TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
TUNCER YIĞCI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/5402)
Karar Tarihi: 6/2/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 27/2/2019-30699
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Yücel ARSLAN
Başvurucu
:
Tuncer YIĞCI
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, bir elektronik posta (e-posta) grubunda kurumu ileilgili bir yazı yayınlayan başvurucuya kınama cezası verilmesi nedeniyle ifadeözgürlüğünün; yargılamanın makul süreyi aşması nedeniyle de makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 25/3/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerek görülmediğinibelirtmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu 1963 doğumlu olup Ankara Devlet TiyatrosuMüdürlüğünde başvuru tarihi itibarıyla yirmi sekiz yıldır görev yapan birtiyatro sanatçısıdır.
9. Başvurucu 13/12/2012 tarihinde sadece devlet tiyatrosuçalışanlarının üye olduğu kapalı bir grup olan devtiyatro@yahoogrups.comadlı internet paylaşım sitesinde, disiplin cezasına konu olan "Sanat ve Yönetim Kurulunun 3 yıllık kararlarını nasılelde ettim?" başlıklı bir yazı kaleme almıştır. Söz konusuyazıda "Yöneticilerin yetkikullanımının bu nedenle sonsuz ve sınırsız olduğu bu kara düzen","Adamına göre muamele tavan yaptı","Devlet eliyle bankamatik sanatçısıbasına ve siyasete servis edildi", "Kadrosuz çalıştırma ilhamını içeriden alan siyasi irade yasa içindüğmeye bastı","performans uygulaması da aynı sonsuz ve sınırsız keyfi düzen içindeyerini alacak", "Ötedenberi yukarıda anlattığım gizli saklı keyfi yönetim anlayışı", " Uygulamamak için bin takla atılan mahkemekararları", "Teşviködememek için bazı arkadaşlar hakkında performansı düşük ödemeler"şeklinde ifadeler yer almıştır.
10. Söz konusu yazı içeriğinin Kurumun huzur ve sükûnunu bozmayayönelik olduğu gerekçesiyle başvurucuya Disiplin Kurulunun 01/03/2013 tarihlikararıyla ve İdari Hizmet Sözleşmesi'nin 4., 10., ve 53. maddeleri delaletiyle14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin (B)bendinin (l) alt bendi uyarınca kınama cezası verilmiştir.
11. Anılan kararda;
i. Sanat ve Yönetim Kurulu kararlarına yönelik bilgilerin kanunaaykırı bir biçimde yayımlanması şeklindeki eylemi nedeniyle başvurucununifadesinde yer alan bilgilerde bireysel bir karara işaret edecek net biraçıklamanın yer almadığı görüldüğünden bu hususta hakkında bir işlemyapılmasına yer olmadığına,
ii. Yazıda yer alan ifadelerin eleştiri sınırını aştığı,yazıdaki üslup ve ithamlar yazı içeriğinin bütünü içinde değerlendirildiğindeeylemin Kurumun huzur ve sükûnunu bozmaya yönelik olduğu anlaşıldığındanbaşvurucunun kınama disiplincezası ile cezalandırılmasına ve kullanılan ifadelerin niteliği ve ağırlığı,eylemin internet ortamında yayın yoluyla yapılması dikkate alınarak cezaindirimine yer olmadığına,
karar verilmiştir.
12. Başvurucu, disiplin cezasına 28/3/2013 tarihinde itirazetmiştir. İtirazının 17/5/2013 tarihinde reddedilmesi üzerine disiplincezasının iptali talebiyle Ankara 15. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) davaaçmıştır. Mahkeme 18/12/2013 tarihinde işlemin iptaline karar vermiştir.
13. Mahkeme kararının gerekçesinde;
i. 657 sayılı Kanun'un geçici 12. maddesine göre Devlet Tiyatro,Opera ve Balesinin sanatkâr olarak çalışan personeli hakkında 10/6/1949 tarihlive 5441 sayılı Devlet Tiyatrosu Kuruluşu Hakkında Kanun'un, 14/7/1970 tarihlive 1309 sayılı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Kuruluşu HakkındaKanun'un, 14/7/1970 tarihli ve 1310 sayılı Kanun ile bu Kanunlarda atıf yapılankanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
ii. Anılan maddenin son fıkrasına atıfta bulunmak suretiyle,Devlet Tiyatroları sanatçısı olarak görev yapmakta olan başvurucu hakkında 657sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı, 5441 sayılı Kanun’un ilgilihükümleri gereğince başvurucunun idari sözleşme ile görev yapmakta olansanatkâr memur statüsünde bulunması nedeniyle 5441 sayılı Kanun hükümleri veyine bu Kanun hükümlerine uygun olarak idare ile aralarında imzalanan idarisözleşme hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiştir.
iii. Aynı Kanun'un 5. maddesinin (A) ve (C) fıkralarında,kurumda görev yapan aktör ve aktrislerin Devlet Tiyatroları sanatkâr memurlarıolduğu ve idari sözleşmelerle göreve alınacakları, mali hakları ve özellikleribu Kanun içinde kalmak ve devlet memuru niteliklerine halel gelmemek üzeresanatkâr memurların hizmete alınma, hizmete devam şekilleri ile sair özellik veyükümlülüklerinin idari sözleşmelerinde belirtileceği hükümlerine yer verildiğibelirtilmiştir. 5441 sayılı Kanun'un 19. maddesine göre de sanatkârlarındisiplin işlerinin bir tüzükle belirleneceği vurgulanmıştır.
iv. 5441 sayılı Kanun hükümleri kapsamında sanatkâr memur unvanıile görev yapmakta olan başvurucunun özlük ve disiplin işleri yönünden 657sayılı Kanun'un ilgili hükümlerine tabi olmadığı belirtilmiştir. Sanatkârlarındisipline ilişkin işlerinin bir tüzük ile belirleneceğine ilişkin emredici birkanun hükmüne yer verilmiş olmasına karşın idarenin sanatçıları ile imzalamaktaolduğu idari sözleşmelere disiplin hükümleri koymak suretiyle sanatçılarındisiplin işlerinin sözleşme hükümlerine tabi kılındığı, böylelikle idarisözleşmede belirtilen disiplin hükümleri yönünden 5441 sayılı Kanun'un 19.maddesi hükmüne aykırılık oluştuğu ifade edilmiştir. Bu çerçevede idaretarafından başvurucuya idari sözleşme hükümlerine göre disiplin cezası verilmişise de kamu görevlisinin disiplin cezalarına konu olacak eylemlerinin nelerolacağı ve bu eylemler için hangi cezaların uygulanacağının idari sözleşme ilebelirlenmesinin kanuna aykırı olduğu ve disiplin cezasının kanuni birdayanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
14. İdarenin karara itiraz etmesi üzerine Ankara Bölge İdareMahkemesi (Bölge İdare Mahkemesi) 28/1/2015 tarihinde idare mahkemesininkararını bozmuş ve davanın reddine karar vermiştir.
15. Ret kararının gerekçesinde 5441 sayılı Kanun'un 19.maddesine göre sanatkârlarla yapılacak sözleşme esas ve ilkelerinin tüzükledüzenlenmesi gerektiği, ancak Danıştay Birinci Dairesinin 12/11/1992 tarihli veE.1992/343, K.1992/349 sayılı ve Beşinci Dairesinin 7/5/2004 tarihli veE.2000/6658, K.2004/2141 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi tüzükledüzenleme yapılmamış olmasının anılan Kanun hükümlerin uygulanmasına engeloluşturmadığı belirtilmiştir. Kanun'da sözleşmeli sanatkâr memurçalıştırılması, tüzük çıkarılması koşuluna bağlanmadığına göre Kanunhükümlerinin uygulanmasının ertelenmeyeceğinin açık olduğu vurgulanmıştır. Bukapsamda Kanun'un yürürlüğe girdiği 1949 yılından bu yana tüzüğün çıkarılmamasıkarşısında Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünün (İdare) sözleşmeli sanatkârmemur çalıştırmadan faaliyetini sürdürebilmesinin de düşünülemeyeceğibelirtilmiştir.
16. Bölge İdare Mahkemesi kararında başvurucunun 657 sayılıKanun'un ek geçici 12. maddesi kapsamına dâhil personel olduğu, sözleşmelipersonel çalıştırılmasına ilişkin esaslara dair Bakanlar Kurulu kararının 12.maddesinde, sözleşmeli olarak çalıştırılacakların ilgili kurumun saptayacağıözel koşulların yanı sıra 657 sayılı Kanun'un değişik 48. maddesinin (A)bendinin 4., 5., 6. ve 7. alt bentlerinde belirtilen koşulları da taşımalarıgerektiği hükmüne yer verildiği belirtilmiştir.
17. Kararda; Kanun hükmüyle sözleşmeli sanatkâr memur statüsünündüzenlenmiş olduğu, İdareye sanatkâr memurlarla sözleşme yapma yetkisitanındığı ifade edilmiştir. Bu durumda İdarenin Kanun gereği sözleşmelisanatkâr memur istihdam edeceğine göre belirli statüde çalıştıracağı kişilerdearayacağı nitelikleri belirlemeye, bu konuda düzenleme yapmaya da yetkilibulunduğu; Kanun'da öngörülen tüzüğün henüz çıkarılmamasının yine Kanun'laverilen yetkinin kullanımından kaynaklanan düzenleme yetkisini ortadankaldırmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluncaverilen 5/7/2007 tarihli ve E.2007/346 sayılı kararın da aynı gerekçeyedayandığı belirtilen karar gerekçesinde bu yetkiye dayanarak sözleşmelipersonelin çalışma koşullarını kendileri ile sözleşme yapmak suretiyle belirleyenİdarenin aynı sözleşmede hizmet süresince bu kişilerin tabi olacağı disiplinkurallarını da 657 sayılı Kanun'a gönderme yapmak suretiyle belirlemesindehukuka aykırılık olmadığı değerlendirilmiştir. Kararda, aksi takdirde 5441sayılı Kanun'un 3/B maddesi ile kurulan Disiplin Kurulu'nun personeli hakkındahiçbir cezai işlem yapamaz hâle geleceği belirtilmiştir.
18. Yine kararda başvurucuya verilen kınama cezasının SanatçıHizmet Sözleşmesi’nin 4., 10. ve 53. maddeleri delaletiyleancak 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin (B) bendinin (l) alt bendi uyarıncaverildiği belirtilerek disiplin cezasının salt hizmet sözleşmesine dayalıolarak verildiğinin de söylenemeyeceği vurgulanmıştır. Belirtilen durumkarşısında ilk derece mahkemesinin iptal kararında hukuki isabet bulunmadığısonucuna varılmıştır.
19. Bölge İdare Mahkemesince yapılan esas incelemesi sonucundadavanın reddine karar verilmiştir. Kararda, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin(B) bendinin (l) alt bendinde "Kurumlarınhuzur, sükun ve çalışma düzenini bozma"nın kınama cezasınıgerektiren eylemler arasında sayıldığı belirtilerek başvurucu tarafındanyazılan söz konusu ifadelerin geçtiği yazı bölümleri tümüyle incelendiğindebaşvurucunun ileri sürdüğü görüşlerin eleştiri sınırını aştığı, kullanılanüslup ve yapılan ithamların Kurumun huzur ve sükûnunu bozacak düzeye ulaştığıifade edilmiştir. Bu nedenle başvurucunun kınama cezası ile cezalandırılmasındave bu ceza uygulanırken eylemin internet ortamında yayın yoluyla işlendiği gözetilerekceza indirimine gidilmemesinde hukuka aykırılık görülmediği belirtilmiştir.
20. Ret kararı başvurucuya 25/2/2015 tarihinde tebliğedilmiştir.
21. Başvurucu 25/3/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
22. 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
" Devlet memurlarına verilecek disiplincezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
...
B - Kınama : Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazıile bildirilmesidir.
...
l) Kurumların huzur, sükunve çalışma düzenini bozmak.
..."
23. Aynı Kanun'un "Tiyatro,Opera, Bale Sanatkarları ve Orkestra Teknik Personeli" başlıklıek geçici 12. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“DevletTiyatro, Opera ve Balesinin özel kanunlarına göre, stajyer, uzman memurlar,uygulatıcı uzman memurlar, sanatkar olarak çalışanpersoneli hakkında, bu Kanun esasları çerçevesinde hazırlanacak kendi özelkanunları yürürlüğe girinceye kadar, 10/06/1949 tarihli ve 5441 sayılı Kanun,14/07/1970 tarihli ve 1309 Sayılı Kanun, 14/07/1970 tarihli ve 1310 SayılıKanun ile bu kanunlarda atıf yapılan kanun hükümlerinin uygulanmasına devamolunur. Ancak:
A) 14/07/1970 tarihli ve 1309 sayılı Kanunun 12 nci maddesi ile 14/07/1970tarih ve 1310 Sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde idari sözleşme ücret limitleriaşağıdaki tutarlara yükseltilmiştir.
Stajyerler 1650
Sahne uygulatıcıları (Uzman memurlar) 1100 - 3700
Sanat uygulatıcıları (Uygulatıcı uzmanmemurlar) 1500 - 5000
Sanatkar memurlar 2000 -7000
...
D) Devlet Tiyatro, Opera ve Balesinin (A)bendinde tespit edilen personelin dışında kalan personeli hakkında Devlet Memurları Kanununun (1327 Sayılı Kanunun 90 ıncı maddesiyle eklenen ek geçici 20 ncimaddesi hükümleri hariç) bütün hükümleri uygulanır.
...
Kültür ve Turizm Bakanlığının sanatla ilgilimerkez ve taşra birimlerine bağlı olarak çalışan orkestra, koro ve topluluksanatçıları, sanatkarları ve sanatçı öğretmenleri ile stajyerleri hakkında dabu maddenin (B) ve (D) bendlerinde yer alan hükümleruygulanır. Halen görevde bulunanların durumları da buna göre yenidendüzenlenir.
24. 5441 sayılı Kanun'un 19. maddesi şöyledir:
"Sanatkarların sözleşmeprim, tedavi, ayrılış ve ölüm tazminatı, askerlik, izin, yaz tatili aylarındaDevlet Tiyatrosu dışında kendi hesaplarına çalışma, yolluk, inceleme seyahative disiplin işleriyle yabancı sanatkar ve trup getirmeve Tiyatronun iç ve yönetim işleri bir tüzükle belirtilir."
B. Sanatçı İdari HizmetSözleşmesi'nin İlgili Hükümleri
25. Başvurucu ile Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü arasındaimzalanan Sanatçı İdari Hizmet Sözleşmesi'nin 4. maddesi şöyledir:
"İlgili görevinde 5441/1310 sayılı yasave 657 sayılı yasanın ilgili maddeleri ve sözleşme hükümleri ile DevletTiyatroları Genel Müdürlüğünün mevcut veya çıkarılacak Tüzük, Kararname,Yönetmelik, Yönerge, Genelge, Karar ve Duyurularına tam olarak uymakzorundadır.
Aksi takdirde sözleşmenin disiplin hükümleriuygulanır.
Sözleşme dönemi içinde Kanun, Tüzük,Kararname, Yönetmelik ve Yönerge değişikliği veya yeniden düzenlenmesidurumlarında bu mevzuatla sözleşme arasında çelişki doğduğu takdirde, yenimevzuat hükümleri uygulanır. "
26. Aynı Sözleşmenin 10. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"a) Devlet Tiyatroları Sanatçıları,yasalarla belirlenen kamu görevlisi niteliklerinin gerektirdiği saygınlık vegüvene yaraşır olduklarını, kurum içinde ve kurum dışındaki davranışları ilegöstermek zorundadırlar.
Sanatçılar, Kurumun içinde ve dışında Kurumu,amirlerini ve arkadaşlarını küçük düşürecek konuşma ya da davranışlarda bulunmak,amirlerine karşı gelmek ya da verilen emirleri dinlememek, başkalarını kurumakarşı tahrik etmek, kurum aleyhine yayın yapmak ya da yaptırmak ya da demeçvermek gibi davranışlarda bulunamazlar.
Bu tür davranışlarda bulunduklarındasözleşmenin disiplin hükümlerine göre işlem yapılır.
..."
27. Aynı Sözleşmenin disiplin hükümlerine ilişkin 53. maddesininilgili kısmı şöyledir:
"Sanatçılara verilecek disiplin cezalarıile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller aşağıda belirtilmiştir.Sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde. 657 sayılı Kanun'un 125. maddesindebelirtilen disiplin hükümleri uygulanır.
1) Uyarma: İlgiye görevinde ve davranışlarındadaha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.
...
2) Kınama: İlgiliye görevinde vedavranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.
A) Eser oynanmakta iken sırası geldiğindesahneye girişini 10 saniyeye kadar geciktirmek.
B) Provaya 15 dakikadan fazla geç gelerekprovanın gecikmesine ve aksamasına neden olmak.
C) Kurumun tanıtımını sağlayacak haberniteliğindeki televizyon çekimine ve fotoğraf çekimine gelmemek.
D) Oyun için saptanmış olan aksesuvar, kostüm, makyaj, mizansen, oyun metnindedeğişiklik yapmak ya da yapılmasına neden olmak.
E) Oyun başlama saatinden ı saat önce görevibaşında bulunmamak.
F) Prova oyun ve çalışma sırasında Rejisörün yada yetkilinin izni olmadan çalışma mekanından uzaklaşmak.
G) Prova süresince provanın ciddiyetini veakışını bozacak davranışlarda bulunmak.
H) Oyun ve provalarda kullanılmasıkararlaştırılan dekor, aksesuvar, makyaj malzemesi,kostüm, ışık planlarının uygulama hatasına sebep olmak ve prova, oyunantresinden önce denetlememek nedeniyle çalışma ve oyun akışının bozulmasınasebebiyet vermek.
I) İzinsiz selama çıkmamak,
İ) Turnelere gidilirken izin almadan GenelMüdürlükçe saptanan araçlar dışında yolculuk yapmak. saptananyerler dışında kalmak ve kalınan yerlerde ve yolculukta görevin ciddiyet veonuru ile bağdaşmayan davranışlarda bulunmak.
..."
C. İlgili Danıştay Kararı
28. Danıştay Beşinci Dairesinin 7/5/2004 tarihli ve E.2000/6658,K.2004/2141 sayılı kararına konu olayda; Devlet Tiyatrolarında idare müdürü olarakgörev yapan davacı, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünce toplam sekiz adetreji asistanlığı pozisyonu için yapılacak sınava girmek için başvurmuştur.Görev ve Çalışma Yönergesi'nin (Yönerge) rejiasistanları ile ilgili 19. maddesinde belirtilen şartları taşımadığıgerekçesiyle başvurusunun reddi üzerine davacı, Yönerge'nin19. maddesinin 2. fıkrasına "...ile master, doktora yapmış olup, aldıkları ders, hazırlamışoldukları tez ve uygulamaların tiyatro sanat alanı ile ilgili olanlar"cümlesini ekleyen 26/6/2000 tarihli Bakan olurunun iptali talebiyle bir davaaçmıştır. Danıştay ilgili Kanun hükmüne göre sanatkârlarla yapılacak sözleşmeesas ve ilkelerinin tüzükle düzenlenmesi gerektiğini, nitekim Danıştay BirinciDairesinin 12/11/1992 tarihli ve E.1992/343, K.1992/349 sayılı kararında dabelirtilen konuda tüzükle düzenleme yapma zorunluluğunun ifade edildiğininbelirtildiğini, ancak Danıştay Birinci Daire kararında da belirtildiği gibitüzükle düzenleme yapılmamış olmasının anılan Kanun hükümlerinin uygulanmasınaengel oluşturmadığını, esasen Kanun'un yürürlüğe girdiği 1949 yılından bu yanatüzüğün çıkarılmaması karşısında Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğününsözleşmeli sanatkâr memur çalıştırmadan faaliyetini sürdürebilmesinin dedüşünülemeyeceğini vurgulamıştır.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 6/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. İfade Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkinİddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
30. Başvurucu; Disiplin Kurulunun 5441 sayılı Kanun'unsanatçıları 657 sayılı Kanun kapsamı dışında bırakan gerekçesini dikkatealmadığını, 5441 sayılı Kanun gereği çıkarılacak tüzükte disipline ilişkinhükümlerin düzenlenmesi gerektiğini ancak ilgili tüzüğün çıkarılmadığını,İdarenin idari hizmet sözleşmesi hükümlerine dayanarak disiplin cezasıverdiğini ve bu suretle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
31. Başvurucu, Mahkeme tarafından emsal kararların dikkatealınmaması ve ifade özgürlüğünü kullandığı için kendisine disiplin cezasıverilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün de ihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucunun iddialarının bir bütün olarak ifade özgürlüğü kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
33. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes,düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veyatoplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamlarınmüdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini dekapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamudüzeni, . . . amaçlarıyla sınırlanabilir.
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade özgürlüğününihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı
35. Başvurucu, internet e-posta grubunda yazdığı ifadelernedeniyle kınama cezası ile cezalandırılmıştır. Bu şekilde başvurucunun ifadeözgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
36. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 26. maddesininihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanınilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunlasınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
37. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nınilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeniningereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.Buna göre somut olayda öncelikle müdahalenin kanuni dayanağının bulunupbulunmadığı incelenecektir.
(1) Genelİlkeler
38. Hak ya da özgürlüğe bir müdahale söz konusu olduğundaöncelikle tespiti gereken husus, müdahaleye yetki veren bir kanun hükmününmevcut olup olmadığıdır. Anayasa’nın 34. maddesi kapsamında yapılan birmüdahalenin kanunilik şartını sağladığının kabul edilebilmesi için müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunmasızorunludur (kanunilik şartına başka bağlamlarda dikkat çeken kararlar için bkz.Tuğba Arslan [GK], B. No:2014/256, 25/6/2014, § 82; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 36; Hayriye Özdemir, B. No: 2013/3434,25/6/2015, §§ 56-61).
39. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında kanunilikölçütü ilk olarak şeklî bir kanunun varlığını gerekli kılar. Bir yasama işlemiolarak kanun Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) iradesinin ürünüdür ve TBMMtarafından Anayasa’da öngörülen kanun yapma usullerine uyularak yapılanişlemlerdir. Bu anlayış temel hak ve özgürlükler alanında önemli bir güvencesağlar (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasıve diğerleri [GK], B. No: 2014/920, 25/5/2017, § 54).
40. Fakat kanunilik ölçütü aynı zamanda maddi bir içeriği degerektirir ve bu noktada kanunun niteliği önem kazanır. Bu anlamıyla kanunilikölçütü, sınırlamaya ilişkin kuralın erişilebilirliğinive öngörülebilirliği ile kesinliğini ifade eden belirliliğini garantialtına alır (Metin Bayyarve Halkın Kurtuluş Partisi [GK], B.No: 2014/15220, 4/6/2015, § 56; Eğitim ve BilimEmekçileri Sendikası ve diğerleri, § 55).
41. Belirlilik, bir kuralın keyfîliğeyol açmayacak bir içerikte olmasını ifade eder.Temelhakların sınırlandırılmasına ilişkin kanuni düzenlemenin içerik, amaç ve kapsambakımından belirli ve muhataplarının hukuksal durumlarını algılayabilecekleriaçıklıkta olması gerekir (Metin Bayyar ve Halkın Kurtuluş Partisi, § 57). Birkanuni düzenlemede, hangi davranış veya olgulara hangi hukuksal sonuçlarınbağlanacağı ve bu bağlamda kamusal makamlar için nasıl bir müdahale yetkisinindoğacağı belirli bir kesinlik ölçüsünde ortaya konmalıdır. Bu durumdabireylerin hak ve yükümlülüklerini öngörerek davranışlarını bu doğrultudatanzim etmeleri mümkün hâle gelebilir. Böylece hukuk güvenliği sağlanarak kamugücünü kullanan organların keyfî davranışlarının önüne geçilmiş olur (AYM,E.2009/51, K.2010/73, 20/5/2010; AYM, E.2009/21, K.2011/16, 13/1/2011; AYM, E.2010/69,K.2011/116, 7/7/2011; AYM, E.2011/18, K.2012/53, 11/4/2012; Hayriye Özdemir, §§ 56, 57).
42. Korunan hukuki değer ile ihlalin neden olduğu hukukisonuçların aynı olmaması nedeniyle idari suç ve cezalar, adli suç ve cezalaragöre farklılık arz eder. Dolayısıyla kanunilik ilkesinin aynı boyut vekapsamıyla idari suçlara da uygulanması işin mahiyetine uygun düşmez. Bubağlamda yasama organının ağır işleyen yapısı ile ekonomik ve teknik hayatınhızla değişen ve gelişen şartları gözetilerek suç ve cezalarda kanunilikilkesinin idari suçlar yönünden daha esnek uygulanması gerekmektedir. Bunakarşılık bu ilkenin daha esnek uygulandığı idari suçlar yönünden dekanun metninde suç ve cezalara ilişkin olarak genel birşekilde atıfla yetinilmesi yeterli olmayıp söz konusu düzenlemelerin içerikbakımından da belirli amacı gerçekleştirmeye elverişli olması gerekir. Buaçıdan kanun, bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımınveya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerineimkân verecek nitelikte olmalıdır (AYM, E.2018/110, K.2018/99, 17/10/2018; AYM,E.2018/14, K.2018/112, 20/12/2018; AYM, E.2018/107, K.2018/114, 20/12/2018).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
43. Somut olayda, tiyatro sanatçısı olan başvurucu 5441 sayılıKanun uyarınca Sanatçı İdari Hizmet Sözleşmesi'ne göre çalışmaktadır.Başvurucunun statüsü 657 sayılı Kanun'un ek geçici 12. maddesine görebelirlenmiştir.
44. Başvurucu hakkında verilen kınama cezası Sanatçı İdariHizmet Sözleşmesi'nin 4., 10. maddeleri çerçevesinde ve 53. maddesinin atfıyla657 sayılı Kanun'un 125. maddesine göre verilmiştir. Bununla birlikte 657sayılı Kanun'un ek geçici 12. maddesinde Devlet Tiyatro, Opera ve Balesininözel kanunlarına göre sanatkâr olarak çalışan personeli hakkında, bu Kanunesasları çerçevesinde hazırlanacak kendi özel kanunları yürürlüğe girinceyekadar 5441 sayılı Kanun, 1309 sayılı Kanun, 1310 sayılı Kanun ile bu Kanunlardaatıf yapılan kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağıbelirtilmiştir.
45. 5441 sayılı Kanun'un 19. maddesinde de sanatkârlarınsözleşme prim, tedavi, ayrılış ve ölüm tazminatı, askerlik, izin, yaz tatiliaylarında Devlet Tiyatrosu dışında kendi hesaplarına çalışma, yolluk, incelemeseyahati ve disiplin işleriyleyabancı sanatkâr ve trup getirme ile Tiyatronun iç ve yönetim işlerinin birtüzükle belirtileceği hüküm altına alınmış olup, anılan Kanun'un yürürlüğegirmesinden bu yana söz konusu tüzüğün çıkarılmadığı anlaşılmaktadır.
46. Bu şekilde başvurucu hakkında uygulanacak olan özelkanunlarda disiplin işleriyle ilgili hususlar düzenlenmemiş ve disiplinişlerinin tüzükle düzenleneceğine ilişkin genel bir atıfla yetinilmiştir. Diğertaraftan İdari Hizmet Sözleşmesi'ne disipline ilişkin hükümler konulmuş ve buhükümlerde düzenlenmeyen hususlarda 657 sayılı Kanun'un 125. maddesine atıfyapılmıştır. Dolayısıyla 657 sayılı Kanun'da başvurucunun durumunda olankişilere -disiplin işleri yönünden- özel kanunun uygulanacağı belirtildiğihalde idari nitelikteki düzenlemeler sonucu 657 sayılı Kanun'un disiplinhükümleri başvurucuya uygulanmak suretiyle kınama cezası verilmiştir.
47. Buna göre, başvurucu hakkında disiplin hükümleri yönünden657 sayılı Kanun'un aksi yöndeki açık hükmüne rağmen anılan Kanun hükümlerinin uygulanmasınındayanağı sözleşme hükümleridir. Böylecedisiplin cezasına ilişkin hususlar kanun hükmü ile değil sözleşme hükümleri iledüzenlenmiş olmaktadır. Oysa yukarıda da belirtildiği üzere, idari suç vecezalar bakımından daha esnek uygulanması gerekse de suç ve cezalarda kanunilikilkesi, düzenlenen alanda temel ilkelerin kanunla konulmasını ve çerçeveninkanunla çizilmesini ifade etmektedir. Bu niteliği taşıyan bir yasal düzenlemeile uzmanlık ve teknik konulara ilişkin ayrıntıların belirlenmesi konusunda yürütmeorganına yetki verilmesi, kanuni düzenleme ilkesine aykırılık oluşturmaz.Kanunilik ilkesinin daha esnek uygulandığı disiplin suç ve cezalarının daçerçevesi kanunla belirlenmeli ve kanun bireyler içinbelirli bir açıklık ve kesinlikte olmalıdır (AYM, E.2018/110, K.2018/99,17/10/2018).
48. Bu çerçevede ilk derece mahkemesinin kararını bozan vedavayı esastan reddeden Bölge İdare Mahkemesinin kararı incelendiğinde anılankararda Danıştay kararlarına da dayanıldığı görülmektedir. Somut olayda Bölgeİdare Mahkemesinin dayandığı, tüzükle düzenlenmemekle birlikte Kanun'unuygulanmasına engel olmayacağı belirtilen ve Danıştay kararlarına konu olaylar(bkz. § 28) disiplin cezalarına ilişkin olmayıp reji asistanlığı pozisyonu içinsınava giren bir sahne idare müdürünün statü değişikliğine ilişkindir. Oysasomut olayda mesele başvurucuya disiplin cezası verilmesine ilişkin olup suç vecezaların kanuniliği ilkesi kapsamında ele alınması gerekmektedir.
49. Somut olayda, 657 sayılı Kanun'un ilgili maddesinde (bkz. §23) anılan Kanun'un uygulanmayacağı belirtilmiş olup, kanun koyucunun 657sayılı Kanun'un uygulanmayacağı biçimindeki açık iradesine rağmen İdari Sözleşme'de anılan Kanun'a atıf yapılmıştır. Bu nedenlebaşvuru konusu olayda disiplin işleriyle ilgili olarak -bir ceza yaptırımı sözkonusu olduğundan- sözleşme hükümleri ile 657 sayılı Kanun'un disiplin cezasınailişkin hükümlerine atıf yapıldığı anlaşıldığından kanunilik şartınınsağlanmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
50. Yukarıda yer verilen tespitler uyarınca başvuruya konumüdahalenin kanunilik şartını sağlamadığı anlaşıldığından söz konusu müdahaleaçısından diğer güvence ölçütlerine riayet edilip edilmediğinin ayrıcadeğerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
51. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 26. maddesindegüvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
52. Başvurucu, Disiplin Kurulunun yasal karar verme süresidışına taşarak karar verdiğini ve yargılamanın makul sürede bitirilemediğinibelirterek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
53. Anayasa Mahkemesi Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında;yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geçveya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak TazminatKomisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma,başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığıyönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır.
54. Anılan kararda özetle anılan başvuru yolunun kişileri malikülfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyleulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul birbaşarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı vetazminatödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafiolanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlamaimkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçelerdoğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan, ihlaliddialarıyla ilgilibaşarı şansı sunma ve yeterligiderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolutüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincilniteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).
55. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektirenbir durum bulunmamaktadır.
56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
57. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
58. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetinihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işleminve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebepolduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülendiğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).
59. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Bunagöre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasamaişlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderimyolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).
60. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak içinyeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeyegönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §58).
61. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit edildiğihâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derecemahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesinebırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararındabelirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleriyapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,§ 59).
62. Başvurucu, ihlal tespiti ile kınama cezası nedeniyle yıldaiki kez verilen teşvik ikramiyelerinden birinden yapılan ve kendisine ilkderece mahkemesinin iptal kararı üzerine ödenen kesintinin Bölge İdareMahkemesi kararı ile geri alınması hâlinde iadesi ile 10.000 TL maddi ve manevitazminat talebinde bulunmuştur.
63. Anayasa Mahkemesi başvurucuya disiplin cezası uygulanmaksuretiyle ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin kanunilik koşulunu taşımamasınedeniyle başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir. Bunedenle ihlalin idarenin işleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununlabirlikte disiplin işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddedilmesi vedolayısıyla davada ihlalin giderilememesi nedeniyle ihlalin aynı zamandamahkeme kararından da kaynaklandığı söylenebilir.
64. Bu durumda ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmasıkapsamında Ankara Bölge İdare Mahkemesi gönderilmesine karar verilmesi gerekir.Bu doğrultuda Bölge İdare Mahkemesince, ihlal sonucuna uygun olarak disiplincezasının iptali talebinin reddine ilişkin mahkeme kararının ortadankaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir.
65. İfade özgürlüğünün ihlal edilmesi nedeniyle yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net5.500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
66. Yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi nedeniylemaddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
67. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harçtan oluşanyargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifadeözgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Bölge İdareMahkemesine (1. Kurul, E.2014/9111, K.2015/126) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 5.500 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, diğertazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 226,90 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması halinde bu sürenin ona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE6/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.