TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
TAYİBE ÖZKANTAŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/6314)
Karar Tarihi: 20/3/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucu
:
Tayibe ÖZKANTAŞ
Vekili
:
Av. Coşkun DOĞRU
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, Milli SavunmaBakanlığı aleyhine İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı kamulaştırmasız elatmaya dayalı tazminat davasının reddedildiğini ve nispi vekâlet ücretinintahsiline karar verildiğini belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 15/8/2013 tarihinde İzmir 9. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 13/12/2013 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
5. a. Maliye Hazinesi, başvurucu ile diğer mirasçılar S.S.ve L.A.’nın murisi aleyhine 23/8/1974 tarihinde İzmir6. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, İzmir ilinde bulunan 212 ada 74parsel numaralı taşınmazın Milli Savunma Bakanlığınca,İzmir Cumaovası Havaalanı pistinin genişletilmesiamacıyla kamulaştırıldığını ileri sürerek, taşınmazın Bakanlık adına tescilinitalep etmiştir.
b. Ziraat Bankasının 22/2/1974 tarihli yazısına görekamulaştırma bedeli, Bankanın muhtelif alacaklılar hesabına yatırılmıştır.
c. Mahkemece, 15/10/1974 tarih ve E. 1974/490, K.1974/529 sayılıkararla; taşınmazın tarla niteliğinde olduğu, kamulaştırma bedelinin ZiraatBankası İzmir Şubesinde davalılar adına bloke edildiği gerekçesiyle 31/8/1956tarih ve 6830 sayılı İstimlak Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca taşınmazın MaliyeHazinesi adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
d. Taşınmaz, 22/4/1982 tarihinde, hükmen tescile dayalı olarakMaliye Hazinesi adına tapuya tescil edilmiştir.
6. Başvurucu ve S.S., 16/6/2011 tarihinde MilliSavunma Bakanlığına başvurarak, 4/11/1983 tarih ve 2942 sayılı KamulaştırmaKanunu’nun geçici 6. maddesi gereği taşınmazın kamulaştırma bedelininödenmesini talep etmişlerdir.
7. Milli Savunma Bakanlığı, 29/7/2011tarihinde, taşınmazın mülga 6830 sayılı Kanun’a göre Hazine adına tesciledildiği, 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesi kapsamındadeğerlendirilemeyeceği gerekçesiyle talebi reddetmiştir.
8. L.A., Milli Savunma Bakanlığıaleyhine 4/2/2011 tarihinde İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminatdavasında, İzmir ili Gaziemir ilçesinde bulunan 212 ada 74 parsel numaralıtaşınmazın davalı tarafından havaalanı yapılmak üzere kamulaştırıldığını,kamulaştırma kararının tebliğ edilmediğini ve kamulaştırma bedelinin ödenmediğiniileri sürerek, kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat talep etmiştir.
9. Başvurucu ve S.S., Milli SavunmaBakanlığı aleyhine 15/8/2011 tarihinde İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesindeaçtıkları tazminat davasında, İzmir ili Gaziemir ilçesinde bulunan 212 ada 74parsel numaralı taşınmazın davalı tarafından havaalanı yapılmak üzerekamulaştırıldığını, kamulaştırma kararının tebliğ edilmediğini ve kamulaştırmabedelinin ödenmediğini ileri sürerek, kamulaştırmasız el atmaya dayalı 10.000TL tazminatın ödenmesini talep etmişlerdir.
10. İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesince, 1/3/2012 tarih veE.2011/463, K.2012/80 sayılı ilamla, dava dosyasının İzmir 3. Asliye HukukMahkemesindeki dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
11. Davalı İdare, kamulaştırma kararının başvuruculara tebliğedildiğini ve kesinleştiğini, kamulaştırma bedelinin ödendiğini, İzmir 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1974/490, K.1974/529 sayılı kararıyla taşınmazınHazine adına tescil edildiğini ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
12. Başvurucu, 1/6/2012 tarihli ıslah dilekçesi ile davadeğerini artırarak 206.221,55 TL’nin tahsilini talep etmiştir.
13. İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesince, 17/12/2012 tarih veE.2011/58, K.2012/489 sayılı kararla; kamulaştırma bedelinin 22/02/1974tarihinde başvurucunun murisi adına bankaya yatırıldığı, İzmir 6. Asliye HukukMahkemesinin 15/10/1974 tarih ve E.1974/490, K.1974/529 sayılı, taşınmazınHazine adına tescil kararı doğrultusunda 22/04/1982 tarihinde Hazine adınatescilin gerçekleştirildiği, bedelin yatırılma tarihi ve tescil tarihindenitibaren öncelikle muris tarafından bedelin alınmadığına ilişkin herhangi biriddianın olmadığı, murisin ölümünden uzun zaman geçtikten sonra başvurucunun2011 yılında talepte bulunduğu, kamulaştırma bedelinin Bankaya yatırıldığınınanlaşıldığı ancak belgeleri saklama süresinin dolmuş olması nedeniyle ödemeninilgilisine yapılamaması halinin davayı ispatlamadığı, bu hususun davanın kabulüiçin tek başına yeterli olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine,birleşen davada davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 16.823 TL vekaletücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilenalınıp davalıya verilmesine karar verilmiştir.
14. Temyiz üzerine, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 25/3/2013tarih ve E.2013/2349, K.2013/4758 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.
15. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 17/6/2013 tarih veE.2013/8629, K.2013/10428 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
16. Karar, 16/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
B. İlgili Hukuk
17. 2942 sayılı Kanun’un,24/5/2013 tarih ve 6487 sayılı Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun HükmündeKararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 21. maddesi ile yapılandeğişiklikten önceki geçici 6. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:
“Kamulaştırma işlemleritamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamuyararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlaraveya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiylemalikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, malik tarafındanilgili idareden tazminat talebinde bulunulması halinde, öncelikle uzlaşmayoluna gidilmesi esastır.
…
İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığıtakdirde, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği veya ikinci fıkradaki süreninuzlaşmaya davet olmaksızın sona erdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde maliktarafından sadece tazminat davası açılabilir. Dava açılması halinde, fiilen elkonulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının müracaat tarihindekideğeri, ikinci fıkranın birinci cümlesindeki esaslara göre mahkemece tespit vetaşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine ve malike tazminatödenmesine hükmedilir. Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesin olup taraflarınhükmedilen tazminata ilişkin temyiz hakkı saklıdır.”
18. 2942 sayılı Kanun’un,24/5/2013 tarih ve 6487 sayılı Kanun’un 21. maddesi ile yapılan değişikliktensonraki geçici 6. maddesinin birinci, altıncı ve yedinci fıkraları şöyledir:
“Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırmasıhiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasındafiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsisedilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veyatamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızınfiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedeltalep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerinegöre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulününuygulanması dava şartıdır.
….
İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde,uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde malikveya idare tarafından bedel tespiti davası açılabilir. Dava açılması hâlinde,fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının davatarihindeki değeri, ikinci fıkranın birinci cümlesindeki esaslara göremahkemece bu Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılmaksuretiyle tespit ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkininehükmedilir. Tespit edilen bedel, bu maddenin sekizinci fıkrasına göre idareceödenir. Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesin olup tarafların hükmedilenbedele ilişkin temyiz hakkı saklıdır.
Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icraharçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülenşekilde maktu olarak belirlenir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 20/3/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 15/8/2013 tarih ve 2013/6314 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu, murisi adına tapuya tescilli 212 ada 74 parselnumaralı taşınmazın 1974 yılında kamulaştırıldığını, kamulaştırma kararınıntebliğ edilmediğini ve kamulaştırma bedelinin ödenmediğini, 16/6/2011 tarihindeMilli Savunma Bakanlığına başvurarak 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesigereği taşınmazın bedelinin ödenmesini talep ettiğini, bu talebin reddedilmesiüzerine dava açtığını, Mahkemece kamulaştırma tarihinden itibaren uzun süregeçtiği, kamulaştırma bedelinin ödenmediğinin başvurucu tarafından ispatedilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, hükmün Yargıtaytarafından onandığını, kamulaştırma bedelinin ödendiğini İdarenin ispatlamasıgerektiği halde ispat yükünün Mahkemece kendisine yüklendiğini, 2942 sayılıKanun’un geçici 6. maddesi gereği dava sonunda maktu vekâlet ücretinehükmedilmesi gerektiği halde, nispi vekâlet ücretinin tahsiline kararverildiğini, bedel ödenmeksizin taşınmaza el konulduğunu belirterek,Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan mülkiyet ve adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
21. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,Milli Savunma Bakanlığı aleyhine açtığı davanınreddedilmesinin mülkiyet ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ilerisürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarınailişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar.İhlal iddiaları, yargılama sürecinde delillerin değerlendirilmesi veyorumlanması ile dava sonucunda verilen kararın hakkaniyete uygun olupolmadığına yönelik olup, bu iddialar da adil yargılanma hakkı kapsamındadeğerlendirilmiştir. Ancak başvurucunun, davanın reddedilmesine yönelik ihlaliddiası ile nispi vekâlet ücretine yönelik ihlal iddiası ayrı ayrıdeğerlendirilmiştir.
1. Davanın Reddedilmesi Nedeniyle AdilYargılanma Hakkının İhlali İddiası
22. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
23. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
24. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvurularınMahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurularkapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
25. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilikiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkçaAnayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
26. Başvuru konusu olaydabaşvurucu, murisi adına tapuya tescilli taşınmazın 1974 yılındakamulaştırıldığını, kamulaştırma kararının tebliğ edilmediğini ve kamulaştırmabedelinin ödenmediğini, taşınmazın bedelinin ödenmesi talebiyle açtığı davanın,kamulaştırma bedelinin ödenmediğinin ispat edilemediği gerekçesiylereddedildiğini, kamulaştırma bedelinin ödendiğini İdarenin ispatlamasıgerektiği halde ispat yükünün Mahkemece kendisine yüklendiğini belirterek, adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
27. Maliye Hazinesi tarafındanbaşvurucunun murisi aleyhine 23/8/1974 tarihinde İzmir 6. Asliye HukukMahkemesinde açılan davada; taşınmazın Milli SavunmaBakanlığınca kamulaştırıldığı iddiasıyla taşınmazın İdare adına tescili talepedilmiştir. Mahkemece, 15/10/1974 tarihli kararla; kamulaştırma bedelininZiraat Bankası İzmir Şubesine davalılar adına bloke edildiği gerekçesiyletaşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
28. Başvurucu tarafından İzmir6. Asliye Hukuk Mahkemesinde Milli Savunma Bakanlığıaleyhine açılan kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davasında Mahkemecebirleştirme kararı verildikten sonra, İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesince,17/12/2012 tarihli kararla davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece,kamulaştırma bedelinin 22/02/1974 tarihinde başvurucunun murisi adına bankayayatırıldığı, İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15/10/1974 tarihli tescilkararı doğrultusunda taşınmazın 22/04/1982 tarihinde Hazine adına tesciledildiği, bedelin yatırılma tarihi ve tescil tarihinden itibaren muristarafından bedelin alınmadığına ilişkin herhangi bir iddianın olmadığı, murisinölümünden uzun zaman geçtikten sonra başvurucunun talepte bulunduğu, bankanınbelgeleri saklama süresinin dolmuş olması nedeniyle ödemenin ilgilisineyapılamaması halinin davayı ispatlamadığı, bu hususun davanın kabulü için tekbaşına yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Mahkemece, başvurucunun iddiaları, İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin15/10/1974 tarihli kararı ve taşınmazın anılan karar doğrultusunda 22/4/1982tarihinde Maliye Hazinesi adına tapuya tescil edildiği dikkate alınarakbaşvurucunun, iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
29. Mahkemenin gerekçesi vebaşvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün derece Mahkemesitarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkinolduğu anlaşılmaktadır.
30. Başvurucu, yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşıtarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatıbulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarınınderece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıtsunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturanherhangi bir durum da tespit edilememiştir.
31. Öte yandan başvurucununmülkiyet hakkının ihlali iddiası, esasında Mahkemece verilen kararın sonucunabağlı olduğu, Mahkemece yargılama sürecinde ve kararda anayasal hakkın ihlaliniteliğinde sorun görülmediği anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun mülkiyethakkının ihlali iddiası yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılmamış ve buiddia adil yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.
32. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğindeolduğu, derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik deiçermediği anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. NispiVekâlet Ücretine Hükmedilmesi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası
33. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır.”
34. 6216 sayılı Kanun’un 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmaliçin kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
35. Anılan Anayasa ve Kanunhükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup buyola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olmasışarttır.
36. Temel hak ve özgürlükleresaygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygundavranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idarimercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.
37. Bireysel başvurunun ikincilniteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğiiddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüneuygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bumercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek içingerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmalarıönünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlalineilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz(B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).
38. Bireyselbaşvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar AnayasaMahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayanyeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:2012/946, 26/3/2013, § 20).
39. Başvuru konusu olayda,başvurucu, İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddedildiğini, 2942sayılı Kanun’un geçici 6. maddesi gereği dava sonunda maktu vekâlet ücretinehükmedilmesi gerektiği halde, nispi vekâlet ücretinin tahsiline kararverildiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
40. Başvurucunun, İzmir 6.Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı dava, İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi davadosyası ile birleştirilmiştir. 3. Asliye Hukuk Mahkemesince, 17/12/2012tarihinde davanın reddine ve dava değerine göre hesaplanan 16.283 TL vekaletücretinin başvurucudan tahsiline karar verilmiştir. Başvurucu, anılan kararı14/1/2013 tarihinde temyiz ederek esas yönünden kararın bozulmasını talepetmiş, vekâlet ücreti yönünden temyiz talebinde bulunmamıştır. Yargıtay 18.Hukuk Dairesince kararın onanması üzerine başvurucu tarafından 19/4/2013tarihinde, esas yönünden kararın bozulması amacıyla karar düzeltme istemindebulunulmuş, vekâlet ücreti yönünden kararın bozulması talep edilmemiştir.Yargıtay 18. Hukuk Dairesince de 17/6/2013 tarihinde karar düzeltme istemininreddine karar verilmiştir.
41. Başvurucu bu şekilde, AnayasaMahkemesi önünde ileri sürdüğü ihlal iddialarını, temyiz ve karar düzeltmeolağan kanun yollarını kullanarak ileri sürmediği için, hukuk sistemindedüzenlenen başvuru yollarını usulünce tüketmemiştir.
42. Açıklanan nedenlerle, hukuksisteminde düzenlenen başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temelhak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusuyapıldığı anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin “başvuru yollarınıntüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun;
1. Davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkınınihlali iddiası yönünden “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
2. Nispi vekâlet ücretinehükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiası yönünden “başvuruyollarının tüketilmemiş olması”,
nedenleriyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
20/3/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.