TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
TAYYAR TERCAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/15983)
Karar Tarihi: 21/3/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hasan Tahsin GÖKCAN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Heysem KOCAÇİNAR
Başvurucu
:
Tayyar TERCAN
Vekili
:
Av. Abdulhalim YILMAZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gözaltında fiziksel ve psikolojik baskıya maruzkalınması nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağının; hukuka aykırıyöntemlerle elde edilen delillerin mahkûmiyete esas alınması, başvurucunungözaltında iken müdafii yardımındanyararlandırılmaması ve yargılamanın makul olmayan sürede sonuçlandırılmasınedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 8/10/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ŞubeMüdürlüğünün İBDA/C isimli terör örgütü hakkında yapmış olduğu çalışmalarkapsamında 8/5/1996 tarihinde gözaltına alınmış ve 17/5/1996 tarihindetutuklanmıştır.
9. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının13/6/1996 tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında yasa dışı İBDA/C adlıterör örgütü üyesi olma, patlayıcı madde imal etme ve atma suçlarındancezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
10. Başvurucu; 8/5/1997 havale tarihli dilekçesiyle hakkındakiiddiaların gözaltında uygulanan sistemli işkenceler sonucunda elde edildiğini,kendisine işkence yapıldığı hususunun adli raporlar ile sabit olduğunu,gözaltındaki beyanları haricinde isnat edilen eylemleri işlediğine dair herhangibir delil bulunmadığını savunmuştur.
11. Başvurucu müdafii 8/5/1997 tarihlidilekçesinde, işkence altında alınan beyanalaradayalı olarak dava açıldığını, adli hekim raporu ile sabit olduğu üzerebaşvurucuya gözaltında işkence yapıldığını ve baskı altında alınan ifadelerdışında aleyhe delil bulunmadığını belirterek beraat kararı verilmesini talepetmiştir.
12. İstanbul 5 Nolu Devlet GüvenlikMahkemesi 24/6/1997 tarihli karar ile isnat edilen eylemin bir bütün olarakyasa dışı terör örgütü üyeliğini oluşturduğu gerekçesiyle başvurucuyu 12 yıl 6ay hapis cezasıyla cezalandırmıştır.
13. Hüküm temyiz edilmiştir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 4/8/1998tarihli karar ile patlayıcı madde atma eyleminin örgüt üyeliği suçundanbağımsız bir suç olup her bir eylem yönünden ayrıca cezalandırılmasıgerektiğinden ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.
14. İstanbul 5 Nolu Devlet GüvenlikMahkemesi bozma ilamına uymuş ve 22/4/1999 tarihli karar ile başvurucununsilahlı terör örgütü üyeliğinden 12 yıl 6 ay ağır hapis ve değişik tarihlerdepatlayıcı madde atma suçundan toplam 17 yıl 6 ay hapis ve 1.875.000 TL ağırpara cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.
15. Anılan hüküm, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 27/12/1999 tarihlionama kararıyla kesinleşmiştir.
16. İstanbul (kapatılan) 13. Ağır Ceza (CMK 250. madde ilegörevli) Mahkemesi, 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nunyürürlükten kaldıran 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nunyürürlüğe girmesinin ardından başvurucunun durumunu resen değerlendirmiştir.Mahkeme yapmış olduğu uyarlama sonucunda 5237 sayılı Kanun hükümlerinin leheolduğundan hareketle başvurucunun hapis ve adli para cezasıylacezalandırılmasına 11/5/2006 tarihinde karar vermiştir.
17. Bu arada başvurucu hakkındaki ilamın infazı İstanbul(kapatılan) 13. Ağır Ceza (CMK 250. madde ile görevli) Mahkemesinin 10/9/2007tarihli kararı ile durdurulmuştur.
18. Hüküm başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 9.Ceza Dairesi 4/11/2009 tarihli karar ile hükümlüye veya tayin etmiş olduğumüdafiye usulüne göre tebligat yapılmadan yokluklarında tayin edilen müdafii huzuruyla yapılan yargılamanın savunma hakkınıkısıtladığı gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
19. Yargıtay bozma kararına uyan İstanbul (kapatılan) 13. AğırCeza (CMK 250. madde ile görevli) Mahkemesi, 27/12/2011 tarihli ek karar ilebaşvurucunun yasa dışı örgüt üyeliği suçundan 6 yıl 3ay, patlayıcı madde atma suçundan her bir eylem için 5 ay ve izinsiz patlayıcımadde imal etme ve nakletme suçlarından her bir eylem için 3 yıl 9 ay hapis ve300 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.
20. Hüküm temyiz edilmiş ve Yargıtay 9. Ceza Dairesinin14/4/2014 tarihli kararıyla kesinleşmiştir. Yargıtay internet sitesinde dosyaüzerindeki işlemlerin tamamlanması nedeniyle 4/6/2014 tarihinde dosyanınkapatıldığı belirtilmiştir.
21. Nihai kararın başvurucuya tebliğine ilişkin dosya içindeherhangi bir belge bulunmaktadır. Başvurucu, nihai kararı Yargıtayınresmî sitesinden yapmış olduğu sorgulama sonucunda 24/9/2014 tarihindeöğrendiğini bildirmiş ve 8/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 21/3/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
23. Başvurucu, uyarlama yargılamasının uzun sürmesi nedeniylemakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
24. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşruvasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veyadavalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahipolduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriğinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme)“Adil yargılanma hakkı” kenarbaşlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).
25. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak veyükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların” ve bir “suç isnadının” esasınınkarara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bukonularla sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiğigerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuyayönelik bir suç isnadının esası hakkında karar verilmiş olması gerektiğianlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanmahakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme kapsamıdışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, § 23).
26. Kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünde değişiklik (uyarlama)yargılaması, asıl ceza yargılamasının bütünüyle sonuçlanıp hükmünkesinleşmesinden sonra ancak infazın tamamlanmasından önce yürürlüğe giren birceza yasasının kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüne, dolayısıyla infaza etkisibulunup bulunmadığının saptanmasına ilişkin ve esas itibarıyla infazıilgilendiren ve etkileyen bir yargılama faaliyetidir. Temel özelliği, taliyargılama olmasıdır. Bu tali yargılamada, asli ceza yargılaması sürecindekesinleşmiş bulunan önceki kararın dışına çıkılamayacak, oradaki suça konusabit eyleme uygulanması olanağı bulunan yeni yasadaki hükümler bütünüyletatbik olunduktan sonra yeni yasanın lehe sonuç doğurduğunun saptanması hâlindehükümlünün bu sonuçtan faydalanması için infaza konu olabilecek nitelikte birhüküm kurulmasıyla yetinilecektir. Ayrıca, esas itibarıyla yargılamanınyenilenmesine konu olabilecek biçimde yeni kanıt ileriye sürülmesi vetoplanması da mümkün olmadığından olay yargılamasının zorunlu olduğu durumlardışında sübut sorunu da çözümlenemeyecek, sadece hukuki değerlendirmeyapılabilecektir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2013/8-604, K.2015/204,9/6/2015).
27. Somut olayda 13/6/1996 tarihli iddianame ile yasa dışıİBDA/C adlı terör örgütü üyesi olma, patlayıcı madde imal ve atma suçlarındanaçılan kamu davasında yargılama İstanbul 5 NoluDevlet Güvenlik Mahkemesinin 22/4/1999 tarihli kararının Yargıtay tarafındanonanmasıyla 27/12/1999 tarihinde kesinleşmiştir. İlk derece mahkemesikesinleşen hükmün infazı aşamasında suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılımülga Kanun'u yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinedeniyle lehe olan kanun hükümlerinin uygulanması amacıyla 11/5/2006 tarihinderesen dosyayı yeniden ele almış ve Yargıtayın14/4/2014 tarihli kararı ile uyarlama sonucu verilen karar kesinleşmiştir.Uyarlama yargısal bir faaliyet olmakla birlikte suç isnadının esası dahaönceden karara bağlandığından uyarlama aşaması Sözleşme'nin 6. maddesindedüzenlenen adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin sağladığı güvencelerinkapsamında değildir. Bu itibarla ihlal iddiasının kişinin cezai anlamda"suç isnadı altında" olduğu bir aşamaya ilişkin olmadığı ve bunedenle başvurunun adil yargılanma hakkı kapsamına girmediği anlaşılmaktadır(Benzer yöndeki bir karar için bkz. İnanÇoban, B. No: 2014/15208, 19/12/2017).
28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin konubakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
B. Adil Yargılanma HakkıKapsamındaki Diğer İhlal İddiaları
29. Başvurucu, gözaltında tutulduğu süre boyunca müdafii yardımından yararlanma imkânı tanınmadığını veisnat edilen suçu işlemediğini ileri sürmüştür.
30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisininbaşlangıcı 23/9/2012 tarihi olup bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem vekararlar aleyhine yapılan bireysel başvurular incelenebilir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012,§ 17).
31. Somut olayda başvurucunun ihlal iddiaları İstanbul 5 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 22/4/1999 tarihli asılyargılama sonucunda verdiği karara yönelik olup anılan karar Yargıtay 9. CezaDairesinin 27/12/1999 tarihli onama kararı ile kesinleşmiştir. Bu aşamadansonra yapılan yargılama 5237 sayılı Kanun'un 1/6/2005 tarihinde yürürlüğegirmesi nedeniyle yapılan uyarlamaya ilişkindir. Başvurucu hakkında verilencezanın 23/9/2012 tarihinden sonra yerine getirilmesinin kararın kesinleşmesiüzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır (Y.C.K.,B. No: 2012/889, 26/3/2013, § 19).
32. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin zamanbakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
C. Aynı Suçtan İki KezYargılanmama ve Cezalandırılmama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
33. Başvurucu, isnat edilen suçu işlediği kabul edilse dahipatlayıcı madde atma ve taşıma eyleminin tek bir eylem olup aynı eylemnedeniyle iki kez cezalandırıldığını ileri sürmüştür.
34. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği Anayasa Mahkemesine yapılanbir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafındanihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış olmasınınyanı sıra Sözleşme'nin veya Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamınada girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme'nin ortak korumaalanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
35. Sözleşme’ye ek 7 No.lu Protokol’ün4. maddesinde aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkıtanınmış ise de başvuruya konu ihlal iddiası tarihi itibarıyla anılan protokolyürürlüğe girmemiştir. Bu itibarla başvurucunun hak ihaliiddiasının Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanının dışında kaldığıanlaşılmaktadır (İffet İnci Gültekin, B.No: 2013/9585, 9/3/2016, § 42).
36. Başvurucunun aynı suçtan iki kez yargılandığı yönündekiiddiasının adil yargılanma hakkı altında incelenmesi de mümkün değildir. Aksibir yaklaşım, belirtilen ilkenin Sözleşme ile teminat altına alınanlardanfarklı bir hak olarak ek 7 No.lu Protokol içinde düzenlenmesiyle ve anılanProtokol'e taraf olmamak suretiyle ortaya konulan iradeyle bağdaşmaz (İffet İnci Gültekin, § 45).
37. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddiasının konu bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. İşkence ve KötüMuamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
38. Başvurucu, ifadelerinin kollukta fiziksel ve psikolojikbaskıyla alındığını, böylelikle işkence ve kötü muamele yasağının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
39. Anayasa’nın "Kişinindokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrasışöyledir:
"Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiylebağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.''
40. Anayasa’nın "Devletintemel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgilibölümü şöyledir:
"Devletin temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyikorumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinintemel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriylebağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engellerikaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartlarıhazırlamaya çalışmaktır."
41. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olmasışarttır."
42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
43. 6216 sayılı Kanun’un "Bireyselbaşvuru usulü" kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralıfıkrası şöyledir:
"Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuruyolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içindeyapılması gerekir."
44. Anayasa ve Kanun maddelerinde yer verilen kanun yollarınıntüketilmesi koşulu, bireysel başvurunun temel hak ihlallerini önlemek için sonve olağanüstü bir çare olmasının doğal sonucudur (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,§ 20).
45. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarınınanayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hakihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenletemel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 16).
46. Tüketilmesi gereken başvuru yolları, başvurucununşikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözümsağlayabilecek nitelikteki kullanılabilir ve etkili başvuru yollarıdır. Ayrıcabaşvuru yollarını tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir birkural olup bu kurala uygunluğun denetlenmesinde somut başvurunun koşullarınındikkate alınması esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuruyollarının varlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ilebaşvurucunun kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınmasıgerekmektedir. Bu nedenle başvurucuların kendilerinden başvuru yollarınıntüketilmesi noktasında beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediklerininbaşvurunun özellikleri dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, §28).
47. Şikâyetleri konusunda çözüm sağlayabilecek etkili birbaşvuru yolunun mevcut olması hâlinde öncelikle bireysel başvuruda bulunmak,dava ve başvurularını takip etmek için gerekli özeni gösterme yükümlülüğübulunan başvurucular en kısa sürede yetkili makamlara başvurmalıdırlar. Zirazaman geçtikçe delillerin kaybolma veya bozulma ihtimali artmakta vegerçeklerin ortaya çıkması zorlaşmaktadır (Adle Azizoğlu ve Sedat Azizoğlu, B. No: 2014/15732, 24/1/2018, §84).
48. Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda daha öncedenverdiği kararlarda başvurucuların yetkili makamlara müracaat etmelerine rağmenuğradıklarını ileri sürdükleri kötü muameleyle ilgili soruşturmabaşlatılmamışsa başvurucuların gerekli özeni göstermesi ve şikâyetlerini çokuzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunmaları gerektiğine karar vermiştir(Benzer yöndeki bir karar için bkz. Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848, 17/7/2014, § 77).
49. Somut olayda başvurucu, mahkemeye sunmuş olduğu 8/5/1997tarihli dilekçesinde gözaltında vermiş olduğu beyanın kötü muamele sonucundaelde edilmiş olması nedeniyle aleyhine delil olarak kullanılamayacağınıbildirmiştir. Başvurucunun gözaltında tutulduğu sırada kolluk görevlileritarafından kötü muameleye tabi tutulduğu yönündeki bu beyanları sonrasındailgili görevliler hakkında resen bir soruşturma başlatılmamıştır. Başvurucuhakkındaki asıl yargılama 27/12/1999 tarihinde ve kanun değişikliği nedeniyleuyarlama yargılaması da 14/4/2014 tarihinde sonuçlanmıştır. İlgilişikâyetlerini yetkili makamlara iletmede veya bireysel başvuru yapmada güçlük çektiğiyönünde herhangi bir iddiada bulunmayan başvurucu, kötü muameleye ilişkiniddialarını dile getirdiği 1997 yılından Anayasa Mahkemesinin zaman bakımındanyetkisinin başlangıç tarihi olan 23/9/2012 tarihini de aşacak şekilde 10/8/2014tarihine kadar sessiz kalmıştır. Bu itibarla başvurucunun uğradığını ilerisürdüğü kötü muamale tarihi ile bireysel başvurudabulunduğu tarih arasında geçen oldukça uzun sürenin makul olduğu ve başvurununsüresinde yapıldığı kabul edilemez.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin süre aşımınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın konu bakımından yetkisizliknedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer ihlal iddialarının zaman bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın konubakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. İşkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddiaların süre aşımı nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA21/3/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.