TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
TURAN GÜNANA BAŞVURUSU (6)
(Başvuru Numarası: 2015/9042)
Karar Tarihi: 4/4/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan y.
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör Yrd.
:
Gizem Ceren DEMİR KOŞAR
Başvurucu
:
Turan GÜNANA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda infaz ve koruma memurlarıtarafından kötü muameleye maruz bırakılma iddiaları hakkında etkili soruşturmayürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 18/5/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu, Kocaeli 2 No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundahükümlü olarak bulunmakta iken 8/7/2014 tarihinde infaz ve koruma memurları ilearalarında bir tartışma yaşanmıştır.
10. Başvurucu, infaz ve koruma memurları tarafından darbedildiği, tehdit ve hakarete maruz kaldığı iddiasıyla9/7/2014 tarihinde şikâyetçi olmuştur.
11. Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca olaya ilişkin soruşturmabaşlatılmıştır. Soruşturma kapsamında taraf beyanları alınmıştır. Ayrıca bukapsamda kamera kayıtlarının çözümünün yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
A. Taraf Beyanları
12. Başvurucunun Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınanbeyanı şöyledir:
"...Olay günü ... S. ile birlikte odadeğişimini için psiko sosyal bölümüne geçtik.... Psiko sosyal bölümegeçmek üzere odamızdan çıkacağımız esnada her gün yapılan rutin aramadan farklıolarak görevli personel tarafından tacize varan şekilde beni ve S.yi sert bir şekilde aradılar. Daha sonra ana koridoraçıktıktan sonra psiko sosyal servise doğru yöneldik. Psiko sosyal servisi telefon ile görüşmekteydi. ... İsminibilmediğim memurlar bize 'siz durun' şeklinde ifade kullandılar. Biz durmayabaşladık. Diğer spordan gelen arkadaşları odalara almak için görevli memurlarayrıldılar. O sırada psiko-sosyal bölüme bakan memurbize 'siz gidin ben telefondaki görüşmemi bitireyim, ondan sonra sizinlegörüşürüm' şeklinde ifadeler kullanınca, biz psikososyal servisinin odasına doğru yürümeye başladık. 3 4 adım atmadan bizigötüren memur bir anda 'nereye gidiyorsunuz' şeklinde bağırmaya başladı. Osırada S. psikososyal bölümde görevli memurun gidindediğini, siz ise kalın diyorsunuz kimi dinleyelim şeklinde ifade kullandı.İsmini bilmediğim görevli memur 'burada her şeyden ben sorumluyum, ben nedersem o olur merkez benim' şeklinde ifade kullandı. O sırada koridordakimasada oturan farklı bir memur,... bize 'neden memur ile tartışıp cevapveriyorsunuz' şeklinde bağırdı. Bize 'hiç kıpırdamadan hazır olda yerinizde durun' dedi. Aynı şekilde devletpersoneliyiz. Türkiye Cumhuriyeti memurlarıyız, biz ne dersek o olur, ona görehareket edeceksiniz, kalkın dediğimiz zaman kalkacaksınız, durun dediğimizzaman duracaksınız, oturun dediğimiz zaman oturacaksınız' dedi. Biz de bununüzerine burada küçük bir sorun var bunu büyütmenize gerek yok, nedenbağırıyorsunuz şeklinde sorduk. S. arkadaş da o sırada memurlara 'PKK lı olduğumuz için mi böyle bağırıyorsunuz' dedi. O sıradaorada bulunan 3 4 memur üzerimize gelmeye başladı. Psikolog memurlara 'onlaraben yürüyün dedim, sorun çıkarmaya gerek yok' dedi. Bunun üzerine memurlarhamile olan psikologa sen neden karışıyorsun, buradagörevli olan biziz, şeklinde sözler etti. Bunun üzerine B Bloktan bizimbulunduğumuz C Bloka doğru müdahale takımı benim çete olarak isimlendirdiğimgörevli memurlar geldiler. A Bloktan gelen personel ortada hiçbir sebep yokkenve hiçbir şeyden haberi yokken, masada olan personellerle birlikte bizesaldırmaya başladılar. Biz kendimizi ifade etmeye çalışsak da kolumu geriyeçevirmek ve boynumdan tutmak suretiyle, yumrukla sırtıma vurdular. S.'nin da kolunu geriye doğru çevirdiler. Daha sonra psikososyal serviste çalışan hamile olduğunu düşündüğümbayan gelen memurları sakinleştirmeye çalıştı. Aynı bayan bu saatten sonragörüşmeye gerek yok siz odalarına götürün, dedi. O sırada zorla kolumuzdançekiştirmek suretiyle yerlerde sürükleyerek beni ve S.yiodalarımıza götürdüler. Bu esnada 'heralde buradarahatsınız, biz burayı cehenneme çevirmeyi biliriz, bundan sonra gününüzügörürsünüz, gösteririz.' şeklinde tehdit ifadesi kullandılar..."
13. Hükümlü S.Ö.nün müşteki şüphelisıfatıyla Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesi şöyledir:
"...08/07/2014 tarihindehükümlü olarak kalmakta olduğum Kocaeli 2 No'lu FTipi Cezaevinde isimlerini bilmediğim cezaevi personeli kolumu arkaya çevirmeksuretiyle arkamda tuttu. 08/07/2014 tarihinde oda değişikliğini görüşmekamacıyla psikologa gitmek istedik. Turan isimliarkadaşım da yanımdaydı. ...Psikolog telefon ile görüşmekteydi. Psikolog şuanmüsait değilim siz gidin dedi. Siz gidin ben sizin arkanızdan gelip sizlegörüşürüm dedi. Biz tekrar piskolog odasınagideceğimiz esnada ismini bilmediğim Ceza infaz kurum personeli tehditkar birşekilde siz nereye gidiyorsunuz diye Turan ve bana sordu. Ben de infaz korumapersoneline biriniz gidin diyorsunuz diğeriniz kalın diyorsunuz şimdi bizhanginizi dinleyelim diye sordum. Cezaevi personeli kontrol merkezi bendedir.Ben gidin dersem gideceksiniz kalın dersem kalacaksınız şeklinde sert birşekilde bize ifadede bulundu. Biz de kendilerine kullandıkları dilin doğruolmadıklarını ifade ettik. Uygun dille bize belli şeyleri söylemelerigerektiğini ifade ettim. Tanımadığım bir personel masa başından bize bizTürkiye Cumhuriyeti memurlarıyız biz ne dersek onu yapacaksınız diyereküzerimize geldiler. ... Turan Günana'nın boğazınısıktılar. Hastaneye de götürmediler..."
14. İnfaz ve Koruma Memuru S.D.ninmüşteki şüpheli sıfatıyla Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesişöyledir:
".. Olay günü ben C Blokta bulunan isminihatırlayamadığım farklı bir hükümlüyü almaya gittim. Gittiğimde sonradangördüğümde tanıdığım Turan Günana ve S. Ö. isimlihükümlülerin bağırış sesleri geliyordu. Ancak yanlarına gitmediğim sürecesesler anlaşılır şekilde değildi. Bir arbedenin yaşandığını düşünerek olay mahaline gittim. ... infaz ve koruma memurlarından S.S.D.ve E.A. olay mahalindeydi. Turan'ın hangisinikastederek söylediğini bilmiyorum ama 'sen bana dur diyemezsin, sen kimoluyorsun da bana dur diyiyorsun' şeklinde sözlerioldu. O sırada görevli arkadaşlardan biri ancak şuan hatırlayamadığım birarkadaş 'ben devletin memuru olarak size dur diyiyorum'şeklinde sözler etti. Ancak her iki hükümlü de bu ikaza uymayarak psikologhanımın odasına doğru yürümeyedevam ettiler.
Olayda kurum içi faaaliyetalımı yapıldığı için güvenlik amaçlı kendilerine beklemeleri söylenmiş şahıslarbunun üzerine 'biz ne zaman durup ne zaman yürüyeceğimizi size sormayız, sizdevletseniz biz de PKK'lıyız. Siz kimsiniz bize emir veremezsiniz, Sizinkralınız kimse ona da bunu yaparız' şeklinde söylemler atmaya başlayınca benolaya müdahil oldum. Ayrıca Turan Günana eliyleişaret ederek, biz görevli personele karşı da 'sizinle görüşeceğiz, bu buradabitmeyecek, bunun hesabını vereceksiniz, bir gün göreceksiniz siz, buralarısize zindan edeceğiz' şeklinde tehdit içerikli sözlerde bulundu. S. Ö.'de elini kaldırarak 'size soracağız' şeklinde sözleredince olayın niçin başladığını bilmediğim için ve sonrasında güvenlikkonusunda bir problem yaşanmasın diye tamamen kendi görev ve yetki sınırlarımıaşmayarak ben S. Ö.'nün ellerini arkada kavuşturarakmüdahale ettim. Ancak kelepçe falan takmadım. Ellerimle ellerini arkasındasabitledim. Ben sadece S. Ö.'ye müdahale ettim. TuranGünana'ya kim müdahale etti bilmiyorum. Hükümlülersöz konusu eylemleri nedeniyle psikolog görüşüne çıkarılmayıp odasınagötürüldüler..."
15. İnfaz ve Koruma Memuru S.S.D.ninmüşteki şüpheli sıfatıyla Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesişöyledir:
"...Olay günü saat 10:30 sıralarındaTuran Günana ve S. Ö. dilekçe yazarak psikolog görüşütalebinde bulunmuşlar. Söz konusu hükümlülere psikolog ile görüştürmek için refekat ettim Ancak kurum içi faaaliyetalımı yapıldığı için güvenlik amaçlı kendilerine beklemelerini söyledim.Şahıslar bunun üzerine 'biz ne zaman durup ne zaman yürüyeceğimizi sizesormayız, siz devletseniz biz de PKK'lıyız. Siz kimsiniz bize emirveremezsiniz, Sizin kralınız kimse ona da bunu yaparız' şeklinde söylemleratmaya başlayınca ben de 'Türkiye Cumhuriyetinin memuruyum burada bana verilengörevleri yapıyorum' şeklinde sözler ettim. Daha sonra aynı şahıslar yükseksesle 'Pkklıyız, duyun sesimizi' şeklinde cümlelerkurmaya devam etmeleri üzerine ani müdahale ekibi olaya müdahil oldu. ÇünküTuran ve S. bu sözleriyle diğer PKKlıları da galeyanagetirmeyi başarmışlardı. Sonrasında hepimize yönelik "sizinle görüşeceğiz,bu burada bitmeyecek, bunun hesabını vereceksiniz' şeklinde tehdit içeriklisözlerde bulundular. Söz konusu hükümlüler tedbir amaçlı tarafımızcagerçekleştirdikleri eylemden dolayı psikolog görüşü yapılmadan odalarına tekrargötürüldü..."
16. İnfaz ve Koruma Memuru F.A.nınmüşteki şüpheli sıfatıyla Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesişöyledir:
"...Olay günü saat 10:30sıralarında Turan Günana ve S. Ö. dilekçe yazarakpsikolog görüşü talebinde bulunmuşlar. Söz konusu hükümlüleri psikolog görüşüneçıkarmak için S.S.D. ile E. A. hükümlüleri odalarından çıkardılar. Daha sonraS.S.D. tek başına hükümlülere psikolog ile görüştürmek için refekatetti. Ancak kurum içi faaaliyet alımı yapıldığı içingüvenlik amaçlı kendilerine beklemeleri söylemiş şahıslar bunun üzerine 'biz nezaman durup ne zaman yürüyeceğimizi size sormayız, siz devletseniz biz dePKK'lıyız. Siz kimsiniz bize emir veremezsiniz, Sizin kralınız kimse ona dabunu yaparız' şeklinde söylemler atmaya başlayınca ben olaya müdahil oldum.Daha sonra aynı şahıslar yüksek sesle 'Pkklıyız,duyun sesimizi' şeklinde cümleler kurmaya devam etmeleri üzerine biz güvenlikekibi olarak S.D., H.A. ve ben müdahil olduk..."
17. İnfaz ve Koruma Memuru B.İ.ninmüşteki şüpheli sıfatıyla Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesişöyledir:
"...Olay günü saat 10:30 sıralarındaTuran Günana ve S.Ö. dilekçe yazarak psikolog görüşütalebinde bulunmuşlar. Söz konusu hükümlüleri psikolog görüşüne çıkarmak içinSS.D. ile E.A. hükümlüleri odalarından çıkardılar. Daha sonra S.S.D. tek başınahükümlülere psikolog ile görüştürmek için refekatetti. Ancak kurum içi faaaliyet alımı yapıldığı içingüvenlik amaçlı kendilerine beklemeleri söylemiş şahıslar bunun üzerine 'biz nezaman durup ne zaman yürüyeceğimizi size sormayız, siz devletseniz biz dePKK'lıyız. Siz kimsiniz bize emir veremezsiniz, Sizin kralınız kimse ona dabunu yaparız' şeklinde söylemler atmaya başlayınca ben olaya müdahil oldum...Olayın nasıl gerçekleştiği kamera kayıtlarında mevcuttur, söz konusuhükümlülere karşı herhangi bir keyfi tutum söz konusu değildir."
18. İnfaz ve Koruma Memuru H.A ile E.A. da müşteki şüphelisıfatıyla Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadelerinde, hükümlülerin "Biz ne zaman durup ne zaman yürüyeceğimizi sizesormayız, siz devletseniz biz de PKK'lıyız. Siz kimsiniz bize emirveremezsiniz, Sizin kralınız kimse ona da bunu yaparız."şeklinde söylemlerde bulunmaları üzerine olaya müdahil olduklarını, keyfî birtutumda bulunmadıklarını beyan etmişlerdir.
19. Olay günü Ceza Ve İnfaz Kurumunda psikolog olarak görevyapan Ö.A.nın Kocaeli 8. Asliye Ceza Mahkemesince2/10/2015 tarihli talimat duruşmasında tanık sıfatıyla alınan beyanı şöyledir:
"Olay iddianamede anlatıldığı şekildemeydana gelmiştir. Turan GÜNANA benimle görüşmeye gelmişti. O sırada diğermüştekilerin yönlendirmesi sırasında sanık Turan siz kimsiniz biziyönlendiremezsiniz şeklinde konuştu, müşteki Ercan da buna karşılık, bizdevletiz şeklinde karşılık verdi. Sanıklar, müştekilere yönelik 'sizdevletseniz, biz pkkyız, kralınız gelse ona da bunuyaparız, sizinle görüşeceğiz, burada bitmeyecek, bunun hesabını soracağız'şeklinde tehditlerde bulundular. Daha sonra müdahale ekibi gelerek olayıyatıştırdı. Olay hakkında bilgi ve görgüm bundan ibarettir."
B. Ek Kovuşturmaya YerOlmadığına Dair Karar
20. Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca 20/3/2015 tarihindebaşvurucunun şikâyetleri hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararverilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"...olay günü müştekilerin psikologgörüşüne götürüldükleri sırada şüpheli infaz ve koruma memurları ile aralarındabir tartışmanın vuku bulduğu, müştekilerin şüphelilerin bu tartışma sırasındakendilerine saldırarak darp ettikleri ve 'size burayı cehenneme çevireceğiz'şeklinde tehdit içerikli sözler ettiklerini iddia ettiği,
Yürütülen soruşturma kapsamında, dosyadamevcut kamera kayıtları ve tanık anlatımları içeriğinden de anlaşılacağı üzere,şüphelilerin ilgili mevzuat çerçevesinde kendilerine verilen zor kullanmayetkilerini kullandıkları, incelenen kamera görüntülerinde şüpheliler hakkındasuç oluşturacak, cezai yaptırımı gerektirecek bir hususun tespit edilemediği veşüphelilerin orantısız güç kullandıklarını gösteren bir delile rastlanılmadığı,keza tanık anlatımlarından şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerihususunda bir bilgiye erişilemediği anlaşıldığından, haklarında kamu adınakovuşturmaya yer olmadığına dair kararının verilmesi gerekmiştir."
21. Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı başvurucutarafından yapılan itiraz 21/4/2015 tarihinde Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliğincereddedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"...C. Savcısı tarafından yürütülensoruşturma evresi sonunda; dosyada mevcut kamera kayıtları ve tanık anlatımlarıiçeriğinden de anlaşılacağı üzere, şüphelilerin ilgili mevzuat çerçevesindekendilerine verilen zor kullanma yetkilerini kullandıkları, incelenen kameragörüntülerinde şüpheliler hakkında suç oluşturacak, cezai yaptırımı gerektirecekbir hususun tespit edilemediği ve şüphelilerin orantısız güç kullandıklarınıgösteren bir delile rastlanılmadığı, keza tanık anlatımlarından şüphelilerinüzerlerine atılı suçu işledikleri hususunda bir bilgiye erişilemediğigerekçesiyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğigörülmüştür.
Yürütülen aynı soruşturma kapsamında, taraflararasında aynı gün yaşanan tartışmada Turan Günana ileS. Ö.ün infaz ve koruma memurlarına yönelik olarak'Siz kimsiniz bize emir veremezsiniz, siz devletseniz biz PKK'lıyız sizinkralınız gelse ona da bunu yaparız. sizinle görüşeceğiz, bu burada bitmeyecek,bunun hesabını vereceksiniz' şeklinde tehdit içerikli sözler sarf ettiklerinin,bu nedenle cezaevi hükümlülerinin psikolog görüşünün yaptırılmayarak odalarınaalındıkları ve infaz koruma görevlilerinin yaşanan olay nedeniyle şüphelilerhakkında şikayetçi olmaları üzerine basit tehdit suçundan cezalandırılmalarınakarar verilmesi için haklarında Kandıra Asliye Ceza Mahkemesine kamu davasınınaçıldığı anlaşılmıştır.
Dosyanın tetkikinde, olay yerini gösterir veadli emanetin 2014/289 sırasına kayıtlı kamera kayıtlarının bilirkişimarifetiyle incelenmesinin ardından tanzim edilen rapora istinaden,hükümlü/tutuklulardan birinin agresif tutumlar sergilediği, diğerhükümlü/tutuklunun da olaya müdahil olduğu; bu nedenle cezaevi görevlilerincekontrol altına alınmaya çalışıldığı, şahısların sakinleşmeleri ile de odalarınaalındıklarının tespit edildiği, güvenlik kamerası görüntüleri içeriği, buiçeriğin teyidi mahiyetindeki sosyal hizmet uzmanı tanık Ö. A.’nın beyanları karşısında C. Savcısının kovuşturmamakararında yazılı bulunan gerekçelerine göre itiraz dilekçesinde ileri sürülenhususları yerinde görülmediğinden itirazın reddine ... karar verilmesi gerekmiştir."
22. İtirazın reddi kararı başvurucuya 30/4/2015 tarihinde tebliğedilmiş, başvurucu anılan karara karşı 18/5/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
C. Başvurucu AleyhineYürütülen Adli Süreç
23. 25/3/2015 tarihinde başvurucunun diğer hükümlü S.Ö. ilepsikolog görüşüne götürüldüğü sırada vuku bulan tartışma sırasında infaz vekoruma memurlarına hitaben "Sizkimsiniz bize emir veremezsiniz, siz devletseniz biz PKK'lıyız sizin kralınızgelse ona da bunu yaparız." şeklindetehdit içerikli sözler söylediği ve agresif tutumlarına devam ederek yine infazve koruma memurlarına yönelik olarak "Sizinlegörüşeceğiz, bu burada bitmeyecek, bunun hesabını vereceksiniz." şeklinde tehdit içerikli sözlersarf ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle hakkında basit tehdit suçundancezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
24. Kandıra Asliye Ceza Mahkemesinin 8/3/2016 tarihli kararıyla,şikâyetten vazgeçme nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmiştir. Anılankarar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
25. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten yaralama" kenar başlıklı86. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(1) Kasten başkasının vücuduna acı verenveya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, biryıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek fıkra: 31/03/2005 - 5328 S.K./4.mad)Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleylegiderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dörtaydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.
(3) Kasten yaralama suçunun;
...
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuzkötüye kullanılmak suretiyle,
...
İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın,verilecek ceza yarı oranında artırılır."
26. 5237 sayılı Kanun'un "Zorkullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması" kenar başlıklı256. maddesi şöyledir:
"Zor kullanma yetkisine sahip kamugörevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiğiölçünün dışında kuvvet kullanması hâlinde, kasten yaralama suçuna ilişkinhükümler uygulanır."
27. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyetsavcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başkabir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamudavasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğiniaraştırmaya başlar."
28. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Kurumlarıniç güvenliği" kenar başlıklı33. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Kurumların iç güvenliği, AdaletBakanlığına bağlı infaz ve koruma görevlileri tarafından sağlanır..."
29. 4/6/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Tüzük'ün (İnfaz Tüzüğü) 22.maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:
"(8) İnfaz ve koruma başmemuruile infaz ve koruma memuru, kurumun güvenliğini bozan firara teşebbüs, isyan,rehin alma, saldırı, yasaya veya düzenlemelere dayalı bir emre karşı aktif veyapasif fiziki direnme gibi olaylar ile 5237 sayılı Kanunun 25 inci maddesindekimeşru savunma ve zorunluluk hâli ortaya çıktığında kurum en üst amirinin izni ilezor kullanabilir. Acil hâllerde tehlikenin ortadan kaldırılması amacıyla izinalınmaksızın da zor kullanılabilir. Durumu derhâl en üst amire iletir. Zorkullanan personel gerekenden fazla kuvvet kullanamaz."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
30. Mahkemenin 4/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım TalebiYönünden
31. Anayasa Mahkemesinin MehmetŞerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak, geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılamagiderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkçadayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesigerekir.
B. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
32. Başvurucu; infaz ve koruma memurları tarafından darbedildiğini, tehdit ve hakarete maruz kaldığını,şikâyeti hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğini ve talepetmesine karşın yaralanmalarının tespiti için muayene olma talebinin yerinegetirilmediğini, darp şikâyetine ilişkin olarak adli muayene raporualdırılmadığını belirterek kötü muamele yasağı ile adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
33. Bakanlık görüşünde; başvurucunun eylemleri nedeniyle infazve koruma memurları tarafından tutanak tutulduğu ve başvurucu hakkında disiplinsoruşturması açıldığı, başvurucudan yazılı ya da sözlü savunma istendiği ancakbaşvurucunun savunma vermediği, başvurucuya 17/7/2014 tarihinde yedi gün süreile hücreye koyma disiplin cezası verildiği, başvurucunun disiplin cezasıverilmesi kararına karşı yaptığı itirazın da reddedildiği, yürütülen adlisüreçte ise Savcılık tarafından kamera kaydı görüntülerinin bilirkişimarifetiyle incelendiği, infaz ve koruma memurlarının ilgili mevzuat uyarıncakendilerine verilen zor kullanma yetkilerini kullandığı, orantısız güçkullandıklarına ilişkin bir delil tespit edilemediği gerekçesiyle kovuşturmayayer olmadığına dair karar verildiği belirtilmiştir.
34. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, olaya karışantüm personelin beyanlarının alınmadığı gibi beyanları alınan bir kısımpersonelin olay yerinde bulunmadığını, disiplin cezası haksız şekilde verilmişolup buna ilişkin olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurusubulunduğunu, soruşturma aşamasında gösterdiği tanıkların dinlenmediğini veBakanlık görüşünün taraflı olduğunu belirtmiştir.
2. Değerlendirme
35. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarışöyledir:
"Herkes, … maddi ve manevi varlığınıkoruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimseinsan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”
36. Anayasa’nın 5. maddesi şöyledir:
“Devletintemel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin vetoplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak vehürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacaksurette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanınmaddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayaçalışmaktır.”
37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının kötü muameleyasağı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötümuamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
39. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirmehakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddeninbirinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında dakimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veyamuameleye tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır.
40. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarınıgerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı göstermeyükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (CezmiDemir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).
41. Devletin negatif yükümlülüğünün yanı sıra etkili ceza soruşturmasıyürütülmesine ilişkin pozitif bir yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bu usulyükümlülüğü çerçevesinde devlet, doğal olmayan her türlü fiziksel ve ruhsalsaldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsacezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmekdurumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırılarıönleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve kamugörevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı olaylarda bunların sorumluluklarıaltında meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 110).
42. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukukaaykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleyetabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlindeAnayasa’nın 17. maddesi -"Devletintemel amaç ve görevleri" kenarbaşlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- etkili birresmî soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumlularınbelirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Bu mümkünolmazsa anılan madde, sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecekve bazı durumlarda devlet görevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarakkontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını istismar etmeleri mümkünolacaktır (Tahir Canan, § 25).
43. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi vemanevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasınıve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap vermelerinisağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil, uygun araçların kullanılmasıyükümlülüğüdür (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 56).
44. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine vecezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır.Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için soruşturmamakamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumlularıntespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir. Dolayısıyla kötümuamele iddialarının gerektirdiği soruşturma, bağımsız, hızlı ve derinlikli birşekilde yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay ve olgularıciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarınıtemellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdırlar. Bukapsamda yetkililer diğer deliller yanında görgü tanıklarının ifadeleri ile kriminalistik bilirkişi incelemeleri dâhil söz konusuolayla ilgili kanıtları toplamak için alabilecekleri bütün makul tedbirlerialmalıdırlar (Cezmi Demir ve diğerleri,§ 114).
45. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedekiinceleme, başvuruya konu soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir.Bu koşullar, ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratikgerçekleri dikkate alınarak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanınetkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturmaişlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir.Bununla birlikte soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilentüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması gerekir(Fahriye Erkek ve diğerleri, B.No: 2013/4668, 16/9/2015, § 68,69).
46. Anayasa’nın 17. maddesinin amacı, kişinin maddi ve manevivarlığına ilişkin bir ölüm ya da yaralama olayında mevzuat hükümlerinin etkilibir şekilde uygulanmasını ve sorumluların tespit edilerek hesap vermelerinisağlamaktır. Bu, bir sonuç yükümlülüğü olmayıp uygun araçların kullanılmasıyükümlülüğüdür. Dolayısıyla bu kapsamda açılmış olan tüm davaların mahkûmiyetleya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlanması zorunluluğu bulunmamaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 127). Ancak usulyükümünün bir unsuru olarak, tespit edilen sorumlulara fiilleriyle orantılıcezalar verilmeli ve mağdur açısından uygun giderim sağlanmalıdır.
47. Devletin kontrolü altında bulunan kişilere yönelik tıbbimuayenelerin sağlanması, kötü muameleye karşı önemli tedbirlerden birinioluştururken bu muayenelerin usulüne uygun olarak yapılması, raporların usulüneuygun düzenlenerek gerekli mercilere sunulması, kötü muamele iddialarınınsoruşturulması ve sorumluların tespiti ile cezalandırılmalarının sağlanmasıyönünden vazgeçilmez bir öneme sahiptir (FerideKaya, B. No: 2013/2365, 20/1/2016, § 66).
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
48. Başvuruya konu olayda, başvurucunun hükümlü olarakbulunmakta olduğu Ceza İnfaz Kurumunda başvurucuyla infaz ve koruma memurlarıarasında bir tartışma yaşandığı sabittir. Başvurucu, yaşanan tartışma sırasındainfaz ve koruma memurlarının kendisine şiddet uyguladığını iddia etmektedir.
49. Yürütülen soruşturmada, kamera kaydı görüntülerinden yolaçıkılarak infaz ve koruma memurlarının fiillerinin zor kullanma yetkisiçerçevesinde kaldığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair kararverildiği anlaşılmaktadır.
50. Başvurucu, darbedildiğine ilişkinolarak şikâyetçi olmasına ve sağlık raporu aldırılmasını talep etmesine karşınsağlık raporu aldırılmamış olmasından şikâyetçidir.
51. Yapılan incelemede ne Ceza İnfaz Kurumu idaresince ne debaşvurucunun şikâyetleri hakkında yürütülen soruşturma kapsamında sağlık raporualdırılmadığı anlaşılmıştır.
52. Dosyadaki kamera kayıtlarının incelenmesinde ise olayınbaşlangıcından sonuna kadar tamamını bütünüyle ortaya koyan ve tüm mekanlarıgösteren görüntülere rastlanmamıştır. İtirazın reddi kararında sözü edilen kameratespit tutanağına ise Anayasa Mahkemesince erişilememiştir. Yapılan incelemedebaşvurucunun iddialarının savunulabilir olmadığı sonucuna ulaşılamamaktadır.
53. Adli muayene raporlarının temini hem kötü muameleye karşıbireylerin korunması yönünde önemli tedbirlerden birini oluşturmaya hem de adlimakamların somut olay değerlendirmesi yapılabilmesine imkân tanımaktadır.
54. Özellikle ceza infaz kurumu gibi bireyin uzun süreli olarakdevletin kontrolü altında kaldığı, kendi imkânlarıyla bir sağlık kurumunabaşvurma olanağı olmadığı durumlarda adli muayene raporlarının zamanında veusulüne uygun olarak temin edilmesi kötü muamele yasağı kapsamında yapılacakincelemeler için ihmal edilemez bir önem taşımaktadır.
55. Somut olayda her ne kadar soruşturma makamları tarafındanzor kullanma yetkisi sınırları içinde bir müdahale olduğu ve zor kullanmayetkisinin aşılmadığı sonucuna ulaşılmış ise de başvurucunun yaralanıpyaralanmadığı, yaralanmış ise mahiyetinin ne olduğu hususları gerek ceza infazkurumu idaresi gerek soruşturma makamları tarafından adli muayene raporualdırılmamış olması nedeniyle tespit edilememiştir.
56. Başvurucunun iddialarının açıkça savunulabilir olmadığısonucuna ulaşılamayan somut olayda, başvurucunun yaralanıp yaralanmadığı hususundaadli muayene raporu temin edilmemiş olmasının tek başına kötü muamele yasağıkapsamında etkili soruşturma yapma usul yükümlülüğünü ihlal ettiği sonucunaulaşılmıştır.
57. Başvurucunun yaralanıp yaralanmadığı, yaralanmış ise bununmahiyetine ilişkin bilgi bulunmadığından negatif yükümlülük yönünden birdeğerlendirme yapılabilmesi mümkün görülmemiştir.
58. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncüfıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usule ilişkin boyutununihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
59. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
60. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 32.000 TL manevi tazminattalebinde bulunmuştur.
61. Başvuruda, kötü muamele yasağının usule ilişkin boyutununihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
62. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
63. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).
64. Somut başvuruda ihlalin, olay nedeniyle meydana gelenyaralanmanın tespiti amacıyla adli muayene raporu aldırılmamış olmasındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
65. Olay tarihinin üzerinden geçen zaman dikkate alınarak adlimuayene raporunun temin edilmesi mümkün olmadığından -ihlal kararının gerekçesigözetildiğinde- 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ileAnayasa İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (a) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmak üzere kararın birörneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesinde hukuki yarar görülmemiştir.
66. Kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlali nedeniyleyalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvurucuya net 3.500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muameleyasağı kapsamındaki etkili soruşturma yapma yükümlülüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Başvurucuya net 3.500 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE4/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.