TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
TALAT ŞAHİN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/8609)
Karar Tarihi: 7/4/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Talat ŞAHİN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yürütülen yargılamada delillerin eksik toplanması vedavanın makul sürede sonuçlandırılamaması nedenleriyle adil yargılama hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/10/2013 tarihinde İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 21/4/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm tarafından 29/5/2014 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 1/7/2014 tarihli yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAYVE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu "kasten öldürme, yağma ve kişiyi hürriyetindenyoksun kılma" suçlarından 26/4/2003 tarihinde gözaltına alınmış, İstanbul(Kapanan) Devlet Güvenlik Mahkemesinin 2003/28 Sorgu sayılı kararıyla 30/4/2003tarihinde tutuklanmıştır.
8. İstanbul (Kapanan) Devlet Güvenlik Mahkemesi CumhuriyetBaşsavcılığı, 1/5/2003 tarihli ve 2003/519 sayılı iddianameyle başvurucuhakkında isnat edilen suçlardan cezalandırılması talebiyle aynı yer 10. AğırCeza Mahkemesine kamu davası açmıştır.
9. A.O.K.nınöldürülmesi olayı ile ilgili 30/8/2002 tarihli olay yeri inceleme ve ölümuayene tutanağında klasik otopsi yapılması gerektiği bildirilmiştir.
10. Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 7/11/2002 tarihli raporunda;çürüme nedeniyle ölü lekelerinin lokalizasyonunayırt edilemediği, zenci başı görünümü olduğu, sol kol medialde30x10 cm'lik ekimoz alanısaptandığı, sol ramus mandibulaaltından başlayıp arkaya doğru uzanan 7 cm uzunluğunda 0,1 cm genişliğindeçizgisel cilt lezyonu görüldüğü, bu bölgede ekimozsaptandığı, solda ön aksiller çizgide 2-7 kodları,sağda 3. ve 4. kodları, arka aksiller hatta da 8. ve9. kodların kırık olduğu, boyun arka kısmında, boynun arkaya deviye olması sonucu oluşan boydan boya kat izi bulunduğubildirilmiştir.
11. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. İhtisas Kurulunun 29/1/2003tarihli raporunda A.O.K.nınölümünün zorlama bir ölüm olduğu belirtilmiştir.
12. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/10/2011 tarihli veE.2003/73, K.2011/248 sayılı kararıyla başvurucu, kasten insan öldürme suçundan20 yıl hapis, yağma suçundan 8 yıl hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmasuçundan ise 5 yıl hapis cezasına mahkûm edilmiş ve tutukluluk hâlinin devamınakarar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısımları şöyledir:
" Tüm dosya kapsamı sanık savunmaları,şikayetçi A. Y.'nin hazırlık aşamasındaki beyanları,genel adli muayene raporu, diğer bilgi ve belgeler bir bütün olarak incelenmesisonucunda;
... ile Talat Şahin'in diğer sanıklar H.İ.S.ve F. Z. ile birlikte 3 gün boyunca elleri ve gözleri bağlı vaziyettekimüştekiyi sorguladıkları, dövdükleri ve Talat Şahin ve F. Z.'nin zaman zaman müştekinin başında nöbetleşe olarakbekledikleri maktül A. O. K.'ninalacağının tahsili maksadıyla müşteki A.Y.'nin malvarlığının araştırılması ve bu parayı ödemesi hususunda onu zorladıkları, . netice itibariyle 3 gün süreile alıkoydukları müşteki A.Y.'nin bu alacakkonusunda sorumlu bulunmadığı kanaatine vardıkları ve A.Y.'ninbu olanları kimseye anlatmaması, aksi halde kendisine ve yakınlarına zararverileceği şeklinde gerekli ikazlar yapıldıktan sonra işyerine yakın bir yeregötürülüp bırakıldığı,
...
Atılısuçun, suç tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nın 499maddesinde tarif edilen para temin etmek maksadı ile tenhaya adam kaldırmakmahiyetinde olduğu, ancak bu suçun daha sonra yürürlüğe giren 5237 sayılıTCK'nın da benzer bir tanımlamasının ve paralel bir düzenlemesinin bulunmadığı,dolayısıyla sanıkların eylemlerinin nitelikli yağmaya teşebbüs ve kişiyihürriyetinden yoksun kılma suçlarını oluşturacağı kabul edilerek,
...
Ölümuayene tutanağı, adli tıp raporlarından ölen A. O. K.'ninaldığı darbelerin sayısı, darbelerin birden fazla kod kırığına neden oluşu,ölenin domuz bağıyla bağlanmak suretiyle aldığı darbelerle, öleceğinin muhakkakolduğunun sanıklar tarafından da değerlendirilebileceği kabul edilerek, kastınaşılması suretiyle adam öldürmenin sınırlarının aşıldığı ve sanıklar. Ve Talat Şahin'in, kasten A. O. K.'yiöldürdüğü kabul edilmiş ve kasten adam öldürme suçundan cezalandırılmalarına;...karar vermek gerekmiştir."
13. Başvurucunun temyizi üzerine bahsi geçen karar Yargıtay 1.Ceza Dairesinin 3/7/2013 tarihli ve E.2013/2300, K.2013/4743 sayılı ilamıylaonanmıştır.
14. Nihai karar başvurucuya 17/9/2013 tarihinde müddetname ile birlikte tebliğ edilmiştir.
15. Başvurucu 11/10/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
16. 1/2/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun448. maddesi şöyledir:
"Her kim, bir kimseyi kasten öldürürse 24seneden 30 seneye kadar ağır hapis cezasına mahkûm olur."
17. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149.maddesinin (1) numaralı fıkrası ve 109. maddesinin (2) ve (3) numaralıfıkraları.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 7/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu; yargılandığı davada delillerin eksik ve hatalıdeğerlendirildiğini, kendisinin atılı suçları işlemediğini, hakkındamahkûmiyete yeter kesin açık delil olmamasına rağmen ceza aldığını, teşhisyapılmadan bazı müşteki beyanları alınmadan ceza hukuku kuralları hiçesayılarak karar verildiğini, kendisini olay yerine götüren E.K. isimli şahsınhuzurda dinlenerek saat kaçta olay yerine götürüldüğünün ve bunun maktulün ölümsaatiyle karşılaştırılması talebinin reddedildiğini, maktulün kalp krizi sonucuölmesine rağmen yeniden otopsisinin yapılmadığını, yargılamanın on yılsürdüğünü, otopsi taleplerinin reddedildiğini, emsal kararlara rağmen tahliyetaleplerinin reddedildiğini, haksız yere ceza aldığını belirterek Anayasa'nın36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüş; yeniden yargılanma ve tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
20. Anayasa Mahkemesi, başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirme ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurunun,adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına yönelik olduğu görülmektedir.Başvurucu her ne kadar emsal kararlara rağmen tahliye taleplerininreddedildiğini ve haksız yere mahkûm edildiğini belirterek özgürlük ve güvenlikhakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de bu iddiaların özü, söz konusukararın adil olmadığı hususu ile ilgilidir. Başvurucu makul sürede ve adilyargılanmadığı yönündeki şikâyetlerini dile getirirken bu ifadelere yervermiştir. Başvurucu, tutuklamaya yönelik herhangi bir şikâyette bulunmamıştır.Bu sebeple başvurucunun bütün iddiaları aşağıda iki başlık altında ve adilyargılanma hakkı çerçevesinde değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Delillerin Eksik Toplandığı ve HatalıDeğerlendirildiğine İlişkin İddia
21. Başvurucu, atılı suçları işlediğine dair mahkûmiyetineyeterli delil olmadığını; teşhis işlemi yapılmadan bazı müşteki beyanlarıalınmadan ve maktulün kalp krizi sonucu öldüğünün tespiti için yeniden otopsiişlemi yapılmadan mahkûmiyet kararı verildiğini, kendisini olay yerine götürenE.K. isimli şahsın huzurda dinlenerek saat kaçta olay yerine götürüldüğünün vebunun maktulün ölüm saatiyle karşılaştırılması talebinin reddedildiğinibelirterek bu hususların adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
22. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
"Bireysel başvuruda, kanun yolundagözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz"
23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları veincelenmesi" kenar başlıklı 48. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."
24. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaaçıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine kararverilebileceği belirtilmiştir. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasındaise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
25. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireyselbaşvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede,kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esas yönündenincelenemez (Onur Gür, B. No:2012/828, 21/11/2013, § 21).
26. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilenkararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletmeimkânı verir. Bu nedenle bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkinşikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarınasaygı gösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğudeliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekildeitiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı yada uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesitarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi mahkeme kararınınoluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal yada açık keyfîliğe ilişkin bir bilgi ya da belgesunmuş olması gerekir (Naci Karakoç,B. No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).
27. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); delillerin kabuledilebilirliği şikâyetlerini, somut davada kullanılan delilin sanığın hazırbulunduğu duruşmada ve "silahların eşitliği" ve "çelişmeliyargılama" ilkeleri ya da söz konusu delillerin yargılamanın bütününe olanetkisi çerçevesinde değerlendirmektedir (Tamminen/Finlandiya, B. No: 40847/98, 15/6/2004, §§ 40, 41; Barberà, Messegué ve Jabardo/İspanya, B. No: 10590/83, 6/12/1988, §§68, 81-89). AİHM pek çok kararında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin(Sözleşme) 19. maddesi bağlamında görevinin, Sözleşmeci devletlerin Sözleşme'ye ilişkin yükümlülüklerinin gözetilmesinisağlamak olduğunu, Anayasa ve Sözleşme'nin koruması altında bulunan hak veözgürlükler ihlal edilmedikçe ulusal bir mahkemenin olaylara ya da hukukailişkin yaptığı hataları inceleme görevinin bulunmadığını, Sözleşme'nin 6.maddesinin adil yargılanma hakkını güvence altına almakla beraber bu maddeninöncelikli olarak ulusal hukuk bağlamında düzenlenmesi gereken bir konu olandelillerin kabul edilebilirliğine ilişkin bir kural ortaya koymadığınıbelirtmektedir (Schenk/İsviçre, B. No: 10862/84, 12/7/1988, §§45, 46; Desde/Türkiye, B.No:23909/03, 1/2/2011, § 124).
28. AİHM, bariz bir şekilde keyfî olmadıkça belirli bir kanıttürünün -iç hukuk açısından hukuka aykırı olarak elde edilmiş kanıtlar da dâhilolmak üzere- kabul edilebilir olup olmadığına veya aslında başvurucunun suçluolup olmadığına karar vermenin kendi görevi olmadığını kararlarında ifadeetmektedir. AİHM, kanıtların elde edilme yöntemi de dâhil olmak üzere yargılamanınbir bütün olarak adil olup olmadığını ve Sözleşme'dekibir hakkın ihlali söz konusu ise tespit edilen ihlalin niteliğini incelemekonusu yapmaktadır (Jalloh/Almanya [BD], B. No:54810/00, 11/07/2006, § 95; Desde/Türkiye, § 125; Khodorkovskiy ve Lebedev/Rusya,B. No: 11082/06, 13772/05, 25/7/2013, § 699) AİHM'egöre delillerle ilgili esas olarak başvurucuya delillerin gerçekliğine itirazetme ve kullanılmalarına karşı çıkma fırsatı verilip verilmediği incelenmelidir(Bykov/Rusya [BD], B. No: 4378/02, 10/3/2009, § 90; Khodorkovskiy ve Lebedev/Rusya,§700).
29. Başvurucu, cezalandırılması için yeterli delil olmamasınarağmen ceza hukuku kuralları hiçe sayılarak haksız yere mahkûmiyet kararıverildiğini belirterek anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.Dolayısıyla başvurucunun iddialarının özü, Derece Mahkemesinin delillerideğerlendirme ve yorumlamada isabet edemediğine ve esas itibarıyla yargılamanınsonucuna ilişkindir. Mahkeme; sanık savunmalarına, katılan beyanlarına, tanıkanlatımlarına, olay yerine ilişkin inceleme raporlarına, Adli Tıp Kurumuraporlarına ve diğer delillere dayanarak söz konusu kararı vermiştir. Anılankararda tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları delillerdeğerlendirilerek ilgili hukuk kuralları da yorumlanmak suretiyle bir sonucaulaşılmıştır (bkz. §12).
30. Diğer taraftan başvurucu, bazı müşteki beyanları alınmadanve maktulün kalp krizi sonucu ölüp ölmediğinin belirlenmesi için yeniden otopsiişlemi yapılmadan karar verilmesini şikâyet etmiştir. Başvuru konusu olayda,başvurucunun düzenlenmediğini iddia ettiği otopsi raporu Adli Tıp Kurumu Morgİhtisas Dairesince 7/11/2002 tarihinde düzenlenmiştir (bkz. § 10). Başvurucununbu rapora yargılama sürecinde herhangi bir itirazının olduğu tespitedilememiştir.
31. Ayrıca yargılama sürecinde müştekiler A.Y. ile M.K. nin ifadeleri alınmıştır. Başvuru formu ve ekli belgelerdenbaşvurucunun müştekilerin beyanlarına yönelik bir itirazının olmadığı veyargılama sürecinde müşteki sıfatıyla dinlenilmesini istediği bir kişinin debulunmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucuayrıcakendisini olay yerine götüren E.K. isimli şahsın huzurda dinlenerek saat kaçtaolay yerine götürüldüğünün tespit edilmesi ve bunun maktulün ölüm saatiylekarşılaştırılması talebinin reddedildiğini belirtmiştir. Başvurucunun gerçektenböyle bir talepte bulunup bulunmadığı ekli belgelerden anlaşılamamıştır. Öteyandan İlk Derece Mahkemesi sanık savunmalarına, katılan beyanlarına, tanıkanlatımlarına, olay yerine ilişkin inceleme raporlarına, Adli Tıp Kurumuraporlarına ve diğer delillere dayanarak başvurucunun kasten öldürme suçunuişlediği sonucuna varmıştır. Somut olayda, başvurucunun delillerini sunma vedelillerin değerlendirilmesi konusunda farklı bir muameleye tabi tutulduğunadair somut bir veri bulunmamakta olup Mahkeme'nin delilleri değerlendirmesindebariz takdir hatası veya açıkça keyfîlik bulunduğunadair bir bulguya da rastlanmamıştır. Öte yandan başvuru dosyası incelendiğindesilahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırı olarak başvurucuyadelillerini sunma, inceletme ve itiraz etme hususlarında uygun olanaklarınsağlanmadığına ilişkin bir veri de bulunmamaktadır.
32. Başvurucu, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğudeliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini veiddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere veiddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya dauyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesitarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna ilişkin bir bilgi yada kanıt sunmadığı gibi mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespitedilmemiştir.
33. Açıklanan nedenlerle başvurucunun yargılamanın hakkaniyeteaykırı olduğu yönündeki şikâyetine ilişkin olarak delilleri inceleme vedeğerlendirme fırsatı bulduğu ve Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdirhatası veya açık keyfîlik içermediği anlaşıldığındanbaşvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığınaİlişkin İddia
34. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti açıkçadayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezliknedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurunun bubölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
35. Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmanınmakul süre içinde sonuçlanmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğini iddia etmiştir.
36. Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlaliiddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkünolmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 18) Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanmahakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa'nın 36.maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü AİHS'in6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle gerek AİHS'in lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıylaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa'nın36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturanmakul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adilyargılanma hakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle vemümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa'nın 141. maddesinin de Anayasa'nın bütünselliği ilkesi gereği makulsürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde gözönündebulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergunvediğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38, 39).
37. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönündebulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergunve diğerleri, §§ 41-45).
38. Anayasa'nın 36. ve Sözleşme'nin 6. maddeleri uyarıncakişilere, medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların yanı sıracezai alanda yöneltilen suç isnatlarının makul sürede karara bağlanmasını talephakkı tanınmıştır. Suç isnadı, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkilimakamlar tarafından bildirilmesi olup kişiye cezai alanda yöneltilen iddianınsuç isnadı niteliğinde olup olmadığının tespitinde; iddia olunan suçun pozitifdüzenlemelerdeki tasnifinin, suçun gerçek niteliğinin, suç için öngörülencezanın niteliği ile ağırlığının değerlendirilmesi gerekir. Ancak isnat olunanfiil, ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında cezahukukunun kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesiyapılmaksızın adil yargılanma hakkının kapsamına girdiği kabul edilecektir (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 31).
39. Somut olayda başvurucu nitelikli yağmaya teşebbüs, kişihürriyetinden mahrum bırakma, kastın aşılması suretiyle adam öldürme ve suçeşyasını kabul etme suçlarından İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/4/2003tarihli ve 2003/28 Sorgu sayılı kararıyla tutuklanmıştır. Başvurucu hakkındaisnat olunan suçlar hapis cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır (bkz. §§16, 17). Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanınAnayasa'nın 36. maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda kuşkubulunmamaktadır (B.E., § 32).
40. Cezai alanda yöneltilen suç isnatları ile ilgiliuyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı kuralolarak kişiye bir suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafındanbildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama veya gözaltı gibitedbirlerin uygulandığı an olup somut başvuru açısından bu tarih, başvurucununbahse konu suçlar kapsamında tutuklandığı ve böylece isnattan haber olduğuanlaşılan 30/3/2006'dır. Sürenin bitiş tarihi ise suç isnadına ilişkin nihaikararın verildiği tarihtir (Güher Ergun vediğerleri, § 34; B.E.,§ 32). Bu kapsamda somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin,başvurucu hakkındaki suç isnadına ilişkin olarak verilen mahkumiyetkararının kesinleşme tarihi olan 3/7/2013 olduğu anlaşılmaktadır.
41. Başvurucunun tutuklandığı 30/4/2003 tarihinden İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesinin 11/10/2011 tarihli kararı arasında 8 yıl 5 ay 11 günlükbir sürenin geçtiği görülmektedir. 14 sanığın yargılandığı davada, başvurucu30/3/2006 tarihinden itibaren tutuklu olarak yargılanıp mahkûm olmuştur. Hukukive fiili irtibat nedeniyle altı dosya birleştirilmiştir. Yargılama İlk DereceMahkemesince toplam olarak 36 celsede tamamlanmıştır. Davanın kanun yolu(temyiz) aşaması ise 1 yıl 8 ay 22 gün sürmüştür.
42. Dosyanın sürüncemede bırakılmasında ve yargılamanın on yılıaşkın şekilde sürmesinde tutuklu olarak yargılanan başvurucuya yüklenebilecekbir kusur bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yargılamanın yürütülmesindeki izlenenyöntem dikkate alındığında 30/4/2003 tarihinde tutuklanmakla başlayıp 3/7/2013tarihli Yargıtay ilamı ile sonuçlanan davadaki yargılama süresi makul olarakdeğerlendirilemez.
43. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
44. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
45. Başvurucu, manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur.
46. Bireysel başvuru dosyasının incelenmesi sonucundabaşvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
47. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin on yılı aşkınsüren yargılama süresi dikkate alındığında yargılama faaliyetinin uzunluğusebebiyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararıkarşılığında başvurucuya net 7.500 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
48. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harcınbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Delillerin eksik toplandığı ve hatalı değerlendirildiğiyönündeki iddiasının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündekiiddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 7.500 TL maneviTAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
D. 198,35 TL harçtan oluşanyargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğinitakiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ayiçinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiğitarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin AdaletBakanlığına GÖNDERİLMESİNE
7/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.