TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
TAYYİP AKBUDAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/5558)
Karar Tarihi: 11/9/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Yücel ARSLAN
Başvurucu
:
Tayyip AKBUDAK
Vekilleri
:
Av. Sevinç HOCAOĞULLARI
:
Av. Öztürk TÜRKDOĞAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun üyesi olduğusendikanın çağrısı üzerine iki gün göreve gelmemesi nedeniyle aylıktan kesmecezası ile cezalandırılmasının örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 16/1/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Arka Plan Bilgisi
8. 2015 yılının Temmuz ayında, KamuEmekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu(DİSK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk TabiplerBirliğinin (TTB) de aralarında bulunduğu bazı sendika, meslek örgütü, vakıf veplatformların desteği ile Barış Bloku(Blok) adı altında bir topluluk kurulmuştur. Adı geçen Blok tarafından butarihten itibaren çeşitli miting, protesto ve yürüyüşler düzenlenmiştir.
9. Ekim ayına gelindiğinde bahsi geçen Blok tarafından gereklibildirimler yapılarak 10/10/2015 Cumartesi günü12.00-16.00 saatleri arasında Ankara'da "barış,emek ve demokrasi" konulu bir toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenlenmesi kararlaştırılmıştır. Türkiye'nin o dönem Suriye'deki savaşamüdahil olma olasılığına karşı çıkan Halkların Demokratik Partisi (HDP) veCumhuriyet Halk Partisi (CHP) mensubu bazı milletvekilleri de toplantı vegösteri yürüyüşüne katılmak suretiyle destek olmuştur. Plana göre göstericilerAnkara Tren Garı'nda toplanacak ve Talatpaşa Bulvarı,Opera Meydanı ile Atatürk Bulvarı'nı takiben SıhhıyeMeydanı'na yürüyecektir.
10. Toplantı günü Ankara Tren Garı önünde kalabalığın toplanmayabaşladığı sırada saat 10.04 sıralarında peş peşe bombalı iki patlama meydanagelmiş ve yaşanan bu olay nedeniyle 100 kişi hayatını kaybetmiş, 391 kişi deyaralanmıştır.
11. O dönem basında yer alan haberlere bakıldığında PKK terörörgütünün 2015 Milletvekili Genel Seçimi'ninyapılacağı 1 Kasım’a kadar sürecek bir tektaraflı çatışmasızlık süreci ilanına hazırlandığı ve bunu canlıbomba saldırılarının yapıldığı 10 Ekim mitinginden bir gün sonrasına denk düşen11 Ekim 2015 Pazar günü duyuracağı belirtilmişti.
12. Bombalı saldırılara ilişkin olarak Ankara CumhuriyetBaşsavcılığı 27/6/2016 tarihli iddianameyle 36 şüpheli hakkında Ankara 4. AğırCeza Mahkemesi (Ceza Mahkemesi) nezdinde kamu davası açmıştır. İddianamede, 14şüphelinin meydana gelen ölüm ve yaralanmalar nedeniyle anayasal düzeni ortadankaldırmaya teşebbüs etme, kasten öldürme (nitelikli hâl) ve teşebbüs aşamasındakalmış kasten öldürme (nitelikli hâl) suçlarından cezalandırılması istenmiş; bu14 dört kişinin içinde yer aldığı bazı şüpheliler ile diğer 22 şüphelinin iseresmî belgede sahtecilik, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma,10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer AletlerHakkında Kanun'a muhalefet ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından biriveya birkaçı ile cezalandırılması talep edilmiştir.
13. İddianamenin kabulü üzerine yapılan yargılama sonunda Ceza Mahkemesi3/8/2018 tarihinde; yakalanmayan sanıklar yönünden ayırma, ölen bir sanıkyönünden ise düşme kararı vermiştir. Ceza Mahkemesi ayrıca diğer suçlarlailgili kurduğu hükümler dışında 9 sanığın ölen kişiler yönünden 100 kezağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla, olay esnasında yaralananlar yönündenise 391 kez 27 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetmiştir. Ceza davasıistinaf aşamasında derdesttir.
B. Somut Olaya İlişkin Bilgiler
14. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
15. Yukarıda zikredilen Türkiye tarihinin en kanlı bombalısaldırısının yaşanmasından sonra ülkede üç gün ulusal yas ilan edilmiştir.Sonraki süreçte patlamalarda Hükûmetin sorumluluğu bulunduğunu ileri sürengruplar birçok kentte saldırıları ve Hükûmeti protesto etmişlerdir.
16. Terör saldırısı üzerine KESK, DİSK, TMMOB ve TTB yetkilikurulları saldırıyı takip eden üç gün yas ilan edilmesine ve 12-13/10/2015tarihlerinde grev yapılmasına karar vermiştir. KESK tarafından yapılanaçıklamada bombalı saldırılar sonucunda bir katliam gerçekleştirildiği, onlarcaüyelerinin yaşamını yitirdiği ifade edilmiş; yaşamını yitiren arkadaşlarınıanmak, cenazelerini kaldırmak, faşist katliamı lanetlemek ve sorumluların açığaçıkarılmasını talep etmek için tüm ülke çapında grev yapılmasına kararverildiği belirtilmiştir.
17. Siirt Devlet Hastanesinde veri hazırlama ve kontrolişletmeni olarak çalışan başvurucu, Sağlık ve Sosyal Hizmet EmekçileriSendikası (SES) Siirt şube üyesidir. Başvurucu, üyesi olduğu Sendikanın bağlıolduğu KESK'in kararı doğrultusunda karardabelirtilen tarihlerde iki gün görevine gelmemiştir. İdare, iki gün mazeretsizolarak göreve gelmediği gerekçesiyle başvurucuya 1/30 aylıktan kesme cezasıvermiştir.
18. Başvurucu 3/3/2016 tarihinde, disiplin cezasının iptali veyapılan kesintinin yasal faiziyle iadesi talebiyle Siirt İdare Mahkemesine(İdare Mahkemesi) dava açmıştır. İdare Mahkemesi 21/12/2016 tarihinde davakonusu işlemin iptaline ve kesinti yapılan tutarın iadesine karar vermiştir.
19. İptal kararının gerekçesinde; Anayasa'nın 51. ve 90.maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS/Sözleşme) 11.maddesine, devlet memurlarının Anayasa'da ve özel kanunda belirtilen hükümleruyarınca sendikalar ile üst kuruluşlar kurabilecekleri ve bunlara üyeolabileceklerine ilişkin 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu'nun 22. maddesine yer verilmiştir. Kararda; Anayasa, uluslararasısözleşme ve kanun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun üyesiolduğu Sendikanın bağlı olduğu konfederasyonun aldığı karar uyarınca gerçekleşengöreve gelmeme eyleminin sendikal faaliyet kapsamında bir fiil olarak kabulügerekeceği belirtilmiştir.
20. İdare, karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. GaziantepBölge İdare Mahkemesi (Bölge İdare Mahkemesi) 8/2/2018 tarihinde istinafbaşvurusunun kabulüne ve davanın reddine kesin olarak karar vermiştir.
21. Bölge İdare Mahkemesi ret kararında öncelikle; Anayasa'nın51. maddesine, AİHS'in 11. maddesine, 657 sayılıKanun'un 22. ve 26. maddelerine yer verdikten sonra 25/6/2001 tarihli ve 4688sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 1. maddesindeyer alan kanunun amacının kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal, meslekihak ve menfaatlerinin korunması, geliştirilmesi için oluşturduklarısendika ve konfederasyonlara ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğunadikkat çekmiştir. Mahkeme 4688 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasının (f)bendinde yer alan sendikanın kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal,mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzelkişiliğe sahip kuruluşları ifade edeceği tanımına vurgu yapmıştır.
22. Bölge İdare Mahkemesi sendikal hakların kullanılmasınailişkin olarak kamu görevlilerinin ekonomik, sosyal, mesleki hak vemenfaatlerinin, bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarınınkorunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi, bu konulara dikkat çekilmesinin vekamuoyu oluşturulmasının sağlanması amacıyla ve başka seçeneklerininbulunmaması durumunda üyesi bulundukları sendikaların aldıkları kararlar doğrultusundaiş bırakma eylemlerine katılmaları nedeniyle disiplin cezaları ilecezalandırılmalarının demokratik bir toplumda gerekli olamayacağınıbelirtmiştir.
23. Bölge İdare Mahkemesi kararında; Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin (AİHM) Karaçay/Türkiye (B.No: 6615/03, 27/3/2007), Urcan vediğerleri/Türkiye (B. No: 23018/04,...,17/7/2008), Dilek ve diğerleri/Türkiye (Türkçeçevirisinde Satılmış ve diğerleri/Türkiye şeklindeisimlendirilmiştir.) (B. No: 74611/01,..., 17/7/2007)kararları ile AİHS ve 87 No.lu Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmesi'nin3. maddesine atıfta bulunarak bir değerlendirme yapmıştır. Bölge İdareMahkemesi atıf yaptığı Anayasa ve AİHS maddelerindeki hakkın sınırlandırılmanedenlerinden olan başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması amacı ile AİHM kararlarında iş bırakmaeylemlerinin amaçlarının başvurucularınmesleki hak ve menfaatleriyle ilgili olduğunun altını çizmiştir.
24. Bölge İdare Mahkemesi; mevzuat hükümleri ile atıf yaptığıAİHM kararlarının ve uluslararası düzenlemelerin incelenmesinden devletmemurlarının sendika ve üst kuruluşları kurma, bunlara üye olma hakkınınbulunduğunu, sendika tarafından sendikanın kuruluş amaçları doğrultusundayapılan eylemlere katılmanın da bu hakkın doğal bir uzantısı olduğunu belirtmiştir.Bununla birlikte Bölge İdare Mahkemesi, kamu görevlilerinin ekonomik, sosyal,mesleki hak ve menfaatlerinin iyileştirilmesi amacını taşımayan eylemlerinsendikal hak kapsamında değerlendirilmesinin olanaklı olmadığını belirtmiş;sendikal hakların kullanımının da sınırsız olmadığını, başkalarının hak veözgürlüklerinin kullanımı amacıyla sınırlandırılabileceğini ifade etmiştir.Bölge İdare Mahkemesi ayrıca kamu görevlisi olan bir kişinin hangi eylemlerinsendikal faaliyet kapsamında olduğunu değerlendirecek yeterlilik ve kapasitedeolduğunun da kabulü gerektiğini vurgulamıştır.
25. Bölge İdare Mahkemesi, başvuru konusu olayda başvurucunungörevine gelmeme nedeninin terör saldırısında aralarında Sendika üyelerinin debulunduğu hayatını kaybedenleri anmak ve saldırıyı lanetlemek olduğunu tespitetmiştir. Bölge İdare Mahkemesi, söz konusu iş bırakma eyleminin kamugörevlilerinin ekonomik, sosyal, mesleki hak ve menfaatlerinin, bu kapsamdaözlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi,geliştirilmesi amacını taşımadığını, dolayısıyla görevleri ve meslekleri ileherhangi bir şekilde ilgisi olmadığını ifade etmiştir. Bölge İdare Mahkemesinegöre başvurucu sade vatandaş olarak mesai saatleri dışında katılabileceği bireyleme mesai içinde katılarak ve görevine iki gün boyunca gelmeyerekvatandaşların kamu hizmetinden faydalanmalarını engellemiştir.
26. Davanın reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararı,başvurucunun üyesi olduğu Sendikanın vekiline 27/12/2017 tarihinde tebliğedilmiştir.
27. Başvurucu 16/1/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
28. 657 sayılı Kanun’un “Toplueylem ve hareketlerde bulunma yasağı” kenar başlıklı 26. maddesi, “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacakfiil ve haller” kenar başlıklı 125. Maddesi, 4688 sayılı Kanun'un"Amaç" kenar başlıklı1. maddesi, "Sendika vekonfederasyonların yetki ve faaliyetleri" kenar başlıklı 19. maddesi,Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun (İDDK) 22/5/2013 tarihli ve E.2009/63ve K.2013/1998 sayılı kararı (AhmetParmaksız, B. No: 2017/29263, 22/5/2019, §§ 25-29).
B. Uluslararası Hukuk
29. 17/6/1948 tarihli ve 87 sayılı Sendika Özgürlüğü veÖrgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin ILO Sözleşmesi’nin 2., 3. ve 8.maddeleri; 7/6/1978 tarihli ve 151 sayılı Kamu Hizmetinde Örgütlenme HakkınınKorunması ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemine İlişkin ILOSözleşmesi’nin 3., 6. ve 9. maddeleri; 16/12/1966 tarihli Birleşmiş Milletler(BM) Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nin 8.maddesi, 16/12/1966 tarihli BM Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin UluslararasıSözleşmesi'nin 22. maddesi, Avrupa Konseyi'nin 18/10/1961 tarihli ve ETS No. 35sayılı Avrupa Sosyal Şartı’nın (ASŞ) 5. ve 6. maddeleri, ILO'nun ÖrgütlenmeÖzgürlüğü Komitesi Yönetim Kurulunun Karar ve İlkeleri (bkz. Ahmet Parmaksız, §§ 30-39; Türkiye,Avrupa Sosyal Şartı ile 3/5/1996 tarihli Gözden Geçirilmiş Avrupa SosyalŞartını onaylamış ancak her iki Şart’ın da örgütlenmeve toplu pazarlık haklarına ilişkin 5. ve 6. maddelerine çekince koymuştur).
30. AİHM'in kamu görevlilerinin işbırakma eylemlerine yaklaşımı şu şekildedir:
i. AİHM, Karaçay/Türkiyekararında; AİHS'in 11. maddesinin birinciparagrafının herkesin bir sendikaya üye olma ve çıkarlarını koruma hakkınıgüvence altına aldığını ve devlet memurlarının doğrudan bu haktan mahrumbırakılmaması gerektiğini belirtmiştir. AİHM, ayrıca ordu, emniyet ve bazısektörlerde görev yapan devlet memurlarının, sendikal haklarına kısıtlamalargetirilmesinin mümkün olduğunu, ancak bu kısıtlamaların resmi görevlerininyerine getirilmesinde gerekli olmasının şart olduğunu ifade etmiştir(Karaçay/Türkiye, § 22) . Bu karara konu olayda devlet memurlarının maaşlarına yapılan düşük zammıprotesto etmek amacıyla üyesi olduğu KESK’indüzenlediği iş yavaşlatma ve bırakma eylemine katılması nedeniyle başvuranauyarma disiplin cezası verilmiştir (Karaçay/Türkiye, § 37).
ii. AİHM'in Urcan/Türkiye kararında; EĞİTİM-SEN kamudaçalışan eğitimcilerin koşullarının iyileştirilmesi amacıyla 1 Aralık2000 tarihinde düzenlenecek bir günlük ulusal grevden yetkilileri haberdaretmiş ve başvuranlar gösteriye katılıp iş yerlerine gitmemişlerdir. AİHM,başvuranların EĞİTİM-SEN sendikasının, çalışma koşullarının iyileştirilmesinedikkat çekmek amacıyla düzenlediği bir günlük greve katıldıkları için sonradanpara cezasına çevrilen mahkumiyet cezasına çarptırıldıklarını ve geçici olarakkamu hizmetinden uzaklaştırıldıklarına dikkat çekerek şikayet konusuyaptırımların yasal yoldan bu tür bir greve katılmak isteyen sendika üyelerinive diğer kişileri caydırmak amacını güttüğünü tespit etmiş ve başvuranlarauygulanan yaptırımların demokratik bir toplumda gerekli olmadığı sonucunavarmıştır (Urcan/Türkiye, §§ 30-36)
iii. AİHM Kaya veSeyhan/Türkiye kararında; EĞİTİM-SEN üyesi öğretmenlere KESK'inçağrısına uyarak, parlamentoda tartışılmaktaolan kamu yönetimi kanun tasarısını protesto etmek üzere düzenlenen bir günlük ulusal eylemekatılmaları nedeniyle bir gün göreve gelmedikleri için uyarma cezasıverilmesinin, her ne kadar bu ceza çok küçük olsa da, sendika üyelerininçıkarlarını korumak için meşru grev ya da eylem günlerine katılmaktanvazgeçirecek bir nitelik taşıdığı ve müdahalenin acil bir sosyal ihtiyacakarşılık gelmediği ve bu nedenle demokratik bir toplumda gerekli olmadığısonucuna varmıştır (Kaya ve Seyhan/Türkiye, B. No: 30946/04,15/09/2009, §§30-31).
iv. AİHM Dilek vediğerleri/Türkiye kararında, KESK, kamusektöründe çalışan personele ilişkin kanunun Meclis gündemine taşınmasınedeniyle 2 Mart 1998 tarihinde ulusal düzeyde bir eylem yapmakararı almıştır. 7:00-15:00 saatleri arası ile 15:00-23:00 saatleri arasıçalışan başvuranlardan iki grup, çalışma koşullarını protesto etmek amacıyla işyavaşlatma eylemi çerçevesinde üç saat süreyle görev yerlerini terketmişlerdir. Bu eylem sırasında araçlar gişelerden para ödemeden geçmiştir.İdare eylem nedeniyle uğradığı zararı tazmin için başvuranlara dava açmış vealeyhlerine hukuk mahkemesinde tazminata hükmedilmiştir. Bu durumda AİHS’nin11. maddesinin hangi koşullarda grev hakkı tanıdığı ve bu madde çerçevesinde buhakkın tanımının ne olacağı hususlarına değinmeden AİHM, başvuranların işleriniüç saat süreyle yavaşlatmalarının, sendikal hakların kullanımı bağlamında toplueylem olarak değerlendirilebileceğine kanaat getirmiş ve alınan tedbirinörgütlenme özgürlüğüne müdahale oluşturduğunu tespit etmiştir (Dilek vediğerleri/Türkiye, § 57).
Anılan karara göre, AİHS’nin 11. maddesinin 1.paragrafı; sendika üyelerine çıkarlarını koruyabilmek amacıyla sesleriniduyurmalarına imkan tanımaktadır. AİHS’in11. maddesinde yer alan “çıkarlarını korumak için” ifadeleri önemlidir ve AİHS,sendikanın yapacağı toplu eylem yoluyla, sendika üyelerinin mesleki çıkarlarınısavunma özgürlüğünü güvence altına almaktadır. Sendika üyeleri tarafındangerçekleştirilecek olan bu eyleme Sözleşmeci Devletler tarafından izinverilmeli, eylemin gelişimi ve devamı sağlanmalıdır. O halde sendikanın,üyelerinin mesleki çıkarlarının korumak amacıyla müdahil olma imkanı bulunmalı ve üyeler, çıkarlarının korunması yolundasendikalarının seslerini duyurması hakkına sahip olabilmelidir (Dilek vediğerleri/Türkiye, §§ 65,67).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
31. Mahkemenin 11/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
32. Başvurucu, üyesi olduğu Sendikanın kararı uyarınca sendikalfaaliyetleri kapsamında iş bırakma eylemine katılması dolayısıyla disiplincezasıyla cezalandırılması nedeniyle sendikal faaliyette bulunma ve örgütlenmeile ifade özgürlüklerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
33. Başvurucu; insanlığa karşı işlenmiş bir suç karşısındademokratik tepkisini gösterme ihtiyacı hissettiği için Sendika kararına uyarakgöreve gelmeme eylemine katıldığını, eyleminin sendikal faaliyet kapsamındamazeret olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Başvurucu; kendisininüye olduğu Sendikanın dokuz üyesinin de saldırıda ölenler arasında olduğunu,yapılacağı yetkili otoriteler tarafından önceden bilinen bir mitinge gelenlerinsaldırının hedefi olduğunu, devletin yaşam hakkını koruma yükümlüğünü yerinegetirmemesi nedeniyle Sendika kararı uyarınca iş bıraktığını ifade etmiştir.
34. AİHM, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarına ve ILO Sözleşmesi'nede atıf yapan başvurucu, sendikal faaliyet kapsamında iş bırakmasının mazeretkabul edilmesi gerektiğini öne sürmüştür. Başvurucu 10 Ekim saldırısına tepkigöstermenin, ölenlerin yasını tutmanın, izinli bir mitinge gerçekleşensaldırıyı önlemek üzere gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığını sorgulamanın vetedbir almayanların yargılanmasını sağlamak amacıyla tepki göstermenin ifadeözgürlüğü kapsamında olduğunu belirtmiştir. Başvurucu, Bölge İdare Mahkemesinineylemin sendikal faaliyet kapsamında olmadığı ve mesai saatleri dışında dayapılabileceği değerlendirmesinin yerinde olmadığını ifade etmiştir.
35. Başvurucu, Gaziantep Bölge İdare Mahkemesinin diğerdairelerinin aynı eyleme ilişkin olarak iş bırakmayı mazeret kabul ettikleriniileri sürmüş ve bazı karar örneklerine dayanmıştır. Başvurucuya göre başvuruyakonu Daire kararı Gaziantep Bölge İdare Mahkemesinin diğer dairelerininkararları ile AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırıdır. Etkili birhukuki korumadan yaralanamadığını iddia eden başvurucu bu nedenle hak aramahürriyeti ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
36. Bakanlık görüşünde; Anayasa ve AİHS'inilgili maddeleri ile ulusal mevzuat hükümlerine yer verildikten sonraTürkiye'nin taraf olduğu ve sendika hakkı ile ilgili düzenlemeler içeren 87 ve151 No.lu ILO Sözleşmelerinin ilgili hükümleri hatırlatılmış ve bu hükümlerdekamu çalışanlarının örgütlenme özgürlüğünü sınırsız ve denetimsiz bir biçimdedüzenlemediği belirtilerek aksine kamu makamları ile kamu çalışanları arasında,kamu hizmetinin etkin işleyişini aksatmayacak şekilde ayarlamalar yapılaraksendikal faaliyetlere imkân tanınmasını ve önceden belirlenmiş bir disiplindâhilinde hareket edilmesinin öngörüldüğü değerlendirmesi yapılmıştır.
37. Görüşte, Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihatlarına da yerverilmiş ve kamu görevlilerinin ekonomik, sosyal, mesleki hak ve menfaatlerininiyileştirilmesi amacını taşıyan eylemlerin AİHS'in11. maddesi kapsamında korunması gerektiği belirtilmiştir. Bununla birliktegörüşte, sendika kararı bulunsa dahi yukarıdaki amaçları gerçekleştirmeyeyönelik olmayan eylemlerin AİHS'in 11. maddesikapsamında korunması gereken haklardan olmadığının açık olduğu ifadeedilmiştir. Bakanlık görüşünde ayrıca kamu görevlisi olan bir kişinin hangieylemlerin sendikal faaliyet kapsamında olduğunu değerlendirebilecek yeterlikve kapasitede olduğunun da kabulü gerektiğinin altı çizilmiş ve iki gün işe gitmeme fiilinin başvurucununelinde olmadan yaptığı bir fiil veya mazeretolarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.
38. Görüş yazısında, AİHS’in 11.maddesinin 2. fıkrasında da maddenin ilk fıkrasında düzenlenen özgürlüğün kamugörevlileri yönünden sınırlandırılabileceğinin açıkça belirtildiğine dikkatçekilerek kamuda özellikle belli görevlerde bulunan kişilerin politikfaaliyetlerinin kısıtlanmasının da bu sınırlama kapsamında olduğubelirtilmiştir. Görüşte kamu görevlisinin kamu hizmeti sunarken tarafsızlığınıkorumasının, daha da önemlisi kamunun vatandaşlar nezdinde sahip olduğutarafsızlık görüntüsünün bozulmamasının bu sınırlamanın başlıca amacını teşkilettiği ifade edilmiş; AİHS'in 11. maddesi anlamındakorunan sendikal bir hak söz konusu olduğu durumlarda bile sendikal haklarınsınırının kamu görevlileri açısından daha dar yorumlandığı belirtilmiştir.Bakanlık görüşünde, AİHM'nin benzeri konularda Türkiye hakkında verdiği ihlalkararlarının özelliği ve gerekçeleri dikkate alındığında da uyuşmazlık konusuolayın daha farklı özellik taşıdığının kabul edilmesi gerektiğine dikkatçekilmiştir.
39. Bakanlık görüşünde; somut olayda hiçbir şekilde çalışma veyaişyeri koşullarını ilgilendirmeyen, sadece politik amaçlarla düzenlenen biretkinliğe katılmak için iki gün işe gitmediği sabit olan ve bu hususun kendisitarafından da kabul edildiği anlaşılan kamu görevlisi olan başvurucunungörevine gelmeyerek çalıştığı hastanede sunulan kamu hizmetini hastaların dahahızlı ve etkin alma haklarının engellenmesine sebebiyet verdiği belirtilmiştir.Buna göre görüş yazısında, anılan eylemin karşılığı olarak yasada öngörülendisiplin cezasının verilmesinin uluslararası sözleşmeler kapsamında ölçülülükilkesini ihlal etmeyip kişilerin örgütlenme özgürlüğünün esasınıetkilemeyeceğinin düşünüldüğü ifade edilmiştir.
40. Bakanlık görüşünde ek olarak bir kamu görevlisinin sendikalhak kapsamında değerlendirilemeyecek bir ideolojik ve siyasi nitelikli eylemdesendika üyesi sıfatı ile yer almasının hizmet dışında devlet memurunun itibarve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranış olarak dadeğerlendirilebilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir.
41. Başvurucu karşı beyanında; öncelikle Bakanlık görüşlerinikabul etmediğini, bombalı saldırıda SES üyesi 9 kişinin yaralandığını, diğerüyelerinin ölüm tehlikesi atlattıklarını belirterek hayatını kaybedenlere veyaralananlara ilişkin bir liste sunmuştur. Listeye göre aralarında bir sağlıköğrencisi ve bir sendika avukatının da bulunduğu KESK üyesi 24 kişinin hayatınıkaybettiğini belirten başvurucu; kendisinin katliama tepkisini gösterenherhangi bir vatandaş olmadığını, Sendika kararı doğrultusunda saldırıdaarkadaşlarını kaybeden ve onların yasını tutmak üzere Ankara'da izinli birmitinge katılan biri olduğunu ifade etmiştir.
42. Başvurucu, 10 Ekim mitinginin sendikal bir eylem olduğunu, gerek KESK'in gerekse SES'in tüzükleri çerçevesinde düzenlendiğinin sabitolduğunu belirtmiş; mülkiye müfettişlerince hazırlanan ve ceza soruşturmasındaortaya çıkan bilgilere göre devletin sorumlu birimlerinin ağır hizmet kusurusonucu katliamın gerçekleştiğini ifade etmiştir. Bakanlıkların ne saldırıöncesi ne de sonrasında acil hizmetlerin verilmesi sırasında sendikal haklarınıkullanan vatandaşların yaşam hakkını güvenceye almadığını öne sürmüştür.Başvurucu, TTB tarafından hazırlanan iki raporda başvurucuya ceza veren SağlıkBakanlığının ağır hizmet kusuruna ilişkin verilerin yer aldığını belirterekSağlık Bakanlığının sağlık hizmetlerinin yetersizliğine dair kusurunun gündemyapılmasından hoşnut olmadığını ifade etmiştir.
43. Bakanlık görüşünde uyuşmazlıkkonusu olayın daha farklı özellikler taşıdığına ilişkin ifadelerinaçık bir değerlendirme içermediğine dikkat çeken başvurucu, Cumhuriyettarihinin en kanlı katliamının gerçekleştirildiğini ve ulusal yas ilanedildiğini ifade etmiştir. Başvurucu, katliamın hedefinde olan diğer sendikaüyelerinin de tepkilerini dile getirdiğini, katliamı protesto edenlerin siyasiiktidara yönelik eleştirilerinin miting sırasında korunmalarına engel olduğunuve eylemin sendikal eylem olup olmadığı yönünde tartışmalara yol açtığını ilerisürmüştür. Başvurucu; idarenin kamusal hizmetin aksatıldığına dair bir iddiasıolmadığı gibi kendisinin üyesi olduğu Sendika ve meslek örgütlerinin bugünekadar birden fazla iş bırakma eylemi gerçekleştirdiklerini, yaşam ve sağlıkhakkını korumaya yönelik bu eylemler sırasında yaşamsal hizmet veren birimlerdehiçbir zaman hizmetin aksamasına neden olmadıklarını belirtmiştir.
44. Başvurucu, ILO'nun Birinci Dünya Savaşı sonrasında evrenselve kalıcı bir barışın ancak sosyal adalet temelinde inşa edilebileceğiinancından hareketle kurulduğuna vurgu yaparak iş bırakma eyleminin sendikalhak kapsamında olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu aynı konuda Gaziantep Bölgeİdare Mahkemesinin 19 adet kararı ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin biradet kararını sunmuş ve kararlarda davacılara aynı gerekçelerle verilen farklıdisiplin cezalarının kesin olarak iptaline karar verildiğini belirtmiştir. Sonolarak başvurucu, olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnameleri ile mahkemelerindeğişen yapısının ve idarelerin mahkemelerden bir onay mekanizması olarakişlemeleri beklentisinin disiplin cezalarının onaylanmasında etkili olduğunudüşündüklerini ifade etmiştir.
B. Değerlendirme
45. Anayasa’nın yapılacak değerlendirmede uygulanacak “Dernek kurma hürriyeti” kenar başlıklı 33.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Hiç kimse bir derneğe üye olmaya vedernekte üye kalmaya zorlanamaz.
Dernek kurma hürriyeti ancak, milli güvenlik,kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ilebaşkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.
Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasındauygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
...
Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler vekolluk kuvvetleri mensuplarına ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde Devletmemurlarına kanunla sınırlamalar getirilmesine engel değildir.
Bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak dauygulanır."
1. UygulanabilirlikYönünden
46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B.No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
47. Anayasa Mahkemesi önündeki öncelikli mesele, başvurucununüyesi olduğu Sendika tarafından alınan karara dayanarak iki gün süreyle işbırakması üzerine aylıktan kesme disiplin cezasıyla cezalandırılmasına ilişkiniddialarının sendika hakkı kapsamında incelenip incelenemeyeceğidir.
48. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Ahmet Parmaksız başvurusuna ilişkin kararda; sendikalarınüyelerinin çalışma ilişkilerinde ekonomik ve sosyal hak ile menfaatlerinikorumak, geliştirmek için yapılan faaliyetleri kapsamında yer almayan ve siyasiotorite karşısında bir baskı grubu olarak yürüttükleri faaliyetler kapsamındaaldıkları kararlar uyarınca sendika üyelerinin iş bırakma eylemine katılmasınıbireylerin sendikanın çekirdek faaliyet alanında kalmayan eylemleri olarak değerlendirmişve bu eylemler nedeniyle yapılan müdahaleleri Anayasa'nın sendika hakkınailişkin 51. maddesi kapsamında değil örgütlenme özgürlüğünü teminat altına alan33. maddesi kapsamında incelemiştir (AhmetParmaksız, §§ 47-63).
49. İncelenen başvuruya konu olay tarihinde, başvurucunun üyesiolduğu SES ve onun bağlı olduğu KESK ile DİSK, TMMOB ve TTB tarafından10/10/2015 tarihinde gerçekleştirilmek istenen "Savaşa İnat Barış Hemen Şimdi" temalı mitinge yapılanbombalı saldırı sonucu çok sayıda kişinin ölümü ve yaralanması ile sonuçlananbir katliam gerçekleştirilmiştir. Adı geçen sivil toplum kuruluşları yaşamınıyitiren onlarca arkadaşlarını anmak, cenazelerini kaldırmak, söz konusu saldırıyılanetlemek ve sorumluların açığa çıkarılmasını talep etmek amacı ile iki gün işbırakma kararı almıştır (bkz. § 16). Ayrıca anılan konfederasyonlar vebirlikler tarafından üç gün yas ilan edilmesine de karar verilmiştir.
50. Dolayısıyla 10 Ekim mitingi Türkiye'nin Suriye politikasınakarşı eleştirilerin ifade edileceği bir toplantı ve gösteri yürüyüşüniteliğindeydi (bkz. §§ 9, 10). Aynı zamanda PKK terör örgütünün yukarıda yerverilen duyurusu, saldırının yapıldığı miting öncesi ve sonrası yaşananlar vesomut olayın konusu olan 12-13 Ekim mitinginin düzenlenme gerekçesinebakıldığında başvurucunun iş bırakmak suretiyle katıldığı eylem, Hükûmetin dışpolitikasına yönelik eleştirilerin dile getirileceği mitinge yapılan saldırılardaHükûmetin gerekli önlemi almadığı savına ve sorumluların yargılanması talebinedayanmaktadır.
51. Tüm bunlar dikkate alındığında sivil toplum örgütlerinin işegitmemek biçimindeki eylem kararında siyasi bir amacın ağırlıkta olduğu,verilmek istenen mesajın temelinde Hükûmete dönük eleştiriler bulunduğukanaatine ulaşılmıştır.Diğerbir ifadeyle iş bırakmak biçiminde bir protestoya katılması başvurucununekonomik ve mesleki çıkarları ile değil genel bir baskı grubunun bir parçasıolmasıyla ilgilidir.
52. Sonuç olarak başvurucu, üyesi olduğu Sendikanın iş bırakmaçağrısı üzerine mazeretsiz işe gitmemesi nedeniyle disiplin cezasıylacezalandırılmıştır. Yukarıda anılan AhmetParmaksız kararında varılan sonuçtan farklı bir değerlendirme yapmakiçin bir neden bulunmadığı anlaşıldığından (bkz. § 48) başvurucununiddialarının bir bütün olarak Anayasa'nın 33. maddesinde güvence altına alınanörgütlenme özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
2. Kabul EdilebilirlikYönünden
53. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanörgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
54. Başvurucunun üyesi olduğu Sendika tarafından ülke çapındayapılan iş bırakma eylemine katılması nedeniyle cezalandırılması ilebaşvurucunun örgütlenme özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapıldığı kabul edilmelidir.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
55. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 33. maddesininihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Temelhak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırıolamaz.”
56. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nınilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeniningereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
57. 657 sayılı Kanun’un 26. ve 125. maddelerinin kanunilikölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
58. Somut olayda ceza uygulanmasının amacı kamu hizmetlerininsürekliliğinin sağlanması, diğer bir ifadeyle kamu hizmetlerinin aksamasınınönlenmesidir. Bu amaç da geniş anlamda kamu düzeninin korunması meşru amacıkapsamında yer alır. Dolayısıyla başvurucunun aylıktan kesme disiplin cezasıylacezalandırılmasına ilişkin kararın Anayasa'nın 33. maddesinin ikinci fıkrasındayer alan sebeplerden kamu düzenininkorunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaçtaşıdığı sonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) Genelİlkeler
(a) DemokratikToplumda Örgütlenme Özgürlüğünün Önemi
59. Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerini korumakiçin kendilerini temsil eden kolektif bir oluşum meydana getirerek bir arayagelme özgürlüğünü ifade etmektedir. Örgütlenmekavramının Anayasa çerçevesinde özerk bir anlamı vardır ve bireylerin devamlıolarak ve eş güdüm içinde yürüttükleri faaliyetlerin hukukumuzda örgütlenmeolarak tanınmaması Anayasa hükümleri kapsamında örgütlenme özgürlüğünün zorunluolarak gündeme gelmeyeceği anlamına gelmez (TayfunCengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 31).
60. Örgütlenme özgürlüğü bireylere topluluk hâlinde siyasal,kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı sağlar.Örgütlenme özgürlüğünün temeli, hiç kuşkusuz ifade özgürlüğüdür. İfadeözgürlüğü; düşünceyi korkmadan, engellenmeden açıklama ve yayma özgürlüğününyanı sıra bu düşünceler çerçevesinde örgütlenme, kişi toplulukları oluşturmahakkını da kapsamaktadır (dernek hakkı yönünden bkz. Hint Aseel Hayvanları Koruma ve GeliştirmeDerneği ve Hikmet Neğuç, B. No: 2014/4711,22/2/2017, § 41).
61. Demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortakamaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı sağlıklı bir toplumun önemli birbileşenidir. Demokrasilerde böyle bir örgüt,devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklarasahiptir (sendika hakkı ile ilgili bkz. TayfunCengiz, § 31).
62. Sendikalar, dernekler ve vakıflar örgütlenme özgürlüğünündaha özel şekilleridir. Bununla birlikte bunların faaliyetleri içinde yeralmayan veya bunlarla dolaylı bağlantısı bulunan ve belli sayıda kişininsürekli şekilde bir araya gelerek aynı amaca yönelik toplu ifade açıklamalarıya da eylemleri de Anayasa'nın 33. maddesi çerçevesinde ve örgütlenme özgürlüğükapsamında ele alınmalıdır.
63. Örgütlenme özgürlüğü, sınırlanabilir bir haktır veAnayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir.Örgütlenme özgürlüğüne ilişkin Anayasa’nın 33. maddesinin ikinci fıkrasındasınırlama sebeplerine yer verilmiştir. Ancak bu özgürlüğe yöneliksınırlamaların da bir sınırının olması gerektiği açıktır. Temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasında Anayasa'nın 13. maddesindeki ölçütler gözönüne alınmak zorundadır. Bu sebeple örgütlenmeözgürlüğüne getirilen sınırlandırmaların denetiminin Anayasa'nın 13. maddesindeyer alan ölçütler çerçevesinde ve Anayasa'nın 33. ve 51. maddeleri kapsamındayapılması gerekmektedir (sendika hakkına ilişkin bkz. Tayfun Cengiz, § 38;Mehmet Yüzgeç, B. No: 2014/2282, 2/2/2017, § 30).
64. Anayasa kapsamında örgütlenme özgürlüğünden yararlanan tüzelkişilikler veya gruplar demokratik yaşamın ayrılmaz bir parçası olarakgörüldüğünden bu özgürlüğe getirilecek sınırlandırmaların demokratik toplumdüzenin gereklerine uygun olup olmadığı sıkı denetim altındadır. Anayasa'nın33. maddesi temel olarak dernek hakkının ve genel olarak örgütlenmeözgürlüğünün kullanılması sırasında kamu makamlarının keyfî müdahalelerinekarşı korunmayı amaçlamaktadır (AhmetParmaksız, § 75).
(b) MüdahaleninDemokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
65. Anayasa Mahkemesi demokratiktoplum düzeninin gerekleri ifadesinden ne anlaşılması gerektiğinidaha önce pek çok kez açıklamıştır (sendikalarla ilgili Tayfun Cengiz, §§ 31, 32; Kristal-İş Sendikası [GK], B. No:2014/12166, 2/7/2015, §§ 53, 70, 74; BirleşikMetal İşçileri Sendikası, B. No: 2015/14862, 9/5/2018, §§42, 43; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri[GK], B. No: 2014/920, 25/5/2017, § 73; derneklerle ilgili Hint Aseel HayvanlarıKoruma ve Geliştirme Derneği ve Hikmet Neğuç,§ 45). Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygun kabuledilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olmasıgerekir. Açıktır ki bu başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ilebu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araç arasındaki ilişki üzerindetemellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13.maddesinde "demokratik toplum düzeniningereklerine aykırı olmama" ve "ölçülülük ilkesine aykırı olmama" biçiminde iki ayrıkritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter bir bütünün parçaları oluparalarında sıkı bir ilişki vardır (BekirCoşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet AliAydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72; AYM, E.2018/69,K.2018/47, 3/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017, § 18).
66. Örgütlenme üzerindeki sınırlamanın kamu düzeninin korunmasıgibi demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanmasıamacına yönelik ve istisnai nitelikte olması gerekir. Müdahaleyi oluşturantedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi içinamaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabileceken hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmayayardımcı olmayan veya ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağırolan bir müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığısöylenemeyecektir (bazı farklılıklarla birlikte toplantı hakkı bağlamında bkz. Dilan Ögüz Canan [GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017, § 32; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,§ 73; Tayfun Cengiz, § 56; Adalet Mehtap Buluryer,B. No: 2013/5447, 16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkı bağlamında bkz. Kristal-İş Sendikası, § 70; ifadeözgürlüğü bağlamında bkz. Bekir Coşkun,§ 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,7/7/2015, § 51).
67. Anayasa Mahkemesinin bir görevi de bireylerin örgütlerkurmak ve bunlara üye olmak suretiyle örgütlü bir şekilde fikirlerini ifadeetme hakları ile Anayasa'nın 33. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen meşruamaçlar arasında adil bir dengenin sağlanıp sağlanamadığını denetlemektir.Meşru amaçların bir olayda varlığının hakkı ortadan kaldırmadığıvurgulanmalıdır. Önemli olan bu meşru amaçla hak arasında olayın şartlarıiçinde bir denge kurmaktır (sendika hakkı yönünden bkz. Tayfun Cengiz, § 37; Kristal-İş Sendikası, § 57; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,§ 74; Birleşik Metal İşçileri Sendikası,§44).
68. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ilebaşvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasınaişaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamununmenfaatleri veya -müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise- diğerbireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaretetmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinindiğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaranaçıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesiyönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir. Kamu gücünü kullananorganların örgütlenme özgürlüğü kapsamındaki faaliyetlere müdahale ederken buözgürlüğün kullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan, korunmasıgereken bir menfaatin ve kişiye yüklenen külfeti dengeleyici mekanizmalarınvarlığını somut olgulara dayanarak göstermeleri gerekir (sendika hakkıbağlamında bkz. Eğitim ve Bilim EmekçileriSendikası ve diğerleri, § 74; bazı farklılıklarla birlikte toplantıhakkı bağlamında Dilan ÖgüzCanan §§ 33, 56; ifade özgürlüğü bağlamında Bekir Coşkun, §§ 44, 47; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50). Anayasa Mahkemesi bu özgürlüğünkullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan ve korunması gereken birmenfaatin ortaya konulmasında başvurucunun eylem türünü, amacını ve niteliğini,bunun kamu düzenine etkisini ve topluma yüklediği külfeti dikkate alacaktır.
69. Buna göre örgütlenme özgürlüğüne yapılan bir müdahale,zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsalihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeniningereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez (Birleşik Metal İşçileri Sendikası, §43; Kristal-İş Sendikası, § 70; Tayfun Cengiz, § 51). O hâlde örgütlenmeözgürlüğüne yargısal veya idari bir müdahalenin demokratik toplum düzenininsürekliliği için zorunlu olup olmadığına, bu bağlamda toplumsal bir ihtiyaçbaskısını karşılayıp karşılamadığına ve sınırlamanın izlenen amaçlarlaorantılılığına bakmak gerekecektir.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
70. Anayasa Mahkemesi önündeki mesele, başvurucunun üyesi olduğuSendika tarafından alınan karara dayanarak iki gün iş bırakması üzerineaylıktan kesme disiplin cezasıyla cezalandırılması suretiyle örgütlenmeözgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunolup olmadığıdır.
71. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun Ahmet Parmaksız kararında disiplin cezası verilmesininsebebini teşkil eden işe gitmeme şeklindeki eylemin amacı ve bu eyleme katılansendika üyelerinin sendikal çıkarları ile başvurucuya yönelik disiplin cezasısendikal hakların niteliğiyle birlikte ele alınmış ve örgütlenme hakkının ihlaledilmediğine karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımlarına aşağıda yerverilmiştir:
"82. Ülkemizde kamu görevlilerinin grevhakkı bulunmamakla birlikte üyesi oldukları sendikaların, üyelerinin meslekiçıkarlarıyla ilgili kararları doğrultusunda iş bırakma şeklindeki eylem türünebaşvurabilmekte ve yaptırımla karşılaşabilmektedir. Belirtmek gerekir ki işbırakma eylemleri karşısında idarenin ve yargının bir bütün olarak yeknesakhareket etmesini sağlayacak mevzuat düzenlemeleri bulunmamaktadır.
83. Bununla birlikte yargı kararlarındaAnayasa'nın 51. maddesi kapsamında kalan ve sendikaların üyelerinin çalışmailişkilerinde ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmekiçin yapılan faaliyetler kapsamında ve kamu gücünü zorlamak amacıyla durumunkesinlikle gerektirdiği hâllerde işe gidilmemesi hâlinde kişinin mazeret izninikullandığı kabul edilmektedir (Tayfun Cengiz, §§ 59, 61). Nitekim AnayasaMahkemesi kamu görevlilerinin çıkarları kapsamında kalan özlük ve parasalhakları, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi gibikonulara dikkat çekilmesi ve kamuoyu oluşturulması amacıyla sendikalarınaldıkları kararlar uyarınca iş bırakma eylemlerine katılan kişilere disiplincezası verilmesini sendika hakkına müdahale olarak kabul etmiştir (bkz. § 49).
84. Sendikaların somut olayda aldığı başvurukonusu eylemin dayanağı olan kararlar ise Türkiye sınırları dışındaki birsavaşa Türkiye'nin müdahil olup olmaması ve devletin uluslararasıpolitikalarıyla ilgilidir. Sendikaların eylem çağrısından üç gün önce birsiyasi parti olan HDP, iktidar partisinin politikalarını eleştirmiş ve halkıdirenişe çağırmıştır (bkz. § 10). Anayasa Mahkemesine göre Kobaniolaylarına bağlı çağrıların siyasi amacının öne çıktığı açıktır. Buna göre,sendikaların aldıkları kararların da siyasi otorite karşısında sendikaların birbaskı grubu olarak yürüttüğü ve siyasi yönü ağır basan faaliyet alanında olduğusonucuna ulaşılmıştır.
85. Anayasa'nın 128. maddesinde; devletin,kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idareesaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiğiasli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceğibelirtilmiştir. Kamu hizmeti ise geniş tanımıyla devlet ya da diğer kamu tüzelkişileri tarafından ya da bunların denetim ve gözetimleri altında ortakihtiyaçları karşılamak ve kamu yararını sağlamak için topluma sunulmuş süreklive düzenli etkinliklerdir (AYM, E.2013/88, K.2014/101, 4/6/2014). Bu kapsamdadevlet kamu hizmetlerinin sürekliliğini sağlamak için kamu hizmetlerini yürütengörevlilerin haklı bir mazerete dayanmayacak şekilde görevlerine aravermelerini engellemeye yönelik tedbirler öngörebilir (Mustafa Hamarat [GK], B.No: 2015/19496, 17/1/2019, § 57).
86. Öte yandan başvurucu, bir kamugörevlisidir ve normal vatandaşlardan farklı olarak birtakım yükümlülüklere veyasaklara tabidir. Kişinin kamu görevlisi olması, kendisine sağladığı birtakımayrıcalıklar ve avantajların yanında bazı külfet ve sorumluluklara katlanmayı,diğer kişilerin tabi olmadığı sınırlamalara tabi olmayı da gerektirmektedir.Kişi, kamu görevine kendi isteği ile girmekle bazı ayrıcalıklardanyararlanmanın yanında bu statünün gerektirdiği külfetlere de katlanmayı kabuletmiş sayılmakta ve kamu hizmetinin kendine has özellikleri, bu avantaj vesınırlamaları zorunlu kılmaktadır (İhsan Asutay, B. No: 2012/606, 20/2/2014, §38; Mustafa Hamarat,§ 60).
87. Bu kapsamda başvurucunun üstlenmiş olduğukamu hizmetini kesintisiz olarak yerine getirme ödevi vardır. Bu ödev ise kamuhizmetlerinin sürekliliği ilkesinin doğal bir sonucudur. Bir kamu görevlisikanunun öngördüğü hâller ve mücbir sebep dışında işini bırakamaz. Diğer birifadeyle kamu görevlisinin işinin başında bulunma ödevi vardır. Dolayısıylakamu görevlisinin kanunların izin verdiği ve öngördüğü koşullar dışında işibırakması, bu ödeve aykırılık teşkil eder (Mustafa Hamarat, § 61).
88. Açıklanan nedenlerle sendika üyelerininmesleki çıkarlarıyla doğrudan ilgili olmayan amaçlarla iş bırakma biçimindekibir eyleme müdahale ederken devletin sahip olduğu takdir marjının daha genişolacağı kabul edilmelidir. Bir kamu görevlisinin üstlendiği kamu hizmetinikesintisiz olarak görme ve işinin başında bulunma yükümlülüklerini sağlamakadına anayasal güvencelere dayalı düzenlemeler yapılabilir. Nitekim ilgilikanunlarda yer alan hükümlerin başvurucunun davranışlarını düzenlemekbakımından yeterince açık olmadığı da ileri sürülmemiştir. Bir öğretmen ve kamugörevlisi olan başvurucunun ifade özgürlüğü veya toplantı ve gösteri özgürlüğüde dâhil tüm haklarını kullanırken -bahsi geçen yükümlülükleri nedeniyle-anılan kanunların öngördüğü koşullara titizlikle riayet etmesi gerektiğiaçıktır.
89. Yukarıdaki değerlendirmeler ışığındaAnayasa Mahkemesi tarafından şu sonuçlara ulaşılmıştır. İlk olarak sendikalarAnayasa ve kanunlara aykırı olmayan herhangi bir amacı gerçekleştirmek içinfaaliyet yapabilirler. İkinci olarak başvuruya konu eylem, sendika üyelerininekonomik ve sosyal menfaatleriyle doğrudan ilgili olmayan ve politik yönü ağırbasan bir amaca sahiptir. Üçüncü olarak kamu görevlilerinin iş bırakmak veyaişe gitmemek şeklindeki eylemleri devlet idaresinin işleyişini ve toplumhayatını önemli ölçüde etkiler. Bu sebeple de ancak çok dar alandadesteklenebilecek bir eylem türüdür. Son olarak sendika üyelerinin ekonomik vesosyal menfaatleriyle doğrudan ilgili olmayan ve politik yönü ağır basan biramaçla işe gitmemek şeklinde bir eylemin yol açacağı sonuçlara devletidaresinin ve toplumun katlanmasını gerektiren bir sebep bulunmadığı kanaatineulaşılmıştır.
90. Bu sebeplerle kamu otoritelerinin sahipolduğu takdir payı da gözetildiğinde başvuru konusu olayda kamu hizmetlerininsürekliliğinin sağlanması amacı bakımından başvurucunun örgütlenme özgürlüğüneyapılan müdahalenin onun siyasal hayata katılımını engelleyici veya önemliölçüde zorlaştırarak etkisini ortadan kaldıracak mahiyette olmadığı kanaatinevarılmıştır. Başvurucuya iki gün iş bırakma eylemi nedeniyle disiplin cezasıverilmesi şeklindeki müdahalenin demokratik toplumda zorlayıcı bir toplumsalihtiyaca karşılık geldiği kabul edilmelidir.
91. Somut olayda başvurucuya yüklenen külfetidengeleyici mekanizmaların bulunduğu da görülmektedir. Buna göre somut olaydasendikaların demokratik hayatın yaşamsal bir unsuru olarak kamuoyuna ve kamusalyetki kullanan kişilere seslerini duyurmak ve taleplerini dile getirmek içinsayısız fırsatı bulunduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu sonucun ağırlaşmasındadaha farklı yöntemlerle kamuoyunun yönlendirilmesi ve devlet gücü kullanan kişive kurumların etkilenmesi mümkün iken işe gitmeme biçiminde kamu hizmeti alankişileri doğrudan etkileyen ve ancak son derece istisnai durumlardabaşvurulabilecek bir yöntemi benimseyen sendikaların ve sendika kararlarıdoğrultusunda hareket eden başvurucunun payının büyük olduğudeğerlendirilmiştir.
92. Sonuç olarak yukarıda yapılan açıklamalarda gözönüne alındığında mevcut başvuruda örgütlenmeözgürlüğüne yönelik müdahalenin başvurucunun örgütlenme özgürlüğünü aşırıderecede sınırlamadığı ve kamu hizmetlerinin sürekliğini sağlamaya yönelikmeşru amaç karşısında başvurucuya alt sınırdan verilen aylıktan kesme cezasınınorantısız olmadığı kanaatine varılmıştır."
72. Somut olayda sendikalar canlı bomba saldırısınınyaşanmasında Hükûmetin sorumluluğuna dikkat çekmek ve sorumluların ivedi birşekilde tespit edilmesi için yetkilileri zorlamak amacıyla işe gitmemekşeklinde bir eylem kararı almıştır. Nitekim başvurucu da insanlığa karşıişlenmiş bir suç karşısında demokratik tepkisini Sendika kararı çerçevesindegöstermek amacıyla iş bırakma eylemine katıldığını ifade etmiştir. AnayasaMahkemesine göre siyasi otorite karşısında çok önemli birer baskı grubu olmafonksiyonu olan sendikalar bahsi geçen amaçlara ulaşmak için kanunlardairesinde her tür eylemi yapabilirler. Ancak kabul etmek gerekir ki somutolayın koşullarında sendikaların seçtikleri işe gitmemek şeklindeki eylem, üyelerininmesleki menfaatlerden ziyade sosyo-politik amaçlarıngerçekleştirilmesine dönüktür. Bombalı saldırılarda bir kısım sendikaüyelerinin de hayatını kaybetmesi iş bırakmaşeklindeki bir eylem biçimini başvurucunun mesleki menfaatleriyle doğrudanbağlantılı hâle getirmeyecektir.
73. Somut başvuruda da disiplin cezasının sebebini teşkil edeneylem ülkenin iç siyasetine ilişkin sosyo-politikunsurların ağırlıkta olduğu bir amaca (bkz. §16)yönelikolup eylemin konusunun sendikaların çekirdek faaliyet alanında kalmadığıgörülmektedir. Eylemin bu amacı ile iki gün iş bırakma şeklindeki niteliği(bkz. § 17) dikkate alındığında yapılan müdahalede devletin takdir marjınındaha geniş olduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle sendika üyelerinin ekonomik vesosyal menfaatleriyle doğrudan ilgili olmayan ve politik yönü ağır basan biramaçla işe gitmemek şeklinde bir eylemin yol açacağı sonuçlara devletidaresinin ve toplumun katlanmasını gerektiren bir sebep bulunmadığı kanaatineulaşılmıştır.
74. Sonuç olarak, yukarıda yer verilen Ahmet Parmaksız kararında ulaşılansonuçtan ayrılmayı gerektiren bir husus bulunmadığından müdahalenin toplumsalbir ihtiyaca karşılık geldiği ve izlenen meşru amaçla orantılı olduğudeğerlendirilmiştir.
75. Açıklanan gerekçelerle disiplin cezası verilmesi şeklindeyapılan müdahale demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğundanAnayasa’nın 33. maddesinde güvence altına alınan örgütlenme özgürlüğünün ihlaledilmediğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 33. maddesinde güvence altına alınan örgütlenmeözgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE11/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.