihlali, menfaat ilişkisinin kurulmasında yeterlisayılmakta ve bu husus davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargımercilerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi vemanevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyetinin varlığıiçin yeterli sayılmaktadır.
...
Bu durumda, 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu'nun emeklilerin yeniden kamu hizmetine alınmasını düzenleyen 93. maddesive Devlet memurlarından 6 yıllık sicil notu ortalaması 90 ve daha yukarıolanların aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak üzere bir kademeilerlemesi uygulanacağını hüküm altına alan 64. maddesi uyarınca davacıhakkında düzenlenen sicil raporu ve sicil notunun önem kazandığı ve davacınınmenfaatini doğrudan ilgilendirdiği gibi, sicil amirlerince olumsuz düşüncelerleorta düzeyde düzenlenen uyuşmazlık konusu sicil raporu ile davacı arasındamanevi ilişkinin de devam etmesi karşısında, uyuşmazlığın esası incelenerekhüküm kurulması gerekirken, davacının güncel bir menfaat ilişkisinin kalmadığıgerekçesiyle davanın[reddi] yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, kararın bozulmasına..."
25. Danıştay Beşinci Dairesinin 15/12/2014 tarihli veE.2012/2143, K.2014/9343 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava, koruma ve güvenlik görevlisiolarak görev yapmakta iken tutukluluk hali nedeniyle görevden uzaklaştırılandavacının, memuriyet görevine başlatılması ve 1/3 oranında kesilen maaşınınödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 05.01.2010 tarihliişlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İstanbul8. İdare Mahkemesince ... davacının, 03.02.2010 tarihinde hizmetli kadrosundagöreve başlatıldığı, 16.04.2010 tarihinde de malulen emekli olduğuanlaşılmakla, memuriyet görevine dönmek istemiyle yaptığı başvurunun reddindenkaynaklanan uyuşmazlık yönünden davanın konusunun kalmadığı; ... davacınınmemuriyet görevine başlatılmamasına ilişkin kısmı yönünden davanın konusununkalmaması nedeniyle uyuşmazlığın bu kısmı hakkında karar verilmesine yerolmadığına, maaşından yapılan kesintilerin ödenmesi talebinin reddine dairkısmı yönünden de davanın reddine karar verilmiştir.
...
İptal davalarında, idari işlemlerinkuruldukları tarih itibariyle yargısal denetime tabi tutulmaları gerektiğikuşkusuzdur. İdare Hukukunun genel ilkelerine göre iptal davası açılabilmesi için,davacı ile dava konusu işlem arasında menfaat ilişkisinin varlığı yeterli olup,ayrıca bu işlemle menfaat ilişkisinin davanın sonuçlanmasına kadar devam etmesiaranmamaktadır.
Davacının idari işlemle ilişkisinindavanın sonuçlanmasına kadar devam etmesini zorunlu tutmak, iptal davalarınısadece davacılar yönünden ortaya koyduğu sonuçlarla değerlendirmek ve budavaların amacını ihmal etmek anlamını taşır. Bunun sonucu olarak, davagörülmeden önce alınacak yeni idari kararlarla davacının iptali istenilenişlemle ilişkisini kesmek ve böylece hukuka aykırılığı ileri sürülen işlemiyargısal denetim dışında bırakmak yolu açılmış olur.
Bu durumda, yargısal denetimden amaç"hukuka uygunluk" denetimi olduğuna, yargısal denetim işleminkurulduğu tarih itibariyle gerçekleştiğine ve yeni işlem tesis edilene kadarhukuki sonuç doğurduğuna göre, Mahkemece dava konusu işlemin hukukauygunluğunun denetlenerek bir karar verilmesi gerekmekte iken dava konusuişlemden sonra kurulan 16.04.2010 günlü bir başka işlem ile davacının malulenemekli edildiği ve davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yerolmadığına ilişkin olarak verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
...
Açıklanan nedenlerle, kararın bozulmasına..."
26. Danıştay Onikinci Dairesinin 28/10/2015 tarihli veE.2015/1273, K.2015/5657 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava; ... İl Özel İdaresi'ndegenel sekreter olarak görev yapmakta iken 12 Haziran 2011 tarihinde yapılacakolan ... milletvekili genel seçimlerine katılmak için ... tarihinde istifaederek görevinden ayrılan davacının, seçimler sonucunda eski görevine atanmakistemiyle yaptığı başvurusu üzerine İl Özel İdaresinde uzman kadrosunaatanmasına ilişkin [işlemin] iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, ... davacının,seçimler sonucunda tekrar görevine dönebilmek amacıyla yapmış olduğu başvurusuneticesinde genel sekreterlik kadrosunun dolu olması nedeniyle İl Özelİdaresinde 1. dereceli uzman kadrosuna atanmasına ilişkin dava konusuişlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine kararverilmiştir.
...
Davalı idarece her ne kadar davacının... tarihinde emeklilik isteminde bulunduğu ve bu isteği üzerine emekliyeayrıldığı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının ... tarihli yazısındananlaşıldığından, iş bu davanın davacı yönünden hukuki bir yararının bulunmadığıgibi, davanın konusuz kaldığı ileri sürülmüş ise de; iptal davası açılabilmesiiçin davacının dava konusu işlem nedeniyle menfaatinin ihlal edilmiş olmasıyeterli olup, bu işlemle menfaat ilişkisini dava sonuna kadar sürdürmesigerekmediğinden, davalı idarenin davacı emekli olduğundan davanın konusuzkaldığı yolundaki iddiasına da itibar edilmemiştir.
... davacının, görevine dönme talebindebulunduğu tarihte durumuna uygun eşdeğer görevlerin bulunup bulunmadığıhususunda gerekli ve yeterli inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken... davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabetbulunmamaktadır."
27. Danıştay Beşinci Dairesinin 19/12/2018 tarihli veE.2018/3781, K.2018/18569 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"... Kanun HükmündeKararnamelerin eki listesinde isimlerine yer verilmek suretiyle başka birişleme gerek kalmaksızın doğrudan kamu görevinden çıkartılan personelin açmışolduğu davalarda idare mahkemelerince, genellikle anılan Kanun HükmündeKararnamelerde söz konusu kamu görevinden çıkarılma konusunda idareye herhangibir değerlendirme yapma ya da başka yönde işlem kurma yetki ve göreviverilmediği, kanun niteliğini taşıyan hukuki bir düzenleme ile kamu görevindençıkarılma işlemi gerçekleştirildiği, dolayısıyla davalı idarece tesis edilmiş,idari davaya konu olabilecek bir idari işlemin bulunmadığı ve davanın esasınınincelenmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle "davalarınincelenmeksizin reddi yönünde" kararlar verilmiştir. Buna karşın, Kanun HükmündeKararnamelerde belirlenen usul ve esaslara göre personelin kendi kurumundaoluşturulan kurullar tarafından tesis edilen kamu görevinden çıkartılmayailişkin işlemlere karşı açılan davalarda, idare mahkemelerince uyuşmazlığınesasının incelenmesine devam edilmiştir.
Bu arada, personelin kendi kurumundaoluşturulan kurul tarafından tesis edilen kamu görevinden çıkartılmaya ilişkinişlemlere karşı açılan davaların incelemesi devam ederken, aynı personelin bukez Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu personeline İlişkin Alınan Tedbirlere DairKanun Hükmünde Kararnamelerin eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamugörevinden çıkarıldığı hallerde, yasa hükmünde olan Kanun Hükmünde Kararnameile kamu görevinin herhangi bir işleme gerek kalmaksızın doğrudansonlandırılmış olması karşısında, idare tarafından oluşturulan Kurulun tesisettiği kararın kendiliğinden ortadan kalktığı ve davanın konusuz kaldığıgerekçesiyle kimi idare mahkemelerince dava hakkında "karar verilmesineyer olmadığı" yönünde kararlar verilmiştir.
Bir idari işlem açıkça idare tarafındangeri alınmadığı veya bir başka işlemle yürürlükten kaldırılmadığı ya da idaremahkemesince iptal edilmediği sürece hukuk aleminde varlığını sürdürecektir. Bunedenle, Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listelerde ismine yer verilmeksuretiyle hiçbir idari işleme gerek kalmaksızın doğrudan kamu görevininsonlandırılmasına karşı açılan davalarda idare mahkemelerince, Kanun HükmündeKararnamelerin kanun niteliği taşıdığı gerekçesiyle "incelenmeksizinret" kararları verildiği de göz önünde bulundurulduğunda, personellerinkendi kurumunda oluşturulan kurullar tarafından kamu görevinden çıkarılmasınailişkin işlemlere karşı açılan davaların (idari işlemden sonra çıkartılan KanunHükmünde Kararnamenin eki listesinde aynı personelin ismine yer verilmeksuretiyle ikinci kez görevine son verilmiş olsa bile idari işlemin hukukenyürürlükte olması nedeniyle) esastan sonuçlandırılması gerektiği açıktır.
...
Bu nedenle, anılan her iki işleme karşıaçılan davalarda yargı yerlerince verilecek kararların uygulanması aşamasındaortaya çıkabilecek hukuki sorunların da önlenmesi amacıyla Mahkemece; önceliklepersonelin ilgili Kanun Hükmünde Kararnamenin ekli listesinde isminin yeralması nedeniyle kamu görevinden çıkartılması işlemine karşı dava açıpaçmadığı, dava açmış ise 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İncelemeKomisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek KabulEdilmesine Dair Kanun hükümleri gereğince dava dosyasının İnceleme Komisyonunagönderilip gönderilmediği, Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevindençıkarılmasına karşı dava açmamış (ya da dava açmış) olsa bile Komisyonabaşvurma hakkını da kullanabileceğinden, personelin Olağanüstü Hal İşlemleriİnceleme Komisyonuna başvuruda bulunup bulunmadığı ve Komisyonca başvuruhakkında bir karar verilip verilmediği veya Kanun Hükmünde Kararnamenin ekilistesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmasının iptaliistemiyle açılmış dava nedeniyle 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İncelemeKomisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek KabulEdilmesine Dair Kanun gereğince Komisyona gönderilmesi gereken bir dosyasınınmevcut olup olmadığı (Komisyonca verilecek karar hem personelin hukuki durumunuhem de davacının çalıştığı kurum bünyesinde oluşturulan Kurul tarafındanverilen kamu görevinden çıkarma işlemine karşı açtığı davada yargı mercilerinceverilecek kararın hukuki sonucunu etkileyeceğinden) araştırılmalı, Komisyonabaşvurusu var ise, bu başvurunun sonucu beklenmeli, Komisyon kararına karşıdava açılmış ise, yukarıda açıklandığı üzere söz konusu iki davada verilecekkararlar birbirini etkileyeceğinden, öncelikle 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 38 ve devamı maddelerinde yer alan "bağlantılı davalarailişkin hükümler" dikkate alınarak değerlendirme yapılmalı, şayetpersonelin herhangi bir davası veya Komisyona başvurusu yok ise Anayasanın 36.maddesiyle de koruma altına alınan hak arama hürriyetinin engellenmemesi adına,davacının çalıştığı kurum bünyesinde oluşturulan Kurul kararı ile ihraçedilmesi işleminin iptaline konu uyuşmazlığın esasının incelenerek bir kararverilmesi gerekmektedir."
B. UluslararasıHukuk
1. Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi
28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes davasının, medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... birmahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir..."
2. Avrupa İnsanHakları Mahkemesi İçtihadı
29. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göreSözleşme'nin 6. maddesinin medeni hukuk alanına giren konulardauygulanabilirliği ilk olarak bir uyuşmazlığın varlığına bağlıdır. İkinci olarakuyuşmazlık en azından savunulabilir bir şekilde iç hukukta tanınmış olduğusöylenebilecek hak ve yükümlülükler ile ilgili olmalıdır. Son olarak ise bu hakve yükümlülükler -her ne kadar bizzat 6. madde bu hak ve yükümlülüklereSözleşmeci devletlerin hukuk sistemi içinde belirli bir anlam atfetmese de-Sözleşme anlamında medeni nitelikte olmalıdır (James vediğerleri/Birleşik Krallık [GK], B. No: 8793/79, 21/2/1986, § 81).
30. AİHM; Sözleşme'nin 6. maddesinin Sözleşmecidevletlerin iç hukukunda geçen bir hak için belirli bir anlam öngörmediğini,bir hakkın var olup olmadığını karara bağlamada ilke olarak iç hukukabaşvurulacağını, ulusal mahkemelerin bu konudaki değerlendirmelerinden farklıbir sonuca ulaşılması için de güçlü gerekçelere sahip olunması gerektiğini,yetkililerin belli bir başvuran tarafından talep edilen tedbirin kabul edilipedilmemesine karar vermede takdir hakkını kullanıp kullanmadığının dikkatealınabileceğini hatta bu durumun belirleyici olabileceğini, bununla birliktesalt bir kanun hükmünün lafzında bir takdir unsurunun bulunmasının bir hakkınvarlığını tek başına hükümsüz kılmayacağını, benzer durumlarda iddia edilenhakkın yerel mahkemelerce tanınması veya yerel mahkemelerin başvuranıntalebinin esasını incelemesi hususunun da gözönüne alınması gerektiğini belirtmiştir(Boulois/Lüksemburg [BD], B. No: 37575/04, 3/4/2012, §§ 91-94).
31. AİHM; mahkeme hakkının görünümlerinden biri olankarar hakkı ile ilgili Kutic/Hırvatistan (B. No: 48778/99, 1/3/2002)davasında yaptığı değerlendirmede ise Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasının hukuki uyuşmazlıkların tespiti için mahkemeye erişim hakkını güvencealtına aldığını yinelemekte ancak bu hakkın yalnızca dava açma hakkı ilesınırlı olmadığını, aynı zamanda mahkemenin uyuşmazlık konusundaki kararını eldeetme hakkını da kapsadığını belirtmektedir. AİHM'e göre bir taraf devletin içhukuk sistemi uyarınca bir birey tarafından açılan davaya ilişkin yürütülenyargılamalar neticesinde davanın nihai bir karara bağlanacağı garanti edilmedenbu kişinin bir mahkeme önünde hukuk davası açmasına izin verilmesi yanıltıcıolur. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının davacılaratanınan usule ilişkin güvenceleri -adil, aleni ve hızlı yargılama-,uyuşmazlıklarının nihai bir çözüme kavuşturulacağını garanti etmeksizin detaylıolarak açıklamasının anlamsız olacağına dikkat çekmektedir (Kutic/Hırvatistan,§ 25).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
32. Mahkemenin 16/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım Talebi Yönünden
33. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve giderlerini ödemegücünden yoksun olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
34. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
35. Başvurucu, Bölge İdare Mahkemesinin işin esasınagirerek karar vermesi gerekirken davanın konusu kalmadığı şeklinde kararvermesi nedeniyle bariz takdir hatası yaptığını ve bu sebeple de adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini belirtmiştir. Öte yandan mahkeme kararındayeterli gerekçe bulunmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğiniifade etmiştir. Başvurucu ayrıca benzer konularda işin esasına girilerek kararverildiğine ilişkin Danıştay kararları bulunmasına rağmen kendi davasının konusukalmadığı şeklinde karar verilmesi nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
36. Bakanlık görüşünde olağanüstü hâl kanun hükmündekararnamesi ile memuriyetine son verilenlerin görev yaptıkları teşkilatayeniden kabul edilmeyecekleri ve bir daha kamu hizmetinde istihdamedilemeyeceklerini vurgulamıştır. Memuriyetle ilişiği kesilmiş olan veyürürlükteki mevzuat uyarınca bir daha kamu görevi üstlenmesi hukuken mümkünolmayan başvurucunun kamu görevi dışında hukuki durumunu etkilemeyecek olandisiplin cezasının iptal edilmesinin hukuki statüsünde herhangi bir değişikliğeyol açmayacağını ifade etmiştir. Yargılamanın devamına yeterli görülmemesindebir bariz bir takdir hatası ya da açık bir keyfîlik bulunmadığını belirtmiştir.
37. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanındabaşvurucu dilekçesinde yer alan hususları tekrar etmiştir.
C. Değerlendirme
38. Anayasa'nın 36. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, ...yargı mercileri önündedavacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkınasahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisiiçindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun yukarıda belirtilen şikâyetlerinin özü, iptal davasına konuedilen 16 ay uzun süreli durdurma cezasının yargı merciince uyuşmazlığınesasına ilişkin bir değerlendirme yapılmak suretiyle nihai bir çözümekavuşturulmamış ve karara bağlanmamış olmasıdır. Bu sebeple belirtilen iddialarmahiyeti itibarıyla karar hakkı kapsamında incelenmiştir.
1. UygulanabilirlikYönünden
40. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ekprotokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa veSözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz,B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
41. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında;herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme, bunun doğalsonucu olarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvencealtına alınmıştır. 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36.maddesinin birinci fıkrasına adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin 14.maddesinin gerekçesinde "değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğuuluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınmış olan adil yargılamahakkı[nın] metne dahil" edildiği belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın36. maddesine söz konusu ibarenin eklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenen adilyargılanma hakkını anayasal güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır (YaşarÇoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 54). Bu itibarla Anayasa'da güvencealtına alınan adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriği belirlenirkenSözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin vebuna ilişkin AİHM içtihadının da gözönünde bulundurulması gerekir (OnurhanSolmaz, § 22).
42. Anayasa Mahkemesi; Sözleşme'nin adil yargılanmahakkını düzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin medenihak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların ve bir suç isnadının esasınınkarara bağlanması esnasında geçerli olduğunu belirterek hakkın kapsamının bukonularla sınırlandırıldığını, hak arama hürriyetinin ihlal edildiğigerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuyayönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiğini belirtmiştir(Adnan Oktar, B. No: 2012/917, 16/4/2013, § 21).
43. Anayasa Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasının medeni hak ve yükümlülüklerin karara bağlanmasıyla ilgilibir yargılama usulünde uygulanabilmesi için öncelikle ortada bir uyuşmazlığınbulunması gerektiğini belirterek AİHM ile benzer ilkeleri benimsemiştir (İsmailTaşpınar, B. No: 2013/3912, 6/2/2014, § 21).
44. Bireysel başvuruya konu olayda disiplin cezasınıniptali istemiyle açılan davanın başvurucunun kamu görevinden ihraç edildiğindenbahisle dava konusunun ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın esasınınincelenmediği görülmektedir.
45. 2577 sayılı Kanun hükümlerine göre davanın davaaçmakta menfaati bulunmayan kişi veya kişilerce açılması durumunda davanınehliyetsiz kişi/kişilerce açıldığı gerekçesiyle davanın esas incelemesinegeçilmeksizin usulden reddedilmesi öngörülmektedir. Yerleşik idari yargıiçtihadında, iptal davalarının kabulü ve dinlenilebilmesi için aranılankoşullardan birinin davacının menfaatinin davaya konu işlem ile ihlal edilmişolması gerektiği kabul edilmektedir (bkz. § 19). Bu itibarla davacınınmenfaatini ihlal etmeyen idari işlemlerin esasen herhangi bir uyuşmazlığasebebiyet verme imkân ve kabiliyeti bulunmayan nitelikte işlemler olduğusöylenebilir.
46. Buradaki asıl meselenin davanın açıldığı sırada varolan menfaat bağının yargılamanın sonuna kadar bulunmasının gerekipgerekmediğidir. Hâl böyle olunca somut olayda bir uyuşmazlığın bulunupbulunmadığının ortaya konulması, Sözleşme'nin 6. maddesininuygulanabilirliğinin tespiti bakımından önem arz etmektedir.
47. Bir idari işlemin davacının menfaatini yargılamanınsonuna kadar ihlal edip etmediğine ilişkin değerlendirmenin bu husustaki kanunhükmünü uygulayacak olan idari yargı mercii tarafından tespit edileceğiaçıktır.
48. Bununla birlikte ilgili kanun hükmünü uygulayan yargımerciinin idari işlemin dava konusu edilemeyeceği yönünde bir tespit vedeğerlendirmede bulunmuş olması tek başına ve her zaman ortada bir uyuşmazlığınbulunmadığı sonucuna ulaşılması için yeterli değildir. Bireysel başvurukapsamında yapılan incelemelerde Sözleşme'nin 6. maddesininuygulanabilirliğinin tespiti için aynı mahiyetteki idari işlemlere ilişkinolarak iç hukukta kabul görmüş bir uyuşmazlık olgusu bulunup bulunmadığının dadeğerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmenin yapılmasında ise yerelmahkemelerce aynı mahiyetteki idari işlemlerin dava konusu edilebileceğininkabul edilmesi ve bu tip işlemlerden doğan uyuşmazlıkların esasının incelenmesiönemli bir ölçüttür. Özellikle içtihat mahkemesi olan Danıştayın yorum veuygulamalarının bu hususta belirleyici bir role sahip olduğu söylenebilir (AliDiren, B. No: 2015/13108, 18/4/2018, § 42).
49. Bu bağlamda bir kısım Danıştay içtihadına (bkz. §§25, 26) göre idari işlemlerin kuruldukları tarih itibarıyla yargısal denetimetabi tutulmaları gerektiği, idare hukukunun genel ilkelerine göre iptal davası açılabilmesiiçin davacı ile dava konusu işlem arasında menfaat ilişkisinin varlığınınyeterli olduğu, ayrıca dava konusu işlemle menfaat ilişkisinin davanınsonuçlanmasına kadar devam etmesinin aranmadığı değerlendirilerek bunitelikteki işlemlerden doğan uyuşmazlıkların esasının incelendiğigörülmektedir. Bir kısım Danıştay içtihadında ise menfaat ilişkisinin davanınniteliği ve özelliğine göre idari yargı mercilerince belirleneceği ifadeedilmiştir.
50. Somut başvuruda başvurucunun kamu görevindençıkarılmasına ilişkin işleme karşı yargı yolunun açık olması sebebiyle kamugörevine dönme ihtimalinin varlığı değerlendirildiğinde iç hukukta en azındansavunulabilir bir biçimde dava konusu edilebilir olduğu ileri sürülebilecek biruyuşmazlığın bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle ihlal iddialarınınkonusunun Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanının kapsamında yer aldığınınkabulü gerekir.
2. KabulEdilebilirlik Yönünden
51. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
3. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
52. Anayasa’nın 36. maddesinin ikinci fıkrasında hiçbirmahkemenin görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağıbelirtilmiştir. Bu bağlamda Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkı, kişilere davanın görüldüğü mahkemeden uyuşmazlığa ilişkin birkarar verilmesini isteme güvencesini de sağlar. Öte yandan Sözleşme'yiyorumlayan AİHM de Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemehakkı şeklinde genel bir hakkı düzenlediğini kabul etmekte ve bu hakkın kararhakkını da içerdiğini ifade etmektedir (İbrahim Demiroğlu, B. No:2017/15698, 26/7/2019, § 50).
53. Adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olanmahkeme hakkı; mahkemeye erişim hakkı, karar hakkı ve kararın icrası haklarınıiçerir. Karar hakkı genel itibarıyla mahkeme önüne getirilen uyuşmazlığınkarara bağlanmasını isteme hakkını ifade eder. Zira dava hakkını kullananbireyin asıl amacı davanın sonunda, uyuşmazlık konusu ettiği talebinin esasıylailgili olarak bir karar elde edebilmektir. Bir başka ifadeyle dava sonucundaşayet bir karar elde edilemiyorsa dava açmanın da bir anlamı kalmayacaktır. Öteyandan karar hakkı bireylerin sadece yargılama sonucunda şeklî anlamda birkarar elde etmelerini güvence altına almaz. Bu hak aynı zamanda dava konusuedilen uyuşmazlığa ilişkin esaslı taleplerin yargı merciince bir sonucabağlanmasını da gerektirir (İbrahim Demiroğlu, § 51).
54. Kuşkusuz söz konusu dava, yargılama usulü kurallarıgereğince uyuşmazlığın esasının incelenemediği birtakım kararlarla daneticelenmiş olabilir (düşme/açılmamış sayılma/karar verilmesine yerolmadığı/süre aşımı vb.). Bu durum kural olarak karar hakkı yönünden bir sorunteşkil etmez. Zira söz konusu hakkın sağladığı güvence bakımından önemli olanhusus; açıldığı sırada davanın -usule ilişkin sorunlar hariç-uyuşmazlığın esasını çözüme kavuşturma potansiyeline sahip, bir başka ifadeyledava açılmasındaki asıl amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasıdır. Ancak bunitelikleri taşıyan bir davada yargılamanın henüz devam ettiği bir süreçtetaraflardan birinin aleyhine olacak ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talephakkında karar vermesini engelleyecek şekilde davayı ortadan kaldıran ya dadavanın incelenmesini durdurarak karara bağlanmasına mâni olan yasalarçıkarılması karar hakkının ihlaline yol açabilir (İbrahim Demiroğlu, §52).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
55. Başvurucu haklarında tesis edilen disiplin cezasınıniptali talebiyle açtığı davada Bölge İdare Mahkemesi tarafından başvurucununkamu görevinden ihraç edilmiş olduğu gerekçesiyle davanın esası incelenmemiştir.
56. Yukarıda yer verilen Danıştay içtihatlarında ortayakonulduğu üzere iptal davalarının ilk inceleme aşamasında kabuledilebilirlikleri için, başka bir deyişle davanın esasının incelenebilmesi için2577 sayılı Kanun kapsamında aranan menfaat şartının davanın açıldığı sıradabulunması yeterli olmakta, menfaatin davanın sonuna kadar devam etmesiaranmamaktadır. Anılan içtihatlardaki yaklaşımın kamu görevlileri hakkındatesis edilen işlemler hakkında açılan davaların yargılama sırasında kamu görevlisistatülerinin herhangi bir nedenle sona ermesi durumunda dahi idari işlemle olanmenfaat bağının ortadan kalkmayacağı yönünde olduğu görülmektedir. Böylecealınacak yeni bir idari kararla davacının iptalini istediği işlemle ilişkisinikesmek suretiyle dava konusu işlemin yargı denetimi dışına çıkarılmasıengellenmiş olacaktır. Buna göre Danıştayın söz konusu içtihatlarındakiçıkarımın dava şartı olarak kabul edilen menfaat ihlali yorumundan hareketledava konusu edilebilirliğinin tespitinde kamu yararı ile bireyin menfaatleriarasındaki adil dengeyi gözeten, objektif ve hukuken kabul edilebilir ölçütleriçerdiği görülmektedir.
57. Anılan içtihattaki yaklaşımın öz itibarıyla statühukukuna göre çalışan kamu görevlilerinin kamu personel hukuku kapsamındahaklarında tesis edilen idari işlemlerin onların aktif meslek yaşamlarıharicinde maddi ve manevi varlıkları üzerinde de birtakım etki ve sonuçlargösterebilmesi, öte yandan meri mevzuatın emeklilik/istifa/ihraç vb. sebeplerlekaybedilen kamu görevliliği statüsünün belirli koşullar altında yenidenkazanılmasına imkân sağlaması karşısında böyle bir durumda idari işlemin kişiüzerinde etkilerini devam ettirecek olması gibi gerekçelere dayandığıanlaşılmaktadır (Levent Tütüncü, B. No: 2015/3690, 18/7/2018, § 59).
58. Danıştay içtihadında benimsenen bu yaklaşıma göresomut olayda başvurucunun Olağanüstü Hal İşlemlerini İnceleme Komisyonuna (OHALKomisyonu) başvurabileceği, OHAL Komisyonu kararına karşı yargı yolunun açıkolduğu tespit edilmiştir. Bu durumda başvurucunun yeniden kamu görevliliğistatüsünü kazanabileceği ihtimalinde dava konusu disiplin cezasının başvurucuüzerinde bir etkisinin bulunmayacağı söylenemez. Bu itibarla disiplin cezasınıniptali talebiyle açılan davanın yargılaması devam ederken başvurucunun kamugörevinden ihraç edilmesinin davaya konu idari işlem ile ihlal edilenmenfaatinin ortadan kalkmadığı, bu durumda davanın esasının incelenmesigerektiği değerlendirilmektedir.
59. Bireysel başvuruya konu Bölge İdare Mahkemesi kararındaise Danıştay içtihadında belirtilen ölçütler kapsamında herhangi bir irdelemeyegidilmeksizin salt kamu görevinden ihraç edilme sebebiyle davanın konusununkalmadığı yönünde şekilci bir yaklaşımla hareket edilerek davanın esasınınincelenmediği, başka bir deyişle davaya konu idari işlemin esası hakkında kararverilmediği görülmektedir.
60. Bölge İdare Mahkemesi somut olayda davanın esasınınincelenebilmesine ilişkin değerlendirmesi konusunda 2577 sayılı Kanun'dadüzenlenen usul kurallarının uygulanmasıyla ilgili bu şekilci yorumunbaşvurucunun hukuksal durumunu etkileyen disiplin cezasından doğan uyuşmazlıkhakkında karar verilmemesi sebebiyle başvurucuya ağır bir külfet yüklediği, busebeple başvurucunun karar hakkının ihlal edildiği değerlendirilmiştir.
61. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki kararhakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
4. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
62. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1)Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
63. Başvurucu, adli yardım talebinin kabul edilmesi,ihlalin tespiti ve 100.000 TL manevi tazminata karar verilmesi talebindebulunmuştur.
64. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarınada değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkınikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
65. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
66. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundakibenzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıylayeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderimyolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararınabağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundakiyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yenidenyargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).
67. İncelenen başvuruda başvurucunun açtığı dava hakkındakarar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması sebebiyle Anayasa'nın36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki kararhakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkemekararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
68. Bu durumda karar hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak amacıyla dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesinekarar verilmesi gerekmektedir.
69. Karar hakkının ihlali nedeniyle yeniden yargılamayapılmasına karar verilmesinin yeterli giderim sağladığı değerlendirildiğindentazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin karar hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıylaŞanlıurfa 2. İdare Mahkemesine (E.2015/1255, K.2017/807) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 16/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.