TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SUNAY ASLAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/20381)
Karar Tarihi: 3/11/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Tuğba YILDIZ
Başvurucular
:
Sunay ASLAN ve diğerleri (bkz. ekli tablonun (B) sütunu)
Başvurucular Vekili
:
Av. Rehşan Bataray SAMAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesinedayalı olarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasının esasıincelenmeden reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemehakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular muhtelif tarihlerde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Ekli tablonun (A) sütununda numaraları belirtilenbaşvuruların konu yönünden irtibatları nedeniyle 2018/20381 numaralı başvuruile birleştirilmesine ve incelemenin 2018/20381 numaralı başvuru üzerindensürdürülmesine karar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
8. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Arka PlanBilgisi
10. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmıştır. Devletin yetkili organları tarafındantehdit değerlendirmesi yapılarak demokratik anayasal düzene, bireylerin temelhak ve hürriyetlerine, millî güvenliğe yönelik tehdit oluşturan tüm terörörgütlerine ve illegal yapılanmalara karşı tedbirler alınmasıkararlaştırılmıştır (ayrıntılar için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],B. No: 2016/22169, 20/6/2017).
11. Anılan tedbirler kapsamında olağanüstü hâl ilanedilmiş ve olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnameleri çıkarılmıştır. Buçerçevede 22/7/2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK)23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğegirmiştir.
12. 667 sayılı KHK'nın 4. maddesinde devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca karar verilenyapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veyailtisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen her türlü kadro,pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personelin kamu görevindençıkarılmaları öngörülmüştür.
13. 667 sayılı KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılıKanun'un 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe girmesi sonucunda kanunlaşmıştır.
B. SomutBaşvurulara İlişkin Olay ve Olgular
14. Başvurucular, Kayapınar Belediyesine (Belediye) veDiyarbakır Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresine (DİSKİ) hizmetveren özel şirketlerde (Şirket) işçi olarak çalışmakta iken başvurucularınterör örgütü ile iltisaklı olduklarının bildirilmesi üzerine Şirket, başvurucularıniş akdini feshetmiştir.
15. Başvurucular, iş akdinin usulüne uygun olarakfeshedilmediğini ve fesih için somut bir olguya dayanılmadığını belirterek işeiade istemiyle Şirket, Belediye ve DİSKİ aleyhine dava açmıştır. DavalıBelediye ve DİSKİ cevap dilekçesinde, 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi gereğihazırlanan listede bulunan kişilerin terör örgütü yapılanması ile irtibatı veiltisakı olduğu tespitine yer verildiğini başvurucuların iş akitlerinin bukapsamda feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı Şirketise işe alım ve iş akdinin feshinin asıl işveren konumundaki Belediyenin veDİSKİ'nin tasarrufunda olduğunu belirtmiştir.
16. Diyarbakır İş Mahkemesi açılan davaların reddinekarar vermiştir. Mahkeme kararlarında; başvurucuların millî güvenliği tehditeden yapılar ile irtibatlı ve iltisaklı oldukları gerekçesiyle 667 sayılıKHK'ya dayalı olarak iş akitlerinin feshedildiği aynı maddenin (2) numaralıfıkrası uyarınca da bu kişilerin bir daha kamu hizmetinde çalıştırılmasının mümkünolmadığı gerekçesine yer verilmiştir.
17. Başvurucular, karara karşı istinaf yolunabaşvurmuştur. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri (Bölge AdliyeMahkemesi) başvurucuların istinaf istemlerini reddetmiştir. Kararda; şüphefeshi kavramı üzerine durulmuş ve başvurucuların terör örgütü yapılanması ileirtibatı olduğunun bildirilmesi üzerine davalı işveren bakımından işsözleşmesinin devam etmesinde yasal engel bulunduğu vurgulanmıştır.
18. Nihai kararların tebliğinin ardından başvurucular süresindebireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
19. İlgili hukuk için bakınız Berrin Baran Eker, [GK],B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20 - 35.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
20. Mahkemenin 3/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
21. Başvurucular; işverence iş akitlerine KHK gereği sonverildiğinin belirtilmesine rağmen terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklıolduklarına dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadığını, bu nedenle masumiyetkarinesinin ihlal edildiğini; mahkeme kararının yeterli araştırma yapılmadanverilmesi nedeniyle etkili başvuru hakkının; haksız ve geçersiz bir şekilde işakitlerinin sona erdirilmesi nedeniyle çalışma haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
22. Bakanlık görüşünde özetle somut olayda ilk derecemahkemelerinin şüphe feshi kapsamında verdiği kararların istinaf merciincedeğerlendirildiği ve başvurucuların bireysel başvurudaki iddialarının kanunyolu şikâyeti mahiyetinde olduğu belirtilmiştir.
23. Başvurucular Bakanlık görüşe karşı beyanlarında;Bakanlık görüşüne katılmadıklarını, haklarında herhangi bir soruşturma veyargılama yokken mahkeme tarafından idarenin sunduğu yazı doğrultusunda terörörgütüyle ilişkili gösterilerek davalarının reddedilmesinin keyfî olduğunu veadil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
24. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenarbaşlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Somut olayda başvurucuların temel iddiası; Belediye tarafından gönderilenbilgilerin derece mahkemelerince yeterli kabul edilerek esası hakkında herhangibir inceleme ve değerlendirme yapılmadan işe iade davalarının reddedilmesidir.Bu nedenle başvurucuların iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamındakimahkeme hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan mahkeme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
27. Anayasa Mahkemesi eldeki başvuruda uygulanacakilkeleri başvuruya benzer olgu ve iddiaları içeren Berrin Baran Ekerkararında belirlemiştir (Berrin Baran Eker §§ 53-60). Anılan karardabelirtildiği üzere demokratik bir toplumda vazgeçilmez bir hak niteliğindekiadil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkeme hakkı uyuşmazlığınbir mahkeme önüne getirilebilmesini, dava konusu edilen uyuşmazlığa ilişkinesaslı iddia ve savunmaların yargı merciince incelenerek değerlendirilmesini vebir karara bağlanmasını, ayrıca verilen kararın icra edilmesini gerektirir.Buna göre mahkeme hakkı; mahkemeye erişim hakkı, karar hakkı ve kararın icrasıhaklarını içerir (Berrin Baran Eker § 55).
28. Mahkemenin önündeki uyuşmazlığı karara bağlarkentaraflardan birinin iddia ve savunmasına bağlı kalarak buna karşı diğer tarafınöne sürdüğü esaslı itirazları tartışmadan yargılamayı sonuçlandırması hâlinde-ortada şeklî anlamda bir karar bulunsa bile- gerçek anlamda bir yargılamayapıldığından bahsedilemeyecektir. Bu durumda uyuşmazlığa karşı yargı yolununteorik olarak açık olması pratikte bir anlam ifade etmeyecek, böylece mahkemehakkı ve dolayısıyla adil yargılanma hakkı bir yanılsamadan ibaret kalacaktır (BerrinBaran Eker § 56).
29. Diğer taraftan mahkemelerin önündeki uyuşmazlığınesasını incelememesi sadece adil yargılanma hakkını zedelemekle kalmaz, aynızamanda davanın konusunu oluşturan medeni hakkın bağlantılı bulunduğu diğer(maddi) hak ve özgürlükler yönünden etkili başvuru hakkının ihlal edilmesine deyol açabilir. Yargısal başvuru yolları, çoğunlukla bir hak veya özgürlüklebağlantılı uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulması amacıyla ihdas edilmiştir.Kişiler dava açmak suretiyle mahkemelerden hak ve özgürlükleriyle ilgili olarakyargısal koruma talep etmektedir. Bireylerin yargısal koruma taleplerine cevapvermek, bu bağlamda dava konusu uyuşmazlığın esasını inceleyerek iddia vesavunmaları değerlendirdikten sonra davayı karara bağlamak yargı mercilerininanayasal yükümlülüğüdür (Berrin Baran Eker § 57).
30. Bununla birlikte adil yargılanma hakkı davanınsonucuna yönelik bir güvence içermemekte yargılama sürecinin adil olarakyürütülmesini temin edecek birtakım usul güvenceleri sunmaktadır. Dolayısıylabireysel başvuru incelemelerinde adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirmeyapılırken davanın sonucuna ilişkin bir çıkarım yapılması mümkün değildir.Anayasa Mahkemesinin tarafların öne sürdüğü ve esasa etkili olan iddiaların-mahkeme hakkının gereği olarak- derece mahkemelerince işin mahiyetinin gerektirdiğiölçüde incelenip incelenmediğini denetleme görevi bulunmaktadır (BerrinBaran Eker § 58).
31. Öte yandan Anayasa Mahkemesi Berrin Baran Eker kararındavurgulandığı üzere 667 sayılı KHK'da, devletin millî güvenliğine karşıfaaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca karar verilen yapı, oluşum veyagruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahutbunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen işçilerin iş sözleşmelerininfeshedilmesi öngörülmüş ancak yargı mercilerinin denetim yetkisini kısıtlayanherhangi bir hükme yer verilmemiştir. Bu bakımdan 667 sayılı KHK'nın 4. maddesidayanak gösterilerek iş sözleşmesi feshedilen işçiler tarafından açılan işeiade davalarının esasının incelenmesini önleyen herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır(Berrin Baran Eker § 69).
32. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu ve buKanun'u yorumlayan Yargıtay içtihatlarına göre asıl işverenin alt işverendensözleşmenin feshini istemesi feshi kendiliğinden tek başına geçerli hâlegetirmemektedir. Ayrıca her ne kadar işten çıkarmanın şüphe feshine dayalıolduğu, dolayısıyla niteliği gereği şüphenin veya şüpheye götüren olgularınispatının imkânsız olduğu haklı olarak ileri sürülebilirse de -Yargıtaykararlarında da belirtildiği üzere- derece mahkemelerince işvereni şüpheyegötüren olguların ispat koşulu aranmadan bir bütün olarak değerlendirilmesineengel bir durum yoktur. Aksi takdirde işverenin şüphesine dayanak olgularındeğerlendirilememesi, böylece feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığının incelenememesişüphe feshinde yargı yolunun açık olmasını anlamsız kılar. Dolayısıyla derecemahkemelerinin başvurucunun iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıpdayanmadığını inceleme yükümlülüğünün bulunmadığı sonucuna ulaşılmasınıgerektirecek herhangi bir neden söz konusu değildir (Berrin Baran Eker §69).
33. Kısacası 667 sayılı KHK'nın 4. maddesinde belirtilenörgüt, yapı, oluşum veya gruplara üye olunması ya da bunlara mensubiyetin veyailtisakın yahut irtibatın bulunması geçerli bir fesih sebebi olaraköngörülmüştür. Ancak bu düzenleme sözü edilen yapılarla irtibatının bulunduğugerekçesiyle iş sözleşmesi feshedilen bir işçinin açtığı işe iade davasındaderece mahkemelerinin geçerli fesih sebebi olarak gösterilen olguyu, diğer birifadeyle işçinin kuralda belirtilen yapılarla irtibatının bulunup bulunmadığınıiş hukukunun kurallarını da gözeterek araştırma ve ortaya koyma yükümlülüğünüortadan kaldırmamaktadır (Berrin Baran Eker § 71).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
34. Somut olayda da anılan karardan ayrılmayı gerektirenbir durumun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Derece mahkemeleri, adil yargılanmahakkının bir unsuru olan mahkeme hakkı gereği asıl işverenin başvurucuhakkındaki değerlendirmesinin objektif ve makul dayanakları olup olmadığını, dolayısıylageçerli feshin koşullarının oluşup oluşmadığını incelemeden asıl işvereninşüphesine bağlı kalarak sonuca varmıştır. Başka bir ifadeyle derece mahkemeleriyargısal fonksiyonun esasını oluşturan uyuşmazlığın içinde yer alan maddi vehukuki sorunların bütünüyle ele alınması ve karara bağlanması işlevini yerinegetirmemiş, gerçek anlamda bir yargısal faaliyet icra etmemiştir. Dolayısıylahukuk düzeni tarafından başvurucuya tanınan feshe karşı yargı yolunun açıkolması teorik olmaktan öteye geçememiştir. Bu durumda başvurucuların mahkemehakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmaktadır.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan mahkeme hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
36. Adil yargılanma hakkı yönünden ulaşılan sonuçgözetildiğinde başvurucuların diğer ihlal iddialarının ayrıca incelenmesinegerek görülmemiştir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir...
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
38. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesine ve zararlarınıntazminine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
39. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına daişaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,7/11/2019).
40. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlaleneden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
41. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı vemahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan kaldırmakamacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen birgiderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlalkararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde usul hukukundakiyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yenidenyargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
42. İncelenen başvuruda, derece mahkemelerinin davakonusu uyuşmazlığın esasını incelememeleri sebebiyle adil yargılanma hakkıkapsamındaki mahkeme hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıylaihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
43. Bu durumda mahkeme hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere esas numaraları ekli tablonun (D) sütunundagösterilen Diyarbakır İş Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
44. İşbu ihlal kararının başvurucular tarafından açılandavaların esasıyla ilgili herhangi bir değerlendirme içermediğivurgulanmalıdır. Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirttiği ihlal gerekçelerinigözeterek ve söz konusu işlemlerle ilgili olarak yeniden bir değerlendirmeyaparak gereken kararı vermek ekli tablonun (D) sütununda gösterilen Diyarbakırİş Mahkemelerinin takdirindedir.
45. İhlalin tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığındantazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen ekli tablonun (E)sütununda gösterilen miktarlardaki harcın başvuruculara ayrı ayrı 3.000 TLvekâlet ücretinin müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkeme hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzereDiyarbakır İş Mahkemesine (esas numaraları ekli tablonun (D) sütunundagösterilmiştir) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. Ekli tablonun (E) sütununda gösterilen harcınbaşvuruculara AYRI AYRI, 3.000 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 3/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.