TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
TEYFİK ÖZDURMUŞOĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/20406)
Karar Tarihi: 8/11/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Hikmet Murat AKKAYA
Başvurucu
:
Teyfik ÖZDURMUŞOĞLU
Vekili
:
Av. Seyit KAPLAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; asteğmen adayı olan başvurucunun askerî eğitimsırasında işitme kaybı oluşması nedeniyle maddi ve manevi varlığını geliştirmehakkının; buna ilişkin davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 29/12/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu bir üniversitenin fizik bölümünden 28/7/2009tarihinde mezun olmuş, askerlik hizmetini yedek subay olarak yerine getirmeküzere 12/12/2011 tarihinde birliğine katılmış ve 29/12/2011 tarihinde yeminederek İstanbul Tuzla Piyade Okul Öğrenci ve Kurs Alayı Asteğmen Adayı KursBölük Komutanlığında asteğmen adayı olarak eğitimine başlamıştır.
9. Başvurucunun askerliğe alınmadan önceki sağlık durumuhakkındaki bilgi formunda yer alan "Sağlığınızile ilgili bir endişeniz var mı?" sorusuna "Kulağımda çınlama var" şeklinde cevapverdiği anlaşılmaktadır. Başvurucunun, askerliğe alınışından sonra GülhaneAskeri Tıp Akademisi (GATA) Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Sağlık Kurulu muayenefişine göre başvurucunun kulak burun boğaz uzmanı tarafından kontrol edildiğive başvurucuya sağlam raporu verildiği görülmektedir.
10. 5/1/2012 tarihinde adaylar ilk kez silahla atış eğitimialmak üzere toplanmıştır. Başvurucu, mühimmata nezaret etmek üzere aynı günrefakatçi olarak atış alanında bulunmuştur. Başvurucu, refakatçilik görevininherhangi bir kimseye ait olmadığını, takım komutanı tarafından o gün kendisiningörevlendirildiğini, ancak esas görevinin mühimmat sorumluluğu olduğunubelirtmektedir.
11. Silahla atış eğitimi ertesi gün (6/1/2012) devam etmiştir.Başvurucu, yeniden talimlere girmiştir. Bu defa kendisi de silahla atışyapmıştır. Hafta sonu evci iznine çıkan başvurucu, 9/1/2012, 10/1/2012 ve11/1/2012 tarihlerinde sırasıyla G-3 piyade tüfeğiyle tek tek altı mermi, tektek üç mermi ve tek tek iki mermi şeklinde atışlar yapmıştır.
12. Başvurucu bu süreçte takım komutanı, bölük komutanı ve taburkomutanına rahatsızlığını defalarca ilettiğini ve revire gitmek istemesinerağmen engellendiğini belirtmektedir. İstenen belgeler kapsamında başvurucunun9/1/2012 tarihinde muayene edildiği, muayene kapsamında vizite defterine "işitme kaybı KBB sevk" yazıldığıanlaşılmaktadır.
13. Başvurucu, yapılan muayeneden sonra ancak personel hastanearacının planlı olduğu ilk gün olan 12/1/2012 tarihinde GATA Haydarpaşa EğitimHastanesine (Hastane) gidebilmiştir. Bundan önce GATA erbaş ve er servisininbaşvurucunun bulunduğu yerden 9/1/2012 tarihinde saat 08.00'de çıkış yaptığıanlaşılmaktadır.
14. Başvurucu, 12/1/2012 tarihinden itibaren onsekizgün hastanede kalmıştır. Yapılan muayeneler ve tetkikler sonucu başvurucununher iki kulağında işitme kaybının olduğu ortaya çıkmıştır. Hastalığınıniyileşme süresinin zaman alacağı düşüncesiyle başvurucu 30/1/2012 tarihinde biraylık hava değişimine tabi tutulmuştur. Başvurucu, adaylık sürecindeki eğitimekatılamaması nedeniyle dönem kaybına uğrayarak geçici olarak terhis edilmiştir.
15. Bu süreçte başvurucu hakkında Hastane tarafından gereklitetkikler ve muayeneler yapılmaya devam edilmiştir. 7/3/2012 tarihli raporagöre başvurucu üç ay daha istirahat raporu almıştır.
16. Uğradığı işitme kaybı nedeniyle başvurucu, 28/5/2012tarihinde İstanbul 1. Ordu Komutanlığı nezdinde sorumlular hakkında şikâyettebulunmuştur.
17. Başvurucu, 29/5/2012 tarihinde Hastaneye tekrar girişyapmıştır. 6/6/2012 tarihli rapora göre daha önce yapılan teşhislerin doğruolduğu değerlendirilmiş ve Kurul toplantısında başvurucunun askerliğe elverişliolmadığı kararı verilmiştir. Daha sonra askerliğe elverişli olmadığına dairverilen karar doğrultusunda, başvurucunun 8/6/2012 tarihinde taburcu edildiğianlaşılmıştır.
18. Başvurucu 9/7/2012 tarihinde Şişli EtfalEğitim ve Araştırma Hastanesine müracaat etmiş, yapılan incelemeler sonucunda16/7/2012 tarihli heyet raporuna göre "bilateral orta dereceli sensörinöral işitme kaybı"teşhisi ile başvurucunun işitme engelinin %61,3; tüm vücut fonksiyonu kaybıoranının ise %37 oranında olduğu tespitinde bulunulmuştur. Raporungeçerliliğinin sürekli olduğu belirtilmiştir.
19. Başvurucu 12/12/2012 tarihinde Millî Savunma Bakanlığınabaşvurarak tazminat talep etmiştir. İdarenin cevap vermemesi üzerine 13/2/2013tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) İkinci Dairesi'nde 100.000 TLmaddi, 100.000 TL manevi tazminat istemiyle dava açılmıştır. Açılan davadabaşvurucunun adli yardım talebi kabul edilmiştir.
20. Dilekçe teatisi aşamaları ve AYİM Başsavcılığının görüşlerialındıktan sonra başvurucunun kayıtlı olduğu Askerlik Şubesi Başkanlığından4/12/2013 tarihinde şahsi dosyasının incelenmek üzere talep edildiği, yine aynıtarihte başvurucunun muayene edildiği hastaneden başvurucuyla ilgili tümkayıtların istenildiği, 6/12/2013 tarihinde de Kara Kuvvetleri Komutanlığı 1.Ordu Komutanlığı Askerî Savcılığından (Askerî Savcılık) soruşturma safahatıylailgili bilgi ve soruşturma sonucunda verilen karara ilişkin belgelerin arakararlarla istenildiği görülmektedir.
21. 21/11/2013 tarihinde Askerî Savcılık ilgili belgeleriyollamıştır. Buna göre şikâyet sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına kararverildiği ve başvurucunun itirazının reddedildiği anlaşılmaktadır. AskerîSavcılık; ilk önce başvurucunun, daha sonra olayla ilgili kişilerin ifadelerinebaşvurmuş ve İstanbul'daki bir kulak burun boğaz uzmanından bilirkişi raporualınmıştır. Askerî Savcılığın takipsizlik kararında yer aldığı şekliylebilirkişi raporunda şunlar denilmektedir:
"...yapılan ilk atışlardan sonramüştekide akustik travmaya bağlı ani işitme kaybı geliştiğini, bu durumunkalıtsal bir rahatsızlık olmadığını, ancak bu durumun atışlarda tıkaçkullanılmamasına bağlı olabileceği gibi bazı kişilerde iç kulak anatomik yapısınedeniyle kalıtsal yatkınlıktan kaynaklanabileceğini, müştekiye askere alınmadanönce yapılan işitme testleri dikkate alındığında bu rahatsızlığın müştekideaskere alınmadan önce olmadığını değerlendirdiğini, bu rahatsızlığın 120 DB sesşiddetine 15 dakika maruz kalan her bireyde gelişebileceğini, rahatsızlığın ilkhabercisinin de kulakta işitilen ve hiç geçmeyen çınlamalar olduğunu, iç kulakyapısında anatomik farklılıklar ve hassasiyet olanlarda işitme kaybı olurken,kalıtsal yatkınlığı olmayan bireylerde çınlamaların geçici olup işitme kaybınınkalıcı olamadığını; müştekinin tedavisine başlandığı tarih göz önünealındığında tedavisini olumsuz yönde etkileyecek bir gecikmenin veya ihmalinolmadığını, müştekinin ilk atışlardan sonra çıktığı hafta sonu evci izninde KBBbölümünde muayenesine ve tedavisine başlansa bile işitmesinin düzelebileceğininkesin olarak belli olmadığını, müştekinin hafta başı yapılan atışlarakatılmaması halinde iç kulaktaki hasarın önlenebileceği kanaatinde..."
22. 12/2/2014 tarihinde yapılan görüşme sonucunda AYİM'deki heyet tarafından duruşma günü belirlenmiş, taraflarausulüne uygun olarak duruşma davetiyesi tebliğ edilmiştir. 26/3/2014 tarihindeduruşma yapılmıştır.
23. AYİM'in 26/3/2014 tarihli kararınakonu sekiz sayfalık kararın ilgili kısımları şu şekildedir:
"...
Dava dosyası, davacıya ait şube şahsi dosyasındabulunan bilgi ve belgeler dikkate alındığında; davacı hakkında askerhastanelerince tanzim edilen işitme kaybı bağlantılı raporların Kozan As. Ş. Bşk.lığından davacıya ait şube dosyasının istenilmesindende anlaşılacağı üzere evveliyatının bulunduğu, davacının son yoklamasındabelirtmiş olduğu "kulağımda çınlama var" ifadesini hastaneraporlarında "hasta hikayesi" bölümlerinde hiç dile getirmediği gibiduruşma sırasında sorulması üzerine askere gelmeden önce kulağından rahatsızlığıbulunmadığı yönündeki beyanı ile son yoklaması sırasında ıslak imzası iletespit edilen kulağından sağlık sorunu olduğu şeklindeki beyanı verahatsızlığının ırsi olduğuna dair kendianlatımlarından kaynaklanan tanıkların da bulunduğu, işitme kaybı ile ilgilidaha iyi ve ileri tetkik ve tedavi yapılması için gayret içerisinde olmadığı,bu kapsamda davacının rahatsızlığının piyade tüfeği atışlarına bağlı olmadığı,davacının olaylarla desteklenmeyen soyut beyanı dışında askerliğe elverişsizhale gelmesine sebep olan rahatsızlığının ortaya çıkması ile askerlikhizmetinin sebep ve tesiri arasında herhangi bir illiyet bağının bulunmadığı,iddia edilen işitme kaybı ve kulak çınlaması olayının idari bir eylemin sonucuolarak meydana geldiğini kabul etmenin mümkün olmadığı, zarar doğuran eylemidareye bağlanamayacağı gibi, idarenin de zararın faili ve sorumlusu olaraktutulmasının mümkün olmadığı, davacı tarafından belirtilen iddiaların hizmetleilgisinin olmadığı, dolayısıyla idarenin tazmin yükümlülüğünün olmadığı, bunedenle davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine kararverilmesinin gerektiği sonucuna ulaşılmıştır."
24. Başvuruya konu karara muhalif iki üyenin gerekçeleri şuşekildedir:
"Dosyadaki bilgilerden davacınınrahatsızlığının askere gelmeden önce de mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Davacıbu durumu son yoklama sırasında beyan etmiştir. Ancak yürütülen hizmetesnasında ifa edilen görev kapsamında yapılan atışların, bu rahatsızlığınartmasında etkili o!upolmadığı hususunda tıbbi bilirkişi incelemesi yaptırılarak, hasıl olacak durumagöre karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yönündeki sayın çoğunlukgörüşüne katılamadık."
25. Başvurucu süresi içerisinde bilirkişi raporu alınmasıgerektiğini ve söz konusu eylemin idari bir eylem olduğunu belirterek karar düzeltmeisteminde bulunmuştur. Davalı Millî Savunma Bakanlığı, Türk Silahlı KuvvetleriSağlık Komutanlığından karar düzeltme talebine ilişkin olarak verilecek cevabaesas teşkil edecek bilgi ve belgelerin gönderilmesini istemiştir. Bu kapsamda3/9/2014 tarihinde başvurucu hakkında istenen belgeler davalı idareyegönderilmiştir. Ayrıca ilgili evrakın içerisinde konuya ilişkin görüşleriniiçeren GATA Haydarpaşa Hastanesinde görevli uzmanın değerlendirmesi de yeralmaktadır. İlgili yazı şu şekildedir:
"...
Atış eğitimine nezaret edenlerde ve atışeğitimine katılanlarda yüksek sese maruziyet sonrasıişitme kaybı ve çınlama gelişmesi ihtimali vardır. Bu ihtimal kulakların tıkaç,vb. ile yüksek seslerden korunmaması durumunda artmaktadır. TeyfikÖZDURMUŞOĞLU kliniğimize başvurduğunda atış eğitimi sırasında işitme kaybışikayetinin başladığını bildirdi. Yapılan işitme tetkik sonuçları da öyküsü ileuyumludur ve yüksek sese maruziyet sonucu akustiktravmaya bağlı, daha çok yüksek frekansları tutan işitme kaybı tespit edildi. Teyfik ÖZDURMUŞOĞLU' na ait olaysonrası kliniğimizde yattığı döneme ait hasta dosyası fotokopisi EK D' desunulmuştur.
Mevcut bilgiler ışığında TeyfikÖZDURMUŞOĞLU' nun olay öncesinde işitme kaybı olupolmadığının tespit edilme şansı yoktur. Ancak TeyfikÖZDURMUŞOĞLU' nun bütün verileri yüksek sese bağlıişitme kaybının geliştiğini veya yüksek ses travmasına bağlı işitme kaybınınarttığını doğrular niteliktedir."
26. AYİM Başsavcılığı 8/10/2014 tarihli yazısıyla yukarıdakiparagrafta yer verilen değerlendirme kapsamında, başvurucunun durumunun tıbbibilirkişi tarafından incelenerek başvurucunun karar düzeltme isteminin kabuledilmesine ilişkin görüş bildirmiştir.
27. Başsavcılığın düşüncesi başvurucuya ve davalı idareye tebliğedilmiştir.
28. Başvurucunun karar düzeltme istemi AYİM'in12/11/2014 tarihli kararıyla yine oyçokluğuyla reddedilmiştir. Çoğunluğungörüşüne katılmayan iki üye düzeltilmesi talep edilen kararın karşıoy gerekçesinde belirtilen nedenlerle karar düzeltmetalebinin kabul edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirmiştir.
29. Anılan karar başvurucuya 4/12/2014 tebliğ edilmiştir.
30. Başvurucu 29/12/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
31. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdareMahkemesi Kanunu’nun43. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"İdari eylemlerdenhakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadanönce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleritarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içindeyetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır.Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliğitarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiğitarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler."
B. Uluslararası Hukuk
32. Kişilerin vücut ve ruhsal bütünlükleriyle ilgili konular,onlara sağlanan tıbbi tedavi seçimindeki katılımları ve bu tedavilere olanrızaları ile ilgili hususlar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 8.maddesinin sınırları içerisinde yer almaktadır. Bu bağlamda, Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM), 2. maddeye ilişkin içtihatla saptanan esasların,ayrıca, Sözleşme’nin 8. maddesinin sınırlarına giren kişi dokunulmazlığıhakkına ciddi müdahalelere de uygulanabilir olduğuna işaret etmektedir (benzeryöndeki AİHM kararı için bkz. İclal Karakocave Hüseyin Karakoca/Türkiye (k.k.), B. No:46156/11, 21/5/2013).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
33. Mahkemenin 8/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişinin Maddi veManevi Varlığının KorunmasıHakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
34. Başvurucu, atış talimleri esnasında kulak zarında aşırı birağrı hissettiğini komutanlarına bildirmesine rağmen beş gün boyunca silahlıeğitime katıldığını, açılan tazminat davasında ise herhangi bir bilirkişiincelemesi yapılmadan karar verildiğini ve yargılama esnasında ısrarlabilirkişi raporu alınması gerektiğini ileri sürmesine rağmen taleplerininyerine getirilmediğini ifade etmektedir. Başvurucu ayrıca Mahkemenin işitmekaybının sebebini genetik yatkınlığa dayandırdığını, olaya ilişkin tanıklarıdinlemediğini ve soru sorma hakkının engellendiğini belirterek maddi ve manevivarlığının korunması hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
35. Türk Silahlı Kuvvetlerinde yedek subay adayı olarak olarak görev yapmakta iken dava konusu edilen olay sonucundaişitme kaybına uğramanın, vücut bütünlüğünün yanı sıra meslek yaşamı üzerindede önemli sonuçlar doğuracağı açıktır. Bu çerçevede başvurucunun fizikselbütünlüğünde zarar meydana gelmesi ve oluşan zararının karşılanması amacıylaidare aleyhine açılan tam yargı davasının reddedilmesi sonucunda anayasalhaklarının ihlal edildiğine ilişkin başvurusu, Anayasa’nın 17. ve Sözleşme’nin8. maddelerinin ortak koruma alanı kapsamında yer almaktadır.
36. Bu itibarla başvurucunun görevini yerine getirirken rahatsızlanmasısonucu hakkında uygulanan tedavi sürecinde ilgililerin kusur ve ihmalgöstererek vücut bütünlüğüne zarar verildiğini ileri sürerek idare aleyhineaçtığı davanın hukuka aykırı şekilde ve makul olmayan bir sürede reddedildiğiiddialarının, Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altınaalınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında ve devletinpozitif yükümlülükleri çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
37. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına sahiptir."
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan maddive manevi varlığın korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
39. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinmaddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğubelirtilmekte olup bu düzenlemede yer verilen maddi ve manevi varlığı koruma vegeliştirme hakkı, Sözleşme'nin 8. maddesi çerçevesinde özel yaşama saygı hakkıkapsamında güvence altına alınan fiziksel ve zihinsel bütünlük hakkı ilebireyin kendisini gerçekleştirme ve kendisine ilişkin kararlar alabilme hakkınakarşılık gelmektedir (Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 30).
40.Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını korumahakkı, birbiriyle sıkı bağlantıları olan devredilmez ve vazgeçilmezhaklarındandır. Anayasa Mahkemesince belirtildiği gibi yaşam ve vücut bütünlüğüüzerindeki temel hak, devletlere pozitif ve negatif yükümlülük yükleyenhaklardandır (AYM, E.2007/78, K.2010/120, 30/12/2010; İlker Başer ve diğerleri, B. No:2013/1943, 9/9/2015, § 41).
41.Anayasa'nın 17. maddesinin amacı esas olarak bireylerin maddive manevi varlığına karşı devlet tarafından yapılabilecek keyfî müdahalelerinönlenmesidir. Devletin ayrıca, vücut ve ruhsal bütünlüğe yönelik fiziksel vecinsel saldırılar, tıbbi müdahaleler, şeref ve itibarı etkileyen saldırılarkarşısında kişilerin maddi ve manevi varlığını etkili olarak koruma ve saygıgösterme şeklinde pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır (Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123,2/10/2013, § 32).
42. Söz konusu pozitif yükümlülük sağlık alanında yürütülenfaaliyetleri de kapsamaktadır. Nitekim Anayasa'nın 56. maddesinde herkesinsağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, devletin "herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içindesürdürmesini sağlamak; (...) amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıphizmet vermesini" düzenleyeceği ve bu görevini kamu ve özelkesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerekyerine getireceği kurala bağlanmıştır (İlkerBaşer ve diğerleri, § 44).
43.Devlet, bireylerin yaşam hakkı ile maddi ve manevivarlıklarını koruma hakkı kapsamında, ister kamu isterse özel sağlıkkuruluşları tarafından yerine getirilsin, sağlık hizmetlerini, hastalarınyaşamları ile maddi ve manevi varlıklarının korunmasına yönelik gereklitedbirlerin alınabilmesini sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır (Nail Artuç, B.No: 2013/2839, 3/4/2014, § 35).
44.Devletin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığı koruma hakkıkapsamında sahip olduğu pozitif yükümlülüklerin usule ilişkin bir yönü debulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, kişinin maddi ve manevivarlığının zarar görmesine sebep olan olaylar ile doğal olmayan her ölümolayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasınısağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu tarz birsoruşturmanın temel amacı, kişilerin yaşam hakkı ile maddi ve manevivarlıklarını koruyan hakların etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almakve kamu görevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı olaylarda, bunlarınsorumlulukları altında meydana gelen ölümler ile bireylerin maddi ve manevivarlığına verilen zararlar için hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:2012/752, 17/9/2013, § 54).
45. Buna göre fiziksel bütünlüğün ihlaline kasten sebebiyetverilmemiş ise "etkili bir yargısalsistem kurma" yönündeki pozitif yükümlülük her olayda mutlakaceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari ve hattadisiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).
46. Yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığı koruma hakkıkapsamında yürütülecek olan ceza soruşturmalarının yanı sıra hukuki sorumluluğuortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılacak tazminat davalarının damakul derecede ivedilik ve özen şartını yerine getirmesi gerekmektedir. Derecemahkemelerinin bu tür olaylara ilişkin yürüttükleri yargılamalarda Anayasa’nın17. maddesinin gerektirdiği seviyede derinlik ve özenle bir inceleme yapıpyapmadıklarının ya da ne ölçüde yaptıklarının da Anayasa Mahkemesi tarafındandeğerlendirilmesi gerekmektedir. Zira derece mahkemeleri tarafından bu konudagösterilecek hassasiyet yürürlükteki yargı sisteminin daha sonra ortayaçıkabilecek benzerihlallerin önlenmesinde sahipolduğu önemli rolün zarar görmesine engel olacaktır (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 110; Filiz Aka, § 33).
ii. İlkelerin Olaya Uygulanması
47. Somut olayın kendine özgü koşulları dikkate alındığında,başvuruya konu idari davanın, başvurucunun maddi ve manevi varlığını korumahakkının ihmal suretiyle ihlal edildiği iddialarına ilişkin hak ihlalini kararabağlayabilme ve bunun için uygun bir giderim sunabilme bakımından yeterli birtelafi sağlayabildiğinde kuşku bulunmamaktadır. Zira o zamanki mevzuata göredavaya bakmakla yetkili AYİM'in ihlal iddiasınınözünü ele alıp inceleyebilme yetkisine sahip olduğu ve verebileceği birtazminat kararının ihlal için uygun bir giderim imkânı sağlayabileceğigörülmektedir.
48. Somut olaydaki uyuşmazlık esas olarak; başvurucunun işitmekaybına yol açan yahut işitme kaybını artıran faktörün silahlı eğitim sırasındameydana gelip gelmediğine, idarenin bu konuda herhangi bir ihmalinin bulunupbulunmadığına yönelik incelemenin yargılama sırasında özenli bir şekilde yerinegetirilip getirilmediğine ilişkindir.
49. Başvuruya konu somut dava belirtilen ilkeler bağlamındaincelendiğinde, yaklaşık 1 yıl 9 aylık yargılamanın -başvurucunun iddiasınınaksine- tüm aşamalarında yeterli ivedilik gösterilip makul bir süredesonlandırıldığı, bir avukat tarafından temsil edilen başvurucunun karardüzeltme hakkını kullanabildiği ve bu surette meşru çıkarlarının korunması içinsöz konusu davaya gerekli olduğu ölçüde etkili katılımının sağlandığı, bubağlamda başvurucunun vekili aracılığıyla dosyayı inceleme hakkına herhangi birkısıtlama getirilmediği, dava dosyasını inceleyip ayrıca bilgi ve belgesunabildiği, toplanan delillerden haberdar edildiği görülmüştür.
50. Askerlik hizmetini asteğmen olarak yerine getirmek isteyenbirisinin silahlı eğitim almak zorunda olduğu açıktır. Ancak başvurucu,birliğine katılmadan yaklaşık sekiz ay önce kulaklarında çınlama olduğunu bilgiformu ile idareye bildirmiştir. Askerlik sırasında yapılan muayenede isebaşvurucu sağlam olarak kabul edilmiş ve yedek subay adayı olaraknaspedilmiştir. Bununla birlikte başvurucu; atışların yapılacağı ilk gün(5/1/2012) silahlı eğitim yapan adaylara refakat ve mühimmata nezaret etmeküzere görevlendirilmiş, ertesi gün de atış yapmıştır. Vizite defterindenanlaşılacağı üzere 9/1/2012 tarihinde kulaklarından rahatsız olduğu açık olanbaşvurucu işitme kaybı şikâyetiyle kulak burun boğaz servisine gitmek içinbeklerken 10/1/2012 ve 11/1/2012 tarihlerinde de atış alanına gitmek ve diğeradaylar gibi silahlı eğitimini tamamlamak zorunda kalmıştır.
51. Şikâyet üzerine başlatılan cezai soruşturmada alınanbilirkişi raporunda başvurucunun hafta başı (9/1/2012 tarihinde) yapılanatışlara katılmaması hâlinde iç kulaktaki hasarın önlenebileceğibelirtilmektedir. Bu durumda, bilgi formunda yer alan belge ile viziteyeçıkılan tarih gözönüne alındığında "...davacınınanılan rahatsızlığı ile ilgili atış görevleri öncesinde ve atış görevleriesnasında sıralı amirlerini bilgilendirmediği..." şeklindeki gerekçenintemelsiz kaldığı görülmektedir. Dolayısıyla Mahkeme tarafından başvurucununatış alanına götürülüp silahlı eğitime devam etmesinin başvurucunun sağlığı üzerindekietkisine ve idarenin bu konuda bir ihmalinin bulunup bulunmadığınadeğinilmemiştir. Diğer taraftan asteğmen adayı olan başvurucunun, hususi olarakHastaneye gitme imkânının bulunmadığı ve yeterli donanımı olan Hastaneyepersonel aracıyla viziteden ancak üç gün sonra gidebildiği hususları da dikkatealınmalıdır. Bu kapsamda, başvurucunun daha iyi ve ileri tetkik yapılması içinüzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmediği kanısına ulaşılmasına yolaçan sebeplerin AYİM kararında tam anlamıyla açıklığa kavuşturulamadığıgörülmektedir. Bunun yanında, başvurucunun olayın daha iyi anlaşılabilmesi içinistediği bilirkişi raporuna ilişkin olarak Mahkeme tarafından herhangi birgerekçeye de yer verilmemiştir. Sonuç olarak başvurucunun tıbbi teşhis vetedavi süreci öncesinde, kusur ve ihmal gösterildiğine ilişkin iddialarınınyeterince incelenmediği anlaşılmaktadır.
52. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvencealtına alınan maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
B. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Askeri Yüksek İdareMahkemesinin Bağımsız ve Tarafsız Olmadığına İlişkin İddia
53. Başvurucu, AYİM'de görev yapan ikiüyenin ve dolayısıyla Mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığını, adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini belirtmiştir.
54. Anayasa Mahkemesi tarafından bu konu daha önce incelenirkenbelirtildiği üzere AYİM’in oluşumu, statüsü vegörevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altına alınmıştır. AYİM’e atanan askerî hâkimlerin bağımsızlığının Anayasa veilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı, atanma ve çalışma usulleriyönünden askerî hâkimlerin bağımsızlıklarını zedeleyecek bir hususun olmadığı,kararlarından dolayı idareye hesap verme durumunda bulunmadıkları, disiplineilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin Kurulunca incelenip karara bağlandığıgörülmektedir (Yaşasın Aslan, B.No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29). Diğer yandan sınıf subayı üyelerin en fazladört yıllık bir süre ile görev yapmaları, disiplin konularında DisiplinKuruluna tabi kılınmaları, görev süreleri zarfında idari veya askerîyetkililerce herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları, bu subaylarınidareye karşı bağımsızlıklarını güçlendirmiştir (Yaşasın Aslan, § 30).
55. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Karar DüzeltmeTalebinin Reddedilmesi Sonucunda Para Cezasına Hükmedilmesinin Mahkemeye ErişimHakkını İhlal Ettiğine İlişkin İddia
56. Başvurucu karar düzeltme talebinin reddine kararverilmesinden sonra para cezası verilmesinin mahkemeye erişim hakkınıengellediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
57. Başvurucunun savunmaları ve iddiaları, karar düzeltmesafhasından önce adil yargılanma hakkının bir gereği olarak incelenmiş vebaşvurucu karar düzeltme isteminde bulunmuş, AYİM tarafından karar düzeltmeistemleri reddedilerek başvurucu aleyhine 226 TL para cezasına hükmedilmiştir.
58. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak sınırlandırılabilen birhaktır. Bununla birlikte sınırlandırmaların, hakkın özünü zedeleyecek nitelikteolmaması, meşru bir amaç izlemesi, ölçülü olması ve başvurucuya ağır bir yükgetirmemesi gerekir (Serkan Acar,B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38). Gereksiz başvuruların önlenerek davasayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin fuzuli yere meşgul edilmeksizinuyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi amacıyla karar düzeltme istemlerininreddi hâlinde uygulanan ve yüksek miktarlı olmayan cezalar başvurucularüzerinde aşırı bir yük oluşturmadığı gibi bu yola başvurulmasını imkânsız hâlegetirmediği veya aşırı derecede zorlaştırmadığından mahkemeye erişim hakkının ihlaliiddiası kabul edilemez (Faik Gümüş,B. No: 2012/603, 20/2/2014, § 36).
59. Somut olayda başvurucunun idari para cezasını ödeme gücününbulunduğu, hükmolunan cezanın gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hakaçısından orantılı olduğu ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmadığıdikkate alındığında başvuru konusu işlemde açık ve görünür bir ihlalsaptanmamıştır.
60. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Vekâlet Ücretineİlişkin Olarak Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
61. Başvurucu adli yardım ile açılan davada aleyhine vekâletücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmiş olmasının hak arama hürriyetiniihlal ettiğini ileri sürmektedir.
62. Vekâlet ücreti, davayı vekille takip eden ve davası kabuledilen lehine hükmedilen bir ücrettir.Davaaşamasında kimin lehine ya da aleyhine olacağı önceden belli olmayan bu ücretyükümlülüğü bir usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ile ilişkilidir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,§ 38).
63. Diğer taraftan bireysel başvurunun ikincil niteliğinin birsonucu olarak olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyeniddialar ile bu mahkemelere sunulmayanbilgi vebelgeler bireysel başvuru konusu edilemez (BayramGök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).
64. Somut olayda başvurucunun, ihlale neden olduğunu ilerisürdüğü iddiayı karar düzeltme aşamasında dile getirmediği, bu iddiasınailişkin bilgi veya belge sunmadığı ve böylece başvuru yollarını usulüne uyguntüketmediği anlaşılmaktadır.
65. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
66. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmaküzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
67. Anayasanın 17. maddesinde güvence altına alınan kişininmaddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
68.Başvurucu ihlalin tespitiyle maddi ve manevi tazminattalebinde bulunmuştur.
69. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yenidenyargılama yapılmak üzere ilgili yargı merciine gönderilmesine karar verilmesigerekir.
70. Başvurucu, her ne kadar maddi ve manevi tazminat talep etmişise de yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi nedeniyle başvurucunun tazminat taleplerineilişkin olarak bu aşamada ret kararı verilmesi gerekir.
71. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Maddi ve manevivarlığın korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
2. Askeri Yüksek İdareMahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Karar düzeltmetalebinin reddedilmesi sonucunda para cezasına hükmedilmesinin mahkemeye erişimhakkını ihlal ettiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Vekâlet ücretineilişkin olarak mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi vemanevi varlığın korunması hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin maddi ve manevi varlığın korunmasıhakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere -Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilengeçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendiyle Askeri Yüksek İdareMahkemesi kaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince- YETKİLİİDARİ YARGI MERCİİNE GÖNDERİLMESİNE (Karar, Askeri Yüksek İdare Mahkemesiİkinci Dairesinin 26/3/2014 tarihli ve E.2013/339, K.2014/542 sayılı dosyasıylailgilidir),
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE8/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.