TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
TURAN GÜNANA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/3550)
Karar Tarihi: 19/11/2014
R.G. Tarih-Sayı: 7/3/2015-29288
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Murat ŞEN
Başvurucu
:
Turan GÜNANA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu Kocaeli 2 No.lu FTipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda diğer hükümlülerle sohbet hakkınınsınırlandırılması nedeniyle işkence yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüş vetazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 17/5/2013 tarihinde Kocaeli CumhuriyetBaşsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyonasunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarınıkarşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım isteminde bulunmuştur.
4. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/4/2014 tarihinde,adli yardım talebinin kabulüne, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından 27/06/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
6. Başvuru konusu olay ve olgular 30/6/2014 tarihinde AdaletBakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, tanınan ek süre sonunda görüşünü29/8/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
7. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulangörüşe karşı başvurucu 15/9/2014 tarihinde beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru dilekçesi ve ekleri ile Kocaeli CumhuriyetBaşsavcılığının gönderdiği belgelerle ifade edildiği şekliyle olaylar özetleşöyledir:
9. Başvurucu, başvuru tarihinde Kocaeli 2 No.lu F TipiYüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunmaktadır.
10. Başvurucu, 4/3/2013 tarihli dilekçesi ile sohbet hakkının10 saat olduğunu ancak tutuklu olarak bulunduğu Kocaeli 2 No.lu F Tipi YüksekGüvenlikli Ceza İnfaz Kurumunun sadece 5 saat sohbet imkânı vererek sohbethakkını gasp ettiğini iddia ederek Kocaeli İnfaz Hâkimliğine başvurmuştur.
11. İnfaz Hâkimliğinin, E.2013/1278 sayısına kayden yapılan yargılamada ceza infaz kurumu, başvurucununşikâyetine dair "T.C. Adalet BakanlığıCeza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 22/01/2007tarih ve 45/1 sayılı Genelgenin "Ortak Etkinlikler" başlığının 13.maddesinde "Güvenlik bakımından tehlike yaratmayacağı ölçüde, idare vegözlem kurulu tarafından belirlenen istekli hükümlü ve tutuklular 10 kişiyiaşmayacak gruplar halinde ve idarenin gözetiminde açık görüş alanlarında veyadiğer ortak yerlerdeki sosyal faaliyetler çerçevesinde 10 saati aşmamak üzeresohbet amacıyla bir araya getirilebilirler. Bu faaliyet içerisinde açık görüş,avukat ve ziyaretçi görüşlerini aksatmayacak şekilde yaptırılır" dendiğiadı geçenin dilekçesinde söz ettiği gibi 10 saat sohbet hakkı bulunduğundanbahsetmediği sadece 10 saati aşmaması gerektiği hususunun belirtildiğindenkurumumuzun mevcudu, personel sayısı da göz önüne alınarak güvenlik zafiyetioluşturmayacak şekilde gerekli düzenlemeler yapılmaktadır. Konuya ilişkin olmaküzere Yargıtay 9.Ceza Dairesinin kararı da yazımız ekinde sunulmakla; ayrıca busohbet faaliyetlerinin yanı sıra Kurumumuz PsikososyalServisi tarafından kurslar (Bilgisayar, bağlama vs) ilehobi faaliyetleri düzenlenerek gerek kurumumuzca kaldığı süre zarfında gereksekurumumuzdan tahliye edilmeleri sonrasında tutuklu ve hükümlüleri bufaaliyetlere kanalize ederek topluma kazandırılmalarıve meslek edinmelerine dair yol izlenmektedir. Tutuklu Turan Günana için bahsedilen sebepler doğrultusunda kurumumuzca 5saat sohbet faaliyet 2.5 saatte spor faaliyeti düzenlenmiştir" şeklindeaçıklama yapmıştır.
12. İnfaz Hâkimliği, 26/3/2013 tarih ve E.2013/1278,K.2013/1455 sayılı kararı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesinin benzer bir konuyailişkin kararına atıf yaparak başvurucunun talebini reddetmiştir.
13. İnfaz Hâkimliğinin atıf yaptığı Yargıtay 9. CezaDairesinin 21/7/2005 tarihli kararında özetle cezaevinin iki saat olarakbelirlediği sohbet süresinin mahkemenin hukukilik denetimi dışına çıkarak idareninyerine geçip yeni bir idari işlem tesis edilemeyeceği belirtilmiştir.
14. Anılan karara yapılan itiraz, Kocaeli 2. Ağır CezaMahkemesinin 9/4/2013 tarih ve 2013/424 Değişik İş sayılı kararı ilereddedilmiş ve karar, başvurucuya 18/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
15. Başvurucu 17/5/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
16. Başvurucunun iddialarına ilişkin Kocaeli CumhuriyetBaşsavcılığının 7/11/2014 tarih ve 2014/21880 sayılı müzekkere cevabı şöyledir:
“F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfazKurumlarında üç kişilik ve tek kişilik odalar bulunmakta olup, adı geçenhükümlünün nakil geldiği 21.12.2012 tarihinden itibaren üç kişilik odadabarındırıldığı;
Adı geçen hükümlünün nakil geldiği 21.12.2012tarihinden itibaren bir ay süre ile deneme sürecinde olması sebebi ile Ocak2013 tarihinde herhangi bir sosyal ve sportif etkinliklere dahil edilmediği,Şubat 2013 tarihinden itibaren sohbet, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerekatıldığı, Kurum Müdürlüğü tarafından aylık açık görüşün, her ayın üçüncühaftası yaptırılması sebebi ile hükümlülerin sohbet faaliyetlerinin açık görüşyerlerinde gerçekleşmesi sebebi ile hükümlülere sohbet faaliyetidüzenlenmediği, geriye kalan zamanlarda hükümlülere sohbet, ve etkinlikfaaliyeti düzenlendiği, haftalık 2,5 saatlik periyotlar dahilinde kurumunmevcut fiziki yapısı ile hükümlü ve tutuklu mevcudu göz önünde bulundurularak,tüm hükümlü ve tutuklulara eşit düzeyde planlama yapıldığı, sonuç olarakhükümlü ve tutukluların aylık toplam 5 saat sohbet ile 2,5 saat kapalı sporsalonu ve 2,5 saat çim saha olmak üzere toplam 10 saat etkinliklerdenfaydalandırıldığı tespit edilmiştir.”
B. İlgili Hukuk
17. 13/12/2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'unun 9. maddesinin (1), (2) ve (3) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infazkurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik,mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapılarısürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındakihükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlikrejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıklarıtesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleriuygulanır.
(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasınamahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak,yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk CezaKanununda yer alan;
a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78),
b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82),
c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veticareti suçundan (madde 188),
d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde302, 303, 304, 307, 308),
e)Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311,312, 313, 314, 315),
Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infazedilir.
(3) Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikelihâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekliolduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veyaiyileştirme tedbir, araç ve usullerine ısrarla karşı koyanlar bu kurumlaragönderilirler.
…”
18. Adalet Bakanlığının 17/6/2005 tarihli Gözlem veSınıflandırma Merkezleri Yönetmeliği’nin 6. maddesi şöyledir:
“Gözlem ve sınıflandırma merkezi,ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis veya iki yıldan fazla süreli hapiscezasına mahkum olan hükümlülerin kişisel özellikleri, bedensel, aklî ve sağlıkdurumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre ve ilişkileri, sanat vemeslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suça bakış açıları, hükümlülük sürelerive suç türleri belirlenerek, durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmaları vebunlara göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejiminin uygulanmasını;işledikleri suç tiplerine, gösterdikleri eğilimlere, tutum ve davranışlarınedeniyle sıkı gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekipgerekmediğine göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya normalgüvenlikli ceza infaz kurumlarına veya açık ceza infaz kurumlarınagönderilmelerini sağlamakla görevli ve yetkilidir.”
19. Anılan Yönetmelik’in 10. maddesi şöyledir:
“Hükümlülerin gözlemleri, idare ve gözlemkurulunca, kuruma kabul tarihinden başlayarak tek kişilik odalarda yapılır.Ancak, kurumun tek kişilik odası bulunmaması veya kısıtlı sayıda olmasıdurumunda tahsis edilmiş özel bölümlerinde de yapılabilir.
Gözlem ve sınıflandırmaya tabi tutulanhükümlülerin diğer hükümlü ve tutuklularla ilişki kurmamaları için gereklitedbirler alınır.
Gözlem süresi altmış günü geçemez.”
20. Adalet Bakanlığı’nın Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi,Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler Hakkında 45/1 sayılı Genelgesi’nin “Ortak Etkinlikler” başlıklı üçüncübölümünde aşağıdaki hususlar düzenlenmiştir:
(1) Hükümlü ve tutuklular işledikleri suçlara,kurumdaki davranışlarına, ilgi ve yeteneklerine göre gruplandırılarak, güvenlikbakımından tehlike yaratmadığı ölçüde, kendileri için hazırlanmış iyileştirmeprogramları çerçevesinde eğitim, spor, meslek kazandırma ve çalışma ile diğersosyal ve kültürel faaliyetlere katılırlar. Bu faaliyetler yüksek güvenliklikurumlar ile diğer kurumların yüksek güvenlikli bölümlerinde on kişiyiaşmayacak gruplar hâlinde yürütülür. Programların süresi ve katılacak hükümlütutuklu sayısı her programın özelliği, güvenlik koşulları ve kurumun olanaklarıdikkate alınarak idare ve gözlem kurulunca belirlenir. İyileştirmeprogramlarının amaca aykırı sonuçlar verdiği tespit edilen hükümlü vetutuklular yönünden bu uygulamaya son verilebilir veya gerekli değişiklikleryapılabilir.
…
(13) Güvenlik bakımından tehlike yaratmadığıölçüde, idare ve gözlem kurulu tarafından belirlenen istekli hükümlü vetutuklular, 10 kişiyi aşmayacak gruplar hâlinde ve idarenin gözetiminde, açıkgörüş alanlarında veya diğer ortak yerlerdeki sosyal faaliyetler çerçevesindehaftada toplam 10 saati aşmamak üzere sohbet amacıyla bir araya getirilebilir.Bu faaliyet hafta içerisinde açık görüş, avukat ve ziyaretçi görüşleriniaksatmayacak şekilde yaptırılır.
21. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin R (2006) 2 sayılı “Cezaevi Kuralları Hakkında Tavsiye Kararları”konulu tavsiye kararının 27.6. ve 27.7. paragrafları şöyledir:
“27.6. Spor, oyunlar, kültürel faaliyetler,özel hobiler ve diğer boş zaman uğraşlarını kapsayan eğlendirici fırsatlaryaratılmalıdır ve mümkün olabildiğince mahpusların bu etkinlikleri organizeetmelerine izin verilmelidir.
27.7.Mahpusların egzersiz esnasında veeğlendirici faaliyetlere katılmaları için birbirleriyle bir araya gelmelerineizin verilmelidir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
22. Mahkemenin 19/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 17/5/2013 tarih ve 2013/3550 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu Kocaeli 2 No.lu FTipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda diğer hükümlülerle sohbet hakkınınAdalet Bakanlığının genelgesi kapsamında haftada 10 saati aşmamak üzereverilebileceğinin belirtildiğini, buna rağmen cezaevi idaresinin bu hakkınıkısıtladığını, bu şekilde tecrit edilmiş halde tutulduğunu ve sohbet hakkınınkısıtlanmasının kendisine işkence niteliğinde olduğunu yaklaşık beş aydırsadece on yedi buçuk saat sohbet imkânı sağlandığını, sohbet dışı etkinlikleredâhil edilmediğini, daha önce kaldığı cezaevinde daha fazla süreyle sohbetimkânına sahip olduğunu ancak Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaİnfaz Kurumunda keyfi olarak sürenin kısıtlandığını belirterek Anayasa’nın 13.ve 38. maddelerinde düzenlenen temel haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşve tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
24. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun tutukluolarak bulunduğu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevinde diğer mahkûmlarla yeterlisohbet imkânın sağlanmayarak tecrit edilmiş halde tutulmasının Anayasa’nın 13.ve 38. maddesinde tanımlanan haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüş ise decezanın infazı sürecinde hükümlü veya tutukluların tutulma koşullarına dairşikâyetin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir muameleye tabi tutulma/cezaverilmesi yasağı çerçevesinde Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 3. maddesi kapsamında değerlendirilmesigerekir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
25. Başvurunun incelenmesi neticesinde, işkence yasağınailişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından,başvurunun bu bölümünün kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
26. Anayasa’nın 17. maddesi şöyledir:
“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığınıkoruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
….
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimseinsan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
…”
27. Sözleşme’nin “İşkenceyasağı” başlıklı 3. maddesi şöyledir:
“Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya daaşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”
28. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu Kocaeli 2 No.lu FTipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda diğer hükümlülerle sohbet imkânınınsınırlandırılması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
29. Adalet Bakanlığı görüş yazısında Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün “başvurucunun sohbet süreleri ile ilgili talebi yönünde kurumdabarındırılan diğer tutuklu ve hükümlülere de aynı şekilde uygulama yapıldığı,bu itibarla bu uygulamanın kurum uygulaması olduğu, kurum uygulamalarına karşı4675 sayılı Kanun kapsamında başvurucunun gerekli müracaatları yaptığı, kurumunmevcut yapısı, tutuklu ve hükümlü mevcudu ile personel sayısı göz önünealınarak herhangi bir suç ya da örgüt grubuna karşı farklı uygulamayapılmadığı, başvurucunun şikayeti kapsamında ilgili kamu görevlileri hakkındagörevleri yönünden bir kusur ve ihmalleri bulunmadığından adli ve idari yöndenherhangi bir işlem yapılmasına lüzum görülmediği” belirttiğini veyapılan müdahalenin demokratik toplumda gerekli olup olmadığının iddialarıdeğerlendirirken gözetilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
30. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru dilekçesinebenzer mahiyette cezaevi idaresinin haftada on saati aşmayacak şekildeki sohbetimkânına ilişkin genelgeyi keyfi ve hükümlü veya tutukluların aleyhineyorumlayıp ayda iki buçuk saate indirdiğini, bu durumdan psikolojik olaraketkilendiğini F Tipi cezaevindeki tecridin azaltılmasına yönelik bir katkısağlanması gerektiğini beyan etmiştir.
31. Demokratik toplumların en temel değerlerinden biri olarakherkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı Anayasa’nın 17.maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında insanonurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında da kimseye “işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin “insan haysiyetiyle bağdaşmayan” ceza veya muameleye tabitutulamayacağı yasağı getirilmiştir (B.No:2013/293, 17/7/2014, .§ 80).
32. Devletin, bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini, yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarınıgerektirir. Bu, devletin vücut ve ruh sağlığını korumadan kaynaklanan negatifödevidir (B.No: 2013/293,17/7/2014, .§ 81). Diğer taraftan Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen hakkapsamında, devletin, pozitif bir yükümlülük olarak, yetki alanında bulunan tümbireylerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkını gerek kamusal makamların, gerek diğer bireylerin, gerekse kişininkendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğübulunmaktadır. Devlet, bireyin maddi ve manevi varlığını her türlü tehlikeden,tehditten ve şiddetten korumakla yükümlüdür (B.No: 2012/752, 17/9/2013, § 51).
33. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve Sözleşme’nin3. maddesi her hangi bir sınırlama öngörmemekte veişkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve cezaların yasaklanmasınınmutlak mahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele yasağının mutlak mahiyetiAnayasa’nın 15. maddesi kapsamında belirtilen savaş veya ulusun varlığınıtehdit eden başka bir genel tehlike halinde dahi istisna öngörmemiştir. Aynışekilde Sözleşme’nin 15. maddesi benzer bir düzenleme ile kötü muamele yasağınailişkin herhangi bir istisna öngörülmemiştir (bkz. Selmouni/Fransa [BD], B.No25803/94, 28/7/1999, § 95; Assenov ve diğerleri/ Bulgaristan, B.No: 24760/94,28/10/1998, § 93).
34. Öte yandan, bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesineulaşmış olması gerekmektedir. Bu asgari eşik göreceli olup, her olayda asgarieşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarakdeğerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsaletkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önemtaşımaktadır (B.No:2012/969, 18/9/2013, § 23). Değerlendirmeye alınacak bu unsurlara muameleninamacı ve kastı ile ardındaki saik de eklenebilir (benzer yöndeki AİHM kararlarıiçin bkz. Aksoy/Türkiye, B.No: 21987/93, 18/12/1996, § 64; Eğmez/Kıbrıs, B.No:30873/96, 21/12/2000, § 78; Krastanov/Bulgaristan, B. No: 50222/99, 30/9/2004,§ 53).
35. Hükümlü veya tutuklular (mahkûmlar), Anayasa’nın 19.maddesi kapsamında hukuka uygun olarak “bir mahkûmiyetkararına bağlı olarak tutma” olarakdeğerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında (bkz. B.No: 2014/1711, 23/7/2014, §§29-33) Anayasa’nın ve Sözleşme’nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak vehürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptirler (Aynı yönde benzer bir karariçin bkz. Hirst/BirleşikKrallık (No. 2), B.No. 74025/01,6/10/2005, § 69). Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucuolarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde güvenliğinsağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumundasahip oldukları haklar sınırlanabilir (Aynı yönde benzer bir karar için bkz. Silver ve Diğerleri/Birleşik Krallık, B.No. 5947/72,6205/73, 7052/75, 7061/75, 7107/75, 7113/75, 7136/75, 25/3/1983,§§ 99-105).
36. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veyamuameleye tabi tutulamaz” şeklindeki kural hükümlü ve tutuklularayönelik uygulamalar için de geçerlidir. Bu husus, 5275 sayılı Kanun'un "İnfazda temel ilke" başlıklı 2.maddesinin (2) numaralı fıkrasında "Cezave güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı veonur kırıcı davranışlarda bulunulamaz." ve yine Kanun'un 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde "Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyettenyoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullaraltında çektirilir" şeklinde düzenleme ile açıkçavurgulanmıştır. Dolayısıyla verilen bir mahkûmiyet kararının veya tutuklamakararının infazında mahkûmlar için sağlanacak şartlar insan onuruna saygıyıkoruyacak nitelikte olmalıdır.
37. Cezaevlerinde kötü muamele olarak kabul edilecek hususlarfarklı şekillerde tezahür edebilir. Bunların birçoğu cezaevi idaresi vegörevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetimselhatalar veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir. Bu nedenlemahkûmlar için bir cezaevindeki yaşam tüm yönleriyle değerlendirilmelidir.Cezaevlerindeki yaşam, mahkûmlara sunulan aktivitelerin genişliğinden,mahkûmlar ve ceza infaz görevlileri arasındaki ilişkilerin genel durumuna kadargeniş bir alanda değerlendirilmelidir (Avrupaİşkence ve İnsanlık dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin ÖnlenmesiKomitesinin (CPT) Standartları, 2002). Bu değerlendirmede mahkûmlarakarşı yapılan muamele ve uygulanan cezanın, Anayasa’nın 17. maddesi uyarıncabir ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunda yapılacak değerlendirmede Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları ile birlikte özellikle CPT’nin belirlediği standartlar ve ülkemiz hakkındahazırladıkları raporlar da göz önüne alınmalıdır.
38. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM), Sözleşme’nin 3. maddesi çerçevesinde cezaevinde tutulma koşullarınıdeğerlendirirken başvurucular tarafından yapılan somut olaylara ilişkiniddialarla birlikte koşulların bir bütün olarak gözetilmesi gerektiğinibelirtmiştir (bkz. Dougoz/Yunanistan,B.No: 40907/98, 6/3/2001, § 46). Bu kapsamda, önlemlerin şiddeti, amacı vebireyler için sonuçları birlikte değerlendirilmelidir (bkz. Van der Ven/Hollanda,B.No: 50901/99, 4/2/2003, § 51).
39. Anayasa’nın 17. maddesi cezaevinde tutulan bir hükümlüveya tutuklunun içinde bulunduğu şartların insan onuruna yakışır bir şekildeolmasını koruma altına alır. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların,mahkûmları, özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elemseviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerekir.Cezaevinde tutulmanın pratik gerekleri çerçevesinde, mahkûmların sağlık veesenlikleri gibi hususların yeterli bir şekilde güvence altına alınması vegerekli tıbbi yardım sağlanması da insan onuruna yakışır şartların sağlanmasıiçin gereklidir (Bkz. Piechowicz/Polonya, B.No.20071/07, 17/4/2012, § 162).
40. Bir kişiyi özgürlüğünden alıkoyanönlemler genel olarak elem verici ve onur kırıcı bir durum içermektedir. Ancakyüksek güvenlikli bir ceza infaz kurumunda tutulma, tutuklular veya hükümlüleriçin tek başına kötü muamele yasağının ihlali olarak kabul edilemez. Kamudüzeninin sağlanması amacıyla bazı suçlardan ceza alanların veya tehlikelimahkûmların yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarında tutulmaları gerekebilir.Firarı engellemek, diğer mahkûmların huzur ve güvenliğini sağlamak amacı ileyapılacak bu tür düzenlemeler bazı mahkûmların diğer mahkûmlardan ayrılması vesıkı kontrol altında tutulmasını öngörebilir (bkz. Piechowicz/Polonya, § 161; RamirezSanchez/Fransa, B.No.59450/00, 4/7/2006, §§80-82 ve 138; Messina/İtalya (no. 2),B.No: 25498/94, 28/9/2000, §§ 42-54; Rohde/Danimarka, B.No: 69332/01, 21/7/2005, § 78; Van der Ven/Hollanda, §§ 26-31 ve50; Csüllög/Macaristan, B.No:30042/08, 7/6/2011, §§ 13-16).
41. Başvuru konusu olaya ilişkin olarak, başvurucu, AdaletBakanlığının yayınladığı genelge uyarınca haftada on saate kadar diğermahkûmlarla sohbet hakkının sınırlandığını ileri sürmektedir. Dolayısıylabaşvurucu yüksek güvenlikli bir cezaevinde sosyal izolasyona tabi tutularak tekbaşına tutulduğu sürenin artırıldığını iddia etmiştir.
42. CPT, tek başına tutmayı, bir mahkeme kararının infazı,cezaevi sistemi içinde bir disiplin cezasının uygulanması, önleyici tedbirlerinalınması veya mahkûmun güvenliğinin sağlanması gibi durumlarda başkamahkûmlarla görüşme imkânının kaldırılması olarak tanımlamaktadır. Tek başınatutma, özgürlüğü kısıtlanan mahkûmların haklarını daha da sınırlamaktadır. Dahafazla bir kısıtlamayı gerektiren bu tür bir tedbirin makul olup olmadığıdeğerlendirirken kanunilik, orantılılık, hesap verebilirlik, gereklilik veayrımcılık içermemesi ilkeleri açısından değerlendirilmelidir. Bununla birlikte, CPT, uygunbedensel ve ruhsal uyarıcılar olmaksızın yapılan tek başına bırakmanın herşekli, uzun vadede akli melekelerin ve sosyal yeteneklerin yok olmasına nedenolabileceğini belirtmiştir (bkz. Csüllög/Macaristan,§ 30).
43. AİHM, tamamen duyusal yalıtma ilebirlikte bütünüyle sosyal yalıtmanın kişiliği tahrip edeceğini ve güvenlik veyabaşka gerekçelerle haklı gösterilmeyecek bir insanlık dışı muamele biçimioluşturacağını belirtmiştir. Diğer taraftan mahkûmların diğer mahkûmlarlagörüşmesinin yasaklanmasının güvenlik, disiplin veya önleyici tedbirleringerektirdiği koşullarda Sözleşmenin 3. maddesinin ihlali olarakdeğerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. (bkz. Öcalan/Türkiye, B.No:46221/99, 12/5/2005, § 191).Ayrıca güvenliği sağlama, tutulan kişiyi diğer tutulanlardan koruma, devam edenyargılamada sanıkların hileli işbirliği yapmalarınıveya tutulan kişinin dışarıdakilerle suç için işbirliği yapmalarını önleme gibiamaçlarla, tek başına tutma tedbirinin uygulanması da mümkündür. Başka birifade ile sıkı güvenlik rejimine ilişkin bir tedbir olan tek başına tutmakendiliğinden Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı bir müdahale sayılmaz (bkz. Van der Ven/Hollanda,§ 50). Uzunsüre başkalarından ayrı tutmanın Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamında bir ihlaloluşturup oluşturmayacağı değerlendirirken olayın içinde bulunduğu özelkoşullara, tedbirin zorunluluğuna, süresine, izlenen amaca ve ilgili kişiüzerindeki etkilerine bakılması gerekir (bkz. Rohde/Danimarka,§ 93).
44. Cezaevindeki mahkûmlara yönelik aktiviteler (meslekedindirme, eğitim, spor, sohbet gibi) mahkûmların bedensel ve ruhsal sağlıklarıiçin çok önemlidir. Bu durum cezaevinde bulunan tutuklular için de geçerlidir.Ancak bu tür aktivitelerin her birinin birbirinden bağımsız olaraksağlanmasının, cezaevleri için bir zorunluluk olduğu söylenemez. Cezaevininimkânları kapsamında mahkûmlar için belirlenen değişik etkinliklere katılımmahkûmların sosyal yalnızlaşmasını engelleyecektir. Bununla birlikte,mahkûmların bu tür aktivitelere katılımının engellenmesi durumunda dahi kitap,gazete, dergi ve radyo gibi imkânlara sahip olması ya da cezaevinindışındakilerle mektupla iletişim kuruyor olması veya ziyaretçileri ilegörüşebilmesi de sosyal iletişim imkânının olduğunun kabul edilmesinigerektirir (bkz. Benzer yönde bir karar Öcalan/Türkiye,§ 195). Ancakbu tür imkânların sağlandığı durumda dahi mahkûmun başkalarından ayrı tekbaşına tutulduğu durum Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındadeğerlendirilirken mahkûmun içinde bulunduğu özel durumun, tedbirinzorunluluğunun, süresinin, izlenen amacın ve tedbirin mahkûm üzerindekietkilerinin dikkate alınması gerekir.
45. Somut olayda başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu Kocaeli2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda, Adalet Bakanlığının 45/1sayılı Genelgesi ile belirlenen haftalık azami on saat olan sohbet hakkınıncezaevi idaresi tarafından kısıtlandığını ve bu şekilde tecrit edildiğini iddiaetmiştir. Bunun dışında başvurucu, tek kişilik hücre veya odada kaldığını,cezaevinde hiçbir sosyal, kültürel, sportif aktivite yapılmadığını veyabunlardan kendisinin yararlandırılmadığını, sürekli olarak hücre veya tekkişilik koğuşta tutulduğunu, dış dünya ile irtibatını sağlayan, gazete, dergi,televizyon gibi imkânlardan yararlandırılmadığını, mektuplaşamadığını veziyaretçileri ile görüşemediğini ileri sürmemiştir.
46. Yüksek güvenlikli bir cezaevinde tutulan mahkûmun bedenve ruh sağlığı için uzun süre veya süresiz sosyal yalnızlaştırmaya maruzbırakılmaması elzemdir. Ancak tek başına tutma veya tecrit olarakadlandırılabilecek bir yalnızlaştırmadan bahsedebilmek için sohbet imkânınınkısıtlanmasından öte mahkûmun diğer tüm iletişim imkânlarının da elindenalınması gereklidir. CPT’nin 2011 yılındaki KırıkkaleF Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu için hazırladığı raporda 45/1 sayılıGenelge uyarınca (bkz. 20) mahkûmlara tanınan sohbet hakkının azami bir şekildekullandırılmasını ve mahkûmlar için daha geniş aktivite seçeneği sunulmasıtavsiye edilmiştir. Mahkûmların daha uzun süreli sohbet imkânındanyararlandırılması maruz kaldıkları güvenlik rejiminin sıkıntılarını azaltmakiçin önemlidir. Ancak bu hususun güvenlik gibi cezaevi için kaçınılmazgerekçelerle kısıtlanmasının tek başına başvurucunun “insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veyamuameleye” tabi tutulduğu veya tek başına kalma tedbirinin işlediğisuçun niteliği nedeniyle yüksek güvenlikli bir cezaevinde tutulmanın pratikgerekleri çerçevesinde başvurucunun katlanması gereken elem seviyesinden dahafazla bir eziyet seviyesine ulaştığı söylenemez.
47. Başvurucu cezaevinde üç kişilik koğuşta tecrit kabuledilmeyecek bir durumda kalmaktadır. Ayrıca cezaevindeki imkânlar kapsamındabaşvurucuya, aylık 5 saat süre ile sohbet imkânı tanınmıştır. Bununla birliktebaşvurucu aylık 2,5 saat kapalı spor salonu ve 2,5 saat çim sahadan yararlanmaimkânı tanınmıştır (bkz. § 16).Başvurucunun bu imkânlardan yararlanırken diğer mahkûmlardan farklı birmuameleye tabi tutulduğuna dair herhangi bir iddiası da bulunmamaktadır.Başvurucunun cezaevine nakledildikten sonraki ilk ayında hiçbir aktivitedenyararlandırılmaması yönelik cezaevi idaresinin tutumu da Gözlem veSınıflandırma Merkezleri Yönetmeliği’nin 6. ve 10. maddeleri kapsamındamevzuata uygundur (bkz. §§ 18-19).
48. Dolayısıyla başvurucunun uzun süre veya süresiz birşekilde tek başına tutulma veya sosyal yalnızlaştırılmaya maruz kaldığınınkabul edilemeyeceği değerlendirilmiştir. Bununla birlikte cezaların infazındamahkûmların tekrar sosyalleşmesini teşvik etmek için sohbet gibi sosyal,kültürel ve sportif aktivite imkânlarından azami olarak yararlandırılmasıgerekmekle birlikte başvurucunun şikâyetlerinin Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrası gereğince kötü muamele ağırlık eşiğine ulaştığı söylenemez.
49. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun iddialarının kötümuameleden bahsedebilmek için gerekli ağırlık eşiğini aşmadığı anlaşılmaklaAnayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan işkenceyasağının ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucu tarafından ileri sürülen Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasının ihlaline ilişkin şikâyetlerin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altınaalınan işkence yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Başvurucunun yargılama giderlerinden tamamen muaf tutulmasına,
19/11/2014 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.