TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
TURGAY YİĞİT BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/18479)
Karar Tarihi: 11/12/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
Zehra GAYRETLİ
Başvurucu
:
Turgay YİĞİT
Vekili
:
Av. Üzeyir TERMELİ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, karar sonucunu etkileyebilecek bir hususunaraştırılmaması nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 3/12/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu 1990 doğumludur, mağdureise nüfus kayıtlarına göre 1/6/1994 doğumlu olup her ikisi de olaylarıngerçekleştiği tarihte Kütahya'nın Simav ilçesinde ikamet etmektedir.
7. Başvurucu, olay tarihinde henüz on beş yaşını ikmal etmemişolan mağdureyle cinsel ilişkiye girmiştir. Mağdure ve başvurucunun bu birlikteliklerinden 15/2/2010tarihinde bir kız çocukları dünyaya gelmiştir.
8. Mağdure ile başvurucu arasında bazıhususlarda sorunlar çıkması üzerine mağdure ve ailesibaşvurucu hakkında Simav Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunmuşlardır.
9. Görevsizlik kararıyla soruşturma dosyası Uşak CumhuriyetBaşsavcılığına (Başsavcılık) gönderilmiştir.
10. Başsavcılığın 11/10/2010 tarihli iddianamesi ile başvurucuhakkında cinsel amaçla çocuğu hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğun zincirlemeşekilde nitelikli cinsel istismarı suçlarından kamu davası açılmıştır.
11. Başvurucunun, mağdurenin olaytarihindeki yaşı konusunda hataya düştüğünü ileri sürerek gerçek yaşının tespitedilmesi amacıylaadli rapor aldırılması yönündetalepte bulunduğuna dair herhangi bir bilgi ya da belge başvuru dosyasındabulunmamaktadır.
12. Uşak Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 4/3/2012 tarihlikararıyla başvurucu hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 8 yıl4 ay hapis cezasına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 2 yıl 6 ayhapis cezasına hükmedilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Mağdurenin anne ve babası beyanlarında mağdurun nüfustaki yaşının gerçek yaşıolduğunu, doğumundan yaklaşık 1 ay sonra nüfusa tescil edildiğini, Simav NüfusMüdürlüğü'nün cevabi yazısına göre; mağdurenindoğumunun 30/06/1994 tarihinde (doğumundan yaklaşık 30 gün sonra) nüfusa tesciledildiği, mağdurenin fiziki görünümü itibari ilenüfustaki yaşı ile uyumlu bir fiziki görünümde olduğu değerlendirilmiştir. Tümbu verilere göre mağdurun nüfustaki yaşının gerçek yaşı olduğu anlaşılmıştır.Ayrıca kovuşturma sürecinde mahkememizce mağdureninebeveynlerinin mağdurenin doğumunun resmi ebevasıtası ile olduğunu ifade etmeleri karşısında, bahse konu DemirciköySağlık Ocağı arşivinde yer alan mağdure [Ö. A.ya] ait kişisel sağlık fişi celp olunmuş, söz konusu yazılı belgede de mağdure [Ö. A.nın] doğum tarihinin kayıtlarda 31/05/1994 olarak geçtiği,yani nüfus kayıtlarında yer alan 01/06/1994 olan doğum tarihinin gerçek olduğuanlaşılmıştır.
(...)
olayın kabul ediliş biçiminde belirtildiğiüzere, sanık ile mağdurenin 24-27/04/2009 tarihindesanığın Güney Beldesindeki evlerine giderek burada ilk kez cinsel ilişkiyegirdikleri, yaklaşık 9-10 aylık zaman zarfında bu ilişkiyi birçok kezzincirleme şekilde tekrarladıkları, mağdurenin her nekadar sanık ile rızasıyla şüphelinin evine gittiği anlaşılmış ise de; mağdurenin olay tarihi itibari ile 15 yaş içerisindeolduğu, fiziki görünümü ve olay tarihindeki okul durumu itibari ile de; 15 yaşcivarında gösterdiği, bu sebeple sanık açısından mağdureninyaşı hususunda bir hata (TCK.md.30) durumu söz konusu olamayacağı, kaldı ki mağdurenin henüz 15 yaşını tamamlamadığı hususunun sanıktarafından bilindiği, 15 yaşını henüz ikmal etmemiş olan mağdurenincinsel amaçlaolay mahalli olan eve götürülmesiolayında Yargıtay 5.Ceza Dairesi'nin 2008/11053 Esas 2009/10499 Karar sayılıkararında belirtildiği üzere mağdurenin rızasınaitibar edilemeyeceği, aynı şekilde rıza ile gerçekleştirildiği belirtilencinsel ilişki olayın mağdurenin rızasının bir anlamifade etmediği, dolayısıyla sanığın, henüz 15 yaşını tamamlamamış mağdureyi, çok açık bir şekilde-başka bir şekildearaştırılması gerekmeyen egemenlik alanı olarak nitelendirilen, ikametgahınahenüz rıza açıklamasına ehil olmayanmağdureyi cebir,şiddet ve tehdit kullanmaksızınrızası ile götürüpistediği gibi hareket etme serbestisini ortadan kaldırıp,mağdureilebedensel temas kurarak, bir suç işlemek kararınınicrası kapsamında değişik zamanlarda mağdureninvücuduna organ sokmak suretiyle hareket ettiği,mağdureninvücut dokunulmazlığını ihlal ettiği, dolayısıyla sanığın eyleminde yukarda belirtilenceza maddelerindeki suçun unsurlarının sabitolduğu kanısına varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."
13. Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 1/10/2015 tarihli kararıylahüküm onanmıştır.
14. Başvurucu 4/11/2015 tarihinde nihai kararı öğrendiğini beyanetmiş ve 3/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
15. Mahkemenin 11/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
16. Başvurucu; mağdurenin yaşıkonusunda hataya düştüğünü, dosyada mevcut delillere göre mağdureninkemik grafilerinin on sekiz yaş ile uyumlu olduğunu, mağdurenin gerçek yaşının tespit edilmesi amacıyla raporaldırılması yönünde talepte bulunduğunu ancak talebinin karşılanmadığınıbelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanmahakkının görünümlerinden olan silahlarıneşitliği ilkesi kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
18. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunmave adil yargılanma hakkınasahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunmahakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önündedile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet Fidan, B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37). NitekimAnayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçokkararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadıyla adil yargılanma hakkınınkapsamına dâhil edilen silahların eşitliğiilkesine Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılanilkenin adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu ortayaçıkmaktadır. Anılan ilkeye uygun yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyeteuygun olması mümkün değildir (Mehmet Fidan,§ 38).
19. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usuleilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinindiğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarınımakul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelir (Yaşasın Aslan, B. No:2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi, uyuşmazlığın her iki tarafınada savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasınıkapsamaktadır (Yüksel Hançer, B.No. 2013/2116, 23/1/2014, § 18).
20. Diğer taraftan belirli bir davaya ilişkin olarak delillerideğerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığınakarar verme yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamadasunulan delilin geçerli olup olmadığını, delil sunma ve inceleme yöntemlerininyasaya uygun olup olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamındaolmayıp bu husustaki görevi başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adilolup olmadığını değerlendirmektir (MuhittinKaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi veTicaret Limited Şirketi, B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacak inceleme de başvuru konusuyargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının değerlendirilmesidir (Yüksel Hançer, § 19).
21. Başvurucu, yargılamanın tüm aşamalarında müdafiiaracılığıyla deliller üzerine görüş bildirmiş ve itirazlarını sunmuş; mağdurenin yaşı konusunda hataya düştüğüne dair bir beyandabulunmamıştır. Mahkeme, mağdureye ilişkin gözleminive dosyadaki mevcut delilleri dikkate alarak mağdureninnüfus kayıtlarında yer alan yaşının gerçek yaşı olduğu sonucuna ulaşmıştır(bkz. § 12). Kaldı ki başvurucu Mahkeme önünde mağdureningerçek yaşının tespitine dair rapor aldırılmasına yönelik talepte bulunduğunuileri sürmekte ise de hangi tarihli dilekçe ile veya hangi tarihli celsede butalebi dile getirdiği hususunda herhangi bir bilgi veya belge sunmamıştır.Yargılama bir bütün olarak değerlendirildiğindesilahların eşitliği ilkesine uygun olarak başvurucuya delillerinisunma, inceletme ve itiraz etme hususlarında yeterli olanakların sağlandığıgörülmektedir (benzer yönde bir karar için bkz. Gökay Dayan, B. No: 2014/12206, 21/9/2017).
22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA11/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.