TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SÜVEYDA YARKIN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/39967)
Karar Tarihi: 11/12/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 23/1/2020-31017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M.Emin KUZ
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
Süveyda YARKIN
Vekili
:
Av. Arzu ŞAHİN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutukluyu ziyarete gelen aile bireyinin ziyaretdüzenini bozduğu gerekçesiyle dokuz ay süreyle ziyaretten men edilmesinedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 15/12/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu Silivri 3 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfazKurumu) tutuklu olarak bulunan babasını 30/6/2017 tarihinde bayrammünasebetiyle ziyaret etmek istemiştir. 4/7/2017 tarihinde İnfaz KurumuMüdürlüğü tarafından başvurucu hakkında kurumun düzen ve güvenliğini bozduğugerekçesiyle dokuz ay süre ile ziyaretten men kararı alınmıştır. Kararda bayramaçık görüşü nedeniyle çok sayıda ziyaretçinin geldiği, arama odasının önününçok kalabalık olduğu, arama odasına ikişer kişi alınarak arama yapıldığı,başvurucunun arama odası önünde istifra etmiş olduğu, içeriye alınarak lavaboyagötürüldüğü, durumu normale döndükten sonra sıraya girmesinin istendiği,başvurucunun sıraya girmesi için uyarıldığında tepki gösterdiği ve itirazettiği, tekrar uyarıldığında "Allahbelanızı versin sizin" diyerek hakarette bulunduğu, daha datepkili şekilde hareketlerine devam ettiği, bu şekilde ziyarete alınamayacağısöylenerek ziyaretçi fişi istendiğinde ise bayan infaz koruma memurununüniformasını çekerek fişi göğsüne soktuğu, bu nedenle kurumun düzen vegüvenliğini bozduğu ifade edilmiştir.
10. Başvurucu 7/7/2017 tarihinde İnfaz Kurumu Müdürlüğüneverdiği dilekçe ile ziyaret günü hastalanarak istifra ettiğini, bunun üzerineinfaz koruma memurlarının kendisini azarladığını ve kendisine bağırdığını,yerleri temizlemesini söylediğini, elinden ziyaretçi fişini almaya çalıştığını,insani olarak sağlık yardımı yapılması gerekirken hırpalandığını belirterekgörevlilerden şikâyetçi olmuştur.
11. Başvurucu ayrıca ziyaretten men kararının kaldırılması içinSilivri 2.İnfaz Hâkimliğine müracaat etmiştir. Başvurucu dilekçesinde; ziyaretgünü hastalandığını ve istifra ettiğini, İnfaz Kurumu görevlilerinin insaniolarak yardım etmek yerine kendisini azarladıklarını, yerleri temizlemesiniistediklerini, "Orayı temizlemezsenizgörüş yaptırmayız" dediklerini, annesinin peçetelerle ve dahasonra verilen paspasla yerleri temizlediğini, görevlilerin azarlamaları,baskıları ve hasta olması nedeniyle sinirlerinin bozulduğunu ve görevli memurlatartıştığını belirtmiştir. Başvurucu; hakkında düzenlenen tutanağın tek taraflıve gerçeğe aykırı olduğunu, verilen yasaklama kararının hukuka ve hakkaniyeteuygun olmadığını beyan etmiştir.
12. İnfaz Hâkimliğinin 10/8/2017 tarihli kararıyla başvurucununtalebi reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde, verilen kararın usul ve yasayauygun olduğu belirtilmiştir.
13. Başvurucunun bu karara karşı Silivri Ağır Ceza Mahkemesineyaptığı itiraz da 21/9/2017 tarihli kararla reddedilmiştir. Nihai karar16/11/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu 15/12/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
15. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un "Ziyaretve görüşlerde uyulacak esaslar" kenar başlıklı 86. maddesininilgili kısımları şöyledir:
“(1)Kapalı ve açık ceza infaz kurumlarına ziyaret veya görüşe gelen resmî heyet veözel kişiler, kurum güvenliğini tehlikeye sokacak davranışlarda bulunamaz,kurum güvenliği için alınan ve uygulanan yasal ve idarî tedbirlerindeğiştirilmesini isteyemezler.
...
(8)Ziyaret ve görüşlerde kurallara uymayan heyet ve kişilerin ziyaret vegörüşmeleri sürdürmelerine derhâl son verilir. Suç oluşturan davranışlar,ilgili idarî ve adlî makamlara bildirilir. Görüşme hakkına sahip özel kişilerinkurum güvenliğinin korunması amacıyla alınan tedbirlere aykırı davranışları veistekleri nedeniyle görüşme hakları, kurumun en üst amirince bir aydan bir yılakadar kısıtlanabilir. Mevzuatın avukatlar bakımından getirdiği hükümlersaklıdır.”
16. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazetede yayımlananCeza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı HakkındaTüzük'ün 129. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
“Ziyaretve görüşlerde kurallara uymayan heyet ve kişilerin ziyaret ve görüşmelerisürdürmelerine derhâl son verilir. Suç oluşturan davranışlar, ilgili idarî veadlî makamlara bildirilir. Görüşme hakkına sahip kişilerin kurum güvenliğininkorunması amacıyla alınan tedbirlere aykırı davranışları ve istekleri nedeniylegörüşme hakları, kurumun en üst amirince bir aydan bir yıla kadarkısıtlanabilir. Mevzuatın avukatlar bakımından getirdiği hükümler saklıdır.”
17. 7/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik'in(Ziyaret Yönetmeliği) 5. maddesinin birinci fıkrasının (o) bendinin ilgilikısmı şöyledir:
“Ziyaretve görüşlerde, kurallara uymayan heyet ve kişilerin ziyaret ve görüşmelerisürdürmelerine derhal son verilir. Suç oluşturan davranışlar, kurum idaresincetutanakla tespit edilerek, ilgili adlî ve idarî makamlara bildirilir. Görüşmehakkına sahip özel kişilerin kurum güvenliğinin korunması amacıyla alınantedbirlere aykırı istek ve davranışları nedeniyle görüşme hakları, ceza infazkurumunun en üst amirince bir aydan bir yıla kadar kısıtlanabilir...”
B. Uluslararası Hukuk
18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenarbaşlıklı 8. maddesi şöyledir:
"(1) Herkes özel ve aile hayatına,konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Buhakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasaylaöngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkeninekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veyaahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli birtedbir olması durumunda söz konusu olabilir."
19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre özel hayatasaygı hakkı, özel bir sosyal hayat sürdürmeyi yani kişinin sosyal kimliğinigeliştirme hakkı anlamında bir özel hayatıgüvence altına almaktadır. Bu yönü ile birlikte değerlendirildiğinde bahsigeçen hak, ilişki kurmak ve geliştirmek üzere çevrede bulunanlarla temas kurmahakkını da içermektedir (Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, §45; Oleksandr Volkov/Ukrayna,B. No: 21722/11, 9/1/2013, §§ 165-167; Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29).
20. AİHM'e göre hükümlü ve tutuklularözgürlük hakkı hariç genel olarak Sözleşme'de güvencealtına alınan temel hak ve özgürlüklerden yararlanmaya devam ederler (Gülmez/Türkiye, B. No:16330/02, 20/5/2008,§ 46; Hirst/Birleşik Krallık (No. 2) [BD], B. No:74025/01, 6/10/2005, § 69).
21. AİHM'e göre suçun mahiyeti haklıgösteriyorsa bir tutuklunun özel bir hapishane rejimine veya sınırlayıcıziyaret düzenlemelerine tabi tutulması onun Sözleşme'nin 8. maddesikapsamındaki hakkına müdahale teşkil eder, ancak kendiliğinden bu hakkın ihlalianlamına gelmez (Vlasov/Rusya, B. No: 78146/01, 12/6/2008, §123).
22. AİHM, ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucuolarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi güvenliğin ve düzeninkorunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumundamahkûmların haklarına sınırlama getirilebileceğini kabul etmiştir. Ancak budurumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik sınırlamalar makul veölçülü olmalıdır (Silver vediğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72 ..., 25/3/1983, §§99-105).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 11/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
24. Başvurucu; babasıyla görüşmesinin engellendiğini, konuylailgili olarak verdiği şikâyet dilekçesinin dikkate alınmadığını, İnfaz Kurumupersonelinin tek yanlı olarak tuttuğu ve gerçeğe aykırı olan tutanağın esasalınmasıyla yaptırım uygulandığını, kamera kayıtlarının incelenmesi ve olayyerinde bulunan kişilerin tanıklığına başvurulması gerekirken yeterli araştırmayapılmadan karar verildiğini, savunma hakkının kullandırılmadığını ve derecemahkemeleri kararlarının hiçbir gerekçe içermediğini ifade etmiştir. Başvurucuayrıca; babasıyla görüşmesinin engellenmesinin kanuni dayanağı olmadığını,meşru amaç da taşımadığını, İnfaz Kurumunun güvenliğini tehlikeye atacak bir davranıştabulunmadığını, verilen dokuz aylık görüşme yasağıcezasının orantısız olduğunu, bu cezanın manevi sonuçları bakımından çok ağırolduğunu belirtmiştir. Başvurucu, bu nedenlerle özel hayata ve aile hayatına saygıhakkının, adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
25. Bakanlık görüşünde; söz konusu ziyaretten men kararınınkanun ve tüzük hükümlerine uygun olduğu, Anayasa’da yer alan hak veözgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığı veya adaleti ve sağduyuyu hiçe sayantarzda açık bir keyfîlik içermediği belirtilmiştir.
26. Başvurucu Bakanlık görüşüne verdiği cevap dilekçesinde, Bakanlıkgörüşündeki değerlendirmelere katılmadığını beyan etmiş ve önceki şikâyetlerinitekrar etmiştir.
B. Değerlendirme
27. Anayasa'nın "Özelhayatın gizliliği" kenar başlıklı 20. maddesinin birincifıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, özel hayatına ve aile hayatınasaygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatınıngizliliğine dokunulamaz..."
28. Aile hayatına saygı hakkı Anayasa’nın 20. maddesinin birincifıkrasında güvence altına alınmıştır. Söz konusu düzenleme, Sözleşme’nin 8.maddesi çerçevesinde korunan aile hayatına saygı hakkının Anayasa’dakikarşılığını oluşturmaktadır. Başvurucunun babasıyla görüşmesininkısıtlanmasından kaynaklanan tüm şikâyetlerinin ve yargısal sürece ilişkin usulkonusundaki iddialarının ilgili maddi hakkın esasıyla ilgili incelemekapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle başvuru Anayasa’nın 20.maddesinde yer alan aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelenmelidir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ailehayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
30. Başvurucunun tutuklu olan babasıyla dokuz ay süreylegörüşmesinin kısıtlanması aile hayatına saygı hakkına müdahale oluşturmaktadır.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
31. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temelhak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin velâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
32. Yukarıda tespit edilen müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 20. maddesini ihlaledecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen vesomut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma,demokratik toplum düzeninin gereklerineve ölçülülükilkesine uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Bülent Polat [GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, § 104; Tevfik Türkmen [GK], B. No: 2013/9704, 3/3/2016, § 68; Bülent Kaya [GK], B. No: 2013/2941,11/5/2016, § 80).
i. Kanunilik
33. Başvurucunun babasıyla görüşmesinin kısıtlanması işleminedayanak olan mevzuat hükümleri (bkz. §§ 15-17) dikkate alındığında müdahaleninkanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun olduğu görülmektedir (İbrahim Aksoy, B. No: 2015/16346,28/6/2018,§ 40).
ii. Meşru Amaç
34. Söz konusu müdahalenin -kamu düzeni ve suç işlenmesininönlenmesi genel amacı çerçevesinde- İnfaz Kurumunda güvenliğin ve disiplininsağlanması şeklinde bir meşru amaç taşıdığı anlaşılmaktadır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(1) Genelİlkeler
35. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre demokratik toplumdüzeninin gerekleri kavramı, öncelikle ilgili hak yönünden getirilensınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde olmasını,başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak kendisinigöstermesini gerektirmektedir. Demokratiktoplum düzeninin gereklerinden olma, bir sınırlamanın demokratik birtoplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelikolmasını ifade etmektedir (AYM,E.2016/179,K.2017/176,28/12/2017; Haluk Öktem [GK], B.No:2014/13433, 13/10/2016, § 49; Erhun Öksüz [GK],B. No: 2014/12777, 13/10/2016, § 53; G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, §56; Ata Türkeri, B. No:2013/6057, 16/12/2015 § 44; Salim Onur Şakar,B. No: 2015/2711, 21/9/2017,§ 35).
36. Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplum düzeniningerekleri ve ölçülülük kriterleri iki ayrı ölçüt olarak düzenlenmiş olmaklabirlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz bir ilişki vardır. Ölçülülük ilkesininamacı temel hak ve özgürlüklerin gereğinden fazla sınırlandırılmasınınönlenmesidir. Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca ölçülülük ilkesi, sınırlamaiçin kullanılan aracın sınırlama amacını gerçekleştirmeye uygun olmasını ifadeeden elverişlilik, sınırlayıcı önlemin sınırlama amacına ulaşmak bakımındanzorunlu olmasına işaret eden zorunluluk ve araçla amacın orantısız bir ölçüiçinde bulunmaması ile sınırlamanın ölçüsüz bir yükümlülük getirmemesi anlamınagelen orantılılık unsurlarını içermektedir (BülentPolat [GK], B. No:2013/7666, 10/12/2015, § 106; Tevfik Türkmen[GK], B. No: 2013/9704, 3/3/2016,§ 70; Bülent Kaya [GK], B. No:2013/2941, 11/5/2016, § 82). Bu ilke, şüphesiz tüm temel hak ve özgürlüklereyapılacak müdahaleler bakımından geçerlidir.
37. Belirtilen ölçütlere riayetle bir sınırlandırma yapılıpyapılmadığının tespiti için, müdahale teşkil eden önlemin temelini oluşturanmeşru amaç karşısında bireye düşen fedakârlığın ağırlığının gözönündebulundurulması ve kamunun veya kimi zaman başka bir bireyin menfaati ilemüdahalenin süjesi olan bireyin menfaati arasında adil bir dengenin kurulupkurulmadığının belirlenmesi gerekmektedir (BülentKaya [GK], B. No: 2013/2941, 11/5/2016, § 83; Tevfik Türkmen [GK], B. No: 2013/9704, 3/3/2016, § 71; Bülent Polat [GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, § 107).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
38. Anayasa Mahkemesi, birçok kararında disiplini bozacakfaaliyetleri önlemeye yönelik hukuki düzenlemeler olmadan bir ceza infazkurumunda düzenin sağlanamayacağına dikkat çekmiş ve ceza infaz kurumu idaresive güvenliği söz konusu olduğunda müdahale ile hak arasında makul bir dengekurma konusunda kamu gücünü kullanan makamların geniş bir takdir yetkisinesahip olduğunu vurgulamıştır. Anayasa Mahkemesinin rolü başvuruya konumüdahalenin olguların kabul edilebilir bir değerlendirmesine dayanarakyapıldığının ve keyfî olmadığının denetlenmesini kapsar (Özkan Kart, B. No: 2013/1821, 5/11/2014 §§50, 51, 53; Hasan Koç, B. No:2014/6506, 5/4/2017, § 13; Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 51).
39. Somut olayda başvurucunun tutuklu olan babasını dokuz aysüreyle ziyaretten men edilmesine karar verilmiştir. Söz konusu ziyaretten men kararındabaşvurucunun infaz koruma memurları ile aralarında geçen tartışmaya ve ziyaretdüzeninin bozulmasına yönelik söz ve davranışlarına detaylı olarak yerverilmiştir (bkz. § 9). Başvurucu da bireysel başvuru formunda infaz korumamemurları ile tartıştığını beyan etmiştir. Başvurucunun ziyaret kurallarınauygun olmayan davranış ve tutumlarını sürdürmesi üzerine İnfaz KurumuMüdürlüğünce disiplin yaptırımı uygulandığı anlaşılmaktadır. Buna göre İnfazKurumuna giriş ve çıkışta kurallara ve düzene aykırı davranışları nedeniyleuygulanan ziyaretten kısıtlama kararının makul olduğu, yeterli bir temele sahipolduğu anlaşılmaktadır.Budurumda uygulanan söz konusu kısıtlamanın demokratik toplum gereklerine uygunolduğu kabul edilmelidir.
40. Bununla birlikte müdahalenin ölçülü olup olmadığı da ortayakonulmalıdır. İlgili mevzuatta ziyaret ve görüşlerde kurallara uymayankişilerin bir aydan bir yıla kadar ziyaretten men edilmesi konusunda ceza infazkurumunun en üst amirine takdir yetkisi tanınmıştır (bkz. §§ 15-17). Ceza infazkurumuna tanınan bu takdir yetkisinin kullanımında ceza infaz kurumunungüvenliği ve disiplininin sağlanmasındaki kamusal yarar ile başvurucunun ailehayatına saygı hakkından yararlanmasındaki bireysel yarar arasında adil birdengenin gözetilmesi gerekir. Mevzuatta belirlenen sınırların arasında kalınsabile ziyaretten men süresinin ceza infaz kurumunun güvenliği ve disiplininsağlanmasına yetecek müddetin üzerinde tayin edilmesi, yapılan müdahaleyiölçüsüz kılabilir. Kamu menfaati ile bireysel yarar arasındaki adil dengeninsağlanıp sağlanmadığının denetiminde, ceza infaz kurumu ve derecemahkemelerinin ortaya koyduğu gerekçelere bakılmalıdır.
41. Olayda başvurucunun sıraya girmemesi ve infaz korumamemuruyla tartışması şeklindeki eylemine karşılık dokuz ay süreyle babasınıziyaretten yasaklanması söz konusudur. İnfaz Kurumu Müdürlüğü kararında tutukluve yakınları için büyük önem taşıyan görüşme hakkının üst sınıra yakın birşekilde dokuz ay süreyle sınırlandırılmasının niçin gerekli olduğu konusundailgili ve yeterli bir gerekçe ortaya konulmamıştır. Bunun yanı sıra derecemahkemelerinin kararlarının da sıraya girmemek ve infaz koruma memuruylatartışmak şeklindeki eylemine karşılık olarak başvurucunun dokuz ay gibioldukça uzun olan bir süreyle ziyaret hakkını kullanmaktan men edilmesiniaçıklayacak ikna edici gerekçeler içermekten uzak olduğu görülmüştür. Buitibarla başvurucu hakkında uygulanan ziyaret hakkının kısıtlanması kararıylaulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlandırılan bireyinkaybı arasında adil bir dengenin sağlanmadığı ve başvurucunun aile hayatınayapılan müdahalenin orantısız olduğu sonucuna varılmıştır.
42. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvencealtına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
44. Başvurucu ihlalin tespit edilerek yeniden yargılamayapılmasına ve 20.000 TLmanevi tazminat ödenmesinekarar verilmesini talep etmiştir.
45. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadankaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlalkararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalindevamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiylesonuçlanacağına da işaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B.No:2016/12506, 7/11/2019).
46. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi,ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
47. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda AnayasaMahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendiuyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklıolarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran vebireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenleAnayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararıverildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklıolarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususundaherhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararkendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizinAnayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererekdevam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerinegetirmektir. (Mehmet Doğan, §§58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59,66-67).
48. İncelenen başvuruda, başvurucunun ziyaret hakkının dokuz aysüreyle kısıtlanmasının orantısız olması nedeniyle aile hayatına saygı hakkınınihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda ihlal, idari bir işlemden kaynaklanmaktadır.Ayrıca işleme karşı açılan davada derece mahkemelerince ihlalin tespiti vegiderimi sağlanamadığından ihlalin aynı zamanda mahkeme kararından dakaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin karartarihi itibarıyla dokuz aylık ziyaret kısıtlamasının uygulanarak sona ermişolduğu gözetildiğinde ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak eski hâle getirme ilkesi çerçevesinde ailehayatına saygı hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek manevi zararları karşılığında başvurucuya net 10.000 TL manevitazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.732,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan ailehayatına saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 257,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.732,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Silivri 2. İnfaz Hâkimliğine(E.2017/4142, K.2017/4210) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/12/2019tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.