TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
TUNA AYÇİÇEK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/6526)
Karar Tarihi: 24/1/2018
R.G. Tarih ve Sayı: 20/2/2018-30338
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Hüseyin MECEK
Başvurucu
:
Tuna AYÇİÇEK
Vekilleri
:
Av. Çağlar KARACA
Av. Yakup KIRIŞTIOĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; üçüncü kişilerin işlediği yaralama, tehdit vehakaret suçlarına ilişkin yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yerolmadığına karar verilmesinin kötü muamele yasağını ihlal ettiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 9/5/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. 1973 doğumlu olan başvurucu, İstanbul’da ikamet etmektedir.
9. Başvurucu, yaklaşık sekiz yıl arkadaşlık yaptığı E.O.dan ayrılarak bir başka kadınla evlenmiş; E.O. ise H.R.ile nişanlanmıştır. Ayrıldıktan sonra E.O. ile başvurucu arasında yaşanansorunlardan dolayı ceza ve tazminat davaları bulunmaktadır.
A. BaşvurucununYaralanmasına İlişkin Soruşturma
10. Başvurucu 6/1/2014 tarihinde saat 18.00 sıralarında onkişinin saldırısına uğrayarak yaralandığını ileri sürmüştür.
11. Başvurucu, aynı gün darp şikâyetiyle Okmeydanı Eğitim veAraştırma Hastanesinden (Hastane) rapor almıştır. Başvurucunun muayenesinde solparicto frontal (şakakkemiği ile alnın kesiştiği yer) bölgede laserasyon(doku yırtılması), sırt bölgesinde bilateral hiperemi (iki taraflı kanlanma) ve 15 cm uzunluğundayüzeysel laserasyon tespit edilmiş, başvurucuya biradet sütür (dikiş) atılmıştır. Raporda bulgularındarp sonucunda meydana geldiği kayıtlıdır.
12. Başvurucu 7/1/2014 saat 00.30 sıralarında Haliç PolisMerkezi Amirliğine müracaatta bulunmuştur. Başvurucun ifadesini alan kollukgörevlileri olayı savcıya bildirmiş; şüpheli E.O., H.R. ve E.O.nunannesi A.B., ifadeleri alındıktan sonra savcının talimatıyla salıverilmiştir.
13. Başvurucu ifadesinde E.O. isimli eski kız arkadaşınınİstanbul 17. Sulh Ceza Mahkemesinde hakaret suçundan cezalandırıldığını,İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinde de tazminat davasının devam ettiğini, A.B.nin yeğeni Y.O.nun olay günüişlettiği kuaföre gelerek A.B.nin kendisini parkaçağırdığını söylemesi üzerine aralarında süren davalarla ilgili olarak konuşmaküzere çağrıldığını düşünerek parka gittiğini, parkta A.B.ninyeğenleri Y.O. ve B.O.nun kendisini sopalarla darbettiğini, açtığı davayı geri alması için tehditettiklerini, ayrıca hakarete maruz kaldığını, A.B.ninolay anında orada bulunduğunu belirtmiştir.
14. Şüpheli A.B. ifadesinde; oğlu H.R.ninE.O. ile nişanlandığını, E.O.nun eski arkadaşı olanbaşvurucunun 5/1/2014 tarihinde saat 19.30'da oğlunun nişanlısını arayarak kızıC.ye hakaret ettiğini, E.O.nun bunu kendisineanlatması üzerine 6/1/2014 saat 19.30 sıralarında müştekiyi (başvurucuya)aradığını, konuşmak için parka çağırdığını, parkta müştekinin kendisineküfrettiğini ve tokat attığını, kendisinin de orada bulduğu sopayla sırtına veayaklarına vurduğunu, mahalleden bazı çocukların başvurucunun saldırısındankendisini kurtardığını, müştekinin ifadesinde belirttiği Y.O. ve B.O.nun o sırada olay yerinde bulunmadığını söylemiştir.
15. Şüpheli E.O. ve H.R., darp olayını görmediklerini ancakduydukları kadarıyla A.B.nin kızı C. hakkında kötülaflar söyleyen başvurucunun, A.B. ile buluştuğunda küfretmesi üzerinemahallenin gençleri tarafından dövüldüğünü söylemişlerdir.
16. Diğer şüphelilerin ifadeleri alınmamıştır.
17. Başvurucu ayrıca 8/1/2014 tarihinde İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığına (Savcılık) suç ihbarında bulunmuştur. Suç ihbarında eski kızarkadaşı E.O. ile nişanlısı H.R.nin azmettirmesisonucunda C.Ç., A.B., Y.O. ve B.O. ile kimliğini bilmediği dört şüphelidenşikâyetçi olmuştur. Başvurucu, parkın karşısında oturan C.Y.ninolayı bizzat gördüğünü belirtmiştir.
18. Başvurucu, şüphelilerden bir kısmının 9/1/2014 tarihindekendisini tekrar tehdit ettiklerini içeren dilekçeyi soruşturma dosyasına ibrazetmiştir.
19. Savcılık, şüphelilerin ve tanıkların ifadelerinin alınmasıiçin 10/1/2014 tarihinde Haliç Polis Merkezi Amirliğine müzekkere yazmıştır.Başvuru dosyası ve UYAP kayıtlarında yazının gereğinin yapıldığına dair bilgibulunmamaktadır.
20. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 24/1/2014 tarihinde,şüphelilerin atılı suçları işlediklerine dair kamu davası açmaya yeterli-müştekinin (başvurucu) iddiasından başka- delil ve emare bulunmadığına işaretederek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararda altı şüphelininismi yer alırken başvurucunun ifadesinde belirttiği kimliği belirsiz şüphelileryer almamıştır.
21. Bu karara başvurucunun yaptığı itiraz Bakırköy 13. Ağır CezaMahkemesinin 10/3/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
22. 12/4/2014 tarihinde tebliğ edilen ret kararından sonra9/5/2014 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımı bulunmamaktadır.
B. Başvurucuyla Eski KızArkadaşı Arasında Daha Önce Meydana Gelen Olaylar
1. Hakaret SuçundanYapılan Soruşturma
23. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 11/3/2013 tarihliiddianamesiyle, müştekinin (başvurucu) sekiz yıllık arkadaşı olan şüpheli E.O.dan ayrılarak başka bir kadınla evlenmesinden dolayıaralarında husumet oluştuğu, 22/12/2012 tarihinde sokakta karşılaştıklarında E.O.nun başvurucuya hakaret ettiği iddiasıyla kamu davasıaçılmıştır.
24. İstanbul 17. Sulh Ceza Mahkemesinin 7/12/2013 tarihlikararıyla E.O. atılı suçtan miktar bakımından kesin olmak üzere 1.740 TL adlipara cezasına mahkûm edilmiştir.
2. Tazminat Davası
25. Başvurucu, davalı E.O.nun 21/5/2012tarihinde cep telefonuna gönderdiği hakaret içeren mesajlar nedeniyle tazminatdavası açmıştır. Bu dava İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/154 sayılıesasında kayıtlıyken başvurucu tarafından İstanbul 17. Sulh Ceza Mahkemesindekiyargılamaya konu hakaret eylemine dayanılarak İstanbul 9. Asliye HukukMahkemesinde de dava açılmıştır. Her iki dava 15. Asliye Hukuk Mahkemesindebirleştirilmiştir.
26. Mahkemece, birleştirilen dosyadaki mesajlar yönünden davanınhusumet nedeniyle reddine; ceza yargılamasına konu hakaret eyleminden dolayıaçılan davanın ise kısmen kabulüyle 2.000 TL manevi tazminatın davacıyaödenmesine karar verilmiştir.
27. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 26/11/2015 tarihli kararıylailk derece mahkemesi kararının husumet nedeniyle davanın reddine ilişkin hükümfıkrasının bozulmasına, davanın kabulüne ilişkin hüküm fıkrasının iseonanmasına karar verilmiştir. Bozmadan sonra yapılan yargılama sonucundaMahkemenin 12/1/2017 tarihli kararıyla davanın kabulüne hükmedilmiştir. Kararhenüz kesinleşmemiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
28. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86.maddesi şöyledir:
"Kastenyaralama
Madde 86 -(1) Kasten başkasının vücuduna acıveren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi,bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişiüzerindekietkisininbasitbirtıbbîmüdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafifolması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veyaadlî para cezasına hükmolunur.
(3) Kasten yaralama suçunun;
…
e) Silahla,
İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın,verilecek ceza yarı oranında artırılır."
29. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun160., 161., 172. ve 210. maddeleri şöyledir:
"Birsuçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi
Madde 160 -(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veyabaşka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğreniröğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işingerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğinaraştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlîkolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleritoplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumaklayükümlüdür.
Cumhuriyet savcısının görevve yetkileri
Madde 161 - (1) Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adlî kollukgörevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir; yukarıdaki maddedeyazılı sonuçlara varmak için bütün kamu görevlilerinden her türlü bilgiyiisteyebilir...
Kovuşturmaya yer olmadığınadair karar
Madde 172 - (1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasınınaçılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturmaolanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir...
Duruşmada okunmayacakbelgeler
Madde 210 - (1) Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanıkduruşmada mutlaka dinlenir…"
30. Kasten yaralama suçlarında sopanın eylemin nitelikli hâliniifade eden silahtan kabul edildiğine dair birçok karar arasından Yargıtay 3.Ceza Dairesinin 19/9/2017 tarihli ve E.2017/167, K.2017/11166 sayılı kararınınilgili bölümü şöyledir:
“Sanığın eylemini 5237 sayılı TCK'nin 6/1-f.4maddesine göre silahtan sayılan sopa ile vurarak gerçekleştirdiği tüm dosyakapsamından anlaşılması karşısında sanığın cezasında 5237 sayılı TCK'nin 86/3-emaddesine göre artırım yapılmayarak eksik ceza tayin edilmesi [usul veyasaya aykırıdır.]"
B. Uluslararası Hukuk
1. Uluslararası Mevzuat
31. 18/6/2003 tarihli ve 25142 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan 16/12/1966 tarihliBirleşmiş Milletler (BM)Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 7. maddesi şöyledir:
"Madde 7 - Hiçkimse işkenceye ya da zalimane, insanlık dışı ya da küçük düşürücü muamele yada cezalandırmaya maruz bırakılamaz..."
32. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği İşkenceve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların EtkiliBiçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi İçin El Kılavuzu’nun (İstanbulProtokolü) işkence ve kötü muamelelerin soruşturulmasına dair 76. ve 161.paragrafları şöyledir:
"76. Soruşturmanın geniş anlamdaki amacı,iddia edilen işkence olayı ile ilgili delillerin, olayın sorumlularınınbelirlenmesi ve yargılanmalarının sağlanması ya da işkence görenlerinkoşullarının iyileştirmesini sağlamak amacıyla geliştirilmiş prosedürlerkullanılmasıdır. Burada değinilen konular, başka işkence soruşturmaları için degeçerli olabilir. Soruşturmayı yürütenler bu amaçları gerçekleştirmek için enazından aşağıdaki hususları yerine getirmeye uğraşmalıdır: işkence gördüğüiddia edilen kişinin (kişilerin) ifadesini almak; sorumluların bir mahkemedeyargılanması olasılığı için gerçekleştiği iddia edilen işkence vakasıhakkındaki tıbbi deliller de dahil olmak üzere delilleri ortaya çıkarmak vesaklamak; olası tanıkları belirlemek ve iddia edilen işkence vakasıyla ilgiliifadelerini almak; iddia edilen işkence olaylarının nasıl, ne zaman ve neredegerçekleştiğinin yanı sıra işkencenin belli bir model veya uygulama biçimineuyup uymadığını belirlemek."
161. İşkencenin belgelendirilmesinin zorunluunsurlarından biri de görgü tanığı ve işkence mağdurunun tanıklığıdır.İşkencenin fizik bulgularının var olduğu durumda bu, bir kişiye işkenceyapıldığını doğrulayan önemli bir kanıttır. Ama böylesi şiddet eylemleri çoğunluklakalıcı nedbe ya da iz bırakmadığı için fiziki delillerin yokluğu, işkenceninyapılmadığı şeklinde yorumlanmamalıdır."
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi Uygulaması
33. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme/AİHS) 1. ve 3.maddeleri şöyledir:
"Madde 1 - İnsan haklarına saygı yükümlülüğü
Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetkialanları içinde bulunan herkesin, bu Sözleşme'nin birinci bölümünde açıklananhak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar.
Madde 3 -İşkence yasağı
Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya daaşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz."
34. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 3.maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumlarınen temel değeri olduğunu vurgulamıştır. Terörizmle ya da organize suçlamücadele gibi en zor şartlarda dahi Sözleşme'nin mağdurların davranışlarındanbağımsız olarak işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerdenmen ettiği belirtilmiştir. Kötü muamele yasağının Sözleşme'nin 15. maddesindebelirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi hiçbiristisnaya yer vermediği içtihatlarda hatırlatılmıştır (Selmouni/Fransa, B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, §119).
35. AİHM; Sözleşme’nin 1. maddesiyle birlikte 3. maddesininyüksek Sözleşmeci taraflara, yetki alanı içinde bulunan herkese Sözleşme’de tanımlanan hak ve özgürlükleri güvence altınaalma ve kamu görevlisi olmayan kişiler tarafından yapılsa bile söz konusu kişilerinkötü muamelelere maruz kalmalarının engellenmesine yönelik önlemleri almayükümlülüğü getirdiğini kabul etmektedir (Denis Vasilyev/Rusya, B. No: 32704/04,17/12/2009, § 98; A./Birleşik Krallık,B. No: 25599/94, 23/9/1998, § 22; M.C./Bulgaristan,B. No: 39272/98, 4/12/2003, § 149; Secic/Hırvatistan, B. No: 40116/02, 31/5/2007, § 52; Fahri Çalışkan/Türkiye, B. No: 47936/11,1/12/2015, § 38; Yehovanın Şahitleri GldaniCemaatinin 97 üyesi ve diğer 4 kişi/Gürcistan, B. No: 71156/01,3/5/2007, § 96; Costello-Roberts/Birleşik Krallık, B. No:13134/87, 25/3/1993, §§ 26-28; X veY/Hollanda, B. No: 8978/80, 26/3/1985, § 27).
36. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muamele olduğunusöyleyebilmek için eylemin "minimum ağırlık eşiği"niaşması beklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997,§ 55; Erdoğan Yağız/Türkiye, B.No: 27473/02, 6/3/2007, §§ 35-37; Gafgen/Almanya [BD],B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık, B. No: 13134/87, 25/3/1993, §30).
37. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin “tartışılabilir” ve “makulşüphe uyandıran” kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma yükümlülüğügetirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya,§ 131). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik içinminimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açıkolmasını ve yetkili makamların titizlikle ve çabuklukla çalışmasınıgerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007,§ 73; Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, §55).
38. AİHM, insan hakları ihlalleri ile ilgili iddialardasoruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamına gelmediğini ancakiddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden bir usullesoruşturulması gerektiğini birçok kararında dile getirmiştir (Saçılık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05 ve45001/05, 5/7/2011, §§ 90, 91).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
39. Mahkemenin 24/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
40. Başvurucu;
i. 6/1/2014 tarihinde eski kız arkadaşı E.O. ve onun nişanlısı H.R.nin azmettirmesi sonucunda isimlerini verdiği dörtşüpheli ile ismini bilmediği diğer dört kişi olmak üzere toplam sekiz kişininfiziksel saldırısına uğradığını,
ii. Hastanenin düzenlediği rapora göre alnından ve sırtındanyaralandığı tespit edilmesine karşın bu raporun göz ardı edildiğini,
iii. Şüpheli A.B.nin kendisini sopayladarbettiği yönündeki ikrarının dikkate alınmadığını,
iv. Bazı şüphelilerin ve olayı bizzat gören tanık C.Y.nin ifadesinin alınmadığını,
v. Savcılık tarafından etkili soruşturma yapılmadan, adlirapordaki bulgular değerlendirilmeden soyut iddiadan başka delil bulunmadığınadayanılarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın gerekçesininyetersiz olduğunu belirterek maddi ve manevi bütünlüğün korunması ve adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
41. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile5. maddesi şöyledir:
“Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı
Madde 17 - Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkınasahiptir.
…
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimseinsan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
…
Devletin temel amaç vegörevleri
Madde 5 - Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını vebütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerinve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak vehürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacaksurette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanınmaddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayaçalışmaktır."
1. UygulanabilirlikYönünden
42. Başvurucu, Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasındagüvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
43. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
44. Anayasa’nın 17. maddesiyle insan onurunun korunmasıamaçlanmıştır. Özel hayat alanına dâhil olan tüm hukuksal çıkarlara Anayasa’nınfarklı maddelerinde yer verilmiştir. Anayasa’nın 17. maddesinin birincifıkrasında maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı, Sözleşme’nin8. maddesi çerçevesinde özel yaşama saygı kapsamında güvence altına alınanfiziksel ve ruhsal bütünlüğün korunması hakkına karşılık gelmektedir (Halime Sare Aysal,B. No: 2013/1789, 11/11/2015, § 47). Bu maddenin üçüncü fıkrasında kötü muameleyasağı düzenlenmiştir.
45. Doğası gereği menfi hareket ve eylemlerle olumsuz hayatdeneyimlerinin kişinin fiziki ve ruhsal değerlerini etkilemesi, kişide stres,üzüntü ve sair menfi tezahürlere yol açması ve bu etkileri açısından özellikleküçük düşürücü muamele kavramını çağrıştırması mümkündür. Bununla beraberbelirtilen eylemlerin işkence, eziyet veya haysiyetle bağdaşmayan muamele veyaceza olarak nitelendirilebilmesi için fiziksel ve ruhsal etkileri açısındanasgari bir eşiği geçmesi gerekmektedir (IşılYaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, §35). Bu asgari eşik göreceli olup somut olayın özellikleri dikkate alınarakdeğerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsaletkileri, önceden tasarlanıp tasarlanmadığı, kişiyi küçük düşürecek şekildekişide korku, elem ve aşağılanma duygusu oluşturup oluşturmadığı, aleni olarakyapılıp yapılmadığı, kamuoyunun bilgi sahibi olup olmadığı, mağdurun cinsiyeti,yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşımaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,17/7/2014, §§ 83-90).
46. Başvurucu; eski kız arkadaşı E.O. ile sekiz yıllıkbirliktelikten sonra ayrıldıklarını, ayrıldıktan sonra başka birisiyleevlenmesinden dolayı eski kız arkadaşıyla aralarında sorunlar olduğunu, E.O.nun hakaret suçundan yargılandığını, ayrıca hukuk mahkemesindefarklı hakaret fiillerine dayanan tazminat davalarının sürdüğü bir sırada E.O.nun nişanlısı H.R.ninannesinin, yeğenini göndererek kendisini parka çağırdığını, parkta sekiz kişitarafından darbedildiğini ileri sürmüştür.
47. Başvurucunun iddiasına göre olay anlık gelişmemiştir. Hattaşüpheli A.B.nin tek başına ya da diğer şüphelilerinde içinde yer aldığı bir plan sonucunda desise kullanılarak çağrılması üzerinearalarında sürmekte olan davaların konuşulacağı düşüncesine kapılarak olayyerine gitmiştir.
48. Başvurucunun darbedildiği yerinherkesin gelip geçebileceği aleni bir park olduğu, burada maruz kalınan birmuamelenin üçüncü kişilerin bulunmadığı bir yerde gerçekleştirilenlere oranlabaşvurucunun onur ve haysiyetinde meydana getirebileceği zedelenmenin yoğunlukve derinliğinde belirli derecede farklılığın oluşabileceği muhakkaktır.
49. Başvurucunun maruz kaldığı muamelenin fiziksel etkisininmahiyetine gelince şakak kemiğiyle alnının birleştiği noktada oluşan dokuyırtılması, sırt bölgesindeki 15 cm uzunluğunda sıyrık ve kanlanma, hangibölgede olduğu raporda açıklanmamakla birlikte atılan bir adet dikiştenkaynaklanan maddi ve manevi ızdırabın önemsiz olduğusöylenemeyecektir.
50. Başvurucuya aynı anda sekiz kişinin saldırması, meydana gelenyaralanmanın -basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte olması durumundabile bundan bağımsız olarak- başvurucuda ilave bir korku ve elem duygusuna yolaçabilecek mahiyettedir. Suçta kullanıldığı söylenen sopanın da başvurucuüzerindeki benzer etkiyi kuvvetlendirebileceği de dikkate alınması gereken birbaşka noktadır.
51. Kötü muamele oluşturan her eylemin aynı zamanda bireylerinfiziksel ve/veya psikolojik bütünlüğe zarar vererek özel hayatına da menfiyansımaları olması beklenebilir. İşkence ve kötü muamele yasağı ile özel hayatasaygı hakkının bir parçası olarak fiziksel ve ruhsal bütünlüğün korunmasıhakkının Anayasa’nın aynı maddesinde yer verilmesi de bunu göstermektedir.
52. Ancak başvurucuda meydana gelen yaranın mahiyeti,başvurucunun iddiasına göre olayın planlanarak aleni bir parkta meydanagelmesi, birden fazla kişinin sopayla aynı anda saldırmasının doğuracağı korkuve elemin başvurucunun insan onurunu zedeleyici nitelikte olmasından ötürübaşvuru konusu eylemin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki asgarieşiği aştığı değerlendirilerek kötü muamele yasağı kapsamında incelemeyapılmasına karar verilmiştir.
53. Başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaları, kötümuamele yasağının etkili soruşturma yükümlülüğü kapsamında kaldığından buçerçevede inceleme yapılmıştır.
2. İncelemenin KapsamıYönünden
54. Diğer taraftan Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altınaalınan kötü muamele yasağının devletin negatif (kötü muamelede bulunmama) vepozitif yükümlülükleri (koruma ve etkili soruşturma) kapsamında maddi ve usuleilişkin boyutları bulunmaktadır.
55. Somut olayda başvurucu; yaralamanın bir kamu görevlisitarafından gerçekleştirildiğine, saldırıya bir kamu görevlisinin neden olduğunaveya kamu makamlarınca daha önceden bilinen ya da bilinmesi gereken gerçek veyakın bir tehdidin bulunduğuna ilişkin bir iddia ileri sürmemiştir.
56. Başvurucunun şikâyetini dile getirme şekli, yaralanmasıylasonuçlanan olayla ilgili olarak yetkili makamlar tarafından etkili birsoruşturma yürütülmediği konusundaki usul yükümlülüğü kapsamına girmektedir. Bunedenle somut olay açısından incelemenin kötü muamele yasağının sadece etkilisoruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında yapılması gerektiğideğerlendirilmiştir.
3. Kabul EdilebilirlikYönünden
57. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötümuamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
4. Esas Yönünden
a. Genel ilkeler
58. Temel hak ve özgürlüklerin korunmasındaki asıl düşünce,devletin zecir gücünü keyfî bir şekilde bireylere karşı kullanmasının önünegeçmektir. Zira demokratik toplumlarda zor kullanma devletin tekelindedir.Ancak insan haklarının temel dayanağı olan insan onurunun sadece bireyle devletarasındaki dikey ilişki bağlamında devlet müdahalelerine karşı korunmasıyeterli değildir.
59. Bu sebeple devletin negatif bir yükümlülük olarak salt insanhakları ihlallerinden kaçınmasının yanı sıra bireylerin birbirleriyle olanyatay ilişkileri de insan haklarının konusu olmakta, bunun sonucunda üçüncükişilerin eylemlerine karşı korumanın sağlanmasında da devletin birtakımpozitif yükümlülükleri bulunmaktadır. Devletin kaynağı ne olursa olsun yetkialanında gerçekleşen her türlü insan hakları ihlallerinden sorumluluğu, buhakların garantörü olmasının doğal bir sonucudur. Temel hak ve hürriyetlerin buetkisine “yatay etki” denilmektedir.
60. Anayasa'nın 5. maddesindeinsanınmaddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlayarakkişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamayı amaçlayan sosyalbir hukuk devleti olmak devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır.Anayasa'nın anılan hükümleri 17. maddesiyle birlikte değerlendirildiğindedevletin bireyi gerek kamu görevlileri gerekse birbirlerinden kaynaklanan kötümuamele niteliğindeki davranışlardan koruma (pozitif) yükümlülüğünün bulunduğusonucu çıkmaktadır.
61. Anayasa Mahkemesi bazı kararlarında üçüncü kişilerinbirbirine karşı işledikleri yaralama, tehdit, cinsel istismar vb. eylemlerikötü muamele yasağı kapsamında incelemiştir (Z.C.[GK], B. No: 2013/3262, 11/5/2016; R.K.,B. No: 2013/6950, 20/4/2016; TuncayAlemdaroğlu, B. No: 2012/827, 15/10/2014; Bilal Çiçek, B. No: 2014/29, 13/7/2016; Ahmet Teyit Keşli (2), B. No: 2013/7496,17/2/2016; Özlem Tuncel Kaya, B.No: 2013/8868, 10/3/2016).
62. Pozitif yükümlülüğün usul boyutu çerçevesinde bireyinAnayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde kötü muameleye maruz kaldığınailişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde devlet, sorumlularınınbelirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmîbir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu soruşturmanın temel amacı, söz konususaldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak vefaillerin hesap vermelerini sağlamaktır. Bu, olanaklı olmazsa kötü muameleyasağı sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve kötü muamelefaillerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kişilerin haklarını istismaretmeleri mümkün olacaktır (Cezmi Demir vediğerleri, §§ 110, 111).
63. Yürütülecek ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi vemanevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasınıve sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değiluygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan burada yer verilen değerlendirmelerhiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin başvuruculara üçüncü tarafları adlibir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı veya tüm yargılamalarımahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediğianlamına gelmemektedir (Cezmi Demir vediğerleri, § 77).
64. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edebilmekiçin soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek vesorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir.Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız birşekilde hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olayve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı ve soruşturmayı sonlandırmak ya dakararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlaradayanmamalıdırlar (Cezmi Demir ve diğerleri,§ 114).
65. Bu kapsamda yetkililerce soruşturma konusu olayıngerektirdiği tanıkların ifadelerinin alınması ve bilirkişi incelemeleri gibisöz konusu olaylarla ilgili kanıtların elde edilmesi için mümkün olan tümtedbirlerin alınması, kötü muamelenin gerçekleşme sebebinin objektif analizininyapılması gerekir (Turan Uytunve Kevzer Uytun,B. No: 2013/9461, 15/12/2015,§ 73).
66. Ceza soruşturmasının etkinliğini sağlayacak hususlardan biride fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamudenetimine açık olmasıdır. Ayrıca her olayda mağdurun meşru menfaatlerinikorumak için gerekli olduğu ölçüde sürece katılması sağlanmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 115).
67. Kötü muameleler hakkında yürütülen soruşturmaların etkiliolması için soruşturmadan sorumlu olan, inceleme ve tetkikleri yapan kişilerinolaylara karışan kişilerden bağımsız olması gerekir. Soruşturma makamlarınınsadece hiyerarşik ve kurumsal bağımsızlığı yeterli olmayıp aynı zamandasoruşturmanın da fiilen bağımsız olarak yürütülmesi gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 117).
68. Kötü muameleye ilişkin bir soruşturmanın olabildiğincesüratle ve özenle yürütülmesi gerekir. Bazı durumlarda soruşturmanınilerlemesine engel olan güçlükler bulunabilir. Ancak böyle bir durumda dahiyetkililerin süratle hareket etmeleri olayın aydınlatılabilmesi, hukukunüstünlüğüne olan inancın korunması ve hukuka aykırı eylemlere müsamahagösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü verilmemesi açısından büyük önemesahiptir (Cezmi Demir ve diğerleri,§ 119).
69. Her olayın kendine özgü şartlarında değerlendirmesininyapılması koşuluyla maddi ve manevi varlığa yönelik saldırıların cezasızkalmaması gerekir. Kötü muamele iddialarında adli sürecin zamanaşımınauğramaması, yargılamanın muameleyle orantısız bir cezayla sonuçlanmaması veverilen cezanın yerine getirilmesi büyük önem taşımaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 121).
70. Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilentüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması gerekir(Cemil Danışman, § 99).
b. İlkelerin OlayaUygulanması
71. Başvurucu; ikisi azmettirici olmak üzere toplam on kişininkarıştığı yaralama, hakaret ve tehdit olayına ilişkin polis karakoluna veSavcılığa yaptığı müracaat sonucunda yeterli ve etkili bir soruşturma yapılmadankovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğinden şikâyetçidir.
72. Bireysel başvurulara ilişkin şikâyetlerin incelenmesindeAnayasa Mahkemesinin sahip olduğu rol ikincil nitelikte olup icra edilen birsoruşturmadaki delilleri değerlendirmek kural olarak yargı mercilerinin işiolduğundan Anayasa Mahkemesinin görevi, bu mercilerin maddi olaylara ilişkinyaptıkları değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir.Kötü muamele iddialarıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin yetkisi, Anayasa'dagüvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden AİHS ve buna ek Türkiye'nintaraf olduğu protokoller kapsamında bulunanlarla sınırlıdır. DolayısıylaAnayasa Mahkemesinin cezai sorumluluk bağlamında suça ya da masumiyete ilişkinbir bulguya ulaşma görevi bulunmamaktadır. Diğer taraftan yargı mercilerininbulgularının Anayasa Mahkemesini bağlamamasına rağmen normal şartlar altında bumercilerin maddi olaylara ilişkin yaptığı tespitlerden ayrılmak için dekuvvetli nedenlerin bulunması gerekir (CezmiDemir ve diğerleri, § 96).
73. Anayasa Mahkemesinin başvuru konusu olayın gelişim şeklinianlayabilmek ve olayın tüm yönlerinin aydınlatılması noktasında soruşturmamakamları ve derece mahkemeleri tarafından atılması gereken adımları nesnel birşekilde değerlendirmek için olayın oluşum şeklini incelemesi gerekmektedir (Rıfat Bakır ve diğerleri, B. No:2013/2782, 11/3/2015, § 68).
74. Bireyler için en kutsal değer olan “insan onuru”nu zedeleyen kötü muamele iddialarında soruşturmalar;benzer olayların tekrar yaşanmasını önlemeyi sağlayacak şekilde kapsamlı,dikkatli ve duyarlı bir biçimde yürütülmeli ve ayrıca sorumlu/sorumlularınıntespiti bakımından yapılması gerekli işlemlerde noksanlık bulunmamalıdır.
75. Bu ilkeler çerçevesinde öncelikle soruşturmaya başlandığıanda başvurucunun iddialarının savunulabilir olup olmadığı ve buna göresoruşturmanın seyrinin uygun bir şekilde yönlendirilip yönlendirilmediği tespitedilmelidir.
76. Her kötü muamele iddiasının etkili soruşturmayükümlülüğünden yararlanması beklenemez. Bu bağlamda kötü muamele konusundakiiddialar uygun delillerle desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğinitespit etmek için soyut iddiaya dayanan şüphe ötesinde makul kanıtların varlığıgerekir. Bu kapsamdaki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerdenya da aksi ispat edilmemiş birtakım karinelerden oluşabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 95).
77. Başvurucu uzun bir süre arkadaşlık yaptığı E.O.dan ayrıldıktan sonra aralarında hukuk ve cezayargılamalarına konu olan bazı ihtilaflar yaşanmıştır. Başvurucu,gerek ifadesinde gerekse suç ihbarı dilekçesinde bu konuda açıklamalardabulunarak anılan dosyaların numaralarını soruşturma merciine bildirmiştir.
78. Olaydan hemen sonra başvurucunun adli muayenesi yapılmıştır.Adli muayenede başvurucunun sırt ve baş bölgesinde muhtelif yara izlerininbulunduğu belgelendirilmiştir.
79. Olaydan önce taraflar arasında husumet bulunduğunu gösterenve yargılamaya konu olmuş dosyalar ile adli muayene sonucunda düzenlenen travmabulgusu içeren raporlar, başvurucunun iddialarının -kesin olarak kabul edildiğianlamına gelmemekle birlikte- etkili bir soruşturmayı gerektirecek düzeydeciddi olduğunu göstermektedir. İstanbul Protokolü’nün 76. paragrafında (bkz. §32) kötü muamelenin fiziki bulguları bakımından doktor raporlarının oynadığıanahtar role işaret edilmiştir.
80. İfade edilmelidir ki Anayasa’nın 17. maddesi gereğinceyürütülecek soruşturmalarda yargısal mercilerin olayın gelişimine ve delillerinelde edilmesine ilişkin ileri sürülen her türlü iddiayı ve talebi karşılamazorunluluğu bulunmamaktadır. Tahkikat kapsamında yürütülecek işlemlerinbelirleyicisi, yetkili soruşturma makamlarıdır (Yavuz Durmuş ve diğerleri, B. No: 2013/6574, 16/12/2015, §62). Kamu görevlilerinin yer almadığı yatay ilişki bağlamındaki kötü muameleiddialarında etkili soruşturma yükümlülüğünün kamu görevlilerinin karıştığıolaylardaki kadar katı bir incelemeye tabi tutulmadığı da vurgulanmalıdır.
81. Soruşturma tekelini elinde bulunduran Cumhuriyet savcısınınyasağın mahiyetiyle bağdaşan ve beklentileri karşılayabilecek ölçüde deliltoplaması icap etmektedir. Soruşturmada kamu görevlisi sıfatı taşımayanbireylerin delil toplama yetkisinin bulunmaması, usul yükümlülüğü bağlamındasoruşturma makamlarının -ve özellikle de adli mercilerin- baş aktörolduklarının göstergesidir.
82. Başvurucunun adli raporunda darptan kaynaklanan yaralarınbulunduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu durum, soruşturma organınıetkili bir soruşturma yürütmek suretiyle söz konusu yaralanmalar hakkında makulbir açıklama getirme yükümlülüğü altına sokmaktadır. Kovuşturmaya yerolmadığına dair kararda bu yaraların ne şekilde meydana geldiği cihetinde birtespite yer verilmemiştir. Bu nedenle ikinci adımda değerlendirilmesi gereken nokta;soruşturmanın başvurucunun iddialarının ciddiyetiyle örtüşecek biçimde,yaraların oluşma sebebi ve koşullarıyla fail ya da faillerini bulmaya imkânverecek nitelikte yürütülüp yürütülmediğidir.
83. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedekiinceleme, her soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir. Bu koşullar,ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik gerçekleridikkate alınarak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın etkililiğibakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma işlemlerilistesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri, B. No:2013/4668, 16/9/2015, § 68). Buna bağlı olarak soruşturmaya özgü kullanımdeğeri bulunan ilke ve araçların olayın aydınlatılmasını temin edecek şekildeyargısal mercilerce işlevselleştirilip işlevselleştirilmediği ortaya konulmalıdır.
84. Bir tek mağduru bulunan, sokak ortasında ve çok da karmaşıkolmayan bir görünüm arz eden olayla ilgili soruşturmada yaralanma nedenindekimuğlaklığın giderilemediği ortadadır. Dahası kovuşturmaya yer olmadığına dairkararda da bunun kaynağı konusunda bir izahatta bulunulmamıştır. 5271 sayılıKanun’un 160. maddesindeki düzenlemeye göre (bkz. § 29) amacı maddi gerçeğeulaşmak olan ceza soruşturmasında sebepler silsilesini çözerek olayınaydınlatılması, bu potansiyeli barındıran soruşturma aygıtlarınınkullanılmasında yeterli çaba gösterildiği ölçüde mümkündür.
85. Başvuru konusu olayda başvurucunun iddiası haricinde yeterlidelil bulunmadığı gerekçesiyle -yaralama iddiası da dâhil- soruşturulan tümsuçlar bakımından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. AnayasaMahkemesince başvurucunun savunulabilir düzeyde olduğu kabul edilen (bkz. § 79)iddialarının -soruşturma makamının ulaştığı sonuç nedeniyle- samimiyet vetutarlılığının test edilmesi bakımından önem taşıyan ve başvurucunun eskinişanlısıyla aralarındaki husumeti yansıtabilecek dava dosyalarıincelenmemiştir. İddiaların tutarlılığı testi yönünden değinilmesinde faydagörülen diğer bir mevzu ise adli muayene raporundaki travmatikbulgularının kesici ve delici aletle mi yoksa sopa vb. küt bir cisimle mioluştuğunun araştırılmasıdır. Üstelik şüpheli A.B. başvurucuyla tartıştığısırada olay yerinde bulduğu bir sopayla onu yaraladığını ikrar etmiştir.
86. İstanbul Protokolü’nün 160. paragrafına göre kötü muamelesoruşturmalarında tanıkların tespiti ve ifadelerinin alınması zorunludur. Kovuşturmasızlıkla neticelenen bir kötü muamele vakasında-başvurucunun anlatımına göre- olayın belirleyici delilleri arasındagösterilebilecek tanık C.Y.nin ifadesinin alınmaması,soruşturma yönteminin dayanağı olan 5271 sayılı Kanun’un 210. maddesindekidüzenlemeyle de bağdaşmamaktadır.
87. Şüphelilerin beyanları özünde savunmaya ilişkin olmaklabirlikte bunların aynı zamanda -ikrar vb. bir durum bulunmaması hâlinde dahi-kanıt unsuru olarak kullanılmasını kısıtlayan bir düzenleme bulunmamaktadır.Özellikle dört anonim şüphelinin olaya karıştığı doğrultusunda bir iddianınmevcudiyeti, şüpheli beyanlarının çözümleyici etkisini daha kritik hâledönüştürmüştür. On şüphelinin altısının kimlik bilgilerinin başvurucutarafından paylaşıldığı soruşturmada, bunlardan hangi kıstaslara göre seçildiğianlaşılamayan üçünün savunması tespit edilirken diğerlerinin dinlenmemesinemakul bir açıklama getirilememiştir.
88. Savcının 5271 sayılı Kanun'un 171. maddesinin kendisineverdiği yetkiye istinaden kolluğa soruşturma yaptırması mümkündür. Ancak buyetki, ne savcının çözümlenemeyen noktalarda soruşturma süjelerinin beyanınadoğrudan başvurma hakkını sınırlayıcı bir anlama gelir ne de -özünde içkinbağımsızlık ve tarafsızlık ilkesinin de bir gereği olarak- soruşturmanınkolluğun güdümüyle yürütüldüğü sonucunu doğurur.
89. Başvurucu, polisteki ifadesinde ve suç ihbarı dilekçesindekendisine saldıran kişilerin sayısı ve isimleri konusunda çelişkili açıklamalaryapmıştır. Bu çelişkilerin giderilmesi için başvurucunun ve olay mahallindebulunduğu konusunda bir kuşku bulunmayan şüpheli A.B.nindaha analitik sorularla yüz yüze bırakılarak kapalı alanlarınberraklaştırılması sağlanamamıştır.
90. Adli muayene raporunda yer alan travmatikbulguların hangi koşullar altında meydana geldiğinin kamu makamları tarafındanaçıklanmadığı yukarıda belirtilmiştir.
91. Bir ceza soruşturmasının etkililiğinden söz edilebilmesiiçin öncelikle anlamlandırılacak bütün delillerin gecikmeksizin toplanması,soruşturma sonucunda ise dosya kapsamında yer alan tüm bulguları kapsayıcı,nesnel ve tarafsız analize göre neticeye ulaşılmasına dayalı bir zincir halkasıkurulmalıdır. Bunlardan birindeki noksanlık, bütünü de etkileyecektir.
92. “Müştekinin iddiasından başka delil ve emare bulunmadığı”gerekçesiyle verilen karara dayanak olan soruşturmada adli muayene raporundakiyaralanma bulguları, faili belirlenemese bile -kendi kendini yaraladığı yönündebir kabulün mevcut olmayışı da dikkate alınarak- başvurucunun mağduru olduğubir suçun/suçların işlendiğine işaret etmektedir. Adli muayenedeki bulgular,başvurucunun anlatımları ve şüphelilerden birinin ikrar içeren savunmasınındiyalektik bir metotla analiz edilmediği görülmektedir. Şüpheli A.B.nin suç itirafını içeren anlatımları (bkz. § 14) da elealındığında iddiaların hangi mülahazadan dolayı soyut kaldığının açıklanmaması-kötü muamele eyleminin özel bir amaçla bilerek örtbas edildiği manasınagelmemekle birlikte- ulaşılan sonucun tutarlığına gölge düşürücü bir etkiyesahip olduğu değerlendirilmiştir.
93. Başvurunun önemli dayanaklarından biri de on kişi tarafındandarp iddiasına karşın soruşturmanın sadece altı şüpheliye hasredilmesidir. Kötümuamele kapsamındaki olaylara ilişkin soruşturmaların olayın tam olarak nasılgerçekleştiğini ortaya koyacak şekilde yürütülmesi yerine sadece belirlikişi/kişilerin olayla ilgisi olup olmadığıyla sınırlı biçimde yürütülmesi, usulyükümlülüğünün yerine getirilmesi bakımından yeterli değildir (Turan Uytun ve Kevzer Uytun, § 89).
94. İlgili ulusal hukuk başlığı altında açıklanan Yargıtayuygulamalarına göre (bkz. § 30) suçta kullanıldığı iddia edilen sopanınsilahtan sayılması dolayısıyla 5237 sayılı Kanun’un 86. maddesinin (3) numaralıfıkrasına göre takibi şikâyete bağlı olmayan fiillerden sayılan yaralamaolayında, gösterilen tüm çabalara karşın faillerinin tespit edilememesidurumunda bir kısım şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararverilse bile gerçek fail/faillerin bulunması için zamanaşımı süresinin sonunakadar soruşturmanın sürdürülmesi gerekir.
95. Ancak başvuruya konu olayda tahkikatın şüphelilerden sadecebir kısmına indirgenerek belli araçlarla yürütülmesi, gerçeğe ulaşma çabasınıkısıtlayıcı bir etkiye sahiptir. Bu yüzden sadece bazı şüphelilere odaklanarakkoşullu bir şekilde yürütülen soruşturmanın başarıyla tamamlandığı kabuledilememiştir.
96. Kötü muamele yasağını ihlal ettiği öne sürülensoruşturmaların olabilecek en kısa sürede çözüme bağlanması arzu edilen birdurum olmakla birlikte ilkelerin pratiğe bağlanmaması suretiyle çabuk veözensiz bir sürece dayanan soruşturmalarla sonuca gidilmesi, devletin etkilisoruşturma yükümlülüğünü temsil eden yargısal makamlardan beklenen duyarlılığıboşa çıkarabilir. Soruşturmanın hızlandırılması gayesiyle ulaşılmak istenenneticenin geçirileceği muhakeme süzgecinin daraltılması anlamına gelen birkısım delilin toplanmasından kaçınılması bu durumu haklı göstermez.
97. Kötü muamele iddiasına dayanan soruşturmaların mağdurunkatılımına ve kamu denetimine açık bir şekilde yürütülmesi gerektiğine ilişkinilkenin (bkz. § 66) ihlal edildiğine dair başvurucunun açıklaması bulunmadığıgibi Anayasa Mahkemesince soruşturmanın bu ilkeden sapma gösteren şekildeyürütüldüğünü gösteren bir eksiklik saptanmamıştır. Henüz kovuşturma aşamasınageçilemediğinden yaptırımın caydırıcılığı ilkesi (bkz. § 69) bakımından daherhangi bir inceleme yapılmamıştır.
98. Özellikle önem taşıyanlarının yukarıda sıralandığı buanalizler, soruşturma mercii tarafından olayın sebebini aydınlatmak içinatılması gerekli adımların eksik bırakılması vemevzuattayer alan teorik koruma mekanizmalarının duyarlı bir şekilde tatbik edilmesiylegerçeklik perdesi aralanarak kötü muamelenin kaynağında yatan nedenleringörünür kılınmasıyla sağlanabilecek anayasal güvencelerin başvurucuyayansıtılamadığı sonucuna varılmasına neden olmuştur.
99. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvencealtına alınan kötü muamele yasağının usule ilişkin boyutunun ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
5. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
100. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
101. Başvurucu 5.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
102. Başvuruda, kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
103. Kötü muamele yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar bulunduğundankararın bir örneğinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
104. Yeniden soruşturma yapılmak üzere dosyanın ilgiliBaşsavcılığa gönderilmesine karar verilmesinin başvurucunun ihlal iddiasıaçısından yeterli tatmin sağladığı kanaatine varıldığından başvurucununtazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
105. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altınaalınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzereİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE24/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.