TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SÜLEYMAN BENZER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2020/23395)
Karar Tarihi: 18/4/2024
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
İrfan FİDAN
Yılmaz AKÇİL
Raportör
:
Mustafa Erdem ATLIHAN
Başvurucu
:
Süleyman BENZER
I. BAŞVURUNUNÖZETİ
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda infaz koruma memurlarıtarafından darbedilme ve bu olaya ilişkin olarak ceza soruşturmasının etkiliyürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
2. İddiasına göre başvurucu, hükümlü olarak tek kişilikodada tutulduğu Düzce T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu)30/4/2019 tarihinde saat 10.00 sıralarında tutulduğu odanın havalandırmaalanına çıkarılmıştır. Burada yürüyüş yaparken aynı havalandırma alanınapencereleri bakan ve süngerli oda olarak tabir edilen odaya alınan, kimolduğunu bilmediği birkaç kadın mahkûmun bağırışını duyan başvurucu, meraklakadınlara kim olduklarını ve neden buraya konulduklarını sormuş ancakbağırışlar devam ettiği için sesini duyuramamıştır. Bir süre sonra süngerliodaya alınan kadın mahkûmlar başvurucuya kim olduğunu ve saatin kaç olduğunusormuş, başvurucu yanıt verdikten sonra yürümeye devam etmiştir. Saat 10.30sıralarında havalandırma alanına beş altı infaz koruma memuru gelmiş, herhangibir direnç göstermemesine rağmen kendisini uyarmadan kollarını arkasına doğruters çevirmiş, tekme ve yumruk atıp hakaret ederek kendisini havalandırmaalanından içeri almıştır. Talebi üzerine saat 12.00 gibi revire götürülmüş,revirde yedi ila on kadar infaz koruma memuru olduğunu görünce bu duruma itirazetmiş, infaz koruma memurları hakaret etmiş, birkaç infaz koruma memuru kolunuve boğazını sıkmıştır. Olayların kayda geçirilmesi talebi karşısında ise doktorve revir odasındaki sağlık memuru sessiz kalmıştır.
3. Dört infaz koruma görevlisi başvuruya konu olayhakkında aynı gün bir tutanak tutmuştur. Bu tutanağa göre "..saat 10.35sularında havalandırmada olan Süleyman Benzer, plastik odanın havalandırmatarafına bakan pencere demirlerine tırmanmış şekilde plastik odada bulunan A.Ç.P.B., H.A. ve N.A.'a yaptıkları eylemlerinde yanlarında olduğunu, eylemlerinedevam etmelerini, kendilerine destek olacağını ve plastik odada kalanlarlabirlikte slogan atarken görevli infaz koruma memurları tarafından fark edilerekhavalandırması bitirilip koğuşuna götürülmek istendiğinde aktif direnişgösterip zorluk çıkartmıştır. Orantılı güç kullanılarak koğuşuna götürürken budevlet bunun hesabını verecek, hepiniz şerefsizsiniz, sonuna kadar eylemleredestek vermeye devam edeceğini beyan etmiştir. Hükümlü Süleyman Benzer koğuşaalındıktan sonra da koğuş penceresinden aynı eylemlerine devam etmiştir."
4. Olay nedeniyle Ceza İnfaz Kurumunun başlattığısoruşturmada Disiplin Kurulu 7/5/2019 tarihli kararla "...Kurumgörevlilerine karşı uygunsuz söz sarf etmek veya davranışta bulunma..."gerekçesiyle başvurucunun ücret karşılığı çalışılan işten 3 ay yoksun bırakmadisiplin cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiş, başvurucunun bu cezayaitirazı etmesi üzerine Düzce İnfaz Hâkimliği eylemin sabit olmadığıgerekçesiyle disiplin cezasının kaldırılmasına karar vermiştir. İnfazHâkimliğindeki beyanında başvurucu; sloganlara katılmadığını, sadece infazkoruma memurlarının havalandırma alanına gelip kendisine saldırdığında "Kahrolsunişkence" şeklinde slogan attığını belirtmiştir.
5. Başvurucunun olay nedeniyle hakkında verilen disiplincezasına itirazını inceleyen Düzce İnfaz Hâkimliğine gönderilen ve Ceza İnfazKurumunca yazılan 15/5/2019 tarihli müzekkere cevabından olayın asıl yaşandığıyer olan tekli koğuşların havalandırma bahçesinde kamera sistemi olmadığı,dolayısıyla olaylara ilişkin kamera görüntüsü bulunmadığı anlaşılmıştır.
6. Ceza İnfaz Kurumu hekimi tarafından başvuru hakkındadüzenlenen 30/4/2019 tarih ve 12.13 saatli genel adli muayene raporunda "muayeneedenin şikayeti: her iki ayakta ağrı tarifliyor lezyon yok sol yanakta ağrıtarifliyor lezyon yok" notuna ve "muayene bulguları:boyun sağ kenarında kızarıklık mevcut 5x1 cm ön kolda abrazyon mevut darp cebirizine rastlanmamıştır basit tıbbi müdahale ile giderilebilir katii hekimraporudur." tespitine yer verilmiştir. Raporda başvurucunun da imzasımevcuttur.
7. Başvurucunun Düzce Cumhuriyet Başsavcılığına(Başsavcılık) verdiği şikâyet dilekçesi üzerine olay hakkında başlatılansoruşturma kapsamında Başsavcılık, kamera görüntülerini temin etmiştir. Bugörüntülere ilişkin alınan 16/7/2019 tarihli kamera çözüm raporundagörüntülerde sadece Ceza İnfaz Kurumunun koridorlarının olduğu, başvurucuyakarşı uygulanan fiziki şiddete ya da başvurucunun direnç gösterdiğine dair birtespitte bulunulmadığı belirtilmiştir. Rapora göre;
- Saat 10.02'de koğuşundan çıkarılan başvurucunun üzeriaranmış ve bir personel nezaretinde alt kata indirilerek saat 10.03'tehavalandırmaya çıkarılmıştır.
- Saat 10.35'te iki personel nezaretinde üç personelhavalandırma alanının kapısını açarak içeri girmiş ve başvurucuyu havalandırmaalanından almıştır.
- İki personelin koluna girmesi suretiyle üst kataçıkardığı başvurucu saat 10.36'da koğuşuna yerleştirilmiştir.
- Koğuşundan çıkarılan başvurucu saat 12.01'de kendisineeşlik eden iki personelle birlikte muayene odasına girmiştir.
- Saat 12.02'de bir diğer personel muayene odasınagirmiştir. Saat 12.03'te muayene odasının kapısı kapatılmıştır.
- Saat 12.13'te başvurucu, iki personel nezaretindemuayene odasından çıkarılarak koğuşuna yerleştirilmiştir.
8. Başsavcılık, yürüttüğü soruşturma neticesinde "Olayanına ilişkin kamera kayıtlarının yapılan incelemesi neticesinde düzenlenenkamera çözüm raporunda hükümlü Süleyman Benzer'e memurlarca kötü muamele, darpveya cebirde bulunulduğuna dair herhangi bir görüntü bulunmadığı,...tekli odadakalmakta olan ve havalandırma saati sırasında, havalandırma duvarına veodasının penceresine tırmanmaya çalışan müşteki Süleyman Benzer'in aynı saatteceza infaz kurumundaki süngerli odada bulunan ve slogan atan DHKPC'li kadınmahkumların eylemlerine destek vermeye çalıştığı, bu nedenle memurlarcakendisine müdahale edildiği, müştekinin vücudundaki lezyonların boyundakızarıklık ve sol kolunda abrazyon şeklinde basit yaralanma olduğu, bu durumunda memurlarca müştekiye müdahale edilirken meydana geldiği ve memurlarca zorkullanma yetkisinin aşıldığı anlamına gelmeyeceği, bu nedenle müştekiye işkenceyapıldığına dair, doktor raporu ve kamera kayıtlarıyla desteklenmeyen soyutiddialar dışında ilgili memurlar hakkında kamu davası açılması için yeterlişüphe oluşturacak delil elde edilemediği anlaşılmış olmakla..." gerekçesiyle2/12/2019 tarihinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir.
9. Başvurucu, Başsavcılık kararına 23/1/2020 tarihlidilekçe ile itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde başvurucu; alınan doktorraporunun infaz koruma memurlarının kendisine fiziksel şiddet uyguladığınıispat ettiğini ve infaz koruma memurlarına direndiğinin kabul edilmesininhatalı olduğunu, kamera görüntüleri izlenirse memurlara direnmediğiningörüleceğini ileri sürmüştür. Başvurucunun itirazını Düzce 1. Sulh CezaHâkimliği 21/2/2020 tarihli kararıyla, ileri sürülen sebeplerin kararınkaldırılmasını gerektirir nitelikte olmadığını, verilen kararın usul ve kanunauygun olduğunu değerlendirerek reddetmiştir. Ret kararı başvurucuya 21/6/2020tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 21/7/2020 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
II. DEĞERLENDİRME
10. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucununadli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
11. Başvurucu; Ceza İnfaz Kurumunda görevli infaz korumamemurlarının sözlü ve fiziksel şiddetine uğradığını, Başsavcılığa verdiğişikâyet dilekçesi üzerine etkili bir soruşturma yürütülmediğini, kamerakayıtlarının toplanmadığını ifade ederek kötü muamele yasağının, ayrımcılıkyasağının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. AdaletBakanlığı (Bakanlık) görüşünde, konuya ilişkin insan hakları yargısı içtihadıhatırlatıldıktan sonra adli makamların tespitinden ve ulaştığı sonuçtanayrılmayı gerektiren bir neden bulunmadığı ifade edilmiştir. Başvurucu,Bakanlık görüşüne karşı cevabında bireysel başvuru formundaki iddialarınıtekrar etmiştir.
12. Başvuru, kötü muamele yasağının maddi ve usul boyutukapsamında incelenmiştir. Başvurucunun ayrımcılık yasağına ilişkin olarak ilerisürdüğü iddia havalandırma hakkının kullandırılmamasıdır. Başvurucunun gerekbaşvuru formu gerekse suç ihbarı dilekçesi, etnik kökeni veya başka bir sebeplebu şekilde davranıldığına ilişkin bir iddia içermediğinden ve havalandırmaalanından çıkarılmasında komşu odaya alınan diğer mahpusların slogan atmaeylemine katılması gerekçesi dışında farklı bir sebep bulunduğunu destekleyicibir argüman ya da bilgi ve belge bulunmadığından ayrımcılık yasağı yönündenayrıca inceleme yapılmasına lüzum görülmemiştir.
A. Kötü MuameleYasağının Maddi Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia
13. Başvurucu, Ceza İnfaz Kurumunda görevli infaz korumamemurlarının sözlü ve fiziksel şiddetine uğradığı gerekçesiyle başvurudabulunmuştur.
14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
15. Genel ilkeler için bkz. Cezmi Demir ve Diğerleri,B. No: 2013/293, 17/7/2014; Beyza Metin, B. No: 2014/19426, 12/12/2018,§§ 45, 46.
16. Tutuklu ve hükümlüler ceza infaz kurumu yönetimininsorumluluk ve kontrolüne tabidir (S.D., B. No: 2013/3017,16/12/2015, §§ 89, 91; Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek, B. No:2013/8137, 20/4/2016, § 95; Serdar Avci, B. No: 2015/19474, 9/1/2020, §56). Anayasa'nın 17. maddesinde ceza infaz kurumunda güvenliği sağlamak, düzenikorumak ve suç işlenmesini önlemek için güç kullanımı yasaklanmamaktadır. Ancakbu kapsamda sınırları belli bazı durumlarda, mevzuata uygun olarak ve sadecekaçınılmaz hâllerde, aşırı olmaması koşuluyla güvenlik güçleri tarafındanfiziksel güce başvurulmasının kötü muamele olmadığı kabul edilmektedir (AliRıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 81, 82).
17. Başvurucu 30/4/2019 tarihinde infaz koruma memurlarıncadarbedildiğini, hakaret ve tehdit edildiğini ileri sürmüştür. Aynı günbaşvurucu hakkında düzenlenen sağlık raporunda başvurucunun boyun sağkenarında 5x1 cm ebadında kızarıklık ve sol ön kolda sıyrık tespit edildiğiifade edilmiştir. Bir kişinin devletin gözetim ve denetimi altında bulunduğubir zaman diliminde yaralandığının tespit edilmesi hâlinde yaralanmanın nasıloluştuğu hususunda makul bir açıklama getirme yükümlülüğü devlete aittir (CezmiDemir ve Diğerleri, § 94; Sinan Işık, B. No: 2013/2482, 13/4/2016, §87; Ali Ulvi Altunelli, B. No: 2014/11172, 12/6/2018, § 63). Buyükümlülüğün gereği gibi yerine getirilmemesi kötü muamele yasağının maddiboyutu açısından devleti sorumluluktan kurtarmayacaktır.
18. Olayın yaşandığı yer olan tekli koğuşların havalandırmabahçesini gösteren bir kamera olmadığından ve başvurucu ile infaz korumamemurları dışında olayın bir tanığı da bulunmadığından, infaz korumamemurlarının başvurucuya müdahalesinin şeklinin ve boyutunun belirlenebilmesiiçin başvurucunun anlatımı ile infaz koruma memurlarının düzenlediği tutanağındikkate alınması gerekir.
19. Başvurucu, havalandırma alanında yürüyüş yapmaktaykenbu alana bakan, pencereleri olan süngerli odaya koyulan mahpuslarınbağırışlarını işitmesi üzerine insani bir merakla onlarla konuşmayaçalıştığını, kesinlikle slogan atma eylemine katılmadığını, bir süre sonrahavalandırma alanına gelen beş altı infaz koruma memurunun uyarmadan, kendisinesaldırılarak kollarını arkasına doğru ters çevirdiğini, tekme, yumruk attıklarınıve hakaret ettiklerini iddia etmiştir. Başvurucu; direnmediğini, kendisinefiziki şiddet uygulandıktan sonra sadece "Kahrolsun işkence."şeklinde slogan attığını savunmuştur. Olay nedeniyle infaz koruma memurlarıncadüzenlenen tutanakta ise başvurucunun süngerli odaya alınan mahpuslarlabirlikte slogan attığının fark edilmesi üzerine koğuşuna götürülmesi içinhavalandırma alanına giren infaz koruma memurlarına aktif direniş gösteripzorluk çıkarmış olduğu ifade edilmiştir.
20. Bu durumda olaya ilişkin yegane iki veri arasındafarklılık söz konusudur. Soruşturma makamınca değerlendirilen kameragörüntüleri ve başvurucunun vücudundaki iz ve emarelerin niteliği neticesindedört infaz koruma memuru tarafından düzenlenen tutanak başvurucu beyanına üstüntutularak başvurucunun koğuşuna götürülmek istenmesine direndiği sonucunaulaşılmıştır. Kamera görüntülerinde başvurucunun iki personel tarafındankollarına girilmek suretiyle koğuşuna götürülmesi ve kendisinin de olay anında "Kahrolsunişkence." şeklinde slogan attığını kabul etmesi birliktedeğerlendirildiğinde Başsavcılığın ulaştığı sonuçtan ayrılmayı gerektiren birneden bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu hâlde başvurucunun alınan tedbiredirenmesi nedeniyle somut olayda infaz görevlilerince zor kullanmanın kaçınılmazhâle geldiği kamu makamlarınca ortaya konulmuştur.
21. Bu aşamadan sonra kötü muamele yasağının ihlaledilmemesi bakımından kullanılan gücün orantılı olması şartı aranmaktadır.Koğuşuna gitmemekte direnen başvurucunun basit tıbbi müdahale ile giderilecekdüzeyde yaralanmasının ağırlığı da dikkate alındığında sadece boynundakızarıklık ve sol ön kolunda sıyrık oluşturacak nitelikte olan ve kameragörüntülerine göre bir dakikadan daha az süren müdahalede (Saat 10.35'de ikipersonel nezaretinde başka üç personel tarafından havalandırma alanının kapısıaçılarak içeri girilmiş, başvurucu havalandırma alanından alınmış ve saat10.36'da koğuşuna yerleştirilmiştir.) kullanılan gücün orantılı olduğu sonucunavarılmıştır.
22. Diğer taraftan başvurucu götürüldüğü revir muayeneodasındaki infaz koruma memurlarının kolunu ve boğazını sıktığını, bu eylemleretanıklık eden doktor ve sağlık memurunun ise talebine rağmen rapora bunailişkin bir kayıt düşmediklerini iddia etmişse de başvurucunun da imza etmişolduğu gerçeği yansıtmadığını iddia ettiği bu doktor raporuna itiraz ettiğine,yeniden rapor düzenlenmesi yönünde talepte bulunduğuna dair bir bilgi/belge debulunmadığı görülmüştür.
23. Başvurucunun sadece boynunda kızarıklık ve sol önkolunda sıyrık olduğunun tespit edildiği tıbbi raporun başvurucunun fizikselşiddete ilişkin (tokat, yumruk, tekme) beyanlarıyla örtüştüğü desöylenemeyecektir.
24. Başvurucu, fiziksel şiddet yanında infaz korumamemurlarının sözlü şiddetine de uğradığını iddia etmiş ancak soruşturma veyabaşvuru sürecinde kim tarafından, ne şekilde hakarete uğradığını veya tehditedildiğini açıklamamıştır. Ayrıca kamera kayıtlarında ses kaydı bulunmadığındaninfaz görevlileri ile başvurucu arasında geçen konuşmalar kaydedilememiştir.İnfaz görevlilerinin sözlü şiddete başvurduğuna ilişkin somut delil bulunmadığısoruşturma makamınca değerlendirilmiştir. Başvurucunun bireysel başvuruaşamasında da sözlü şiddete ilişkin somut açıklamalarda bulunmadığı gibisoruşturma dosyasında bulunmayan farklı bir delil sunmadığı da görülmüştür. Budurumda sözlü şiddet iddiası yönünden de soruşturma makamınca ulaşılan sonuçtanfarklı bir sonuca ulaşmayı gerektiren bir olgu tespit edilmemiştir.
25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesindegüvence altına alınan kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edilmediğinekarar verilmesi gerekir.
B. Kötü MuameleYasağının Usul Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia
26. Başvurucu, infaz görevlilerinin kötü muamelesinemaruz kalmasına rağmen ceza soruşturmasının etkili yürütülmediğinden şikâyetetmiştir.
27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
28. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını korumahakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutubulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel veruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsacezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmekdurumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırılarıönleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıklarıolaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altındameydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir veDiğerleri, § 110).
29. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafındanhukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde birmuameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunmasıhâlinde -Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri”kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında-etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma,sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişliolmalıdır. Bu mümkün olmazsa bu madde sahip olduğu öneme rağmen pratikteetkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilîdokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarınıistismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, B. No: 2012/969,18/9/2013, § 25).
30. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumlularıntespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterliolmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi içinsoruşturma makamları resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumlularıntespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamalıdır. Dolayısıyla kötü muameleiddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir şekilde hızlı ve derinlikliyürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay ve olguları ciddiyetleöğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını temellendirmekiçin çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Cezmi Demir veDiğerleri, § 114). Bu bağlamda soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsızbiçimde kamu denetimine tabi olarak özenli ve süratli yürütülmesi, bir bütünolarak etkili olması gerekir (Cezmi Demir ve Diğerleri, § 116).
31. Olay günü başvurucu hakkında Ceza İnfaz KurumuHekimliği tarafından sağlık raporu düzenlenerek başvurucunun yaralandığı tespitedilmiştir. Başvurucunun şikâyeti üzerine infaz görevlileri hakkında derhâlceza soruşturması başlatılarak kamera görüntüleri temin edilmiş, görüntülerüzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Olay günü yaşananların bütünolarak değerlendirilebilmesi amacıyla başvurucu hakkında yapılan disiplinsoruşturmasının dosyası Ceza İnfaz Kurumundan getirtilmiştir. DolayısıylaBaşsavcılık tarafından makul özenle soruşturmanın tamamlandığı, olayınaydınlatılması bakımından ciddiyetle araştırma yapıldığı söylenebilir.
32. Öte yandan başvurucunun etkili bir soruşturmayapılmadığını savunurken toplanması gerektiği hâlde Başsavcılıkçatoplanmadığını söylediği tek somut delil havalandırma alanına ait kameragörüntülerinin izlenmemiş olduğudur ki bu alanda kurulu bir kamera sistemiolmadığı sabittir (bkz. § 5). Bunun dışında ise başvurucunun toplanmadığınıileri sürdüğü başkaca somut delil yoktur.
33. Bir diğer husus toplanan delillerin soruşturma veyargı makamlarınca değerlendirilmesi ve soruşturmanın tamamlanma süresidir.Somut olayda yaklaşık yedi ayda süren soruşturmanın makul sürede tamamlandığıdeğerlendirilmiştir.
34. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesindegüvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edilmediğinekarar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Kötü muamele yasağının maddi ve usul boyutunun ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvencealtına alınan kötü muamele yasağının maddi ve usul boyutunun İHLALEDİLMEDİĞİNE,
D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucununyargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,
E. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 18/4/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.