TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
TEYFİK TUNÇ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/11204)
Karar Tarihi: 8/12/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
Tuğba YILDIZ
Başvurucu
:
Teyfik TUNÇ
Vekili
:
Av. Saim BOZKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru,terör örgütü üyeleri tarafından köy halkından bazı kişilerin öldürüldüğüdikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılıTerör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunkapsamında yapılan başvurunun reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygunyargılanma ve mülkiyet haklarının; ret işlemine karşı açılan davaya ilişkinyargılama işlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmamasınedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 9/7/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır.Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesindebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğininbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. BirinciBölüm Üçüncü Komisyonunca 30/4/2015 tarihinde,başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
4. BirinciBölüm Üçüncü Komisyonunca 30/4/2015 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
5. BölümBaşkanı tarafından 11/4/2016 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
6. Başvurubelgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)gönderilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuruformu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu;terör örgütü üyeleri tarafından 24/7/1993 tarihinde köye yapılan baskında köyhalkından C.T., A.A. ve S.A.nınöldürüldüğünü, bu özel durumundan kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle köyünüterk etmek zorunda kaldığını iddia etmiştir.
9. Başvurucu6/9/2007 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına girenzararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna(Komisyon) başvurmuştur.
10. Komisyon21/1/2011 tarihli ve 2011/1-531 sayılı kararında;terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılanbaşvuruda bilirkişi heyetince yapılan keşif, tutulan tutanaklar, dosyada yeralan diğer bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucu Sason ilçesi Kaleyoluköyü boşaltılmadığından, kişiye yönelik bir tehdit ve saldırı olmadığından,1990 ile 2000 yılları arasında köyde ciddi bir nüfus yaşadığından talebinreddine karar vermiştir.
11. Başvurucutarafından belirtilen ret işlemi aleyhine Diyarbakır 2. İdare Mahkemesindeaçılan dava, yetkisizlik kararıyla Batman İdare Mahkemesine devredilmiştir.
12. Batmanİdare Mahkemesinin 25/11/2011 tarihli ve E.2011/2209,K.2011/1336 sayılı kararı ile davanın reddine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesişöyledir:
“... Batman İli Sasonİlçesi KaleyoluKöyüve bağlı mezralara aitdava dosyasında ve MahkememizdeE:2011/299 sayılı yeralan bu köye aitbilgi ve belgelere göre, KaleyoluKöyü'nün; Merkez, Şeyhan, Sarıgan,Yamanlı Mezralarından oluştuğu, Batman İl Jandarma Komutanlığı'nın 25.03.2011tarih ve 0490-18647-11/Ter.Suç.Kssayılı Batman Valiliği'ne hitaben yazılı boşalan ve boşaltılan köylere ilişkinyazısından; Şeyhan, Sarıgan, YamanlıMezralarının1993-2000 tarihleri arasında kısmen boşaltıldığı/boşaldığının ifadeedildiği, Batman İl Jandarma Komutanlığının 01/10/2009 tarih ve3700-63966-09/GKK/Ks. sayılıve eki 17.11.2009 tarihli tutanağa göre, 1987-2000 yılları arasında Sarıyayla Köyü'ndeGKK veGÖKKgörevlendirildiği ve koruculuk sisteminin bulunduğu,korucu aileleri haricinde köyde 39 hanenin ikamet ettiği, köy nüfusunun 1990yılında 758, 1997 yılında 505, 2000 yılında, 590 kişi olduğu, Batman/Sason İlçeSeçim Kurulu Başkanlığının 4.09.2009 tarih ve 185 sayılı yazısına göre; yapılanaraştırmalarda, 1990-2000 yılları arasında muhtarlık seçimlerinin yapıldığı,ancak evrakların imha edilmek üzere SEKA'ya gönderildiği, Sason İlçe MilliEğitim Müdürlüğünün 27.04.2006 tarihli yazısından, Kaleyolu Köyü İlköğretim Okulu'nuneğitim ve öğretime açık olduğunun ifade edildiğigörülmektedir.
Bu durumda, aralarındadavacının da bulunduğu Kaleyolu Köyü halkının bir kısmının, güvenlik kaygısıylada olsa köyden göç etmelerinden dolayı uğradıkları zararın, anılan köyüntamamen boşalmamış olması diğer bir ifadeyle anılan köyde nesnel güvenlikkaygısının yaşanmamış olması ve davacıya yönelik bir terör tehdidi ya dasaldırısının bulunmaması nedenleriyle, 5233 sayılı Yasa hükümlerine göreidarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığından, davacının isteminin reddiyolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemektedir...”
13.Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin31/1/2013 tarihli ve E.2012/4196, K.2013/485 sayılıilamı ile kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiznedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğibelirtilerek onanmasına karar verilmiştir.
14.Başvurucu karar düzeltme talebinde bulunmuş, aynı Dairenin 12/11/2013tarihli ve E.2013/12369, K.2013/8177 sayılı ilam ile reddedilmiştir. Karardüzeltme kararı, başvurucuya 4/7/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu9/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
16. 5233sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı BakanlarKurulu Kararı eki kararın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay OnuncuDairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,§§ 15-28).
17. 5233sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılıKanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarışöyledir:
“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) göstergerakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;
a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesinegöre,
b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncüderece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidörtkatı tutarına kadar,
c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinciderece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,
d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinciderece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,
e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,
Nakdî ödeme yapılır.
…
Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılaraintikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleriuygulanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin8/12/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuruincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu;5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı talebin ve akabinde açtığı davanınreddedildiğini, "Köy korucusu ol ya daköyü terk et." şeklinde idarece yapılan baskı ve zorlamaya köyhalkının maruz kalmasının dikkate alınmadığını, dosyadaki zarar tespitineilişkin raporlar ve güvenlik nedeniyle köyünün boşaltılmış olduğunu belirtenbelgeler ile terör örgütü üyeleri tarafından 24/7/1993 tarihinde köye yapılanbaskında köy halkından C.T., A.A. ve S.A.nın öldürüldüğüne dair özel durumu dikkate alınmadanköyün tamamen boşalmamış olduğu soyut gerekçesine ve şahsına yönelik bir terörtehdidi ya da saldırısının bulunmamasına dayanılarak sunduğu belgelerdeğerlendirilmeden idare tarafından sunulan belgelerin dikkate alındığını, bubelgeler tebliğ edilmemek suretiyle kendisine savunma yapma imkânı tanınmadanverilen kararın adil olmadığını belirtmiştir.
20. Başvurucu;ayrıca kararların yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, sunduğu belgeleri dikkatealmadan idarece sunulan belgelere dayalı olarak karar veren Mahkemenin tarafsızolmadığını, idarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerinegetirmemesi sonucu mülkiyet hakkından yoksun kaldığını ve Derece Mahkemelerininyaptığı hatalı değerlendirme nedeniyle zararlarının tazmin edilmediğini, 5233sayılı Kanun’da yer almayan bir nedene dayanılarak Komisyon ve yargımakamlarınca talebinin reddedildiğini, yaptığı başvuru hakkında yürütülenişlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141.maddelerindetanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş ve maddi tazminat talebindebulunmuştur.
B. Değerlendirme
21. Başvuruformu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun 5233 sayılı Kanun kapsamındakizararlarının tazmini amacıyla açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141.maddelerindetanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettiği anlaşılmıştır. AnayasaMahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ilebağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun ihlal iddiaları aşağıdakibaşlıklar altında incelenmiştir: .
1. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
22. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı giderimtaleplerinin mukim olduğu köyün tamamen boşaltılmamış olduğu gerekçesiylereddedildiğini ancak aynı yerleşim yerinden önceki bir tarihte başvurudabulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesi yönünde karar verdiğini veyargı mercilerince bu kararlar konusunda araştırma ve inceleme yapılmayarakdavasının reddine hükmedildiğini, bu nedenle makul ve objektif bir sebepbulunmamasına rağmen tazminat ödenmemesi yönünde karar alındığını belirterekAnayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
23. 5233sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, tazminat taleplerininreddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası daha önce bireyselbaşvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarda,başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılık yapıldığınailişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi, belirtilen iddialarınıtemellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamış oldukları dikkatealınarak, başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; CahitTekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).
24. Somutbaşvuru açısından yapıldığı iddia edilen ayrımcılığın hangi temele dayalıolduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı, belirtilen iddiaları temellendirecekherhangi bir somut bulgu ve kanıt sunulmadığı gibi farklı karar verilmesinigerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
25. Açıklanannedenlerle başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiasının, diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
26. Başvurucu,idare tarafından sunulan ve kendisine tebliğ edilmeyen belgelere göre kararveren Mahkemenin tarafsız olmadığını iddia etmiştir.
27. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, benzeriddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, başvurulara konu yargılamalarda hâkimintarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürütenhâkimin taraflardan birine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumu, kişiselbir kanaati veya menfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusuolduğunu ortaya koyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından başvurucularınanılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,§§ 38-41; Cahit Tekin, §§ 34-37).
28. Somutbaşvuru açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracakbir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren biryön de bulunmamaktadır.
29. Açıklanannedenlerle başvurucunun tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkelerininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
30. Başvurucu,sunduğu bilgi, belge ve deliller dikkate alınmaksızın sadece idare tarafındansunulan ve kendisine tebliğ edilmeyen belgelere dayanılarak İlk DereceMahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiğini belirtmiş; bu nedenleçelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
31. 5233sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeli yargılama ve silahlarıneşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konuolmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurulara konutazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanıp karşılanmayacağınoktasında Danıştay tarafından ihdas edilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmışolması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti için de bir kısım idaribirimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bu belgelerin ve içeriklerininKomisyon ya da İlk Derece Mahkemesi kararlarına aktarıldığı, bu suretle ilgilibelgeler ve içeriklerine en geç İlk Derece Mahkemesi kararıyla başvurucularınvakıf olduğu tespit edilmiştir. Başvurucuların, temyiz vekarar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgeler ışığında yapılan tespitlerekarşı itiraz ve savunmalarını ileri sürme imkânlarının bulunduğu, başvuruculartarafından ibraz edilen delil ve beyan dilekçeleri kapsamında Mahkemelerceidare ve başvurucular tarafından sunulan belgelerin değerlendirilerekbaşvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkik ve beyanda bulunmaolanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyaları kapsamından başvurucularınyargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığıanlaşıldığından başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmiştir (Mesude Yaşar, §§74-76; Cahit Tekin, §§ 70-72).
32. Somutbaşvuruda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılan incelemelerdebaşvurucunun usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı ve başvurucuaçısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı sonucunavarılmıştır.
33. Açıklanannedenlerle başvurucunun çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerininihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
34. Başvurucu,Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki eden hususlara dair yeterli gerekçeyeyer verilmediğini iddia etmiştir.
35. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, gerekçelikarar hakkının ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuşve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucularınhakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarınındeğerlendirilmesi hariç olmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen vehüküm sonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin derece mahkemelerikararlarında denetlenerek reddedildiği gerekçesiyle başvuruların bu kısmınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (MesudeYaşar, §§ 79-82; Cahit Tekin,§§ 75-77).
36. Somut başvurunun incelenmesi neticesinde başvurucununtaleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında kabul edilip edilmeyeceği noktasındayerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olup olmadığının çeşitli idarikurumlar tarafından tanzim edilen tutanak ve belgeler kapsamında DereceMahkemesince değerlendirildiği, başvurucu tarafından ileri sürülen ve hükümsonucunu etkilediği iddia edilen istemlerin tartışılarak reddedildiği (bkz. §12), İlk Derece Mahkemesince oluşturulan karar ve gerekçesi hukuka uygun bulunmaksuretiyle kanun yolu denetiminden geçerek (bkz. §§ 13, 14)kesinleştiğianlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucunun hakkaniyete uygun yargılanmahakkı kapsamında olan özel durumunun değerlendirilmesi hususu dışında gerekçelikarar hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiaları hakkında farklı kararverilmesini gerektiren bir yön bulunmamaktadır.
37. Açıklanannedenlerle başvurucunun gerekçeli karar haklarının ihlal edildiği iddialarınındiğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
5. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
38. Başvurucu,5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğü giderim talebinin değerlendirilmesihususundaki idari süreç ve yargılama prosedürlerininmakul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesindetanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
39. 5233sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari yargı makamları nezdindekiyargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar, daha öncebireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında; Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tümkoşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama sürecinde Komisyon veyargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak uyuşmazlığın kararabağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle yargılama organlarınaatfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz yılın altındagerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede yargılanmahakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014, §§ 61-69; MahmutCan Arslan, B. No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014,§§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66).Başvurunun kesin olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiğive bu durumun başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlardaise makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§ 46-70).
40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
41. Somutdavaya bir bütün olarak bakıldığında Komisyona başvuru tarihi (6/9/2007) ile nihai karar tarihi (12/11/2013) arasında geçen6 yıl 2 aylık sürede, uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamuotoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmeninolduğu tespit edilemediğinden ve başvuru açısından farklı karar verilmesinigerektiren bir yön de bulunmadığından yargılama süresinin makul olduğu sonucunavarılmıştır.
42. Açıklanannedenlerle başvurucunun makul sürede yargılanma hakkına yönelik bir ihlalinolmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
6. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
43. Başvurucu,terör örgütü üyeleri tarafından 24/7/1993 tarihinde köye yapılan baskında köyhalkından C.T., A.A. ve S.A.nınöldürülmesi konusundaki özel durumu dikkate alınmaksızın 5233 sayılı Kanunkapsamında yaptığı başvurunun reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesindetanımlanan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
44. 6216sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı, 48. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün(İçtüzük) 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurukonusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındakiiddialarını ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğinedair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını kanıtlamak başvurucuya düşer (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 19).
45. Başvurucunun;kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğühak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini,dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararlarınaslı ya da örneğini başvuru dilekçesine eklemesi şarttır. Başvuru dilekçesindekamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dairolayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı, bireysel başvuru kapsamındakihaklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler vedeliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir,§ 20).
46. 6216sayılı Kanun’un 47. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre başvuru evrakındaherhangi bir eksiklik bulunması hâlinde, Anayasa Mahkemesi başvurucudan,eksikliğin tamamlanmasını ister. 6216 sayılı Kanun’un 47. ve İçtüzük'ün 66. maddesi birlikte değerlendirildiğindebaşvurucunun “ihlal iddiasına dayanak gösterdiği” bilgi, belge ve deliller başvurudilekçesine eklenmemiş ise dayanılan bu belgelerin tamamlanması istenebilir (Veli Özdemir, § 21).
47. Yukarıdabelirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirde Anayasa Mahkemesi başvuruyuaçıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulabilir.İddiaların dayanaktan yoksun olmadığı konusunda Anayasa Mahkemesinin iknaedilmesi, başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların niteliğine bağlıdır.Başvurucunun başlangıçta, başvuru hakkında kabul edilemezlik kararı verilmesiniönlemek için başvuru formu ve eklerinde iddialarını destekleyici belgelerisunması ve gerekli açıklamaları yapması zorunludur (Veli Özdemir, § 23).
48. Başvurucu,başvuru formunda “köy halkından” olduğunu belirttiği C.T.,A.A. ve S.A.nın köye yapılan baskında terör örgütüüyeleri tarafından öldürüldüğünü, bu nedenle yerleşim yerini terk etmek zorundakaldığını fakat anılan özel durumunun yargılama aşamalarındadeğerlendirilmediğini belirterek hakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
49. Başvuruformuna eklenen ve A.A. ve S.A.nın öldürülmesineilişkin bilgileri de içeren Sason Cumhuriyet Başsavcılığının 1994/119 hazırlıknumaralı ve 31/10/1994 tarihli görevsizlik kararı ileC.T.ye ilişkin de Derince Jandarma Karakol Komutanlığınınjandarmabaşçavuş imzalı yazısında, terör örgütü üyelerince gerçekleştirilen saldırıdaöldürüldüklerine ilişkin kayıtlara yer verildiği tespit edilmiştir.
50. Başvurukonusu olayda Anayasa Mahkemesinin 3/7/2015 tarihli yazısı ile başvurucudan,başvuru formunda ileri sürülen iddialarını ispat etmeye yönelik köy halkındanolduğu beyan edilen ve öldürüldüğü iddia edilen C.T.,A.A. ve S.A. ile kendisi arasında şahsi ve özel bağ bulunduğuna dair elverişlidelilleri Mahkemeye sunması istenmiştir.
51. Başvurucunun21/12/2015 tarihli dilekçesinde, C.T.ninbaşvurucunun ilk evliliğinden olan oğlu olduğu belirtilmiş, diğer kişilerhakkında açıklama yapılmamıştır. Ayrıca ek olarak başvurucu ve C.T.ye ait nüfuskayıt örneğinin dilekçeye eklenmesi ile yetinildiği tespit edilmiştir. Nüfuskayıt örneklerinin incelenmesi neticesinde başvurucunun nüfus kayıt örneğindeçocukları arasında belirtilen kişinin yer almadığı, C.T.ninnüfus kayıt örneğinde ise sadece baba adının başvurucunun ismi ile aynı olduğuancak diğer kimlik bilgilerinin uyumlu olup olmadığının tespitinin yapılamadığıanlaşılmıştır. Belirtilen olayda ölen kişinin başvurucununoğlu olduğuna dair Anayasa Mahkemesine sunulan tek delilin bu nüfus kayıtörnekleri olduğu ve anılan kayıtlardan başvurucunun çocukları arasında ismininyer almaması ve sadece C.T.nin nüfus kaydında babaadının başvurucunun ismi ile benzer olması, mukayeseye elverişli şekilde kimlikbilgilerinin Anayasa Mahkemesine sunulmadığı sonucunu ortaya çıkarmıştır.
52. AnayasaMahkemesine yapılan bireysel başvurularda başvurucuların başvurularınıtitizlikle hazırlama ve takip etme yükümlülükleri vardır. Bu yükümlülüğün birgereği olarak başvurucu, ihlal edildiğini iddia ettiği Anayasa hükmünün nasılihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki iddialarınıkanıtlamak zorundadır (Adnan Güzel,B. No: 2014/2496, 25/2/2015, § 66).
53. Başvurucununihlal iddiasının dayanağı olan tüm olayları göstermesi, başvuruyu aydınlatacakve hükmün esasını etkileyecek argümanları destekleyicitüm belgeleri başvuru dilekçesine eklemesi gerekir. Şayet bir belge eldeedilememişse bunun da nedenleri açıklanmalıdır (Veli Özdemir, § 26). Somut başvuruda başvurucu, mukayeseyeelverişli bilgileri Anayasa Mahkemesine sunmayarak bu koşulları yerinegetirmediği, iddialarını ispatlayamadığı gibi çeşitli nedenlerle erişemediğiherhangi bir bilgi ve belgenin ilgililerden istenmesi için Mahkemeden birtalepte de bulunmamıştır. Açıklanan gerekçelerle başvurunun esasınınincelenmesi imkânı bulunmamaktadır.
54. Açıklanannedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının kanıtlanamamışolması nedeniyle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. 1.Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Tarafsızmahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3.Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4.Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6.Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Adliyardım talebinin kabulüyle geçici muafiyet sağlanan yargılama giderlerinintahsilinin başvurucunun mağduriyetine neden olacağı anlaşıldığından 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurucunun yargılamagiderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 8/12/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLEkarar verildi.