TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
TASFİYE HALİNDE TÜRK TİCARET BANKASI A.Ş. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/1665)
Karar Tarihi: 10/6/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Selami ER
Başvurucu
:
Tasfiye Halinde Türk Ticaret Bankası A.Ş.
Temsilcileri
:
Hami SARI ve Abdullah GÜZELDÜLGER
Vekilleri
:
Av. Nur Şehlem GÜLPINAR
Av. Özge YEŞİLOVA
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 1971 yılında tapukaydına güven duyarak satın aldığı taşınmazın 5/1/1961tarihli ve 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından FiilenAmme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun hükmü gereğibedelsiz olarak İstanbul Sular İdaresi (İSKİ) adına kaydedildiğini, bu işlemekarşı açtığı tapu iptali ve tescil davalarının reddedildiğini belirterekAnayasa’nın 2., 5., 10., 13., 36., 40., 90. ve 125.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek madditazminat veya yeniden yargılama yapılmak suretiyle taşınmazın kendi adınatescili talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 20/2/2013tarihinde İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçeve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engelbir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinciKomisyonunca, 30/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesinekarar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 30/10/2014 tarihinde edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığınagönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığının görüşyazısı, 20/1/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğedilmiş, başvurucu vekili Adalet Bakanlığının cevabına karşı beyanlarını yasalsüresi içinde 3/2/2015 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
7. Üsküdar Kısıklı BüyükÇamlıca Sokak 785 ada 47 parsel sayılı taşınmaz 221 sayılı Kanun gereğinceÜsküdar 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/12/1981tarihli ve E.1981/744, K.1981/927 sayılı kararı ile İSKİ adına tesciledilmiştir.
8. Başvurucu, söz konusutaşınmazın 1971 yılında satın alma yoluyla mülkiyetine geçtiğini, tahsisişleminin 221 sayılı Kanun şartlarına uygun olarak yapılmadığını belirterektaşınmazın idare adına kaydının iptali ile adına tescili talebiyle Üsküdar 3.Asliye Hukuk Mahkemesinde 15/12/1983 tarihinde davaaçmıştır.
9. Mahkeme, yapılan keşif vebilirkişi incelemeleri sonunda, 15/2/1988 tarihli veE.1986/880, K.1988/49 sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın tamamınınÜsküdar Kısıklı meydan çeşmesini besleyen mevcut su toplama galerisiniteliğinde olduğunu belirterek davayı reddetmiştir.
10. Bu karar, Yargıtay 5. HukukDairesinin 16/11/1988 tarihli ve E.1988/15202,K.1988/20621 sayılı ilamı ile onanmıştır.
11. Başvurucunun karar düzeltmeistemi aynı Dairenin 14/2/1989 tarihli ve E.1989/2064,K.1989/2900 sayılı ilamı ile reddedilmiş ve karar aynı tarihte kesinleşmiştir.
12. Başvurucu, aynı taşınmazlailgili olarak bedelsiz olarak davalı adına tescil edildiği, herhangi birkamulaştırma işlemi yapılmadığı gibi bir kamulaştırma bedeli de ödenmediğinden,davalı idare adına tescil kararının hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyletapu kaydının iptali ve kendisi adına tescili, olmadığı takdirde taşınmazahaksız olarak el konulmasından dolayı kendisine 15.000 TL tazminat ödenmesiiçin Üsküdar 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde 27/1/2009tarihinde dava açmıştır.
13. Mahkeme, 13/9/2011 tarihlive E.2009/26, K.2011/235 sayılı kararı ile dava konusu taşınmazla ilgili olarakÜsküdar 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde 1986/880 esas sayılı dosya ile açılan davasonucunda verilen ret kararının Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 16/11/1988 tarihlive E.1988/15202, K.1988/20621 sayılı ilamı ile onandığı ve davanınkesinleştiği, tapu iptali ve tescil istemi hakkında kesin hüküm bulunduğu,alacak istemi yönünden ise dava konusu taşınmazın 221 sayılı Kanun gereğincekamu hizmetine tahsis edilmesi nedeniyle idare adına tescil kararı verildiği veKısıklı Meydan Çeşmesi Suyu Memba Koruma Alanında kalan taşınmaza arşiv ve literatür araştırmasında 1914 yılında el konulduğununbildirildiği görüldüğünden yargılama sırasında yürürlüğe giren 5999 sayılıKamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun uygulanma imkânınınbulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
14. Bu karar, Yargıtay 5. HukukDairesinin 21/6/2012 tarihli ve E.2012/6844,K.2012/13712 sayılı ilamı ile onanmıştır.
15. Başvurucunun karar düzeltmeistemi, aynı Dairenin 24/12/2012 tarihli veE.2012/24557, K.2012/28009 sayılı ilamı ile reddedilmiş ve karar aynı tarihtekesinleşmiştir.
16. Bu ilam başvurucuya 21/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
17. Başvurucu, 20/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
18. 221 sayılı Kanun’un 1.maddesi şöyledir:
“6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği tarihekadar, kamulaştırma işlerine dayanmaksızın, kamulaştırma kanunlarının gözönünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olangayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihindekamulaştırılmış sayılır.”
19. 221 sayılı Kanun’un 3.maddesi şöyledir:
“Birinci maddede yazılı gayrimenkuller tapuda kayıtlı ise,kayıt sahipleri veya mirascıları ancak fiili tahsistarihindeki rayiç üzerinden gayrimenkul bedelini istiyebilirler.Tapuda kayıtlı olmayan gayrimenkuller hakkında fiili tahsis tarihinden itibarenon sene geçmemiş ise o tarihte zilyedlikle iktisap şartlarıtahakkuk eden zilyedleri veya mirasçıları birincifıkra hükmünden faydalanabilirler.
Herhalde gayrimenkulemüdahalenin men'i (İptal ibare: Anayasa Mah.nin 17/01/2008 tarihli ve E. 2004/25, K. 2008/42 sayılı Kararıile.) * davası dinlenmez.”
20. 221 sayılı Kanun’un 4.maddesi şöyledir:
“Gayrimenkulün bedelini dava hakkı bu kanunun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer.”
21. 18/6/2010 tarihli ve 5999 sayılıKanunla 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen geçici6. maddenin birinci ve altıncı fıkraları şöyledir:
“Kamulaştırmaişlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamuhizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilereküzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahutirtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak elkonulması sebebiyle, malik tarafından ilgili idareden tazminat talebindebulunulması halinde, öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesi esastır.
…
İdare ve malikarasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde, uzlaşmazlık tutanağının tanzimedildiği veya ikinci fıkradaki sürenin uzlaşmaya davet olmaksızın sona erdiğitarihten itibaren üç ay içerisinde malik tarafından sadece tazminat davasıaçılabilir. Dava açılması halinde, fiilen el konulan taşınmazın veya üzerindetesis edilen irtifak hakkının müracaat tarihindeki değeri, ikinci fıkranınbirinci cümlesindeki esaslara göre mahkemece tespit ve taşınmazın veya hakkınidare adına tesciline veya terkinine ve malike tazminat ödenmesine hükmedilir.Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesin olup tarafların hükmedilen tazminatailişkin temyiz hakkı saklıdır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
22. Mahkemenin 10/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun20/2/2013 tarihli ve 2013/1665 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
23. Başvurucu, 1971 yılında tapukaydına güven duyarak satın aldığı taşınmazın 221 sayılı Kanun hükmü gereğibedelsiz olarak İSKİ adına kaydedildiğini, dava konusu taşınmaz için bir bedelödenmeksizin davalı kurum adına tescil kararı verildiğini, Üsküdar 3. AsliyeHukuk Mahkemesinde açtığı 1986/880 esas sayılı davanın 221 sayılı Kanun'adayanılarak reddedildiğini, 221 sayılı Kanun'un 4. maddesi gereğince taşınmazınbedelini talep hakkının 2 yıllık hak düşürücü süreye tabi kılındığını, 221sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olduğunu, Üsküdar 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/26 esas sayılı dosyasında ise 5999 sayılıKanun'un geçici 6. maddesinin uygulama alanı bulup bulmayacağı yönünde eksikinceleme ile davalı idarenin hangi tarihte fiilen el koyduğunun ispatıaranmaksızın hüküm tesis edildiğini, İSKİ adına tescilin yapıldığı 15/3/1983tarihi taşınmaza el atma tarihi olarak kabul edilmediğinden, 5999 sayılıKanun'dan yararlanamadığını ve taşınmazın bedelini alamadığını belirterekAnayasa’nın 2., 5., 10., 13., 36., 40., 90. ve 125.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve bedelsiz elkonulan taşınmazın değeri kadar maddi tazminat veya yeniden yargılama yapılmaksuretiyle taşınmazın kendi adına tescili talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
24. Başvurucu, 1971 tarihlikayda dayanarak sahibi olduğu taşınmazın 1981 tarihli Mahkeme kararıyla İSKİadına kaydedildiğini, 2009 yılında açtığı tapu iptali ve tescil veya alacakdavasının ise 5999 sayılı Kanun hükümleri uygulanmayarak reddedildiğinibelirterek Anayasa’nın 2., 5., 10., 13., 36., 40., 90.ve 125. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ilebağlı olmayıp, somut dava ve buna bağlı olayların özelliklerine göre olay veolguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder.
25. Başvurucunun şikâyetininözü, 1971 tarihli kayda dayanarak sahibi olduğu taşınmazın 1981 tarihli Mahkemekararıyla İSKİ adına kaydedilmesi ve 2009 yılında açtığı tapu iptali ve tescilveya alacak davasında ise Mahkemenin hatalı yorumu ile 5999 sayılı Kanunhükümlerinin uygulanmaması ve yanlış karar vermesi nedeniyle haklarının ihlaledildiği iddialarına dayandığından, bu şikâyetler mülkiyet hakkı ve adil yargılanmahakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden incelenmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası
26. Başvurucu, 1971 tarihlikayda dayanarak sahibi olduğu taşınmazın 1981 tarihli Mahkeme kararıyla İSKİadına kaydedildiğini, 2009 yılında açtığı tapu iptali ve tescil veya alacakdavasının ise 5999 sayılı Kanun hükümleri uygulanmayarak reddedildiğinibelirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
27. 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un geçici 1.maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:
"Mahkeme, 23/9/2012 tarihindensonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireyselbaşvuruları inceler."
28. Anayasa ve 6216 sayılıKanun'un anılan hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımındanyetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup, Mahkeme,ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılanbireysel başvuruları inceleyebilecektir. Bu açık düzenlemeler karşısında,anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekildeyetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir. Mahkemenin zaman bakımındanyetkisine ilişkin bu düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle,bireysel başvurunun tüm aşamalarında resen dikkate alınmaları gerekir (Ahmet Melih ACAR, B. No: 2012/329, 12/2/2013, § 15).
29. Üzerinde maliki konusundauyuşmazlık bulunan bir taşınmaza ait mülkiyet hakkının varlığını tespitmahkemelere bırakılmıştır. Buna göre, kıyılar dâhil taşınmaz mallarda mülkiyethukukuna yönelik, hakkın özünü ilgilendiren uyuşmazlıkların çözümü adliyargının görev alanı içerisinde kalmaktadır (Yargıtay İçtihatları BirleştirmeKurulu, E.1996/5, K.1997/3, K.T. 28/11/1997). Birtaşınmaz üzerinde hak iddia eden kişinin söz konusu hakkın varlığını mahkemeönünde ispat etmesi gerekmektedir (SultanTOKAY ve diğerleri, B. No: 2013/1122, 26/6/2014, § 38).
30. Somut başvuruya konu olaydasöz konusu taşınmaz 1981 tarihli Mahkeme kararı ile 221 sayılı Kanun’adayanılarak ve taşınmazın su toplama havzasında olduğu gerekçesiyle İSKİ adınakaydedilmiş, başvurucu 1971 yılındaki kayda dayanarak taşınmazın idare adınabulunan kaydının iptali ve kendi adına tescili talebiyle 1983 yılında davaaçmış, ancak bu dava reddedilerek 1989 yılında kesinleşmiştir. Başvurucu, 221 sayılıKanun’un 4. maddesine göre 6830 sayılı İstimlâk Kanunu’nun yürürlüğe girdiğitarihe kadar, kamulaştırma işlemi yapılmadan alınan taşınmazlar için öngörüleniki yıl içinde bedel davası açtığına dair bir belge sunmamıştır.
31. Başvurucu 1971 yılındakikayda dayanarak taşınmaz hukuken elinden çıktıktan 38 yıl sonra 27/1/2009 tarihinde taşınmazın kendi adına tescili, olmadığıtakdirde taşınmaza haksız olarak el konulması nedeniyle alacak talepli olaraktekrar dava açmış ve bu dava sürecinde 5999 sayılı Kanun ile 2942 sayılıKanun’a eklenen geçici 6. maddenin kendisi hakkında uygulanmasını Mahkemedentalep etmiştir. Mahkeme yapılan yargılama sonucunda 13/9/2011 tarihinde davakonusu taşınmazla ilgili tapu iptali ve tescil istemi yönünden kesin hükümbulunduğu, alacak istemi yönünden ise dava konusu taşınmaz 221 sayılı Kanungereğince kamu hizmetine tahsis edildiği, arşiv ve literatüraraştırmasında 1914 yılında taşınmaza el konulduğunun bildirildiği ve yargılamasırasında yürürlüğe giren 5999 sayılı Kanun’un uygulanma imkânının bulunmadığıgerekçesiyle davayı reddetmiştir. Karar, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 24/12/2012 tarihli ilamı ile kesinleşmiştir.
32. Başvurucunun taşınmazıntapusunun iptali ve tescili istemiyle açtığı dava 1989 yılında kesinleşmişolup, taşınmazın mülkiyeti, bahsedilen tarihte Anayasa Mahkemesinin bireyselbaşvuruları incelemeye başladığı 23/9/2012 tarihinden23 yıl önce kesin olarak başvurucunun elinden çıkmıştır. Mahkeme kararıkesinleştikten sonra taşınmazın mülkiyeti artık başvurucunun hak alanındançıkmıştır. Dolayısıyla mülkiyete ait uyuşmazlık 1989 yılında kesinleşmiştir.
33. Başvurucu, 2009 yılındaaçtığı davada taşınmazın hukuki olarak maliki olmayıp, geçerliliği 1989 yılındakesin olarak sonlanmış olan 1971 yılındaki kayda dayanarak tapunun iptali vetescili veya haksız tescil nedeniyle alacak davası açmıştır. Dolayısıylabaşvurucu, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruları incelemeye başladığı 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen davada taşınmazınmaliki sıfatına sahip olmadığından, bu davanın mülkiyet hakkına konu edilmesimümkün değildir.
34. Anayasa ve AİHS'in ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı,mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvence olup ulusal mevzuattabelirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösterenyerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanmayan (Bkz.,Kemal YELER ve diğerleri, B. No:2012/636, 15/4/2014, §§ 36-37), 1989 başvurucuyla hukuki ilişkisi kesilmiştaşınmaza bağlı 2009 yılında açılan tescil veya alacak talebinin mülkiyet hakkıkapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir (Benzer yöndeki AYM kararı için bkz.: Leyla DAİMAGÜLER ve diğerleri, B. No: 2012/1143,17/7/2014, §36).
35. Nitekim benzer nitelikte 221sayılı Kanun çerçevesinde el konulan gayrimenkullerle ilgili bir başvuruyuinceleyen AİHM, “… yaniTürkiye Cumhuriyeti için 1 Nolu Ek Protokol’ün 1.maddesinin yürürlüğe girdiği 28 Ocak 1987 tarihinden önce, Hazine’yedevredilmesini dikkate alan AİHM, 1961 tarih ve 221 sayılı Kanun’a dayalı birmülkiyet mahrumiyetinin koşullarını incelemek için zaman bakımından yetkisizolduğu kanaatine varmaktadır.” demek suretiyle benzer bir olaydakabul edilemezlik kararı vermiştir (Ekdal ve diğerleri/Türkiye, 6990/04, 25/1/2011, § 48).
36. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun tapu iptali ve tescil veya alacak istemine dayanak yaptığıtaşınmazla hukuki ilişkisinin bireysel başvuruların incelenmeye başlandığıtarih olarak belirlenen 23/9/2012 tarihinden önce 1989yılında kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından, başvuruya konu mülkiyet hakkınayönelik şikâyetin, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin "zaman bakımından yetkisizlik"nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlaliİddiası
37. Başvurucu, 2009 yılındaaçtığı tapu iptali ve tescil veya alacak davasının 5999 sayılı Kanun hükümleriuygulanmayarak reddedildiğini belirterek hakkaniyete uygun yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
38. Başvurucunun şikâyetininözü, Mahkemenin kanunları hatalı yorumladığı ve yanlış karar verdiği iddiasınadayandığından ve mülkiyet hakkıyla ilgili olarak zaman bakımından yetkisizliknedeniyle kabul edilemezlik kararı verildiğinden bu şikâyet adil yargılanmahakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden incelenmiştir.
39. Anayasa'nın 148. maddesinindördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 49. maddesinin (6) numaralıfıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolundagözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılıKanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceğibelirtilmiştir.
40. Bir anayasal hakkın ihlaliiddiası içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yenidenincelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa veKanun tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkinolduğu açıktır (Miraş Mümessillik İnş. Taah. Reklam Paz.Bas.Yay.San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2012/1056,16/4/2013, § 34).
41. İlke olarak derecemahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğindenbireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Buçerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular bariz takdir hatasıveya açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati GÜNDÜZ ve diğerleri, B. No:2012/1027, 12/2/2013, § 26).
42. 5999 sayılı Kanunla 2942sayılı Kanun’a eklenen geçici 6. madde, 9/10/1956tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamuyararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılantaşınmazlara ilişkin olarak bireylere tazminat davası açma hakkı vermektedir.Bunun için de öncelikle bir uzlaşma yolunun denenmesi gerektiği anılan maddedeifade edilmektedir.
43. Somut başvuruya konu 2009yılında açılan dava ise tapu iptali ve tescil veya alacak talebiyle açılmıştır.Mahkeme, dava konusu taşınmazın 221 sayılı Kanun gereğince kamu hizmetinetahsis edildiği, arşiv ve literatür araştırmasında1914 yılında taşınmaza el konulduğunun bildirildiği ve yargılama sırasında yürürlüğegiren 5999 sayılı Kanun’un uygulanma imkânının bulunmadığı gerekçesiyle davayıreddetmiştir.
44. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılıHukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi gereği hukukun uygulanması veyorumlanması hâkimin resen gözeteceği bir husustur. Mahkeme, 2009 yılındaaçılan davanın konusunu ve kamu hizmetine ayrılma tarihini göz önündebulundurduğunu gerekçesinde ifade ederek davayı reddetmiştir. Bu karar derecattan geçerek 24/12/2012tarihinde kesinleşmiştir.
45. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınınkanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, derece mahkemesikararlarının bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik içermediğianlaşıldığından, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin "açıkça dayanaktanyoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A. Başvurucunun,
1. Mülkiyet hakkının ihlali iddiasının "zaman bakımından yetkisizlik",
2. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali iddiasının "açıkça dayanaktan yoksun olması",
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerine bırakılmasına,
10/6/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.