TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
TEVFİK BALTACI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/8074)
Karar Tarihi: 9/3/2016
R.G. Tarih ve Sayı: 27/4/2016-29696
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Gökçe GÜLTEKİN
Başvurucu
:
Tevfik BALTACI
Vekili
:
Av. Damla KÜÇÜK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, memur olarak görev yapılan dönemde ödenen yaşlılıkaylıklarının iadesi işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddedilmesinedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 8/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 23/2/2015 tarihinde, kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 26/06/2015 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulangörüş 21/9/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığıngörüşüne karşı beyanlarını süresi içinde ibraz etmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, Orman Genel Müdürlüğünde mühendis olarakçalışmakta iken memuriyet görevinden ayrılmış 11/7/1964 tarihli ve 506 sayılıSosyal Sigortalar Kanunu'na tabi olarak çalışmaya devam etmiştir.
8. Başvurucu 1989 yılında emekli olmuş ve kendisine 506 sayılıKanun uyarınca yaşlılık aylığı bağlanmıştır.
9. Başvurucu emekli olduktan sonra 6/10/1998 tarihinde, yeniden14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi olarak OrmanGenel Müdürlüğünde göreve başlamıştır.
10. Başvurucu memur olarak tekrar göreve başladığını belirterekalmakta olduğu yaşlılık aylığı ödemelerinin durdurulması talebiyle 26/10/1998tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Müdürlüğü'ne (SSK) başvurmuştur.
11. SSK tarafından verilen yazılı cevapta kurum mevzuatında,kurumdan yaşlılık aylığı almakta iken 657 sayılı Kanun'a göre çalışmayabaşlayanların aylıklarının durdurulması veya iptal edilmesi ile ilgili herhangibir düzenleme bulunmadığı ifade edilmiş, başvurucunun talebine yönelik birişlem yapılmasının mümkün olmadığını bildirilmiştir.
12. Sosyal güvenlik kurumlarından emeklilik veya yaşlılık aylığıalanlarla ilgili olarak kanun koyucu tarafından yeni bir düzenleme yapılmış;28/12/2004 tarihli ve 5277 sayılı 2005 Malî Yılı Bütçe Kanunu'nun 25.maddesinin (f) fıkrasının ikinci paragrafında, herhangi bir sosyal güvenlikkurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların bu aylıkları kesilmeksizingenel ve katma bütçeli idareler de dahil olmak üzere Kanun'da belirtilen kamukurum ve kuruluşlarında çalıştırılamayacağı hüküm altına alınmıştır.
13. Zonguldak İdare Mahkemesi ilgili düzenlemenin Anayasa'yaaykırı olduğu gerekçesiyle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuş, AnayasaMahkemesinin 14/11/2006 tarihli Resmî Gazete'deyayımlanan E.2005/146, K.2005/105, 28/12/2005 tarihli kararıyla diğerkanunlarla düzenlenmesi gereken konuların bütçe kanunuyla düzenlenmesininAnayasa'ya aykırı olduğu belirtilerek düzenlemenin iptaline karar verilmiştir.
14. Bütçe kanununda yer aldığı gerekçesiyle iptal edilen Kanunmaddesi herhangi bir değişiklik yapılmaksızın 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılıKanun'un 30. maddesinin ikinci fıkrasında tekrar düzenlenmiştir.
15. Düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaliiçin tekrar Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine Anayasa Mahkemesinin18/3/2008 tarihli Resmî Gazete'de yayımlananE.2005/52, K.2007/35, 3/4/2007 tarihli kararıyla iptali istenen kanun hükmüylekişinin sosyal güvenlik hakkının ortadan kaldırılmadığı ve emeklilik statüsününzarar görmediği, kuralın sadece belirtilen yerlerde çalışıldığı ve karşılığındagelir elde edildiği sürece emekli aylığının kesilmesini öngördüğü, kişininemekli veya yaşlılık aylığından, belirtilen kurumlarda çalışarakdahaiyibir yaşam elde etmedüşüncesiylekendi isteği ile vazgeçtiği ifade edilmiş, iptali istenen kanun maddesininAnayasa'ya aykırı olmadığı gerekçesiyle iptal isteminin reddine kararverilmiştir.
16. Başvurucu veya görev yaptığı Kurum tarafından başvurucunun5335 sayılı Kanun kapsamında kurumda çalışmaya devam ettiği yönünde SosyalGüvenlik Kurumu Başkanlığına (SGK) herhangi bir bildirim yapılmamış, 5335sayılı Kanun'da yer alan düzenlemeye rağmen başvurucuya yapılan emekli maaşıödemesine son verilmemiştir.
17. Başvurucu,yenidenbaşladığı devlet memurluğu görevinden 20/7/2009 tarihinde emekli olmuştur.
18. Başvurucu, memuriyet hizmetinden emekli olduktan sonra SGK'nın 19/1/2010 tarihli yazısıyla başvurucuya1/1/2005-14/9/2009 tarihleri arasında ödenen toplam 35.945,41 TL yaşlılıkaylığının 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesi uyarınca başvurucu adına borçkaydedildiği belirtilerek 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar veGenel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 96. maddesinin (a) bendi uyarınca belirtilenmeblağın başvurucudan tahsiline karar verilmiştir.
19. Başvurucu aleyhine 30/4/2010 tarihinde Ankara 27. İcraMüdürlüğünün E.2010/7352 sayılı dosyasında takip başlatılmıştır.
20. İcra Müdürlüğünün 26/7/2010 tarihli dosya hesabına göretakipte kesinleşen miktar 57.789,19 TL olmak üzere 67.368,14 TL bakiye borçtespit edilmiş, başvurucu 28/7/2010 tarihinde bu tutarın tamamını ödemiştir.
21. SGK'nın 12/8/2010 tarihliyazısıyla başvurucudan 11.038 TL fazladan tahsil edildiği belirtilerek bu tutariade edilmiştir.
22. Başvurucudan toplamda 56.330,14 TL tahsil edilmiştir.
23. Başvurucu, SGK'nın 19/1/2010tarihli tahsil işleminin iptali istemiyle 31/5/2010 tarihinde Ankara 11. İşMahkemesinde dava açmıştır.
24. Mahkemenin 7/6/2012 tarihli ve E.2010/513, K.2012/506 sayılıkararıyla davanın reddine karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
" .. davacının 13/7/2009tarihinde memuriyetten Emekli Sandığına tabi olarak emekli olmak istediği veemekliye sevk edildiği, bunun üzerine Kurumca 1/1/2005 ile 14/9/2009 arasındaödenen aylıkların borç kayıt edilerekKurumcasigortalıdan istendiği, bunun üzerine davacının Mahkememizde dava açtığı, Kurumdosyalarının incelenmesinde ve yapılan bilirkişi irdelemesinde Kurumun yaptığıişlemin yürürlükte bulunan 5277 ve 5335 sayılı Kanunlara uygun olduğu tespitedilmiş davanın reddi cihetine gidilmiştir. "
25. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 6/6/2013tarihli ve E.2012/21594, K.2013/12778 sayılı ilamıyla "Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce debenimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillereve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre,yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygunolan hükmün onanmasına" karar verilmiştir.
26. Karar, başvurucuya 8/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
27. Başvurucu 8/11/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
28. Zonguldak İdare Mahkemesinin Anayasa'ya aykırı olduğugerekçesiyle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurduğu 5277 sayılı Kanun'un25. maddesinin (f) fıkrasının ikinci paragrafı şöyledir:
“Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundanemeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genelbütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar,belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafındankurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alankuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul vekuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ilemüessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olandiğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz vegörev yapamazlar. ”
29. Anayasa Mahkemesinin 14/11/2006 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan E.2005/146, K.2005/105, 28/12/2005tarihli kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Budurumda, diğer yasalarla düzenlenmesi gereken konuların bütçe yasasıyladüzenlenmesi Anayasa'nın 87., 88., 89., 161. ve 162. maddelerine aykırılıkoluşturduğundan itiraz konusu kuralların iptali gerekir.
VI-SONUÇ
28.12.2004 günlü, 5277 sayılı “2005 Malî YılıBütçe Kanunu”nun 25. maddesinin (f) fıkrasının ikincive üçüncü paragraflarının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 28.12.2005gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi."
30. Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali için AnayasaMahkemesine başvurulan 5335 sayılı Kanun’un 30. maddesinin ikinci fıkrasışöyledir:
“Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundanemeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genelbütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar,belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafındankurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alankuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul vekuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ilemüessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olandiğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz vegörev yapamazlar. ”
31. Anayasa Mahkemesinin 18/3/2008 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan E.2005/52, K.2007/35, 3/4/2007 tarihlikararının ilgili kısmı şöyledir:
"...
Dava konusu kural, emekli veya yaşlılık aylığıalmakta olan kişinin kendini çalışma gücüne sahip görerek kendi isteği ilekuralda belirtilen yerlerde yeniden çalışmaya başlaması durumunda emekliaylığının kesilmesine ilişkindir.
Buna göre, kişinin sosyal güvenlik hakkıortadan kaldırılmamakta ve emeklilik statüsü zarar görmemektedir. Kural, sadecebelirtilen yerlerde çalışıldığı ve karşılığında gelir elde edildiği süreceemekli aylığının kesilmesini öngörmektedir. Bu durumda da sosyal güvenliğinsosyal riskler karşısında asgari yaşam düzeyinin sağlanması amacı ortadankalkmamaktadır. Kişi, yaşlılık dolayısıyla çalışamama riski karşılığında sosyalgüvenlik sisteminin sağladığı emekli veya yaşlılık aylığından, belirtilenkurumlarda çalışarakdaha iyibiryaşam elde etmedüşüncesiyle kendi isteği ilevazgeçmektedir.
Anayasa'nın 49. maddesinde, çalışmanınherkesin hakkı ve ödevi olduğu belirtilmiş, Devlete, çalışanların yaşamdüzeyini yükseltmek, çalışma yaşamını geliştirmek için çalışanları korumak,çalışmayı denetlemek ve işsizliği gidermeye elverişli ekonomik bir ortamyaratmak için gerekli önlemleri almak ödevi verilmiştir. Devlet, kişininçalışma hakkını kullanabilmesi için iş alanında gerekli önlemleri alacak vesınırlamaları kaldırarak görevini yerine getirecek, bireyde çalışarak toplumayük olmaktan kurtulacaktır.
Devletin herkese iş verme, herkesi işeyerleştirme zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, Devlet olanakları ölçüsünde,yeterli örgütler kurarak iş bulmayı kolaylaştırıp sağlamak için gerekliönlemleri almakla yükümlüdür. İşsizliği önlemek amacıyla yapacağı çalışmalarlaDevlet, öncelikle kamu sektöründe iş vermek yolunu izleyecek, bu nedenle deyasal düzenlemeler yapacaktır. Buna göre, Devlet işsizlere de iş imkanı sağlayacak istihdam tedbirlerini almak zorundadır.Sosyal güvenlik kurumlarından emekli veya yaşlılık aylığı almakta iken kendiisteği ile belirtilen yerlerde yeniden çalışmaya başlayanların emekli veyayaşlılık aylıkların kesilmesinin, özellikle öğrenimlerini tamamlayıp iş arayangençlere iş bulma amacı dikkate alındığında daha büyük sorunların çözümüneyönelik düzenlemeler olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, sosyal güvenlikkurumundan emekli veya yaşlılık aylığı almakta olanların, kuralda sayılan kurumve kuruluşlarda kendi istekleri ile yeniden çalışmaya başlamaları ve karşılığındaaylık almaları nedeniyle, yaşlılık veya emekli aylıklarının kesilmesini öngörendava konusu kural, Anayasa'nın 2., 49. ve 60. maddelerine aykırı değildir.İptal isteminin reddi gerekir."
32. Maliye Bakanlığının 279 sayılı Tel Emrinin 10. maddesişöyledir:
"Kamu Kurum ve Kuruluşlarının 31/12/2004tarihi itibarıyla çalıştırdıkları personelden SSK, Bağ-Kur,Emekli Sandığı ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 20. maddesi uyarıncakurulan sandıklardan emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta olanlardan 1/1/2005tarihinden itibaren çalışmaya devam edeceğini yazılı olarak beyan edenler ve butarihten itibaren görevden ayrılanları, 5277 sayılı Kanun'un 25/f maddesininuygulanmasını sağlamak amacıyla yedi iş günü içerisinde ilgili Sosyal GüvenlikKurumuna bildireceklerdir."
33. 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin (a) ve (b) bendişöyledir:
"Kurumca işverenlere, sigortalılara,isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların haksahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğukişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanunkapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarındandoğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllıksürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerindenkaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beşyıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihtenitibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerdefaizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihtensonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan,
...
itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdanalacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümleregöre geri alınır. "
IV. İNCELEME VE GEREKÇ
34. Mahkemenin9/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
35. Başvurucu, emekli olduktan sonra tekrar devlet memuru olarakçalışmaya başladığını, bu tarihten sonra çıkarılan Kanun ile emeklilik aylığıtutarının bir kısmının borç kaydedilerek iadesinin talep edildiğini, emeklilikaylığının kanunla elinden alınmasının kazanılmış haklar ilkesine aykırıolduğunu, emeklilik hakkının kısıtlanmasında ölçülülük ilkesine aykırıdavranıldığını, yasal değişikliğe ilişkin olarak kendisine çalıştığı kurum veyaSGK tarafından bir bildirim veya uyarı yapılmadığını, ilgili düzenlemeyürürlüğe girmeden önce zaten çalışmaya başladığını ve tekrar çalışmayabaşladığı tarihte emekli aylığının kesilmesi için yaptığı başvurunun dikkatealınmadığını, yargılama sürecinde Mahkemece delillerin değerlendirilmesi vehukuk kurallarının yorumlanmasında açıkça keyfî davranıldığını, iddialarınınMahkemece cevaplandırılmadığını ve dava dilekçesinde belirtilen kanunhükümlerinin neden dikkate alınmadığının belirtilmediğini, emsal olabileceknitelikteki Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin E.2004/62, K.2004/2899 sayılıkararında, 506 sayılı Kanun'un mülga 63. maddesi gereği tercihte bulunmahakkının kişiye tanınması gerektiğini, tercih hakkı sunulmadan yaşlılıkaylığının kesilemeyeceğinin düzenlendiğini belirterek kazanılmış haklarının,hukuki güvenlik ilkesinin, adil yargılanma hakkının, sosyal güvenlik hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüş; Mahkeme kararının bozulması veya tazminatahükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının mülkiyet hakkıkapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
37. Başvurucu, emekli olduktan sonra tekrar devlet memuru olarakçalışmaya başladığını, bu tarihten sonra çıkarılan Kanun ile emeklilik aylığıtutarının bir kısmının borç kaydedilerek iadesinin talep edildiğini, emeklilikaylığının kanunla elinden alınmasının kazanılmış haklar ilkesine aykırıolduğunu iddia etmiştir.
38. Bakanlık, görüş yazısında başvurucunun iddiasının mülkiyethakkı kapsamında incelenmesi gerektiği bildirilmiştir.
39. Anayasa'nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
40. Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı, özel hukukta veya idariyargıda kabul edilen mülkiyet hakkı kavramlarından farklı bir anlam ve kapsamasahip olup bu alanda kabul edilen mülkiyet hakkı, yasal düzenlemeler ile yargıiçtihatlarından bağımsız olarak özerk bir yorum ile ele alınmalıdır (Hüseyin Remzi Polge, B.No: 2013/2166, 10/6/2015, § 31).
41. Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyalgüvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, öncedenprim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde birödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgilimevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamınagiren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, § 36). Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlaraltında ortadan kaldırılması, onun en azından ortadan kaldırılıncaya kadar"mülk" olarak kabul edilmesine engel teşkil etmez (Bülent Akgül, B.No: 2013/3391,16/9/2015, § 56).
42. Somut olayda olduğu gibi SGK tarafından bağlanan yaşlılıkaylıklarının geri ödenmesine karar verilmesi sonucunda başvurucunun mülkiyethakkına müdahale edilip edilmediğinin tespiti için öncelikle bu durumunmülkiyet hakkı kapsamında bir hak teşkil edip etmediğinin belirlenmesi gerekir.
43. Başvuru konusu olayda; emekli olduktan sonra başvurucuya 506sayılı Kanun hükümlerine göre yaşlılık aylığı ödendiği, başvurucunun memurolarak çalışmaya başladığı dönemde SGK'ya bildirimdebulunarak almakta olduğu yaşlılık aylığı ödemelerinin durdurulmasını talepettiği, SGK tarafından başvurucunun isteminin reddedildiği, 5335 sayılıKanun'la getirilen herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yaşlılık aylığıalanların; bu aylıkları kesilmedikçe belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarındaçalıştırılamayacağı yönündeki düzenlemeye karşın başvurucunun görev yaptığıİdarenin SGK'ya başvurucu hakkında herhangi birbildirimde bulunmadığı, Maliye Bakanlığının 279 sayılı Tel Emrinde 5335 sayılıKanun kapsamındaki personelin SGK'ya bildirilmesiyönündeki yükümlülüğün ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına yüklendiğianlaşılmıştır. Somut başvuruya bir bütün olarak bakıldığında;1/1/2005tarihinden 14/9/2009 tarihine kadar geçen dört yıl dokuz ay boyuncabaşvurucunun yaşlılık aylığı ödemelerine devam edildiği anlaşılmış, bu nedenleiadesi talep edilen tutar üzerinde başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamında birmenfaatinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
44. Açıklanan nedenlerle açıkça dayanaktan yoksun olmayan vekabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmayan başvurunun,kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
45. Başvurucu, emekli olduktan sonra kamu kurumunda tekrarçalışmaya başladığını, 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesinin uygulanmasısonucunda kendisine ödenen yaşlılık aylığı tutarının bir kısmının borçkaydedilerek iadesinin talep edildiğini, emeklilik hakkının kısıtlanmasındaölçülülük ilkesine aykırı davranıldığını, yasal değişikliğe ilişkin olarakkendisine çalıştığı kurum veya SGK tarafından bir bildirim veya uyarıyapılmadığını, ilgili düzenleme yürürlüğe girmeden önce zaten çalışmaya başlamışolduğunu ve çalışmaya başladığı dönemde emekli aylığının kesilmesi için yaptığıbaşvurunun dikkate alınmadığını, emeklilik aylığının kanunla elindenalınmasının kazanılmış haklar ilkesine aykırı olduğunu iddia etmiştir.
46. Bakanlık görüş yazısında, başvurucunun 6/10/1998 tarihi ile14/9/2009 tarihi arasında hem 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığıaldığı hem de memuriyet görevi üstlenmesi nedeniyle maaş aldığını, 7/1/2005tarihli ve 279 sayılı Bağ-Kur genelgesi ilebaşvurucunun durumunda olup çalışmaya devam edeceklerin yedi iş günü içerisindeSGK'ya başvurmalarının zorunlu kılındığı,başvurucunun SGK'ya herhangi bir başvurusununbulunmadığı bildirilmiştir. Öte yandan 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesininbireyin sosyal güvenlik hakkını tamamen ortadankaldırmadığı, emeklilik statüsünün zarar görmediği ifade edilmiştir.
47. Anayasa’nın “Temel hak vehürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
48. Mülkiyet hakkının sınırlamaları ve güvenceleri açısındanAnayasa’nın mülkiyeti bir hak olarak tanımlayan 35. maddesinin 13. maddesiylebirlikte değerlendirilmesi gerekir. Anayasa'nın 35. maddesinin birincifıkrasında genel olarak hak tanınmakta; ikinci ve üçüncü fıkralarda isesınırlama ve güvence ölçütleri gösterilmektedir. Bu sınırlama ve güvenceölçütlerinin Anayasa'nın 13. maddesi ışığında yorumlanması gerekir. Bu kapsamdamülkiyet hakkı, özüne dokunulmaksızın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlanabilir.
49. Mülkiyet hakkına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararlarında sözkonusu ölçütler çoğunlukla birlikte uygulanmakta ve bireyin hakkıyla kamuyararı arasında kurulması gereken adil dengeye vurgu yapılmaktadır (AYM,E.1999/33, K.1999/51, 29/12/1999). Bu noktada, ihlal teşkil ettiği iddia edilenönlemin temelini oluşturan kamu yararı karşısında bireye düşen fedakârlığınağırlığı gözönünde bulundurulmalıdır (Korkut Bahadır, B. No: 2014/4025,11/12/2014, § 43).
50. Somut olayda çözümlenmesi gereken ilk mesele, başvurucununmülkiyet hakkına yönelik bir müdahale bulunup bulunmadığıdır. Sonrakiaşamalarda, varlığı kabul edilen müdahalenin kanuni dayanağının olup olmadığı,meşru amaçlara dayanıp dayanmadığı, müdahalenin amacı ve kullanılan araçlar ilebaşvurucuya yüklenen külfetin ölçülü olup olmadığı hususlarının tespit edilmesigerekir.
i. MüdahaleninMevcudiyeti
51. Başvurucu, 506 sayılı Kanun'a göre emekli olduktan sonrakamu görevlisi olarak tekrar çalışmaya başlamış, bu süreçte başvurucuya yapılanyaşlılık aylığı ödemesine devam edilmiştir. Daha sonra yürürlüğe giren 5335sayılı Kanun'un 30. maddesine göre; Kanun'da belirtilen kamu kurumlarındaçalışan ve kendisine yaşlılık aylığı ödenen kimselere bu kurumlarda çalışmayadevam ettikleri süreçte yaşlılık aylığı ödenemeyeceği düzenlenmiştir. Açıkyasal düzenlemeye rağmen başvurucunun yaşlılık aylığı ödemelerine sonverilmemiştir. Bu durum başvurucunun tekrar emeklilik talebinde bulunduğuzamana kadar devam etmiş, bu tarihte ise başvurucuya yapılan ödemeler geriyeyönelik olarak talep edilmiştir.
52. Başvurucu, borç kaydedilen tutarı ödemiş ve SGK'nın 19/1/2010 tarihli tahsil işleminin iptali istemiyleAnkara 11. İş Mahkemesinde dava açmıştır.
53. Başvurucu, borç kaydedilen tutar ödenmiş ve SGK'nın 19/1/2010 tarihli tahsil işleminin iptali istemiyleAnkara 11. İş Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkemenin 7/6/2012 tarihli kararıylatahsil işleminin mevzuat hükümlerine aykırı olmadığı belirtilerek davareddedilmiştir. Temyiz incelemesinde İlk Derece Mahkemesi kararı onanmıştır.
54. Açık yasal düzenlemeye rağmen SGK tarafından başvurucuyayaşlılık aylığı ödemesine dört yıl dokuz ay süreyle devam edilmesi,başvurucunun tekrar emeklilik talebinde bulunması sonucunda 35.945,41 TLtutarın adına borç kaydedilmesi, bu tutarın 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin(a) bendine göre toplamda 56.330,14 TL olarak tahsil edilmesinin başvurucununmülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğinde kuşku yoktur.
ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
Kanunilik
55. Mülkiyet hakkına yapılan müdahale, Anayasa’nın 13.maddesinde belirtilen şartlar yerine getirilmediği müddetçe Anayasa’nın 35.maddesinin ihlaline yol açacaktır. Bu itibarla sınırlamanın Anayasa’nın 13.maddesinde öngörülen (bkz. § 36) koşullara uygun olup olmadığının belirlenmesigerekir.
56. Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkına getirileceksınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği hüküm altınaalınmıştır. Bu nedenle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesigereken ölçüt hukuka dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespitedildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkınınihlal edildiği sonucuna varılacaktır (BekirYazıcı, B. No: 2013/3044,17/12/2015, §§ 61, 62).
57. SGK'nın 19/1/2010 tarihliişlemiyle başvurucudan tahsil edilen tutarın kanuni dayanağı olarak 5335 sayılıKanun'un 30. maddesigösterilmiştir.
58. 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesinde yer alan düzenlemeye ilkolarak 5277 sayılı 2005 Malî Yılı Bütçe Kanunu'nun 25. maddesinin (f)fıkrasının ikinci paragrafında yer verilmiş, anılan hüküm Anayasa Mahkemesinin4/11/2006 tarihli Resmî Gazete'de yayımlananE.2005/146, K.2005/105, 28/12/2005 tarihli kararıyla diğer kanunlardadüzenlenmesi gereken konuların bütçe kanunlarında düzenlenemeyeceğigerekçesiyle iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi Kararı Resmî Gazete'de yayımlanmadan önce kanun koyucunun aynı hükme21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesinde yer vermiştir.
59. İlk Derece Mahkemesince yapılan incelemede başvurucudantahsili talep edilen ve 1/1/2005 tarihi ile 14/9/2009 tarihi arasında ödenentutarı kapsayan alacağın 5277 sayılı Kanun ve 5335 sayılı Kanun hükümlerineuygun olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle başvurucunun mülkiyet hakkına yapılanmüdahalenin kanunilik ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
60. Bu durumda başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan vekanunilik ölçütünü taşıyan müdahalenin meşru bir amacının bulunupbulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
Meşru Amaç
61. Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istenen 5335sayılı Kanun'un 30. maddesi Anayasa Mahkemesinin 18/3/2008 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan kararında incelenmiş; iptal isteminekonu kuralın, emekli veya yaşlılık aylığı almakta olan kişinin kendini çalışmagücüne sahip görerek kendi isteği ile kuralda belirtilen yerlerde yenidençalışmaya başlaması durumunda emekli aylığının kesilmesine ilişkin olduğu ifadeedilmiştir. Düzenlemenin kişinin sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldırmadığıve emeklilik statüsüne zarar vermediği, belirtilen yerlerde çalışıldığı vekarşılığında gelir elde edildiği sürece bireye ödenen aylıkların kesilmesiylesınırlı bir sonuç doğurduğu belirtilmiştir. Bu durumda sosyal güvenliğin sosyalriskler karşısında asgari yaşam düzeyinin sağlanması amacının ortadankaldırılmadığı belirtilmiştir (bkz. § 31).
62. Öte yandan bireylerin, yaşlılık dolayısıyla çalışamama riskikarşılığında sosyal güvenlik sisteminin sağladığı emekli veya yaşlılıkaylığından, belirtilen kurumlarda çalışarakdaha iyibir yaşam elde etme düşüncesiyle kendi isteği ilevazgeçtiği, kanun koyucunun işsizliği önlemek amacıyla yapacağı çalışmalarlakamu sektöründe istihdamı sağlayacağı, emekli veya yaşlılık aylığı almakta ikenkendi isteği ile belirtilen yerlerde yeniden çalışmaya başlayanların emekliveya yaşlılık aylıkların kesilmesi yönündeki düzenlemenin özellikleöğrenimlerini tamamlayıp iş arayan gençlere iş bulma amacı sağladığı, dahabüyük sorunların çözümüne yönelik kuralın Anayasaya aykırı olmadığı tespit edilmiştir(bkz. § 31).
63. Belirtilen tespit ışığında 506 sayılı Kanun'a göre emekliolduktan sonra tekrar kamu sektöründe çalışmaya başlayan başvurucuya ödenenyaşlılık aylıklarının, 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesinde yer alan düzenlemenedeniyle (bkz. § 18) geri alınması yönündeki idari işlemin kamu yararıçerçevesinde meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
Ölçülülük
64. Son olarak 1/1/2005 ile 14/9/2009 tarihleri arasındabaşvurucuya ödenen 35.945,41 TL miktarındaki yaşlılık aylıklarının başvurucuadına borç kaydedilip 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin (a) bendi uyarıncayersiz ödeme tarihinden itibaren hesaplanan kanuni faiziyle birlikte gerialınması, başvurucudan toplamda 56.330,14 TL tutarın tahsil edilmesi sonucundamülkiyet hakkına yapılan müdahalede, kamu yararı ile bireysel yarar arasındamakul bir dengenin gözetilip gözetilmediği değerlendirilmelidir.
65. Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”, temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkatealınması gereken bir güvencedir. Ölçülülük, temel hak ve özgürlüklerinsınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır. Ölçülülük denetimi,ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak için seçilen aracındenetlenmesidir. Bu sebeple mülkiyet hakkına getirilen müdahalelerde,hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin elverişli, gerekli veorantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (OsmanBayrak, B. No: 2013/3803, 25/2/2015, § 74).
66. Mülkiyet hakkına yönelik müdahale sonucunda ortaya çıkanyeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, bireye kişisel ve aşırı bir yükyüklememesi gerekir (Korkut Bahadır, §43).
67. Başvuru konusu olayda başvurucu; 506 sayılı Kanun'a göreyaşlılık aylığı almaya hak kazandığını, sonradan yürürlüğe giren 5335 sayılıKanun'un 30. maddesiyle bu hakkının sona erdirildiğini, ilgili düzenlemeyerağmen SGK tarafından yaşlılık aylığı ödemelerine devam edildiğini, yenidüzenlemede bireye tercih hakkı tanındığını, çalıştığı kurum tarafından bukonuda bilgilendirilmediğini, mevzuata göre tercih hakkına ilişkin yazılıbeyanının alınması gerektiğini, ilgili düzenleme yürürlüğe girmeden önce zatençalışmaya başladığını ve çalışmaya başladığı dönemde emekli aylığının kesilmesiiçin yaptığı başvurunun dikkate alınmadığını, kendisinden tahsil edilen alacaktutarı nedeniyle emeklilik hakkının kısıtlanmasında ölçülülük ilkesine aykırıdavranıldığını iddia etmiştir.
68. Başvurucunun, SGK'nın 19/1/2010tarihli tahsil işleminin iptali istemiyle Ankara 11. İş Mahkemesinde açtığıdava, Mahkemenin 7/6/2012 tarihli gerekçeli kararında yer alan ".. Kurumdosyalarının incelenmesinde ve yapılan bilirkişi irdelemesinde Kurumun yaptığıişlemin yürürlükte bulunan 5277 ve 5335 sayılı Kanunlara uygun olduğu tespitedilmiş davanın reddi cihetine gidilmiştir." şeklindekiifadeyle reddedilmiştir. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin6/6/2013 tarihli ilamıyla "Dosyadakiyazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyledayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlikgörülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usulve kanuna uygun olan hükmün onanmasına" karar verilmiştir.Başvurucunun; idarenin kusurlu davranışıyla hatalı idari işlem tesis edildiğiyönündeki şikâyetleri hakkında ise değerlendirme yapılmadığı gözlemlenmiştir.Ancak somut davada kusur tespitinin önem arz ettiği, hatanın Kurumdankaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesi sonucunda hatalı yapılan ödemenintahsilinde 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin (a) ve (b) bendine göre farklısonuçların ortaya çıkacağı açıktır (bkz. § 33).
69. Başvurucunun 506 sayılı Kanun'a göre almakta olduğu yaşlılıkaylığının kamu sektöründe çalıştığı süre boyunca kesilmesini ön gören 5335sayılı Kanun'un 30. maddesinde yer alan düzenleme Anayasa Mahkemesinin18/3/2008 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanankararında incelenmiş, anılan Kanun maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığısonucuna ulaşılmıştır. İlgili Kanun maddesine karşın, hatalı işlemi sonucundaSGK, başvurucuya yaşlılık aylığı ödemeye devam etmiştir.
70. "İyi yönetişim"ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamuotoritelerinin; uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarakhareket etmelerini gerektirir (KenanYıldırım ve Turan Yıldırım, B. No. 2013/711, 3/4/2014, § 68).
71. İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkınayönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde; idarenin hatalı işlemikarşısındaki tutumu, işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı işlemnedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem,alacağa kanuni faiz gibi yaptırımların öngörülüp görülmediği önem arz etmektedir.
72. Belirtilmelidir ki başvurucuya ödenen yaşlılık aylığınınyersiz olduğunun tespit edilmesinde geçen dört yıl dokuz aylık süreoldukça uzundur. Bu süre boyuncabaşvurucuyaödenmeye devam eden yaşlılık aylığının kesilmesini sağlamak amacıylabaşvurucunun görev yaptığı kurum olan Orman Genel Müdürlüğü ile SGK arasındanherhangi bir iletişimin kurulamadığı gözlemlenmiştir. Ayrıca MaliyeBakanlığının 279 sayılı Tel Emrinde 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesikapsamındaki personeli SGK'ya bildirme yükümlülüğüilgili kamu kurum ve kuruluşlarına yüklenmiştir (bkz. § 32). Öte yandanbaşvurucunun durumunu tespit etmek için derin bir araştırmaya ihtiyaçduyulmayacağı da açıktır. Bu durum; idari işlev gören ayrı hukuksal statülerebağlı değişik kurum ve kuruluşların bir bütün oluşturduğunu ifade eden idareninbütünlüğü ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
73. İfade edildiği üzere iyi yönetişim ilkesi; mülkiyet hakkıkapsamında yapılan incelemelerde hususi bir öneme sahiptir. Bu çerçevede kamuotoritelerinden beklenen, sosyal güvenlik hakkından doğan ödemeler gibibireylerin hayatlarını devam ettirmesi bakımından büyük öneme sahip konulardaazami özenin gösterilmesidir (Benzer yöndeki AİHM kararı içinbkz.Moskal/Polonya, B. No: 10373/05, 15/9/2009, §72). Somut olayda idare tarafından yaşlılık aylığı ödemelerinin yersiz olduğuyönündeki hatalı işlemin dört yıl dokuz ay sonra tespit edildiği, kamu kurumlarınınuygun zamanda, uygun yöntemle ve tutarlı olarakhareket etme sorumluluğunda başarısız olduğu anlaşılmıştır.
74. Sosyal adaletin gereği olarak idarenin tesis ettiği hatalıişlemi somut olayın koşullarına göre geri alabileceği veya belli durumlardakaldırabileceği hususunda kuşku yoktur. Bu tespit hatalı idari işlemdenkaynaklanan sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerlidir. Aksi durum kişilerinsebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıdabulundukları hâlde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyleödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden adil olmayan sonuçlar doğurabilir.Bu durum; sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevazverilmesi anlamına gelebileceğinden kamu yararı ile örtüşmez (Benzer yöndekiAİHM kararı için bkz; Moskal/Polonya, § 73).
75. Nitekim 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin (a) ve (b)bendinde SGK tarafından fazla veya yersiz ödeme yapıldığının tespit edilmesihâlinde bu ödemelerin geri alınacağı düzenlenmiştir. Anılan maddenin (a)bendinde; yersiz ödemenin kişilerin kasıtlı veya kusurlu davranışlarındandoğması durumunda, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla onyıllık sürede, ödeme tarihinden itibaren hesaplanan kanuni faizi ile birliktegeri alınacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte maddenin (b) bendinde;fazla veya yersiz ödemenin kurumun hatalı işleminden kaynaklanması hâlinde,hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık süredeyapılan ödemeler toplamının, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içerisinde ödenmesi durumunda faizsiz olarak tahsil edileceğibelirtilmiş,bu sürenin geçmesinden son yapılacak ödemeler bakımından ise yirmi dört aylıksürenin sonundan itibaren hesaplanan kanuni faizi ile geri alınacağı ifadeedilmiştir (bkz. § 33).
76. Bütün bu değerlendirmeler çerçevesinde, hatalı idariişlemin; üçüncü kişilerin yönlendirmesi olmaksızın idarenin kendisindenkaynaklandığı durumlarda farklı bir ölçülülük yaklaşımının benimsenmesi vebaşvurucu üzerinde aşırı ve orantısız bir yüke sebep olunup olunmadığının tespitedilmesi gerekir.
77. Somut olayda; başvurucunun tekrar emeklilik talebindebulunmasından sonra, SGK'nın 19/1/2010 tarihliişlemiyle 1/1/2005-14/9/2009 tarihleri arasındaki dört yıl dokuz aylık süreçtebaşvurucuya toplam 35.945,41 TL yaşlılık aylığının yersiz ödendiğianlaşılmıştır. Anılan işlemle belirlenen alacağın 5510 sayılı Kanun'un 96.maddesinin (a) bendi uyarınca başvurucudan tahsil edilmesine karar verilmiştir.Bu çerçevede başvurucu toplamda56.330,14 TL ödemiştir.
78. Başvuru konusu olayda; 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesindeyer alan açık yasal düzenlemeye karşın başvurucunun 506 sayılı Kanun uyarıncaaldığı yaşlılık aylığı ödemelerine devam edildiği, başvurucunun görev yaptığıOrman Genel Müdürlüğü tarafından SGK'ya bildirimdebulunulmadığı, SGK tarafından da bu konuda herhangi bir araştırmanınyapılamadığı, başvurucunun emekli olduktan sonra tekrar çalışmaya başladığıyönündeki bildiriminin SGK kayıtlarında mevcut olduğu, başvurucunun tekraremekli olduğu tarihe kadar geçen süreçte her iki idarenin de hareketsizkaldığı, bu durumun iyi yönetişim ilkesi ile bağdaşmadığı ve yersiz yapılanödemelerde idarenin de kusurunun bulunduğu anlaşılmıştır.
79. Somut olayda, idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilenana para tutarının iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşkubulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere (bkz. § 74) başvurucununsebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağıaçıktır. Buna karşın alacağın başvurucudan tahsilindeki yöntem önem arz etmektedir.Nitekim SGK tarafından yapılan hatalı ödemelerin tahsilindeki usul 5510Kanun'un 96. maddesinde; kusurun bireyden veya Kurumdan kaynaklanması durumunagöre belirlenmektedir. Yapılan hatalı ödemelere ilişkin SGK'yaherhangi bir bildirimde bulunmaması nedeniyle başvurucuya kusuratfedilebileceği kabul edilse de yukarıda yapılan değerlendirmeler çerçevesindesöz konusu hatalı ödemelerde idarenin de kusurunun bulunduğu tespit edilmiştir.Buna rağmen5335 sayılı Kanun'un 30. maddesine aykırı olarak başvurucuya ödenenyaşlılık aylıkları; 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin (a) bendi uyarınca gerialınmıştır. Hatalı idari işlemdeki bütün kusurun başvurucuya yüklenmesi ve35.945,41 TL asıl alacağın kanuni faiziyle birlikte 56.330,14 TL olarak tahsiledilmesiyle başvurucu üzerinde aşırı ve orantısız bir yüke sebep olunmuş vehakkın özüne dokunur şekilde ölçülülük ilkesi ihlal edilmiştir.
80. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesindegüvence altına mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
81. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
82. Başvurucu; yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi,bunun mümkün olmaması hâlinde 57.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatınkendisine ödenmesi talebinde bulunmuştur.
83. İnceleme sonucunda idarenin hatalı işlemi üzerine yersizödendiği tespit edilen alacak tutarının, kanuni faizi ile birlikte tahsiledilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğisonucunavarılmıştır.
84. Mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan kararın birörneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 11. İş Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
85. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800TL vekalet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın35. maddesinde gücence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Mülkiyet hakkının ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere kararın Ankara 11. İş MahkemesineGÖNDERİLMESİNE,
D. 198,35 TL harçtan ve 1.800 TL vekalet ücretinden oluşanyargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Kararın bir örneğinin Türkiye Cumhuriyeti Sosyal GüvenlikKurumuna GÖNDERİLMESİNE,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
9/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.