TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
S.Z. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/5934)
Karar Tarihi: 11/2/2021
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
M. Emin KUZ
Basri BAĞCI
Raportör
:
Duygu KALUKÇU
Başvurucu
:
S.Z.
Vekili
:
Av. Özgür KUMAŞ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, gözaltı ve tutuklamanın hukuki olmaması,tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması,tutukluluğa itiraz ve tahliye taleplerinin kısa sürede incelenmemesi,tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmamasınedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; usulüne uygun olmayan aramave elkoyma kararları ile soruşturma listesinin basına sızdırılması nedeniyleözel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile masumiyet karinesinin; gözaltındatutma koşulları ile maruz kalınan birtakım muameleler nedeniyle de işkence vekötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 14/2/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
5. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyleve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi vebelgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
6. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargıorganları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çokuzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı TerörÖrgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilenbir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindedarbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasabile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelikolarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çoksayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (AydınYavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:2016/23672, 11/1/2018, § 12).
8. En son Ankara İdare Mahkemesi hâkimi olarak görevyapmakta iken Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 16/7/2016 tarihlikararı ile başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına ve 24/8/2016 tarihindemeslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
9. Darbe teşebbüsü sonrasında Ankara CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu 17/7/2016tarihinde gözaltına alınmıştır.
10. Başvurucu 20/7/2016 tarihinde Ankara CumhuriyetBaşsavcılığında (Başsavcılık) ifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemisırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle sadeceüniversite hazırlık döneminde (1997-1998 yıllarında) örgüte müzahir dershaneyegittiğini, bunun dışında ne üniversite döneminde ne de meslek hayatında örgütemüzahir herhangi bir evde ya da yurtta kaldığını, örgütün toplantılarınakatılmadığını, burs ya da bağış altında örgüte para göndermediğini, Bank Asyadahesabının bulunmadığını, HSYK seçimleri sürecinde herhangi bir çalışmanıniçinde yer almadığını, mesleği süresince herhangi bir sebeple yurt dışı görevialmadığını, aynı şekilde adaylık döneminde Adalet Akademisinde de herhangi birgörev üstlenmediğini ve suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
11. Başvurucu, Başsavcılık tarafından silahlı terörörgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle 21/7/2016 tarihinde Ankara 2.Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucu, müdafii huzurunda yaptığısavunmasında önceki anlatımlarına benzer beyanlarda bulunmuştur.
12. Başvurucu, Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılansorgusunun ardından 21/7/2016 tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olma suçundantutuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...isnat edilen Silahlı TerörÖrgütüne üye olma suçundan vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, dosyadamevcut tutanaklar, üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, üzerlerine atılısuçun CMK 100 maddesinde öngörülen katalog suçlardan olması, yasada öngörülenceza miktarı nedeni ile verilen tutuklama kararının ölçülü oluşu ve adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla şüphelilerin CMK 100. vedevamı maddeleri gereğince ayrı ayrı TUTUKLANMALARINA... [karar verildi.]"
13. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Ankara 3.Sulh Ceza Hâkimliği 19/8/2016 tarihinde itirazın reddine kesin olarak kararvermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin... sorgu sayılı tutuklama kararının gerekçesinde hukuka aykırı herhangi birisabetsizlik bulunmadığı, tutuklama tarihinden bu yana ....[S.Z.] ... lehlerineherhangi bir değişiklik olmadığı ve ülkenin içinde bulunduğu olağanüstü hal dedikkate alınarak itirazlarının ayrı ayrı REDDİNE, .. tutukluluk hallerinin ayrıayrı DEVAMINA ... kesin olarak karar verildi."
14. Başsavcılık nezdinde devam eden soruşturma sürecindebaşvurucunun tutukluluk hâli ile ilgili olarak Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği8/11/2016 tarihli karar ile tutukluluğun devamına hükmetmiş, bu karara karşıyapılan itiraz ise Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/1/2017 tarihli kararıile kesin olarak reddedilmiştir. Nihai karar başvurucuya 23/1/2017 tarihindetebliğ edilmiştir.
15. Başvurucu 14/2/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
16. Başsavcılığın 8/1/2018 tarihli iddianamesiylebaşvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiylehakkında kamu davası açılmıştır. İddianamede bu suçlamaya esas alınan olgularşöyle özetlenebilir:
- Başvurucu, HSYK'nın 24/8/2016 tarihli kararı ilemeslekten ihraç edilmiştir.
-Emniyet Genel Müdürlüğünce ByLock veri tabanı üzerinde yapılaninceleme neticesinde düzenlendiği ifade edilen ByLock Tespit ve DeğerlendirmeTutanağı'nda başvurucunun 14/8/2014 tarihinde ByLock uygulamasını kullandığıbelirtilmiş, UYAP kayıtlarına göre tespit edilen hattın başvurucuya ait olduğubelirlenmiştir.
- Gizli tanık Yıldırım, Başsavcılık tarafından alınan5/10/2016 tarihli ifadesinde başvurucunun örgüt mensubu olduğunu bildiğinibeyan etmiştir.
-Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülensoruşturma kapsamında şüpheli sıfatı ile 28/10/2016 tarihinde ifadesi alınanİ.E. başvurucunun örgüt mensubu olduğunu bildiğini beyan etmiştir.
- T.A., Başbakanlık İletişim Merkezine (BİMER)23/7/2016 tarihinde yaptığı müracaatta başvurucunun örgüt mensubu olduğunuiddia etmiştir.
17. Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesi 25/1/2018 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/10 sayılı dosya üzerindenkovuşturma aşaması başlamıştır.
18. Başvurucunun örgütle irtibatlı olduğunu iddia edengizli tanık Yıldırım'ın kovuşturma aşamasında alınan beyanının ilgili kısmışöyledir:
"Ben 2009 yılından beri idarihakimlik görevi yapmaktayım. Bu şahısla2007 yılında hakimlik stajı yaparkengitmiş olduğum cemaatin toplantılarında tanıştım. 2007-2009 yılları arasındaAnkara dayapmış olduğumuz cemaat toplantılarında görüştük. 2009 yılında farklıyerlere atandık. Ben Urfa da görev yaparken kendisi Antep'teydi. Busüreçte debir iki defa görüştük. 2011 yılında ben Malatya'ya atandım. Bu tarihten sonrabu şahısla iletişimimiz kopmuştur. Bu şahısla gitmiş olduğum sohbetlerde dinikonuların yanında Fethullah Gülen'in kitapları okunur, videoları izletiliyordu.Bu sohbetlerde bağış adı altında bizden herhangi bir talepte bulunulmadı,himmet arada alınıyordu. Himmet aldığım aylığın %10 u kadarıydı. [S.Z.] de himmet veriyordu...buşahısla 2011 yılından sonra görüşmedim. Bu nedenle 17-25 Aralık sürecindekitutumunu bilmiyorum. Diyeceklerim bunlardan ibarettir."
19. Başvurucunun örgütle irtibatlı olduğuna dair ifadeveren diğer tanık İ.E. nin kovuşturma aşamasında alınan beyanının ilgilikısmı şöyledir:
"... iddianamede ismi geçen Sanık [S.Z.] isimli şahsı tanırım, 2010yılında Gaziantep idare mahkemesi hakimliğine geçici olarakgörevlendirilmiştim, sanık [S.Z.] da Gaziantep 1. İdare mahkemesinehakim olarak görev yapmaktaydı, göreve başladıktan belli bir süre sonra hayırlıolsun manasında benim ev ziyaretime geldi, belirli bir süre geçtikten sonrabana dönem arkadaşım olan Yüksel'in selamını ileterek bana Fethullah Gülen'insonsuz Nur isimli kitabını verdi, benimle olan görüşmelerinde Kuranı Kerim,Cevşen ve risale okumayı teklif etti, bana her ay görüşelim diyordu ancak ben2-3 ayda bir [S.Z.] ile görüşebiliyordum, görüşmelerimiz 2012 yılı Yazaylarına kadar devam etti, bu süreç içerisinde ben sanığın her hangi birşiddet, siyasi eylem içeren her hangi bir ifadesine şahit olmadım, sanığın birprogram kullandığına, gazete, dergi gibi yayınlara abone olduğuna veya himmetverdiğine şahit olmadım, görüşmlerimiz sohbet ortamında değil birebir benimevimde yada kendisinin evinde yukarıda dediğim gibi 2-3 ayda bir oluyordu,başkaca bir eylemine şahit olmadım, sadece bir kez kurban parası verdiğimihatırlıyorum diyeceklerim bundan ibarettir."
20. Başvurucunun örgütle irtibatlı olduğuna dair BİMER'emüracaatta bulunan T.A.nın kovuşturma aşamasında alınan beyanının ilgili kısmışöyledir:
"Ben sanıkla 1999-2003 yıllarıarasında Süleyman Demirel Üniversitesinde birlikte okuduk, bu dönemde sanığınFetöye ait örgüt evlerinde kaldığını biliyorum, bende arkadaşım olduğu içinsanığı ziyarete gittiğimde evde ismini hatırlamadığım ve tanımadığım başkakişiler de vardı, bu evde Fetöye ait videolar izlenirdi."
21. Kovuşturma aşamasında yapılan araştırmalarneticesinde başvurucunun Digitürk abonesi olduğu ancak sonrasında aboneliğiniiptal ettirdiği, aboneliğin iptaline ilişkin ses kaydında ise ''Yumurcak TVkapatıldığı için iptal ettirmek istiyorum.'' dediği tespit edilmiştir.
22. Başvurucunun katılımı ile 25/4/2018 tarihinde yargılamanınilk duruşması gerçekleştirilmiş; 30/10/2018 tarihinde görülen duruşmada dabaşvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Tahliye kararının gerekçesişöyledir:
"Sanığın üzerine atılı suç ileilgili savunmasını tamamladığı, sabit ikametgah sahibi olduğu, karartacak birdelil bulunmadığı, şahsi ve ailevi mağduriyeti, tutukluluktan beklenen amacınhasıl olduğu gözetilerek, CMK 109 madde gereğince yurtdışı çıkış yasağı vepazar günü olmak üzere haftada bir gün imza adli kontrol tedbirleri uygulanmaksureti ile TAHLİYESİNE... [kararverildi.]"
23. Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesi 10/4/2019 tarihlikararı ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ayhapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkûmiyet kararınıngerekçesinde genel olarak ByLock tespiti, tanık beyanları ile Yumurcak TV veDigitürk aboneliğine ilişkin kayıtlara dayanıldığı anlaşılmıştır.
24. Dava, bireysel başvuru incelemesinin yapıldığı tarihitibarıyla istinaf incelemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİHUKUK
25. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No:2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39; Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597,31/10/2019, §§ 33-48.; Salih Sönmez, B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§33-56.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
26. Mahkemenin 11/2/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. KişiHürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. GözaltınınHukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
27. Başvurucu; atılı suç açısından makul şüpheninvarlığını gösteren maddi olgular bulunmadan gözaltına alındığını, suç şüphesiolmaksızın dört gün gözaltında kaldığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
28. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilenhak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincilniteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013 §§ 16, 17).
29. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltısüresinin aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğuiddiaları ile olağanüstü hâl şartları altında geçici bir süre için azami olarakotuz güne kadar uygulanan gözaltı süresinin uzunluğunun makul olup olmadığışikâyetlerine ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaasıl dava sonuçlanmamış da olsa 4/12/2004 tarihli ve5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar vediğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca[GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK],B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B.No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47; Neslihan Aksakal, B. No:2016/42456, 26/12/2017, §§ 30-37). Somut olayda başvurucunun bu kapsamda kalaniddiaları bakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcutdeğildir.
30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. TutuklamanınHukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
31. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi olmaksızın vegörevinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin görevli olmayan birmahkeme tarafından tutuklandığını, olayda tutuklama nedenlerinin bulunmadığını,tutuklamanın orantısız bir tedbir olduğunu ve adli kontrol tedbirinin nedenyetersiz kalacağının değerlendirilmediğini belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
32. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinsınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz."
33. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinkullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik veya olağanüstühallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla,durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veyatamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırıtedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlardada, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişininyaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayısuçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ilesaptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
34. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenliği"kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birincicümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veyadeğiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılanve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
i. Uygulanabilirlik Yönünden
35. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstübir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruyakonu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumlabağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarıncayapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).
36. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen vetutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsününarkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır.Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılanolaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No:2016/49158, 26/7/2017, § 57).
37. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerindeyer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanmasıhâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıpkılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195,242; Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Kabul Edilebilirlik Yönünden
(1)Genel İlkeler
38. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkatealınacak genel ilkeler için bkz. Mustafa Baldır, B. No: 2016/29354,4/4/2018, §§ 54-60; Zafer Özer, B. No: 2016/65239, §§ 38-45.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
39. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasınınkanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
40. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmaolduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.
41. Diğer taraftan başvurucu 24/2/1983 tarihli ve 2802sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nda hâkimlerle ilgili olarak öngörülen usuleilişkin güvencelerin hiçbirine riayet edilmeksizin, yetkili ve görevli olmayanmahkemece tutuklandığını iddia etmektedir.
42. Anayasa Mahkemesi Yıldırım Turan ([GK], B. No:2017/10536, 4/6/2020) kararında ilgili kanunlar çerçevesinde konuyu etraflıcadeğerlendirmiş ve Yargıtay içtihatlarına da değinerek terör örgütüne üye olmasuçunun kişisel bir suç olduğunu, Yüksek Mahkeme üyelerinden farklı olarakhâkim ve Cumhuriyet savcıları yönünden ağır ceza mahkemesinin görevine girensuçüstü hâli bulunmasa da kişisel suçlarına ilişkin olarak soruşturmayürütülmesi için izin şartı bulunmadığını belirterek Vergi Mahkemesi üyesi(hâkim) olan başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının bulunduğu sonucunavarmıştır (Yıldırım Turan, §§ 102-147).
43. Somut olayda anılan karardan ayrılmayı gerektiren birdurum söz konusu değildir. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucununkanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir. Bu itibarlabaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
44. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden öncetutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtibulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
45. Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında,başvurucu hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığına ilişkin olarak dosyadasomut delillerin olduğu ifade edilmiştir. Ancak bu delillerin neler olduğubelirtilmemiştir (bkz. § 12).
46. Başvurucu hakkında hazırlanan iddianamede iseHSYK'nın meslekten çıkarma kararına, ByLock tespiti ile aleyhe tanıkbeyanlarına dayanılmıştır (bkz. § 16).
47. Anayasa Mahkemesi ByLock uygulamasınınözellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayı kullanmalarının veyakullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına yüklemelerinin soruşturmamakamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir belirti olarakdeğerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§106, 267; M.T. [GK], 2018/10424, 4/6/2020). Buna göre soruşturmamakamlarınca ve tutuklama tedbirine karar veren hâkimliklerce FETÖ/PDY üyesiolmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasının somutolayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarakkabul edilmesi, anılan programın özellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî birtutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Selçuk Özdemir, § 74, NeslihanAksakal, B. No: 2016/42456, 26/12/2017, § 57). Nitekim Anayasa Mahkemesi M.T.kararında Bylock ile ilgili içtihadını geliştirmiş ve sonuç olarakByLock uygulamasının oluşturulması, kullanım şekli ve yöntemi, içindekişifreleme teknikleri, program içindeki kullanıcı ve grup adlarının niteliği, buuygulama vasıtasıyla yapılan iletişimin içeriği gibi hususlarla ilgili olarakkolluk birimleri ve kamu makamları tarafından yapılan -ve yargı organlarınca dakabul edilen- tespitler, bu bağlamda ByLock'a ilişkin ulaşılan bilgi vebelgeler ile programın özelliklerinin FETÖ/PDY'nin örgütlenme biçimiyleneredeyse tümüyle örtüşmesi, bir kısım ByLock kullanıcısının ifadeleri, sözkonusu programı kullandığı tespit edilen kişilerin önemli bir bölümününFETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğuna işaret eden diğer olgu ve delillerinbulunması, kişilerin bu uygulamayı kullanıp kullanmadıklarının tam bir hukukikesinlik içinde belirlenmesine yönelik olarak yargı makamlarınca inceleme vearaştırmalar yapılması gibi olgular bir bütün olarak dikkate alındığında AydınYavuz ve diğerleri kararında ifade edilen değerlendirmelerden ve ulaşılansonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığını ifade etmiştir (ayrıntıiçin bkz. M.T., §§ 97-116).
48. Gerçekleşen darbe teşebbüsü sonrasında soruşturmamercilerince, başvurucu hakkındaki FETÖ/PDY yapılanmasıyla irtibatının olduğunadair somut olgu isnadı barındıran tanık anlatımlarının ve başvurucunun ByLockuygulaması kullanıcısı olmasının somut olayın koşullarına göre suçunişlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin de temelsiz ve keyfîolduğu söylenemez. Sonuç olarak başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayankuvvetli belirtilerin bulunmadığının kabulü mümkün değildir.
49. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardıedilmemelidir.
50. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veyadoğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkinsoruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuzve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).
51. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlıterör örgütüne üye olma suçu Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No:2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilensuçlar arasındadır (bkz. § 19; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No:2016/40170, 16/11/2017, § 148).
52. Somut olayda Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğincebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlıterör örgütüne üye olma suçunun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına, suça ilişkinkanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına göre kaçma şüphesinin bulunmasına veadli kontrolün yetersiz kalacak olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 12).
53. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andakigenel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Ankara 2.Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden kaçma tehlikesine yönelen tutuklamanedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı söylenemez.
54. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).
55. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamumakamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişihürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili birşekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekildeyorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. SüleymanBağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; DevranDuran, § 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılısoruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik,hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallıkatfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi) de dikkatealındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor vekarmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).
56. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarakbaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 12) keyfî vetemelsiz olduğu söylenemez.
57. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanınhukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açıkolduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
58. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliğihakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve19. maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
3. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
59. Başvurucu; tutukluluk süresinin makul olmadığınıileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca tahliye talebi ve itiraz dilekçelerinde ilerisürdüğü iddiaları incelenmeden, ilgisiz ve yetersiz gerekçelerle taleplerininreddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
60. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Buna göre somut olayda başvurucunun iddialarının özünün ilgili veyeterli olmayan gerekçelerle tutukluluğun devam ettirilmesine ve tutukluluğunmakul süreyi aşmasına ilişkin olduğu değerlendirilmiş, bu şikâyet Anayasa'nın19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında incelenmiştir.
61. Anayasa Mahkemesi tutukluluğun kanunda öngörülenazami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş veya hükümlü hâle gelmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgiliYargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindeöngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukukyolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§33-45; Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473, 25/1/2018, § 26). Somutolayda 10/4/2019 tarihinde mahkûmiyetine karar verilen başvurucu yönündenanılan içtihatlardan ayrılmayı gerektirir bir durumun olmadığı anlaşılmıştır.
62. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
4. SoruşturmaDosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
63. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararınınbulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları öğrenemediğini, savunmasınıhazırlayamadığını ve iddia makamı ile eşit şartlarda bulunmadığını belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
64. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti vegüvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun,hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
65. Başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
66. Başvurucunun şikâyetlerine konu kısıtlama kararınınverildiği belirtilen soruşturma dosyasında başvurucuya yöneltilen suçlama,olağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren olaylarla ilgilidir. Bu nedenlekısıtlamanın hukuki olup olmadığı, bir başka ifadeyle kararın kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı üzerindeki etkisinin incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle kısıtlamanın Anayasa'nın19. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242).
ii. Genelİlkeler
67. Genel ilkeler için bkz. Günay Dağ ve diğerleri , §§166-179.
iii. İlkelerinOlaya Uygulanması
68. Soruşturma aşamasında başvurucuya yöneltilensuçlamaların başvurucunun FETÖ/PDY üyesi ve bu örgütün yargıdaki yapılanmasındayer aldığı iddiası olduğu anlaşılmaktadır. Bu suçlamaların içeriğinin AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca yapılan ifade alma işlemi sırasında başvurucuyasorulan sorularda açıklandığı ve başvurucunun ifadesinde anılan suçlamalarlailgili beyanda bulunduğu görülmektedir (bkz. §§ 10, 11).
69. Öte yandan başvuru formunda belirtilen, başvurucununtutukluluğa itiraz dilekçesinde de usul ve esasa ilişkin ayrıntılı bir biçimdebeyanda bulunulmuştur. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiinin isnat edilensuçlamalara ve tutukluluğa temel teşkil eden bilgilere gerek sorgu öncesindegerekse sorgu sonrasında erişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.
70. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurlarınve tutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerinbaşvurucuya veya müdafilerine bildirilmiş, başvurucuya bunlara karşı savunma veitirazlarını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında soruşturmaaşamasında dosyanın incelenmesine izin verilmemesi nedeniyle başvurucununtutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığının kabulü mümküngörülmemiştir (Salih Sönmez, § 153).
71. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun dosyayıincelemesine izin verilmemesi nedeniyle tutukluluğa etkili bir şekilde itirazdabulunamadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
72. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliğihakkına yönelik olarak soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesisuretiyle yapıldığı belirtilen müdahalenin Anayasa'da ve özellikle 19. maddeninsekizinci fıkrasında yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasınagerek bulunmamaktadır.
5. TahliyeTaleplerinin ve İtirazlarının Süresinde Değerlendirilmediğine İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
73. Başvurucu; tutukluluğun devamına dair kararlarayaptığı itirazlarının ve tahliye taleplerinin süresinde değerlendirilmediğini,bir kısım kararların ya tebliğ edilmediğini ya da geç tebliğ edildiğinibelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
74. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§16, 17).
75. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (k) bendi, yakalanan veya tutuklanan kişilere yakalama ve tutuklamaişlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamalarıdurumunda maddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerineimkân sağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi bireysel başvurunun incelendiği tarihitibarıyla tahliyesine karar verilen başvurucular yönünden anılan yoluntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (CaferYıldız, B. No: 2014/9308, 9/1/2018, §§ 37-40; Yaşar Saçlı, B. No:2014/9311, 24/1/2018, §§ 37-40).
76. Kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davadailk derece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıylakişinin tutukluluk hâli sona erer (Korcan Polatsü, B. No: 2012/726,2/7/2013, § 33). Başvurucu hâlihazırda tahliye olmuş ya da hükümlü hâle gelmişise itirazların geç değerlendirilmesi nedeniyle Anayasa Mahkemesince verilecekbir ihlal kararı başvurucunun serbest kalması sonucunu doğurmayacak, ayrıcaserbest bırakma talebine ilişkin başvuru hakkı bakımından da bir etki sağlamayacaktır.Bu durumda yalnızca hak ihlalinin tespiti ve gerekiyorsa belli bir miktartazminata hükmedilmesiyle yetinilecektir. Dolayısıyla bu tür ihlal iddialarıbakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuru yollarınıntüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireysel başvurudabulunulması gerekir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ali EfendiPeksak, B. No: 2017/29428, 17/7/2019, §§ 101-112).
77. Anayasa Mahkemesi, yukarıda atıf yapılan AliEfendi Peksak, Cafer Yıldız ve Yaşar Saçlı kararlarındakişinin tahliye edilmesi ya da hükümlü hâle gelmesi durumunda asıl davasonuçlanmamış da olsa bu şikâyetler bakımından 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkilibir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır. Somut olayda başvurucu, 30/10/2018tarihinde tahliye edilmiş; 10/4/2019 tarihli karar ile de mahkûmiyetine kararverilmiştir. Mahkûmiyet kararıyla birlikte tahliye kararında olduğu gibitutukluluk hâli sona erdiği için 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülentazminat davasının bu durumda da etkili bir yol olduğu kabul edilmelidir(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ali Efendi Peksak, §§101-112).
78. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindebelirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz,etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılanbireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ilebağdaşmamaktadır.
79. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
6. Tutukluluk İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme ÖnüneÇıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
80. Başvurucu; soruşturma süresince tüm tutuklulukincelemelerinin dosya üzerinden yapıldığını, bu incelemelerde duruşmayapılmadığını ve dinlenilmediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
81. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,§§16, 17).
82. Anayasa Mahkemesi Salih Sönmez kararındatutukluluk incelemelerinin duruşmasız yapılması ve/veya makul süredehâkim/mahkeme önüne çıkarılmama şikâyetini incelemiştir. Anayasa Mahkemesianılan kararda başvurucunun inceleme tarihi itibarıyla hâkim/mahkeme önüneçıkarılmış olması hususunu nazara alarak verilecek bir ihlal kararınınbaşvurucunun yeniden hâkim önüne çıkarılmasını sağlamayacağını ve serbestkalması sonucunu doğurmayacağını belirtmiş ve bu durumda yalnızca kişinin uzunsüre hâkim/mahkeme önüne çıkarılmamasıyla ilgili bir hak ihlalinin tespiti ve gerekiyorsabelli bir miktar tazminata hükmedilmesiyle yetinileceği sonucuna varmıştır (SalihSönmez, §§ 166-177).
83. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararda, bu türihlal iddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuruyollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireyselbaşvuruda bulunulması gerektiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafikabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuruyollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır.
84. Somut olayda başvurucu, tutuklandığı 21/7/2016tarihinden 1 yıl 9 ay 4 gün sonra 25/4/2018 tarihinde mahkeme önüne çıkmış veitirazlarını etkili bir biçimde ileri sürme fırsatına sahip olmuştur.Dolayısıyla somut başvuru yönünden anılan karardan ayrılmayı gerektiren birdurum söz konusu değildir.
85. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuruyapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
B. Özel Hayatave Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
86. Başvurucu; görevli ve yetkili olmayan mercilertarafından hukuka aykırı olarak, ağır cezalık suçüstü hâli olmadan arama kararıverildiğini, haksız olarak evinde ve iş yerinde yapılan arama ve elkoymaişlemleri nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
a. Arama Kararı Yönünden
87. Anayasa Mahkemesi Hülya Kar (B. No:2015/20360, 27/2/2019) kararında, koruma tedbirlerinin maddi hakları ihlalettiği iddiaları yönünden bireysel başvuruda yapılması gereken denetiminsınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar veren makamların tedbiruygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirme yapabilecek konumdaolmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip oldukları kabul edilmiştir. Budoğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılan zararın kaçınılmaz olandanağır sonuçlara yol açtığının veya keyfî uygulandığının ilk bakışta anlaşılacakkadar açık olduğu hâllerde esas yönünden daha ileri bir değerlendirme yapılmasıgerektiği kabul edilmiştir (Hülya Kar, §§ 21-46).
88. Somut olayda soruşturma mercilerince verilmiş aramakararına dayanılarak başvurucunun konutunda ve işyerinde arama yapılmıştır.Başvurucu bu tedbir nedeniyle özel hayatın gizliliği ve aile hayatına saygıhaklarının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin suçdelillerini elde etme amacıyla gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
89. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde AnayasaMahkemesi kararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konukoruma tedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suçşüphesi bulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir vekesin bir hukuki düzenlemeye dayanmakta olup itirazlarını sorumlu makamlarönünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı başvurucuya tanınmıştır.Bundan başka tedbir süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır. Korumatedbirinin durumun gerektirdiğinden daha uzun sürdüğü veya hedeflenen amacaulaşmak bakımından açıkça elverişsiz olduğu değerlendirilmemiştir.
90. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi,uygulanma tarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birliktedeğerlendirildiğinde başvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağırolduğu veya koruma tedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucuda bireysel başvuru formunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.
91. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
b. ElkoymaKararı Yönünden
92. Somut olayda başvurucunun dijital materyallerine 5271sayılı Kanun'un 134. maddesi kapsamında el konulmuştur. Bu elkoyma işlemininhukukiliği ve kesin sonuçları derece mahkemeleri tarafından yapılacak yargılamasonucunda ortaya çıkacaktır. Öte yandan el konulan dijital materyaller ve ceptelefonlarının incelenmesi tamamlandıktan başvurucuya iade edilmesi mümkünolacaktır. Son olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (j) bendinde "Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine,koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirleralınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılanveya zamanında geri verilmeyen" kişilerin uğramış olduğu maddizararları isteyebileceği belirtilmiştir. Başvurucunun yargılama sonunda elkoymanedeniyle uğradığı zararları bu tazminat yoluna başvurmak suretiyle tazminedebilmesi de mümkün olacaktır. Öte yandan başvurucu, elkoyma kararına karşıitiraz yoluna başvurduğu yönünde bir iddia ve kanıt da sunmamıştır. Dolayısıylabaşvurunun hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yollar tüketilmeksizinyapıldığı anlaşılmaktadır.
93. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
C. MasumiyetKarinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
94. Başvurucu, soruşturma yapılan hâkim ve savcılara aitlistenin -listede eşlerinin isimleri ve görev yerleri de yazdığı hâlde- basınasızdırıldığını, bu nedenle masumiyet karinesi ile özel hayat ve aile hayatınasaygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
95. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Bu itibarla somutolayda başvurucunun bu bölümdeki iddialarının özünün masumiyet karinesineyönelik olduğu anlaşılmakla bu bölümdeki şikâyetlerinin Anayasa'nın 38.maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
96. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgilidelilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak vedayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalardabulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun kamugücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hakve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılandeliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların nelerolduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücününihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olaylarıntarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkingerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276,9/1/2014, §§ 19, 20; Ünal Yiğit, B. No: 2013/1075, 30/6/2014, §§ 18, 19;Musa Yılmaz Acar, B. No: 2013/1664, 16/7/2014, § 42; EmrullahTayıpoğlu, B. No: 2017/21511, 4/4/2018, § 108).
97. Somut olayda başvuru formu incelendiğindebaşvurucunun ihlal iddialarını soyut ve genel ifadelerle ileri sürdüğü, bununharicinde ne basına sızdırıldığını iddia ettiği belgelere ilişkin ne de hangibasın yayın organında adı geçen belgelerin yayımlandığına ilişkin herhangi birbilgi vermediği, iddiasını bir kanıt unsuruna dayandırmadığı görülmüştür.Dolayısıyla başvurucu, bu koşulları yerine getirmeyerek iddialarınıtemellendirmediğinden başvurusunun esasının incelenmesi imkânı bulunmamaktadır(Veli Özdemir, § 26).
98. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
D. Kötü MuameleYasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
99. Başvurucu; gözaltında tutulma koşullarının insaniolmadığını, beslenme için temin edilen gıdanın yeterli olmadığını, kalabalıknezarethanede ters kelepçeli olduğu hâlde tutulduğunu, tuvalet ihtiyaçlarınındahi karşılanmasında sorun çıkartıldığını, ters kelepçe uygulamasının ilkgözaltına alındığı günün gecesi de devam ettiğini, bu nedenle bileğinde yaralaroluştuğunu, ertesi gün yine ters kelepçe olduğu hâlde işyeri araması içinadliyeye götürüldüğünü ve insanlara teşhir edildiğini, aynı şekilde sağlıkkontrolüne de özellikle darbe girişimine tepki göstermek için bekleyeninsanların arasından geçirilmek suretiyle götürüldüğünü, nezarethanede aynışekilde duvara karşı uzun süre ayakta bekletildiğini, gözaltının üçüncü günüadliyeye sevk edildiği esnada da kelepçe uygulamasının devam ettiğini, sorguiçin adliyeye sevk edildikleri günün gecesi adliyenin mescidinde ters kelepçeliolarak yatırıldığını, ertesi gün sorguya kadar geçen süreçte de yine aç vesusuz bir şekilde ayakta bekletildiğini, bu şekilde yorgun ve bitkin olduğuhâlde ifadesinin alındığını, söz konusu kötü muamele iddialarını tahliyetalepli ve tutukluluğa itiraz dilekçelerinde ileri sürmesine rağmen kamumakamlarının harekete geçmediğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
100. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,26/3/2013, § 17).
101. Somut olayda başvurucu, gözaltı sürecindeki kötümuamele iddialarına ilişkin genel olarak gözaltında iken kamu görevlileritarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ve insani olmayan gözaltıkoşullarında kasti bir şekilde tutulduğunu ileri sürmektedir. Bu bölümdekiiddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun yakalandığı andanitibaren kamu görevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan şikâyetçiolduğu görülmektedir. Başvurucu, gözaltında tutma koşullarının yetersizliğindenbahsetmişse de bu kapsamda maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamelenin kamugörevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma koşullarından mıkaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusu iddialarınAnayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi ve belge bulunmadığıanlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarının başvurucunun anılaniddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden kaynaklanıpkaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortaya konmasıgerekmektedir.
102. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini ve varsa bukonudaki kanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilereiletmeden, hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini veçözüme kavuşturmasını beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
103. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kötü muameleyasağının ihlal edildiği iddiasıyla ilgili olarak idari ve/veya yargısalbaşvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurununbu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. 1. Gözaltının hukuki olmaması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıylakişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Tahliye taleplerinin ve itirazların süresindedeğerlendirilmemesi dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Arama kararı dolayısıyla özel hayata ve aile hayatınasaygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Elkoyma kararı dolayısıyla özel hayata ve ailehayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
9. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
10. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA 11/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.