TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
TÜLAY ŞAHİN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/1568)
Karar Tarihi: 8/5/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Selami ER
Başvurucular
:
Tülay ŞAHİN
Vekili
:
Av. Abdullah YALÇINKAYA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, maliki olduğu taşınmazın kamulaştırılmasınedeniyle açılan bedel tespiti ve tescil davasında taşınmazın bedelinin olmasıgerekenden düşük tespiti ve dava tarihine göre belirlenen kamulaştırmabedelinin dava sonunda faiz işletilmeden kendisine ödenmesi nedenleriylemülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve madditazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 26/2/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 19/9/2013tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına vedosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. İkinci Bölümün 23/1/2014 tarihliara kararı gereğince başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneğigörüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığı 25/3/2014tarihli yazısıyla daha önce sunulan görüşlere ve Anayasa Mahkemesi kararlarınaatıf yapılarak yeni görüş sunulmasına gerek görülmediğini beyan etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucunun 200/4126 oranında hissedarı olduğu İstanbulili Pendik ilçesi Doğu mahallesinde 104 pafta 849 ada, 541, 542, 543, 544parsel sayılı taşınmazların tamamı ile 545 parsel sayılı taşınmazın 2030,90m2’lik kısmı hakkında 23/9/2005 tarihli imar planındakamuya tahsisli alanda kaldığı gerekçesiyle ve yol yapımı amacıyla İstanbulBüyükşehir Belediyesi Encümeni tarafından 5/9/2006 ve 12/12/2006 tarihlerindekamulaştırma kararı alınmıştır.
8. Kamulaştırma bedeli üzerinde anlaşma sağlanamaması üzerineİstanbul Büyükşehir Belediyesi 28/9/2009 tarihindePendik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescildavası açmıştır.
9. 16/4/2010 tarihli bilirkişi raporuylataşınmazlarda başvurucunun hisse oranı belirlenmiş, 30/7/2010 tarihli bilirkişiraporuyla taşınmazın başvurucu hissesine düşen arsa değeri 31.010,00 TL,taşınmaz üzerindeki binanın değerinin başvurucu hissesine düşen değeri ise10.429,00 TL olarak belirlenmiş, başvurucu bu tespite karşı 14/12/2010 tarihlidilekçesiyle taşınmazların bulunduğu yerlerin sosyal ve ekonomik durumunun,çevre yolları ile deniz ve hava ulaşımına yakınlığının, zemin katın iş yeriolduğunun, kira getiren yer olduğunun nazara alınmadığı ve binanın yaşlıolduğunun dışarıdan anlaşılamayacağı şeklinde itirazlarını dile getirmiştir.
10. İtiraz üzerine mahallinde yapılan keşif ve sonrasındamahkemeye sunulan 26/5/2011 tarihli ikinci bilirkişiraporuyla önceki raporda sehven hesaplamaya dâhil edilmeyen 545 parsel dâhiledilerek ve binanın mülkiyetinin tamamının başvurucuya ait olduğu göz önündebulundurularak kamulaştırılması istenen taşınmazların başvurucu hissesine düşenarsa değeri 200.290,00 TL ve üzerindeki binanın değeri 212.841,00 TL, toplamkamulaştırma bedeli ise 413.131,00 TL olarak tespit edilmiştir.
11. Başvurucu 12/5/2011 tarihlidilekçesiyle yine taşınmazların bulunduğu yerlerin sosyal ve ekonomikdurumunun, çevre yolları ile deniz ve hava ulaşımına yakınlığı ile binanın yaşı,malzeme ve inşaat kalitesi konusundaki tespitlere itiraz etmiştir.
12. Bilirkişi tarafından tespit edilen bedel, Mahkemekararıyla 23/12/2011 tarihinde başvurucunun bankahesabına bloke edilmiştir.
13. Mahkeme, 29/12/2011 tarih veE.2009/466, K.2011/625 sayılı kararıyla davanın kabulüne karar vererek26/5/2011 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda kamulaştırma bedelini413.131,00 TL olarak tespit ederek davanın kabulüne ve bedelin başvurucuyaödenmesine karar vermiştir.
14. Başvurucu kararı bedelin düşük tespit edildiği ve faizödenmesine karar verilmediği gerekçesiyle temyiz etmiş, temyiz istemi Yargıtay5. Hukuk Dairesinin 7/6/2012 tarih ve E.2012/5790,K.2012/12088 sayılı kararıyla ve emsalleriyle kıyaslama yapılarak ve yıpranmapayı düşülerek yapılan tespitte isabetsizlik görülmediği gerekçesiylereddedilerek yerel mahkemenin kararı onanmıştır.
15. Başvurucunun karar düzeltme talebi ise aynı dairenin, 27/12/2012 tarih ve E.2012/23077, K.2012/28740 sayılı kararıile reddedilmiştir.
16. Bu karar başvurucuya 6/2/2013tarihinde tebliğ edilmiştir.
17. Başvurucu 26/2/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
18. 4/11/1983 tarih ve 2942 sayılı KamulaştırmaKanunu’nun “Kamulaştırma bedelinin mahkemecetespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” kenar başlıklı 10.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Kamulaştırmanın satın alma usulü ileyapılamaması halinde idare, … asliye hukuk mahkemesinemüracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, … idare adına tesciline karar verilmesini ister.
Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibarenen geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malın malikine … bildirerek duruşmayakatılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur.
…
Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedeldeanlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içindekeşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddedesayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malındeğerini tespit için mahallinde keşif yapar…
Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerinbeyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmazmalın değerini belirten raporlarını onbeş gün içindemahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflaratebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veyavekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişiraporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşıbeyanları alınır.
Tarafların bedelde anlaşamamaları halindegerektiğinde hakim tarafından onbeşgün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir vehakim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarındanyararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder.Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkınınkamulaştırılma bedelidir. … İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına … dair makbuzunibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırmabedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine veparanın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup taraflarınbedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.
(Ek fıkra: 11/04/2013-6459S.K./6. md) Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içindesonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitimindenitibaren kanuni faiz işletilir.
…”
19. 2942 sayılı Kanun’un 24/4/2001tarih ve 4650 sayılı Kanunla değişik 11. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Taşınmaz malın değerinin tespitinde,kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değerartışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kârdikkate alınmaz.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 8/5/2014 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 26/2/2013 tarih ve 2013/1568 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
21. Başvurucu Asliye Hukuk Mahkemesinin kamulaştırmabedelinin tespiti ve tescili davasında kamulaştırma bedelinin, taşınmazınkonumu, ulaşım imkânları, malzeme ve inşaat kalitesi gibi objektif kriterlerdikkate alınmadan ve yeterli inceleme yapılmadan, emsal değerlerin altındaolacak şekilde tespit edilmesi ve dava tarihinden kamulaştırma bedelininödenmesine kadar geçen süre için yasal faize hükmedilmemesi nedenleriyleAnayasanın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet ve 36. maddesinde tanımlanan adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, kamulaştırma bedeliüzerinden 28/9/2009 tarihinden itibaren işleyecek83.124,22 TL yasal faizin ve bilirkişi marifetiyle tespit edilecek taşınmazgerçek bedeli karşılığı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 200.000,00TL’nin maddi tazminat olarak kendisine ödenmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Adil YargılanmaHakkına İlişkin İddialar
22. Başvurucu taşınmazın kamulaştırma bedelinin, taşınmazınkonumu, ulaşım imkânları, malzeme ve inşaat kalitesi gibi objektif kriterler dikkate alınmadan ve yeterli inceleme yapılmadan,emsal değerlerin altında olacak şekilde tespit edildiğini iddia ederek gerçekdeğerin tespit edilmesini ve kendisine ödenmesini talep etmiştir.
23. Adalet Bakanlığınca kısaca başvurucunun düşük bedeltespiti iddiasının delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının uygulanmasıve derece mahkemelerinin uyuşmazlığa getirdiği çözümün adil olmamasına dairolduğu şeklinde beyanda bulunulmuştur.
24. Bu durumda başvurucunun taşınmazın konumu, ulaşımimkânları, malzeme ve inşaat kalitesi gibi objektif kriterlerdikkate alınmadan kamulaştırma bedelinin düşük tespit edildiğine dairşikâyetlerinin özü, mahkeme kararının hatalı olduğuna yönelik ve mahkemekararının sonucuna ilişkin olup, adil yargılanma hakkına bağlı olduğundan buşikâyetlerin mülkiyet hakkı yerine adil yargılanma hakkı yönünden incelenmesigerekir.
25. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurularailişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeyetabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.
26. Bahsedilen kurallar uyarınca, derece mahkemeleri önündedava konusu yapılmış olayların sübutu, delillerin değerlendirilmesi, hukukkurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıklailgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuruincelemesine konu olamaz. Anayasa’da yer alan hak ve özgürlükler ihlaledilmediği sürece ve bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermedikçe derecemahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar da bireysel başvuruincelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece mahkemelerinin delilleritakdirinde bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesininbu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (B. No: 2012/1027, 12/2/2013,§ 26).
27. 2942 sayılı Kanun’un 10. ve 11. maddeleri uyarıncatarafların kamulaştırma kararı sonrasında bedel hususunda anlaşamamalarıhalinde dava tarihine göre taşınmazın bedelinin mahkemece adil ve hakkaniyeteuygun bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir.
28. Başvuruya konu davada Mahkeme, 2942sayılı Kanun’un 10. maddesi doğrultusunda kamulaştırmaya konu taşınmaza ilişkintapu kayıtlarını, kroki bilgilerini ve emsal satış bedellerini gösterirbelgeleri temin etmiş, yerinde keşif yapmış, bilirkişi raporuyla taşınmazlardabaşvurucunun hisse oranını tespit ettirmiş, daha sonra bilirkişi raporuylabedel tespiti yaptırmış, başvurucunun bu bedele itirazları doğrultusunda ekbilirkişi incelemesi yaptırarak beş bilirkişiden oluşan heyete taşınmazındeğerini tespit ettirmiş, ek bilirkişi raporunun taraflara tebliği üzerinetekrar itiraz hakkı tanınmış ve usulüne uygun olarak kamulaştırma bedelinitespit etmiştir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi ise, yaptığı temyizincelemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti konusunda bir isabetsizlikolmadığına karar vermiştir.
29. Başvuru konusu olayda kamulaştırma bedelinin tespiti, butespitte kullanılan yöntem, emsallerin seçimi ve değerlendirilmesi, taşınmazınulaşım imkânlarına yakınlık ile malzeme ve inşaat kalitesi gibi özelliklerinindeğerine etkisinin belirlenmesi Kanun’un öngördüğü usuller çerçevesinde hâkimintakdir yetkisi içindedir. Derece mahkemelerinin kamulaştırma bedelinin tespitidavasında verdikleri kararlarında açıkça keyfilik bulunmadıkça AnayasaMahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz.
30. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun kamulaştırma bedelinintespiti davasıyla ilgili olarak iddialarının kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlara ilişkin olduğu, derece mahkemesi kararlarının bariz takdir hatasıveya açık keyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Mülkiyet Hakkınaİlişkin İddialar
31. Başvurucunun kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescilidavasında dava tarihine göre belirlenen bedelin dava sonunda faiz işletilmedenkendisine ödenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündekişikâyetinin, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi kabul edilemezliğine kararverilmesini gerektirecek başka bir neden de görülmediğinden kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
32. Başvurucu dava tarihine göre belirlenen kamulaştırmabedelinin dava sonunda kendisine faiz işletilmeden ödenmesi nedeniylekamulaştırma bedelinin değerinde azalma olduğundan şikâyet etmekte vekamulaştırma bedeline dava tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen sürede yasalfaiz uygulanarak kendisine 83.124,22 TL ödenmesine hükmedilmesini talepetmektedir.
33. Adalet Bakanlığı tarafından başvurucunun faiz talebikonusunda daha önce sunulan görüşlere ve Anayasa Mahkemesi kararlarına atıf yapılarakyeni görüş sunulmasına gerek görülmediği şeklinde beyanda bulunulmuştur.
34. Anayasa’nın “MülkiyetHakkı” kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
35. Anayasa'nın “Kamulaştırma”kenar başlıklı 46. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararınıngerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özelmülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunlagösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarîirtifaklar kurmaya yetkilidir.
Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlananartırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. … Kanunun taksitle ödemeyiöngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirdetaksitler eşit olarak ödenir.
…
İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerdeve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacaklarıiçin öngörülen en yüksek faiz uygulanır.”
36. Anayasa'nın “Temel hakve hürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
37. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (Sözleşme) Ek (1)No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması”kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”
38. Somut başvuruda başvurucu, kamulaştırmanın kamu yararışeklinde meşru bir amaca yönelik olmadığı yönünde bir şikâyettebulunmamaktadır. Başvuru dosyası incelendiğinde başvurucunun taşınmazının yolgüzergâhında kalması nedeniyle kamulaştırıldığı ve kamulaştırma sürecinin 2492sayılı Kanun’a uygun olarak sürdürülerek tamamlandığı görülmektedir. Bu durumdamülkiyetten yoksun bırakmanın meşru amacının bulunduğu ve kanuna uygun olarakyapıldığı anlaşıldığından başvurucunun faiz ödenmemesine yönelik şikâyetleriAnayasa’nın 13. ve 35. maddeleri kapsamında ölçülülük ilkesi yönünden incelenecektir.
39. Anayasa’nın 35. maddesine göre kişilerin mülkiyetleriancak kanunla öngörülmüş usullerle ve kamu yararı gereği karşılığı ödenmeksuretiyle ellerinden alınabilir. Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçülülükilkesi gereği kişilerin mülklerinden mahrum bırakılmaları halinde elde edilmekistenen kamu yararı ile mülkünden mahrum bırakılan bireyin hakları arasındaadil bir denge kurulması gerekmektedir (B. No: 2013/817, 19/12/2013,§ 37).
40. Anayasa'nın 46. maddesinde öngörülen ve temel öğesinin “kamu yararı” olduğu kabul edilenkamulaştırma, bir taşınmaz üzerindeki özel mülkiyet hakkının, malikin rızasıolmaksızın, kamu yararı için ve karşılığı ödenmek koşuluyla devlet tarafındansona erdirilmesidir. Kamu yararı bulunması, kamulaştırma kararının yasadagösterilen esas ve usullerine uyulması, gerçek karşılığın peşin ve nakdenödenmesi kamulaştırmanın anayasal öğeleridir. (AYM, E.2004/25, K.2008/42, K.T. 17/1/2008)
41. Başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninorantılı olabilmesi için ödenen tutarların enflasyonun etkilerindenarındırılarak güncelleştirilmesi, yani kamulaştırma tarihi ile ödeme tarihiarasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafi edecek biçimde faizuygulanması gerekir. (Scordino/İtalya (no:1), B. No: 36813/97, 29/3/2006, § 258).
42. Uzun süren kamulaştırma bedelinin tespiti davalarındadava tarihine göre belirlenen kamulaştırma bedeli, dava sonunda faizişletilmeden taşınmazı kamulaştırılan bireylere ödenerek bireylerin almalarıgereken bedelin enflasyon karşısında aşınmasına neden olunmaktadır. Taşınmazıkamulaştırılan kişilere ödenen kamulaştırma bedelinin kişinin uğradığı zararıtelafi edebilmesi için taşınmazın gerçek karşılığı olması yanında ayrıca ödenenbedelin tespitiyle ödenmesi arasında geçen dönemde gözlemlenen enflasyonanispetle hissedilir derecede değer kaybetmemiş olması gerekir (B. No: 2013/817,19/12/2013, § 59).
43. Bir eşyanın devir tarihindeki bedelinin daha sonraödenmesi durumunda arada geçen sürede enflasyon nedeni ile paranın değerindeoluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelintasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanmak imkânı dabulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerekhaksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, K.T. 10/2/2011).
44. Bu çerçevede AİHM, Türkiye’de kamulaştırma bedelleriningeç ödenmesi ve enflasyon sonucu bedelin değerinde aşınma olması ile aradageçen sürede bedele faiz ödenerek durumun telafi edilmemesi veya ödenen faizinenflasyonun çok altında kalması nedeniyle birçok davada başvuranların üzerindemeşru kamu yararıyla haklı gösterilemeyecek orantısız ve aşırı bir yük bindiğive mülkiyet haklarının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Aka/Türkiye, B. No: 19639/92, 23/12/1998, § 48-50; Akkuş/Türkiye,B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 28-31; Yetiş/Türkiye,B. No: 40349/05, 6/7/2010, § 57-60).
45. Nitekim kanun koyucu bahsedilen husustaki yasal eksiğigidermek ve kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında davanın zamanındasonuçlandırılamaması halinde yargılama sürecinde kamulaştırma bedelininenflasyon etkisiyle uğrayacağı değer kaybını telafi ederek benzermağduriyetlerin önlenmesi maksadıyla 6459 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle 2942sayılı Kanun’un 10. maddesine ek fıkra ekleyerek “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içindesonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitimindenitibaren kanuni faiz işletilir.” hükmünü getirmiş ve zamanındatamamlanamayan kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında ödemenin yapıldığıtarihe kadar kamulaştırma bedeline faiz ödenmesi imkânını tanımıştır (B. No:2013/817, 19/12/2013, § 53).
46. Somut başvuruya konu kamulaştırma işleminde ise dava,bahsedilen kanun hükmünün yürürlüğe giriş tarihinden önce sonuçlandığındanyasal faiz ödemesi yapılmamıştır. Bu durumda kamulaştırma sürecinde kamuyararına ulaşmak için kullanılan yöntemler ile izlenen amaç arasında makul birorantılılığın ve mülkünden mahrum bırakılan başvurucunun üzerine orantısız veaşırı bir yük binip binmediğinin araştırılması gerekmektedir.
47. Başvuru konusu kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescilidavası, 28/9/2009 tarihinde açılmış, Mahkeme29/12/2011 tarihli kararıyla 23/12/2011 tarihinde başvurucu adına bankaya blokeedilen bedelin başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Bu durumda dava tarihiesas alınarak tespit edilen kamulaştırma bedeli başvurucuya 27 ay sonraödemiştir. Merkez Bankası verilerine göre dava dilekçesinin verildiği ve bedeltespitinde esas alınan Eylül 2009 ile bedelin ödendiği Aralık 2011 tarihleriarasında enflasyonda meydana gelen artış % 22,52’dir. Bir başka ifadeyle Eylül2009 tarihindeki 100 TL’nin Aralık 2011’de enflasyon karşısında değer kaybıgiderilmiş karşılığı 122,50 TL’dir.
48. Başvurucuya dava tarihine göre belirlenerek ödenen413.131,00 TL kamulaştırma bedelinin ödeme tarihinde Merkez Bankası verilerikullanılarak enflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığı 506.176,00TL’dir. Bir diğer ifadeyle kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında uğradığıdeğer kaybını telafi edecek fark 93.045,00 TL’dir.
49. Yukarıdaki unsurlara bakarak, kamulaştırma bedelinin davaaçıldığı tarihteki değeri ile ödendiği tarihteki değeri arasında gözlemlenenfarkın kamulaştırma bedeline faiz eklenmemesinden kaynaklandığıanlaşılmaktadır. Ödenmeyen bu fark, bireyin mülkiyet hakkının korunması ilekamu yararı arasında olması gereken adil dengeyi bozarak, Anayasa’da yer alanölçülülük ilkesine aykırı bir şekilde başvurucu üzerine orantısız ve aşırı bir yükbinmesine sebep olarak başvurucunun mülkiyet hakkını ihlal etmektedir.
50. Başvurunun değerlendirilmesineticesinde, başvuruya konu kamulaştırma bedelinin tespiti davasında davatarihine göre belirlenen kamulaştırma bedelinin başvurucuya 27 ay sonra faizişletilmeden ödendiği, bu süre zarfında Merkez Bankası verilerine göreenflasyonda meydana gelen artışın % 22,52 olduğu, bahsedilen değer kaybı oranıdikkate alındığında, başvurucunun üzerine idarenin ulaşmak istediği meşru kamuyararı ile haklı gösterilemeyecek şekilde orantısız ve aşırı yük yüklediğisonucuna ulaşılmıştır.
51. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 35.maddesinde güvence altına mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden
52. Başvurucu, idare tarafından kamulaştırılantaşınmazlarının bedel tespiti davasının 27 ay sürmesi ve dava tarihine göretespit edilen bedele yasal faiz işletilmeden kendisine ödeme yapılmasınedeniyle 83.124,22 TL yasal faizin kendisine ödenmesine karar verilmesinitalep etmiştir.
53. Adalet Bakanlığı görüşünde, kamulaştırma bedeline faizödenmemesine yönelik olarak daha önceki görüş yazıları ve Anayasa Mahkemesikararlarına atıf yapılarak yeni görüş bildirilmesine gerek görülmediği ifadeedilmiştir.
54. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
55. Başvuruculara dava tarihine görebelirlenen kamulaştırma bedelinin 27 ay süren dava sonunda faiz işletilmedenödenmesi sonucu kamulaştırma bedelinde bu sürede gerçekleşen %22,52 oranındakienflasyon nedeniyle ciddi bir değer kaybı oluştuğu, bu durumun başvurucularınüzerine idarenin ulaşmak istediği meşru kamu yararı ile haklı gösterilemeyecekşekilde orantısız ve aşırı yük binmesine neden olduğu anlaşıldığındanbahsedilen maddi değer kaybını telafi edebilmek için kamulaştırma bedelinindeğer kaybını giderici şekilde faiz işletilerek başvurucuya ödeme yapılmasıgerekmektedir. Başvurucu yasal faiz oranında 83.124,22 TL maddi tazminattalebinde bulunduğundan ve bu talebin kamulaştırma bedeline oranı kamulaştırmabedelinin uğradığı değer kaybı olan %22,52 oranından daha düşük olduğundanbaşvurucuya talebi doğrultusunda 83.124,22 TL maddi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir. Üye Burhan ÜSTÜN bu görüşe katılmamıştır
56. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun,
1. Adil yargılanma hakkına yönelik şikâyet yönünden “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, OY BİRLİĞİYLE,
2. Mülkiyethakkına yönelik şikâyet yönünden KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA, OY BİRLİĞİYLE,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, OY BİRLİĞİYLE,
C. Başvurucuya talebi doğrultusunda 83.124,22 TL maddiTAZMİNAT ÖDENMESİNE, Burhan ÜSTÜN’ün karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
D. Başvurucunun diğer taleplerinin REDDİNE, OY BİRLİĞİYLE,
E. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE, OY BİRLİĞİYLE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına;ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
G. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,OY BİRLİĞİYLE,
8/5/2014 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Başvurucu, maliki olduğu taşınmazın kamulaştırılması nedeniyleaçılan bedel tespiti ve tescil davasında taşınmazın bedelinin olması gerekendendüşük tespiti ve dava tarihine göre belirtilen kamulaştırma bedelinin davasonunda faiz işletilmeden kendisine ödenmesi nedeniyle mülkiyet ve adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebindebulunmuştur.
Mahkememizce adilyargılama hakkına yönelik şikâyet yönünden açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkına yönelik şikâyet nedeniylekabul edilebilir olduğuna ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğine, başvurucuyatalebi doğrultusunda maddi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
Çoğunluğun adilyargılanmaya ilişkin kabul edilemezlik, mülkiyet hakkına ilişkin kabuledilebilirlik ve mülkiyet hakkının ihlali görüşüne aynen iştirak etmeklebirlikte, başvurucuya maddi tazminat verilmesine ilişkin görüşüne katılmakmümkün değildir. Çünkü, tazminat davaları, çekişmeliyargılamayı gerektiren dava çeşitlerindendir. Bunun için davacının dilekçe ileharcını yatırarak mahkemeye başvurması gerekir. Mahkemece karşı tarafa davadilekçesi tebliğ edilerek, savunma hakkı verilir ve Hâkim tarafından davanıntürüne göre deliller toplanarak yargılama sonunda hüküm fıkrası kurulur. Hükümfıkrasında, davacının istek sonuçlarından her biri hakkında taraflarayüklenilen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddütuyandırmayacak şekilde belirtilip, faiz, harç, yargılama gideri ve vekâletücreti miktarları gösterilmelidir.
Anayasa Mahkemesi,ihlalin tespit edilmesi halinde başvurucuya maddi ve manevi tazminat verilmesiusulünü AİHM kararlarını örnek alarak uygulamakla neredeyse tesbitettiği her ihlale tazminat verme yoluna gitmektedir. AİHM uluslararasıyargılama yapan bir mahkeme olduğundan, esas aldığı bütün kurallar uluslararasıniteliktedir. Orada açılan her davanın başvurucusunun (davacısının) mutlaka birkarşı tarafı (davalısı) ulusal devlet bulunmaktadır. AİHM’de başvuru dilekçesikarşı tarafa (davalıya) tebliğ edilerek savunma ve delil ikamesi imkânı verilmekte,davanın bütün aşamalarına katılımı sağlanarak sonuca gidilmektedir. Tazminatlailgi olarak uluslararası yargılama yapan başka bir yargı mercidebulunmadığından, AİHM’nin tazminata da karar vermesi yapısına göre yerindedir.Bireysel başvuruyu uygulayan Avrupa ülkelerinin bir kısmının mevzuatındatazminat verilmesi hususu hiç düzenlenmemiş, tazminat verilmesi kabul edilenülkelerin uygulamalarında ise çok özel durumlara ilişkin, sınırlı sayıdatazminat verilmesi örnekleri bulunmaktadır.
Tazminat verilmesiyönünden, usulü, uygulanması ve yapısı farklı, uluslararası mahkeme olan AİHMiçtihatlarının örnek alınması yerine, bireysel başvuruda başarılı olduğubilinen Avrupa’daki ulusal mahkemelerin uygulamalarının esas alınması dahayerinde olacaktır.
6216 sayılı Kanun’un“Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (2) numaralı fıkrası,“Bireysel başvurunun kabul edilebilirliğine karar verilmesi halinde, başvurununbir örneği bilgi için Adalet Bakanlığı’na gönderilir. Adalet Bakanlığı gerekligördüğü hallerde görüşünü yazılı olarak Mahkemeye bildirir.” şeklindedüzenlenmiştir.
Bireysel başvurulardabaşvurucunun (davacının) karşı tarafı (davalısı) bulunmamaktadır. Maddeye göreAdalet Bakanlığı davanın tarafı değil sadece bildirim yapılan muhatabıdır.Gerekli görürse, savunma değil, görüşünü yazılı olarak bildirebilir.Değiştirilen, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 71. maddesine göre, AnayasaMahkemesi karar vermek için Adalet Bakanlığı’nın görüşünü beklemek zorunda değildir.Tazminata neden olan olayın muhatabı başka bir kamu kurumu olduğundan, gerçekteAdalet Bakanlığı tazminat davasının tarafı da olamaz. Tazminatdavası ile ilgili olarak uluslararası veya ulusal hiçbir usul ve maddi hukukkuralı dikkate alınmayıp, taraf teşkili tamamlanmadan, karşı tarafa (davalıya)tebligat yapılmadan savunma ve delilleri alınmadan, tazminata karar verilmesi,hüküm fıkrasında bulunması zorunlu hususların varlığının gözetilmemesi, kararınikinci derecede incelenmesinin ortadan kaldırılması doğru olmadığından, olaydaadil yargılanma hakkının varlığından söz edilemez.
6216 sayılı Kanun’un“Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre, “Tespitedilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeyegönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerdebaşvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılmasıyolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesi’nin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde, mümkünse dosya üzerinden karar verir.” denilmektedir.
Kuraldaki “başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir” kısmı,mahkemeye çok özel hallerde, istisnai olarak kullanılması maksadıyla verilmiş,ihtiyari bir yetkidir. Uygulamada mahkemece bu yetki, istek varsa, ihlal tespitedilen neredeyse her davada manevi tazminat, yargılamanın hiçbir kuralınauyulmadan isteğe bağlı olarak bazen maddi tazminat verilmesi şeklindekullanılmaktadır.
Bireysel başvuru, şahısların kişisel haklarının tek tek tespitedilerek, kendilerine teslim edilmesi yeri değildir. Esasen AnayasaMahkemesi’nce varsa ihlalin tespit edilmesiyle yetinilmesi, tazminat konusundabaşvurucuya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilmesi, görevli genelmahkemesince usulüne uygun taraf teşkili sağlanması, yargılama yapılarak sonucagidilmesi, taraflara ikinci derece inceleme yapılmasını isteme hakkı tanınmasıgerekir. Böyle bir tercih yapılması halinde başvurucunun da herhangi bir kaybısöz konusu olmayacaktır.
Açıklanan nedenlerle, başvurucunun mülkiyet hakkının ihlaledilmesinden dolayı maddi tazminat ödenmesine ilişkin çoğunluğun görüşünekatılmıyorum.
Üye
Burhan ÜSTÜN