TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
TURAN GÜNANA BAŞVURUSU (4)
(Başvuru Numarası: 2013/2720)
Karar Tarihi: 5/11/2015
R.G. Tarih ve Sayı: 15/1/2016-29594
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Raportör
:
Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI
Başvurucu
:
Turan GÜNANA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunanbaşvurucunun faks yoluyla göndermek istediği mektubun bazı satırlarınınkaralanarak alıcısına gönderilmesi nedeniyle haberleşme ve ifade özgürlüğününihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, başvurucu tarafından 26/3/2013tarihinde Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksikliklertamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılamaimkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur
4. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 15/6/2015tarihinde, adli yardım talebinin kabulüne, kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından 3/7/2015tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.
6. Başvuru konusu olay ve olgular 3/7/2015tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, tanınan süre sonunda görüşünü 28/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüşbaşvurucuya 4/8/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.Başvurucu 5/8/2015 tarihinde bu görüşe karşı beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru dilekçesi ve ekleri ile başvuruya konu dosyaiçeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
9. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/9/2005tarihinde 2005/1609 Soruşturma sayılı tutuklama kararıyla tutuklananbaşvurucunun, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin Değişik İş E. 2015/350,Değişik İş K.2015/350 sayılı kararı ile “ruhsatsızateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma, resmibelgede sahtecilik, devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçununberaberinde bir başka suç işleme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurmaveya el değiştirme, yangın, su baskını, tahrip, batırma, bombalama ya danükleer, biyolojik, kimyasal silah kullanarak öldürme” suçunuişlediği kanaati ile 39 yıl 36 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasınakarar verilmiştir.
10. Başvurucu, hapis cezasını çekmekte olduğu Tekirdağ 1 No.lu FTipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) bulunduğu sıradaZ.Y. isimli arkadaşına mektup göndermek istemiştir.
11. Anılan dört sayfalık mektupta başvurucunun mektup alıcısıylaolan ilişkisinden, anılarından, tarafların ailelerinden ve gündelik hayatındanbahsettiği görülmektedir.
12. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarıncaanılan mektubu inceleyen İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu 7/9/2012 tarihli ve2012/1018 sayılı kararıyla mektubun “terörve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütselamaçlı olarak haberleşmelerine neden” olduğu gerekçesine istinaden4. sayfasının 4. paragrafının 1., 2., 3., 4., 5., 6.,7. ve 8. satırlarının tamamının karalanmak suretiyle alıcısına gönderilmesinekarar vermiştir.
13. Mektubun İnfaz Kurumunca sakıncalı olduğuna karar verilenkısmı şöyledir:
“Doğrusu bu süreçte en çok canımı sıkan şeylerhem önderimiz üzerindeki ağır tecrit hem de bazı yakın arkadaşlarımınyaşamlarını yitirip, şehit düşmeleridir. Biliyorsun tam bir yıldır önderimizİmralı’da yoğun tecrit altında. Ne ailesi ne de avukatları görüşebiliyor. Bir debunun üzerine 36 avukatını da tutukladılar. Ayrıca Ekim ayında çok sevdiğim R.C., Ocak ayında C. Ve iki hafta önce de S. isminde birarkadaşımın şahadeti gerçekleşti. S. hevalin haberiniyeni aldım ama epeydir şehit düşmüş. Düştükçe çoğalırlar biliyorum, fakatyüreğim çok acıdı. Zor günlerde güzel anılarımız olmuştu. Hepsini sana bir günanlatacağım, mektupta olmuyor… Hatırlıyor musun sana bazı internet adreslerivermiştim.”
14. Başvurucu bu karara karşı Tekirdağ İnfaz Hâkimliğinezdinde şikâyet başvurusunda bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği 18/10/2012tarihli ve E.2012/2788, K.2012/2721 sayılı kararıyla İnfaz Kurumu DisiplinKurulu kararına atıfta bulunarak başvurucunun şikâyetini reddetmiştir.
15. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itirazyoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesi 11/12/2012 tarihli ve 2012/1726 Değişik İş sayılı kararıylaİnfaz Hâkimliğinin kararındaki gerekçeye atıf yaparak kararın usul ve yasayauygun olduğundan bahisle başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir.
16. Anılan karar başvurucuya 28/2/2013tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 26/3/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
17. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesi şöyledir:
“(1)Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalardışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretlerikendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.
(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisinegelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bukomisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.
(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veyakuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaretiiçeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafındanyazılmış ise gönderilmez.
(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veyasavunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbideğildir.”
18. 5275 sayılı Kanun’un 121. maddesine dayanılarakçıkarılan, 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Tüzük’ün (İnfaz Tüzüğü) 91.maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine nedenolan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehditve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlütarafından yazılmış ise gönderilmez.”
19. İnfaz Tüzüğü’nün 122. maddesi şöyledir:
“(1) 91 inci maddeye göre mektup alma vegönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks vetelgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdür başkanlığında,idare memuru ve yüksek okul mezunu iki infaz ve korumamemuru tarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlikve gözetim servisi personeline verilir. Yapılan incelemeden sonragönderilmesinde sakınca görülmeyen mektuplar üzerine "görüldü" kaşesivurulur, zarf içerisine konularak kapatılır ve postaneye teslim edilir.
(2) Resmî makamlara veya savunması içinavukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmüuygulanır.
(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıpincelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks vetelgraflar zarfları ile birlikte verilir.”
20. İnfaz Tüzüğü’nün 123. maddesi şöyledir:
“(1) Mektup okuma komisyonunca, mahallinegönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubun disiplin kurulu tarafındankısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde, mektup aslı çizilmeden veyayok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonuna kadar muhafaza edilir.Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslı idarede tutularakfotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekilde çizilerek disiplinkurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir. Mektubun tamamınınsakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararı tebliğ edilir.Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru için gereken sürebeklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise, disiplin kurulukararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise, infaz hâkimliğikararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfaz hâkimliği kararınaitiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş ise mahkemenin kararınagöre işlem yapılır.
(2) Hükümlüyeyapılacak tebligatta, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde infazhâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşıtebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itirazedilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalı görülenkısımlarının okunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamı sakıncalıgörülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.
(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülenmektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılmasıdurumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 5/11/2015 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 26/3/2013 tarihli ve 2013/2720 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
22. Başvurucu, Z.Y. isimli arkadaşınahitaben yazmış olduğu mektubun Cezaevi idaresince soyut iddialara dayanılaraksakıncalı bulunduğunu, idarenin kararına karşı yaptığı şikâyet ve itirazyollarında da somut olgu olmaksızın taleplerinin reddedildiğini, mektubun içeriğindesuç unsuru oluşturabilecek veya örgütsel haberleşme şeklinde yorumlanabilecekbir ifade bulunmadığını belirterek haberleşme ve ifade özgürlüğünün ihlaledildiğini ileri sürmüş; manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
23. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucununhaberleşme ile ifade hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmış isede bu iddiaların özü, göndermek istediği mektubun Cezaevi idaresince kısmensakıncalı görülerek bazı kısımlarının çıkarılması nedeniyle haberleşmehürriyetinin kısıtlanması hakkındadır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucutarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olgularınhukuki tavsifini kendisi takdir eder (TahirCanan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Bu sebeple başvurucunun bütün iddiaları haberleşme hürriyeti kapsamındadeğerlendirilmiştir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) dehaberleşme alanında ifade özgürlüğünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin(AİHS/Sözleşme) 8. maddesi ile güvence altına alındığını hatırlatmaktadır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B.No: 5947/72…, 25/3/1983, § 107; Fazıl Ahmet Tamer/Türkiye, B. No: 6289/02,5/12/2006, § 33; Ahmet Temiz, B.No: 2013/1822, 20/5/2015, § 23).
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
24. Başvurucunun, bir arkadaşına göndermek istediği mektubununkısmen sakıncalı olduğuna karar verilmesi nedeniyle anayasal haklarının ihlaledildiğine ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başkabir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Başvurucu veBakanlık Görüşleri
25. Başvurucu, arkadaşına göndermek istediği mektubun içeriğindesuç unsuru oluşturabilecek veya örgütsel haberleşme şeklinde yorumlanabilecekbir ifade bulunmamasına rağmen İnfaz Kurumunca kısmen sakıncalı görüldüğünüifade ederek haberleşme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
26. Bakanlık görüşünde, AİHM içtihatları hatırlatılarak başvurucununiddialarının bu kararlar doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğibildirilmiştir.
27. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvurudilekçesindeki iddiaları tekrar etmiştir.
b. Genel İlkeler
28. Anayasa’nın 22. maddesi şöyledir:
“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamudüzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunmasıveya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veyabirkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine busebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkilikılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez vegizliliğine dokunulamaz. Yetkilimerciin kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim,kararını kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğindenkalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir.”
29. Sözleşme’nin “Özel veaile hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
“1. Herkes özel ve aile yaşamına, konutuna vehaberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.
2. Bu hakların kullanılmasına ulusal güvenlik,kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi,genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması amacıyla, hukuka uygun olarak yapılan ve demokratik bir toplumdagerekli bulunan müdahaleler dışında, kamu makamları tarafından hiçbir müdahaleyapılamaz.”
30. AİHM, haberleşme özgürlüğüne ilişkin şikâyetleriSözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde incelemektedir. Bununla birlikteSözleşme’nin 8. maddesine karşılık Anayasa’da tek bir madde bulunmamaktadır.Başvurucunun iddialarına esas olan haberleşme özgürlüğü Anayasa’nın 22.maddesinde düzenlenmiştir.
31. Anayasa’nın 22. maddesinde herkesin haberleşme özgürlüğünesahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına alınmıştır.Sözleşme’nin 8. maddesinde de herkesin haberleşmesine saygı gösterilmesiniisteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortakkoruma alanı, haberleşme özgürlüğünün yanı sıra -içeriği ve biçimi ne olursaolsun- haberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşmekapsamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görseliletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir. Posta,elektronik posta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan haberleşmefaaliyetlerinin, haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliği kapsamındadeğerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015,§ 49).
32. Kamu makamlarının, bireyin haberleşme özgürlüğüne vehaberleşmesinin gizliliğine keyfî şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır.Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıylahaberleşme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birliktehaberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalaratabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesininikinci fıkrasında ve Sözleşme’nin 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasındasayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa, § 50).
33. AİHM kararlarına göre haberleşme özgürlüğüne yapılanmüdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağınıoluşturan mevzuatın “ulaşılabilir”,yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından“öngörülebilir” olması gerekir. İkinci olarak söz konusu sınırlandırma “meşrubir amaca” dayalı olmalı, bunun yanı sıra müdahale demokratik bir toplumdagerekli ve ölçülü olmalıdır (Silver vediğerleri/Birleşik Krallık, §§ 85-90; Klass ve diğerleri/Almanya, B. No: 5029/71, 6/10/1978,§§ 42-55; Campbell/Birleşik Krallık, B. No: 13590/88,25/3/1992, § 34).
34. Dolayısıyla haberleşme özgürlüğüne yapıldığı iddia edilenmüdahalelerin incelenmesinde kanunilik ve müdahaleyi haklı kılan sebeplerin varolup olmadığı her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.
c. İlkelerin OlayaUygulanması
i. MüdahaleninVarlığı
35. Somut olayda İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararıylabaşvurucunun bir arkadaşına göndermek istediği mektubun, örgütsel amaçlı haberleşmeyapıldığı gerekçesiyle kısmen sakıncalı olduğuna karar verilmiştir. Dolayısıylaanılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşme özgürlüğünebir müdahalede bulunulmuştur.
ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
36. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı,Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçeAnayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın;Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgilimaddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasanın sözüneve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, § 36).
Kanunilik
37. Haberleşme özgürlüğüne getirilen sınırlamaların önceliklekanunla öngörülmüş olması gerekmektedir. AİHM içtihatlarında ifade edilen kanunlaöngörülme kriteri, kendi içerisinde üç temel prensibiiçermektedir. İlk olarak müdahale teşkil eden eylem mevzuatta yer alan birdüzenlemeye dayanmalıdır. İkinci olarak müdahalenin dayanağını teşkil edendüzenleme, ilgili kişi açısından yeterli derecede ulaşılabilir olmalıdır. Sonolarak söz konusu düzenleme, hitap ettiği kişiler bakımından davranışlarını onagöre yönlendirme ve belli koşullar çerçevesinde eylemleri neticesinde meydanagelebilecek sonuçları öngörebilmeye olanak sağlayacak açıklıkta olmalıdır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§86-88).
38. Kanunilik ilkesinin yerine getirilmesinin, haberleşmehürriyetinin kısıtlanabileceğine dair genel bir yasal düzenleme yapılması ilemümkün olduğu söylenemez. Buna göre “kanunun kalitesi” olarak tanımlanabilecekkanuni düzenlemede bulunması gereken temel esaslar belirlenerek takdiryetkisini kullanacak mercilerin sınırlarının da netliğe kavuşturulmasıgereklidir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun kararındabelirtildiği üzere kanun ile temel esasların, ilkelerin ve çerçevenin ortayakonulmuş olması gerekir (AYM, E.1984/14, K.1985/7, 13/6/1985).Bu noktada -özellikle kanunun idari makamlara haberleşme özgürlüğüne müdahaledetakdir yetkisi tanıdığı durumlarda- ilgili kanunun bu yetkinin çerçevesinibelirli bir açıklıkta belirlemesi gerekmektedir (Mehmet Nuri Özen ve diğerleri/Türkiye, B. No: 15672/08..., 11/1/2011, § 56; Tan/Türkiye,B. No: 9460/03, 3/7/2007, § 21).
39. Cezaevi idaresinin hükümlü ve tutukluların haberleşmesinemüdahalesinin Anayasa’nın 22. maddesinin hangi fıkrası kapsamında kaldığınınbelirlenmesi müdahalenin kanuniliği açısından önemlidir. Zira ikinci fıkrakapsamında olduğunun kabulü hâlinde hâkim kararı veya onayı olmaksızın yapılanbir müdahale kanunilik ilkesini karşılamayacaktır. Öte yandan üçüncü fıkranıngündeme gelmesi durumunda kanun koyucunun cezaevini istisna kamu kurumu olarakkabul edip etmediği değerlendirilecektir (AhmetTemiz, § 39).
40. 5275 sayılı Kanun’un “Hapiscezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (b) bendi şöyledir:
“Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenlibir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığıhürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî vemanevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğerhakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülenkurallar uyarınca kısıtlanabilir.”
41. Buna göre 5275 sayılı Kanun’un 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “…Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları,infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallaruyarınca kısıtlanabilir.” ibaresi uyarınca cezaevlerinin haberleşmehürriyetinin kısıtlanabileceği istisnai kamu kurumu olarak kabul edildiğideğerlendirilmiştir (Mehmet Koray Eryaşa, § 76).
42. Somut olayda hükümlülerin cezaevinden yaptıklarıyazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının dayanağını, 5275 sayılı Kanun’un68. maddesi ile İnfaz Tüzüğü’nün 91., 122. ve 123.maddeleri oluşturmaktadır.
43. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesindeve anılan Tüzük’ün 91. maddesinde, hükümlülerinmektup, faks ve telgraf gönderme ve kendilerine gönderilenleri alma hakkınasahip oldukları, resmî makamlara veya savunmaları için avukatlarınagönderdikleri mektup, faks ve telgrafların denetime tabi olmadığı, “Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren,görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suçörgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşlarıpaniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup,faks ve telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafındanyazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir.
44. Gerek 5275 sayılı Kanun gerekse anılan Tüzük, Resmî Gazete’de yayımlanmış olup bu mevzuatın erişilebilirolduğuna kuşku yoktur. Anılan mevzuatta cezaevi disipliniyle ilgili hükümler;cezaevinde hükümlülerin mektup, faks ve telgrafları gönderme ve alma hakkı,buna getirilen kısıtlamalar ve izlenecek usuller yeterince açık veanlaşılabilir şekilde düzenlenmiştir. Hükümlünün mektubunun denetimi ilebirlikte mektubun kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde başvurulacaktedbirler ile bu yöndeki işlemlere karşı hükümlünün başvurabileceği davayollarının da düzenlendiği, bu hâliyle ilgili düzenlemenin yeterince açık,anlaşılabilir ve öngörülebilir olduğu sonucuna varılmıştır (Ahmet Temiz, § 44).
45. AİHM’in Gülmez/Türkiye (B. No: 16330/02, 20/5/2008,§ 51) kararında da 5275 sayılı Kanun’un Avrupa İşkenceyi ve İnsanlık Dışı veyaAşağılayıcı Muamele veya Cezaları Önleme Komitesi tarafından incelendiği,herhangi bir eleştiriye maruz kalmadığı, hükümlerinin yapılan herhangi birhaksız müdahaleye karşı yerinde koruma sağlayabilecek derecede açık veayrıntılı olduğu tespiti yapılmıştır.
46. Görüldüğü üzere müdahalenin dayanağı olan kanun hükmü, hakve özgürlüğe yönelen müdahalelerin sınırlarını yeterli bir açıklıkta ortayakoyan, erişilebilir ve öngörülebilir bir düzenlemedir. Yapılan değerlendirmelerneticesinde, 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin “kanunilik” ölçütünükarşıladığı sonucuna varılmıştır.
Meşru Amaç
47. Haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin meşru kabuledilebilmesi için bu müdahalenin; Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasındasayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genelsağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması sebeplerinden biri veya birkaçına dayanması gerekir.
48. Sözleşme’nin 8. maddesinin (2)numaralı fıkrasında da haberleşme özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin hukukauygun ve demokratik toplumda gerekli olması ile ulusal güvenlik, kamugüvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi, genelsağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması amaçlarıyla yapılmış olması şartları aranmakta olup bu şartlaraltında yapılmayan müdahaleler yasaklanmıştır.
49. Anayasa’nın 22. maddesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğineyönelik müdahalenin ikinci fıkrada belirtilen amaçlar çerçevesinde olabileceğidüzenlenmiştir. Ayrıca müdahalenin ikinci fıkrada belirtilen amaçlara dayalıolarak ve hâkim kararıyla yapılması gerekmektedir. Bununla birlikte üçüncüfıkrada bazı kamu kurum ve kuruluşlarının kanun ile istisna tutulabileceği debelirtilmiştir. Üçüncü fıkrada belirtilen istisna, hâkim kararı alınmasışartına yönelik olarak anlaşılmalı, 22. maddenin ikinci fıkrasında belirtilensınırlama sebeplerinin genişletilebileceği şeklinde yorumlanmamalıdır. Temelhak ve özgürlüklerin yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak sınırlanabileceğini öngören Anayasa’nın 13. maddesindekidüzenleme ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların dar yorumlanması gereğikarşısında, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen haberleşmehürriyetine getirilebilecek sınırlama sebeplerinin, anılan maddenin üçüncüfıkrasına dayanılarak kanunla genişletilmesi mümkün değildir (Ahmet Temiz, § 49).
50. Yukarıda da belirtildiği gibi cezaevlerinin Anayasa’nın 22.maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında kalan istisnai kamu kurumu olduğu kabuledilmekle birlikte bu istisna, anılan kurumlar tarafından hâkim kararı alınmasışartı aranmaksızın haberleşme hürriyetine müdahale niteliğinde işlem tesisedilebileceği anlamına gelmektedir. Ayrıca bu kurumların haberleşme hürriyetinemüdahale anlamındaki işlemlerinin meşru olabilmesi için mutlaka Anayasa’nın 22.maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırma sebeplerine dayalı olmasıgerekmektedir (Ahmet Temiz, §50).
51. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin(3) numaralı fıkrasında, “Kurumun asayiş vegüvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkaramaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine nedenolan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehditve hakareti içeren mektup, faks ve telgrafların” hükümlüyeverilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir.Buradabelirtilen sebeplerin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmışolan kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi genel amacı çerçevesindecezaevinde güvenliğin ve disiplinin sağlanmasını hedeflediği söylenebilir.
52. Somut olayda başvurucunun gönderdiği mektubun kısmensakıncalı bulunması, Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun 7/9/2012 tarihlikararında, anılan mektubun 4. sayfasının 4. paragrafının 1.,2., 3., 4., 5., 6., 7. ve 8. satırlarının “terörve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütselamaçlı olarak haberleşmelerine neden olduğu” gerekçesinedayandırılmıştır.
53. Bu kapsamda başvurucunun mektubunun Cezaevi DisiplinKurulunca denetlenmesi suretiyle haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin;kamu düzeni, cezaevlerinde güvenliğin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesiamaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın haberleşme özgürlüğüne ilişkin 22.maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucunavarılmıştır.
Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma veÖlçülülük
54. Başvurucu, arkadaşına göndermek istediği mektubun içeriğindesuç unsuru oluşturabilecek veya örgütsel haberleşme şeklinde yorumlanabilecekbir ifade bulunmamasına rağmen İnfaz Kurumunca soyut şekilde kısmen sakıncalıgörüldüğünü ifade ederek haberleşme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
55. Bakanlık görüşünde, AİHMkararlarında ceza infaz kurumlarında bulunan kişilerin yazışmalarının belirliölçüde kontrolünün başlı başına Sözleşme’nin ihlaline sebebiyet vermeyeceğininifade edildiği belirtilmiş; başvuruya konu mektubun gönderilmemesinin amaçlananhedefler açısından orantısız olup olmadığı, bu bağlamda demokratik bir toplumdagerekli olma ve ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığı açısından değerlendirmedebulunulmasının gerekli olduğu vurgulanmıştır.
56. AİHM içtihatlarında ifade edilen demokratik toplumdazorunluluk kavramı, müdahale teşkil eden eylemin acil bir toplumsal ihtiyaçtankaynaklanması ve takip edilen meşru amaç bakımından orantılı olması unsurlarınıiçermektedir (Silver ve diğerleri /BirleşikKrallık, § 97).
57. AİHM, haberleşme hürriyetine yapılan müdahalelerindemokratik toplumda zorunluluk teşkil etmesine ilişkin kriteriincelediği kararlarında, öncelikle ceza infaz kurumlarında bulunan kimselerinyazışmalarının belirli ölçüde kontrolünün başlı başına Sözleşme’nin ihlalinesebebiyet vermeyeceğini zira ceza infaz kurumunun olağan ve makulgereksinimleri dikkate alınarak bir değerlendirmede bulunmanın gerekli olduğunubelirtmiştir (Mehmet Nuri Özen vediğerleri/Türkiye, § 51; Silverve diğerleri/Birleşik Krallık, § 98).
58. AİHM, her somut olayda kamu makamlarının bu değerlendirmeyiyaparken mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarında bulunanhükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile bağlantısında en önemli araçlardanolduğunu göz önünde bulundurması gerektiğini belirtmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, § 45).
59. Haberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşrubirtakım sınırlamalara tabidir. Bu özgürlüğe ilişkin olarak Anayasa'nın 22.maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların, Anayasa'nın 13.maddesinin güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülükilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir (Yasemin Çongar ve diğerleri,B. No: 2013/7054, 6/1/2015, §§ 57, 58).
60. Anayasa’da belirtilen demokrasi, çağdaş ve özgürlükçü biranlayışla yorumlanmalıdır. "Demokratik toplum düzeninin gerekleri"ölçütü, Anayasa'nın 13. maddesi ile AİHS'in 8., 9., 10. ve 11. maddelerindeki paralelliği açıkçayansıtmaktadır. Bu nedenle demokratik toplum ölçütü; çoğulculuk, hoşgörü veaçık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (FatihTaş, B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 92).
61. Nitekim Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları uyarınca "Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin engeniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak veözgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamalar,demokratik toplum düzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle, temelhak ve özgürlükler, istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluylademokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve ancakyasayla sınırlandırılabilirler." şeklinde ifade edilebilir(AYM, E.2006/142, K.2008/148, 24/9/2008). Başka birdeyişle yapılan sınırlama, hak ve özgürlüğün özüne dokunarak kullanılmasınıdurduruyor veya aşırı derecede güçleştiriyorsa, etkisiz hâle getiriyor veyaölçülülük ilkesine aykırı olarak sınırlama aracı ile amacı arasındaki dengebozuluyorsa demokratik toplum düzenine aykırı olacaktır (AYM, E.2009/59,K.2011/69, 28/4/2011; AYM, E.2006/142, K.2008/148,17/4/2008; Abdullah Öcalan [GK], B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 94; Fatih Taş, §§ 92, 93).
62. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temel hakve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple haberleşme özgürlüğü alanındagetirilen müdahalelerde hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahaleninelverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (Sebahat Tuncel, B. No: 2012/1051,20/2/2014, § 84 ; Fatih Taş, §§ 92, 93).
63. Müdahalenin orantılı olduğundan söz edebilmek için temelhakka daha az zarar verebilecek ancak aynı zamanda güdülen amacı yerinegetirebilecek nitelikte olan yöntemin tercih edilmiş olması gerekmektedir (Nada/İsviçre, B. No: 10593/08, 12/9/2012, § 183).
64. Hükümlü veya tutuklular, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamındahukuka uygun olarak "bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma"şeklinde değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa ve Sözleşme'nin ortak alanıkapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptirler (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No:74025/01, 6/10/2005, § 69). Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmazsonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi cezaevinde güvenliğinsağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumundasahip oldukları haklar sınırlanabilir (TuranGünana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35).
65. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardan gönderilen yazışmalarayapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek yukarıda belirtilen makulnedenlerin, somut olayın tüm koşulları çerçevesinde objektif bir gözlemciyihaberleşme hakkının kötüye kullanıldığına ikna edebilecek nitelikte olaya özgüolgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi gerekmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, § 48). Bunun yanı sıra yapılacakdeğerlendirmede hükümlüler hakkında uygulanan infaz rejiminin ve mahkûmiyetsebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§ 98, 102; Atilla ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 18139/07, 11/5/2010).
66. Bu bağlamda, başvuru konusu olay bakımından yapılacakdeğerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan derece mahkemelerininkararlarında dayandıkları gerekçelerin haberleşme özgürlüğünü kısıtlamabakımından demokratik bir toplumda gerekli olma ve ölçülülük ilkesine uygunolduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Sebahat Tuncel, § 87).
67. Somut olayda hükümlü olan başvurucu, bir arkadaşına hitabenyazmış olduğu mektubunu posta yoluyla göndermek istemiş; bulunduğu infazkurumunca örgütsel amaçlı haberleşme kapsamında kaldığı değerlendirilenmektubun 4. sayfasının 4. paragrafının 1., 2., 3., 4.,5., 6., 7. ve 8. satırlarının (bkz. § 12) okunamayacak şekilde üzeriçizildikten sonra alıcısına gönderilmesine karar verilmiştir.
68. Mektupta sakıncalı olduğuna İnfaz Kurumunca karar verilenkısımda başvurucu, mektup alıcısını da kapsar şekilde içinde bulunduğu birtopluluğun varlığına işaret ederek bu topluluğun önderi olarak PKK (Kürdistanİşçi Partisi) terör örgütünün lideri olduğu kamuoyunca bilinen A.Ö.yü göstermektedir. A.Ö.nünhükümlü olarak kaldığı infaz kurumundaki koşullarını “ağır tecrit” uygulamasıolarak betimleyen başvurucu, bu koşullardan rahatsızlığını dile getirerek bunailişkin bilgileri karşı tarafla paylaşmaktadır.
69. Ayrıca söz konusu kısımda başvurucu yakın arkadaşları olarakifade ettiği bazı kişilerin isimlerini zikretmek suretiyle tarihleriylebirlikte ölüm haberlerini vermekte ve onların “şehit” olduğunun altınıçizmektedir. Bu bağlamda A.Ö.yü önderleri olarakgören topluluğun içindeki bu kişilerin, PKK terör örgütü faaliyetlerikapsamında yasa dışı eylemlere katılmaları nedeniyle hayatlarını kaybedenkişiler oldukları öngörülebilmektedir. Ölen bu kişilerin “öldükçeçoğalacakları” inancını ifadeeden başvurucu, bu sözleriyle silahlı yasa dışı eylemlerin artarak devametmesini amaçlamaktadır. Dolayısıyla şiddet içeriği tartışmasız yasa dışı somuteylemlerin meşrulaştırıp bu eylemlere katılanların yüceltildiği mektubun bukısmında, başvurucunun mektup alıcısına yasa dışı eylemlere katılanlar ileilgili gelişmeleri aktardığı anlaşılmaktadır.
70. Buradan hareketle yasa dışı örgüt faaliyetleri nedeniylehükümlü bulunan başvurucu tarafından başka yollardan öğrenilmesinin mümkün olupolmadığı bilinmeyen söz konusu bilgi ve gelişmelerin mektup alıcısınaaktarılması suretiyle en azından örgüt içi ilişkilerin ve/veya örgütsel haberakışının canlı tutulmaya çalışıldığı sonucuna ulaşılması mümkündür.
71. Öte yandan “cezalandırmanın” amaçlarından biri, daha önceden suç işlemiş olan bireylerinyeniden suç işlemelerini engelleyerek onları ıslah etmektir. Örgütsel niteliktaşıyan haberleşme riskini bu amaç kapsamında en aza indirmek hedefiyle infazkurumlarınca daha sıkı önlemler alınması kabul edilebilir mahiyettedir.
72. Dolayısıyla yasa dışı örgüt ile ilgili olduğu varsayılanbirtakım bilgilerin yer aldığı ve şiddet unsuru barındıran başvuruya konumektubun 4. sayfasının 4. paragrafının 1., 2., 3., 4.,5., 6., 7. ve 8. satırlarının, örgütsel gayeli haberleşme kapsamında kaldığıİnfaz Kurumunca değerlendirilerek kamu düzeni, cezaevinde disiplinin vegüvenliğin sağlanması, suçun önlenmesi amaçlarıyla sansürlenmek suretiylemektubun gönderilmesi şeklinde tedbir alınması makul görülmüştür.
73. Bunun yanı sıra mektubun bazı bölümlerinin üzerininçizilmesi suretiyle gönderilmesine karar verildiğinden bu tedbirin, Anayasa’nın22. ve Sözleşme’nin 8. maddesi bağlamında orantısız olduğundan da söz edilemez.Bu kapsamda kamu makamları tarafından söz konusu mektupta geçen cümlelerinsansürlenmesi suretiyle mektubun gönderilmesine karar verilmesinin demokratikbir toplumda gerekli ve orantılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
74. Açıklanan nedenlerle söz konusu mektup yönünden getirilenkısıtlamanın bir ihlal içermediği anlaşıldığından Anayasa’nın 22. maddesindegüvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edilmediğine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun, Anayasa’nın22. maddesinde yer alan haberleşme özgürlüğünün ihlaline ilişkin şikâyetlerininKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 22. maddesindegüvence altına alınan haberleşme özgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Adli yardım talebinin kabulüyle geçici muafiyet sağlananyargılama giderlerinin tahsilinin başvurucunun mağduriyetine neden olacağıanlaşılmakla 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarıncabaşvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,
D. Kararın bir örneğinin 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 50. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Bakanlığa veTekirdağ İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine
5/11/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.