TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
TAYLAN KAMIŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/5709)
Karar Tarihi: 17/3/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
İsmail Emrah PERDECİOĞLU
Başvurucu
:
Taylan KAMIŞ
Vekili
:
Av. Ahmet Sinan SÜRÜCÜ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ceza ve hukuk davalarınınmakul sürede sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının, etkili başvuruhakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 12/7/2013 tarihinde İzmir 4. Asliye CezaMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 21/3/2014 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 5/9/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvurubelgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Bakanlığa başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş,başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlığın 15/9/2014tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamdasunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetleşöyledir:
7. Başvurucu, 23/7/2006 tarihinde eğlence amacıyla gittiğibir mekânda kendisine servis edilen içki ve suyu içmesinden sonra hayatitehlike geçirdiğini ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekildezehirlendiğini belirterek olayda sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürdüğü üçkişi hakkında şikâyette bulunmuş; şikâyet üzerine ilgililer hakkında ÇeşmeCumhuriyet Başsavcılığının 28/3/2008 tarihli iddianamesi ile Çeşme Asliye CezaMahkemesinde “taksirle yaralama” suçundankamu davası açılmış, başvurucu söz konusu yargılama sürecinde müşteki sıfatıylayer almıştır.
8. Başvurucu, aynı olay nedeniyle sorumlu olduklarınıdüşündüğü üç kişi aleyhine, 11/1/2008 tarihinde İzmir 2. Tüketici Mahkemesindetazminat davası açmıştır.
9. Çeşme Asliye Ceza Mahkemesi yargılama sonunda, 20/3/2012tarihli ve E.2008/194, K.2012/161 sayılı kararı ile şikâyet edilen iki sanıkhakkında atılı suçtan mahkûmiyetlerine hükmetmiş ve cezalarının ertelenmesinekarar vermiştir.
10. Çeşme Asliye Ceza Mahkemesinin kararı, Yargıtay 12. CezaDairesi tarafından 1/4/2013 tarihli ve E.2013/3203, K.2013/8080 sayılı ilam ileonanmıştır.
11. Başvurucu, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin onama ilamından14/6/2013 tarihinde haberdar olduğunu beyan etmiştir.
12. Başvurucu, İzmir 2. Tüketici Mahkemesinde açtığı tazminatdavasında yargılama devam ederken 12/7/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
13. İzmir 2. Tüketici Mahkemesi bakmakta olduğu tazminatdavasında, Çeşme Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davayı bekletici meseleyapmış; Çeşme Asliye Ceza Mahkemesi kararının kesinleşmesinin ardından18/7/2013 tarihli ve E.2008/16, K.2013/655 sayılı karar ile davanın kısmenkabulüne karar vermiştir.
14. İzmir 2. Tüketici Mahkemesinin kararı Yargıtay 13. HukukDairesinin 22/9/2014 tarihli ve E.2013/27216, K.2014/27750 sayılı ilamı ileonanmıştır.
15. Davalının karar düzeltme istemi, Yargıtay 13. HukukDairesinin 1/7/2015 tarihli ve E.2014/45353, K.2015/22728 sayılı ilamı ilereddedilmiştir.
B. İlgiliHukuk
16. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 30. maddesi.
17. 23/2/1995 tarihli ve 4077 sayılı mülga TüketicininKorunması Hakkında Kanun’un 23. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarışöyledir:
“Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarakçıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır. Tüketicimahkemelerinin yargı çevresi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.
Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler,tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtanmuaftır. Tüketici örgütlerince açılacak davalarda bilirkişi ücretleri, 29 uncumaddeye göre kaydedilen bütçede öngörülen ödenekten Bakanlıkça karşılanır.Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti 6183 sayılıAmme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdantahsil olunarak 29 uncu maddede düzenlenen esaslara göre bütçeye gelirkaydedilir. Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar Hukuk Usulü MuhakemeleriKanununun Yedinci Babı, Dördüncü Faslı hükümlerine göre yürütülür.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 17/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 12/7/2013 tarihli ve 2013/5709 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu, 23/7/2006 tarihinde meydana gelen olaynedeniyle Çeşme Asliye Ceza Mahkemesinde açılan davada müşteki sıfatı ile yeraldığını, ayrıca aynı olaydan dolayı sorumluluklarının bulunduğunu düşündüğükişiler hakkında İzmir 2. Tüketici Mahkemesinde tazminat davası açtığını, sözkonusu yargılamaların makul sürede sonuçlanmadığını belirterek adil yargılanmahakkının, etkili başvuru hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüş; tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
20. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun, uzunsüren yargılama süreci boyunca makul sürede yargılama yapılmamasından dolayıuğradığı hak kaybına ilişkin başvurabileceği bir iç hukuk yolunun olmadığınıbelirterek etkili başvuru hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğiiddiasında bulunduğu anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucutarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olgularınhukuki tavsifini kendisi takdir eder (TahirCanan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Anılan ihlal iddiaları-başvurucuya başvurabileceği bir iç hukuk yolu olarak Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunma imkânının sağlanması durumu dikkate alındığında-makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir(Mehmet Emin Savaş, B. No:2014/3154, 10/3/2015, § 18).
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Çeşme Asliye Ceza MahkemesindekiYargılamanın Makul Sürede Sonuçlanmadığı İddiası
21. Başvurucu, müşteki sıfatıyla yer aldığı Çeşme Asliye CezaMahkemesindeki yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle Anayasa’nın36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
22. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birininkamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesinebaşvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmişolması şarttır.”
23. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin tarafolduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlaledildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
24. 6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülenişlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudanetkilenenler tarafından yapılabilir.”
25. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın, Anayasa’da güvencealtına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme)ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün değildir (Adnan Oktar, B.No: 2012/917, 16/4/2013, § 16; Onurhan Solmaz,B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
26. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
27. Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya dacezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan,kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makulbir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkınasahiptir. …”
28. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin-meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle- yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Maddede geçen “adil yargılanma” ifadesi 3/10/2001 tarihli ve4709 sayılı Kanun ile Anayasa’ya eklenmiştir. Anayasa’da adil yargılanmahakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı”kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Adnan Oktar, § 20; Onurhan Solmaz, § 22).
29. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesindeadil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ileilgili uyuşmazlıkların” ve bir “suç isnadının” esasının karara bağlanmasısırasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu konularlasınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hak arama hürriyetinin ihlal edildiğigerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuyayönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiğianlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanmahakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme kapsamıdışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Adnan Oktar, § 21; Onurhan Solmaz, § 23).
30. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına görebir ceza davasında üçüncü kişilerin suçlanması veya cezalandırılmasını talepeden mağdur, suçtan zarar gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişiler;kendilerine bir “suç isnadı” yapılmamış olduğundan Sözleşme’nin 6. maddesininkoruma alanı dışında kalmaktadır. Bu kuralın istisnaları, ceza davasında medenihak talebine imkân veren bir sistemin benimsenmiş veya ceza davası sonucundaverilen kararın hukuk davası açısından etkili ya da bağlayıcı olması hâlleridir(Perez/Fransa, 47287/99, 12/2/2004, § 70).
31. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun yürürlüğe girmesi ile ceza muhakemesinde şahsi hak iddiasındabulunma imkânı ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla başvurucunun ceza muhakemesisürecinde medeni haklarını ileri sürme imkânı bulunmamaktadır. Ayrıca somutolayda verilen kararın etkileri ceza muhakemesi süreci ile sınırlı olupetkilerinin hukuk mahkemeleri açısından bağlayıcılığı bulunmamaktadır (Onurhan Solmaz, § 25).
32. Sonuç itibarıyla başvurucunun müşteki sıfatıyla yeraldığı ceza davasında makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyle Anayasa’nın36. maddesine dayanan ihlal iddialarının konusu, Anayasa’da güvence altınaalınmış ve Sözleşme kapsamında olan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanıdışında kalmaktadır.
33. Açıklanan nedenlerle başvuru konusu ihlal iddiasınınAnayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığındanbaşvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin konu bakımından yetkisizliknedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. İzmir 2. Tüketici MahkemesindekiYargılamanın Makul Sürede Sonuçlanmadığı İddiası
34. Başvurucunun yargılamanın süresinin uzunluğuyla ilgilişikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabuledilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenlebaşvurunun bu bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesigerekir.
2. Esas Yönünden
35. Başvurucu, 11/1/2008 tarihinde İzmir 2. TüketiciMahkemesinde açtığı tazminat davasında makul sürede yargılama yapılmadığınıbelirterek adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
36. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalanbir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, § 18) Sözleşme metni ile AİHMkararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olanalt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanmahakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarıncainceleme yaptığı birçok kararında -ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHMiçtihadı ışığında yorumlamak suretiyle- Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alanve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke vehaklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunundayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı yukarıda belirtilen ilkeleruyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en azgiderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunubelirten Anayasa’nın 141. maddesinin de -Anayasa’nın bütünselliği ilkesigereği- makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önündebulundurulması gerektiği açıktır (GüherErgun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38, 39).
37. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar; birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (Güher Ergun vediğerleri, §§ 41–45).
38. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul süredekarara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, taksirle yaralanmasonucu oluşan zararlardan dolayı açılan tazminat davasının söz konusu olduğugörülmekle, 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü MuhakemeleriKanunu ile 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somutyargılama faaliyetinin medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılamaolduğuna kuşku yoktur (Güher Ergun vediğerleri, § 49).
39. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı -kural olarak-uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup somut başvuru açısından bu tarih,11/1/2008’dir.
40. Sürenin bitiş tarihi, çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri, § 52). Somut başvuru açısındanyargılamanın sona erdiği tarih ise Yargıtay 13. Hukuk Dairesince karar düzeltmeisteminin reddedildiği 1/7/2015’tir.
41. Tüketici mahkemelerinin görevi mülga 4077 sayılı Kanun’un23. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede bu Kanun’un uygulanmasıyla ilgiliher türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı, tüketici mahkemelerinezdinde açılan davaların harçlardan muaf olduğu ve bu mahkemelerde basityargılama usulüne göre yargılama yapılacağı belirtilmiştir.
42. Kanun koyucu bu şekilde, tüketiciyi koruma amacınıdikkate alarak genel mahkemelerin dışında özel bir tüketici davalarınınyargılanması sistemini oluşturmuş ve bu davaların; konunun uzmanı mahkemelercemümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde sonuçlandırılmasınıamaçlamıştır.
43. Adil yargılanma hakkı devlete, uyuşmazlıkların makul süreiçinde sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurma ödevi yükler.Tüketici mahkemesinde açılan alacak davasında derhâl bir yargı kararıverilmesinde, tüketici konumundaki başvurucunun önemli bir kişisel yararıbulunmaktadır. Bu nedenle tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarınivedilikle çözülmesi hususunda yargı organlarının özel bir itina göstermesigerekir.
44. 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde uyuşmazlıkların makulsürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Tüketici mahkemelerinde görülecekdavalar gerek mülga 1086 sayılı Kanun ve gerekse 6100 sayılı Kanun’a göre basityargılama usulüne göre yürütülür.
45. Basit yargılama usulü; 6100 sayılı Kanun’un 316.maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalardauygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısabir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ilesonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür (Nesrin Kılıç, B. No: 2013/772, 7/11/2013,§ 65).
46. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesindeyargılamanın konusunun, başvurucunun eğlenmek için gittiği mekânda hayatitehlike geçirdiği ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekildezehirlendiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olduğu ve İzmir 2.Tüketici Mahkemesinin 18/7/2013 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulünekarar verildiği, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 22/9/2014 tarihli ilamı ilekararın onandığı, davalıların karar düzeltme isteminin aynı Dairenin 1/7/2015tarihli ilamı ile reddedilerek hükmün kesinleştiği anlaşılmıştır.
47. 6100 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabimahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar, daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesitarafından özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usulhükümlerinin dikkate alınmadığı göz önünde bulundurularak makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 34-64).
48. Başvuruya konu tazminat davasının incelenmesinde hukukimeselenin çözümündeki güçlük, yargılamanın niteliği, maddi olaylarınkarmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller gibi kriterlerdikkate alındığında davanın karmaşık olmaktan uzak olduğu anlaşılmıştır.Dolayısıyla somut başvuru açısından daha önce verilen kararlar dışında farklıkarar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı, yedi yıl beş aylıkyargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
49. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
50. Başvurucu, makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyleihlalin tespitini ve 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
51. 6216 sayılı Kanun’un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosyailgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
52. Başvurucunun tarafı olduğu İzmir 2. TüketiciMahkemesindeki uyuşmazlığa ilişkin yedi yıl beş aylık yargılama süresi dikkatealındığında yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 7.800 TLmanevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
53. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A. Başvurucunun,
1. Çeşme Asliye Ceza Mahkemesindeki yargılamanın makul süredesonuçlanmadığı yönündeki iddiasının konubakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. İzmir 2. Tüketici Mahkemesindeki yargılamanın makul süredesonuçlanmadığı yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 7.800 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan 1.998,35TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikmeolması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süreiçin yasal faiz uygulanmasına
17/3/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.