TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
TURAN GÜNANA BAŞVURUSU (3)
(Başvuru Numarası: 2013/8554)
Karar Tarihi: 4/11/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hasan Tahsin GÖKCAN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI
Başvurucu
:
Turan GÜNANA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, başvurucu tarafından gönderilmek istenen birmektubun ceza infaz kurumunca gönderilmeyerek alıkonulmasına karar verilmesinedeniyle haberleşme ve ifade özgürlüğünün ihlâl edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 1/11/2013 tarihinde Kocaeli CumhuriyetBaşsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurununKomisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarınıkarşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım isteminde bulunmuştur
4. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 16/6/2015 tarihinde,adli yardım talebinin kabulüne, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından 26/6/2015 tarihinde başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvurubelgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)gönderilmesine karar verilmiştir.
6. Başvuru konusu olay ve olgular 26/6/2015 tarihindeBakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, tanınan süre sonunda görüşünü 28/7/2015tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüşbaşvurucu vekiline 4/8/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 5/8/2015tarihinde bu görüşe karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru dilekçesi ve ekleri ile başvuruya konu dosyaiçeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
9. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/9/2005 tarihli ve2005/1609 Soruşturma sayılı tutuklama kararıyla tutuklanan başvurucunun,İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin Değişik İş E. 2015/350, Değişik İşK.2015/350 sayılı kararı ile “ruhsatsızateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma, resmibelgede sahtecilik, devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçununberaberinde bir başka suç işleme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurmaveya el değiştirme, yangın, su baskını, tahrip, batırma, bombalama ya danükleer, biyolojik, kimyasal silah kullanarak öldürme” suçunuişlediği kanaatiyle 39 yıl 36 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasınakarar verilmiştir.
10. Başvurucu Kocaeli (F) Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfazKurumunda bulunduğu sırada A.Ö.ye göndermek üzere mektup yazmıştır. İlgilimektup şöyledir:
“Değerli Önderim merhaba,
Başlarken selam, sevgi ve saygılarımı sunuyor,özlem ve sevgiyle sımsıkıca kucaklayıp öpüyorum. Her şeye rağmen iyi, dirençliolduğunu biliyor ve inanıyorum.
Yine bir baharı, yaşamın filizlendiği mevsimi,bu mevsimin en güzel ayı olan nisanı, nisan ayının bizim için en anlamlı olangününü 4 Nisan’ı sensiz karşılıyoruz. Biliyorum her ne kadar fiziken sensiz karşılasak da bugünü, sen her zamanyüreğimizin en nadide yerindesin. Düşüncelerinle, hayata, insana bakışınla,ruhunla, özgürlüğe olan tutkunla, inancınla, tüm ruhunla bizlerlesin. Sen ‘bizleşmişsin’, bizler de olanca gücümüzle ‘senleşmeye’ çabalıyoruz. Binlerce yıldır aramıza dikilen‘kara çalıları’ tek tek söküp, yerlerine inatla yeşeren meşeleri ekiyoruz. Meşenasıl ki, her budandığında inatla yeşermeyi başarıyorsa bizler de seninözgürlük bahçende yeşeriyoruz…
Evet bu 4 Nisan’da 64. Doğum yılınıkutluyoruz. Senden öğrendik ki, aslolan geride bırakılanyıllar değil, bu yıllara katılan anlamdır. Senin daha altısından başlatıpatmışlara kadar getirdiğin özgür yaşam serüvenine baktığımızda nasıl da yıllaraanlam kattığını görüyoruz. Sadece yıllara değil, bizlere nasıl hayat verdiğini,bizleri nasıl anlamsızlık dehlizlerinden çekip kurtardığını… Bu nedenledir kisenin doğum gününü kendi doğuş günümüz olarak sahiplenmemiz.
Bu yıl daha bir güçlü sahipleniyoruz. Zirabaharın başlangıcı olan Nevruz’da yani yeni günde, bir kez daha bize, dostdüşman herkese yeni bir başlangıç, yeni bir doğuşun kapısını araladın. Ne mutlubize, ne mutlu Anadolu ve Mezopotamya halklarına ki,senin gibi gerçek özgürlük tutkunu bir öndere sahibiz.
Sevgili Önderim, doğum günün-günümüz kutluolsun! Bir daha ki doğum gününü Amed’ de halkımızlakutlamanı diliyor, umuyorum. Her daim senin, ezilen halklar-insanlık içingeliştirdiğin Demokratik Modernite paradigmanın birerinşacısı, takipçisi olacağımıza dair inanç ve kararlılığımızın tam olduğunubilmeni istiyor, tekrardan doğum gününü kutluyor, sımsıkıca kucaklayıpöpüyoruz. Selam, sevgi ve saygılarımla”
11. Başvuruya konu mektubun, Ceza İnfazKurumu Disiplin Kurulunun 17/4/2013 tarihli ve 2013/154 sayılı kararı ile “… örgütselilişki kurduğu ve terör örgütü liderine övgüde bulunduğu…”gerekçesine istinaden gönderilmeyerekalıkonulmasına karar verilmiştir.
12. Başvurucu, Disiplin Kurulunun anılan kararına karşıKocaeli İnfaz Hâkimliği nezdinde şikâyet yoluna başvurmuş, Kocaeli İnfazHâkimliği 24/5/2013 tarihli ve E.2013/1933, K.2013/2220 sayılı kararı ile İnfazKurumu Disiplin Kurulunun gerekçesine atıf yaparak başvurucunun şikâyetinireddetmiştir.
13. Başvurucunun anılan ret kararına karşı yaptığı itiraz,Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesinin 10/6/2013 tarihli ve 2013/794 Değişik İş sayılıkararı ile reddedilmiştir.
14. Anılan karar 2/10/2013 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiş, başvurucu 1/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
15. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 68. maddesi şöyledir:
“(1)Hükümlü, bumaddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks vetelgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, göndermehakkına sahiptir.
(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisinegelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bukomisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.
(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veyakuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaretiiçeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafındanyazılmış ise gönderilmez.
(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veyasavunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbideğildir.”
16. 5275 sayılı Kanun’un 121. maddesine dayanılarakçıkarılan, 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan, 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz KurumlarınınYönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün(İnfaz Tüzüğü/Tüzük) 91. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine nedenolan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehditve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlütarafından yazılmış ise gönderilmez.”
17. Tüzük’ün 122. maddesi şöyledir:
“(1) 91 inci maddeye göre mektup alma vegönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks vetelgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdürbaşkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu iki infaz ve koruma memurutarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlik ve gözetimservisi personeline verilir. Yapılan incelemeden sonra gönderilmesinde sakıncagörülmeyen mektuplar üzerine "görüldü" kaşesi vurulur, zarf içerisinekonularak kapatılır ve postaneye teslim edilir.
(2) Resmî makamlara veya savunması içinavukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmüuygulanır.
(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıpincelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks vetelgraflar zarfları ile birlikte verilir.”
18. Tüzük’ün 123. maddesi şöyledir:
“(1) Mektup okuma komisyonunca, mahallinegönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubundisiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde,mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonunakadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslıidarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekildeçizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir.Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararıtebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru içingereken süre beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise,disiplin kurulu kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise,infaz hâkimliği kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfazhâkimliği kararına itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş isemahkemenin kararına göre işlem yapılır.
(2) Hükümlüye yapılacak tebligatta, tebliğtarihinden itibaren onbeş gün içinde infazhâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşıtebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itirazedilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalıgörülen kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamısakıncalı görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.
(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülenmektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılmasıdurumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 4/11/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 1/11/2013 tarihli ve 2013/8554 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
21. Başvurucu,A.Ö.ye hitaben yazmış olduğu mektubun Cezaevi idaresince soyut iddialaradayanılarak gönderilmediğini, yine idarenin kararına karşı yaptığı şikâyet veitiraz yollarında da somut olgu olmaksızın taleplerinin reddedildiğini,mektubun bir doğum günü kutlama mektubu olduğunu ve yasa dışı hiçbir ibareiçermediğini belirterek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS/Sözleşme) 8.ve 10. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve 3.000 TL manevi tazminattalebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
22. Başvuruformu ve eklerinin incelenmesi neticesinde başvurucunun haberleşme ve ifadehürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmış ise de bu iddialarınözü, göndermek istediği mektuba Cezaevi idaresince el konulması nedeniylehaberleşme hürriyetinin kısıtlanmasıyla ilgilidir. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay veolguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu sebeplebaşvurucunun bütün iddiaları haberleşme hürriyeti kapsamındadeğerlendirilmiştir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) dehaberleşme alanında ifade özgürlüğünün Sözleşme’nin 8. maddesi ile güvencealtına alındığını hatırlatmaktadır (Silverve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72…, 25/3/1983, § 107; Fazıl Ahmet Tamer/Türkiye, B. No: 6289/02,5/12/2006, § 33; Ahmet Temiz, B.No: 2013/1822, 20/5/2015, § 23).
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
23. Başvurucunun,A.Ö.ye hitaben kaleme aldığı mektubun gönderilmeyerek alıkonulmasına kararverilmesi işlemi nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğine ilişkinşikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabuledilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Başvurucu ve Bakanlık Görüşleri
24. Başvurucu,yazmış olduğu mektubun Cezaevi idaresince soyut iddialara dayanılarakgönderilmediğini, yine idarenin kararına karşı yaptığı şikâyet ve itirazyollarında da somut olgu olmaksızın taleplerinin reddedildiğini, mektubun birdoğum günü kutlama mektubu olduğunu ve yasa dışı hiçbir ibare içermediğinibelirterek haberleşme özgürlüğü hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
25. Bakanlıkgörüşünde, AİHM içtihatları hatırlatılarak başvurucunun iddialarının bukararlar doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiş, ayrıca mektubunilgili satırlarının karalanarak muhatabına gönderildiği belirtilmiştir.
26. Başvurucu,Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü hususlarıtekrar etmiş, Bakanlığın belirttiği gibi ilgili satırların karalanarak mektubunmuhatabına gönderilmediğini, aksine mektubun tamamının alıkonulduğunu ifadeetmiştir.
b. Genel İlkeler
27. Anayasa’nın22. maddesi şöyledir:
“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarakusulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarakgecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciinyazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevlihâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekizsaat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir.”
28. Sözleşme’nin“Özel ve aile hayatına saygı hakkı”kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
“1. Herkes özel ve aile yaşamına, konutuna vehaberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.
2. Bu hakların kullanılmasına ulusal güvenlik,kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi,genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması amacıyla, hukuka uygun olarak yapılan ve demokratik bir toplumdagerekli bulunan müdahaleler dışında, kamu makamları tarafından hiçbir müdahaleyapılamaz.”
29. AİHM,haberleşme özgürlüğüne ilişkin şikâyetleri Sözleşme’nin 8. maddesi çerçevesindeincelemektedir. Bununla birlikte Sözleşme’nin 8. maddesine karşılık Anayasa’datek bir madde bulunmamaktadır. Başvurucunun iddialarına esas olan haberleşmeözgürlüğü Anayasa’nın 22. maddesinde düzenlenmiştir.
30. Anayasa’nın22. maddesinde herkesin haberleşme özgürlüğüne sahip olduğu ve haberleşmeningizliliğinin esas olduğu hüküm altına alınmıştır. Sözleşme’nin 8. maddesinde deherkesin haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğudüzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı,haberleşme özgürlüğünün yanı sıra içeriği ve biçimi ne olursa olsunhaberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşme kapsamındabireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel iletişimlerinekonu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir. Posta, elektronikposta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan haberleşmefaaliyetlerinin haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliği kapsamındadeğerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 49).
31. Kamumakamlarının, bireyin haberleşme özgürlüğüne ve haberleşmesinin gizliliğinekeyfî şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi; Anayasa ve Sözleşme ile sağlanangüvenceler kapsamındadır. Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmeningizliliğine ve dolayısıyla haberleşme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahaleoluşturur. Bununla birlikte haberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıpmeşru birtakım sınırlamalara tabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri,Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında ve Sözleşme’nin 8. maddesinin (2)numaralı fıkrasında sayılmıştır (MehmetKoray Eryaşa, § 50).
32. AİHMkararlarına göre haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir.Müdahalenin yasal dayanağını oluşturan mevzuatın “ulaşılabilir”, yeterince açıkve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından “öngörülebilir” olmasıgerekir. İkinci olarak söz konusu sınırlandırma “meşru bir amaca” dayalıolmalıdır. Bunun yanı sıra müdahale demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülüolmalıdır. (Silver ve diğerleri/BirleşikKrallık, §§ 85-90; Klass vediğerleri/Almanya, B. No: 5029/71, 6/10/1978, §§ 42-55; Campbell/Birleşik Krallık, B. No: 13590/88,25/3/1992, § 34).
33. Dolayısıylahaberleşme özgürlüğüne yapıldığı iddia edilen müdahalelerin incelemesindekanunilik ve müdahaleyi haklı kılan sebeplerin var olup olmadığı her somutolayın kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.
c. İlkelerin Olaya Uygulanması
i. Müdahalenin Varlığı
34. Somutolayda İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararıyla başvurucu tarafından kalemealınan mektubun örgütsel ilişki kurmak için yazıldığı ve terör örgütü liderineövgüde bulunulduğu gerekçesiyle alıkonulmasına karar verilmiştir. Dolayısıylaanılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşme özgürlüğünebir müdahalede bulunulmuştur.
ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
35. Yukarıdaanılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklısebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 22. maddesininihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma,kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplumdüzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamakoşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, § 36).
Kanunilik
36. Haberleşmeözgürlüğüne getirilen sınırlamaların öncelikle kanunla öngörülmüş olmasıgerekmektedir. AİHM içtihatlarında ifade edilen kanunla öngörülme kriteri,kendi içerisinde üç temel prensibi içermektedir. İlk olarak müdahale teşkileden eylem, mevzuatta yer alan bir düzenlemeye dayanmalıdır. İkinci olarakmüdahalenin dayanağını teşkil eden düzenleme, ilgili kişi açısından yeterliderecede ulaşılabilir olmalıdır. Son olarak söz konusu düzenleme, hitap ettiğikişiler bakımından davranışlarını ona göre yönlendirme ve belli koşullarçerçevesinde eylemleri neticesinde meydana gelebilecek sonuçları öngörebilmeyeolanak sağlayacak açıklıkta olmalıdır (Silverve diğerleri/Birleşik Krallık, §§ 86-88).
37. Kanunilikilkesinin yerine getirilmesinin, haberleşme hürriyetinin kısıtlanabileceğinedair genel bir yasal düzenleme yapılması ile mümkün olduğu söylenemez. Bunagöre “kanunun kalitesi” olarak tanımlanabilecek temel esaslar belirlenerekkanuni düzenlemede bulunması gereken ve takdir yetkisini kullanacak mercilerinsınırlarının da netliğe kavuşturulması gereklidir. Bu bağlamda AnayasaMahkemesi Genel Kurulunun kararında belirttiği üzere kanun ile temel esasların,ilkelerin ve çerçevenin ortaya konulmuş olması gerekir (AYM, E.1984/14,K.1985/7, 13/6/1985). Bu noktada -özellikle idari makamlara haberleşmeözgürlüğüne müdahalede takdir yetkisi tanıdığı durumlarda- ilgili kanunun buyetkinin çerçevesini belirli bir açıklıkta belirlemesi gerekmektedir (Mehmet Nuri Özen ve diğerleri/Türkiye, B.No: 15672/08..., 11/1/2011, § 56; Tan/Türkiye,B. No: 9460/03, 3/7/2007, § 21).
38. Cezaeviidaresinin hükümlü ve tutukluların haberleşmesine müdahalesinin Anayasa’nın 22.maddesinin hangi fıkrası kapsamında olduğunun belirlenmesi, müdahaleninkanuniliği açısından önemlidir. Zira ikinci fıkra kapsamında olduğunun kabulühâlinde hâkim kararı veya onayı olmaksızın yapılan bir müdahale, kanunilikilkesini karşılamayacaktır. Öte yandan üçüncü fıkranın gündeme gelmesi durumundakanun koyucunun cezaevini istisna kamu kurumu olarak kabul edip etmediğideğerlendirilecektir (Ahmet Temiz,§ 39).
39. 5275sayılı Kanun’un “Hapis cezalarının infazındagözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(b) bendi şöyledir:
“Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenlibir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığıhürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî vemanevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğerhakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülenkurallar uyarınca kısıtlanabilir.”
40. Bunagöre 5275 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeyer alan “…Hükümlülerin, Anayasada yer alandiğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülenkurallar uyarınca kısıtlanabilir.” ibaresi uyarınca cezaevlerininhaberleşme hürriyetinin kısıtlanabileceği istisnai kamu kurumu olarak kabuledildiği değerlendirilmiştir (Mehmet Koray Eryaşa, § 76).
41. Somutolayda hükümlülerin cezaevinden yaptıkları yazışmaların denetimi vesınırlandırılmasının dayanağını, 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile İnfazTüzüğü’nün 91., 122. ve 123. maddeleri oluşturmaktadır.
42. 5275sayılı Kanun’un 68. maddesinde ve anılan İnfaz Tüzüğü’nün 91. maddesindehükümlülerin mektup, faks ve telgraf gönderme, kendilerine gönderilenleri almahakkına sahip oldukları, resmî makamlara veya savunmaları için avukatlarınagönderdikleri mektup, faks ve telgrafların denetime tabi olmadığı, “Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren,görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suçörgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşlarıpaniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup,faks ve telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafındanyazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir.
43. Gerek5275 sayılı Kanun gerekse anılan Tüzük, Resmî Gazete’deyayımlanmış olup bu mevzuatın erişilebilir olduğuna kuşku yoktur. Anılanmevzuatta cezaevi disipliniyle ilgili hükümler, hükümlülerin mektup, faks vetelgrafları gönderme ve alma hakkı, buna getirilen kısıtlamalar ve izlenecekusuller yeterince açık ve anlaşılabilir şekilde düzenlenmiştir. Hükümlümektubunun denetimi ve mektubun kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlindebaşvurulacak tedbirler ile bu yöndeki işlemlere karşı hükümlününbaşvurabileceği dava yollarının düzenlendiği, bu hâliyle ilgili düzenlemeninyeterince açık, anlaşılabilir ve öngörülebilir olduğu sonucuna varılmıştır (Ahmet Temiz, § 44).
44. AİHM’in Gülmez/Türkiye(B. No: 16330/02, 20/5/2008, § 51) kararında da 5275 sayılı Kanun’un; Avrupaİşkenceyi ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaları ÖnlemeKomitesi tarafından incelendiği, herhangi bir eleştiriye maruz kalmadığı,hükümlerinin yapılan herhangi bir haksız müdahaleye karşı yerinde korumasağlayabilecek derecede açık ve ayrıntılı olduğu tespiti yapılmıştır.
45. Bunagöre müdahalenin dayanağı olan kanun hükmü, hak ve özgürlüğe yönelenmüdahalelerin sınırlarını yeterli bir açıklıkta ortaya koyan, erişilebilir veöngörülebilir bir düzenlemedir. Yapılan değerlendirmeler neticesinde 5275 sayılıKanun’un 68. maddesinin “kanunilik” ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
Meşru Amaç
46. Haberleşmeözgürlüğüne yapılan müdahalenin meşru kabul edilebilmesi için bu müdahalenin;Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmış olan millî güvenlik, kamudüzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunmasıveya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veyabirkaçına dayanması gerekmektedir.
47. Sözleşme’nin8. maddesinin (2) numaralı fıkrasında da haberleşme özgürlüğüne yönelik birmüdahalenin hukuka uygun ve demokratik toplumda gerekli olması ile ulusalgüvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğinönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması amaçlarıyla yapılmış olması şartı aranmakta olup buşartlar altında yapılmayan müdahaleler yasaklanmıştır.
48. Anayasa’nın22. maddesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğine yönelik müdahalenin ikincifıkrada belirtilen amaçlar çerçevesinde olabileceği düzenlenmiştir. Ayrıcamüdahalenin ikinci fıkrada belirtilen amaçlara dayalı olarak ve hâkim kararıylayapılması gerekmektedir. Bununla birlikte üçüncü fıkrada bazı kamu kurum vekuruluşlarının kanun ile istisna tutulabileceği de belirtilmiştir. Üçüncüfıkrada belirtilen istisna, hâkim kararı alınması şartına yönelik olarakanlaşılmalı; 22. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen sınırlama sebepleriningenişletilebileceği şeklinde yorumlanmamalıdır. Temel hak ve özgürlüklerin yalnızcaAnayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olaraksınırlanabileceğini öngören Anayasa’nın 13. maddesindeki düzenleme veözgürlüklere getirilen sınırlamaların dar yorumlanması gereği karşısındaAnayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen haberleşme hürriyetinegetirilebilecek sınırlama sebeplerinin, anılan maddenin üçüncü fıkrasınadayanılarak kanunla genişletilmesi mümkün değildir (Ahmet Temiz, § 49).
49. Yukarıdada belirtildiği gibi cezaevlerinin Anayasa’nın 22. maddesinin üçüncü fıkrasıkapsamında kalan istisnai kamu kurumu olduğu kabul edilmekle birlikte buistisna, anılan kurumlar tarafından hâkim kararı alınması şartı aranmaksızınhaberleşme hürriyetine müdahale niteliğinde işlem tesis edilebileceği anlamınagelmektedir. Ayrıca bu kurumların haberleşme hürriyetine müdahale anlamındakiişlemlerinin meşru olabilmesi için mutlaka Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında sayılan sınırlandırma sebeplerine dayalı olması gerekmektedir (Ahmet Temiz, § 50).
50. 5275sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasında “Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren,görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suçörgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşlarıpaniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup,faks ve telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafındanyazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Burada belirtilen sebeplerin,Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmış olan kamu düzeni ve suçişlenmesinin önlenmesi genel amacı çerçevesinde cezaevinde güvenliğin vedisiplinin sağlanmasını hedeflediği söylenebilir.
51. Somutolayda mektubun alıkonulması işlemi, Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun17/4/2013 tarihli kararında, mektup aracılığıyla örgütsel ilişki kurulduğu vemektupta terör örgütü liderine övgüde bulunulduğu gerekçesine dayandırılmıştır.
52. Bukapsamda başvurucunun mektubunun İnfaz Kurumunca denetlenmesi suretiylehaberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin, kamu düzeni ve suç işlenmesininönlenmesi amaçlarını taşıdığı ve bunun da Anayasa'nın haberleşme özgürlüğüneilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucunavarılmıştır.
Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma ve Ölçülülük
53. Başvurucu,A.Ö.ye hitaben yazmış olduğu mektubun bir doğum günü kutlama mektubu olduğunuve yasa dışı hiçbir ibare içermediğini belirterek İnfaz Kurumunca alınan kararnedeniyle AİHS'in 8. ve 10. maddelerinin ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
54. Bakanlıkgörüşünde, AİHM içtihatları hatırlatılmış, mektubun ilgili satırlarınkaralanarak muhatabına gönderildiği açıklanarak yapılan uygulamanın amaçlananhedefler açısından orantısız olup olmadığı ve bu bağlamda demokratik birtoplumda gerekli ve ölçülü olup olmadığının anılan içtihatlar uyarıncadeğerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
55. AİHMiçtihatlarında ifade edilen demokratik toplumda zorunluluk kavramı, müdahaleteşkil eden eylemin acil bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanması ve takip edilenmeşru amaç bakımından orantılı olması unsurlarını içermektedir (Silver ve diğerleri /Birleşik Krallık, §97).
56. AİHM,haberleşme hürriyetine yapılan müdahalelerin demokratik toplumda zorunluluk teşkiletmesine ilişkin kriteri incelediği kararlarında, öncelikle ceza infazkurumlarında bulunan kimselerin yazışmalarının belirli ölçüde kontrolünün başlıbaşına Sözleşme’nin ihlaline sebebiyet vermeyeceğini, keza ceza infaz kurumununolağan ve makul gereksinimleri dikkate alınarak bir değerlendirmede bulunmanıngerekli olduğunu belirtmiştir (Mehmet NuriÖzen ve diğerleri/Türkiye, § 51; Silverve diğerleri/Birleşik Krallık, § 98).
57. AİHM,her somut olayda kamu makamlarının bu değerlendirmeyi yaparken mektup göndermeve almanın ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dışdünya ile bağlantısında en önemli araçlardan olduğunu göz önünde bulundurmasıgereğini belirtmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, § 45).
58. Haberleşmeözgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalara tabidir. Buözgürlüğe ilişkin olarak Anayasa'nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılansınırlandırmaların Anayasa'nın 13. maddesinin güvencesinde olan demokratiktoplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığıkonusunda bir değerlendirme yapılması gerekmektedir (Yasemin Çongar ve diğerleri, B. No: 2013/7054, 6/1/2015, §§57, 58).
59. Anayasa’dabelirtilen demokrasi, çağdaş ve özgürlükçü bir anlayışla yorumlanmalıdır."Demokratik toplum düzenin gerekleri" ölçütü, Anayasa'nın 13. maddesiile AİHS'in 8., 9., 10. ve 11. maddelerindekiparalelliği açıkça yansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplum ölçütü,çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (Fatih Taş, B. No: 2013/1461, 12/11/2014, §92).
60. NitekimAnayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları uyarınca "Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıpgüvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunuptümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplum düzenigerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle, temel hak ve özgürlükler,istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik toplum düzenininsürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasaylasınırlandırılabilirler." şeklinde ifade edilebilir (AYM,E.2006/142, K.2008/148, 24/9/2008). Başka bir deyişle yapılan sınırlama, hak veözgürlüğün özüne dokunarak kullanılmasını durduruyor veya aşırı derecedegüçleştiriyor, etkisiz hâle getiriyorsa veya ölçülülük ilkesine aykırı olaraksınırlama aracı ile amacı arasındaki denge bozuluyorsa demokratik toplumdüzenine aykırı olacaktır (AYM, E.2009/59, K.2011/69, 28/4/2011; AYM,E.2006/142, K.2008/148, 17/4/2008; Fatih Taş,§§ 92, 93).
61. AnayasaMahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmaamaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır. Ölçülülük denetimi, ulaşılmakistenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak için seçilen aracındenetlenmesidir. Bu sebeple haberleşme özgürlüğü alanında getirilenmüdahalelerde hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin elverişli,gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (Sebahat Tuncel, B. No: 2012/1051, 20/2/2014,§ 84; Fatih Taş, §§ 92, 93).
62. Müdahaleninorantılı olduğundan söz edebilmek için temel hakka daha az zarar verebilecekancak aynı zamanda güdülen amacı yerine getirebilecek nitelikte olan yöntemintercih edilmiş olması gerekmektedir (Nada/İsviçre, B. No: 10593/08, 12/9/2012, § 183).
63. Hükümlüveya tutuklular, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak "bir mahkûmiyet kararına bağlı olaraktutma" olarak değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliğihakkı dışında (İbrahim Uysal, B.No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa ve Sözleşme'nin ortak alanıkapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptirler (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No:74025/01, 6/10/2005, § 69). Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmazsonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi cezaevinde güvenliğinsağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumundasahip oldukları haklar sınırlanabilir (TuranGünana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35).
64. Cezainfaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardan gönderilen yazışmalara yapılanmüdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek yukarıda belirtilen makulnedenlerin, somut olayın tüm koşulları çerçevesi dâhilinde objektif birgözlemciyi haberleşme hakkının kötüye kullanıldığına ikna edebilecek nitelikteolaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi gerekmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, § 48). Bunun yanı sırayapılacak değerlendirmede hükümlüler hakkında uygulanan infaz rejiminin vemahkûmiyet sebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§98-102; Atilla ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 18139/07, 11/5/2010).
65. Bubağlamda başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin temelekseni, müdahaleye neden olan derece mahkemelerinin kararlarında dayandıklarıgerekçelerin haberleşme özgürlüğünü kısıtlama bakımından demokratik birtoplumda gerekli ve ölçülülük ilkesine uygun olduğunu inandırıcı bir şekildeortaya koyup koyamadığı olacaktır (SebahatTuncel, § 87).
66. Somutolayda başvurucunun, PKK (Kürdistan İşçi Partisi) terör örgütü lideri olduğuTürk yargı organları tarafından kabul edilen A.Ö.ye gönderilmek üzere başvuruyakonu mektubu doğum gününü kutlamak amacıyla kaleme aldığı anlaşılmaktadır.Yukarıda tamamına yer verilen mektupta (bkz. § 10) başvurucu, A.Ö.nün doğum günü olan 4 Nisan’ıkendilerinin “Anadolu ve Mezopotamyahalklarının” doğuş günü olarak kabul edip kutladıklarına, A.Ö.nün ve onun doğum gününün kendileri için ne kadar önemliolduğuna vurgu yapmaktadır.
67. Mektubunalıkonulmasına yönelik İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararında, mektuparacılığıyla örgütsel ilişki kurulduğu ve terör örgütü liderine övgüdebulunulduğu gerekçe gösterilmesine karşın mektup içeriğindeki hangi sözlerleterör örgütü liderine övgüde bulunulduğu ve bu sözlerin muhatabınaulaştırılmasının ne suretle sakıncalı veya hangi sözlerin örgütsel haberleşmeniteliğinde olduğu belirtilmemiştir. Söz konusu karara karşı başvurulan şikâyetyolunda Kocaeli İnfaz Hâkimliğince ve Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesince mektupiçeriği hakkında herhangi bir değerlendirmede bulunulmamıştır. Dolayısıylamektuptaki hangi ifadelerin ne suretle mektup alıcısına iletilmemesigerektiğine kanaat getirildiği, Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu ve DereceMahkemeleri gerekçelerinden anlaşılamamıştır.
68. Yasadışı örgüt faaliyetinde bulunmaları nedeniyle ceza alan hükümlüler arasındakihaberleşmenin örgütsel nitelik taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın bufaaliyetlerinin örgütsel haberleşme kapsamında değerlendirilerek müdahaledebulunulması Anayasanın 22. maddesine uygun düşmez. Bu bağlamda başvuruya konuhaberleşmenin örgütsel niteliği, yapılan müdahalede mektuba özgü somut verileredayanılarak ortaya konulmamıştır.
69. Öteyandan mektup anlatımının mektup alıcısı olan A.Ö. ile ilgili olumlu ifadeleribarındırmasına karşın mektupta, A.Ö.nünkatıldığı veya organize ettiği yasa dışı somut eylemlere atıf yapılmadığı veşiddete teşvik edici veya nefret duygusunu destekleyici ibarelerin bulunmadığıanlaşılmaktadır.
70. Budoğrultuda örgütsel haberleşmenin ve suçun önlenmesine yönelik kabul edilebilirmakul gerekliliklerin somut bilgilere dayalı olarak İnfaz Kurumu ve DereceMahkemeleri kararlarında ortaya konulmadığı sonucuna varılmış, başvurucunungöndermek istediği mektuba el konulması suretiyle haberleşme hürriyetineyapılan müdahalenin ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından demokratik bir toplumda gerekli olmadığıkanaatine varılmıştır.
71. Açıklanannedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınanhaberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
72. Başvurucu,anayasal hakları ihlal edildiği için 3.000 TL manevi tazminat talebindebulunmuştur.
73. 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un "Kararlar"kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
74. BaşvurucununAnayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hakkının ihlaledildiğinin tespit edilmesi üzerine yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecekolan manevi zararları karşılığında başvurucuya takdiren1.500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
75. Başvurukapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği gözetilerek kararın birörneğinin bilgi edinilmesi için Bakanlığa ve Kocaeli İnfaz Hâkimliğinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun, Anayasa’nın22. maddesinde yer alan haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğine yönelikiddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 22. maddesindegüvence altına alınan haberleşme özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 1.500 TLmanevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. Ödemelerin, kararıntebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibarendört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sonaerdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararın bir örneğinin 6216sayılı Kanun’un 50. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca başvurucuya,Bakanlığa ve Kocaeli İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine
4/11/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.