TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
TAHSİN ÇİFTÇİ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/4580)
Karar Tarihi: 16/12/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör Yrd.
:
Leyla Nur ODUNCU
Başvurucular
:
Tahsin ÇİFTÇİ ve diğerleri [bkz. Ekli Tablonun (B) Sütunu]
Vekilleri
:
Av. Saim BOZKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurular,terör örgütü üyeleri tarafından hısımlarına zarar verildiği hâlde bu durumlarıdikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve TerörleMücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılanbaşvuruların reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma ve mülkiyethaklarının; ret işlemlerine karşı açılan davalara ilişkin yargılamaişlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2.Başvurular, muhtelif tarihlerde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır.Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurununKomisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3.Başvurucular adli yardım talebinde bulunmuş, Birinci Bölüm ve İkinci BölümKomisyonlarınca başvurucuların yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolmaları nedeniyle adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
4.Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm Komisyonlarınca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölümler tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5.Bölüm Başkanları tarafından muhtelif tarihlerde, başvuruların kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvurubelgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına(Bakanlık)gönderilmesine karar verilmiştir.
6.Bakanlığa başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneğigörüş için gönderilmiştir. Bakanlık tarafından benzer şikâyetlere ilişkinbaşvurularda sunulan görüşlere atıf yapılarak ayrıca görüş sunulmayacağıbildirilmiştir.
7.Anayasa Mahkemesi tarafından ekli tablonun (A) sütununda başvuru numaralarıbelirtilen dosyaların konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2013/4580 başvurunumaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/4580başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğerbireysel başvuru dosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8.Başvuru dilekçeleri ile başvurulara konu yargılama dosyaları içeriğinden tespitedilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
9.Başvurucular, terör örgütü mensupları tarafından ekli tablonun (C) sütunundayakınlık derecesi belirtilen hısımları C.Ç.nin5/6/1995 tarihinde ve G.Ç.nin 1/8/1994 tarihindeöldürüldüğünü, F.Ç.nin 13/3/1995 tarihindeyaralandığını, Sü.Ç.nin 12/7/1993 tarihindekaçırıldığını ve aracının yakıldığını beyan etmişler ve bu özel durumlarındankaynaklı güvenlik kaygısı nedeniyle köylerini terk etmek zorunda kaldıklarınıiddia etmişlerdir.
10.Başvurucular, ekli tablonun (D) sütununda belirtilen tarihlerde 5233 sayılıKanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği ZararTespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.
11.Ekli tablonun (E) sütununda tarih ve sayıları belirtilen Komisyon kararlarında,terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılanbaşvurularda dosyalarda yer alan bilgi ve belgeler uyarınca Sason ilçesi Taşyuva köyünün boşaltılmadığından ve kişiye yönelik birtehdit ve saldırı olmadığından, 1990 yılından sonra Kayadüzüve Çınarlı köylerinin Taşyuva köyünün bağlısı olduğuve köyde ciddi bir nüfus yaşadığından, bağlı köyler ayrıldıktan sonra dahiköyde 1990-2000 yılları arasında yoğun bir nüfus bulunduğundan bahisletaleplerin reddine karar verilmiştir.
12.Belirtilen ret işlemleri aleyhine ekli tablonun (F) sütununda belirtilentarihlerde başvurucular tarafından açılan iptal davalarında, ekli tablonun (G)sütununda tarihleri gösterilen İdare Mahkemesi kararları ile Taşyuva köy merkezinin ve Zornik,Hopir, Gortil, Hazuzenk mezralarının 1992-1999 yılları arasında kısmenboşaltıldığı/boşaldığı, 1987-2000 yılları arasında Taşyuvaköyünde geçici köy korucusu ve gönüllü köy korucusu görevlendirilerek koruculuksisteminin bulunduğu, korucu aileleri haricinde köyde kırk yedi hanenin ikametettiği, köy nüfusunun 1990, 1996, 1997 yıllarında 409; 2000 yılında 631 kişiolduğu, 1990-2000 yılları arasında muhtarlık seçimlerinin yapıldığı, 2000 yılısonrasında da seçimlerin düzenli olarak yapıldığı, TaşyuvaKöyü İlköğretim Okulunun eğitim ve öğretime açık olduğu, Taşyuvaköyü halkının bir kısmının güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmesindendolayı uğradıkları zararın anılan köyün tamamen boşalmamış olması, diğer birifadeyle anılan köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması vebaşvuruculara yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmamasınedenleriyle 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukukiolanak bulunmadığı gerekçesiyle davaların reddine hükmedilmiştir.
13.Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun (H) sütununda gösterilentarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ilekararların usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiznedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğibelirtilerek onanmasına karar verilmiştir.
14.Başvurucuların bir kısmı tarafından yapılan karar düzeltme istemi, eklitablonun (I) sütununda belirtilen tarihlerde Danıştay OnbeşinciDairesinin ilamları ile reddedilmiştir.
15.Onama ya da karar düzeltme isteminin reddi kararları başvuruculara tebliğedilmiş ve muhtelif tarihlerde süresi içinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
B. İlgili Hukuk
16.5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 3., geçici 4.maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı EkiKarar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve E.2008/4141,K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008 tarihli veE.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009tarihli ve E.2008/6679, K. 2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28).
17.5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un 1. maddesiyledeğişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:
“Yaralanma, engellihâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısıile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;
a) Yaralananlara altıkatı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre,
b) Çalışma gücükaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespitedilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar,
c) Çalışma gücükaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespitedilenlere yirmibeş katından kırksekizkatı tutarına kadar,
d) Çalışma gücükaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespitedilenlere kırkdokuz katından yetmişikikatı tutarına kadar,
e) Ölenlerinmirasçılarına elli katı tutarında,
Nakdî ödeme yapılır.
…
Birinci fıkranın (e)bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı TürkMedenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
18.Mahkemenin 16/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucuların2013/4580 numaralı bireysel başvuruları incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
19. Başvurucular,5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları taleplerin ve akabinde açtıklarıdavaların reddedildiğini; idarenin, köy halkının köy korucusu olmak ya da köyüterk etmek şeklinde baskı ve zorlamasına maruz kalmalarının dikkatealınmadığını, dosyadaki zarar tespitine ilişkin raporlar ve güvenlik nedeniyleköylerinin boşaltılmış olduğunu belirten belgeler dikkate alınmadan ve terörörgütü mensuplarınca hısımları C.Ç. ile G.Ç.ninöldürülmesine, F.Ç.nin yaralanmasına, Sü.Ç.nin kaçırılmasına ve aracının yakılmasına dair özeldurumları gözönünde bulundurulmadan köyün tamamenboşalmamış olduğu soyut gerekçesine ve şahıslarına yönelik bir terör tehdidi yada saldırısının bulunmamasına dayanılmak suretiyle sundukları belgelerdeğerlendirilmeksizin idare tarafından sunulan belgeler dikkate alındığını vebu belgeler kendilerine tebliğ edilmediği için savunma yapma imkânınınkendilerine tanınmadan verildiğini ve kararın adil olmadığını belirtmişlerdir.
20.Başvurucular; ayrıca kararların yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, sunduklarıbelgeler dikkate alınmadan idarece sunulan belgelere dayalı olarak karar verenMahkemenin tarafsız olmadığını, kendi içinde çelişkili ve somut gerçeğiyansıtmayan belgelere dayanılarak karar verildiğini, aynı yerleşim yerindenönceki bir tarihte başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesiyönünde karar verilmesine rağmen yargı mercilerince bu kararlar konusundaaraştırma ve inceleme yapılmadan davalarının reddine karar verildiği, bunedenle makul ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmen şahıslarına tazminatödenmemesi yönünde karar alınarak ayrımcılığa maruz kaldıklarını, idarenin canve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyethaklarından yoksun kaldıklarını ve Derece Mahkemelerinin hatalı değerlendirmesinedeniyle zararlarının tazmin edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’da yazmayan birnedene dayanılarak Komisyon ve yargı makamlarınca taleplerinin reddedildiğini,ayrıca yaptıkları başvuru hakkında yürütülen işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığınıbelirterek Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141. maddelerindetanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişler ve maddi tazminattalebinde bulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
21.Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucuların, 5233 sayılı Kanunkapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları davaların reddedilmesinedeniyle Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141. maddelerindetanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. AnayasaMahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ilebağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Başvurucular, Mahkemece verilen ret kararları neticesinde idarenin can vemal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu maruzkaldıkları mülkiyet hakkından yoksun kalmaları karşısında bir giderimsağlanması imkânının kendilerine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 35.maddesinde tanımlanan mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.Anılan ihlal iddiaları, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali iddiasınınincelenmesi sonucu verilen karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlaliddiası yönünden ayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucuların diğer ihlaliddiaları aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiği İddiaları
22.Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları giderim taleplerinin,mukim oldukları köyün tamamen boşaltılmamış olduğu gerekçesiyle reddedildiğiniancak aynı yerleşim yerinden önceki bir tarihte başvuruda bulunanlar hakkındaKomisyonun tazminat ödenmesi yönünde karar verdiğini ve yargı mercilerince bukararlar konusunda araştırma ve inceleme yapılmayarak davalarının reddinehükmedildiğini, bu nedenle makul ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmentazminat ödenmemesi yönünde kararlar alındığını belirterek Anayasa’nın 10.maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
23. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurulardatazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığıiddiası, daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalıolarak ayrımcılık yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibibelirtilen iddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt dasunmamış oldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014,§§ 43-48; Cahit Tekin, B.No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).
24.Somut başvurular açısından yapıldığı iddia edilenayrımcılığın hangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı,belirtilen iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıtsunulmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
25.Açıklanan nedenlerle başvurucuların eşitlik ilkesinin ihlal edildiğiiddialarının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiaları
i. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğiİddiaları
26.Başvurucular, idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyenbelgelere göre karar veren Mahkemelerin tarafsız olmadığını iddia etmişlerdir.
27.5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, benzer iddialar daha öncebireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında, başvurulara konu yargılamalarda hâkimin tarafsızlığına ilişkinkarineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürüten hâkimin taraflardanbirine yönelik önyargılı ve taraflı bir tutumu, kişisel bir kanaati veyamenfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusu olduğunu ortayakoyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından başvurucuların anılan iddialarınınaçıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, §§ 38-41; Cahit Tekin, §§ 34-37).
28.Somut başvurular açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadankaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı karar verilmesinigerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
29.Açıklanan nedenlerle başvurucuların tarafsız mahkemede yargılanma haklarınınihlal edildiği iddialarının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkelerininİhlal Edildiği İddiaları
30.Başvurucular, sundukları bilgi, belge, deliller dikkate alınmaksızın sadeceidare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen belgelere dayanılarakİlk Derece Mahkemeleri tarafından davalarının reddine karar verildiğinibelirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerininihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
31. 5233sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeli yargılama ve silahlarıneşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konuolmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurulara konutazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanıp karşılanmayacağınoktasında Danıştay tarafından ihdas edilen içtihadikriter olan “yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olması” ölçütündenyararlanıldığı, bu hususun tespiti için de bir kısım idari birimden gelentahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bu belgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya daİlk Derece Mahkemesi kararlarına aktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler veiçeriklerine en geç İlk Derece Mahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf olduğutespit edilmiştir. Başvurucuların temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerindebu belgeler ışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ilerisürme imkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz edilen delil vebeyan dilekçeleri kapsamında Mahkemelerce idare ve başvurucular tarafındansunulan belgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkinolarak tetkik ve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvurudosyaları kapsamından başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usuleilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı anlaşıldığından başvuruların bukısmının açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (Mesude Yaşar, §§ 74-76; CahitTekin, §§ 70-72).
32.Somut başvurularda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılan incelemelerdebaşvurucuların usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı ve başvurucularaçısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı sonucunavarılmıştır.
33.Açıklanan nedenlerle başvurucuların çelişmeli yargılama ve silahların eşitliğiilkelerinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizinaçıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
iii. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiaları
34.Başvurucular, Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki eden hususlara dairyeterli gerekçeye yer verilmediğini iddia etmişlerdir.
35. 5233sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, gerekçeli karar hakkının ihlaledildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve AnayasaMahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucuların hakkaniyete uygunyargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarının değerlendirilmesi hariçolmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediğiiddia edilen taleplerinin derece mahkemeleri kararlarında denetlenerekreddedildiği gerekçesiyle başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,§§ 79-82; Cahit Tekin, §§ 75-77).
36.Somut başvuruların incelenmesinde, başvurucuların taleplerinin 5233 sayılıKanun kapsamında kabul edilip edilmeyeceği noktasında Derece Mahkemelerinceyerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olup olmadığının çeşitli idarikurumlar tarafından tanzim edilen tutanak ve belgeler kapsamındadeğerlendirildiği, başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunuetkilediği iddia edilen istemlerin tartışılarak reddedildiği (bkz. § 12), İlkDerece Mahkemelerince oluşturulan kararlar ve gerekçeleri hukuka uygun bulunmaksuretiyle kanun yolu mahkemelerinin denetiminden geçerek kesinleştiğianlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucuların -hakkaniyete uygun yargılanma hakkıkapsamında olan özel durumlarının değerlendirilmesi hususu dışında- gerekçelikarar haklarının ihlal edildiğine yönelik iddiaları hakkında farklı kararverilmesini gerektiren bir yön bulunmamaktadır.
37.Açıklanan nedenlerle başvurucuların gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğiiddialarının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
iv. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiaları
38.Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdükleri giderimtaleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılamaprosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddiaetmişlerdir.
39.5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari yargı makamlarınezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar dahaönce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarda, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tümkoşulları, karara bağlanan başvuru sayısı veyargılama sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkatealınarak, uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine veözellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamdasekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makulsürede yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; MehmetGürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesinolarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumunbaşvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§46-70).
40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
41. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyonabaşvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun (D) sütunu) ile nihai karar tarihleri(bkz. ekli tablonun (H) ve (I) sütunları) arasında geçen ve ekli tablonun (J)sütununda her bir başvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen yargılamasüreçlerinde uyuşmazlığın karara bağlanmasıkonusunda kamu otoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecekbir gecikmenin olduğu tespit edilemediğinden ve başvuru açısından farklıkarar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmadığından yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.
42. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul süreyi aştığınıileri sürdükleri yargılamaların uzunluğu konusunda açık ve görünür bir ihlalsaptanmadığından başvuruların bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
v. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlalEdildiği İddiaları
43. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
44.Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları başvuruların eklitablonun (C) sütununda yakınlık derecesi belirtilen hısımları C.Ç. ile G.Ç.nin öldürülmesi, F.Ç.ninyaralanması, Sü.Ç.nin kaçırılması ve aracınınyakılması konusundaki özel durumlarının dikkate alınmaksızın Mahkemece mukimoldukları köyün tamamen boşaltılmamış olduğu şeklindeki nesnel ölçüttenhareketle reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlananhakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
45.5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde terör dışındaki ekonomik ve sosyalsebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriylebulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararların kapsamdışında olduğu açıkça belirtilmiştir.
46.Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikle ekonomik ve sosyalnedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklanan zararların yoğunluğukarşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilebilecek zararlarıntespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdas edilmesi zorunlugörünmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşim yerinde sürekli yaşayankişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim yerini terk eden kişileregöre değişmemesi gereğinden terör olayları nedeniyle toplumda oluşan korku veendişe karşısında her bireyin farklı tepki göstermesinin mümkün olduğugerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişiden kişiye değişebilen birduygu olan güvenlik kaygısının “köyün ya damezranın tamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerindesadece geçici köy korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçütedayandırılmasını zorunlu görerek güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşimyerinin kısmen boşalmış olması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekildeyaşayabilme olanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idareceoluşturulduğundan hareketle 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararlarınidarece ödenmesine yasal olanak bulunmadığı ilkesini benimsemiştir (Mesude Yaşar, §§ 89, 90; Cahit Tekin, §§ 84, 85).
47.5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin belirtilen Kanun kapsamındadeğerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve Kanun’un kapsamınınbelirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile bu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somut olayın bu ölçütuyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derece mahkemelerine aitolup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması kapsamında daha önce bireysel başvurukonusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi tarafındanyapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilen hususlara ilişkiniddiaların, maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması kapsamındakanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gereken hususlara ilişkin olduğubelirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Sabri Çetin, §§ 45, 50; benzer yöndekiAİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/06/2011, §88). Bu konudaki takdir, esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber derecemahkemesi kararlarının bariz takdir hatası içermesi durumunda anayasal birtemel hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında farklıbir değerlendirme yapılması gerekebilecektir (MesudeYaşar, § 93; Cahit Tekin,§ 88).
48.Başvurucuların; ekli tablonun (C) sütununda yakınlık derecesi belirtilenhısımlarının terör örgütü mensuplarınca öldürülmesinden, yaralanmasından,kaçırılmasından ve aracının yakılmasından kaynaklanan güvenlik kaygısıylaköylerini terk ettikleri ve bu çerçevede oluşan zararlarının 5233 sayılı Kanunkapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdükleri ve belirtilen vakıayailişkin tutanaklar ile soruşturma evrakını Derece Mahkemelerine ibraz ederekyerleşim yerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeni ile terkettikleri noktasındaki özel durumlarının dikkate alınmasını talep ettiklerianlaşılmaktadır.
49.Bu çerçevede başvurucuların en yakın aile fertlerinden olan ve ekli tablonun(C) sütununda hısımlık derecesi belirtilen kişilerin terör örgütü mensuplarıncaöldürülmesi, yaralanması, kaçırılması, aracının yakılması ve bu olaylarhakkında yargılama dosyalarındaki somut bulgular, tespit tutanakları dikkatealındığında belirtilen olay akabinde başvurucuların yerleşim yerlerindenayrıldıkları iddiası karşısında başvurucuların taleplerinin 5233 sayılı Kanunkapsamında değerlendirilebilmesi için nesnel ölçütten yararlanılması tek başınayeterli olmayıp yerleşim yerlerini terör eylemleri veya terörle mücadelekapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle terk edip etmedikleri noktasındafarklı bir karine veya ölçüt arayışına girilmesi gerekirken DereceMahkemelerince anılan incelemelerin yapılmadığı tespit edilmiştir. Taleplerhakkında değerlendirme yapılırken başvurucuların özel durumlarınınincelenmemesi; Kanun’un amacının yanı sıra yakın hısmıterör örgütü mensuplarınca öldürülen, yaralanan, kaçırılan başvurucularınyerleşim yerlerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı ile terkedip etmedikleri konusundaki maddi vakıanın tespitine de uygun görülmemektedir.
50.Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkınınihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
51.Başvurucular, başvuru formlarında belirtikleri maddi tazminat miktarlarınınödenmesine hükmedilmesini talep etmişlerdir.
52.6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
53.Mevcut başvurularda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınanhakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olduğundanihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere kararların ilgili Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
54.Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraberyeniden yargılama yapılmak üzere kararların ilgili Mahkemelerine gönderilmesinekarar verilmesinin başvurucuların ihlal iddiası açısından yeterli bir giderimoluşturduğu anlaşıldığından başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddinekarar verilmesi gerekir.
55.Başvurucuların adli yardım talepleri kabul edildiği ve ihlal kararı verildiğiiçin yargılama giderlerinin Maliye Hazinesi üzerinde bırakılmasına, 1.500,00 TLvekâlet ücretinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A.Adli yardım taleplerinin KABULÜNE,
B.1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2.Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3.Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4.Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Hakkaniyete uygun yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C.Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkıkapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D.İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere kararın bir örneğinin Batman İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
E.Başvurucuların tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,
F.Yargılama giderlerinin Maliye Hazinesi üzerinde BIRAKILMASINA,
G.1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKENÖDENMESİNE,
H.Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvurutarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlindebu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZUYGULANMASINA
16/12/2015tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
7
6
5
4
3
2
1
Sıra
2014/282
2014/279
2013/4650
2013/4649
2013/4600
2013/4598
2013/4580
Başvuru Numarası
A
Casım ÇİFTÇİ
Rıza ÇİFTÇİ
Mutalip ÇİFTÇİ
Ebedin ÇİFTÇİ
Adil ÇİFTÇİ
Hikmet ÇİFTÇİ
Tahsin ÇİFTÇİ
Başvurucu
B
C. Ç.’nin oğlu
G. Ç.’nin
kardeşi
Sü. Ç.’nin kardeşi
F. Ç.’nin oğlu
F. Ç.’nin oğlu
C. Ç.’nin oğlu
F. Ç.’nin oğlu
Mağdur ile Yakınlık Derecesi
C
5/9/2007
13. 742
5/9/2007
13. 496
13/9/2007
13. 483
5/9/2007
13. 758
5/9/2007
13. 741
10/9/2007
13. 764
5/9/2007
13. 743
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
D
28/1/2011
2011/1-898
28/1/2011
2011/1-939
28/1/2011
2011/1-926
28/1/2011 2011/1-920
28/1/2011
2011/1-910
28/1/2011
2011/1-935
28/1/2011
2011/1-911
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası
E
14/4/2011
14/4/2011
14/4/2011
14/4/2011
16/5/2011
14/4/2011
14/4/2011
Dava Tarihi
F
25/11/2011
25/11/2011
25/11/2011
25/11/2011
15/2/2012
25/11/2011
25/11/2011
Yerel Mahkeme Karar Tarihi
G
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
Temyiz Yolu Karar Tarihi
H
18/9/2013
18/9/2013
—
—
—
—
—
Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi
I
6 yıl
6 yıl
5 yıl 3 ay
5 yıl 3 ay
5 yıl 3 ay
5 yıl 3 ay
5 yıl 3 ay
İdari ve Yargısal Süreçte Geçen Toplam Süre
J