TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
TAYFUN YILDIRIM BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/22602)
Karar Tarihi: 10/2/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI
Başvurucu
:
Tayfun YILDIRIM
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, gerçekleşmekte olan bir protesto gösterisinekolluk görevlilerinin müdahalesi neticesinde yaralanma meydana gelmesi ve buolaya ilişkin olarak yürütülen soruşturmanın etkili olmaması nedeniyle insanhaysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 18/7/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca, başvurucunun adli yardım talebininkabulüne karar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
8. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
10. Başvurucu 1990 yılı doğumlu olup beyanına göreöğrencidir.
11. 23/7/2017 tarihinde başvurucu, arkadaşı F.B. ilebirlikte Ankara'nın Kızılay Meydanı'ndaki bir sokakta bulunan HalkevleriDerneği Genel Merkezi binasının önünde bulunduğu sırada kolluk görevlileriningerçekleşmekte olan bir gösteriye/eyleme müdahalesi neticesinde gözaltınaalınmıştır.
12. Başvurucunun anlatımına göre eyleme katılmamış olanbaşvurucu, arkadaşı ile beraber kolluğun toplantıya müdahalesini izlerkenkolluk memurları ile arasında tartışma yaşanması nedeniyle darbedilerek gözaltınaalınmıştır. İddiaya göre başvurucu, gözaltına alınmasının ardından bulunduklarısokakta bir başka binanın -Mimarlar Odası Ankara Şubesi binası- önünegötürülmüş, burada "Seni öldürürüz." şeklindeki tehditleremaruz kalmış ve memurlarca darbedilmiştir. Söz konusu darp olayının poliskamerasına yansıdığını fark eden bir başka kolluk memurunun kendisini darbedenmemuru uyardığını iddia eden başvurucuya göre darbedilme anı kamera kayıtlarınayansımıştır.
13. Ankara İl Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan veolaya ilişkin on bir sayfadan oluşan evrak 27/7/2017 tarihinde AnkaraCumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Evrak içeriğinde öncelikle DHKP/Cterör örgütü ile DMH (Devrimci Memur Hareketi) arasındaki bağlantıya yönelikbir kısım bilgilere yer verilmiş, ardından DHKP/C terör örgütü yapısı üzerindedurulmuş ve olay günü kolluk müdahalesine konu olan protesto gösterisi hakkındaaçıklama yapılmıştır. Buna göre DMH içinde faaliyet gösteren N.G. ve S.Ö.olağanüstü hâl dönemi (OHAL) çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle (KHK)mesleklerinden ihraç edilmeleri nedeniyle açlık grevlerine başladıklarıgerekçesiyle tutuklanmışlardır. Bu kişilerin tutuklanmalarını protesto etme vebu kişilere destek verme amacıyla zaman zaman eylemler yapıldığı, Ankara ValiliğinceKızılay Meydanı'nda toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yasaklandığı, bu nedenleolay günü Valilik yasağına rağmen eylem yapılması nedeniyle yaklaşık elli beşkişilik gruba müdahale edilerek bu kişilerin gözaltına alındığı açıklanmış;yakalanan kişilerle ilgili bir kısım bilgiler paylaşılmıştır.
14. 27/7/2017 tarihli söz konusu evrakta başvurucuyailişkin bilgiler de yer almıştır. Başvurucunun Halkevleri Derneğinin organizeettiği eylem/etkinliklere katıldığı, sosyal medya hesabından N.G. ve S.A.nın tutuklanmalarıylailgili paylaşım yaptığı, ayrıca Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP)üzerinden yapılan araştırmada başvurucu hakkında kanuna aykırı toplantıve gösteri yürüyüşüne silahsız katılarak ihtara rağmen dağılmama suçu isnadıylafarklı tarihlerde açılmış çok sayıda dava bulunduğu belirtilmiştir. Diğertaraftan başvurucunun yakalanan öteki şahıslardan farklı olarak kollukgörevlilerine direnmediği, diğer kişilerin örgütsel tavır sergileyerek verilenyiyecekleri yememelerine rağmen başvurucunun bu tavra katılmadığı ve ifadesisırasında susma hakkını kullandığı açıklanmıştır.
15. Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesi tarafındanbaşvurucu hakkında 23/7/2017 tarihinde olaydan hemen sonra genel adli muayeneraporu (ilk rapor) düzenlenmiştir. Raporun ilgili kısmı şöyledir:
"Her iki skapula iç kenardanbaşlayarak orta hatta birleşen yaygın hiperemi, toraks alt vertebra üzerinde2-3 cm çapında hiperemi, sağ kulak altı boyun lateralinde 4x2 cm liklaserasyon, hiperemi, sağ omuz ön yüzde iki adet biri 1 cm lik diğeri 1- 2 cmlik hiperemi ve laserasyon, sol tibia ön yüzde 2 cm lik hiperemi, sol tibia öniç yan yüzde 1 cm lik hiperemi, sağ humerus iç yan yüzde 1-2 cm lik çizgiselhiperemik alan, verteskte ağrı tariflediği, bu bölgede darp cebir izi görülmediği"
16. Başvurucu hakkında daha sonraki günlerde düzenlenengenel adli muayene raporlarında ilk rapora atfen başkaca darp ve cebir iziolmadığı belirtilmiştir. Ayrıca Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğü (Adli TıpKurumu) tarafından düzenlenen 6/3/2018 tarihli raporda başvurucunun ilk raporlatespit edilen yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecekölçüde hafif nitelikte olduğu ve yaşamını tehlikeye sokmadığı yönünde görüşbildirilmiştir.
A. BaşvurucuHakkında Yürütülen Soruşturma Süreci
17. Başvurucu hakkında terör örgütü propagandası yapma,kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmenkendiliğinden dağılmama suçunu işlediği isnadıyla soruşturmayürütülmüştür. Başvurucu 23/7/2017 ile 27/07/2017 tarihleri arası gözaltındatutulmuştur.
18. Başvurucu, kolluk aşamasında susma hakkını kullanmış;Savcılıkta verdiği 27/7/2017 tarihli savunmasında suçlamaları kabul etmemiştir.Başvurucunun savunmasının ilgili kısmı şöyledir:
"Ben Ankara Üniversitesi İletişimFakültesi Hallkla İlişkiler 2. Sınıf öğrencisiyim. Aynı zamanla Halk Evleriüyesiyim. 23/07/2017 tarihinde Ankara Kızılay'da yapılan eyleme ilişkinherhangi bir çağrıdan haberim yoktur. Halkevleri üyesi olmam dolayısıyla o günsaat 14:00 sıralarında Konur Sokak'da bulunan Halkevleri Genel Merkezi'nearkadaşım [F.B.] ilegidiyordum. Halkevleri Genel Merkezi'ne Esat Mahallesi tarafından KocatepeCamii istikametinden gelmiştim. Halkevleri girişinde caddeden geçen ÇevikKuvvet ekiplerinden biri yanımda bulunan [F.B.ye] ne yapıyorsun diyerekarkadaşıma kafa attı. Bu sırada arbede oluştu. Ben de araya girmeye çalıştım.Bilahare bu sırada da beni gözaltına aldılar. Yine bu sırada çevrede bulunan[Z.] isimli cafe, [K.] isimli Cafe ve Ankara Kültürevinden gelenkişiler de bu arbede içinde kaldılar. Bu kişiler olaya müdahale etmeyeçalıştılar. Onlar da gözaltına alındılar. Ben de arbede sırasında gözaltınaalındım. 23/07/2017 tarihinde Kızılay'da meydana gelen yasadışı eylemekatılmadım. Herhangi bir eylemim olmadı "
19. Kolluk memurlarınca başvurucu tanıkları F.B. ileA.B.nin bilgi sahibi sıfatıyla olayla ilgili beyanları alınmıştır. Tanık F.B.ifadesinde, başvurucu ile birlikte Halkevleri Genel Merkezine giderlerkenkolluk memurlarıyla karşılaştıklarını, bir kolluk memurunun "Ne bakıyorsun?"demesi üzerine bakmadığını söylemesine rağmen memurun kafasıyla kendisinevurmasının ardından diğer görevlilerin bulundukları yere geldiğini, aralarındaçıkan tartışma sonunda da başvurucuyu gözaltına aldıklarını belirtmiştir. Diğertanık A.B., olay yerinde bulunan bir kafede çay içerken Halkevleri GenelMerkezinin önünde arbede yaşanması üzerine o yöne doğru gittiğinde başvurucuile kolluk memurları arasında itişme yaşandığını ve kolluk memurlarınınbaşvurucu gözaltına almaya çalıştıklarını gördüğünü, başvurucunun eylemci grupiçinde olmadığını beyan etmiştir.
20. Savcılık tarafından isnat edilen suçlarla ilgiliolarak başvurucu hakkında 23/10/2017 tarihinde ceza davası açılmıştır.
21. Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılanyargılama sonunda 5/11/2020 tarihinde başvurucunun her iki suçtan beraatinekarar verilmiştir. Mahkeme gerekçesinin ilgili kısmı ve başvurucu hakkındakihüküm kısaca şöyledir:
" ... sanık Tayfun Yıldırım'ıngözaltına alınma işlemleri sırasında direniş göstermediği ve slogan atmadığı;
...
Sanıkların 2911 sayılı yasanın 32.maddesini ihlal ettikleri iddia edilmekle birlikte anılan hükmün kanuna aykırıtoplantı ve gösteri yürüyüşü yapan kişilerin cezalandırılmasına dair olduğu;sanıkların atılı eylem bakımından cezalandırılabilmeleri için iddia edilenşekilde yasaya aykırı bir toplantıya ya da gösteri yürüyüşüne katıldıklarınınhiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya konulmasının gerektiği; somutolayda izah edilen kamera kayıtlarından ve dosya kapsamındaki diğer delillerdende anlaşıldığı üzere sanıkların bizatihi anılan toplantıyı organize edentarafta bulunmadıkları, sosyal medya aracılığıyla ve sair vasıtalarla haberdaroldukları toplantıya çeşitli sıfatlarla katılma amacı taşıdıklarıdeğerlendirilmekle birlikte gözaltına alınma süreci öncesi ve sonrasındakieylemleri birlikte ele alındığında silahlı terör örgütü olan DHKP-C'yi kastedenherhangi bir somut söylemlerinin bulunmadığı, ayrıca yapılan toplantı sırasındabu faaliyete aktif olarak katılıp dağılmama iradesi taşıyan şekilde hareketetmedikleri, toplantının ya da gösteri yürüyüşünün yapıldığı yerin sınırlarınataşan kanuna aykırı bir faaliyette bulunduklarına dair somut bir delilin dosyakapsamında mevcut olmadığı görülmüştür.
...
Sonuç olarak; sanıklar... TayfunYıldırım ... DHKP-C silahlı terör örgütünün cebir ve şiddet içeren eylemlerinimeşru kılacak şekilde açık bir paylaşımda bulunduklarını ve buna dair sloganattıklarını gösterir somut bir delilin dosya kapsamında mevcut olmadığı, yine sözkonusu paylaşımların ve sloganların içerikleri değerlendirildiğinde kanunaaykırı unsurlar taşımadığı anlaşılmakla, atılı bulunan silahlı terör örgütüpropagandasını yapmak suçunun unsurlarının somut olayda oluşmadığıdeğerlendirilmekle ayrı ayrı beraatlerine dair; yine bu sanıkların 23/07/2017tarihinde yapılan toplantı sırasında kanuna aykırı hareket ettikleri iddiaedilse de söz konusu unsurları taşıyan somut bir eylemlerinin tespitedilememesi nedeniyle kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarakihtara rağmen kendiliğinden dağılmama suçunun unsurlarının somut olaydaoluşmadığı
...
H-TAYFUN YILDIRIM YÖNÜNDEN;
1-Sanığın üzerine atılıbulunan terör örgütü propagandası yapmak suçu bakımından cezalandırılmasıistemi ile açılan kamu davasında; sanığın üzerine atılı bulunan suçununsurlarının somut olayda gerçekleşmemiş olması sebebiyle atılı suç bakımından5271 sayılı CMK'nun 223/2-a hükmü gereğince BERAATİNE,
2- Sanığın üzerine atılı bulunan KanunaAykırı Toplantı ve Yürüyüşlere Silahsız Katılarak İhtara Rağmen KendiliğindenDağılmama suçu bakımından cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasında;sanığın üzerine atılı bulunan suçun unsurlarının somut olayda gerçekleşmemişolması sebebiyle atılı suç bakımından 5271 sayılı CMK'nun 223/2-a hükmügereğince BERAATİNE..."
22. İnceleme tarihi itibarıyla kanun yolu süreçlerinintamamlanmadığı, dolayısıyla başvurucu hakkındaki beraat kararının henüzkesinleşmediği görülmüştür.
B. KollukGörevlileri Hakkında Yürütülen Soruşturma Süreci
23. Başvurucu 7/8/2017 tarihinde kendisini yaraladığınıileri sürdüğü kolluk görevlileri hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına(Savcılık) şikâyette bulunmuştur.
24. Başvurucu, şikâyet dilekçesinde kamera görüntülerininincelenmesini ve tanıkları F.B. ile A.B. nin dinlenilmesi talep etmiştir.Savcılık tarafından başvurucu tanıkları kötü muamele iddiaları bakımındanayrıca dinlenilmemiş, başvurucu hakkında yürütülen soruşturma kapsamında alınanifadeleri ceza davası dosyasından temin edilerek incelenmiştir.
25. Savcılıkça 12/9/2017 tarihinde olay yerini gösterirkamera görüntülerinin bulunup bulunmadığının kolluk birimleri tarafından araştırılmasıtalep edilmiştir.
- Olay yerine yakın işyerlerindeki kamera görüntüleriolup olmadığı araştırılmış, olayın gerçekleştiği sokağı gören kamerabulunmadığına ilişkin 26/9/2017 tarihli tutanak düzenlenmiştir.
- Olay yerini gösteren Kent Güvenlik Yönetim Sistemi(KGYS) kamerasının bulunduğu ancak görüntülerin arşiv kaydının 8/8/2017tarihinden başlaması nedeniyle görüntülerin elde edilmediği, buna karşın kollukizleme merkezi tarafından arşivlenen görüntü kayıtlarının çıkarılarak CD'yeaktarıldığı İl Emniyet Müdürlüğünün 10/10/2017 tarihli yazısıylabildirilmiştir.
- Kolluk izleme merkezi tarafından CD'ye aktarılangörüntü kayıtları kolluk memurları tarafından izlenerek CD İzleme Tutanağıdüzenlenmiştir. 4/12/2017 tarihli CD İzleme Tutanağı'nda başvurucu avukatınaulaşılarak görüntülerin birlikte incelenmesinin önerildiği, avukatın bu öneriyikabul etmesine rağmen o tarihe kadar gelmemesi nedeniyle başvurucu veya avukatıolmaksızın görüntülerin incelendiği açıklanmıştır. Tutanakta, Foto Film Şube Müdürlüğüneait CD'de, kameranın farklı noktalardan görüntü aldığı, başvurucunun görüntüyegirdiğinde toplumsal müdahale aracının yanında gözaltına alındığıgörüntülerinin izlendiği, KGYS görüntüleri içeren CD'de kameranın hareketliolarak görüntü aldığı, Çevik Kuvvet ekipleri tarafından müdahale yapıldığı,başvurucuya ait herhangi bir görüntü olmadığının görüldüğü belirtilmiştir.Tutanakta üç fotoğraf bulunduğu, fotoğraflarda başvurucunun kollukgörevlileriyle birlikte bir aracın yanında bulunduğu, fotoğraflardan birindekolluk memurunun başvurucuya su içirdiği ifade edilmiştir.
26. Savcılık tarafından başvurucu hakkında yürütülensoruşturmada başvurucunun avukatları vasıtasıyla kolluk görevlileri hakkındahakaret suçunu işledikleri isnadıyla başlatılan soruşturma 12/9/2017tarihindeki başvuruya konu soruşturmayla birleştirilmiştir.
27. Savcılığın 28/3/2018 tarihli kararıyla "23/07/2017tarihinde Kızılay Konur Sokak ve çevresinde görevli olup müştekiye yönelikyakalama işlemini gerçekleştiren polis memurları ile amirleri" hakkındakovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesininilgili kısmı şöyledir:
"Müşteki hakkında yürütülen2017/124968 sayılı soruşturmadan ve açılan kamu davası nedeniyle Ankara 21 AğırCeza Mahkemesinden bilgi ve belgeler istenerek Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğünemüzekkere yazılıp müşteki tarafın talep etmiş olduğu delillerin toparlanmasısağlanarak soruşturma işlemlerinin gerçekleştirildiği, bu doğrultuda toplanandelillere göre müşteki tarafın göstermiş olduğu tanıklar [F.B] ve [A.B.nin] müştekihakkında yürütülen soruşturma kapsamında bilgi sahibi olarak beyanlarınabaşvurulmuş olduğu, tanıkların Tayfun YILDIRIM'ın eylemci grup içerisindebulunmamasına rağmen gözaltına alındığını belirtmelerine rağmen şikayetdilekçesinde belirtildiği gibi hakaret, tehdit ve gözaltı aşamasında müştekinindarp edildiğine ilişkin beyanda bulunmadıkları gibi müştekinin bu soruşturmakapsamında alınan savunmasında da hakaret, tehdit ve gözaltına alınmaaşamasında kötü muameleye maruz kaldığına ilişkin iddiada bulunmadığı, Emniyetifadesi aşamasında susma hakkını kullanmış bulunduğunun görüldüğü, ÇankayaEmniyet Müdürlüğünce toplanan görüntü kayıtları doğrultusunda düzenlenen izlemetutanağına göre iddia olunan eylemlere ilişkin herhangi bir olgu tespitibulunmadığı, bu doğrultuda müştekiye yönelik gerçekleştirildiği iddia edilentehdit ve hakaret suçlarının oluştuğuna dair müşteki vekili dilekçesindekisoyut iddiadan başkaca delil bulunmadığının anlaşıldığı,
Müştekinin eylemci grup içerisindebulunmamasına rağmen gözaltına alındığı ve bu süreçte görevli polismemurlarınca darp edilerek yaralandığı iddiası ile ilgili olarak; müştekinintemin olunan geçici raporunun ve bu raporları doğrultusunda Adli Tıp Kurumundanalınan kesin adli raporuna göre müştekinin olay sırasında vücudunun çeşitlibölgelerinde hiperemi, laserasyon, ağrı tespitlerinin yer aldığı görülerekgörevli polis memurlarınca yapılan müdahale kapsamında bu olguların oluştuğugörülmüş ise de, müşteki hakkında 2017/124968 sayılı soruşturma kapsamındasoruşturma yürütülerek 3713 sayılı yasanın 7/2 ve 2911 sayılı yasanın32/1(ikikez) maddeleri kapsamında cezalandırılması için 21. Ağır CezaMahkemesine kamu davası açılmış olduğu, iddianame içeriği ile bu soruşturmakapsamında verilmiş olan Savcılık talimatları ve olaya ilişkin düzenlenentutanaklardan 23/07/2017 tarihinde müştekinin de aralarında bulunduğu 55kişinin yakalandığının, şüphelilerin terör örgütleri ile ilgi vebağlantılarının araştırıldığının ve araştırma sonuçları doğrultusunda müştekihakkında 22/05/2017 ve 23/07/2017 suç tarihleri tespit olunarak 2911 sayılıyasanın 32/1 maddesinde tanımlanan şekli ile 'Kanuna aykırı toplantı veyagösteri yürüyüşlerine katılanlar ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamaktaısrar edenler' cümlesinden olarak iki kez cezalandırılması istemi ile iddianamedüzenlendiğinin görüldüğü, bu itibarla müştekinin 23/07/2017 tarihli gösteriyekatıldığının ve 32. maddede belirtilen şartların oluştuğunun iddianame iletespit edildiği, 2911 sayılı yasanın 24. maddesi ile Kanuna aykırı toplantı vegösterinin dağıtılması aşamasında müdahale eden kolluk güçlerine zor kullanmayetkisinin verildiği, 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunun 16.maddesinde zor kullanma yetkisinin nasıl kullanılacağının düzenlenmişbulunduğu, bu maddede belirtildiği üzere direnişi kırmak amacı ile ve kıracakölçüde direnmenin mahiyetine, derecesine göre kademeli olarak artan nispettebedeni kuvvet, maddi güç ve kanuni şartlar gerçekleştiğinde silahkullanılabileceğinin, bu amaçla kelepçe, jop, basınçlı veya boyalı su, gözyaşartıcı gaz ve tozlar, fiziki engeller, polis köpek ve atları ile sair hizmetaraçlarının kullanılabileceğinin belirtildiği, müşteki hakkındaki yürütülensoruşturma içeriğinden müştekinin arasında bulunduğu gruba Ankara Valiliğininher türlü eylemlerle ilgili yasaklama kararının bulunduğu ve dağılmalarıyönünde yapılan ikazlara riayet edilmemesi üzerine müdahale edilerek grubundağıtıldığının, müdahale esnasında taş atarak saldırı ve dağılmamakta direnmeile slogan atmaya devam etme eylemlerinin devamı ile yakalandıklarınınbelirlenmiş olmasına göre müştekinin da aralarında bulunduğu gruba karşımüdahalenin belirtilen yasa hükümleri doğrultusunda kullanılan yetkidenkaynaklandığı, bu müdahale sırasında adli rapor ile müştekinin basit tıbbimüdahale ile giderilebilecek ölçüde yaralanmış olduğunun ve bu yaralanmaderecesinin müştekinin de aralarında bulunduğu gruba yasadan kaynaklanan zorkullanma yetkisi kapsamında uygulanan güç ile oluşabileceğinin belirlenmesinegöre müştekiye yönelik zor kullanma yetkisi aşılarak kasten yaralama eyleminin unsurlarıile gerçekleştiğine dair iddia dışında delil bulunmadığı anlaşılmakla..."
28. Başvurucu kovuşturma yapılmaması kararına itirazetmiş, başvurucunun itirazı Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 4/6/2018 tarihindereddedilmiştir. Anılan karar başvurucuya 20/6/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.
29. Başvurucu 18/7/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
30. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun"Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması" kenarbaşlıklı 256. maddesi şöyledir:
"Zor kullanma yetkisine sahip kamugörevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiğiölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkinhükümler uygulanır."
31. 5237 sayılı Kanun'un "Kasten yaralama"kenar başlıklı 86. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Kasten başkasının vücudunaacı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olankişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
...
(3) Kasten yaralama suçunun;
...
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğunüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın,verilecek ceza yarı oranında artırılır. "
B. UluslararasıHukuk
32. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3.maddesi şöyledir:
"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışıya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."
33. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 3.maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumlarınen temel değeri olduğunu vurgulamış; terörle ya da organize suçla mücadele gibien zor şartlarda dahi mağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence,insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerin Sözleşme'yleyasaklandığını belirtmiştir. AİHM, kötü muamele yasağının Sözleşme'nin 15.maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahihiçbir istisnaya yer vermediğine dair içtihatlarını da hatırlatmıştır (Selmouni/Fransa,B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95,6/4/2000, § 119).
34. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muameleolduğunu söyleyebilmek için eylemin minimum ağırlık eşiğini aşmasıbeklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; ErdoğanYağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007 §§ 35-37; Gafgen/Almanya[BD], B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık,B. No: 13134/87, 25/3/1993 § 30). Değerlendirmeye alınacak bu unsurlaramuamelenin amacı ve kastı ile ardındaki saik de eklenebilir (Aksoy/Türkiye,B. No: 21987/93, 18/12/1996, § 64; Eğmez/Kıbrıs, B. No: 30873/96,21/12/2000, § 78; Krastanov/Bulgaristan, B. No: 50222/99, 30/9/2004, §53). Ayrıca kötü muamelenin heyecanın ve duyguların yükseldiği bağlamda meydanagelip gelmediğinin tespiti de (Eğmez/Kıbrıs, § 53; Selmouni/Fransa,§ 104) dikkate alınması gereken diğer faktörlerdendir.
35. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin tartışılabilir vemakul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturmayükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya, § 131; Tepe/Türkiye,B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik içinminimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açıkolmasını, yetkili makamların titizlikle ve süratli biçimde çalışmasınıgerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73;Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
36. Mahkemenin 10/2/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
37. Başvurucu, eylemciler arasında yer almamasına rağmen kollukgörevlileri tarafından darp edilerek gözaltına alındığını, gözaltına alındıktansonra da sözlü ve fiilî şiddete maruz kaldığını iddia etmiş; bu olaya ilişkinşikâyetiyle ilgili etkili soruşturma yapılmadığını, bu kapsamda şikâyet vedelillerinin sorulmadığını, tanıklarının dinlenilmediğini, sadece kendisihakkında yürütülen soruşturmayla sınırlı olarak bir başka soruşturma dosyasındaalınan tanık beyanlarıyla yetinildiğini, kamera görüntülerinin derhâltoplanılması istendiği hâlde olaydan iki ay sonra müzekkere yazılması nedeniylegörüntülere ulaşılmadığını belirtmiş ve bu nedenlerle kötü muamele yasağı ileetkili başvuru hakkının ihlâl edildiğini ileri sürmüştür.
38. Bakanlık görüşünde, Savcılığın başvurucununyaralanmasının protestocu grubu kolluk tarafından yapılan müdahale sırasındaoluştuğunu kabul ettiği, ancak şikayete konu olayın gerçekleştiği gösteriyürüyüşünün organize edilme şekli, katılan birey sayısı, toplumsal infialoluşturma gayesi, kolluk tarafından yapılan dağılma uyarılarına taş atarak veslogan atarak direnmeleri bir arada değerlendirildiğinde, protestocu gruplaradağılmalarına yönelik kolluk tarafından artan oranda ve orantılı olarak yapılanmüdahale sırasında başvurucuda meydana gelen basit tıbbi müdahaleylegiderilebilecek nitelikteki yaralanmasının kolluk görevlilerinin zor kullanmayetkisi kapsamında kaldığının değerlendirildiği, başvurucunun kötü muameleiddiasını destekleyecek nitelikte bir bulguya rastlanılmadığı ve bu itibarlabaşvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu belirtilmiştir.
B. Değerlendirme
39. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî vemanevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"Kimseye işkence ve eziyetyapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabitutulamaz.”
40. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
41. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun iddialarının kötü (insan haysiyetiyle bağdaşmayan) muameleyasağı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
42. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğineilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. İnsanHaysiyetiyle Bağdaşmayan Muamele Yasağının Maddi Boyutu Yönünden İhlalEdildiğine İlişkin İddia
i. Genelilkeler
43. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına sahip olduğu, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altınaalınmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunmasıamaçlanmış; üçüncü fıkrasında da kimseye işkence ve eziyetyapılamayacağı, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veyamuameleye tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır (Cezmi Demir vediğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 80).
44. Anayasa ve Sözleşme tarafından kötü muamele, kişiüzerindeki etkisi gözetilerek derecelendirilmiş ve farklı kavramlarla ifadeedilmiştir. Dolayısıyla Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında geçenifadeler arasında bir yoğunluk farkının bulunduğu görülmektedir. Kişileri küçükdüşürebilecek ve utandırabilecek şekilde kişide korku, elem ve aşağılanmaduygusu uyandıran veya mağduru kendi iradesine ve vicdanına aykırı bir şekildehareket etmeye sürükleyen muameleler ise insan haysiyetiyle bağdaşmayanmuamele veya ceza olarak tanımlanabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 84, 89).
45. Bir muamelenin anılan kavramlardan hangisininkapsamında olduğunun belirlenebilmesi için her somut olayın kendi özelkoşulları içinde değerlendirilmesi gerekir. Aleni olarak yapılması veyakamuoyunun bilgi sahibi olması, muamelenin aşağılayıcı niteliğininbelirlenmesinde rol oynasa da muamelenin aleni olmadığı durumlarda kişininkendini değersiz hissetmesi de bu seviyedeki bir kötü muamele için yeterliolabilir. Ayrıca muamelenin küçük düşürme ya da alçaltma kastı ile yapılıpyapılmadığı dikkate alınmakla birlikte böyle bir amacın belirlenememesimuamelenin kötü muamele olmadığı anlamına gelmeyecektir (Cezmi Demir vediğerleri, § 90).
46. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal olarak zarar görmelerine nedenolmamalarını gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı göstermeyükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri,§ 81).
47. Görevlerini yaparken direnişle karşılaşmaları hâlindekolluk görevlileri, bu direnişi kırmak amacıyla ve direnişi kıracak ölçüde zorkullanmaya yetkilidir. Fiilî bir saldırının varlığı hâlinde kolluk görevlileriayrıca meşru savunma kapsamında zor kullanma yetkisine de sahiptirler. Ancakzor kullanımı yalnızca zorunlu hâllerde başvurulabilecek bir yol olduğu gibibaşvurulacak güç ölçülü ve kademeli olmalıdır (Arif Haldun Soygür, B.No: 2013/2659, 15/10/2015, § 51).
48. Aktif/etken direnme kolluk görevlisine karşı fiilîbir saldırı, güç kullanımı sonucu kolluk görevlisinin görevini yapmasına engelolmak şeklinde gerçekleşirken; pasif/edilgen direnme evrak göstermeme, aracabinmeme, araçtan inmeme gibi kolluk görevlisinin talimatlarına uymama şeklindegerçekleşmekte ve fiilî bir güç kullanımını içermemektedir. Direnmenin türünegöre görevin ifası için gerekli kuvvet kullanımı değişebileceği gibi kuvvetkullanımının meşru bir zemine oturması için direnmenin sona ermemiş olması, güçkullanımının görevin ifası için zorunlu olması ve yerine getirilmek istenenamaç ile orantılı olması gerekmektedir (Arif Haldun Soygür, § 52).Polisin zor kullanma yetkisi bir cezalandırma aracı olmayıp zorunlu sınırınaşılması kötü muamele yasağının ihlali sonucunu doğurabilecektir (ArifHaldun Soygür, § 54).
49. Yakalama sırasında güç kullanımı mevcutsa yakalanankişilerde oluşan yaralanmaların ne şekilde meydana geldiği ile bu durumdakullanılan gücün gerekli ve orantılı olduğunu ispat yükümlülüğü kamumakamlarına aittir (Şahin Öncü, B. No: 2017/26001, 22/7/2020, § 54).
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
50. Başvurucu, bir protesto gösterisinin yapıldığı yerdegözaltına alınmıştır. Protesto gösterisine katılmadığını beyan eden başvurucu,gösterinin yapıldığı olay yerinde kolluk memurlarıyla tesadüfen karşılaşaraktartışması nedeniyle darbedilerek gözaltına alındığını iddia etmesine karşınkolluk belgelerinde başvurucunun söz konusu protesto gösterisine katıldığıkanaatiyle gözaltına alındığı belirtilmiştir.
51. Başvurucu hakkında daha sonra terör örgütüpropagandası yapma ile kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarakihtara rağmen kendiliğinden dağılmama suçlarını işlediği isnadıylasoruşturma yürütülmüş, yapılan ceza yargılaması sonunda isnat edilen suçların unsurlarınınoluşmaması nedeniyle başvurucunun beraatine karar verilmiştir.
52. Diğer taraftan başvurucunun kolluk görevlilerihakkındaki şikâyeti nedeniyle başlatılan soruşturma sonunda başvurucunun kanunaaykırı olan gösteriye katıldığı, göstericilerin kolluk görevlilerine karşışiddete başvurduğu ve kolluk görevlilerinin zor kullanma yetkileri kapsamındagösteriye müdahalesi esnasında başvurucunun yaralandığı kabul edilerek kollukgörevlilerince başvurucuya uygulanan fiziki müdahalenin gerekli ve orantılıolduğu sonucuna ulaşılmış ve görevliler hakkında ceza davası açılmamasına kararverilmiştir.
53. Başvuruya konu olayda öncelikle başvurucunun olaygünü protesto gösterisine katılıp katılmadığı hususunda netlik bulunmadığınınaltı çizilmelidir. Her ne kadar gösteriye katıldığı gerekçesiyle başvurucuhakkında gözaltına alınması, soruşturma ve devamında ceza davası açılması gibibir kısım yargısal işlem yapılmışsa da açılan davanın başvurucununsuçlamalardan beraat etmesiyle sonuçlandığı anlaşılmıştır. Dahası başvurucununiddialarını doğrulayan tanık beyanlarının bulunmasının yanı sıra aksini ortayakoyan görüntü veya başkaca delilin mevcut olmayışı da dikkate alındığında başvurucunungösteriye katıldığı hususunun kamu makamlarınca açıklığa kavuşturmadığıdeğerlendirilmiştir. Savcılık kararında başvurucunun göstericiler arasındaolduğu yönünde tespit yapılmışsa da bu tespitin dayanağına yer verilmediği-başvurucuya özgü somut bir delile dayanılmadığı- görülmüştür.
54. Öte yandan başvurucunun gösteriye katılıpkatılmadığından bağımsız olarak kolluk görevlilerince yakalanması esnasında güçkullanılması neticesinde yaralandığı hususunda bir tereddüt bulunmadığıortadadır. Bu durumda başvurucunun her ne sebepten olursa olsun yakalanmasıanında kullanılan gücün gerekliliği ve orantılılığının tartışılmasıgerekmektedir.
55. Elbette bireylerin kolluk görevlilerinin görevleriniyapmalarını engeller biçimde davranışlarının mevcut olması hâlindeengellemeleri ortadan kaldırmak amacıyla ve bu amaçla orantılı olacak ölçüdegörevlilerin zor kullanma yetkilerinin bulunduğu kabul edilmektedir. Bunakarşın zor kullanma yetkisi, yalnızca başkaca tedbir alınmasının yetersizkaldığı hâllerde ve direnişi kırmak amacıyla orantılı kullanıldığı takdirdekötü muamele olarak nitelendirilmeyecektir. Kullanılan gücün zorunlu veorantılı olduğu hususundaki ispat yükümlülüğü ise kamu makamlarına aittir.
56. Olay günü başvurucunun yakalanması sırasında direnmediği,kolluk birimlerince olay ilgili hazırlanan 27/7/2017 tarihli evrakta açıkçabelirtilmiştir. Ayrıca Savcılıkça elde edilen görüntülerde veya tanıkbeyanlarında başvurucunun direndiğine ilişkin bilgi soruşturma dosyasınayansımamıştır. Buna rağmen Savcılıkça kolluk görevlilerince başvurucuyakullanılan gücün gerekli ve orantılı olduğu sonucuna ulaşılmış ancak nedenfiziksel güç kullanılması gerektiği somut olarak tartışılmamıştır.
57. Direnmediği açıkça tespit edilen başvurucuyavücudunun farklı bölgelerinden yaralanmasına sebebiyet verecek şekilde güçkullanılmasının gerekliliği ve orantılılığı kolluk makamınca ortayakonulamamış, ayrıca soruşturma makamınca da bu hususu aydınlatıcı açıklamayapılmamıştır. Bu durumda başvuruya yansıyan olgular bağlamında başvurucuyafiziksel güç kullanılmasının gerekli ve orantılı olduğu yönünde tespityapılması mümkün değildir.
58. Yapılan tüm tespitler doğrultusunda başvurucunungözaltına alınırken direnmediği hâlde yaralanmasına ilişkin olarak kamumakamlarınca makul bir açıklamanın yapılmadığı dikkate alınarak kötü muameleyasağının maddi boyutu yönünden ihlal edildiği değerlendirilmiştir.
59. Bu aşamadan sonra kötü muamelenin nitelendirilmesigerekir. Olayın oluş şekli ve başvurucu üzerindeki etkisi dikkate alınarakşikâyet konusu olayın insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele olarakbelirlenmesi uygun görülmüştür.
60. Açıklanan gereklerle Anayasa'nın 17. maddesininüçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleyasağının maddi boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
b. İnsanHaysiyetiyle Bağdaşmayan Muamele Yasağının Usul Boyutu Yönünden İhlalEdildiğine İlişkin İddia
i. Genelilkeler
61. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını korumahakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün bir usul boyutu bulunmaktadır. Buusul yükümlülüğü çerçevesinde devlet her türlü fiziksel ve ruhsal saldırıolayının sorumlularının belirlenmesini, gerekiyorsa cezalandırılmasınısağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu tarz birsoruşturmanın temel amacı söz konusu saldırıları önleyen hukukun etkin birşekilde uygulanmasını güvenceye almak, kamu görevlilerinin ya da kurumlarınınkarıştığı olaylarda bunların sorumlulukları altında meydana gelen olaylar içinhesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 110).
62. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini vecezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Bu mümkün olmazsa madde,sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devletgörevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunankişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, §25).
63. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumlularıntespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterliolmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi içinsoruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek vesorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplaması gerekir.Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız birşekilde, hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer,olay ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak yada kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlaradayanmamalıdır. Bu kapsamda yetkililer diğer deliller yanında görgütanıklarının ifadeleri ile kriminalistik bilirkişi incelemeleri dâhil sözkonusu olayla ilgili kanıtları toplamak için alabilecekleri bütün makultedbirleri almalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114).
64. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddive manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekildeuygulanmasını ve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesapvermelerini sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçlarınkullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan burada yer verilen değerlendirmelerhiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin başvuruculara üçüncü tarafları adlibir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı, tüm yargılamalarımahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediğianlamına gelmemektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 113).
65. Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada eldeedilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması,bunun yanı sıra söz konusu kararın yapılan müdahalenin Anayasa’nın aradığızorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup olmadığına yönelikbir değerlendirme içermesi de gerekmektedir (Cemil Danışman, B. No:2013/6319, 16/7/2014, § 99).
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
66. Başvurucu, kolluk görevlileriyle tartışması nedeniyledarbedilerek gözaltına alındığını iddia etmiş ve kolluk görevlilerindenşikâyetçi olmuştur. Başvurucu hakkında alınan ilk adli raporda başvurucununyaralandığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun şikayetçi olduğutarihte etkili soruşturma yapılması beklentisini meşru kılacak savunulabiliriddiası bulunduğu kabul edilmiştir.
67. Savcılıkça başlatılan soruşturma kapsamında şikâyetve delillerin tespiti amacıyla ayrıca başvurucunun beyanı alınmamış, avukatıvasıtasıyla sunduğu şikâyet dilekçesiyle yetinilmiştir. Bu bağlamda başvurucununiddiasına konu olan darp olayının nasıl gerçekleştiği veya şüpheli kollukmemurlarını teşhis edip edemeyeceği hususunda başvurucunun soruşturma sürecineetkin katılımı sağlanmamıştır.
68. Diğer taraftan olay günü görevli olan kollukgörevlilerinin olayla ilgili bilgilerine başvurulmamış, başvurucununyaralanmasından sorumlu olan şüpheli polislerin kimlik tespiti amacıylaherhangi bir araştırma yapılmamıştır.
69. Başvurucu, şikâyet dilekçesiyle olayın görgütanıkları F.B. ile A.B.nin dinlenilmesini talep etmiş ise de soruşturmamakamınca bu tanıkların darp olayıyla ilgili beyanlarına başvurulmamış;başvurucu hakkında 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve GösteriYürüyüşleri Kanun'a aykırı hareket etme suçuyla ilgili olarak yürütülensoruşturma kapsamında alınan beyanlarında darp olayından bahsetmemeleri yeterligörülmüştür.
70. Ayrıca başvurucunun kamera görüntülerinin derhâltoplanılmasını talep etmesine rağmen Savcılıkça yaklaşık iki aya yakın bir süresonra istenen görüntülerin ancak bir kısmına ulaşılabildiği görülmüştür. Bugörüntülerin yine kolluk görevlilerince izlenerek sadece başvurucunun polisaracı yanında kolluk görevlileriyle birlikte olduğu tespiti yapılmıştır.Fotoğraflanan bu görüntünün öncesinde veya sonrasında yaşananların kaydedilipkaydedilmediği hususunda bir açıklama yapılmamıştır. Dolayısıyla Savcılıkçahızlı hareket edilmemesi nedeniyle bazı kayıtların/delillerin kaybolmasındandolayı kayıtlara ulaşılamadığı, elde edilen görüntülerin ise sağlıklı çözümününyapılmadığından olayın oluş şeklinin açıklığa kavuşturulamadığıdeğerlendirilmiştir.
71. Bir soruşturmanın etkili olmasından söz edilebilmesiiçin soruşturma makamlarınca delillerin toplanılmasında olduğu kadar toplanandelillerin yorumlanmasında da özenli hareket edilmesi gereği vurgulanmalıdır.Bu çerçevede somut olayda başvurucunun yaralanmasına neden olan kollukmemurlarının eylemleri somut olarak ortaya konulmaksızın başvurucunungöstericiler içinde olduğu kabulüyle hareket edilerek göstericilere uygulanangüç nedeniyle başvurucunun yaralandığı değerlendirilmiş, bu kapsamda sorumlupolis memurlarının güç kullanma yetkileri sınırında hareket edildiği sonucunaulaşılmıştır. Ancak bu sonuca ulaşılırken başvurucunun hangi davranışınedeniyle fiziksel güç kullanılmasına sebebiyet verdiği veya kullanılan gücünşekli ve ağırlığı hususunda somut bir açıklama yapılmamıştır. Dolayısıyla hangisorumlunun ne sebeple ve şekilde fiziksel müdahalede bulunduğu tespitedilmeksizin soyut olarak kullanılan gücün gerekli ve orantılı olduğu yönündeyapılan değerlendirmenin mevcut delillerin nesnel analizi sonucuna dayandığınıkabul etmek bakımından yeterli görülmesi mümkün değildir.
72. Belirtilen bu tespitler ışığında maddi gerçeğinortaya çıkarılması için gerekli delillerin toplanması ve değerlendirilmesikonusunda Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturmada, Anayasa'nın 17.maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiylebağdaşmayan muamele yasağı açısından gerekli özenin gösterildiği söylenemez.
73. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleyasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
74. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
75. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini istemiş ve20.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
76. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
77. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
78. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundakibenzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıylayeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderimyolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararınabağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanınyenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılamasebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).
79. İncelenen başvuruda insan haysiyetiyle bağdaşmayanmuamele yasağının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalinAnkara Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararındankaynaklandığı anlaşılmıştır.
80. Bu durumda insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleyasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturmayapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda yapılması gereken iş,yeniden soruşturma kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucunaulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni birsoruşturma yapılmasından ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yenidensoruşturma yapılmak üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (Soruşturma No: 2017/131710)gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
81. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütünsonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için insan haysiyetiyle bağdaşmayanmuamele yasağının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecekolan manevi zararları karşılığında taleple bağlı kalınarak başvurucuyanet 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle
A. İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan insanhaysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutunun İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin insan haysiyetiyle bağdaşmayanmuamele yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidensoruşturma yapılmak üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 10/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.