TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
TURGUT DUMAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/15365)
Karar Tarihi: 29/5/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
Turgut DUMAN
Vekili
:
Av. Barış YAVUZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kanunen verilmemesi gereken kişisel verinin idarimakamlara açıklanması ve güvenlik soruşturmasına esas alınması nedeniyle özelhayata saygı hakkının; idare mahkemesince verilen kararda ceza soruşturmasınakonu suçun işlendiği yönünde ifadeler bulunması nedeniyle masumiyet karinesininihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 19/9/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık,görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
9. 25/5/1981 doğumlu olan başvurucu, 28/12/1999 tarihindeDevrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (DHKP-C) terör örgütüne yardım suçunuişlediği isnadına bağlı olarak gözaltına alınmış ve hakkında Adana 1. DevletGüvenlik Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Söz konusu kovuşturma kapsamında4/1/2000 tarihinde tutuklanan başvurucu yaklaşık bir yıl üç ay sonra 10/4/2001tarihinde serbest bırakılmış ve yargılanmasına tutuksuz olarak devamedilmiştir. Yargılama sonucunda; Adana 1. Devlet Güvenlik Mahkemesinin 4/12/2001tarihli kararıyla fiilinin örgüte yardım ve yataklık türünde olduğu, süreitibarıyla koşulları oluştuğundan 21/12/2000 tarihli ve 4616 sayılı 23 Nisan1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava veCezaların Ertelenmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin birinci fıkrasının dördüncübendi gereğince davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine hükmedilmiştir.Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/4/2007 tarihli kararı ile de başvurucunun beşyıllık deneme süresi içinde başka suç işlemediği gerekçesiyle kamu davasınınortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
10. Ayrıca başvurucunun İçişleri Bakanlığına müracaatı üzerine18/5/2007 tarihli yazıyla hakkındaki Genel Bilgi Toplama (GBT) kaydının iptaledildiği bildirilmiştir.
11. 16/3/2012 tarihinde Bakanlık tarafından verilen izneistinaden sözleşmeli ceza infaz kurumu şoförlüğü alımı için Hatay AdaletKomisyonu (Komisyon) Başkanlığı tarafından sınav yapılmıştır. Sınavla altıkişinin işe alınması planlanmıştır.
12. Başvurucunun söz konusu sınav dolayısıyla Adalet BakanlığıAdli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünden temin ettiği 6/7/2012 tarihli adlisicil kaydı ve adli sicil arşiv kaydı belgesinde adli sicil ve arşiv kaydınınbulunmadığı belirtilmiştir.
13. Komisyon Başkanlığınca yapılan yazılı ve sözlü sınavlarsonucunda başvurucu 3. sırada başarılı olmuştur. Sözleşmeli ceza infaz kurumuşoförlüğüne yerleştirilmesi düşünülen başvurucu hakkında, KomisyonBaşkanlığınca güvenlik soruşturması işlemlerine başlanmıştır.
14. Hatay Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü tarafından KomisyonBaşkanlığına hitaben yazılan 8/5/2012 tarihli yazıda, başvurucu hakkındaistenen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda yasadışı silahlıDHKP-C örgütüne yardım suçu ile ilgili Adana 1. Devlet Güvenlik Mahkemesinceverilen 4/12/2001 tarihli kararın gönderildiği bildirilmiştir. Söz konusu yazıekinde 4/12/2001 tarihli kararın tamamının değil sanık isimlerinin bulunduğu1., 2., 3. ve 4. sayfalarının ve hüküm fıkrasının yer aldığı 15., 16. ve 17.sayfalarının gönderildiği görülmekte olup bu kısımlarda başvurucunun hangieylemleri işlediği konusunda bilgi bulunmamaktadır.
15. Komisyon Başkanlığının 21/5/2012 tarihli kararı ilebaşvurucunun söz konusu yargılamaya konu eyleminin niteliği dikkate alınarakistihdam edilmesinin uygun olmadığına karar verilmiş ve bu karar başvurucuyabildirilmiştir.
16. Bunun üzerine başvurucu tarafından Bakanlık ve KomisyonBaşkanlığı aleyhine atama işleminin yapılmaması nedeniyle Hatay İdare Mahkemesinezdinde iptal davası açılmıştır.
17. Başvurucu ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsanHaklarını İnceleme Komisyonuna (İnceleme Komisyonu) müracaatta bulunmuştur.İnceleme Komisyonunun 16/7/2013 tarihli yazısında; davanın ortadankaldırılmasına, adli sicil, arşiv ve emniyet kayıtlarının silinmesine rağmenbaşvurucunun ilk yargı kararına dair bilgilerinin Hatay İl Emniyet Müdürlüğütarafından paylaşılmasının hukuka aykırı olduğu görüşü bildirilmiştir.
18. Başvurucu Hatay İdare Mahkemesine (Mahkeme) verdiği24/7/2013 tarihli dilekçesinde İnceleme Komisyonunun görüş yazısını da sunmaksuretiyle silinmiş suç kayıtlarının Hatay İl Emniyet Müdürlüğü tarafındanpaylaşılmasının hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Başvurucu Mahkemeyesunduğu 10/10/2012 tarihli dilekçesinde, GBT kayıtlarının silinmiş ve yargıkararıyla davanın ortadan kaldırılmış olmasının yok sayıldığını, hakkındaherhangi bir mahkûmiyet içermeyen sicilin ne zamana kadar saklanacağını, bununsüresiz olarak saklanmasının mümkün olmadığını ifade etmiş ve Anayasa'nın 41.ve 70. maddelerinde yer alan temel haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.Başvurucu aynı yöndeki iddialarını yürütmenin durdurulmasının reddi kararınaitiraz ve temyiz dilekçelerinde de tekrar etmiştir.
19. Mahkeme 7/3/2013 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.Kararda, ceza infaz kurumları ile tutukevlerinde çalıştırılacak personelhakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmasının zorunluolduğu, idarenin atama yapıp yapmamak konusunda takdir yetkisinin bulunduğuifade edilmiştir. Kararda; ceza yargılamasında davanın kesin hükmebağlanmasının ertelenmesine karar verildiği, bu kararın başvurucunun üzerineatılı suçu işlemediği anlamına gelmeyeceği, hakkında verilmiş bir beraat kararıda bulunmadığı belirtilmiştir. Bu durumda başvurucunun atanmak istediği görevinönem ve özelliği ile güvenlik soruşturmasında elde edilen bilgilergözetildiğinde, başvurucunun atanmamasına ilişkin işlemde hukuka aykırılıkbulunmadığı gerekçesine yer verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
“Budurumda, davacının, üzerine atılı eyleminden dolayı hakkında yapılanyargılamada davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verildiği, bukararın davacının üzerine atılı suçu işlemediği anlamına gelmeyeceği, davacınınüzerine atılı suçu işlemediği yönünde verilmiş bir beraat kararı dabulunmadığı, kaldı ki, güvenlik soruşturmasında elde edilen bilgiler vedavacının atanmak istediği görevin nitelikleri ve hassasiyeti göz önünealındığında, atama yapıp yapmamak konusunda idarenin takdir yetkisinin olduğuve bu yetkinin kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek kullanıldığıanlaşıldığından davacının istihdam edilmesinin uygun görülmediğine ilişkin davakonusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamıştır.”
20. Başvurucunun temyiz istemi Danıştay OnikinciDairesinin 19/9/2013 tarihli kararıyla reddedilerek hüküm onanmıştır.
21. Karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin 16/5/2014 tarihlikararıyla reddedilmiştir. Anılan karar 22/8/2014 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
22. Başvurucu 19/9/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
23. Bunun yanı sıra Anayasa Mahkemesince Hatay Valiliği İlEmniyet Müdürlüğünden başvurucu hakkındaki Adana 1. Devlet GüvenlikMahkemesinin 4/12/2001 tarihli kararının nasıl ve nereden tespit edildiğisorulmuştur. Hatay Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü tarafından verilen 11/4/2018tarihinde kayda alınan cevapta; başvurucunun yargılanmış olduğunun kayıtlarınıntetkikinden anlaşıldığı, bunun üzerine Adana İl Emniyet Müdürlüğü ile yapılanyazışma sonucunda söz konusu Mahkeme kararının temin edildiği bildirilmiştir.
24. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün25/6/2018 tarihli yazısında; 4616 sayılı Kanun'a göre verilmiş ertelemekararlarının kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü niteliğinde bulunmadığı, bu nedenlebir sicil kaydı olmadığı, bilgi mahiyetinde kayda alındığı belirtilmiştir. 4616sayılı Kanun'a göre verilmiş erteleme kararlarının 25/5/2005 tarihli ve 5352sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca sadece soruşturma vekovuşturma kapsamında mahkeme, hâkim, askerî hâkim, Cumhuriyet başsavcılığıveya askerî savcılık tarafından istenmesi hâlinde verilmek üzere sicilkayıtlarından ayrı bir yerde sistemde tutulduğu bildirilmiştir. Söz konusuyazıda ayrıca 4616 sayılı Kanun'a göre verilmiş erteleme kararlarının kamugörevlerine yapılacak atamalar dolayısıyla güvenlik soruşturması kapsamındailgili kamu kurumlarına verilemeyeceği ifade edilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. İlgili Mevzuat
25. 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin KorunmasıKanunu'nun "Özel nitelikli kişiselverilerin işlenme şartları" kenar başlıklı 6. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
“(1)Kişilerinırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, .... ceza mahkûmiyeti ve güvenliktedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik vegenetik verileri özel nitelikli kişisel veridir.
(2)Özel nitelikli kişisel verilerin, ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesiyasaktır.
(3)Birincifıkrada sayılan sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel veriler, kanunlardaöngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir....”
26. 6698 sayılı Kanun’un "İstisnalar"kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrasının (ç) ve (d) bentleri şöyledir:
“ç)Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamudüzenini veya ekonomik güvenliği sağlamaya yönelik olarak kanunla görev veyetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen önleyici,koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamındaişlenmesi.
d) Kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma,yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infazmercileri tarafından işlenmesi…”
27. 4616 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte olan hâliyle1. maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendi şöyledir:
“23Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş ve ilgili kanun maddesinde öngörülen şahsîhürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı on yılı geçmeyen suçlardan dolayıhaklarında henüz takibata geçilmemiş veya hazırlık soruşturmasına girişilmişolmakla beraber dava açılmamış veya son soruşturma aşamasına geçilmiş olmaklaberaber henüz hüküm verilmemiş veya verilen hüküm kesinleşmemiş ise, davanınaçılması veya kesin hükme bağlanması ertelenir; varsa tutukluluk halininkaldırılmasına karar verilir. Bu suçlarla ilgili dosya ve deliller, bu bentteöngörülen sürelerin sonuna kadar muhafaza edilir.
Erteleme konusu suç kabahat ise bir yıl, cürümise beş yıl içinde bu kabahat veya cürüm ile aynı cins veya daha ağır şahsîhürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlendiğinde, erteleme konususuçtan dolayı da dava açılır veya daha önce açılmış bulunan davaya devamedilerek hüküm verilir. Öngörülen süreler, erteleme konusu kabahat veya cürümile aynı cins veya daha ağır şahsî hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren birsuç işlenmeksizin geçirildiğinde, ertelemeden yararlanan hakkında kamu davasıaçılmaz, açılmış olan davanın ortadan kaldırılmasına karar verilir.”
28. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Devlet memurluğunaalınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır.
A) Genel şartlar:
Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesindebelirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yılveya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletingüvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşısuçlar, (…) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik,güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasınafesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veyakaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.
...
B) Özel şartlar:
...
2. Kurumların özel kanun veya diğermevzuatında aranan şartları taşımak."
29. 10/7/2003 tarihli ve 25164 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği'nin "Özel şartlar" kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"18) Ceza infaz kurumları ve tutukevleriile denetimli serbestlik müdürlüklerinde görev alacak bütün unvanlardakipersonel için ayrıca aranacak şartlar;
...
b) Güvenlik soruşturması olumlu olmak,"
30. 26/10/1994 tarihli ve 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması,Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu GörevineAlınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı SıkıyönetimKanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 1. maddesi şöyledir:
"Güvenlik Soruşturması ve ArşivAraştırması; kamu kurum ve kuruluşlarında, yetkili olmayan kişilerin bilgisahibi olmaları halinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, içve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi vebelgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile askeri, emniyet veistihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ve ceza infazkurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılır.
Devletin güvenliğini, ulusun varlığını vebütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeyedüşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslekgruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenliksoruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacakmerciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Bakanlar Kurulu Kararı ileyürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir."
31. 12/4/2000 tarihli ve 24018 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği'nin(Yönetmelik) "Kapsam"kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:
“BuYönetmelik; yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde Devletingüvenliğinin, iç ve dış menfaatlerinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün zarargörebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeleri, bunlarıntoplanmasını ve işlemini yürüten bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarınınilgili birim ve kısımlarının belirlenmesini, Türk Silahlı Kuvvetlerinde,emniyet ve istihbarat teşkilatlarında, ceza infaz kurumları ve tutukevlerindeçalışacak personeli, ayrıca bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarınınyurtdışı teşkilatlarında sürekli görevlendirilecek bütün personel için yapılacakgüvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının esas ve usullerini, bunu yapacakmercileri, hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacakgizlilik dereceli yerlerde çalışan kamu personeli ile meslek grupları ve üstkademe yöneticilerini kapsar.”
32. Yönetmelik'in "Güvenliksoruşturması ve arşiv araştırması yapacak makamlar" kenarbaşlıklı 7. maddesi şöyledir:
"Güvenlik soruşturması ve arşivaraştırması, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğüve mahalli mülki idare amirlikleri tarafından yapılır.
İçişleri Bakanlığı Kaçakçılık İstihbaratHarekat ve Bilgi Toplama Dairesi Başkanlığı´ndaki bilgi kayıtları ile AdaletBakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü´ndeki adli sicil kaydı,talepleri üzerine, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını yapacakmakamlar ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin ilgili birimlerine verilir."
33. Yönetmelik'in"Hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacakpersonel" kenar başlıklı 8. maddesinin birinci ve ikincifıkraları şöyledir:
"Güvenlik soruşturması ve arşivaraştırması; gizlilik dereceli birim ve kısımlar ile askeri, emniyet,istihbarat teşkilatlarında ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerindeçalıştırılacak personel hakkında yapılır.
Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idareamarlikleri, güvenlik soruşturması ve arşivaraştırmasını; bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşlarının gizlilik derecelibirim ve kısımları ile yurtdışı teşkilatında ve askeri, emniyet, istihbaratteşkilatlarında ve ceza infaz kurumu ve tutukevlerinde çalıştırılacak personelhakkında yapar."
34. Yönetmelik'in"Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında araştırılacakhususlar" kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:
"Güvenlik soruşturması ve arşivaraştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam da dikkate alınarak:
a) Kimlik kontrolü, kimlik kayıtlarınındoğruluk derecesi, uyrukluğu, geçmişte yabancı bir devletin uyrukluğuna giripgirmediği,
b) Kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıparanmadığı, kolluk kuvvetlerinin ve istihbarat ünitelerinin arşivlerindebilgiler bulunup bulunmadığı, adli sicil kaydının ve hakkında bir tahdidin olupolmadığı,
c) Yıkıcı faaliyetlerde bulunup bulunmadığı ve5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanuna ve Atatürk ilke veinkılaplarına aykırı davranıp davranmadığı.
d) Şeref ve haysiyetini ihlal edecek vegörevine yansıyacak şekilde kumara, uyuşturucuya, içkiye, paraya ve aşırı birşekilde menfaatine düşkün olup olmadığı, ahlak ve adaba aykırı davranıpdavranmadığı,
e) Yabancılarla, özellikle hasım ve hasımolması muhtemel Devlet mensupları ve temsilcileriyle ilgili derecesinin iç yüzüve nedeni,
f) Sır saklama yeteneğinin olup olmadığı,
araştırılır."
35. Yönetmelik'in "Güvenliksoruşturması ve arşiv araştırmasında izlenecek yöntem" kenarbaşlıklı 12. maddesi şöyledir:
“BuYönetmelik kapsamına giren bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarıncayaptırılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında aşağıdaki yöntem izlenir:
a) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıformundaki sorular nüfus kayıtlarında yapılan tashih ve değişikliklerbelirtilmek ve isimler açıkca yazılmak suretiylecevaplandırılır ve nüfus cüzdanı örneği noksansız olarak doldurularak istekyazısı ekinde soruşturmayı yapan makama bildirilir.
b) Hakkında güvenlik soruşturması ve arşivaraştırması yapılması istenilen kişiler için kurum ve kuruluşunca AdaletBakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünden sağlanan adli sicilkaydıyla ekteki formdan bir örneği kişinin nüfusa kayıtlı olduğu il valiliğine,bir örneği ikamet ettiği il valiliğine, bir örneği Emniyet Genel Müdürlüğüne,bir örneği de ilgisine göre Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığınagönderilir. Bir örneği de istekte bulunan kurum ve kuruluşun dosyasındasaklanır. Türk Silahlı Kuvvetlerince yaptırılacak arşiv araştırmalarında formaadli sicil kaydının eklenmesi zorunlu değildir.
c) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıyapılması isteminin ilgili makama ulaşmasından itibaren arşiv araştırmasısonuçları en geç 30 gün, güvenlik soruşturması sonuçları en geç 60 gün içindecevaplandırılır. Soruşturma ve araştırma sonucunu içeren bilgi ve belgelerilgilinin güvenlik makamlarındaki dosyasında asgari 'gizli' gizlilikderecesinde saklanır.
d) Güvenlik soruşturması ve arşivaraştırmasını isteyen makama, kişi hakkında karar vermeye yeterli bilgileraktarılır.
e)Güvenlik soruşturması ve arşivaraştırmasının nasıl ve ne şekilde yapılacağı,soruşturmave araştırma yapmaya yetkili makamların görev talimatları ile belirlenir.
f) Mahalli mülki idare amirliklerince yapılmışolan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında olumsuz durumu saptananlarınevrakın bir örneği dosya açılmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğüne gönderilir.
g) Güvenlik soruşturması ve arşivaraştırmasında olumsuz durumu saptananlarla ilgili bilgiler Milli İstihbaratTeşkilatı Müsteşarlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünce karşılıklı olarakbirbirlerine aktarılır.
...”
36. 5352 sayılı Kanun'un 6. maddesi şöyledir:
“Kamudavasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasınailişkin kararlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarakmahkeme, hâkim, askerî hâkim, Cumhuriyet Başsavcılığı veya askerî savcılıktarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedilir.”
37. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğütarafından çıkarılan 17/12/2007 tarihli ve "4616Sayılı Kanun'a İlişkin Erteleme Kararları" konulu Genelge'ninilgili kısmı şöyledir:
“...4616sayılı Kanuna göre verilmiş erteleme kararları kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüniteliğinde bulunmadığı nedenle bir sabıka kaydı olmayıp, bilgi mahiyetindekayda alınıp, sadece soruşturma ve kovuşturma kapsamında mahkeme, hâkim, askerihâkim, Cumhuriyet başsavcılığı veya askeri savcılık tarafından istenmesihalinde verilmek üzere sabıka kayıtlarından ayrı bir yerde tutulmaktadır. Bukayıtları tutan Genel Müdürlüğümüzün kayıtlara ilişkin davaların davazamanaşımı süresi içerisinde zanlının başka bir suç işleyip işlemediğini tespitetme imkânı bulunmadığı gibi, erteleme kararı veren merciin 4616 sayılı Kanunun1/4. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde, ertelemedenyararlanan hakkında kamu davasının açılmamasına karar verilmesi ve kesinleşmesinitakiben Genel Müdürlüğümüze gönderilmesi halinde bu bilgilerin kayıtlarımızdançıkarılabileceği izahtan varestedir.”
38. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğütarafından çıkarılan 1/1/2006 tarihli ve 56 sayılı Genelge'nin ilgili kısımlarışöyledir:
“…
2) 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmişsuçlardan dolayı ...sanıklar hakkında öngörülen ...'kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi'kararlarına dayalı olarak düzenlenecek talikarar fişlerinde ;...ertelemenin 4616 sayılı Kanun hükümlerine dayandığının(14) numaralı sütunda mutlaka belirtilmesi...bu şekilde tanzim edilen talikarar fişlerinin üç gün içerisinde Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünegönderilmesi
...
4) Adli sicil müdürlükleri veya şefliklerince,4616 sayılı Kanun uyarınca verilen erteleme kararlarına dair adli sicilbilgilerinin sadece soruşturma ve kovuşturma konusu olan işler nedeniyleCumhuriyet Başsavcılıkları ve mahkemelerce istenildiğinde verilmesigerektiğinin bilinmesi.
...konularında gereken dikkat ve özeningösterilmesini rica ederim. ”
39. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün25/6/2018 tarihli yazısının ilgili kısımları şöyledir:
"Açıklanan nedenlerle; 5352 sayılı AdliSicil Kanununun 6 ncı maddesinde ve söz konusuGenelgede4616 sayılı Kanuna göre verilmiş erteleme kararlarının kesinleşmişmahkûmiyet hükmü niteliğinde bulunmadığından bir sicil kaydı olmadığı, bilgimahiyetinde kayda alınıp, sadece soruşturma ve kovuşturma kapsamında mahkeme,hâkim, askeri hâkim, Cumhuriyet başsavcılığı veya askeri savcılık tarafındanistenmesi hâlinde verilmek üzere sicil kayıtlarından ayrı bir yerde, mahsussistemde tutulmakta olup, kamu görevlerine yapılacak atamalar dolayısıylagüvenlik soruşturması kapsamında ilgili kamu kurumlarına verilmemesi gerektiği,
Genel Müdürlüğümüzce yapılan değerlendirmesonucunda, konuya ilişkin olarak ilgili mevzuat hükmü uygulamanın yukarıdazikredildiği şekilde olduğu hususunu,
Bilgilerinize arz ederim."
2. 4616 sayılı Kanun'laDüzenlenen Ertelemenin Hukuki Niteliği ile İlgili Yargı Kararları
40. Anayasa Mahkemesi 4616 sayılı Kanun'un 1. maddesinin birincifıkrasının dördüncü bendini eşitlik ilkesine aykırı bularak iptal etmiştir.Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararında af, şartla salıverilme ve ertelemekavramlarının hukuki nitelikleri açıklanmıştır. Anayasa Mahkemesinin 18/7/2001tarihli ve E.2001/4, K.2001/332 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
“…Erteleme,(tecil) işlediği suçtan dolayı mahkûm edilen suçluya ait cezanın infazınınbelirli bir süre ile geri bırakılması ve suçlu bu süre içinde yeniden bir suçişlemediği takdirde suçun ya işlenmemiş veya hükümlülüğünün gerçekleşmemiş yada cezanın çekilmiş sayılmasıdır.
...
Türk Hukukunda cezanın ertelenmesi, hükümlüyebir deneme süresi tanıyarak cezanın yerine getirilmesini bu sürenin sonunabırakan, bu süreyi suç işlemeden geçiren hükümlünün mahkûmiyetini 'vakiolmamış' sayan bir olanaktır.
...
Erteleme cezanın infazını geri bırakan kanunibir sebep, bir bakıma ise şartlı bir af diğer yönden de şartlı bir hükümlülükniteliğindedir. Bu durumda 'ertelemenin' Ceza Hukukundaki diğer müesseselerlekıyaslanmasından onun 'müstakil', 'sui generis(kendine özgü)' bir yapıya sahip olduğu sonucunavarılmaktadır.”
41. Danıştay Birinci Dairesinin 18/4/2001 tarihli ve E.2001/33,K.2001/47 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
“İstem,23 Nisan 1999TarihineKadarİşlenenSuçlardanDolayıŞartla Salıverilmeye, Dava veCezaların Ertelenmesine Dair 4616 sayılı Kanun’dan yararlananların657sayılıDevletMemurlarıKanununa göre Devlet memurluğuna alınıp alınamayacakları, bunlardan memur olanlarınmemurluğuna son verilip verilemeyeceği ve 4616 sayılı Kanun kapsamına giren birsuçtan dolayı haklarında takibata geçilen veya dava açılan memurların isnad edilen suçu işlemediğini belirterek dava açılmasınıya da açılan davaya devam edilerek hüküm verilmesini ilgili mercilerden isteyipisteyemeyecekleri, memur olmaya engel hüküm verilmesi halinde memurluğun sona ermesininmümkün olup olmadığı hususlarında düşülen duraksamanın giderilmesineilişkindir.
...İstemin karara bağlanabilmesi içinöncelikle 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin (A) bendinin 5 inci fıkrasında yeralan 'hükümlü bulunmamak' ibaresinin anlam veniteliğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. ...Yargı yerlerinin yerleşikkararlarında 657sayılıKanunun48incimaddesinin(A)bendinin5incifıkrasındaöngörülen'hükümlübulunmamak' ibaresi, yargıyerinin son kararı üzerine kanun yollarına başvurulmaması veya başvurulmuş isebu yolların tüketilmesi sonucu kesinleşmiş bir hükme dayalı ceza mahkumiyetininolmaması gerektiği biçiminde değerlendirilmekte ve uygulama da bu doğrultudabulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle;
1- 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin (A)bendinin 5 inci fıkrasında sayılan suçlar dışında ve 6 aydan fazla hapis veyaağır hapis cezası gerektiren ve cezanın üst sınırı on yılı geçmeyen bir suçişlediği öne sürülen Devlet memurlarından, 4616 sayılı Kanun gereğincehaklarında takibata geçilmemiş veya hazırlık soruşturmasına girişilmiş olmakla beraberdava açılmamış veya son soruşturma aşamasına geçilmiş olmakla birlikte henüz hükümverilmemiş veya verilenhükümkesinleşmemişolanların,657 sayılı Kanunun 48 incimaddesinde belirtilen Devlet memuru olmaya engel sayılan bir cezadan dolayı haklarındakesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunmaması nedeniyle memuriyet görevlerineson verilemeyeceği...
Sonuçlarına ulaşıl[mıştır].”
B. Uluslararası Hukuk
1. Uluslararası Belgeler
42. 18/2/2016 tarihli ve 29628 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 6669 sayılı Kanun'la uygun bulunan 28/1/1981 tarihli KişiselVerilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin KorunmasıSözleşmesi’nin “Özel veri kategorileri”kenar başlıklı 6. maddesi şöyledir:
“İçhukukta uygun güvenceler sağlanmadıkça, ırksal kökeni, siyasi düşünceleri, diniveya diğer inançları ortaya koyan kişisel veriler ile sağlık veya cinselhayatla ilgili kişisel veriler, otomatik işleme tabi tutulmaz. Aynı durum cezamahkumiyetiyle ilgili kişisel veriler için de geçerlidir.”
2. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı
43. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı"kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
“(1)Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesihakkına sahiptir.
(2) Buhakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasaylaöngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkeninekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veyaahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli birtedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
44. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), devletlerin millîgüvenliğin korunması amacını gerçekleştirmede sahip oldukları takdir yetkisiningeniş olduğunu kabul etmektedir. AİHM, Sözleşme'yetaraf devletlerin millî güvenliği korumak için yetkili ulusal makamlarına ilkolarak kişiler hakkında bilgi toplama ve halka açık olmayan siciller tutma,ikinci olarak millî güvenlik bakımından önemli kadrolarda çalışmak isteyenadayların bu işe uygunluğunu takdir ederken bu bilgiyi kullanma yetkisi verenkurallara sahip olmaları gerektiğinde kuşku bulunmadığını belirtmektedir (Leander/İsveç, B. No: 9248/81, 26/03/1987, § 59).
45. Bununla birlikte AİHM içtihadına göre kamu mercilerinin birbireyin özel hayatıyla ilgili bilgileri toplaması, kaydetmesi, saklaması, özelhayata saygı hakkına müdahale oluşturur (Leander/İsviçre, § 48;Kopp/İsviçre,B. No: 23224/94, 25/3/1998, § 53;Amann/İsviçre[BD], B. No: 27798/95, 16/2/2000, § 69; Rotaru/Romanya [BD], B. No: 28341/95, 4/5/2000, §§43, 44, 46).
46. AİHM'e göre bir kişinin özelyaşamına ilişkin verilerin kaydedilmesi ve saklanması, kendi başına özel hayatasaygı hakkı bakımından bir müdahale oluşturmaktadır. Bu müdahalenin tespitiiçin kaydedilen bilgilerin daha sonra kullanılmış olması gibi bir koşul daaranmamaktadır. Bununla birlikte kamu makamları tarafından muhafaza edilenkişisel verilerin, Sözleşme'nin 8. maddesinde öngörülen unsurlardan birinidevreye sokup sokmadığını tespit etmek için bu bilgilerin hangi çerçevedealındıklarının ve muhafaza edildiklerinin, verilerin türünün, kullanıldıklarıve işlendikleri şeklin ve bunlardan çıkarılabilecek sonuçların dikkate alınmasızaruridir (S. ve Marper/BirleşikKrallık [BD], B. No: 30562/04, 30566/04, 4/12/2008, § 67).
47. AİHM'e göre kişisel verilerinkorunması, Sözleşme’nin 8. maddesinde öngörülen özel hayata saygı hakkındankişinin yararlanması konusunda büyük öneme sahiptir. İç hukuk kişisel verilerinbu maddede öngörülen güvencelere uygun olmayan şekilde kullanımını engellemekiçin gerekli güvenceleri sağlamalıdır. Bu tür güvencelerin bulunmasınıngerekliliği, otomatik işleme tabi tutulan kişisel verilerin korunması sözkonusu olduğunda özellikle de bu verilerin polis tarafından kullanılmasıhâlinde daha fazla hissedilmektedir. İç hukuk, bu verilerin saklanma amaçlarınauygun ve aşırılıktan uzak olmalarını sağlamalı ve verilerin kaydedilmeamaçlarını gerçekleştirmek için gerekli olan süreyi aşmayacak şekilde muhafazaedilmesini temin etmelidir. İç hukuk, aynı zamanda, kişisel verilerin uygunolmayan şekillerde, keyfî ve yetki aşımı yapılarak kullanılmalarına karşı uygungüvenceler de içermelidir (S.ve Marper/Birleşik Krallık, § 103; M.M./Birleşik Krallık, B. No: 24029/07,13/11/2012, § 195).
48. Ayrıca AİHM, kişilerin suç kayıtlarının tutulması vekullanılması hakkında konuyu düzenleyen ilgili kanunun niteliğine ayrı bir önemvermektedir. AİHM, suç kayıtlarının tutulması ve kullanılmasına dair kanununniteliği bakımından aynı telefon dinlemelerinde, gizli takipte ve gizliistihbarat toplamada dayanılan kanunlar yönünden olduğu gibi keyfî müdahalelerekarşı bireyi korumak amacıyla yüksek bir standart aramaktadır. AİHM'e göre suç kayıtlarının tutulması ve kullanılmasınadair kanun, tıpkı telefon dinlemelerinde, gizli takipte ve gizli istihbarattoplamada olduğu gibi, tedbirlerin kapsamını ve uygulanmasını düzenleyen veözellikle, süre, stoklama, kullanım, üçüncü kişilerin veriye erişimi, verileringizliliği ve bütünlüğünün korunmasına ve bunların imhasına ilişkin prosedürleredair ve kişilerin, yetki aşımı ve keyfiliğe karşı yeteri kadar güvenceye sahipolmalarını sağlayacak açık ve detaylı hükümler içermelidir (S. ve Marper/BirleşikKrallık, § 99; M.M./BirleşikKrallık, § 195).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
49. Mahkemenin 29/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Özel Hayata SaygıHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
50. Başvurucu; hakkında mahkûmiyet kararı bulunmadığını, Adana1. Devlet Güvenlik Mahkemesince davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesinehükmedildiğini, Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/4/2007 tarihli kararı ile debeş yıllık deneme süresi içinde başka suç işlemediği gerekçesiyle kamudavasının ortadan kaldırılmasına karar verildiğini belirtmiştir. Başvurucu; GBTkayıtlarının, adli sicil ve arşiv kayıtlarının silindiğinin kendisinebildirilmesine rağmen kişisel veri olan söz konusu bilgilerin tekrar ortayaçıkarıldığını ve ceza infaz kurumuna şoför olarak atanmasının engellendiğini veböylelikle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini ifade etmiştir. Bunedenlerle başvurucu özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
51. Bakanlık görüşünde; 4045 sayılı Kanun'un 1. maddesidoğrultusunda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapıldığı, anılanKanun'un 1. maddesinin ikinci fıkrasına dayanılarak yürürlüğe konanYönetmelik'te güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının nasıl yapılacağınınbelirlendiği, bu çerçevede müdahalenin hukukilik unsurunu taşıdığıbelirtilmiştir. Diğer taraftan atanmak istenen görevin nitelikleri vehassasiyeti dikkate alındığında güvenlik araştırması yapılması konusunda meşruamacın olduğu, bu uygulamanın demokratik toplum gereklerine aykırı bir yönününbulunmadığı ifade edilmiştir.
52. Bakanlık görüşüne karşı verilen cevapta, başvurudilekçesinde yer alan hususlar tekrar edilmiştir.
2. Değerlendirme
53. Anayasa'nın 20.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Herkes,özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.
...
Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişiselveriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesiniveya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıpkullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülenhallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasınailişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”
54. Özel hayata saygı hakkı kapsamında korunan hukukimenfaatlerden biri de bireyin mahremiyet hakkıdır. Mahremiyet hakkı bireyinkendisi hakkındaki bilgileri kontrol edebilme hukuksal çıkarını dakapsamaktadır. Kendisine ilişkin herhangi bir bilginin rızası olmaksızınaçıklanmaması, yayılmaması, bu bilgilere başkaları tarafından ulaşılamaması verızası hilafına kullanılamaması, kısaca bu bilgilerin mahrem kalması konusundabireyin menfaati bulunmaktadır. Bu husus, bireyin kendisi hakkındaki bilgileringeleceğini belirleme hakkına işaret etmektedir (Serap Tortuk, B. No: 2013/9660,21/1/2015, § 32).
55. Anayasa'nın özel hayata saygı hakkını düzenleyen 20.maddesinin üçüncü fıkrasında, herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerinkorunmasını isteme, bu veriler hakkında bilgilendirilme, verilere erişme,bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme, verilerin amaçlarıdoğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenme hakkına sahip olduğu, kişiselverilerin ancak kanunda öngörülen hâllerde veya kişinin açık rızasıylaişlenebileceği, kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunladüzenleneceği hükmüne yer verilerek anayasal sınırlar belirlenmiştir.
56. Söz konusu Anayasa hükmünde kişilerin kendileri hakkındakiverilerin amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenme hakkınasahip olduğu özellikle vurgulanmıştır.
57. Anayasa Mahkemesi tarafından kişisel veri kavramının-belirli veya kimliği belirlenebilir olmak şartıyla- bir kişiye ilişkin bütünbilgileri ifade ettiği kabul edilmektedir (AYM, E.2014/74, K.2014/201,25/12/2014; E.2013/122, K.2014/74, 9/4/2014; E.2014/149, K.2014/151, 2/10/2014;E.2013/84, K.2014/183, 4/12/2014; E.2014/180, K.2015/30, 19/3/2015; Bülent Kaya [GK], B. No: 2013/2941,11/5/2016, § 49).
58. Bu bağlamda ceza mahkûmiyeti ile ilgili verilerin kişiselveri olduğu açıktır. Başvurunun temelinde başvurucu hakkında verilen ertelemekararının kamu makamlarına verilmesi yani kişisel verisinin açıklanması hususubulunmaktadır. Kişisel verilerin tutulması, saklanması veya aktarılmasının iseAnayasa’nın 20. maddesi bağlamında kişilerin özel hayatına saygı hakkı kapsamındaincelenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Bu nedenle başvurunun Anayasa’nın 20.maddesinde yer alan özel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirilmesigerekmektedir (Fatih Saraman[GK], B. No: 2014/7256, 27/2/2019, § 57).
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
59. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özelhayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı
60. Kamu mercileri tarafından özel yaşamı ile ilgili sorularsorulması da dâhil olmak üzere bir bireyin özel hayatı, iş ve sosyal yaşamıylailgili bilgilerinin alınması, kaydedilmesi, saklanması ve kullanılması özelhayata saygı hakkına müdahale oluşturur (BülentKaya § 51; Güzide Defne Samyeli,B. No: 2014/4399, 21/9/2016, § 67).
61. Somut olayda başvurucunun devlet güvenlik mahkemesindeyargılanması sonucu verilen davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesinedair kararın Hatay Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü tarafından KomisyonBaşkanlığına verildiği ve bu Mahkeme kararı dikkate alınarak başvurucununsözleşmeli ceza infaz kurumu şoförlüğüne atamasının yapılmadığıanlaşılmaktadır.
62. Resmî makamlar tarafından muhafaza edilmekte olan başvurucuhakkında yürütülen ceza yargılamasına dair bilgilerin özel hayata saygı hakkıanlamında kişisel veri olduğu açıktır (FatihSaraman § 61). Söz konusu kişiselverilerin muhafaza edilmesi ve güvenlik soruşturmalarında kullanılmasının,Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına birmüdahale oluşturduğu sonucuna varılmıştır.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
63. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temelhak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin velâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
64. Yukarıda anılan müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığınınAnayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlartarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma,demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamakoşulları yönünden incelenmesi gerekir. Bu bağlamda somut başvuruda önceliklemüdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
(1) Genelİlkeler
65. Anayasa uyarınca temel hak ve özgürlüklere getirilensınırlamaların öncelikle kanunla öngörülmüş olması gerekmektedir. Kanun ile sınırlama ölçütü veya kanunilik ilkesi Sözleşme'nin 8.maddesinde de bir sınırlama ve güvence ölçütü olarak yer almaktadır. Bunakarşın Sözleşme'de yer alan kanunla öngörülmüş olma kavramı ile Anayasa'da yer alan kanunilik ilkesi tam olarak aynı değildir(Bülent Polat, B. No:2013/7666,10/12/2015, § 73).
66. AİHM, kanunda öngörülen koşulları, bir diğer ifadeylehukukiliği geniş yorumlayarak istikrar kazanmış yargı kararlarına dayananiçtihat yoluyla geliştirilmiş ilkelerin de hukukilik şartını karşılayabildiğinikabul ederken (Malone/İngiltere [BD], B. No: 8691/79, 2/8/1984, §§ 66-68; Sunday Times/Birleşik Krallık (No. 1) [BD], B. No: 6538/74, 26/04/1979, § 47)Anayasa, tüm sınırlandırmaların mutlaka kanunile yapılacağını öngörerek Sözleşme'den daha genişbir koruma sağlamıştır (Mehmet Akdoğan vediğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 31; Bülent Polat § 75).
67. Bununla birlikte temel hak ve hürriyetlerinsınırlandırılmasına ilişkin kanunların şeklen var olması yeterli değildir.Kanunilik ölçütü aynı zamanda maddi bir içeriği de gerektirmekte olup bunoktada kanunun niteliği önem kazanmaktadır. Kanunla sınırlama ölçütü sınırlamanınerişilebilirliğini, öngörülebilirliğini ve kesinliğini ifade etmekte; böyleceuygulayıcının keyfî davranışlarının önüne geçtiği gibi kişinin hukuku bilmesinede yardımcı olmakta; bu yönüyle hukuk güvenliği teminatı sağlamaktadır (Halime Sare Aysal[GK], B. No: 2013/1789, 11/11/2015, § 62).
68. Kanunun bu gerekliliklere uygun olduğunun söylenebilmesiiçin yeterince ulaşılabilir olması, vatandaşların belirli bir olayauygulanabilir nitelikteki hukuk kurallarının varlığı hakkında yeterli bilgiye sahipolabilmesi, ayrıca ilgili normun keyfîliğe karşıuygun bir koruma sağlaması, yetkili makamlara verilen yetkinin genişliğini veicra edilme biçimlerini yeterli bir netlikte tanımlaması gerekmektedir (Halime Sare Aysal,§ 63).
69. Hukukun kendisi -beraberinde getireceği idari pratiğindışında- söz konusu işlemin meşru amacını da gözönündetutarak keyfî müdahalelere karşı bireyi korumak için yetkili makamlarabırakılan takdir yetkisinin kapsamını yeterince açık bir şekilde göstermelidir.Hukuk sistemi vatandaşlara, kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlariçinde müdahalelerde bulunma yetkisi verdiğini yeterince açık ifadelerlegösterecek nitelikte olmalı ve bu bağlamda ilgili müdahalenin muhataplarınınmüdahaleye zemin hazırlayan koşullar ile müdahalenin sonuçları açısından biröngörüde bulunabilmeleri imkânı tanımalıdır (HalimeSare Aysal, § 64).
70. Bununla birlikte her ihtimale çözüm getiremeyecek olan yasalmevzuatın sağladığı koruma seviyesi büyük ölçüde ilgili metnin düzenlediği alanve içeriğiyle birlikte muhataplarının niteliği ve sayısıyla yakındanbağlantılıdır. Bu nedenle kuralın karmaşık olması ya da belirli ölçülerdesoyutluk içermesi ve buna bağlı olarak hukuki yardım ile tam olarakanlaşılabilir hâle gelmesi tek başına hukuken öngörülebilirlik ilkesine aykırıgörülemez. Bu kapsamda hak ya da özgürlüğe müdahale eden kural belirliölçülerdeki takdir alanını elbette uygulayıcıya bırakabilir. Fakat bu takdiralanının sınırlarının da yeterli açıklıkta belirlenmesi ve kuralın asgari birkesinlik içermesi zaruridir (Halime Sare Aysal, § 65).
71. Bu kapsamda ilgili kanuni düzenlemenin söz konususınırlamaya ilişkin temel çerçeveyi ortaya koymakla birlikte özellikle uygulamakoşulları ve usule ilişkin ayrıntıları düzenleyici işlemlere bırakmasımümkündür. Ancak bu ihtimalde de söz konusu düzenleyici işlemin yinemuhataplarınca ulaşılabilir olması ve içeriği hakkında ilgilileri yeterinceaydınlatacak nitelik ve açıklıkta olması gerekmektedir (Halime Sare Aysal,§ 66).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
72. Belirli kamu görevlerinde çalıştırılacak personel hakkındauygulanan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının kanuni dayanağı 4045sayılı Kanun'dur (bkz. § 30).
73. 4045 sayılı Kanun'da güvenlik soruşturması ve arşivaraştırmasının kamu kurum ve kuruluşlarında yetkili olmayan kişilerin bilgisahibi olmaları hâlinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, içve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi vebelgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile askerî teşkilatlarda,emniyet ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli, ceza infazkurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılacağı düzenlenmiştir.
74. Ancak 657 sayılı Kanun'un 48. maddesine 3/10/2016 tarihli ve29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 676 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun HükmündeKararname (KHK) ve bu KHK'nın uygun bulunmasına dair 7070 sayılı Kanun iledevlet memurluğuna alınacaklarda aranan genel şartlar arasına "Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırmasıyapılmış olmak" şartı eklenmiştir. Dolayısıyla daha önce sadece4045 sayılı Kanun'da sayılan belirli görevler yönünden güvenlik soruşturmasıyapılacağı öngörülmüş iken söz konusu değişiklik sonrasında artık tüm kamugörevleri yönünden güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmasınınöngörüldüğü anlaşılmaktadır.
75. Bununla birlikte eldeki başvuruda başvurucu yönündenmüdahale teşkil eden işlemin tesis edildiği tarihte mevcut olan yasaldüzenlemelerin esas alınması bir zorunluluk olup Anayasa Mahkemesinin olaytarihinden sonra kabul edilmiş 657 sayılı Kanun'un 48. maddesine getirilendüzenlemeyi somut olayın incelenmesi bakımından dikkate alması mümkünbulunmamaktadır.
76. 4045 sayılı Kanun'da güvenlik soruşturması ve arşivaraştırması konusunda sadece bir maddeye yer verilerek hangi kamu görevleribakımından güvenlik soruşturması yaptırılacağı düzenlenmiş, bunun dışındaki tümdüzenlemelerin bir yönetmelikle yapılacağı belirtilmiştir.
77. Bu doğrultuda Yönetmelik çıkarılmıştır. Söz konusuYönetmelik'in 4. maddesinde güvenlik soruşturması "kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının,kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının vehakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerdebulunup bulunmadığının, ahlaki durumunun, yabancılar ile ilgisinin ve sırsaklama yeteneğinin mevcut kayıtlardan ve yerinden araştırılmak suretiylesaptanması ve değerlendirilmesi" şeklinde tanımlanmıştır. Arşivaraştırması ise kişinin kolluk kuvvetleri tarafından hâlen aranıparanmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adlisicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının mevcutkayıtlardan saptanması olarak belirtilmiştir.
78. Yönetmelik'in 7. maddesi uyarınca güvenlik soruşturması vearşiv araştırması yapacak makamlar Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, EmniyetGenel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleridir.
79. Yönetmelik'in 11. maddesinde; güvenlik soruşturması ve arşivaraştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam da dikkate alınarak kimlikkontrolü, kimlik kayıtlarının doğruluk derecesi, uyrukluğu, geçmişte yabancıbir devletin uyrukluğuna girip girmediği, kolluk kuvvetleri tarafından hâlenaranıp aranmadığı, kolluk kuvvetlerinin ve istihbarat ünitelerinin arşivlerindebilgiler bulunup bulunmadığı, adli sicil kaydının ve hakkında bir tahdidin olupolmadığı, yıkıcı faaliyetlerde bulunup bulunmadığı, 25/7/1951 tarihli ve 5816sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun'a ve Atatürk ilke veinkılaplarına aykırı davranıp davranmadığı, şeref ve haysiyetini ihlal edecekve görevine yansıyacak şekilde kumara, uyuşturucuya, içkiye, paraya ve aşırıbir şekilde menfaatine düşkün olup olmadığı, ahlak ve adaba aykırı davranıpdavranmadığı, yabancılarla, özellikle hasım ve hasım olması muhtemel devletmensupları ve temsilcileriyle olan ilgi derecesinin iç yüzü ve nedeni, sırsaklama yeteneğinin olup olmadığı hususlarının araştırılacağı belirtilmiştir.
80. Yönetmelik'in 12. maddesinde güvenlik soruşturması ve arşivaraştırmasının nasıl ve ne şekilde yapılacağının soruşturma ve araştırmayapmaya yetkili makamların görev talimatları ile belirleneceği düzenlenmiştir.
81. Ayrıca anılan maddede soruşturma ve araştırma sonucunuiçeren bilgi ve belgelerin ilgilinin güvenlik makamlarındaki dosyasında asgari "gizli" gizlilik derecesindesaklanacağı, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında olumsuz durumusaptananlarla ilgili bilgilerin Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı veEmniyet Genel Müdürlüğünce karşılıklı olarak birbirlerine aktarılacağıdüzenlenmiştir.
82. Anayasa'nın 129. maddesinin birinci fıkrasında memurlar vekamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmayükümlülükleri düzenlenmiştir. Ayrıca 657 sayılı Kanun'da bu sadakatyükümlülüğünün yanı sıra kamu görevlilerine tarafsızlık ve devlete bağlılıkyükümlülükleri de getirilmiştir.
83. Kamu görevlilerinin sadakat, tarafsızlık ve devlete bağlılıkyükümlülüğü çerçevesinde devleti temsil eden ve millî güvenlik bakımındanhassasiyet içeren bazı kamu görevlerine atanacak kişiler bakımından daha sıkınitelikler aranması ve birtakım sınırlamaların getirilmesi doğaldır. Bu şekildearanan nitelikler ve kanunlarda öngörülen kısıtlamalar, kamu hizmetinin etkinve sağlıklı bir biçimde yürütülmesi amacına yöneliktir. Dolayısıyla idareninmillî güvenlik açısından önem arz eden kadrolara atanacak kişilerin tabiolacağı güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması konusunda kanunla temelçerçeveyi ortaya koyan kurallar getirmesi elbette mümkündür. Bu çerçeveninkanunla belirlenmesinden sonra uygulama koşulları ve usule ilişkin ayrıntılardüzenleyici işlemlerle belirlenebilir. Üstelik millî güvenlik ile ilgilialanlarda çalışacak personelin seçimi ve kontrolü bakımından konuyu düzenleyenkanunda aranacak öngörülebilirlik koşulunun diğer alanlardakilere göre dahaesnek olacağı da söylenebilir. Ancak yine de bu alanda düzenleme getiren kanunile diğer alt mevzuatın kişilere, kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangisınırlar içinde bu tür gizli tedbirler uygulama ve potansiyel olarak özelhayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğini yeterinceaçık olarak gösterecek ve olası kötüye kullanmalara karşı yeterli güvencesağlayacak şekilde kaleme alınmış olması gerekir (Fatih Saraman, § 82).
84. 4045 sayılı Kanun'un güvenlik soruşturmasına ve arşivaraştırmasına konu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğu, bu bilgilerinnerelerden elde edileceği ve ne suretle ve ne kadar süre ile saklanacağı,kişilerin söz konusu bilgilere itiraz etme olanağı olup olmadığı, bilgilerinbir müddet sonra silinmesinin mümkün olup olmadığı veya silinmesine dairizlenecek usulün ne olduğu, gizlilik dereceli kamu personeli ile meslekgruplarının tespiti, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul veesasları ile bunu yapacak mercilerin kimler olduğu ile ilgili hiçbir düzenlemeiçermediği görülmektedir. Bunun yanı sıra kanunlarda, kesinleşmiş cezamahkûmiyetlerine dair ilk olarak akla gelmesi ve uygulanması gereken kanun olan5352 sayılı Kanun'a atıf içeren bir düzenlemenin bulunmadığı, bireyleri keyfîliğe karşı koruyucu hiçbir hükme yer verilmediğianlaşılmaktadır. Aynı şekilde Yönetmelik'te de elde edilen bilgilerin saklanmasüreleri, bilgilerin bir müddet sonra silinmesinin mümkün olup olmadığı veyasilinmesine dair izlenecek usulün ne olduğu, kişilerin söz konusu bilgilereitiraz etme olanağı olup olmadığı hususlarını düzenlemediği, bireylerin özelhayatına saygı hakkının güvencelerini sağlayacak hükümlerden yoksun olduğuanlaşılmaktadır (Fatih Saraman,§ 83).
85. Bunun yanı sıra 4045 sayılı Kanun'da kişilerin geçmiş cezamahkûmiyetlerine ilişkin kayıtlar bakımından hangi suçların kamu görevinegirmeye engel olduğu, kişilerin onsekiz yaşından önceişledikleri suçlara dair kayıtların güvenlik soruşturmasının olumsuzsonuçlanmasına sebep olup olmayacağı konularında hiç bir belirleme, suçlararasında herhangi bir ayrım ve derecelendirme yapılmamış olduğuanlaşılmaktadır. Aynı şekilde 4616 sayılı Kanun uyarınca kesinleşmiş mahkûmiyetniteliğinde sayılmayan kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların da güvenliksoruşturmasının olumsuz sonuçlanmasının bir sebebi olup olmayacağı hususundahiç bir düzenlemeye yer verilmediği görülmektedir (Fatih Saraman, § 87).
86. 4045 sayılı Kanun sadece hangi kamu görevleri bakımındangüvenlik soruşturması yaptırılacağını düzenlemiş, bunun dışındaki tümdüzenlemeleri ise bir Yönetmelik'e bırakmıştır. İlgili Yönetmelik hükümlerinebakıldığında Yönetmelik'te güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının nasılve ne şekilde yapılacağı konusunda hiçbir düzenleme içermediği, bu konununsoruşturma ve araştırma yapmaya yetkili makamların görev talimatlarınabırakılmış olduğu görülmektedir. Yetkilimakamların görev talimatlarının neler olduğunun -bu talimatlarınyayımlanarak genelin bilgisine sunulmamış olması ve idare tarafından istenenher durumda değiştirilebileceği dikkate alındığında- bireyler tarafındanönceden bilinmesi ve öngörülmesi mümkün değildir (Fatih Saraman, § 88).
87. Üstelik Yönetmelik'te soruşturma ve araştırma sonucunuiçeren bilgi ve belgelerin ilgilinin güvenlik makamlarındaki dosyasında süresizolarak saklanacağı, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında olumsuzdurumu saptananlarla ilgili bilgilerin Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığıve Emniyet Genel Müdürlüğünce karşılıklı olarak birbirlerine aktarılacağıhükümlerine yer verilmiş olup kişilerin söz konusu bilgilere itiraz etmeolanağı bulunmadığı gibi bilgilerin bir müddet sonra silinmesine de imkânverilmediği görülmektedir. Bu durumda güvenlik soruşturması ve arşivaraştırmasının objektif, öngörülebilen ve önceden belirlenebilen güvencelere veusullere tabi kılınmış olmadığı, tamamen yetkili makamların talimatlarına bağlıolarak yapıldığı, bu hâliyle de keyfîliğe açık birdurum yaratmakta olduğu anlaşılmaktadır (FatihSaraman, § 89).
88. Bu saptamalar ışığında 4045 sayılı Kanun'un temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasını içeren konuyla ilgili temel esasları,ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olduğundan söz etmek mümkün değildir. Kanun'unve ilgili Yönetmelik'in kişisel verilerin kayıt, muhafaza ve kullanımını içerentedbirlerin kapsamını ve uygulanmasını düzenleyen ve özellikle süre, stoklama,kullanım, üçüncü kişilerin erişimi, verilerin gizliliği, bütünlüğü ve imhasıkonusundaki usullere ilişkin, muhataplarının yetki aşımı ve keyfîliğekarşı yeteri kadar güvenceye sahip olmalarını sağlayacak açık ve detaylıkuralları içermediği tespit edilmektedir. Buna göre başvuruya konu müdahalenindayanağı olan düzenlemenin kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna varılmaktadır(Fatih Saraman, §90).
89. Öte yandan 5352 sayılı Kanun'un 6. maddesinde kamu davasınınaçılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkinkararların ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme,hâkim, askerî hâkim, Cumhuriyet başsavcılığı veya askerî savcılık tarafındanistenmesi hâlinde verileceği düzenlenmiştir. Adalet Bakanlığı Adli Sicil veİstatistik Genel Müdürlüğünün 25/6/2018 tarihli yazısında anılan Kanun hükmü veilgili genelgeler uyarınca 4616 sayılı Kanun'a göre verilmiş ertelemekararlarının kamu görevlerine yapılacak atamalar dolayısıyla güvenliksoruşturması kapsamında ilgili kamu kurumlarına verilemeyeceği ifade edilmiştir.Buna göre Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüuygulamasının da bu yönde olduğu anlaşılmaktadır (bkz. §§ 37-39).
90. Buna göre somut olayda başvurucunun yazılı ve sözlü sınavıkazandığının ilan edilmiş olduğu, 4616 sayılı Kanun'a göre verilmiş ve dahasonra 2/4/2007 tarihli yargı kararı ile ortadan kaldırılmış olan ertelemekararının 5352 sayılı Kanun'un 6. maddesinin birincifıkrasındayer alan hükme açıkça aykırı şekilde idari makamlara verilmiş olduğu dikkatealındığında özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin bu yönüyle de kanunidayanaktan yoksun olduğu anlaşılmaktadır.
91. Yukarıda yer verilen tespitler uyarınca başvuruya konumüdahalenin Anayasa'da yer alan kanunilik şartına uygun olmadığıanlaşıldığından söz konusu müdahale açısından diğer güvence ölçütlerine riayetedilip edilmediğinin ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
92. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 20.maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
B. Masumiyet Karinesininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
93. Başvurucu, idare mahkemesinin kararında "...davanın kesin hükme bağlanmasınınertelenmesine karar verildiği, bu kararın davacının üzerine atılı suçuişlemediği anlamına gelmeyeceği, davacının üzerine atılı suçu işlemediğiyönünde verilmiş bir beraat kararı da bulunmadığı,..."gerekçesine yer verildiğini, karardaki bu ifadelerin masumiyet karinesininihlali niteliğinde olduğunu, sanki suçluymuş gibi bir algı oluşturduğunu ilerisürmüştür.
94. Bakanlık görüşünde masumiyet karinesi yönünden başvurucuyabir suç isnad edilmediğinin değerlendirildiğibildirilmiştir.
95. Bakanlık görüşüne karşı verilen cevapta, başvurudilekçesinde yer alan hususlar tekrar edilmiştir.
2. Değerlendirme
96. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
97. Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlusayılamaz.”
98. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun şikâyetlerininmasumiyet karinesi yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
99. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmasumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
100. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında"Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar,kimse suçlu sayılamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Anayasa’nın36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmektedir.Anılan maddeye adil yargılanmaibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralıfıkrasında, kendisine bir suç isnat edilen herkesin suçluluğu yasal olaraksabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla masumiyetkarinesi, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkının bir unsuru olmakla beraber suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadarkimsenin suçlu sayılamayacağına dair 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıcadüzenlenmiştir (Fameka İnş. Plastik San ve Tic. Ltd. Şirketi, B.No: 2014/3905, 19/04/2017, § 27).
101. Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişininadil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadarmasum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de birgereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Anılankarine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçluolarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Ayrıca hiç kimse suçluluğuhükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafındansuçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B.No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).
102. Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyetkarinesinin sağladığı güvencenin iki yönü bulunmaktadır.
103. Güvencenin ilk yönü; kişi hakkındaki ceza yargılamasısonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren birsuçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçluolduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkındaerken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Güvencenin bu yönünün kapsamısadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı değildir. Güvence aynızamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem ve kararlarında, suçluluğuhükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğu yönünde ima ya daaçıklamalarda bulunmamasını gerekli kılar. Dolayısıyla sadece suç isnadına konuceza yargılaması kapsamında değil ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülendiğer hukuki süreç ve yargılamalarda da (idari, hukuk, disiplin gibi) masumiyetkarinesinin ihlali söz konusu olabilir (GalipŞahin, B. No: 2015/6075, 11/6/2018, § 39).
104. Güvencenin ikinci yönü ise ceza yargılaması sonucundamahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonrakiyargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüpheduyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin suçlu olduğuizlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınmasını gerektirir (Galip Şahin, § 40).
105. Ceza muhakemesiyle eş zamanlı olarak yürütülen, bir başkaifadeyle kişinin henüz suç isnadı altında olduğu, ceza makamları tarafındanhakkında herhangi bir hüküm kurulmadığı süreçte devam eden disiplin soruşturmave yargılamalarında masumiyet karinesi bakımından önemli olan husus; kamumakamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veyakullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, cezamahkemeleri tarafından henüz suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölgedüşürülmesine sebebiyet vermemeleridir (GalipŞahin, § 47).
106. Bununla birlikte ceza yargılamasına konu maddi olay veolguların disiplin hukuku esasları çerçevesinde diğer kamu makamlarınca(idari/adli) ayrıca değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonucunda ulaşılacakkanaate göre işlem/karar tesis edilmesi mümkündür. Bu bağlamda disiplin işlemve yargılamalarında ceza yargılamasında elde edilen bir delile dayanılması yada kişi hakkında yapılan ceza yargılamasına bir olgu olarak atıf yapılmışolması tek başına masumiyet karinesinin sağladığı güvencelere aykırılık teşkiletmez. Ancak adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamdabirtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabilir.Masumiyet karinesi kapsamındaki güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespitiyapılırken ise kararın gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir(Galip Şahin, § 48).
107. Masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediğideğerlendirilirken özellikle hukuk ve idari yargılama bakımından üzerindedurulması gereken önemli hususlardan biri, yargılamayı yapan makamın ilgilikişiye suç isnat edip etmediği ve ceza yargılaması kararını sorgulayıpsorgulamadığıdır. Kamu otoriteleri veya görevlileri tarafından hakkındasoruşturma veya kovuşturma yürütülen kişiyle ilgili olarak yargılama süreci birmahkûmiyet hükmüyle kesinlik kazanmadan suçluluğa dair herhangi bir kanaatifade edilmiş olması ya da ceza yargılaması mahkûmiyet dışında bir kararla sonaermesine rağmen sona ermeye ilişkin kararda sanığın suçlu olabileceğinin ifadeedilmiş olması durumunda masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilecektir.Bu kapsamda karar vericilerin kullandıklarıdil kritik önem taşır (MustafaAkın, B. No: 2013/2696, 9/9/2015, §§ 38, 39).
108. Anayasa Mahkemesi, Münür İçer (B. No: 2012/584, 12/3/2015, §§ 31- 33) kararında,başvuruya konu idari yargı mercii kararının gerekçesinde yer alan ifadelerde,suçluluğu ilgili mahkeme kararıyla sabit olmayan ve zamanaşımı nedeniylehakkında açılan ceza davası ortadan kaldırılan başvurucunun anılan eylemleriişlediği ve suçlu olduğu inancının yansıtıldığı gerekçesiyle başvurucunun masumiyetkarinesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Dolayısıyla mahkeme kararlarında,resmî yazılarda veya kamu görevlilerinin ifadelerinde sarf edilen söz veyaifadeler nedeniyle kişiler hakkındaki masumiyet karinesinin ihlal edilmemesiiçin kullanılan ifadelerde seçilecek kelimelere azami dikkat edilmesi gerekir (Ömer Aybar, B. No: 2013/6974, 14/4/2016, §30).
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
109. Somut olayda başvurucu hakkındaki ceza yargılamasısonucunda 4616 sayılı Kanun'un 1. maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendigereğince davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine hükmedilmiş ve dahasonra başvurucunun beş yıllık deneme süresi içinde başka suç işlemediğigerekçesiyle kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
110. Başvurucunun sözleşmeli ceza infaz kurumu şoförlüğüneatamasının yapılmaması işlemine karşı açılan davada İdare Mahkemesi kamugörevine atamama işleminin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşırken başvurucunundurumunu ceza yargılamasında verilen kararı esas almıştır.
111. İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde “...davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesinekarar verildiği, bu kararın davacının üzerine atılı suçu işlemediği anlamınagelmeyeceği, davacının üzerine atılı suçu işlemediği yönünde verilmiş birberaat kararı da bulunmadığı,...” ifadeleri yer almaktadır. Sözkonusu ifadelerle başvurucunun ceza davasına konu suçu işlediği izlenimiverilmiştir. Bu çerçevede başvuruya konu kararın gerekçesinde yer alan sözkonusu ifadeyle suçluluğu ilgili Mahkeme kararıyla sabit olmayan ve 4616 sayılıKanun uyarınca hakkında açılan ceza davası ortadan kaldırılan başvurucununsuçlu olduğu inancının yansıtıldığı görülmektedir. Üstelik İdare Mahkemesikararında daha sonra yargı kararıyla kamu davasının ortadan kaldırılmasınahükmedilmiş olması hususuna da yer verilmemiştir. Karardaki özellikle “davacının üzerine atılı suçu işlemediği anlamınagelmeyeceği, davacının üzerine atılı suçu işlemediği yönünde verilmiş birberaat kararı da bulunmadığı” ifadelerinin masumiyet karinesi ilebağdaştığı söylenemez.
112. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde İdare Mahkemesincehakkında herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmayan başvurucunun cezayargılamasına konu eylemleri işlediğinin sabit olduğu varsayımına dayanılarak kararverildiği anlaşıldığından başvurucunun Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerindegüvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
113. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
114. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, AnayasaMahkemesince bir temel hakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin vesonuçlarının nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genelilkelere yer verilmiştir (Mehmet Doğan, §§57-60).
115. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Bunagöre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasamaişlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderimyolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).
116. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak içinyeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeyegönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §58).
117. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit edildiğihâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derecemahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesinebırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararındabelirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleriyapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,§ 59).
118. Başvurucu ihlalin tespiti ile 900.000 TL maddi, 300.000 TLmanevi tazminat talebinde bulunmuştur.
119. Mevcut başvuruda ceza yargılamasına dair bilgilerin idarimakamlara açıklanması şeklindeki müdahalenin dayanağı olan 4045 sayılı Kanun'unAnayasa'da yer alan kanunilik güvencesine uygun olmaması nedeniyle Anayasa'nın20. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır. Ayrıca İdare Mahkemesi kararında kullanılan ifadelerin masumiyetkarinesini ihlal ettiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
120. Bu durumda özel hayata saygı hakkının ve masumiyetkarinesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılamaise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derecemahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkemekararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir kararverilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmaküzere Hatay İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir (Fatih Saraman, §101).
121. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın yetkili yargımerciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlal iddiası açısından yeterli birgiderim oluşturduğu anlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddinekarar verilmesi gerekir.
122. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.681,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özelhayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Anayasa’nın 36. ve 38. maddesinin dördüncü fıkrasında hükümaltına alınan masumiyet karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkının ve masumiyetkarinesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere Hatay İdare Mahkemesine (7/3/2013 tarihli ve E.2012/1285,K.2013/429 sayılı kararla ilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 206,10 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.681,10 TL yargılama giderinin BAŞVUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE29/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.