TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
TEMEL YEĞİN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/10398)
Karar Tarihi: 29/6/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Raportör Yrd.
:
Hikmet Murat AKKAYA
Başvurucu
:
Temel YEĞİN
Vekili
:
Av. Emre BARIŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yaş tashihine ilişkin yargı kararının yaşlılıkaylığı bağlanması sırasında dikkate alınmayacak olması nedeniyle adilyargılanma, çalışma ve sosyal güvenlik haklarının ihlal edildiğine ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 27/6/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır.Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesindebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğininbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/4/2015 tarihindebaşvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 28/3/2016 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesine herhangi bir görüşsunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu 4/6/1984 yılında Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK)kapsamında bir işe başlamıştır.
8. Başvurucuya velayeten annesitarafından açılan dava sonucunda Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 6/5/1987tarihli ve E.1986/622, K.1987/309 sayılı kararıyla başvurucunun 1969 olan doğumtarihi 4/2/1967 olarak tashih ettirilmiştir.
9. Başvurucu 16/5/2011 tarihinde, kendisine yaşlılık aylığınınne zaman bağlanacağını öğrenmek için Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) başvurudabulunmuştur.
10. SGK'nın 2/3/2012 tarihli yazısındabaşvurucunun 48 yaşını 4/2/2017 tarihinde dolduracağı ve ayrıca yaşlılık aylığıbağlanabilmesi için 24/5/1983 tarihli ve 2829 sayılı Sosyal GüvenlikKurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun gereğison yedi yıllık fiilî hizmet süresi içinde Kuruma tabi çalışma süresinin 1260gün olması gerekirken başvurucunun Kuruma bağlı çalışma süresinin 286 günolduğu belirtilmiştir.
11. Başvurucunun, SGK'nın bu yazısınabinaen açtığı tespit davası Ankara 4. İş Mahkemesinin 30/11/2012 tarihli veE.2012/977, K.2012/1873 sayılı kararıyla yaş tashihi davası sigortalı olarakçalışmaya başlanan tarihten sonra açılmış olması nedeniyle reddedilmiştir.Kararın gerekçesi şu şekildedir:
"GEREKÇE: Yapılaninceleme, celp edilen kayıtlar, taraf açıklamaları ile tüm dosya kapsamından,her ne kadardavacı vekilince müvekkilinin tashihedilen doğum tarihine göre emeklilik hesabının yapılması ve kurum işlemininiptali istenilmiş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2004 gün,2004/21-316 E. Ve 2004/322 K., 11.05.2005 gün, 2005/10-313 E. Ve 2005/341 K.Sayılı ilamları ile 506 sayılı yasanın 120, Anayasamızın 138, 1479 sayılıyasanın 66. maddeleri gözetildiğinde davacının sigortalı olarak çalıştığısırada 06.05.1987 tarihinde dava açarak 1969 olan doğum tarihini 04.02.1967tarihi olarak tashih ettirdiği anlaşıldığındankurumun14.02.1969 tarihini esasalan işleminin yerinde olduğu kanaat-sonucuna varılmakla açılan davanınreddine..."
12. Başvurucunun kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 21. HukukDairesinin 18/2/2014 tarihli ve E.2013/2511, K.2014/2589 sayılı kararıyla hükümonanmıştır.
13. Söz konusu karar başvurucuya 30/5/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
14. Başvurucu 27/6/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
15. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu’nun 38. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarışöyledir:
“Malûllük, yaşlılıkve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresininbaşlangıcı; sigortalının, mülga 2/6/1949 tarihli ve 5417 sayılı İhtiyarlıkSigortası Kanununa, mülga 4/2/1957 tarihli ve 6900 sayılı Malûliyet, İhtiyarlıkve Ölüm Sigortaları Hakkında Kanuna, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı SosyalSigortalar Kanununa, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar veDiğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa, 17/10/1983 tarihlive 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa, bu Kanunla mülga17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına ÇalışanlarSosyal Sigortalar Kanununa ve 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı TürkiyeCumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununungeçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıklara veya buKanuna tâbi olarak malûllük, yaşlılık ve ölümsigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edilir.Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri hükümleri saklıdır.
Bu Kanunun uygulanmasında 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanlarınsigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Butarihten önceki süreler için ödenen malûllük,yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabınadahil edilir.”
16. 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı mülga Sosyal SigortalarKanunu’nun 60. maddesi şöyledir:
“Yaşlılık aylığından yararlanma esas veşartları aşağıda gösterilmiştir:
…
G) Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşındanönce Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılıksüresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, butarihten önceki süreler için ödenen Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarıprimleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.
…”
17. 506 sayılı mülga Kanun’un geçici 54. maddesi şöyledir:
“01/04/1981 tarihinden önce malullük, yaşlılıkve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında 60 ıncımaddenin (G) fıkrası hükmü uygulanmaz.”
18. 5510 sayılı Kanun'un 57. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarışöyledir:
“Malûllük, yaşlılıkve ölüm sigortalarına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında,sigortalıların ve hak sahibi çocuklarının, mülga 2/6/1949 tarihli ve 5417sayılı Kanun ve mülga 4/2/1957 tarihli ve 6900 sayılı Kanun ile 17/7/1964tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı ve 8/6/1949tarihli ve 5434 sayılı kanunlara, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunungeçici 20 nci maddesine tâbi sandıklara veya buKanuna göre ilk defa malûllük, yaşlılık ve ölümsigortalarına tâbi olduğu tarihte, nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğumtarihleri, sigortalının bu Kanuna göre ilk defa çalışmaya başladığı tarihtensonra doğan çocuklarının ise nüfus kütüğüne ilk olarak yazılan doğum tarihleriesas alınır.
İş kazası, meslek hastalığı, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından gelir ve aylıktahsisleri ile sermaye değerinin hesabında, iş kazasının olduğu veya meslekhastalığının hekim raporuyla ilk defa tespit edildiği veya sigortalıların buKanuna ve bu Kanunla yürürlükten kaldırılmış kanunlara tâbi olarak ilk defaçalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş düzeltmeleri dikkate alınmaz.”
19. 506 sayılı mülga Kanun'un 120. maddesinin ikinci ve üçüncüfıkraları şöyledir:
“Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarınailişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında, sigortalıların ve hak sahibiçocuklarının, sigortalının yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılıkanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte nüfuskütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri, sigortalının sigortaya tabi olarakilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonra doğan çocuklarının da nüfuskütüğüne ilk olarak yazılan doğum tarihleri esas tutulur.
İş kazalarıyla meslek hastalıkları, malullük, yaşlılık ve ölümsigortasından gelir ve aylık tahsisleri ile sermaye değerinin hesabında, işkazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim raporuyla ilk defa tespitedildiği veya sigortalıların yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılıkanunlara veya 506 sayılı Kanun ile diğer sosyal güvenlik kurumlarına tabiolarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş tashihleri dikkatealınmaz.”
20. Anayasa Mahkemesinin 506 sayılı mülga Kanun’un 120.maddesinin üçüncü fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan biritiraz başvurusuna ilişkin 18/1/2005 tarihli ve E.2005/4, K.2005/7 sayılıkararı şöyledir:
“Devletin, personel politikasını belirlemede büyük önemi olan emeklilikdüzenini, aktüeryal dengeleri gözeterek bilimselverilere göre belirlemesi ve buna göre gerekli yasal düzenlemeleri yapmasıdoğaldır. Devletin bilimsel verilere dayanarak kurduğu bu düzenin korunmasıAnayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenlik hakkının güvenceye alınmasıiçin de zorunlu bir gerekliliktir. Nesnel ve sürekli kurallarla sağlam vesağlıklı temellere oturtulmayan bir sosyal güvenlik kuruluşunun, mahkemekararları ile alınan yaş düzeltmeleri sonucu ortaya çıkan erken emeklilik gibinedenlerle aktüeryal dengesinin bozulması, sosyalgüvenlik sisteminin sürdürülemez bir duruma gelmesine sebep olabilir.
Sosyalgüvenlik kurumlarına tabi olarak çalışılmaya başlanıldığı tarihten sonraki yaşdüzeltmelerinin dikkate alınmayacağını öngören itiraz konusu kuralın, sosyalgüvenlik sisteminin kimi aksaklıklara yol açmadan sürdürülmesi amacına yönelikolarak düzenlendiği kuşkusuzdur. Burada yargı kararı hukuksal olarak değerinive geçerliliğini korumakta, sadece emeklilik yönünden sonuç doğurmamaktadır.
Öteyandan, yasa önünde eşitlik ilkesi, hukuksal durumları aynı olanlar için sözkonusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlikilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işlemebağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasınıönlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrıkurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasaönünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamınagelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişikkuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrıhukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlikilkesi zedelenmez.
İtirazkonusu kural, herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı olarak çalışanlardanilk defa çalışmaya başladıkları tarihten sonra yaş düzeltmesi yaptıranlararasında farklılık yaratmadığından eşitlik ilkesine aykırılık görülmemiştir.
Açıklanannedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nın 10., 60. ve 138. maddelerine aykırıolmadığından istemin reddi gerekir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 29/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu; Nüfus Müdürlüğünün kusuru nedeniyle devletinkendisini sorumlu tutmasının evrensel hukuk prensiplerine aykırı olduğunu, yaştashihine ilişkin yargı kararının yaşlılık aylığı bağlanması sırasında dikkatealınmamasının Anayasa'nın 36., 49. ve 60 maddelerinde güvence altına alınanadil yargılanma, çalışma ve sosyal güvenlik haklarını ihlal ettiğini ilerisürmüş ve tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16 ). Bu nedenlebaşvuru, başvurucunun yaşının tashihine ilişkin kesinleşmiş Mahkeme kararınınuygulanmadığına ilişkin iddiası yönünden ve mahkemeye erişim hakkı kapsamındaincelenmiştir.
24. Anayasa'nın 138. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
"Yasama ve yürütme organları ile idare,mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarınıhiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesinigeciktiremez."
25. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesininilgili kısmı şöyledir:
"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir."
27. Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olanalt ilke ve haklar, Anayasa'nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanmahakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarıncainceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHMiçtihadı ışığında yorumlamak suretiyle gerek Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yeralan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilkeve haklara Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, § 38).
28. Anayasa'nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü,diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunlarınkorunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamandatoplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme,haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanmahakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmadabulunma hakkını değil yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan birhaktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).
29. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de mahkemeye erişimhakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynızamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsar.Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanınsonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da biranlamı olmayacaktır (Hornsby/ Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997,§ 40).
30. Yargı kararlarının uygulanması "mahkemeye erişimhakkı" kapsamında değerlendirilmektedir. Buna göre yargılama sonucundamahkemenin bir karar vermiş olması yeterli değildir. Ayrıca bu kararın etkilibir şekilde uygulanması da gerekir. Hukuk sisteminde nihai mahkeme kararlarınıtaraflardan birinin aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz hâle getirendüzenlemeler bulunması veya mahkeme kararlarının icrasının herhangi bir şekildeengellenmesi hâllerinde "mahkemeye erişim hakkı" da anlamını yitirir(Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144,2/10/2013, § 28).
31. AİHM, kesinleşmiş ve bağlayıcı bir yargı kararının, lehine kararverilen tarafın zarar görmesine rağmen infaz edilmemesi durumunda Sözleşme'nin6. maddesinin teminat altına aldığı mahkemeye erişim hakkının bir anlam ifadeetmeyeceğini vurgulamaktadır. Hangi yargı makamı verirse versin bir yargıkararının veya hükmünün infaz edilmesi, 6. madde anlamında "dava"nın tamamlayıcı unsuru olarakdeğerlendirilmelidir (Burdov/Rusya, B. No:59498/00, 7/5/2002, § 34).
32. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamında bir yargı yerineulaşma hakkının sadece teorik olarak bu hakkın tanınmasını değil aynı zamanda oyargı yerinden alınan nihai kararın icrasına yönelik meşru bir beklentiyi dekoruduğunu kabul etmiştir (Apostol/ Gürcistan, B. No: 40765/02, 28/2/2007, §54).
33. Öte yandan mahkemeye erişme hakkı, niteliği gereği devlettarafından düzenleme yapılmasını gerektirdiğinden mutlak bir hak olmayıpsınırlamalara tabidir. AİHM'e göre bu hak,Sözleşme'nin tanımlamaksızın kabul ettiği bir hak olduğundan herhangi birhakkın gerçek kapsamını sınırlayan hudutlardan başka örtülü olarak izin verilensınırlandırmalara da tabidir. Uygulanacak olan sınırlandırmaların, bireylerinbaşvurularını bu hakkın özünü zedeleyecek şekilde ve ölçüde hakkı kısıtlamamasıgerekir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70,21/2/1975, § 38). Ayrıca bir sınırlama, meşru bir amaç izlemeli ve kullanılanaraçlarla gerçekleştirilmek istenen amaç arasında makul bir orantılılıkilişkisi kurulmalıdır. Aksi takdirde sınırlama, mahkemeye erişim hakkı ilebağdaşmaz (Ali Atlı, B. No:2013/500, 20/3/2014, § 50, benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Ashingdane/Birleşik Krallık, B. No: 8225/78,28/5/1985, § 57; Bayar ve Gürbüz/Türkiye,B. No: 37569/06, 27/11/2012, § 40).
34. Anayasa'nın 36. maddesinde, mahkemeye erişim hakkı açısındanherhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbirşekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özelsınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların da hakkın doğasından kaynaklananbazı sınırları bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddedeherhangi bir sınırlama nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın diğermaddelerinde yer alan kurallara dayanarak bu hakların sınırlandırılması damümkün olabilir (Tahir Gökatalay,B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 39).
35. Bu noktada kesin hüküm niteliğini haiz bir yargı kararınınyerine getirilmesi sonucunda oluşan yeni durumların bazı hukuki konularyönünden sonuç doğurmamasınınbu yargı kararınınuygulanmadığı anlamına gelmeyeceğinin dikkate alınması gerekir. Zira bir davasonunda yargı merciince verilen karardaki hükmün yerine getirilmesiyle birliktebu karar icra edilmiş yani uygulanmış olacaktır. Kararın icrasına bağlısonuçların bu davayla ilgili olmayan kişiler veya konular yönünden sonuçdoğurmaması, bu kararın uygulanmadığı şeklinde yorumlanamaz (Ali Çakmak ve ŞerefnazAygül, B. No: 2013/5961, 1/12/2015, § 51).
36. 5510 sayılı Kanun'un 57. ve 506 sayılı mülga Kanun'un 120.maddelerinin ikinci ve üçüncü fıkralarında malullük, yaşlılık ve ölümsigortalarına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında sigortalılarınve hak sahibi çocuklarının bu sigortalara tabi olduğu tarihte nüfus kütüğündekayıtlı bulunan doğum tarihlerinin esas alınacağı, sigortalıların ilk defaçalışmaya başladıkları tarihten sonraki yaş düzeltmelerinin dikkatealınmayacağı belirtilmiştir. Somut olayda başvurucu 1984 yılında SSK kapsamındabir işte çalışmaya başlamış, 1987 yılında doğum tarihini tashih ettirmiştir.SGK ve Mahkeme, anılan hükümler gereğince başvurucunun ilk kez sigortalı olduğutarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihini esas almış ve sigortalıçalışmaya başladığı tarihten sonra Mahkeme tarafından verilen yaş tashihikararını dikkate almamıştır. Bu kapsamda temel olarak başvurucunun yaşlılıkaylığı bağlanması için gerekli yaş şartını taşımadığı gerekçesiyle emekliliktalebini reddetmiştir.
37. Başvurucu, yaşının düzeltilmesine ilişkin kesinleşmişMahkeme kararının emeklilik işlemlerinde dikkate alınmamasıyla bu kararlarınuygulanamamış olduğunu ileri sürmektedir. Başvurucunun iddiasına konu Mahkemekararı, nüfus kütüğündeki kaydın düzeltilmesine ilişkin olup bu davada nüfuskayıtlarının gerçek duruma uygun hâle getirilmesi amaçlanmaktadır. Somut olayaçısından Mahkemece başvurucunun nüfus kaydındaki doğum tarihinin gerçekdurumuna uygun şekilde düzeltilmesine karar verilmiş, bu kayıt nüfus idaresincekarar doğrultusunda değiştirilmiş ve bu şekilde anılan karar icra edilmiştir.
38. Başvurucunun yaşının düzeltilmesine ilişkin Mahkemekararının 5510 sayılı Kanun'un 57. ve 506 sayılı mülga Kanun'un 120.maddelerinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca emeklilik işlemlerinde sonuçdoğurmaması, kararın uygulanmadığı ya da hukuksal değerini ve geçerliliğinikaybettiği anlamına gelmez. Emeklilik işlemlerinde SSK'ya tabi olarakçalışılmaya başlandığı tarihteki nüfus kütüğünde kayıtlı olunan doğum tarihininesas alınmasını öngören anılan kuralların, emeklilik düzeninin aktüeryal dengeler gözetilerek bilimsel verilere görebelirlenmesi ve sosyal güvenlik sisteminin birtakım aksaklıklara yol açmadansürdürülmesi amacına yönelik olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Burada yargıkararı hukuksal olarak değerini ve geçerliliğini korumakta, sadece emeklilikyönünden sonuç doğurmamaktadır.
39. Başvuru konusu uyuşmazlıkta uygulama yeri bulan 506 sayılımülga Kanun'un 120. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ile benzerdüzenlemeler içeren 5510 sayılı Kanun'un 57. maddesinin ikinci ve üçüncüfıkralarının Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan itiraz başvurularıüzerine Anayasa Mahkemesi, anılan hükümlerin Anayasa'ya aykırı olmadığına kararvermiştir (bkz. § 20; AYM, E.2008/64, K.2008/129, 19/11/2008).
40. Bu değerlendirmeler neticesinde başvurucunun yaşınındüzeltilmesine ilişkin Mahkeme kararı doğrultusunda nüfus idaresinin nüfus kaydınıdüzeltmesiyle birlikte anılan kararın icra edilmiş olduğu, bu kararın ilgilimevzuat hükümleri uyarınca emeklilik işlemlerinde sonuç doğurmamasının kararınuygulanmadığı ya da hukuksal değerini ve geçerliliğini kaybettiği şeklindeyorumlanamayacağı sonucuna ulaşılmıştır (AliÇakmak ve Şerefnaz Aygül, § 56).
41. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkınayönelik bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA29/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.