TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
TEVFİK KAYNAR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2019/4642)
Karar Tarihi: 23/11/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Raportör
:
Gökçe GÜLTEKİN YILMAZ
Başvurucu
:
Tevfik KAYNAR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, fiziksel ve sözlü şiddete ilişkin olayhakkında etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 7/2/2019 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına gönderilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
A. BaşvurucununYaralanmasına İlişkin Soruşturma Süreci
8. Başvurucu 22/9/2012 tarihinde köy yerindeki arazianlaşmazlığıyla ilgili olarak yaşanan bir kavga sırasında sol gözünükaybetmiştir.
9. Genç Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık)başvurucuya karşı kasten yaralama, tehdit ve hakaret suçlarını işledikleriiddiasıyla şüpheliler N.Y., Se.Y., Su.Y., M.B., P.Y., hakkında soruşturmabaşlatılmıştır.
B. Müşteki(Başvurucu) Beyanı ve Sanık Savunmaları
10. Başsavcılık 5/11/2012 tarihinde başvurucunun müştekişüpheli sıfatıyla ifadesini almış; başvurucu özetle olay günü şüphelilerinkendisine ve kızına saldırmaya kalkıştığını, bu nedenle evlerinekapandıklarını, şahısların giderken beş veya altı kez ateş ettiklerini, oğlununhayvanları otlatmaya götürdüğü için olay sırasında orada bulunmadığını ancakoğlu döndüğü sırada şüphelilerin oğlunu taş ve sopalarla yaradığını, oğlunayardıma koşarken bu şahısların saldırısına uğradığını, kavgaya engel olmakisteyen Z.K. ve Z.A.nın kendisini tuttuğunu, bu sırada P.Y.nin gözüne taşlavurduğunu, daha sonra M.B.nin aynı taşı gözüne vurduğunu, Z.K.nın kendisinibıraktığını ve yere düştüğünü, yerde iken üzerine taşların geldiğini,kendisinin kimseye vurmadığını beyan etmiştir.
11. Başvurucunun Genç Asliye Ceza Mahkemesindeki(Mahkeme) beyanı da benzer mahiyettedir.
12. Sanık Se.Y. 8/2/2013 tarihinde alınan ifadesindeözetle olay günü evinde olduğu sırada başvurucunun av tüfeği ile evlerine doğruateş ettiğini, silah sesi duyması üzerine dışarı çıktığını ve başvurucuyugördüğünü söylemiş; suçlamaları reddetmiştir.
13. Diğer sanıklar kollukta ve Mahkemedeki savunmalarındasuçlamaları reddetmiştir.
C. Olay TespitTutanağı ve Uzmanlık Raporu
14. 22/9/2012 tarihli Olay Yeri Tespit Tutanağı'nda; dahaönce aralarında arazi anlaşmazlığı bulunan başvurucu ve N.Y.nin kavga ettiği,başvurucunun tüfek ile ateş etmesi sonucunda N.Y.nin yaralandığı ihbarı üzerineolay yerine gidildiği belirtilmiştir. Yapılan incelmede N.Y.nin üzerinde kanizi olduğu, yürümekte zorlandığı, P.Y., Su.Y., M.B. ve Se.Y.de belirgin biryaralanma görülmediği, başvurucunun sol göz kısmında darp izleri olduğu,başvurucunun oğlu Z.K.nın başında yaralanma olduğunun görüldüğü ifadeedilmiştir. Olayın meydana geldiği N.Y. ve başvurucunun evinin arasındaki dereyatağı ile boş alanda yapılan araştırmada boş kovan bulunamadığıbelirtilmiştir.
15. Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal LaboratuvarAmirliği tarafından düzenlenen 12/12/2012 tarihli uzmanlık raporunda Su.Y.yeait tişörtün ön kısmında eser miktarda atış artıklarının tespit edildiği,başvurucuya ait gömleğin ön ve kol bölgelerinde atış artıklarının tespitedildiği belirtilmiştir.
D. TanıkBeyanları
16. Olay tarihinde köyün muhtarı olan tanık Z.K.14/11/2012 tarihli beyanında;başvurucu ile N.Y.nin kavga ettikleri yönündeihbar gelmesi üzerine Z.A. ile birlikte olay yerine gittiklerini, olay yerineulaştıklarında kavganın sona erdiğini, Z. ile birlikte N.Y.yi ve ailesinisakinleştirmeye çalıştıklarını, bir süre sonra Z.K.nın hayvan otlatmadandöndüğünü, N.Y.nin oğlu Su.Y.nin Z.K.ya hakaret ettiğini Z.K.nın da aynışekilde karşılık verdiğini, daha sonra Z.K.nın evine giderek elinde sopa iledışarı çıktığını, yanında babası olan başvurucunun da olduğunu ifade etmiştir.Her iki tarafın da birbirlerine sopalarla saldırdıklarını, P.Y.nin ve M.B.ninde olay yerinde olduklarını, bu şahısların elinde taş veya sopa görmediğini,P.Y.nin ve M.B.nin de kendisiyle birlikte kavgayı ayırmaya çalıştıklarını,kimin kime vurduğunu görmediğini fakat kavga esnasında N.Y.nin ve oğulları Su.ile Se.nin başvurucu ve oğluylataş ve sopalarla birbirlerine saldırdıklarını,kavga başlayınca aradan çekilmek zorunda kaldığını söylemiştir. Tanık Z.K.ayrıca ikametinde bulunduğu sırada olayın olduğu saatlerde dört kez tüfek sesiduyduğunu, amacının kavgayı ayırmak olduğunu ifade etmiştir.
17. Tanık Z.A. beyanında; olay günü köy muhtarının isteğiüzerine tarafları yatıştırmak amacıyla muhtarla birlikte olay yerinegittiklerini, olay yerine vardıklarında herhangi bir kavganın olmadığını,başvurucunun da evde olmadığını, bu sırada başvurucunun oğlu Z.K.nın hayvanlarıotlatmadan döndüğünü, N.Y.nin ve oğlu Su.Y.nin Z.K.ye hakaret ettiklerini ve"sabah senin baban bize ateş etti" dediklerini, tarafların tartışmayabaşladıklarını belirtmiştir. Tanık ayrıca, Z.K.nın ikametine giderek sopagetirdiğini, muhtar Z.K.nin Z.yi tutarak kavga etmeyin dediğini, kendisinin deN.Y.yi tuttuğunu, bu sırada başvurucu ile N.Y.nin oğullarının geldiklerini vetarafların birbirlerine taş ve sopalarla saldırdıklarını, kendilerini korumakiçin muhtarla birlikte aradan çekildiklerini, başvurucunun gözündekiyaralanmanın bu kavga esnasında olduğunu ifade etmiş, M.B.nin kavgayı ayırmakiçin orada olduğunu ve bu sırada yaralandığını, ayrıca P.Y.nin kavga sonaerdikten sonra olay yerine geldiğini, taraflardan hangisinin taş ve sopayladiğerlerine vurduğunu ayırt edemeyeceğini, her iki tarafın da elinde taş vesopa olduğunu, birbirlerini bu şekilde yaraladıklarını söylemiştir.
E. BaşvurucununAdli Raporları
18. Başvurucu hakkında Bingöl Genç Devlet Hastanesitarafından 22/9/2012 tarihinde düzenlenen adli muayene raporunda, sol göz altdış kısmında kesi mevcut olduğu, aynı zamanda aktif kanamanın olduğu,lezyonların basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceğine ve hayatitehlikesinin mevcut olup olmadığına bir üst merkezce karar verileceğibelirtilmiş, başvurucu Bingöl Devlet Hastanesine sevk edilmiştir.
19. Fırat Üniversitesi Hastanesi tarafından düzenlenen4/4/2013 tarihli raporda başvurucunun yaralanmasının basit tıbbi müdahale ilegiderilebilecek nitelikte olmadığı, yüzünde sabit iz niteliğinde olduğu ve solgözünün işlevini yitirmesine neden olduğu belirtilmiştir.
F. SanıklarHakkında Açılan Kamu Davasına İlişkin Süreç
20. Savcılığın 15/4/2013 tarihli iddianamesiilebaşvurucuya karşı kasten yaralama suçunu işledikleri iddiasıyla sanıklarN.Y., Su.Y., Se.Y., M.B., P.Y., hakkında kamu davası açılmıştır.
21. Mahkemece 23/5/2013 tarihi ile 9/4/2015 tarihiarasında gerçekleştirilen on duruşmada, Z.K. hakkında Adli Tıp Kurumundan raporalınmış; bir kısım sanıkların savunması dinlenmiş ve görevsizlik konusundainceleme yapılmıştır.
22. Mahkemenin 7/5/2015 tarihli kararıyla bir kısımsanıkların beraatine ve bazı sanıkların da cezalandırılmalarına kararverilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"... Tanık Z.A. aşamalarda vermişolduğu ifadesinde, olay tarihinde Tevfik ve Z. ile N,, S., ve S. arasında taşlısopalı kavga yaşandığını ve kavgayı kendisi ile beraber Z., P. ve M. ileberaber ayırmaya çalıştıklarını belirttiği, kavga öncesinde Su.nun Z.ye 'a..s.'diyerek küfür ettiğini belirttiği, olay esnasında ve öncesinde bir ateş açılmahadisesini görmediğini belirttiği anlaşılmıştır.
Tanık Z.K. aşamalarda vermiş olduğuifadesinde, Z.nin hayvan otlatmaktan geldiği sırada Su.nun Z.nin yanına giderekkendisine küfür ettiğini, Z.nin de Su.ya karşılık verdiğini, daha sonra Z.ninevine doğru gittikten sonra T. ile beraber ellerinde sopa ile geldikleriniaralarında kavga başlaması neticesinde Tevfik ve Z. ile N., Su. ve Se.ninbirbirlerine girdiklerini belirttiği anlaşılmıştır.
...sanıklar P.Y. ve M.B. hakkında basityaralama ve kasten yaralama suçlarını işledikleri iddiası ve cezalandırılmalarıtalebi ile kamu davası açılmış ise de, tanıklar Z. ve Z.nin beyanlarında adıgeçen sanıkların meydana gelen kavgayı ayırmaya çalıştıklarının anlaşıldığı,sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair dosya kapsamında katılansanıklar Z. ve Tevfik'in beyanları dışında her türlü şüpheden uzak ve somutdelillerin bulunmaması ve yüklenen suçların sanıklar tarafından işlendiğininsabit olmaması nedeni ile 5271 sayılı CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca atılı suçlardansanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar vermek gerekmiştir.
...
Katılan sanıklar Su., N. ve sanık Se.ninüzerlerine atılı kasten yaralama suçu yönünden yapılan değerlendirmede: katılansanıklar Tevfik ve Z.ye ait adli muayene raporları, tanık anlatımları,sanıkların tevil yollu ikrarları bir arada değerlendirildiğinde, katılansanıklar S., N.ve sanık S.nin silah vasfı taşıdığı kuşkusuz olan taş ve sopakullanmak suretiyle her iki katılan sanığa da cizmen eza verdikleri ve busuretle üzerlerine atılı yaralama suçunu işledikleri sabit görülmüştür.
...
Sanıklar Se.Y., Su.Y. ve N.Y. üzerlerineatılı kasten yaralama suçunu müştereken Tevfik KAYNAR'a karşı işledikleri sabitgörülmekle; TCK'nın 61. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi ve meydana gelentehlikenin ağırlığı göz önüne alınarak eylemine uyan TCK’nın 86/1. maddesigereğince takdiren alt sınırdan ceza belirlenmiş, sanıkların eylemi silahlagerçekleştirdikleri anlaşıldığından cezada TCK'nın 86/3-e maddesi uyarıncaarttırıma gidilmiş, sanıkların eylemi neticesinde mağdurun duyularından birininişlevini yitirmesine neden oldukları anlaşılmakla TCK'nun 87/2-b maddesiuyarınca cezalarında arttırıma gidilmiş, sanıkların cezalarında TCK'nın87/2-son maddesi uyarınca yasal arttırıma gidilmiş, sanıkların eylemi olayesnasında ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının tespit edilememesisebebiyle haksız tahrik altında gerçekleştirdikleri anlaşılmakla cezada TCK'nın29. maddesi uyarınca indirime gidilmiş, sanıkların dosyaya yansıyan olumsuztavır ve davranışları bulunmaması nedeniyle cezada TCK'nın 62. maddesigereğince takdiren indirime gidilmiş, sanıklar hakkında hükmolunan hapiscezasının miktarı dikkate alındığında CMK'nın 231/5. maddesi ile TCK'nın 50. ve51. maddelerinin uygulanmasına yasal olanak bulunamamış ve aşağıdaki hükümtesis edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığıüzere:
...
2-Sanıklar Se.Y., Su.Y. ve N.Y.üzerlerine atılı kasten yaralama suçunu müştereken Tevfik KAYNAR'a karşıişledikleri sabit görülmekle;
...
Sanıkların dosyaya yansıyan olumsuztavır ve davranışları bulunmaması nedeniyle cezada TCK'nın 62. maddesigereğince takdiren 1/6 oranında indirime gidilerek neticeten ayrı ayrı 3 yıl 4ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına,
...
3-Sanık Se.Y.nin üzerine atılı tehditsuçunu işlediği sabit görüldüğünden;
Sanığın TCK'nın 61. maddesi uyarıncasuçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer, sanığın kasda dayalı kusurununağırlığı göz önüne alınarak eylemine uyan TCK'nun 106/2-a. maddesi gereğincetakdiren 2 yıl hapis cezasıile cezalandırılmasına,
...
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtandolayı mahkum olmaması, suç tarihinden sonra gösterdiği pişmanlık ile bir dahasuç işlemeyeceği yönünde mahkememizde kanaat oluşması, karşılaması gerekenmaddi zararın olmaması ve kabul etmesi nedenleriyle CMK’nın 231/5. maddesigereğince hakkındaki HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,"
23. Temyiz üzerine hüküm, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin9/10/2018 tarihli kararıyla onanmıştır. Yargıtay kararında sanıklar hakkında,tespit edilen bir yıl altı ay hapis cezasının, iki kat artırılması suretiylebelirlenen ceza miktarının üç yıl on sekiz ay hapis cezası yerine hesap hatasıyapılarak 2 yıl 12 ay hapis cezası olarak tayini, sonuca etkiligörülmediğinden, Anayasa Mahkemesinin, 24/11/2015 tarihli Resmi Gazete’deyayımlanan 8/10/2015 tarihli ve E.2014/140, K. 2015/85 sayılı 26/9/2004 tarihlive 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarınailişkin iptal kararının infaz aşamasında gözetilebileceği belirtilerek bozmanedeni yapılmadığı ifade edilmiştir.
G. BaşvurucuHakkında Yürütülen Yargılama Süreci
24. Savcılığın 15/4/2013 tarihli aynı iddianamesiylebaşvurucu hakkında tehdit ve kasten yaralama suçlarından kamu davasıaçılmıştır.
25. Mahkemenin 7/5/2015 tarihli aynı kararındabaşvurucunun tehdit ve yaralama suçlarını işlediği gerekçesiylecezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilmiştir.
26. Temyiz üzerine hüküm, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin9/10/2018 tarihli aynı kararıyla onanmıştır. Bu karar başvurucuya 4/2/2019tarihinde tebliğ edilmiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
27. 5237 sayılı Kanun'un "Kasten yaralama"kenar başlıklı 86. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Kasten başkasının vücudunaacı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olankişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
...
(3) Kasten yaralama suçunun;
...
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğunüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Silahla,
İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın,verilecek ceza yarı oranında artırılır. "
28. 5237 sayılı Kanun'un "Neticesi sebebiyleağırlaşmış yaralama" kenar başlıklı 87. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Kasten yaralama fiili,mağdurun;
...
b) Duyularından veya organlarından birininişlevinin yitirilmesine,
...
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye görebelirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkrayagiren hallerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamaz.
..."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
29. Anayasa Mahkemesinin 23/11/2021 tarihinde yapmışolduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
30. Başvurucu, uğradıkları saldırı sonucunda oğlu Z.K.ninbaşından yaralandığını ve kendisinin sol gözünü kaybettiğini, sanıklar hakkındaorantısız ceza verildiğini, yargılamanın makul bir süratle tamamlanmadığınıbelirterek yaşam hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
31. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncüfıkraları şöyledir:
"Herkes, yaşama, maddi ve manevivarlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılıhaller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimselve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabitutulamaz."
32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucu, yaşam hakkının ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüş ise de adli raporlara göre başvurucunun üçüncü kişilerin fiillerinedeniyle maruz kaldığı saldırı sonucunda yaralanmasının basit tıbbi müdahaleile giderilebilecek nitelikte olmadığı, yüzünde sabit iz niteliğinde olduğu vesol gözünün işlevini yitirmesine neden olduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun kamumakamlarınca daha önceden bilinen ya da bilinmesi gereken gerçek ve yakın birtehdidin mevcudiyeti noktasında bir iddiada bulunmadığı hususu veyaralanmasının niteliği dikkate alındığında incelemenin Anayasa’nın 17.maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usulyükümlülüğü ile sınırlı olarak yapılmasına karar verilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
34. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılanmaddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncüfıkrasında da kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenininsan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağıhüküm altına alınmıştır.
35. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamasınıgerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı göstermeyükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri, B.No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).
36. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını korumahakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutubulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel veruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsacezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmekdurumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırılarıönleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıklarıolaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altındameydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir vediğerleri, § 110).
37. Kötü muamele vakalarında yürütülecek cezasoruşturmalarının amacı, kişinin maddi ve manevi varlığını koruyan mevzuathükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların hesap vermelerinisağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılmasıyükümlülüğüdür. Diğer taraftan burada yer verilen değerlendirmeler hiçbirşekilde Anayasa’nın 17. maddesinin başvuruculara, üçüncü tarafları adli bir suçnedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı ya da tüm yargılamalarımahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediğianlamına gelmemektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 77). Ancak usulyükümlülüğünün bir unsuru olarak tespit edilen sorumlulara fiilleriyle orantılıcezalar verilmeli ve mağdur açısından uygun giderim sağlanmalıdır (ŞenolGürkan, B. No: 2013/2438, 9/9/2015, § 105).
38. Bireysel başvurulara ilişkin şikâyetlerinincelenmesinde Anayasa Mahkemesinin sahip olduğu rol ikincil nitelikte olupicra edilen bir soruşturmadaki delilleri değerlendirmek kural olarak savcılıkve derece mahkemelerinin işi olduğundan Anayasa Mahkemesinin görevi, bumercilerin maddi olaylara ilişkin yaptıkları değerlendirmenin yerine kendideğerlendirmesini koymak değildir. Kötü muamele iddialarıyla ilgili olarakAnayasa Mahkemesinin yetkisi, Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerden Sözleşme ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokollerkapsamında bulunanlarla sınırlıdır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin cezaisorumluluk bağlamında suça ya da masumiyete ilişkin bir bulguya ulaşma görevibulunmamaktadır. Diğer taraftan yargı savcılık ve derece mahkemelerininbulgularının Anayasa Mahkemesini bağlamamasına rağmen normal şartlar altında bumercilerin maddi olaylara ilişkin yaptığı tespitlerden ayrılmak için dekuvvetli nedenlerin bulunması gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 96).
39. Mahkemelerin yargıya ve adalete olan güvenisürdürülebilir kılmak amacıyla kovuşturmaların kısa sürede sonlandırılması,özellikle işkence ve kötü muamele niteliğindeki fiillerin zamanaşımınauğramaması için ellerinden gelen tüm gayreti sarf etmeleri ve tüm araçlarabaşvurmaları gerekir. Kötü muamele iddialarına ilişkin bir ceza davası sözkonusu olduğunda yetkililer tarafından çabuklukla verilecek bir yanıt, eşitlikilkesi içinde genel olarak kamunun güveninin korunması açısından temel birunsur olarak sayılabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 116).
40. Kötü muameleye ilişkin bir soruşturmanınolabildiğince süratle ve özenle yürütülmesi gerekir. Bazı durumlardasoruşturmanın ilerlemesine engel olan güçlükler bulunabilir. Ancak böyle birdurumda dahi yetkililerin süratle hareket etmeleri olayın aydınlatılabilmesi,hukukun üstünlüğüne olan inancın korunması ve hukuka aykırı eylemlere müsamahagösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü verilmemesi açısından büyük önemesahiptir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 119).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
41. Başvurucunun iddiaları kasten yaralama suçu sonucundasol gözünü kaybetmesine karşın bütün hususlar araştırılmadan sanıklar hakkındadüşük ceza tayin edilmesi, bir sanık hakkında hükmün açıklanmasının geribırakılması kararı verilmesi ve yargılamanın makul süratte sonuçlandırılmamasıüzerinde yoğunlaşmaktadır. Yaralama olayıyla ilgili diğer usul yükümlülüklerihususunda başvurucunun somut bir şikâyeti bulunmadığı gibi başvuruya yansıyanolgular nazara alındığında soruşturmanın özensiz yapıldığını düşündürecek birhusus da tespit edilememiştir. Dolayısıyla başvuru bu iki temel şikayetkapsamında incelenmiş, öncelikle cezasızlık şikâyeti irdelenmiştir.
42. Somut olayda başvurucu olay günü aralarında husumetbulunan tüm şüphelilerin saldırısına uğradığını, P.Y.nin gözüne taşlavurduğunu, daha sonra M.B.nin aynı taşı gözüne vurduğunu, yere düştüğünü, yerdeiken üzerine taşların geldiğini yargılama sırasında beyan etmiştir. Mahkeme isetanık anlatımları ve tüm delilleri değerlendirerek bu sanıkların atılı suçtanberaatine karar vermiştir.
43. Bireylerin cezai sorumluluklarının kapsamına ilişkinhukuki sorunların incelenmesi Anayasa Mahkemesinin görevleri arasında olmayıpkonu derece mahkemelerinin takdirine bırakılmıştır. Yine bu bağlamdasuçlu-suçsuz kararı vermek ya da daha hafif veya ağır ceza belirlemek deAnayasa Mahkemesinin görevleri arasında bulunmamaktadır (Tahir Canan, §35). Ancak Anayasa Mahkemesi bu soruna devletin kötü muamele oluşturaneylemleri etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğidüzleminde, yaptırımın caydırıcı olup olmadığı yönünden incelemektedir (benzeryöndeki değerlendirme için bkz. Musa Erdem ve diğerleri, B. No:2013/1845, 7/11/2013, § 26).
44. Mahkemece iki tanığın beyanı ve diğer deliller dedikkate alınarak başvurucuyu gözünden yaralayan şahıslar Su.Y., Se.Y. ve N.Y.olarak tespit edilmiştir. Sanıkların eylemi silahla gerçekleştirdikleri vesanıkların eylemi neticesinde başvurucunun duyularından birinin işleviniyitirmesine neden olduğu gerekçesiyle cezada arttırıma gidilmiş, sanıklarıneylemi esnasında ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının tespitedilememesi sebebiyle haksız tahrik indirimi yapılmış ve ayrıca takdiri indirimsebebi uygulanmıştır. Sanıkların sonuç olarak üç yıl dört ay hapis cezasıylacezalandırılmalarına; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hapiscezalarının seçenek yaptırımlara çevrilmesine veya ertelenmesine ilişkin kanunhükümlerinin uygulanmasına yasal olanak bulunmadığına karar verilmiştir. Se.Y.hakkında ayrıca silahla tehdit suçundan hapis cezası verilmiş ve hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
45. Cezasızlık, işlenen bir suçun somut olarak cezasızkalmasını ifade etmektedir. Cezasızlık; kötü muamele fiillerine yönelik olaraksorumluların adalet önüne çıkarılmaması, işledikleri suçla orantılı bir biçimdecezalandırılmaması veya mahkûm edildikleri cezanın infazının sağlanmamasışeklinde ortaya çıkabilmektedir. İşlenen suç ile verilen cezalar arasındaorantısızlık olması ya da hiç ceza verilmemesi durumunda bu tür eylemlerinönlenmesini sağlayabilecek caydırıcı bir etki ortaya koymaktan oldukça uzakkalınmaktadır (S.D. B. No: 2013/3017, 16/12/2015, § 102).
46. Bu açıdan Mahkemenin nihai kararı değerlendirilmesisonucunda gerçekleşen kötü muamele vakasında sorumluların tespit edildiği vehapis cezasıyla cezalandırıldığı, verilen hürriyeti bağlayıcı cezanınertelenmediği veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmediğihususları birlikte değerlendirildiğinde sanıklara verilen cezalarıneylemleriyle orantılı olduğu, kötü muamele yasağının caydırıcı işlevininsağlandığı görülmüştür.
47. Buna karşın, olayın 22/9/2012 tarihindegerçekleştiği, Savcılığın 15/4/2013 tarihli iddianamesiyle kamu davasınınaçıldığı, Mahkeme tarafından 7/5/2015 tarihinde karar verildiği, Yargıtay 3.Ceza Dairesinin 9/10/2018 tarihli kararıyla hükmün onandığı, yaklaşık altı yılbir ay süren yargılamada üç yıl beş aya yakın bir sürenin temyiz incelemesindegeçtiği görülmektedir.
48. Somut olayda, hukuki meselenin çözümündeki güçlük,maddi olayın niteliği, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, tarafsayısı gibi kıstaslar dikkate alındığında başvuru konusu olayın karmaşık birgörünüm arz etmediği, başvurucunun yargılamanın uzamasına sebep olacak tutumunuve usule ilişkin haklarını kullanırken özensizliğini gösteren bir unsurun dagözlenmediği; yaklaşık altı yıl bir aylık yargılama süresinde makul olmadığıanlaşılmıştır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Adem Erden, B. No:2015/4032, 23/1/2019, § 42). Dolayısıyla makul hızla soruşturma -yargılama-yapılmadığından kötü muamele yasağının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
49. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesindegüvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
51. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve400.000 TL maddi, 200.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
52. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
53. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
54. Somut başvuruda kötü muamele yasağının ihlal edildiğisonucuna ulaşılmıştır.
55. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütünsonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için kötü muamele yasağının ihlalinedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 40.500 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
56. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesiiçin başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364,60 TL harçtanoluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvencealtına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 40.500 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,diğer tazminat taleplerinin REDDİNE,
D. 364,60 TL harçtan oluşan yargılama giderininbaşvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 23/11/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.