TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SUZIN YALÇIN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/9532)
Karar Tarihi: 28/11/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Abdullah UÇAR
Başvurucu
:
Suzın YALÇIN
Vekili
:
Av. Gülabi SEVEN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yakalama ve gözaltı tedbirlerinin hukuki olmaması vebuna bağlı olarak açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının; hukuka aykırı olarak verilen arama kararınedeniyle de özel hayata saygı hakkı ile konut dokunulmazlığı hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/5/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlıkgörüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütüne üyeolma ve örgüte bilerek yardım etme suçlarından yürütülen bir soruşturmadaCumhuriyet Savcılığı tarafından gecikmesindesakınca bulunan hâl kapsamında verilenyazılı emir uyarınca terör örgütü mensuplarının yakalanabilmesi ve suçdelillerinin ele geçirilmesi amacıyla 21/12/2015 tarihinde başvurucunun evindearama yapılmıştır. Savcılık emrinde, bir kısım şüphelinin PKK'nın kırsalkadrolarına mensup dört kişilik grubu evlerinde dönüşümlü olarakbarındırdıkları, örgütle işbirliği içinde örgütünkırsal kadrolarına eleman aktarımı faaliyetlerinde bulundukları ve daha önce örgütüneylemlerini gerçekleştiren örgüt mensuplarına destek sağladıkları yönündeistihbarat bilgilerinin bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun evindeterör örgütü mensubu barındırdığına dair bir ihbarın bulunduğu ifadeedilmiştir.
10. Başvurucu, gece vakti evinde yapılan arama sonrasında21/12/2015 günü saat 04.40'ta hakkında Yakalama ve Gözaltı Tutanağıdüzenlenerek Hakkâri Emniyet Müdürlüğüne götürülmüştür.
11. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı tarafından "yakalanan tüm şahısların şüpheli olarakifadeleri alınarak salıverilmesi" yönünde 21/12/2015 tarihliyazılı talimat verilmiş olup başvurucu hakkında aynı tarihli ve saatbelirtilmeyen Yakınlarına Haber Verme Tutanağı'nagöre gözetim altına alındığının başvurucunun babasına bildirildiği belirtilmişve saat 05.28'de Hakkâri Devlet Hastanesince adli muayene raporudüzenlenmiştir.
12. Aynı gün saat 10.35'te başvurucunun şüpheli sıfatıylaifadesi alınmıştır. Başvurucu ifadesinde özetle suçlamaları kabul etmediğini,PKK terör örgütü üyelerini evinde barındırmadığını beyan etmiştir.
13. Başvurucu, saat 11.25'te Hakkâri Devlet Hastanesince adlimuayene raporu tanziminin ardından hakkında Salıverme Tutanağı düzenlenerekserbest bırakılmıştır.
14. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmasonucu 23/12/2015 tarihinde başvurucu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dairkarar verilmiş ve bu karar 25/1/2016 tarihinde kesinleşmiştir.
15. Başvurucu, haksız yakalama ve gözaltı sebebiyle 29/1/2016tarihinde Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesine dayanarak tazminat davasıaçmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde özetle hakkında silahlı terör örgütüneüye olma suçundan yürütülen soruşturmada haksız olarak yakalanıp gözaltınaalınması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, soruşturma sonucundahakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, 500 TL maddi ve900 TL manevi olmak üzere toplam 1.400 TL tazminata yakalanma tarihindenitibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karar verilmesini istemiştir.
16. Tazminat talebini inceleyen Mahkeme 3/5/2016 tarihlikararıyla "şartları oluşmayan maddi vemanevi tazminat davasının" reddine kesin olarak kararvermiştir. Kararın gerekçesinde özetle başvurucunun ifadesi alındıktan sonraserbest bırakılması yönünde Savcılığın talimatı doğrultusunda hareket edenkolluk görevlilerince fiilen nezarete alınmayan başvurucunun gözaltınaalındığına ilişkin formun sehven doldurulduğu belirtilerek 5271 sayılı Kanunuyarınca tazminat ödenmesinin koşullarının oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
17. Bu karar 3/5/2016 tarihinde başvurucuya tefhim edilmiştir.
18. Başvurucu 6/5/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
19. İlgili hukuk için bkz. HasanAkboğa ([GK], B. No: 2016/10380,27/3/2019, §§ 19-34) başvurusu hakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 28/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
21. Başvurucu; haksız olarak yakalanıp gözaltına alındığını,yaklaşık on saat sonra serbest bırakıldığını ve bu soruşturma sonucundahakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini belirterekuygulanan yakalama ve gözaltı tedbirleri nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca yakalama ve gözaltıtedbiri sonrasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi uyarınca tazminat ödenmesinin koşullarıoluştuğu hâlde bu amaçla açtığı tazminat davasının kendisinin tutulmasınıngözaltı mahiyetinde olmadığı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle tazminathakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
22. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
23. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci,ikinci, üçüncü, dördüncü ve dokuzuncu fıkraları şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcıcezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararınınveya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanmasıveya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüneçıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehliketeşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseriveya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahıiçin kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerinegetirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya dahakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişininyakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksunbırakılamaz.
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir.Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakıncabulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.
Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalamaveya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bununhemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hâkimhuzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.
...
Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulankişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre,Devletçe ödenir."
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, uygulananyakalama tedbirine yönelik olması nedeniyle şikâyet Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü ve dokuzuncu fıkraları kapsamında incelenmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
26. Genel ilkeler için bkz. HasanAkboğa (§§ 43-56) başvurusu hakkındaverilen karar.
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
(1) Anayasa'nın19. Maddesinin Üçüncü Fıkrası Yönünden
27. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca 21/12/2015 tarihindebaşvurucu hakkında arama ve yakalama kararı verilmiş, yapılan arama sonrasındabaşvurucu yakalanarak polis karakoluna götürülmüştür.
28. Somut olayda öncelikle başvurucunun yakalanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, PKK ilebağlantılı suçlar nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında silahlı terörörgütü üyeliği ve bu örgüte isteyerek yardım etme suçlamalarıyla 5271 sayılıKanun'un 90. maddesindeki hükümler çerçevesinde yakalanmıştır (bkz. § 9).Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan yakalama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
29. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan yakalama tedbirinin önkoşulu olan başvurucunun suç işlediğine dair somut belirtilerin bulunupbulunmadığının irdelenmesi gerekir. Başvurucu hakkında verilen yakalama amaçlıarama kararında suç şüphesinin varlığına ilişkin olarak bir kısım şüphelininPKK'nın kırsal kadrolarına mensup dört kişilik grubu evlerinde barındırdığı,eleman aktarımı faaliyetlerinde bulunduğu ve daha önce gerçekleştirileneylemlerde örgüt mensuplarına destek sağladığı yönünde istihbarat bilgileribulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun evinde terör örgütü mensububarındırdığına dair bir ihbarın bulunduğu ifade edilmiştir (bkz. § 9). Buitibarla başvurucu yönünden yakalama için gerekli olan suç şüphesini doğrulayanolguların bulunduğu görülmektedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, §59).
30. Öte yandan başvurucunun hâkim kararı olmadan yakalandığıgözetildiğinde somut olayda suçüstü hâlinin veya gecikmesinde sakınca bulunanhâlin bulunup bulunmadığına da bakılmalıdır. Soruşturma makamları başvurucunundurumunu gecikmesinde sakınca bulunan hâlkapsamında değerlendirmiştir.
31. Başvurucunun yakalanmasına karar verilen silahlı terör örgütüne üye olma ve bilerek örgüteyardım etme suçları Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. HüseyinBurçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).Ayrıca terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşıkarşıya bıraktığından kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar vegüvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla vesuçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye nedenolabilecek biçimde yorumlanmamalıdır (DevranDuran, § 64). Dolayısıyla soruşturma konusu PKK silahlı terörörgütünün özellikleri dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer cezasoruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu da ortadadır.
32. Soruşturma makamları gecikmesinde sakınca bulunan bir hâlinbulunup bulunmadığının değerlendirilmesi konusunda Anayasa Mahkemesine göredaha iyi bir konumdadır. Hiç kuşkusuz soruşturma makamlarının budeğerlendirmeleri Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Somut olaydasoruşturma makamlarının gecikmesinde sakınca bulunduğu yolunda ulaştığı kanaatemüdahale edilmesini gerektirecek bir durum bulunmamaktadır. DolayısıylaAnayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesinde yer alan güvenceninsağlandığı sonucuna ulaşılmaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, §62).
33. Ayrıca suç işlediği hakkında somut belirtinin bulunduğutespit edilen başvurucunun yakalanmasının amacının bu suç şüphesine ilişkinsoruşturma işlemlerinin yürütülmesini ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasınıtemin etmek olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır (benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. Hülya Kar [GK],B. No: 2015/20360, 27/2/2019, § 20). Dolayısıyla başvurucunun yakalanmasının anayasalaçıdan meşru bir amaca dayanmadığı söylenemez.
34. Son olarak başvurucu hakkındaki yakalama tedbirinin ölçülüolup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Yakalama ve gözaltının ölçülü olupolmadığının değerlendirilmesinde; yakalama tedbirine başvurulmasının gerekçesi,kamu makamlarının ve başvurucunun tutumu ile gözaltı süresi gözönündebulundurulur (Hasan Akboğa,§ 64).
35. Somut olayda terör örgütüne yardım etmekle suçlananbaşvurucu 21/12/2015 günü evinde yapılan arama sırasında saat 04.40'tayakalanmış ve kolluk birimine götürülmüştür. Kolluk görevlilerincebilgilendirilen Cumhuriyet savcısı, başvurucunun ifadesinin alınarak serbestbırakılması talimatını vermiştir. Bunun üzerine aynı gün saat 10.35'te şüphelisıfatıyla ifadesi alınan başvurucu, işlemlerinin tamamlanmasından sonra saat11.25'te serbest bırakılmıştır. Dolayısıyla evinden alınarak serbestbırakıldığı ana kadar başvurucunun özgürlüğünden yoksun bırakıldığı sürenintoplam 6 saat 45 dakika olduğu anlaşılmaktadır. Soruşturma kapsamında on birkişi hakkında soruşturma yürütülerek bu kişilerin ifadelerinin alındığıgözetildiğinde başvurucunun toplam 6 saat 45 dakika özgürlüğünden mahrum kalmışolmasının makul olmadığı söylenemez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, §65).
36. Açıklanan gerekçelerle yakalama yoluyla başvurucunun kişihürriyeti ve güvenliği hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü fıkrasını ihlal etmediğine karar verilmesi gerekir.
(2) Anayasa'nın19. Maddesinin Dokuzuncu Fıkrası Yönünden
37. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(e) bendinde, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonrahaklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerinekarar verilen kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını devlettenisteyebilecekleri düzenlenmiştir.
38. Kanun koyucu Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncufıkrasındaki güvencenin ötesine geçerek maddenin ilk sekiz fıkrasındakigüvencelere aykırı olmayan müdahalelerde bile kişinin beraat etmesi veya kişihakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi durumunda tazminatödenmesini güvenceye bağlamıştır. 5271 sayılı Kanun'da yer verilen söz konusutazminat hükmünün Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında koruma altına alınan kişihürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik olarak getirilmiş bir güvence olduğuhususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu nedenle Anayasa'nın 19. maddesindedüzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde yer verilen tazminat davalarında uygulanabilir olduğu açıktır (Hasan Akboğa, §68).
39. Bu itibarla başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesiuyarınca açtığı tazminat davasının, gözaltına alma durumunun gerçekleşmediğigerekçesiyle reddedilmesinin kanuni tazminat hakkını ihlal ettiğine yönelikşikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasında güvence altınaalınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğisonucuna ulaşılmıştır (Hasan Akboğa, § 69).
40. Olayda başvurucu, gece vakti evinde yapılan arama sonrasında21/12/2015 günü saat 04.40'ta hakkında Yakalama ve Gözaltı Tutanağı düzenlenmeksuretiyle yakalanmış ve Hakkâri Emniyet Müdürlüğüne götürülmüştür. Soruşturmayıyürüten Savcılığın "yakalanan tümşahısların şüpheli olarak ifadeleri alınarak salıverilmesi"yönündeki 21/12/2015 tarihli yazılı talimatı üzerine aynı gün saat 10.35'teşüpheli sıfatıyla ifadesi alınan başvurucu saat 11.25'te serbest bırakılmıştır.Öte yandan Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca 23/12/2015 tarihinde başvurucuhakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik) verilmiştir.
41. Başvurucunun takipsizlik kararından sonra 5271 sayılı Kanun'un141. maddesine dayanarak açtığı tazminat davası derece mahkemesincebaşvurucunun gözaltına alınmadığı, dolayısıyla 5271 sayılı Kanun uyarıncatazminat ödenmesinin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.Derece mahkemesi; başvurucunun gözaltına alınması yönünde Savcılığın birtalimatının bulunmadığını, başvurucunun fiilen nezarete alınmadığını ve ifadesialındıktan sonra serbest bırakıldığını belirterek bu sonuca ulaşmıştır.
42. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(e) bendinde, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonrahaklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerinekarar verilen kişilerin maddi ve manevi zararlarını devletten isteyebileceklerihükme bağlanmıştır. 5271 sayılı Kanun'da suç isnadına bağlı tutulmanıntutuklama safhasından önceki kısmı yakalama ve gözaltı şeklinde ikiye ayrılmışise de tazminat ödenmesini düzenleyen söz konusu bentte herhangi bir ayrımyapılmaksızın, yakalandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına kararverilen kişilerin maddi ve manevi zararlarının devlet tarafından karşılanmasıöngörülmektedir. Kanun'un anılan hükmü yoruma ihtiyaç duymayacak açıklıktadüzenlenmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin yerleşik içtihadına göre de 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarıncadevletin tazminat ödeme yükümlülüğünün doğabilmesi için kişinin bir suç isnadıkapsamında yakalanmış olması yeterli olup anılan Kanun'un 91. ve devamımaddeleri uyarınca gözaltına alınmış olması zorunluluğu da bulunmamaktadır.Nitekim yukarıda yer verilen Yargıtay kararlarında, kolluk görevlileritarafından yakalanarak ifadesi alındıktan sonra gözaltına alınmaksızın serbestbırakılan kişilere 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(e) bendi kapsamında tazminat ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir (bkz. § 19).Kaldı ki somut olayda başvurucu, yakalandıktan sonra serbest bırakılmamış;soruşturma işlemlerinin tamamlanması amacıyla karakola götürülmüş ve işlemleritamamlanıncaya kadar fiilen özgürlüğünden yoksun bırakılmıştır. Dolayısıyla5271 sayılı Kanun'un 91. maddesinin (1) numaralı fıkrası gözetildiğinde,yakalama anından serbest bırakılma anına kadar geçen sürenin gözaltıniteliğinde olmadığı da söylenemez ((benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, §72).
43. Bu itibarla yoruma imkân vermeyecek ölçüde açık olan kanunhükmünün yerleşik Yargıtay içtihadına aykırı olarak ve öngörülemez biçimdeyorumlanmak suretiyle başvurucuya tazminat verilmemesi nedeniyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiği değerlendirilmiştir (benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, § 73).
44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncufıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Özel Hayata SaygıHakkı ile Konut Dokunulmazlığı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
45. Başvurucu, makul şüphe şartı gerçekleşmeden ve hiçbir delilaraştırması yapılmadan sadece bir ihbar üzerine Savcılık kararıyla konutundaarama yapıldığını belirterek konut dokunulmazlığı hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığıhaklarının ihlal edildiğine ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdekiiddialarının bu kapsamında incelenmesi gerekir.
47. Anayasa Mahkemesi HülyaKar ([GK], B. No: 2015/20360, 27/2/2019) kararında, korumatedbirlerinin maddi hakları ihlal ettiği iddiaları yönünden bireysel başvurudayapılması gereken denetimin sınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar verenmakamların tedbir uygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirmeyapabilecek konumda olmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip olduklarıkabul edilmiştir. Bu doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılanzararın kaçınılmaz olandan ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfîuygulandığının ilk bakışta anlaşılacak kadar açık olduğu hâllerde makamlarınesas yönünden daha ileri bir değerlendirme yapması gerektiği kabul edilmiştir(ilkeler için bkz. Hülya Kar, §§21-46).
48. Somut olayda başvurucu hakkında başlatılan bir soruşturmakapsamında başvurucunun evinde arama yapıldığı görülmektedir (bkz. § 9).Başvurucu, bu tedbir nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkınınihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin bir soruşturmakapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıylagerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
49. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesikararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu korumatedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesibulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir, kesin birhukuki düzenlemeye dayanmaktadır ve başvurucuya itirazlarını sorumlu makamlarönünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundan başkatedbir, süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır.
50. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanmatarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğindebaşvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya korumatedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuruformunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.
51. Özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarına yönelikbir ihlalin bulunmadığının açık olması nedeniyle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin (1)numaralı fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
53. Başvurucu 50.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminattalebinde bulunmuştur. Ayrıca ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasınıistemiştir.
54. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadankaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlalkararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalindevamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiylesonuçlanacağına da işaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri, B.No:2016/12506, 7/11/2019).
55. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir(Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
56. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda AnayasaMahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendiuyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklıolarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran vebireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenleAnayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılamakararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklıolarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususundaherhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararkendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizinAnayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererekdevam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerinegetirmektir. (Mehmet Doğan, §§58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 57-59, 66-67).
57. Somut olayda derece mahkemesinin yoruma açık olmayan 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi hükmünüyerleşik Yargıtay içtihadına aykırı olarak ve öngörülemez bir biçimdeyorumlamak suretiyle başvurucuyu tazminat hakkından mahrum bırakması sebebiylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
58. Bu durumda ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yenidenyargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50.maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden yargılamakararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenlerigideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesindenibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereMahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
59. İhlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu sonucuna ulaşıldığından ihlalsebebiyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zarara yönelik tazminat taleblerinin reddine karar verilmelidir.
60. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 2.475 TL vekâletücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Özel hayata saygı hakkı ile konut dokunulmazlığı hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının İHLALEDİLMEDİĞİNE,
2. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncufıkrası ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2016/10, K.2016/194)GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininBAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE28/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.