TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
TRAKYA KALIP VE PLASTİK KAPAK İMALATI SANAYİ VE TİC. LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/30526)
Karar Tarihi:18/11/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 20/1/2021-31370
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Eren Can BENAKAY
Başvurucu
:
Trakya Kalıp ve Plastik Kapak İmalatı Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.
Vekili
:
Av. Özge IĞDIR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, sahte fatura kullanma sebebine dayalı olarakresen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin iptali istemiyleaçılan davada fatura düzenleyicisi mükellefin faaliyetinin gerçek olduğuyolunda başka mahkemeler tarafından verilen kararların dikkate alınmamasınedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 2/8/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. İstanbul Rami Vergi Dairesinin mükellefi olanbaşvurucu, plastik paketleme malzeme imalatı işi ile uğraşmaktadır.
9. Başvurucuya ait 2010 yılı yasal defter ve belgelerüzerinde inceleme yapılmıştır. Anılan incelemede başvurucunun alış belgeleriarasında K. Limitet Şirketinden (Şirket) aldığı faturalara rastlandığı, bufaturaların yasal defterlere kaydının yapıldığı ve ilgili dönem beyannamelerineintikal ettirildiği hususları tespit edilmiştir. Şirket hakkında düzenlenen28/11/2013 tarihli vergi tekniği raporunda;
Toptan plastik hurda faaliyetinde bulunmak üzere11/2/2009 tarihinde tesis edilen mükellefiyetinin 31/8/2012 tarihi itibarıylaresen terkin edildiği, defter ve belge isteme yazısı tebliğ edildiği hâldeibraz ödevinin yerine getirilmediği belirtilmiştir. Şirket nezdinde yapılanyoklamalarda işyerinin küçük olduğu, şube ve deposunun olmadığı, nakliyearacının bulunmadığı, stok emtiasının olmadığı tespit edilmiştir. Şirketin 2011yılında mükellefiyeti resen terkin edildikten sonra tekrar mükellef olmak içindilekçe verdiği, mükellefiyeti başladıktan sonra 2012 yılında mükellefiyetininresen terkin edildiği ifade edilmiştir. Resen terkinden önce yeni adresindeyapılan yoklamada faal olmadığı görülmüştür. 2009 ile 2012 yılları arasında malve hizmet alımı yaptığı firmalar hakkında sahte fatura düzenlediği hususundavergi tekniği raporları bulunduğu, öte yandan 2010 ile 2012 yılları arasındaalım yapılan firmaların %98'inin hakkında olumsuzluk (düzenleme yönünde)bulunan mükellefler olduğu belirtilmiştir. Yine mükellefin 2009 yılı ile 2012yılı arasında çok yüksek satış rakamları bildirmesine rağmen mal ve hizmetalımına ilişkin bildirdiği rakamların satış rakamlarına oranla düşük olduğu vebu tespitlerden hareketle de başvurucunun düzenlediği tüm faturaların sahteolduğu kanaati ifade edilmiştir.
10. Yukarıda yer verilen tespitlere bağlı olarak Şirketindüzenlediği faturalar sahte olarak kabul edilmiş ve başvurucunun Şirkettenyapmış olduğu alımların sahte fatura ticareti niteliğinde olması nedeniylehakkında 16/12/2015 tarihli vergi inceleme raporu düzenlenmiş ve 2010/8dönemine ilişkin olarak 30/12/2015 tarihinde vergi ziyaı cezalı katma değervergisi tarhiyatı yapılmıştır.
11. Başvurucu, cezalı tarhiyatın iptali istemiyle27/1/2016 tarihinde İstanbul 14. Vergi Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.Dava dilekçesinde alım yapmış olduğu Şirketten kendisi gibi alış yapan başkamükelleflerin açmış olduğu davalarda Şirketin düzenlediği faturaların sahteolmadığına karar verildiğini belirterek anılan mahkeme kararlarını dilekçesineeklemiştir. Bununla beraber Şirket ile olan ticari ilişkisinin gerçek olduğunu,ödemelerin banka aracılığıyla yapıldığını ifade etmiştir.
12. Mahkeme, başvurucunun açmış olduğu davayı 30/6/2016tarihli kararı ile reddetmiştir. Kararda Şirket hakkında yukarıda değinilentespitlere yer verildikten sonraŞirketin defter ve belgelerini ibraz etmediği,2010, 2011 ve 2012 yıllarındaki alışlarının %98'inin hakkında olumsuzluk(düzenleme yönünde) bulunan mükelleflerden yapıldığı, hakkında olumsuzlukbulunmayan bir kurumdan yapılan alımların ise toplam alışlara oranınınuyuşmazlık konusu dönemde binde 7 gibi cüzi bir oranda olduğu şeklindekitespitlerden hareketle Şirketin gerçek ticari muamele gerçekleştirmediğininkabulü gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle Şirket tarafından düzenlenipbaşvurucunun katma değer vergisi beyannamesinde indirim konusu yapmış olduğufaturaların gerçek ticari muameleye dayanmadığı ifade edilerek dava konusucezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.
13. Başvurucu 23/9/2016 tarihinde mahkeme kararına karşıistinaf yoluna başvurmuştur. Dilekçesinde, Şirket tarafından düzenlenenfaturalara alımlarına ilişkin açılan davalarda Şirketin düzenlediği faturalarıngerçek kabul edildiğini ifade etmiş ve emsal gösterdiği kararları dilekçesineeklemiştir.
14. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi (Bölge İdareMahkemesi) 28/12/2016 tarihinde mahkeme kararını kaldırmış ve davayı kabuletmiştir. Kararda, Şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundakitespitlere yer verdikten sonra Şirketin yapılan yoklamalarda aktif olarak yeralması, işçisinin bulunması ve sahte fatura düzenlediğine yönelik yeterli vesomut tespit bulunmaması karşısında Şirket tarafından indirim konusu yapılankatma değer vergilerinin yer aldığı faturaların gerçek bir alım satıma dayalıolmadığı sonucuna varılmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.
15. Davalı idare 9/2/2017 tarihinde kararındüzeltilmesini talep etmiştir.
16. Karar düzeltme isteminin de 19/4/2017 tarihli kararlakısmen kabul edilerek Bölge İdare Mahkemesinin davanın vergi ziyaı cezasınailişkin verdiği iptal kararının kaldırılmasına, mahkeme kararın kısmenonanmasına, davanın vergi ziyaı cezasının tekerrür nedeniyle artırılan kısmınailişkin olarak ise istemin reddine karar verildiği görülmektedir. Sonuç olarakdavanın bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatına ilişkinkısmı reddedilmiştir.
17. Nihai karar başvurucuya 10/7/2017 tarihinde tebliğedilmiştir.
18. Başvurucu 2/8/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
19. Başvurucu, aynı mükelleften alınan faturalarla ilgiliyapılan tarhiyatlara karşı başka şirketler tarafından açılan davalarda verilenkararlardan bahsederek aynı maddi olgunun farklı değerlendirildiğinivurgulamaktadır. Bu kararlardan Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 23/5/2019 tarihlive E.2016/19509, K.2019/2360 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava konusu istem: Davacı adına,Bornova Vergi Dairesi Müdürlüğünün 5070705575 vergi numaralı mükellefi K.Şirketinden aldığı faturaların sahte olduğu yolunda düzenlenen vergi incelemeraporuna dayanılarak 2011/Mart, Haziran, Ağustos ve Ekim dönemleri için re'sentarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalıkatma değer vergisi ile213 sayılı VergiUsul Kanunu'nun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasınınkaldırılmasıistemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:K.Şirketi hakkındaki 28/11/2013 tarih ve 2013-A-959/27 sayılı vergi tekniğiraporunda yer alan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, şirketin 2011yılında iş yerinde yapılan yoklamalarda faal olduğu, çalışan işçilerinin veemtiasının bulunduğu,mükellefin katma değer vergisi dahil cirosu ileBa/Bsformaları analiz edildiğinde dengeli bir tablo ortaya çıktığı, defter vebelgelerinde noter tasdikinin bulunduğu, diğertespitlerin söz konusufaturaların sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı olduklarınısomut olarakortaya koyamadığı, vergi incelemesinden beklenilen amacı gerçekleştirmektenuzak ve eksik incelemeye dayalı vergi inceleme raporuna istinaden tarholunanvergi vekesilen cezalarda hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanınkabulünekarar verilmiştir.
...
Temyizen incelenen karar usul ve hukukauygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektireceknitelikte görülmemiştir."
20. Aynı Dairenin 28/3/2018 tarihli ve E.2015/9487,K.2015/11557 sayılı kararı ise şöyledir:
" ... Bornova Vergi DairesiMüdürlüğünün 5070705575 vergi numaralı mükellefiK.Plastik Kimya Sanayi ve DışTic. Ltd. Şti.'den aldığı faturaların sahte olduğu yolunda düzenlenen vergiinceleme raporuna dayanılarak2009/Mayıs dönemi için re'sen tarh edilenkatmadeğer vergisiile kesilen bir kat vergi ziyaı cezasınınkaldırılması istemiyleaçılan davayı kabul eden İstanbul 8. Vergi Mahkemesi'nin 25/05/2015 tarih veE:2014/2445, K:2015/1481 sayılı kararının; dilekçede ileri sürülen sebeplerlebozulması istenilmektedir.
...
temyiz isteminin reddine ve kararınonanmasına..."
IV. İLGİLİHUKUK
21. 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer VergisiKanunu’nun 1. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Türkiye'de yapılan aşağıdakiişlemler katma değer vergisine tabidir:
1. Ticari, sınai, zirai faaliyet veserbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler,
..."
22. 3065 sayılı Kanun'un 29. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"1. Mükellefler, yaptıklarıvergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanundaaksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak aşağıdaki vergileriindirebilirler:
a) Kendilerine yapılan teslim vehizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalardagösterilen katma değer vergisi,
..."
23. 3065 sayılı Kanun'un 34. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"1. Yurt içinden sağlanan veyaithal olunan mal ve hizmetlere ait Katma Değer Vergisi, alış faturası veyabenzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve buvesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebilir.
..."
24. 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Re'senvergi tarhı" kenar başlıklı 30. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Resen vergi tarhı, vergimatrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçüleredayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafındantakdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergiinceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarholunmasıdır. İnceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrahfarkı resen takdir olunmuş sayılır.
Aşağıdaki hallerden herhangi birininbulunması durumunda, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt vebelgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı kabuledilir.
...
4. Defter kayıtları ve bunlarla ilgilivesikalar, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tesbitine imkan vermiyecekderecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısiyle ihticaca salihbulunmazsa.
...
6. (Ek: 30/12/1980-2365/4 md.) Tutulmasızorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumuyansıtmadığına dair delil bulunursa.
..."
25. 213 sayılı Kanun'un 134. maddesinin "Maksat"kenar başlıklı birinci fıkrası şöyledir:
"Vergi incelemesinden maksat,ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek vesağlamaktır..."
26. 213 sayılı Kanun'un "Vergi ziyaı cezası"kenar başlıklı 344. maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının ilgilikısmı şöyledir:
"341 inci maddede yazılı hallerdevergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkındaziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
27. Mahkemenin 18/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
28. Başvurucu, Şirket tarafından düzenlenen faturalarınsahte olmadığına ilişkin emsal kararlar bulunduğunu belirtmiştir. Belirtilen buemsal kararlar uyarınca Şirketin sahte fatura düzenleyicisi olmadığı,dolayısıyla bu faturalara bağlı olarak kesilen vergi cezalarının iptal edilmesigerektiğini ifade etmiştir. Buna rağmen cezalar yönünden davasınınreddedildiğini ve söz konusu durumda bariz takdir hatası bulunduğunu iddiaederek adil yargılanma hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
29. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenarbaşlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucu, adil yargılanma hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlaledildiğini ileri sürmüş ise de yukarıda yer verilen şikâyetlerinin özüyargılama sürecinde maddi olayın değerlendirilmesinde açık ve bariz takdirhatası yapılarak davasının reddedilmesidir. Bu itibarla başvurucunun ihlaliddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkıyönünden incelenmiştir.
31. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında,kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireyselbaşvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemelerönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusuolamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkileden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama vesonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam,B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).
32. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucundaverilen kararın değil yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığınıdenetletme imkânı verir. Bu nedenle bireysel başvuruda adil yargılanmayailişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecindehaklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama sürecinde karşıtarafın sunduğu deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi olamadığı veyabunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini veiddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgiliiddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesizolduğu gibi mahkeme kararının oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeyealınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfîliğe ilişkin bir bilgi ya da belgesunmuş olması gerekir (Naci Karakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).
33. Öte yandan benzer konularda aynı derecedeki yargımercileri arasındaki içtihat farklılıkları tek başına adil yargılanma hakkınınihlali niteliğinde kabul edilemeyeceği gibi derece mahkemeleri ile itiraz ya datemyiz mercilerinin uyuşmazlıklara ilişkin olarak tarafların talepleri vedelilleri arasındaki yorum farklılıkları da tek başına adil yargılanma hakkınınihlali niteliğinde kabul edilemez (Miras Mümessillik İnş. Taah. Reklam Paz.Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2012/1056, 16/4/2013, § 36).
34. Somut olayda derece mahkemeleri Şirket hakkındadüzenlenen vergi tekniği raporunda yer alan tespitleri değerlendirerek farklısonuçlara varmış olmakla birlikte olayda farklılığın kanun hükümlerininyorumundan kaynaklanmadığı, olguların farklı değerlendirilmesinin söz konusuolduğu, dolayısıyla içtihat farklılığı olarak nitelendirilemeyeceğianlaşılmaktadır. Bir başka ifadeyle derece mahkemeleri arasında K. Şirketihakkında yapılan tespitlerin bu Şirketin gerçek bir faaliyetinin bulunmadığınıgöstermeye yetip yetmediği hususunda bir değerlendirme farklılığıbulunmaktadır. Bununla birlikte derece mahkemelerince -ulaşılan sonuçlarbirbirinden farklı olmakla birlikte- varılan sonuca hangi nedenle ulaşıldığınıbaşvurucu ve üçüncü kişiler tarafından objektif olarak anlaşılmasına imkânverecek yeterli gerekçeler sunulmaktadır.
35. Başvurucu, Şirket tarafından düzenlenen faturalarınsahte olmadığına ilişkin emsal kararlar bulunmasına karşın Şirketin düzenlediğifaturalar nedeniyle kesilen cezaların kaldırılmadığını iddia ederek derecemahkemelerinin kararlarında bariz takdir hatası bulunduğunu ileri sürmektedir.Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, mahkemelerce delillerindeğerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup mahkemekarar gerekçesinde bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan birhususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yoluşikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA 18/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.