TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
TÜNCAY YILDIZ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/12717)
Karar Tarihi: 8/1/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Ömer MENCİK
Başvurucular
:
1. Tüncay YILDIZ
Vekilleri
:
Av. Uğur KUŞ
Av. Sevil ARACI BEK
2. Ali NAZLIGÜL
3. Arzu Ceylan ORAL
4. Erdal TUNÇ
5. İlker TATLIPINAR
6. Muhsin ÇOBANOĞLU
7. Nevfel AVCI
8. Pınar SAĞALTICI
9. Şenol SAĞALTICI
Vekili
:
Av. Sevil ARACI BEK
10. Gökben KESKİN
Vekilleri
:
Av. Eren KESKİN
Av. Sezin UÇAR
11. Yasin URHAN
Vekili
:
Av. Hasan URHAN
12. Hayrettin ARSLAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yasadışı olmayan kurumlarla olan ilişkilerin ve bukurumların düzenledikleri bazı etkinliklere katılma, bu etkinliklerde slogan atmave pankart taşıma gibi eylemlerin terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyettedelil olarak kullanılması nedeniyle örgütlenme özgürlüğünün; tabiî hâkimilkesine aykırı olarak kurulmuş özel yetkili bir mahkemede uzun sayılacak birsürede yargılamalarının yapılmış olması, bu yargılama sırasında delillerin vemütalaaların taraflarına bildirilmemesi ve temyiz incelemesinin duruşmasızyapılması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 24/7/2014, 25/7/2014, 1/8/2014 ve 7/8/2014tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. 2014/13593, 2014/13594 ve 2014/13644 numaralı başvurudosyalarının konu yönünden irtibat nedeniyle 2014/12717 numaralı başvurudosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/12717 numaralı dosya üzerindenyürütülmesine ve diğer başvuru dosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir.
7. 2014/12717 numaralı başvuru ile birleşen 2014/13593 ve2014/13644 numaralı başvurularda başvuru belgelerinin birer örneği bilgi içinAdalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.İncelemenin yürütüldüğü 2014/12717 numaralı başvuruda Bakanlıktan görüşistenmiş olması ve birleşen 2014/13594 numaralı başvurunun konu bakımından aynıolması gözönünde bulundurularak bu dosya yönündenayrıca Bakanlıktan görüş istenmesine gerek görülmeyerek başvurununincelenmesine geçilmiştir.
8. Başvurucu Yasin Urhan haricindekibaşvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuşlardır.
III. OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
10. Başvurucular İlker Tatlıpınar,Erdal Tunç, Nevfel Avcı, Şenol Sağaltıcı, PınarSağaltıcı, Muhsin Çobanoğlu, Arzu Ceylan Oral, Hayrettin Arslan, Ali Nazlıgül, Gökben Keskin, Yasin Urhanve Tüncay Yıldız sırasıyla 1976, 1984, 1982, 1981,1983, 1975, 1985, 1963, 1981, 1986, 1979 ve 1965 doğumlu olup olayların meydanageldiği tarihte Hatay'da ikamet etmektedir.
11. Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu Yasin Urhan hakkında terör örgütü kurma veya yönetme; diğerbaşvurucular hakkında ise terör örgütüne üye olma suçundan soruşturmabaşlatılmıştır. Bu soruşturma kapsamında başvuruculardan Gökben Keskin, Muhsin Çobanoğluve Arzu Ceylan Oral hakkında gözaltı ya da tutuklama tedbirine başvurulmamış,diğer başvurucular ise bir ile beş gün arasında değişen sürelerle gözaltınaalınmışlardır. Gözaltına alınan başvuruculardan Yasin Urhan,İlker Tatlıpınar, NevfelAvcı ve Şenol Sağaltıcı hakkında tutuklama tedbirine başvurulmuş; diğerbaşvurucular ise serbest bırakılmışlardır. Tutuklanan başvuruculardan Yasin Urhan tutuklandığı gün, diğer başvurucular ise tutuklamatarihinden iki gün sonra tahliye edilmişlerdir. Cumhuriyet savcısı 15/11/2006tarihli iddianamesi ile başvurucu Yasin Urhan'ınterör örgütü kurma veya yönetme; diğer başvurucuların ise terör örgütüne üyeolma suçundan cezalandırılmasını talep etmiştir.
12. Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 19/2/2008 tarihinde,başvurucuların terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir.Mahkeme, gerekçeli kararına başvurucuların da aralarında bulunduğu sanıklarhakkında yapılan soruşturma ve kovuşturmanın hangi sebeplere dayandığınailişkin arka plan açıklaması yaparak başlamıştır. Yapılan arka planaçıklamasının ilgili kısmı şöyledir:
"MLKP [Marksist LeninistKomünist Parti] silahlı terör örgütüneyönelik olarak ülke genelinde yapılan operasyonlarda ele geçen örgütsel dökümanlar irdelendiğinde, örgütün dernek, sendika, vakıf,çeşitli gazete ve dergiler aracılığıyla örgütün propagandasının yapıldığı;çeşitli faaliyetler yapıldığı, bunların örgütün merkez komitesi tarafındanyönetildiği, Hatay'da faaliyet gösteren ESP [Ezilenlerin SosyalistPlatformu] ve SGD'nin [Sosyalist GençlikDerneği] de MLKP terör örgütünün uzantısıolarak faaliyet yürüttüğü, bu oluşumların 2005, 2006 yllarında21 Mart Nevruz ve 1 Mayıs işçi bayramı kapsamında etkinlikler yapıp,pankartları astıkları, örgüt ve çatışmalarda ölenörgüt üyeleri lehine sloganlar atıp, cenaze törenleri düzenledikleri ve bueylemleri SGD ve ESP çatısı altında yaptıkları...
Emniyet Genel Müdürlüğünden MLKP'nin SGD ve ESP ile ilgili irtibata dair göndermiş oldğu 66 sayfa bilgi formu incelenmesinde; MLKP terör örgütününtüzüğünde; örgütün çizgisi ve kararları doğrultusunda faaliyet gösterecek yerelörgütler oluşturacağı ve bu oluşumların MLKP çizgisinde çeşitli yayınlarçıkarabileceği, legal alanda söz konusu oluşumları vasıtasıyla sempatizankadrolarını şuurlandırarak propaganda çalışmalarıyapacaklarının belirlendiği, bu amaç doğrultusunda örgüte yönelikoperasyonlarda ele geçirilen örgütsel dökümanlarıntüzükte belirtildiği şekilde legal alanlarda faaliyet yapıldığı, buçalışmaların yazılı ve görsel basında, sendikalarda dernek ve vakıflarda, sanatve kültür evlerinde yoğunlaştığı, bunların başında SGD, ESP, EKD, AtılımGazetesi, Dayanışma Gazetesi, Sanat ve Hayat Gazetesi gibi oluşumların olduğu.Bu oluşumlardan özellikle SGD ve ESP'nin eylem vestratejilerinde kullanılan temaların, temaların işleyiş tarzı ve zamanlamasınınMLKP ile paralellik ve eş zamanlılık gösterdiği, MLKP terör örgtüiçerisinde eylem ve faaliyet gösterirken güvenlik güçleri ile çatışmaya giripölen ya da cezaevlerinde ölüm oruçlarına girerek burada ölen örgüt mensuplarınışehit olarak nitelendirip, sahip çıktıkları, SGD ve ESP'yeyönelik yapılan operasyonlarda ele geçen dökümanlarınMLKP terör örgütüne ait dökümanlar olduğu; SGD'nin MLKP'nin gençlikyapılanması olan KGÖ (Komünist Gençlik Örgütü) nün legal bir oluşumu ve derneğiolup, Gençlik üzerinde çalışma yaptığı, derneğin asıl amacının şahısları önceSGD üyesi yapmak daha sonra da ESP ye aktarmak, bu aşamadan sonra da MLKP terörörgütünün illegal yapılanması olan FESK (Fakirlerin ve Ezilenlerin SilahlıKuvvetleri) MLKP/KGÖ (MLKP Komünist Gençlik Örgütü) ve Kürdistan örgütüiçerisinde silahlı faaliyet göstermek üzere yapılanmaya yönelik olduğu ve buoluşumların MLKP terör örgütünün legal yapılanmaları olduğu..."
13. Kararda, bu arka plan açıklamasından sonra başvurucularıneylemlerine ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. Bu açıklamaların ilgili kısmışöyledir:
"...Sanıkların bu oluşumlara gidipgeldikleri ve üye oldukları, mitinglerine katılıp, MLKP örgütü ve lehinesloganların atılması, pankart taşınması eylemlerine katıldıkları böylecesanıklar Yasin Urhan, A.U., Erdal Tunç, Nevfel Avcı, Şenol Sağaltıcı, İlker Tatlıpınar,Ali Nazlıgül, Hayrettin Arslan, Pınar Sağaltıcı,S.T., Tüncay Yıldız, Muhlis [Muhsin] Çobanoğlu, Gökhan [Gökben] Keskin, Ç.S., Arzu Ceylan Şabo[Oral], C.K. ve Y.A.'ın MLKP nin alt seksiyonu olanSGD ve ESP'nin üyeleri oldukları ve eylemleri ile3713 sk.nun 2/2 md. de nazara alındığında sanıkların eylemlerinin sabit olduğu
Her ne kadar sanık Yasin Urhanhakkında örgüt üyeliğinden dava açılmış ise de bu sanığın MLKP içerisinde yenibir oluşum içerisine girdiği ancak bu eylemin henüz gerçekleşmediğianlaşıldığından bu sanık hakkında örgüt kurma ve yönetme suçundan değil sadeceoluşan eylemleri nazara alınarak örgüt üyeliğinden ceza verilmesi kanaatine varılmıştır...."
14. Terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyete ilişkin kararıbaşvurucuların temyiz etmesi üzerine karar, Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından22/4/2014 tarihinde onanmıştır.
15. Başvurucular, karardan 17/7/2014 ve 20/7/2014 tarihlerindehaberdar olduklarını belirtmişlerdir.
16. Başvurucular 24/7/2014, 25/7/2014, 1/8/2014 ve 7/8/2014tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
17. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Metin Birdal (GK), B. No: 2014/15440, 22/5/2019, §§ 28-39.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 8/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. ÖrgütlenmeÖzgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
19. Başvurucular; yasal kurumlarla olan ilişkilerinin ve bazıyasal etkinliklere katılmalarının terör örgütü üyeliği suçunun delili olarakdeğerlendirilemeyeceğini, kararda örgüt üyesi olduklarının iddia edilmesinerağmen örgütün yapısına bilerek dâhil oldukları hususunda yeterli biraçıklamaya yer verilmediğini iddia etmişlerdir.
20. Başvurucular ayrıca Dayanışma dergisi ve Atılım gazetesininyasalara uygun faaliyet gösteren yayın kuruluşları; Ezilenlerin SosyalistPlatformu (ESP), Sosyalist Gençlik Derneği (SGD) ve Emekçi Kadınlar Derneği(EKD) isimli kuruluşların ise yasal örgütlenmeler olduğunu, adı geçen yayın veörgütlenmelerin terör örgütleriyle bağlantısı olduğu yönünde herhangi bir delilbulunmadığını, hatta bu kurumların bir kısmının varlığını devam ettirdiğinibelirterek ifade ve örgütlenme özgürlükleri ile toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
21. Bakanlık, bu şikâyete ilişkin olarak 2014/12717, 2014/13593ve 2014/13644 numaralı başvurularda görüşlerini ayrı ayrı bildirmiştir.2014/12717 başvuru numaralı dosyada Bakanlık, başvurucular hakkındakisoruşturma ve kovuşturma sürecine ilişkin bazı bilgiler vererek buaçıklamaların Anayasa Mahkemesince yapılan inceleme sırasında dikkate alınmasıgerektiğini belirtmiştir.
22. 2014/13593 numaralı dosyada Bakanlık; ilk derecemahkemesinin ESP ve SGD'nin Marksist LeninistKomünist Parti (MLKP) terör örgütünün uzantısı olduğu sonucuna vardığını, bukanaate varırken polis fezlekesi, arama ve elkoymasonucunda elde edilen deliller ve sanıkların ifadesine dayandığınıbelirtmiştir. Bakanlık ayrıca ilk derece mahkemesinin başvurucu Tüncay Yıldız'ın eylemlerini dikkate alarak MLKP terörörgütüne üye kazandırmayı amaçladığını, başvurucunun da üyesi olduğu SGD'nin gençler üzerine çalışmalarda bulunarak bu kişileri ESP'ye yönlendirdiğini, bu örgütlenmeler üzerinden isekişilerin MLKP üyesi olmalarının sağlandığını belirttiğini bildirmiştir.
23. Bakanlık, başvurucuların örgütlenme özgürlüğüne yapılanmüdahalenin kanuni dayanağının ve meşru bir amacının bulunduğunu da belirterekbu açıklamaların dikkate alınmasının uygun olacağını ifade etmiştir.
24. Bakanlık 2014/13644 numaralı dosyada ise; ilk derecemahkemesinin başvurucuyu bazı gösterilerdeki faaliyetleri nedeniylecezalandırmadığını, ancak başvurucunun şiddet olaylarının yaşandığı ve terörörgütünün propagandasına dönüştürülen gösterilere katılmış olmasını, onun örgütüyeliğini açıklayan faaliyetlerden biri olarak ve böylece eylemlerininsürekliliğini göstermek için kullandığını belirtmiştir. Bakanlık ayrıca şiddeteylemlerine başvurulmasıyla barışçıl niteliğini kaybetmiş ve terör örgütününçağrısı üzerine yapılan, terör örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantıve gösterilere başvurucunun katılmış olmasını ilk derece mahkemesinin delilolarak kabul edebileceğini bildirmiştir.
25. Bakanlık ayrıca, şiddetin devamına ve artmasına destekolacak tarzda hareket ettiğini belirttiği başvurucunun cezalandırılmasının acilbir toplumsal ihtiyacı karşıladığını, ilk derece mahkemesinin toplumun terörsüzbir ortamda yaşama hakkı ile başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkıarasında adil bir denge kurduğunu belirterek, başvurucunun toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeniningereklerine aykırı bir müdahale olarak değerlendirilemeyeceğini savunmuştur.
26. Başvurucu Yasin Urhan haricindekibaşvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında, başvuru formlarındabelirtilen açıklamalara benzer nitelikte açıklamalarda bulunmuşlardır.
2. Değerlendirme
27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucuların şikâyeti; yasalörgütlerle olan ilişkilerinin ve bu yasal örgütlerin düzenlediği etkinliklerekatılma, bu etkinliklerde slogan atma, pankart taşıma gibi eylemlerin terörörgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetlerinde delil olarak kullanılmasıdır.
28. Bir örgütlenme içinde yer almanın terör örgütüne üye olmasuçundan mahkûmiyette delil olarak değerlendirmeye alınmış olması örgütlenmeözgürlüğü kapsamında değerlendirilecek bir husustur. Bununla birlikteörgütlerin düzenlemiş oldukları etkinliklere katılma ve bu etkinliklerde sloganatma, pankart taşıma gibi eylemlerin terör örgütüne üye olma suçundanmahkûmiyette delil olarak değerlendirmeye alınmış olması da ifade özgürlüğü iletoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ışığında Anayasa'nın 33. maddesiçerçevesinde ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında ele alınmalıdır. Dolayısıylamevcut başvurunun çözümlenmesinde, söz konusu özgürlüğün kullanımından ibaretolduğu ileri sürülen eylemlerin başvurucuların terör örgütü üyesi olma suçundanmahkûmiyetinde delil olarak kullanılmasının ilgili ve yeterli bir gerekçeyleortaya konulup konulamadığı değerlendirilecektir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine kararverilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bukısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı
30. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi bir yargılamanınsonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir. Bu doğrultudabir ceza yargılamasında isnat edilen suçun sübuta erip ermediği veya toplanandelillerin suçun sübutu için yeterli olup olmadığı meselesi, ilkesel olarakAnayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (YılmazÇelik [GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, § 45).
31. Bununla birlikte AnayasaMahkemesi, Metin Birdal (aynıkararda bkz. § 48) kararında; kişilerinanayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan faaliyetlerinin mahkûmiyetkararlarında delil olarak kullanılmasının bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükler üzerinde caydırıcı etki yaratabileceğini, dolayısıyla bu konununAnayasa Mahkemesinin ilgi alanında kaldığını ifade etmiştir.
32. Bu nedenle somut olayda başvurucuların örgütlenme özgürlüğükapsamında kalan eylemlerinin terör örgütü üyeliğinin delili olarak kabuledilmesi ile başvurucuların söz konusu haklarına bir müdahalede bulunulduğukabul edilmiştir.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
33. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 33. maddesininihlalini teşkil edecektir.Anayasa’nın13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler,... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarakve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplumdüzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
34. Sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somutbaşvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 33. maddesindebelirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma ve demokratiktoplum düzeninin gereklerine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
35. Müdahaleye dayanak olan 2/4/1991 tarihli ve 3713 sayılıTerörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesi ile 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu'nun 220. ve 314. maddelerinin kanunla sınırlama ölçütünükarşıladığı sonucuna varılmıştır.
(2) Meşru Amaç
36. Başvuruya konu müdahalenin Anayasa’nın 33. maddesinde yeralan millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması meşru amaçları kapsamındakaldığı anlaşılmıştır.
(3) Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk
(a) Demokratik ToplumdaÖrgütlenme Özgürlüğünün Önemi
37. Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerini korumakiçin kendilerini temsil eden kolektif bir oluşum içinde bir araya gelmeözgürlüğünü ifade etmekte olup bu özgürlük, bireylere topluluk hâlinde siyasal,kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı sağlamaktadır.Örgütlenme özgürlüğünün temeli, hiç kuşkusuz ifade özgürlüğüdür. İfadeözgürlüğü; düşünceyi korkmadan, engellenmeden açıklama ve yayma özgürlüğününyanı sıra bu düşünceler çerçevesinde örgütlenme, kişi toplulukları oluşturmahakkını da kapsamaktadır. Demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortakamaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı sağlıklı bir toplumun önemli birbileşenidir (Tayfun Cengiz, B.No: 2013/8463, 18/9/2014 §§ 30-32; Hint Aseel Hayvanları Koruma ve Geliştirme Derneği ve Hikmet Neğuç, B. No: 2014/4711, 22/2/2017, §§ 41, 42; Ahmet Parmaksız [GK], B. No: 2017/29263,22/5/2019, §§ 70-72).
(b) Müdahalenin DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
38. Temel hak ve özgürlüklerin koruması altında bulunan bireylemin terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyette delil olarak kullanılmasısuretiyle temel hak ve özgürlüklere yapılan bir müdahalenin demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsalihtiyacı karşılaması gerekir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan bir müdahaleninzorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (zorunlu toplumsalihtiyaç testine ilişkin açıklamalar için bkz. BekirCoşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,4/6/2015, § 68;Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018,§§ 45, 46; Tansel Çölaşan, B. No:2014/6128, 7/7/2015, § 51).
(c) Terör Örgütü Üyeliği SuçuBağlamında Yarışan Değerler Arasında Denge Kurulması
39. Terör örgütüne üye olma suçu, üye ve hatta örgüt henüz birsuç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran vebu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesiniengelleme amacı taşıyan bir suç türüdür (MetinBirdal, §§ 60, 61).
40. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi biryargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir.Dolayısıyla başvurucular hakkında isnat edilen terör örgütünün üyesi olmasuçunun sübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterliolup olmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanıdışındadır (Metin Birdal, § 47; ayrıca bkz. Yılmaz Çelik, § 45; krş. Ferhat Üstündağ, § 65). Bundan başka birceza yargılamasında hangi delillerin hükme esas alınabileceği meselesi de esasitibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev alanının dışındadır (Türk ceza hukukuuygulamasına ilişkin bazı değerlendirmeler için bkz. Metin Birdal, §§ 67-71).
41. Bir kişinin henüz başka bir suç işlemeden yalnızca terörörgütüne üye olması nedeniyle cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarınıno kişinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyması gerekir. Henüz cezakanunlarında tanımlanan bir suçu işlememiş olsa bile bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecekkuvvette bir bağın varlığının araştırılması bireylerin fikirlerinin, bağlıoldukları toplumsal grupların ve ideolojilerinin, davranışlarının anlamlarınınve bunların altında yatan saiklerin dedeğerlendirilmesini gerektirebilir. Böyle bir değerlendirmenin örgütlere üyeolmak, toplantılara katılmak veya düşünce açıklamaları yapmak gibi kişilerinanayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan eylemlerini de kapsadığıdurumlarda başta ifade, örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkı olmak üzere temel haklar üzerinde ciddi birbaskı oluşturabilecek potansiyele sahip olduğu açıktır (Metin Birdal, §§ 63, 64).
42. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalanfaaliyetlerinin terör örgütünün üyesi olma suçundan verilen mahkûmiyetkararlarının delili olarak kullanılmasının temel haklar üzerinde yaratacağıcaydırıcı etki nedeniyle -devletin toplumu terör örgütlerinin faaliyetlerinekarşı koruma şeklindeki pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olarak- insanlarınterörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerin potansiyel olaraketkilenebilecek temel hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır (Metin Birdal, § 65).
43. Söz konusu dengenin sağlandığının kabul edilebilmesi içinderece mahkemelerinin, kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalanfaaliyetlerini terör örgütünün üyesi olma suçundan verdikleri mahkûmiyetkararlarında delil olarak kullanmalarının zorunlu bir ihtiyacı karşıladığınıgöstermeleri gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardakidenetimi temel haklara bu şekilde yapılan müdahalenin zorunlu bir ihtiyacıkarşıladığının ilgili ve yeterli bir gerekçeyle gösterilip gösterilemediği ilesınırlı olacaktır(MetinBirdal, § 72).
44. Dolayısıyla, incelenen başvuruda da örgütlenme özgürlüğüneyapılan müdahalenin gerçekten toplumsal birihtiyaca cevap verip vermediği incelenecektir.
45. Somut olayda, başka bir soruşturma kapsamında elde edilendijital materyallerdeki bilgi ve belgelerden yola çıkılarak başvurucular ilediğer bazı kişiler hakkında MLKP terör örgütüne üye oldukları gerekçesiylesoruşturma başlatılmış; ilk derece mahkemesi, süreklilik, çeşitlilik veyoğunluk gösterdiği kabul edilen eylem ve davranışlarıyla şiddeti ve demokratikolmayan yöntemleri benimseyen başvurucuların MLKP terör örgütünün üyesi olduğukanaatine ulaşmıştır.
46. Başvurucular tarafından sunulan bilgi ve belgeler ile derecemahkemelerince başvurucuların mahkûm edilmesi için benimsenen gerekçeleryukarıda yer verilen ilkeler uyarınca bir bütün olarak ve dikkatleincelendiğinde, başvurucuların MLKP'nin bir terörörgütü olduğu kabulüne bir itirazlarının olmadığı görülmektedir. Ancakbaşvurucular, olayların meydana geldiği tarihlerde yasal olarak faaliyetgösteren ve kendilerinin mensubu olduğu örgütlerin gerçekleştirdiğifaaliyetlere katılmış olmalarının terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyettedelil olarak kullanılmasından dolayı örgütlenme özgürlüklerinin ihlaledildiğinden şikâyet etmektedir.
47. Olayların yaşandığı tarihte ESP ve SGD'ninyasal kuruluşlar olduğu ilk derece mahkemesi tarafından kabul edilmektedir.Ancak ilk derece mahkemesi, bu örgütlenmelerin MLKP terör örgütünün yasalzeminde faaliyet yürüten örgütlenmeleri olduğunu ve doğrudan örgütün amaçlarıdoğrultusunda faaliyet yürüttüklerini ifade etmiştir. İlk derece mahkemesi buçıkarımı yaparken, Emniyet Genel Müdürlüğünün, bahsi geçen örgütlenmelerinterör örgütü ile bağlantısı olduğu yönündeki bir raporuna dayandığınıbelirtmiştir.
48. Gerekçeli karar, kurulan hükmün dayanaklarının tatminkâr birşekilde açıklanmasını amaçlar (Yılmaz Çelik,§ 42). İlk derece mahkemesi; bir yandan SGD ve ESP'ninyasal örgütlenmeler olduğunu kabul ederken diğer yandan da terör örgütününuzantısı olduğunu kabul etmiştir. Buna karşın ilk derece mahkemesi, bir örgütünhangi surette hem yasalar çerçevesinde faaliyette bulunmasının hem de terörörgütünün uzantısı olmasının mümkün olduğu hususunda tatminkâr bir açıklamadabulunmamış; bir diğer deyişle kararında bu konuda ilgili ve yeterli birgerekçeye yer vermemiştir.
49. Diğer yandan ilk derece mahkemesi, bir emniyet raporunadayanarak MLKP terör örgütünün SGD ve ESP örgütlenmeleri altında yasal olmayanbirçok faaliyette bulunduğunu belirtmiştir. Buna karşılık kararda, SGD ve ESP'nin MLKP'nin amaçlarıdoğrultusunda hareket ettiğine ilişkin delillerin neler olduğu gösterilmemiş;SGD ve ESP'nin yasal olmayan faaliyetlerine ilişkinherhangi bir bilgiye yer verilmemiştir. Kararda ayrıca başvurucuların SGD ve ESP'nin -ilk derece mahkemesinin kabul ettiği- MLKP terörörgütüne müzahir bir örgüt olduğunu bilip bilmediği hususunda herhangi biraçıklama yapılmamış, başvurucuların SGD ve ESP içinde yer alarak hangi suretteMLKP terör örgütünün amaçları doğrultusunda hareket ettikleri konusunda da birdeğerlendirmede bulunulmamıştır.
50. İlk derece mahkemesi, başvurucuların bahsi geçen örgütlerindüzenlemiş olduğu toplantılara katılmalarını mahkûmiyet kararına dayanakalmıştır. Buna karşın Mahkeme, bu toplantılar hakkında herhangi bir açıklamadabulunmamıştır. Mahkeme,sözkonusu toplantıların barışçıl niteliğini kaybettiğini de örgüt talimatıdoğrultusunda ve örgüt propagandası yapmak amacıyla düzenlendiğini debelirtmemiştir.
51. İlk derece mahkemesi, başvurucuların örgüt üyeliklerineilişkin her biri bir parçayı açıklayan, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunlukgösteren ve delil olarak kabul edilen faaliyetlerini ve davranışlarını birleştirerekolayın bütününün anlaşılmasını sağlamamış; söz konusu SGD ve ESP adlıörgütlenmeler içinde yer alma şeklindeki rollerinin onların MLKP terörörgütünün hiyerarşik yapılanmasına kendi istekleriyle ve bilerek dâhilolduklarına dair bilgileri doğrular ve tamamlar nitelikte olduğunu ikna edicibiçimde ortaya koyamamıştır. İlk derece mahkemesi başvurucuların terörörgütünün hiyerarşik yapısına dâhil olduklarını gösteren delilleri birlikteinceleyerek temel haklar kapsamında kalan her bir delili terör örgütünün amacı,niteliği, bilinirliği, kullandığı şiddetin türü ve yoğunluğu ile somut olayınilgili diğer koşullarını dikkate alarak değerlendirmemiştir.
52. Mahkeme, başvurucuların temel hakları kapsamında bulunanfaaliyetlerinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyamamış; böyleceörgütlenme özgürlüğü üzerinde haksız bir caydırıcı etki oluşturmuştur. Bubağlamda Mahkeme, başvurucuların şikâyete konu eylemlerinin mahkûmiyet hükmündedelil olarak kullanılmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığınıilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterememiştir.
53. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların örgütlenme özgürlüğüneyapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığısonucuna ulaşılmıştır. Somut başvuruda, Anayasa'nın 33. maddesinin ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
54. Yasin Urhan haricindekibaşvurucular, yargılamanın sekiz yıl devam ettiğini, davanın niteliğiitibarıyla basit ve karmaşık olmaması hususu dikkate alındığında adilyargılanma hakkı bağlamında makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüşlerdir.
55. Bireysel başvuru sonrasında, 31/7/2018 tarihli ve 30495sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihlive 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupaİnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek SuretiyleÇözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.
56. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göreyargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesiya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddeninyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olanbireysel başvuruların, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabuledilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaatüzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (TazminatKomisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
57. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı yada yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediğiiddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurularailişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun ilk bakışta ulaşılabilir veihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlamakapasitesi olduğunu değerlendirmiştir. Buna göre Tazminat Komisyonuna başvuruyolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağısonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabuledilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel,§§ 27-36).
58. Somut başvuru yönünden de söz konusu karardan ayrılmayıgerektiren bir durum bulunmamaktadır.
59. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Bağımsız ve TarafsızBir Mahkemede Yargılanma ile Duruşmalı Yargılanma Haklarının ve ÇelişmeliYargılama İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
60. Yasin Urhan haricindekibaşvurucular, tabii hâkim ilkesine aykırı olarak kurulmuş özel yetkili birmahkemede yargılandıklarını, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması hakkındanyoksun bırakıldıklarını, yargılama aşamasında toplanan deliller ve sunulanmütalaalar hakkında kendilerine bir bilgi verilmediğini ve bu hususlarda görüşbildirme olanağının tanınmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
61. Somut başvuruda örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğisonucuna ulaşıldığından bu şikâyetlerin ayrıca değerlendirilmesine gerekgörülmemiştir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
62. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
63. Başvurucular, yeniden yargılanma yapılması ve tazminattalebinde bulunmuşlardır.
64. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadankaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlalkararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalindevamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiylesonuçlanacağına da işaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri, B.No:2016/12506, 7/11/2019).
65. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığındansöz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin, yaniihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikleihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olankarar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bubağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
66. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda AnayasaMahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendiuyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklıolarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran vebireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenleAnayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılamakararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundanfarklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabulhususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle birkarar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebinibeklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılamakararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleriyerine getirmektir. (Mehmet Doğan,§§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 57-59, 66-67).
67. İncelenen başvuruda, bazı eylemlerinin terör örgütü üyeliğisuçundan mahkûmiyetlerinde delil olarak kullanılmasının başvurucularınörgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
68. Bu durumda örgütlenme özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere ilgili yargı merciine gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
69. İhlal tespitinin yeterli bir giderim sağlayacağıanlaşıldığından ayrıca tazminata hükmedilmesine gerek görülmemiştir.
70. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 412,20 TL harç ve 3.000TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.412,20 TL yargılama giderininbaşvurucular İlker Tatlıpınar, Erdal Tunç, Nevfel Avcı, Şenol Sağaltıcı, Pınar Sağaltıcı, MuhsinÇobanoğlu, Arzu Ceylan Oral, Hayrettin Arslan, Ali Nazlıgülve Tüncay Yıldız'a müştereken; birleşen 2014/13644başvuru numaralı dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 3.000 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 3.206,10 TL yargılama giderinin başvurucuGökben Keskin'e, birleşen 2014/13594 başvuru numaralı dosyadaki belgelerdentespit edilen 206,10 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam3.206,10 TL yargılama giderinin ise başvurucu Yasin Urhan'aödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesidolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin diğeriddiaların incelenmesine GEREK BULUNMADIĞINA,
3. Örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 33. maddesinde düzenlenen örgütlenme özgürlüğününİHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin örgütlenme özgürlüğünün ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzeredosyanın devredildiği Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2006/1, K.2008/1)GÖNDERİLMESİNE,
D. Tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,
E. 412,20 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam3.412,20 TL yargılama giderinin başvurucular İlker Tatlıpınar,Erdal Tunç, Nevfel Avcı, Şenol Sağaltıcı, PınarSağaltıcı, Muhsin Çobanoğlu, Arzu Ceylan Oral, Hayrettin Arslan, Ali Nazlıgül ve Tüncay Yıldız'amüştereken; birleşen 2014/13644 başvuru numaralı dosyadaki 206,10 TL harç ve3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.206,10 TL yargılama giderininbaşvurucu Gökben Keskin'e, birleşen 2014/13594 başvuru numaralı dosyadaki206,10 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.206,10 TLyargılama giderinin ise başvurucu Yasin Urhan'aÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE8/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.