TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Ş.Y. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/14044)
Karar Tarihi: 7/3/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 24/4/2019 - 30754
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Recep KAPLAN
Başvurucu
:
Ş.Y.
Vekili
:
Av. Serpil KIRCA YASAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, bir bankanın itibarına zarar verildiği sonucunavarılan köşe yazısından dolayı yaptırıma maruz kalınmasının ifade özgürlüğünüihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/8/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu 1958 doğumlu olup olay tarihinde çoğunluklaAntalya'daki gelişmelerle ilgili haberler yapan www.serihaber.biz isimli internet sitesinde köşe yazarıdır.
10. Anılan internet sitesinde 29/3/2013 tarihinde başvurucutarafından kaleme alınan "Yapı Denetim Fettullah’ın Baronlarına Teslim" başlıklıköşe yazısı şu şekildedir:
"Mühendislik ilmine kafası basmayan Fettullah'ın, Hoca kılıklı, Katılım Banka destekliBaronları, Yapı Denetim sektörünü kontrol altına alırken, Mühendislik Odalarıda Susma ve eylemsizlik hakkını kullanıyorlar...
Üyelerinin hak ve menfaatini korumak, Mühendisliksektöründe gelişmeleri takip etmek, kalkınma ve refah artırımı konusunda projegeliştirmek, mesleki sorunların çözümünde hakemlik yapmak... Vs gibi asli görevlerimi yerine getiremeyen MühendisOdaları, toplamu ve siyaseti, uçuk düşünceleri ileterbiye etmeye çalışırken...
Fettullah’ın, Hoca kılıklı, Katılım Banka destekli Baronları, İstanbul'da YapıDenetim Şirket pazarı kurdu. 300 000 - 500 000 TLarasında perakende satışına bile başladılar.
Yapı Denetim Şirketlerini pazara düşürerek,Kurumları laçkalaştıran Hoca kılıklı, Katılım Banka destekli Baronlardan biri,o kadar cesaretli ki cesaretini anlatmaya değer buluyorum.
'Fetullah'ıntosuncukları Baron Oldular' köşe yazım yayınlandıktan sonra duyarlı birokuyucum, Baronlardan M.B.'nin, İstanbul’da biradreste kurduğu, onlarca Yapı Denetim Şirketini birbirine kefil ederek, ...katılım bankasından, 5 000 000 TL kredi kullandığına dair bir belge gönderdi.
Bu belgeyi görünce, inanın ki Ülkem adına çoküzüldüm. Hiçbir yetkiniz olmadığı halde, onlarca Yapı Denetim Şirketlerini,önce kuracaksınız, sonra bu Yapı Denetim Şirketlerini birbirine kefiledeceksiniz ve İslami bir bankadan 'Tek Bir İmza (yani M.B., onlarca YapıDenetimin sahibi olarak)' ile yüklü miktarda kredi alacaksınız...
Şaka gibi...!!
Bı kadarına da pes doğrusu...
Bu adamın yaptığına ne denir?
Nitelikli dolandırıcılık mı?
Bilmiyorum! Bana savcı ve hakimler cevapversin.
Saygı ve sevgilerimle."
11. Yukarıdaki yazıda adı geçen A. Bankası A.Ş. (Banka)tarafından gönderilen tekzip yazısı üzerine 11/4/2013 tarihinde başvurucununyazısı yayından kaldırılmış ve tekzip metni bir hafta süre ile yayımlanmıştır.
12. Öte yandan Bankanın 5/4/2013 tarihli şikâyeti üzerinebaşlatılan soruşturma sonucunda başvurucunun 1/10/2005 tarihli ve 5411 sayılıBankacılık Kanunu'nun ilgili hükümleri çerçevesinde Bankanın itibarına zararverme suçundan cezalandırılması istemiyle iddianame düzenlenmiştir.
13. Yargılamayı yapan İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesiaşağıdaki gerekçelerle 3/3/2015 tarihinde başvurucunun netice olarak 10 ayhapis ve 16.660 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir:
"...'Yapı Denetim Fettullah'ın Baronlarına Teslim' başlıklı yazı ve içeriğiincelendiğinde; güven kurumu olan bankalara olan güvenin sarsılmasına yönelikolarak olduğu, bu yazı ile söz konusu katılan bankanın güvenilirliği,saygınlığı ve prestijine zarar verildiği ve itibarının zedelendiği...,dolayısıyla;
...5411 sayılı Bankacılık Yasasına aykırılıksuçunu işlediklerinin sabit olduğu anlaşıldığından, sanıkların eylemlerine uyan5237 sayılı TCK.’nun 37. maddesi ve 5411 sayılıBankacılık Yasasının 74. maddesi yollamasıyla 5411 sayılı Bankacılık Yasasının158/1. maddesi gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalarına,
...hükmün açıklanmasının geri bırakılmasınakarar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır."
14. Başvurucunun bu karara itirazı İstanbul 6. Ağır CezaMahkemesince 12/6/2015 tarihinde reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya29/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
15. Başvurucu 10/8/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
16. 5411 sayılı Kanun'un "İtibarınkorunması" kenar başlıklı 74. maddesi şu şekildedir:
"5187 sayılı BasınKanununda belirtilen araçlarla ya da radyo, televizyon, video, internet,kablolu yayın veya elektronik bilgi iletişim araçları ve benzeri yayınaraçlarından biri vasıtasıyla; bir bankanın itibarını kırabilecek veyaşöhretine ya da servetine zarar verebilecek bir hususa kasten sebep olunamaz yada bu yolla asılsız haber yayılamaz."
17. Aynı Kanun'un "İtibarınzedelenmesi" kenar başlıklı 158. maddesi şuşekildedir:
"Bu Kanunun 74 üncümaddesine aykırı davrananlar bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin günden ikibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
Yukarıdaki fıkrada yazılı fiil neticesindeözel veya kamusal bir zarar doğarsa verilecek ceza altıda bir oranındaartırılarak hükmolunur."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 7/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
19. Başvurucu; başvuru konusu yazıda eleştiri ve düşünceözgürlüğü hakkını kullanmış olması sebebi ile cezalandırılmasının ifadeözgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
20. Başvurucu ayrıca, köşe yazısıyla ilgili müştekinin tekzipmetninin yayımlanmış olmasının ilk derece mahkemesi kararında değerlendirmekonusu yapılmamış olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniiddia etmiştir. Başvurucu, kararı veren İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesihâkiminin Paralel Yapısoruşturması kapsamında tutuklanmasından dolayı mahkemenin tarafsızlığıhakkında inancının sarsıldığını, bu nedenle de adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ifade etmiştir.
21. Bakanlık görüşünde; FethullahçıTerör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) genel özelliklerine,yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin bazı tespitlereyer verilmiştir. İlave olarak FETÖ/PDY'nin finansalyapısının merkezinde müşteki Bankanın bulunduğunun da yapılacak incelemededikkate alınması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
B. Değerlendirme
22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B.No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının bir bütün olarakAnayasa'nın 26. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
23. Anayasa’nın “Düşünceyiaçıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veyabaşka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya davermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması, ...başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ...amaçlarıyla sınırlanabilir…”
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifadeözgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
25. Yazdığı bir köşe yazısı nedeniyle başvurucu hakkında HAGBkararı verilmiştir. Söz konusu mahkeme kararı ile başvurucunun ifadeözgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
26. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesininihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanınilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunlasınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
27. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nınilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeniningereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
28. 5411 sayılı Kanun'un 74. ve 158. maddelerinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığısonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
29. Başvurucu hakkındaki HAGB kararının başkalarının şöhret veya haklarının korunmasınayönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru amaçlar taşıdığı sonucunavarılmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) Genelİlkeler
(a)Demokratik Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi
30. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratik toplum düzeninin gerekleriifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır.İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçeulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tekbaşına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi,anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamınagelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlüaraçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyigerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları, buçabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir.Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşünceninbarışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyiaçıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK],B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; TanselÇölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).
(b) MüdahaleninDemokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
31. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygunkabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılıbir müdahale olması gerekir. Açıktır ki bu başlık altındaki değerlendirme,sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araçarasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz.Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde "demokratiktoplum düzeninin gereklerine aykırı olmama" ve "ölçülülük ilkesine aykırı olmama" biçimindeiki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter bir bütününparçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Bekir Coşkun, §§ 53-55; MehmetAli Aydın, §§ 70-72; AYM, E.2018/69, K.2018/47, 31/5/2018, § 15;AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017, § 18).
32.İfade özgürlüğü üzerindeki sınırlamanın demokratik birtoplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik veistisnai nitelikte olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu birtoplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmayaelverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlemolarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veyaulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahaleninzorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (bazıfarklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun,§ 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51).
33. Anayasa Mahkemesinin bir görevi de bireylerin fikirleriniifade özgürlüğü yoluyla ifade etme hakları ile Anayasa'nın 26. maddesininikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçlar arasında adil bir dengenin sağlanıpsağlanamadığını denetlemektir. Meşru amaçların bir olayda varlığının hakkıortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Önemli olan bu meşru amaçla hak arasındaolayın şartları içinde bir denge kurmaktır (BekirCoşkun, §§ 44, 47, 48; HakanYiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§§ 58,61, 66).
34. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ilebaşvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasınaişaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamununmenfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğerbireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaretetmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinindiğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaranaçıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesiyönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir. Kamu gücünü kullananorganların düşüncelerin açıklanmasına ve yayılmasına müdahale ederken ifadeözgürlüğünün kullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan korunmasıgereken bir menfaatin ve kişiye yüklenen külfeti dengeleyici mekanizmalarınvarlığını somut olgulara dayanarak göstermeleri gerekir (bazı farklılıklarlabirlikte bkz. Bekir Coşkun, § 57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, §§ 59, 68).
35. Buna göre ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlubir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacıkarşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunbir müdahale olarak değerlendirilemez.
(c)Basın Özgürlüğü
36. Anayasa Mahkemesi; Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan ifadeözgürlüğü ile onun özel güvencelere bağlanmış şekli olan ve Anayasa'nın 28.maddesinde yer alan basın özgürlüğünün demokratik bir toplumun zorunlutemellerinden olduğunu, toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi içingerekli temel şartlardan birini oluşturduğunu daha önce pek çok kez ifadeetmiştir (Mehmet Ali Aydın, § 69;Bekir Coşkun, §§ 34-36). Basınözgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumların iletilmesi ve bunlarailişkin bir kanaat oluşturması için en iyi araçlardan birini sağladığı açıktır(İlhan Cihaner (2),B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 63).
(d) İnternetHaberciliği ve Basın Özgürlüğü
37. İnternet haberciliğinin de basının temel işlevini yerinegetirdiği sürece basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğikonusunda tereddüt yoktur (Medya GündemDijital Yayıncılık Ticaret A.Ş. [GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015,§§ 36-42).
(e) İfade Özgürlüğü ileİtibarın Korunmasını İsteme Hakkı Arasında Adil Denge
38. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifadeözgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden ve bu bağlamda ifade özgürlüğünükullananların uyması gereken görev ve sorumluluklardan biri de başkalarınınşöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişiselkimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17.maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır (İlhan Cihaner (2), §44). Devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncükişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (NilgünHalloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 41; AdnanOktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun, § 45; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009,15/2/2017, § 44).
39. Öte yandan finans piyasalarına ve finans kurumlarına güveninsağlanması, kamu düzeni ve güvenliğinin temininden ayrı değerlendirilebilecekbir husus olmayıp bu düzenin ve güvenliğin sağlanmasının önemli bir unsurudur(AYM, E.2014/103, K.2014/199, 25/12/2014). Bir güven kurumu olan bankalar, herülkede para piyasasının oluşması ve işletilmesinde önemli bir rol oynar. Ülkeekonomisi içindeki bu önemli rol nedeniyle bankacılık sisteminde meydanagelebilecek herhangi bir aksaklık başta tasarruf sahipleri olmak üzere tümekonomik sistemi etkileyebilmektedir (AYM, E.2010/116, K.2011/118, 7/7/2011).Bu bağlamda kanun koyucu, belirtilen hususları gözönünealarak bir güven kurumu olan bankaların güvenilirliğini sağlamak ve bu güvenilirliğidevam ettirmek amacıyla 5411 sayılı Kanun'un 74. ve 158. maddelerinde öngörüldüğüşekilde bankaların itibarlarına yönelik haksız saldırıları hakaret suçundanayırarak ayrı bir suç olarak düzenlemiş ve bu suça, hakaret suçu için öngörülencezaya kıyasla daha ağır bir ceza verilebilmesine olanak sağlayan hükümlerihdas etmiştir. Kanun koyucunun bu tercihi, suç olarak tanımlanan fiillerinhangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımlarına tabi tutulacağının belirlenmesindekitakdir yetkisinin kapsamındadır (başka bir bağlamda benzer değerlendirmeleriçin bkz. AYM, E.2016/25, K.2016/186,14/12/2016, §§ 12, 13).
40. Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruya benzer başvurularda,başvurucunun müdahale edilen ifade özgürlüğü ile başvurucunun konuşmasındakiiddialar ve ifadeler nedeniyle müştekinin müdahale edilen şeref ve itibarhakkının korunması arasında adil bir dengenin gözetilip gözetilmediğinideğerlendirmektedir (Kemal Kılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017, §56; Nilgün Halloran,§ 27; İlhan Cihaner(2), § 49). Bu, soyut bir değerlendirme değildir. Çatışan haklararasında dengeleme yapılabilmesi için başvurucunun kullandığı ifadelerintürünün, kamusal tartışmalara katkı sunma kapasitesinin, ifadelere yönelikkısıtlamaların niteliğinin ve kapsamının, ifadelerin kimin tarafından dilegetirildiğinin, kime yöneldiğinin, tarafların ünlülük derecelerinin ve ilgilikişilerin önceki davranışlarının, kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılanifadeler karşısında sahip oldukları hakların ağırlığının değerlendirilmesi gerekir(Kemal Kılıçdaroğlu,§ 56; Nilgün Halloran,§ 44; Ergün Poyraz (2) [GK],B. No: 2013/8503, 27/10/2015, §56; Kadir Sağdıç [GK], B. No:2013/6617, 8/4/2015, §§ 58-66; İlhan Cihaner (2), §§ 66-73). Bunun için başvurucutarafından söylenen sözlerin yazının tamamı ve söylendiği bağlamdankopartılmaksızın olayın bütünselliği içinde değerlendirilmesi gerekir (Nilgün Halloran, § 52;Önder Balıkçı, § 45).
41. Söz konusu değerlendirmelerde derece mahkemelerinin belirlibir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinindenetimindedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, bir kısıtlamanın ifade özgürlüğü ile bağdaşıp bağdaşmadığıhususuna karar vermede yetki sahibi olan iç hukuktaki son mercidir.
(f) Maddi Olgular ile Değer Yargısı Arasındaki Fark
42. Öte yandan dava konusu söylemlerin maddi vakıalarınaçıklanması veya değer yargısı olarak nitelendirilmesi önemlidir. Bu noktadamaddi olgular ile değer yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir.Maddi olgular ispatlanabilse de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanınmümkün olmadığı hatırda tutulmalıdır (KadirSağdıç, § 57; İlhan Cihaner (2), § 64). Ancak bir açıklamanıntamamen değer yargısından oluşması durumunda bile müdahalenin orantılılığıihtilaflı açıklamanın somut unsurlarla yeterince desteklenip desteklenmemesinegöre tespit edilmelidir. Çünkü somut unsurlarla desteklenmiyorsa değer yargısıölçüsüz olabilir (Cem Mermut,B. No: 2013/7861, 16/4/2015, § 48).
(g) İfadeÖzgürlüğüne Yapılan Müdahalenin Gerekçesi
43. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerintemel ekseni, derece mahkemelerinin müdahaleye neden olan kararlarındadayandıkları gerekçelerin ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunolduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır. İfadeözgürlüğüne gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulankriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler Anayasa'nın 26.maddesini ihlal edecektir.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
44. Bankaların güven kurumu olması dolayısıyla onlara yönelikgüveni sarsıcı nitelikteki asılsız haber yapma fiilinin yaptırıma tabitutulması kamu düzeninin tekrar sağlanması açısından makul ve olması gereklibir tutum olarak değerlendirilebilir (bkz. § 40). Ancak bu tespit bankacılıksisteminin ve münhasıran herhangi bir bankanın -özellikle de kendi faaliyetalanlarındaki konularla ilgili- eleştirilerden muaf tutulduğu anlamına gelmez.Bu bağlamda bankacılık sisteminin ve bankaların itibarına yönelik her türlüifadenin otomatik olarak cezalandırılmayı gerektirdiği şeklinde kategorik birvarsayımdan hareket edilemez.
45. Başvuru konusu olayda ilk derece mahkemesi, başvurucununyazısının müşteki Bankanın itibarına karşı hangi surette saldırı oluşturduğu vecezalandırmayı gerektiği hususunda hiçbir değerlendirme yapmaksızın anılanyazının "...güven kurumu olan bankalara olangüvenin sarsılmasına yönelik olarak olduğu, bu yazı ile ...bankanıngüvenilirliği, saygınlığı ve prestijine zarar verildiği ve itibarınınzedelendiği..." sonucuna ulaşmıştır. Bu bağlamda ilk derece mahkemesincebaşvurucu hakkında HAGB kararı verilirken başvurucunun yazısında dile getirileniddialar hakkında herhangi bir araştırma yapılmaksızın -dayanaklarıgösterilmeden- başvurucu tarafından kaleme alınan yazının Bankanıngüvenilirliği, saygınlığı ve prestijine zarar verdiği varsayımınadayanılmıştır.
46. Öte yandan anılan kararda Bankanın faaliyet yürüttüğü alanınve yazıya konu olan meselenin kamusal niteliği ve halkın kamusal meselelereilişkin bilgi alma hakkı da dikkate alınmamıştır. Başvuru konusu olayda olduğugibi bir bankanın işlemlerindeki usulsüzlük iddiaları konusunda kamununbilgilendirilme hakkının bulunduğunda kuşku yoktur. Bir haber veya yazınınkamuyu bilgilendirme değeri ne kadar yüksek ise kişinin söz konusu haber veyamakalenin yayımlanmasına o kadar boyun eğmesi gerekir (İlhan Cihaner (2),§ 74; Kadir Sağdıç, § 67).
47. Somut davanın kendine has koşullarında başvuruya konuihtilafın büyük ölçüde dava konusu yazıda ileri sürülen iddiaların maddivakıaların açıklanması veya değer yargısı olarak nitelendirilmesi ile ilgiliolduğu görülmektedir. Bu bağlamda başvuru konusu yazıda M.B. isimli bir kişihakkında müşteki Bankanın da adının geçtiği ve belgelere dayalı olduğubelirtilen bazı olgusal iddiaların yer aldığı görülmektedir.
48. Anayasa Mahkemesi, müşteki Bankayı usulsüz işlemlere taraf olmakla itham edeniddiaların ciddi olduğunu gözönünde bulundurmaktadır.Kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan olgusal iddiaların ifadeözgürlüğünün korumasından yararlanabilmesi için güvenilir delillerledesteklenmesi gerekir (Nihat Durmuş veDurmuş Ofset Gaz. Bas. Yay. Mat. Kül. ve Spor Etk. ve Tic. Ltd. Şti.,B. No: 2014/5761, 10/5/2018, § 54). Bu bakımdan başvuruya konu olay bağlamındaderece mahkemelerinin başvurucunun iddialarına dayanak gösterdiği belgeningerçekliği ile belge içeriği incelendiğinde başvurucunun iddialarının belgeiçeriğinden çıkarılmasının mümkün olup olmadığı konusunda bir tespittebulunması gerekir. Derece mahkemesi kararlarında bu şekilde bir değerlendirmeyapılmamıştır.
49. Bu bağlamda derece mahkemelerinin başvurucunun ifadeözgürlüğü hakkı ile müşteki Bankanın itibar hakkının korunması amacı arasındaadil bir denge kurduğu söylenemez. Dolayısıyla başvurucunun ifade özgürlüğüneyapılan müdahalenin toplumsal bir ihtiyaçbaskısına tekabül ettiği ve bu sebeple de demokratik toplumdüzeninin sürekliliği için gerekli olduğu ilgili ve yeterli bir gerekçe ilegösterilememiştir.
50. Açıklanan gerekçelerle derece mahkemelerinin kararlarındaortaya konan gerekçelerin ilgili ve yeterli olmadığı sonucuna varıldığındanAnayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ve 28.maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüğünün ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
52. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 57-60) kararında, Anayasa Mahkemesince bir temelhakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasılortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir.
53. Başvurucu, ihlalin tespiti ile ihlalin sonuçlarınınkaldırılması talebinde bulunmuştur.
54. Anayasa Mahkemesi başvurucuya yönelik HAGB kararı şeklindekimüdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk koşulunusağlamadığından başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğisonucuna varmıştır. Somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
55. Bu durumda ifade ve basın özgürlüklerinin ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılmasıgereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması venihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeplekararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 29. Asliye CezaMahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harçtan ve2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. İfade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında güvence altınaalınan ifade özgürlüğü ile Anayasa'nın 28. maddesinin birinci fıkrasındagüvence altına alınan basın özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerininihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2014/172, K.2015/82)GÖNDERİLMESİNE,
E. 226,90 TL harçtan ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE7/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.