TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
TASFİYE HÂLİNDE S.S. ERYAMAN ONUR SİTESİ KONUT YAPI KOOPERATİFİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/13217)
Karar Tarihi: 21/9/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Volkan SEVTEKİN
Başvurucu
:
Tasfiye Hâlinde S.S. Eryaman Onur Sitesi
Konut Yapı Kooperatifi
Vekili
:
Av. Hülya DÜNDAR ÖZTÜRK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, temyiz isteminin süre yönünden reddedilmesinedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 13/8/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 26/5/2017tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşbildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu kooperatif aleyhine icra takibine konu olan borcuniflas ödeme emrine rağmen ödenmediği gerekçesi ile 27/9/2012 tarihinde iflasdavası açılmıştır.
9. Ankara Batı (Sincan) Asliye Ticaret Mahkemesi (Mahkeme)14/5/2013 tarihli ve E.2012/292, K.2013/146 sayılı kararı ile davanın kabulüneve başvurucu kooperatifin iflasına karar vermiştir.
10. Mahkemenin 14/5/2013 tarihli hüküm celsesi tutanağı vegerekçeli kararında kanun yolu ve süresiyle ilgili olarak "...davacıvekilinin yüzünekarşı, yasa yolları açık olmak üzere (kararın tebliğinden itibaren 15 güniçerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başkamahkemeye ibraz edilecek dilekçeyle hükmün temyiz edilebileceği, temyiz incelemesininYargıtay ilgili Hukuk Dairesi tarafından yapılacağı) verilen karar açıkçaokunup usulen anlatıldı." ibaresiyazılmıştır.
11. Gerekçeli karar 29/5/2013 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiş, başvurucu 12/6/2013 tarihinde anılan kararı temyiz etmiştir.
12. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi (Daire) 4/11/2013 tarihli veE.2013/5652, K.2013/6768 sayılı kararıyla temyiz istemini süre yönündenreddetmiştir. Karar gerekçesi şu şekildedir:
"Mahkemece iflâs talebihakkında verilen hüküm temyiz eden vekiline 29.05.2013 günü tebliğ edildiğihalde, temyiz dilekçesi İİK'nın 164. maddesindeöngörülen 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra 12.06.2013 tarihindeverilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece birkarar verilebileceği gibi,01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılıİçtihadı Birleştirme Kararı'nda Yargıtay tarafından da karar verilebileceğikabul edilmiş olmakla, temyiz isteminin reddi gerekmiştir."
13. Karar düzeltme talebi Dairenin 16/5/2014 tarihli veE.2014/898, K.2014/3852 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Karar gerekçesişöyledir:
"...Davalı vekilininhükme yönelik temyiz isteminin, yasal sürede yapılmadığından dolayı, İİK'nın 164. maddesi uyarınca reddine ilişkin Dairemizkararına karşı, istemin süresinde olduğu ileri sürülerek başvuruda bulunulmasıüzerine yapılan incelemede, temyiz isteminin süresinde olmadığı anlaşılmakla,talebin reddi gerekmiştir."
14. Ret kararı 14/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,13/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
15. 9/6/1932 tarihli ve2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 2/3/2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun iledeğiştirilen 164. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Ticaret mahkemesinceverilen nihaî kararlar, 160 ıncı maddenin sonfıkrasına göre alınan masraftan karşılanmak suretiyle mahkemece re'sen taraflara tebliğ olunur.
Bukararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde istinaf yolunabaşvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı da tebliğ tarihindenitibaren on gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. İstinaf ve temyizincelemeleri, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır.
..."
16. 2004 sayılı Kanun’un 164. maddesinin 5311 sayılı Kanun ileyapılan değişiklikten önceki hâli şöyledir:
"Ticaret mahkemesinceverilen nihai kararlar tebliğden itibaren on gün içinde temyiz edilebilir.Kararlar 160 ıncı maddenin son fıkrasına görealınacak masraftan karşılanmak suretiyle mahkemece resen taraflara tebliğolunur.
..."
17. 2004 sayılı Kanun’a 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesiyleeklenen geçici 7. madde şöyledir:
"Bölge adliyemahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk DereceMahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve YetkileriHakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca görevebaşlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar İcra veİflâs Kanununun bu Kanunla yapılan değişiklikten önceki temyiz ve karar düzeltmeyeilişkin hükümleri uygulanır."
18. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 297. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Hüküm "Türk Milleti Adına" verilirve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
…
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri iletaraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları vesüresini.
…”
19. 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi şöyledir:
"(1) Bölge adliyemahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk DereceMahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve YetkileriHakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devamolunur.
(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamatarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında,kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunlayapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasınadevam olunur.
(3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerinegörev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır."
20. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk UsulüMuhakemeleri Kanunu’nun dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan 432. maddesininbirinci fıkrası şu şekildedir:
"Temyiz süresi on beşgündür. Temyiz süreleri, ilâmın usulen taraflardan her birine tebliği ileişlemeye başlar."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 21/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
1. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu; Mahkeme kararında temyiz süresinin on beş gün olarakgösterildiğini, kararın 29/5/2013 tarihinde tebliğ edildiğini, karardabelirtilen süre içerisinde 12/6/2013 tarihinde temyiz talebinde bulunmasınarağmen Yargıtayca temyiz talebinin süre yönündenreddedildiğini, ayrıca icra takibi aşaması ile iflas davasında yapılantebliğlerin usulsüz olduğunu ve davanın hakkaniyete aykırı olarak aleyhinesonuçlandırıldığını belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınanadil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
23. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes, meşru vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özünün, temyiztalebinin Yargıtayca incelenmemesine yönelik olmasındandolayı iddialar, adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alanmahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı ve Hakkın Kapsamı
26. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinmeşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir.
27. Anayasa'nın 36. maddesine, 2001 yılı değişiklikleriyleeklenen "adil yargılanma" ibaresine ilişkin gerekçede, tarafolduğumuz uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınan adil yargılanmahakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen adil yargılanma hakkınıngüvencelerinden birini de mahkemeye erişim hakkı oluşturmaktadır.
28. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeyeerişim hakkıdır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisinisavunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşıhaklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin enetkili yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM,E.2014/76,K.2014/142, 11/9/2014).
29. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına geldiğini, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veyamahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararınıönemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlaledebileceğini (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52), ilk derece mahkemesinde dava açma hakkının yanındaitiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış iseanılan yollara başvurma hakkının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini (Ali Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, §49) belirtmiştir.
30. Süre yönünden temyiz isteminin reddedilmesinin mahkemeyeerişim hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.
ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
31. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
32. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları taşımadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin ihlaliniteşkil edecektir.
33. Bu sebeple müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebedayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
34. Başvuru konusu olayda Dairenin, 2004 sayılı Kanun'un 164.maddesinde öngörülen sürede yapılmadığı gerekçesiyle temyiz talebini reddettiğianlaşılmaktadır.
35. Dairenin bu hükmü esas alarak verdiği ret kararına göreyapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünü karşıladığı sonucunavarılmıştır.
(2) Meşru Amaç
36. Başvurucunun temyiz itirazlarının incelenmemesi sonucunudoğuran ret kararının, mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmemesi, davalarınuzamasının önlemesi, hukuki alanda istikrarın sağlanması ve hukuk düzeninekarşı olan güvenin sarsılmaması amacıyla verildiği ve bu açıdan meşru bir amacayönelik olduğu anlaşılmıştır.
(3) Ölçülülük
37. Temyiz talebinin reddedilmesi nedeniyle başvurucununmahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığınındeğerlendirilmesi gerekir.
38. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerinöngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkçahukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılıkoluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarakyanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya dakanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiğinin kabulü gerekir (Remzi Durmaz,B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27).
39. Bunun yanında, Aktif ElektrikMüh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti (B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 41)başvurusunda, Anayasa Mahkemesi usul hükümlerine göre mahkeme kararlarınınhüküm kısmında kanun yolu ve süresinin belirtilmesi zorunluluğunun özellikleayrı ihtisas mahkemesi bulunmayan yerlerde çeşitli sıfatlarla görev yapanasliye hukuk mahkemeleri açısından ayrı bir önem taşıdığını, asliye hukukmahkemelerinin bu durumda kararı hangi mahkeme sıfatıyla verdiğiniaçıklamasının davada uygulanan yargılama usulü ile verilen karara karşı kanunyolları bakımından tarafların doğru bilgi sahibi olmalarını sağlayaraktarafların kararları temyiz haklarını zamanında ve usulüne uygun olarakkullanabilmelerine hizmet ettiğini belirtmiştir.
40. Başvuru konusu olaya benzer nitelikteki Cemile Akyıldız (B. No: 2014/1382,22/9/2016, § 46) başvurusunda, icra hukuk mahkemesi kısa ve gerekçeli kararındatemyiz süresini on beş gün olarak göstermiş; başvurucu bu süreye güvenerekkararın tebliğinden itibaren on birinci günde hükmü temyiz etmiş; Yargıtay iseicra mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresinin on gün olduğunu belirterektemyiz dilekçesinin reddine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi bu başvuruda,dava açma sürelerini düzenleyen son derece karışık ve dağınık olan mevzuatınaşırı şekilci (katı) yorumunun mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini,özellikle başvuru mercii ve süresi doğru gösterilmeyen işlemlerle ilgilidavalarda mahkemelerin usul kurallarını yorumlarken mahkemeye erişim hakkınızedeleyecek şekilde katı yorumdan kaçınmalarının gerektiğini belirterek somutolay açısından icra müdürlüğü işlemlerine karşı yapılan şikâyeti inceleyen icrahukuk mahkemesinin kararına karşı Kanun'da on günlük temyiz süresi öngörüldüğühâlde mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında süreyi on beş gün olarak gösterdiğini,bu açıdan başvurucunun belirtilen süreye güvenerek hareket etmesinin makulgörülmesi gerektiğini, kararda belirtilen süre içinde talepte bulunanbaşvurucunun temyiz dilekçesini reddeden Yargıtay değerlendirmesininbaşvurucunun temyiz hakkını kullanmayı imkânsız kılacak ölçüde ve aşırı şekilcibir yaklaşımla elde edildiği ve kararın başvurucunun mahkemeye erişim hakkınızedelediğini belirtmiştir.
41. Başvurucu; 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (ç) bendinde kanun yolları ve süresinin hüküm içeriğinde yer almasıgerektiğine ilişkin amir hükmü gereği, Mahkemenin kararında belirttiği temyizsüresi içinde Yargıtaya başvurduğunu, ancak Yargıtayın gerekçeli kararda gösterilen süre yerineKanun'da öngörülen temyiz süresini dikkate alarak temyiz hakkını elindenaldığını belirtmiştir.
42. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele, başvurucununtemyiz talebinin süre koşulu gerekçe gösterilerek kanun yolu incelemesine konuyapılmamasının mahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahale oluşturupoluşturmadığıdır.
43. 1086 sayılı mülga Kanun'un yürürlükte olan 432. maddesininbirinci fıkrasında asliye mahkemelerinde (asliye hukuk-asliye ticaret) görülendavalarda verilen kararlara karşıtemyiz süresinin onbeş gün olduğu belirtilmiştir.
44. 2004 sayılı Kanun'un 164. maddesinin ikinci fıkrasına göreAsliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen kararlarla ilgili olarak on günlükbir temyiz süresinin öngörüldüğü, somut olay açısından temyiz süresinin on beşgün olduğuna ilişkin genel kuraldan ayrı bir durumun söz konusu olduğuanlaşılmaktadır.
45. Usul hükümlerine göre mahkeme kararlarının hüküm kısmındakanun yolu ve süresinin belirtilmesi zorunluluğu, tarafların karara karşıöngörülen kanun yolunu etkili ve işlevsel bir şekilde kullanmaları açısındanönem arz etmektedir.
46. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri çerçevesinde izahedildiği gibi asliye ticaret mahkemesi kararlarına karşı genel olarak on beşgünlük bir temyiz süresi öngörülmüştür. Diğer yandan iflas davalarında temyizsüresinin on gün olduğuna ilişkin ayrı bir durum söz konusudur. Bu nedenlekanun yolu süresinin taraflara doğru bir şekilde belirtilmesi hususu daha daönem arz etmektedir. Somut olayda ise Mahkemenin kısa ve gerekçeli kararındakanun yoluna ilişkin süreyi yanlış gösterdiği anlaşılmaktadır (bkz. § 10).
47. Kanun yoluna başvuru kapsamında yargısal bir sistemaçısından olaya bakıldığında, başvurucunun Mahkeme kararında on beş gün olarakbelirtilen temyiz süresine güvenerek kararın tebliğinden itibaren açıklanan busürede (14. gün) temyiz talebinde bulunması makul görülebilecektir. Kanunyolunu ve süresini taraflara doğru gösterme yükümlülüğü dikkate alındığında,temyiz süresinin on gün olduğunu kabul ederek temyiz isteminin süre yönündenreddine karar veren Yargıtay Dairesinin değerlendirmesinin mevzuat hükümleriçerçevesinde ve öngörülebilirlik sınırları içinde olduğunun kabuledilemeyeceği, yapılan yorumun başvurucunun temyiz hakkını kullanmasınıimkânsız kılacak ölçüde ve aşırı şekilci bir yaklaşımla elde edildiği, buaçıdan kararın başvurucunun mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği sonucunaulaşılmaktadır.
48. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
50. Başvurucu, ihlalin tespitine karar verilmesi talebindebulunmuştur.
51. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucunaulaşılmıştır.
52. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundankararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili YargıtayDairesine ve Ankara Batı (Sincan) Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesinekarar verilmesi gerekir.
53. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıylailgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzere Ankara Batı (Sincan) Asliye TicaretMahkemesine (E.2012/292, K.2013/146) GÖNDERİLMESİNE,
D. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,.
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE21/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.