TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
TURGUT ÖZTOP BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/6023)
Karar Tarihi: 10/10/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Zeynep KARAKOÇ
Başvurucu
:
Turgut ÖZTOP
Vekili
:
Av. Hikmet YÜCEL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yargı kararının yerine getirilmemesi sebebiyleaçılan tam yargı davasında gerekçesiz karar verilmesi, bilirkişi incelemesiyaptırılmasına ilişkin talebin dikkate alınmaması, davanın hatalı değerlendirmesonucu reddedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının; kararın kesin olmasınedeniyle hükmün denetlenmesini talep etme hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 25/3/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu, Zonguldak İl Özel İdaresinde memur olarak görevyapmakta olup 23/12/2002-26/11/2012 tarihleri arasında ElvanpazarcıkBeldesi Cumhuriyet Mahallesi sınırları içinde bulunan Yabani ve Evcil HayvanBarınma ve Bakım Merkezinde 23/12/2002 tarihli işlemle geçici olarak görevlendirilmiştir.
9. Başvurucu 28/2/2008 tarihli işlemle de aynı yerde 1/3/2008tarihinden geçerli olmak üzere hafta sonu nöbetçi personel olarakgörevlendirilmiştir. Başvurucunun geçici görevlendirilmesi 23/11/2012 tarihiitibarıyla davalı idarenin başka bir biriminde görevlendirilmesi ile sonaermiştir.
A. İptal Davasına İlişkin Süreç
10. Başvurucu 4/1/2013 tarihli dilekçe ile 23/12/2002-26/11/2012tarihleri arasında ödenmeyen geçici görev yolluğunun ödenmesini istemiştir.İsteminin 5/2/2013 tarihli işlem ve "hakkındadüzenlenmiş herhangi bir yolluk bildirimi bulunmadığı"gerekçesiyle reddedilmesi üzerine başvurucu, Zonguldak İdare Mahkemesinde(Mahkeme) iptal davası açmıştır. Mahkeme 19/3/2014 tarihli kararla davayı kabulederek işlemi iptal etmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun geçicigörevlendirildiği ve fiilen görev yaptığı 23/1/2002-26/11/2012 tarihleriarasındaki (1/3/2008 tarihinden itibaren hafta sonları da dâhil olmak üzere)ilk bir yıllık sürenin ilk doksan günü tam yevmiye, ikinci doksan günü 2/3oranında yevmiye, ilk bir yıllık süreden sonra gelen her yılın ilk doksan günütam yevmiye, ikinci doksan günü 2/3 oranında yevmiye ödenmesinin yasalzorunluluk olduğu, aksi yolda kurulan işlemde hukuka uyarlık bulunmadığıbelirtilmiştir.
11. Başvurucu ve davalı idarenin itiraz istemleri ZonguldakBölge İdare Mahkemesince (Bölge İdare Mahkemesi) reddedilerek Mahkeme kararıonanmış, davalı idarenin karar düzeltme isteminin reddi üzerine de kararkesinleşmiştir.
B. Tam Yargı Davasına İlişkin Süreç
12. Anılan kararın kesinleşmesi üzerine başvurucu 13/10/2014tarihinde hakkında yargı kararı bulunmasına karşın geçici görev yolluğununeksik ödendiğinden bahisle ilk altı aylık dönemler için ana para ve faizindengeri kalan 60.045,46 TL ve ikinci altı aylık dönemler için 78.157,09 TL olmaküzere toplam 138.202,55 TL geçici görev yolluğunun ödenmesine hükmedilmesiistemiyle dava açmıştır. Kararın gerekçesi şöyledir:
"5018 sayılı Kanunun 34. maddesininüçüncü fıkrasına göre, geçerli bir mazerete dayanmaksızın, yazılı talepedilmediğinden veya belgeleri verilmediğinden dolayı ödenemeyen borçlarınilgili olduğu mali yılın sonundan başlayarak 5 yıllık zamanaşımına uğramasıkarşısında, davacı tarafından geçerli bir mazerete dayanmaksızın yazılı olaraktalep edilmeyen 2002 ile 2007 yılları arası harcırahının 5 yıllık zaman aşımınauğradığı sonucuna varıldığından, bu yıllara tekabül eden harcırahınınödenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Davanın, 5 yıllık zamanaşımı dışında kalan2008 ile 2012 yıllarına ait geçici görev yolluğu ödenmesine ilişkin kısmına vefaiz istemine gelince;
Yukarıda yer verilen 6245 sayılı HarcırahKanununa göre; bir yıllık sürenin ilk 90 günü tam yevmiye, ikinci 90 günü 2/3oranında yevmiye ödeneceği, başka bir ifadeyle ilgililere aynı iş ve görev içinyalnız yılın 180 günü harcırah ödeneceği, diğer günler için ise harcırah ödenmeyeceğibelirtilmiştir.
Dava konusu olayda; Mahkememizin19.03.2014 gün ve E:2013/253,K:2014/579 sayılı kararı üzerine davalı idarece davacıya, 2008-2012 yıllarıiçin davacının izinli ve raporlu günler ve Zonguldak ile Evcil Hayvan Barınağıarası dolmuş ücret tarifesi dikkate alınmak suretiyle her yıllık sürenin ilk 90günü için tam, ikinci 90 gün için 2/3 oranında olmak üzere toplam22.272,30-TLgeçici görev yolluğu hesaplandığı veyılındiğer günleri için ise harcırah hesaplanmadığı görülmektedir.
Diğer yandan davacı tarafından ilk altı aylıkalacağının faizinin talep edildiğinden, davacıya ödenen 22.271,30-TL geçicigörev yolluğuna faiz işletilmesi gerekmektedir.
Buna göre; Mahkememizin 28.05.2015 ve17.06.2015 günlü ara kararları ile geçici görev yolluğu olarak ödenen sözkonusu tutara davacının geçici görev yolluğu ödenmesi istemiyle başvurudabulunduğu 04.01.2013 tarihinden, davacıya ödendiği tarihe kadar işletilecekyasal faiz miktarının sorulduğu, bu ara kararımıza verilen cevap yazısında sözkonusu faiz tutarının 2.723,93-TL olduğunun belirtildiği görülmüştür."
13. Başvurucunun itiraz istemi Bölge İdare Mahkemesinin18/12/2015 tarihli kararıyla reddedilerek Mahkeme kararı onanmış, karardüzeltme istemi de 25/11/2015 tarihli kararla reddedilmiştir.
14. Başvurucu, nihai kararı 29/2/2016 tarihinde tebellüğetmesinin ardından 25/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
15. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun "İptal ve tam yargıdavaları" kenar başlıklı 12. maddesi şöyledir:
“İlgililerhaklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştayave idare ve vergi mahkemele-rine doğrudan doğruya tamyargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibiilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustakikararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliğiveya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihindenitibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde deilgililerin 11 nci maddeuyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.”
16. 2577 sayılı Kanun'un uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan “İtiraz” kenar başlıklı 45. maddesininilgili kısımları şöyledir:
"İdare ve vergi mahkemelerinin;
...
b) Valilik, kaymakamlık ve yerel yönetimlerile bakanlıkların ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının taşra teşkilâtındakiyetkili organları tarafından kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçicigörevlendirme, ikinci görev, vekaleten atama, görev ve unvan değişikliğiiçermeyen il içi naklen atama, görevden uzaklaştırma, yolluk, lojman veizinlerine ilişkin idari işlemlerden,
....
kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili olarak verdikleri nihaî kararlar ile tekhâkimle verilen nihaî kararlara, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahimahkemelerin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine itirazedilebilir."
17. 2577 sayılı Kanun'un yine uyuşmazlık tarihinde yürürlükteolan “Kararın düzeltilmesi” kenar başlıklı 54. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"1. (Değişik birinci cümle: 5/4/1990 - 3622/23 md.) Danıştay davadaireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerineverdikleri kararlar ile bölge idare mahkemelerinin itiraz üzerine verdiklerikararlar hakkında, bir defaya mahsus olmak üzere kararın tebliğ tarihiniizleyen onbeş gün içinde taraflarca;
a) Kararın esasına etkisi olan iddia veitirazların, kararda karşılanmamış olması,
b) Bir kararda birbirine aykırı hükümlerbulunması,
c) Kararın usul ve kanuna aykırı bulunması,
d) (Değişik: 5/4/1990 -3622/23 md.) Hükmün esasını etkileyen belgelerde hileve sahtekarlığın ortaya çıkmışolması,
Hallerinde kararın düzeltilmesiistenebilir."
18. 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu'nun "Geçici görev gündeliğinin verilebileceği azamisüre" kenar başlıklı 42. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Geçici bir görev ile başka bir yeregönderilenlere, görev mahalline varış tarihinden itibaren bu Kanuna göreverilen gündelikler:
a. Yurtiçinde bir yıllık dönem zarfında aynıyerde, aynı iş için ve aynı şahsa 180 günden fazla verilemez. İlk 90 gün içintam, takibeden 90 gün için 2/3 oranında ödenir.
b. Yurtdışında ilk 180 gün tam ve müteakipgünler için 2/3 oranında ödenir.
Geçici görevlendirmelerde meydana gelecek aravermeler bu müddetleri veya gündelik miktarını artırmaya neden olamaz."
19. 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi veKontrol Kanunu'nun "Ödenemeyen giderlerve bütçeleştirilmiş borçlar" kenarbaşlıklı 34. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
" İlgili olduğu malî yılın sonundanbaşlayarak beş yıl içinde alacaklıları tarafından geçerli bir mazeretedayanmaksızın, yazılı talep edilmediğinden veya belgeleri verilmediğindendolayı ödenemeyen borçlar zamanaşımına uğrayarak kamu idareleri lehine düşer."
B. Uluslararası Hukuk
1. İlgili Sözleşme
20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesininikinci fıkrası şöyledir:
"Kendisine bir suçisnat edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuzsayılır."
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı
21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme ile korunanhak ve özgürlükleri ihlal etmediği sürece ulusal mahkemelerce yapılan hukuki yada maddi hataları ele almanın yerleşik içtihadı uyarınca kendi göreviolmadığını belirtmektedir (García Ruiz/İspanya[BD], B.No: 30544/96,21/1/1999, § 28; Perez/Fransa [BD], B. No: 47287/99, 12/2/2004,§ 82). Bu içtihada göre Sözleşme'nin 6. maddesi adil yargılanma hakkınıgüvenceye almakla birlikte delillerin kabul edilebilirliğine ya da delillerinnasıl değerlendirileceğine ilişkin herhangi bir kural koymaz, bu hususlaröncelikli olarak ulusal hukukun ve mahkemelerin düzenleme alanına girer. Normalşartlarda ulusal mahkemelerin belirli delil unsurlarına ya da önlerindekiuyuşmazlıktaki tespit ya da değerlendirmelere tanıyacakları ağırlık gibimeseleler AİHM'in yeniden inceleme alanına girmez.AİHM bir dördüncü derece yargı yeri gibi davranmamalıdır, dolayısıyla keyfîolduğu ya da makul olmadığı açıkça görülebilecek tespitlerde bulunmadıklarıtakdirde ulusal mahkemelerin kararlarını 6. maddenin birinci fıkrası kapsamındasorgulamaz (Bochan/Ukrayna (No.2) [BD], B. No: 22251/08, 5/2/1015, § 61).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 10/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu; yargılama sürecinde soyut, yetersiz gerekçe ilehüküm kurulduğunu, bazı delillere neden itibar edilip bazı delillere ise nedenitibar edilmediğinin ilk derece mahkemesinin kararında açıklanmadığını, itirazve karar düzeltme isteminin reddine ilişkin kararların ise herhangi bir gerekçeiçermediğini, karar düzeltme aşamasında emsal olarak sunduğu Danıştay kararınınneden dikkate alınmadığının açıklanmadığını belirterek gerekçeli karar hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
24.Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak açıkça gerekçeli kararhakkından söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "...adil yargılanma" ibaresinineklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli kararhakkının da dâhil olduğu AİHM'in birçok kararındavurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesigerekir (Abdullah Topçu, B. No:2014/8868, 19/4/2017, § 75).
25. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeliolarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazmayükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasakuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönündebulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,§ 76).
26. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekildeyargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakemesırasında ileri sürdükleri iddiaların kurallara uygun biçimde incelenipincelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarınaverilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için degerekli görülmektedir (Sencer Başat vediğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
27. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde cevap verilmesigerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine sunulantüm iddialara cevap vermek zorunda değilseler de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanınesas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.
28. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiğidavanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somutbir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlindedavayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ileyanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat vediğerleri, § 35).
29. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunukabul ettiği bir husus hakkında ilgili veyeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usulya da esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline nedenolabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,§ 39).
30. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemeninkararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da biratıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyizmerciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunugöstermesidir (Yasemin Ekşi, §57).
31. Somut olayda mahkeme, başvurucuya geçici görev yolluğuödenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada verilen iptalkararı üzerine açılan tam yargı davası olarak incelemiş ve ilgili mevzuatkapsamında değerlendirme yaparak sonuca ulaşmıştır. Bu bağlamda yapılan açıkyargılama sonunda tarafların davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia vesavunmaları tartışılarak verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçebulunduğu (bkz. § 12) görülmektedir. Ayrıca itiraz ve karar düzeltmeaşamalarında değerlendirme konusu hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğubelirtilmiştir. Bu hâle göre gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığınınaçık olduğu anlaşılmaktadır.
32. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılamaİlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
33. Başvurucu; konusunda uzman bilirkişi raporu alınmadığını, busebeple Mahkemenin miktar konusunda yaptığı değerlendirmenin hatalı olduğunu,davalı idarenin sunduğu belgelere göre karar verdiğini belirterek silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
2. Değerlendirme
34. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıtave yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
35. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma veadil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanmahakkından ayrı olarak iddia ve savunma hakkına birlikte yer verilmesi,taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınmasıgerektiği anlamını da içermektedir (MehmetFidan, B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37).
36. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesineilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerce degüvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiğivurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarıncainceleme yaptığı birçok kararında, AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkınınkapsamına dâhil edilen silahların eşitliği ilkelerineAnayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılan ilkeninadil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu ortayaçıkmaktadır. Anılan ilkeye uygun yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyeteuygun olması olanaklı değildir (Mehmet Fidan,§ 38).
37. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usuleilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinindiğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarınımakul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelir (Yaşasın Aslan, B. No:2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi gereğince uyuşmazlığın her ikitarafına da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasınıkapsamaktadır (Yüksel Hançer, B.No: 2013/2116, 23/1/2014, § 18).
38. Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacak inceleme,başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığınındeğerlendirilmesidir (Yüksel Hançer,§ 19).
39. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesiiçin silahların eşitliği ilkesi ışığında taraflara delillerini sunma, inceletmenoktasında uygun imkânların tanınması ve yargılamaya etkin katılımlarınınsağlanması gerekir. Bu anlamda delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizolma iddiaları da yargılamanın bütünü kapsamında değerlendirilecektir. Cezadavaları ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları dadâhil olmak üzere yargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesiningüvence altına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk devletiolmanın bir gereğidir (Mustafa Kupal, B. No: 2013/7727, 4/2/2016, §§ 50-52).
40. Somut olayda görülen davanın tarafları arasındaki ihtilaf,başvurucu hakkındaki geçici görev yolluğu ödenmemesine ilişkin işlemin iptalineilişkin yargı kararının sonucu itibarıyla uygulanmaması nedeniyle açtığı tamyargı davasında hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olduğu noktasındadır.
41. Kural olarak Anayasa Mahkemesinin görevi herhangi bir davadabilirkişi raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermekdeğildir (Sencer Başat ve diğerleri[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 68). Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinintarafların öne sürdüğü ve esasa etkisi olan iddiaların işin mahiyetiningerektirdiği ölçüde incelenip incelenmediğini ve özellikle ispat külfetikonusunda taraflardan birinin diğerine nazaran dezavantajlı bir konumadüşürülüp düşürülmediğini denetleme görevi bulunmaktadır (Ahmet Korkmaz, B. No: 2014/16232,25/1/2018, § 29).
42. Somut başvuruda Mahkemece uzman bilirkişi incelemesiyaptırılmasına gerek görülmeyerek başvurucuya ödenmesi gereken geçici görevyolluğu ilgili mevzuat kapsamında hesaplanmış, zaman aşımına uğrayan kısım ileidare tarafından yapılan ödemeler düşülerek tespit edilen miktar üzerindenhüküm kurulmuştur.
43. Delilleri değerlendirme ve gösterilmek istenen delilindavayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisinin esasen derecemahkemelerine ait olduğu, derece mahkemelerinin dava konusuna, elde edilendelilerin ağırlığına ve iddia ile savunmalara göre, tanık beyanı, keşif icrasıve bilirkişi incelemesi gibi delilleri toplamama veya incelememe konusundatakdir yetkisine sahip olduğu dikkate alındığında bilirkişi incelemesiyaptırılmamasına ilişkin ileri sürülen husus yönünden silahların eşitliğiilkesine yonelik bir ihlal olmadığının açık olduğusonucuna varılmaktadır.
44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasına göre Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarınıtemellendiremediği, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veyamüdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlamaşikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Hükmün DenetlenmesiniTalep Etme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
46. Başvurucu; Bölge İdare Mahkemesi nezdinde yargılamayapılmasının yeterli olmadığını, verilen hükmün bir başka yargı merciitarafından da denetlenmesi gerektiğini, kesin olarak verilen karara karşıtemyiz yolunun kapalı olmasının hak arama özgürlüğü ile hükmün denetlenmesinitalep etme hakkını ihlal ettiğini ileri sürmektedir.
2. Değerlendirme
47. Anayasa Mahkemesi, somut norm denetiminde verdiği 27/12/2018tarihli ve E.2018/71, K.2018/118 sayılı kararıyla hükmün denetlenmesini talep etme hakkının Anayasa'nın 36.maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti ile güvence altına alındığınahükmetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
"5. Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenenhak arama hürriyeti, yargılama usulüne ilişkin güvencelerle hakkaniyete uygunyargılama yapılmasını hedefleyen ve demokratik toplumda vazgeçilmez nitelikteolan adil yargılanma hakkını da kapsayan geniş bir içeriğe sahiptir.Bu bağlamda hak arama hürriyetinin mahkemetarafından verilen hükmün bir başka yargı mercii tarafından denetlenmesinitalep etme hakkını da içerip içermediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.Anayasa Mahkemesinin önceki kararları incelendiğinde, anılan hakkın Anayasa’dagüvence altına alınıp alınmadığı hususuna ilişkin olarak meselenin farklıkavramlar altında tartışıldığı ve farklı sonuçlara ulaşıldığı görülmektedir. Buyönüyle de içtihadın netleştirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.
6. Hak arama, kişinin maddi ve manevivarlığını geliştirme hakkı ve insan onuru kavramıyla yakından ilgilidir. Bunedenle demokratik hukuk düzenlerinde hakların korunmasını ve hak ihlalleriningiderilmesini temin edebilecek 'hukuki yollar' öngörülmüştür. Nitekim AnayasaMahkemesi de kararlarında hak arama hürriyetinin hukuk devletinin başlıcaölçütü ve demokrasinin vazgeçilmez koşullarından biri olduğunu ifade etmiştir(AYM, E.1991/2, K.1991/30, 19/9/1991). Bu doğrultuda Anayasa’nın 40. maddesindehak ve hürriyetleri ihlal edilen herkesin, 'yetkili makama geciktirilmedenbaşvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahip' olduğu belirtilmiştir.Anayasa’nın 74. maddesinde düzenlenen yasama organına dilekçe verme hakkı ilebilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakları da anayasal güvence altınaalınan hak arama yolları arasındadır.
7. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan yargı mercileri önünde hak arama hürriyeti, hakların korunmasını amaçedinen vazgeçilmez meşru yöntemlerin başında gelmektedir. Anayasa’daki temelhakların korunmasında önemli bir teminat olan yargısal hak arama yolu, haklarınkorunmasında en etkili ve güvenceli yoldur.
8. Hak arama hürriyetinin kapsamınınbelirlenmesinde, adalet ve hukuk devleti gibi temel anayasal ilkelerin de gözönünde bulundurulması gerekir. Bu doğrultuda hak arama hürriyetinin amacınınhak ihlalinin önlenerek kişiye hakkının teslim edilmesi ve adaletin tesisiolduğu söylenebilir. Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanmahakkı, kanunun açıkça hatalı veya keyfi uygulanmasına ilişkin istisnalardışında, yargılama sonucunda verilen hükmün adil olup olmadığı veya hukukiaçıdan isabetli olup olmadığı hususlarını içermemektedir. Bu itibarla adilyargılanma hakkının davanın taraflarına sağladığı tüm usul güvencelerineuyulmuş olsa bile yargılama sonucunda verilen hükmün hatalı olması mümkündür.Diğer bir ifadeyle adil yargılanma hakkının güvencelerine riayet edilmiş olsada hâkimin gerek maddi vakıaların değerlendirilmesinde gerekse hukuk kurallarınınuygulanmasında yanılgıya düşmesi ve buna bağlı olarak hukuka aykırı hükümvermesi söz konusu olabilmektedir. Böyle kararlara ilgililerin veya toplumunkatlanmasını istemek adalete olan güveni sarsar ve hukuk devletini zedeler. Bunedenle hak arama hürriyetinden yararlanılabilmesi bakımından adil ve isabetliolmadığı düşünülen bir hükmün başka bir yargı mercii tarafından denetlenmesibir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Anayasamız açısından bu gereklilik,özel olarak düzenlenen hak arama hürriyetinin kapsamı ve mahiyetindenkaynaklanmaktadır.
9. Anayasa’nın 154. ve 155. maddelerinin demahkeme kararlarının kural olarak denetlenmesi gerektiği düşüncesiyledüzenlendiği anlaşılmaktadır. Anayasa’nın 154. maddesinin birinci fıkrasınınilk cümlesinde 'Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka biradli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir'kuralına yer verilmiştir. Aynı şekilde Anayasa’nın 155. maddesinin birincifıkrasının ilk cümlesinde de 'Danıştay, idare mahkemelerince verilen ve kanununbaşka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son incelememerciidir' denilmektedir. Anayasa koyucunun bu kurallarla Yargıtay ve Danıştayın varlığını anayasal güvence altına aldığı veanılan yüksek mahkemeleri kural olarak ilk derece adli ve idari yargımercilerince verilen karar ve hükümlerin son inceleme mercii olarakgörevlendirdiği anlaşılmaktadır. Ancak bu maddelerde adli ve idari yargımahkemelerince verilen hükümlerin denetlenmesi görevinin anılan yüksekmahkemelere verilmemesi hâlinde de bu görevin başka yargı mercilerinebırakılması gerektiğinin öngörülmesiyle Anayasa koyucunun ilk derecemahkemesince verilen karar ve hükümlerin kural olarak bir başka yargı merciitarafından denetlenmesi gerekliliğini kabul ettiği sonucuna ulaşılmaktadır.
10. Anayasa’nın 36., 154. ve 155. maddeleribirlikte değerlendirildiğinde Anayasa’nın mahkemelerce verilen hükmün bir başkayargı mercii tarafından denetlenmesini talep etme hakkını Anayasa’nın 36.maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti kapsamında güvenceye kavuşturduğugörülmektedir.
11. Diğer taraftan yargılamanın konusu cezamahkûmiyeti olduğunda mahkeme kararlarının denetlenmesi ihtiyacı daha da önemkazanmaktadır. Nitekim uluslararası sözleşmelerde de hükmün denetlenmesinin birhak olarak tanındığı görülmektedir. Türkiye’nin de taraf olduğu Sözleşme’ye ek 7 No.lu Protokol’ün 2. maddesinin (1)numaralı fıkrasının birinci cümlesinde 'Mahkeme tarafından ceza gerektiren birsuç nedeniyle mahkûm edilen herkes, mahkûmiyetinin veya hükmolunan cezanınyüksek bir mahkeme tarafından yeniden incelenmesini sağlama hakkına sahiptir'denilmek suretiyle ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet ve cezalarındenetlenmesini talep hakkı güvenceye bağlanmıştır. Yine Türkiye’nin tarafolduğu Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 14. maddesinin (5)numaralı fıkrasında da 'Bir suçtan hüküm giyen herkes, mahkumiyetve cezanın yasalara uygun olarak daha yüksek bir yargı organınca yenidenincelenmesi hakkına sahip olacaktır' biçiminde benzer bir kurala yerverilmiştir.
12. Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen hakarama hürriyeti kapsamındaki hükmün denetlenmesini talep etme hakkı, kişininaleyhine verilen bir hükmün başka bir yargı mercii tarafından gözdengeçirilmesini ve denetlenmesini isteyebilmesini teminat altınaalmaktadır."
48. Anayasa Mahkemesi hükmündenetlenmesini talep etme hakkının Anayasa'nın 36. maddesindedüzenlenen hak arama hürriyeti ile güvence altına alındığını ifade ettiği bukararında, ayrıca Sözleşme’nin ülkemizin de taraf olduğu ek 7 No.luProtokol’ünün 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesiyle cezamahkemesince verilen mahkûmiyet ve cezaların denetlenmesini talep hakkınıngüvenceye bağlandığını ve yine ülkemizin taraf olduğu Uluslararası Medeni veSiyasi Haklar Sözleşmesi’nin 14. maddesinin (5) numaralı fıkrasında da “Bir suçtan hüküm giyen herkes, mahkumiyet ve cezanınyasalara uygun olarak daha yüksek bir yargı organınca yeniden incelenmesihakkına sahip olacaktır.” biçiminde benzer bir kurala yerverildiğini hatırlatmıştır. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi yargılamanınkonusu ceza mahkûmiyeti olduğunda mahkeme kararlarının denetlenmesi ihtiyacınındaha da önem kazandığını, hükmün denetlenmesini talep etme hakkının ceza hukukualanındaki kapsam ve sınırıyla diğer alanlardaki kapsam ve sınırının aynıolmayacağını, bu yönüyle anılan hakkın bireyin temel hak ve özgürlüklerine dahaağır müdahalelerin söz konusu olduğu ceza hukuku alanında daha geniş biruygulama alanı bulurken diğer alanlarda daha esnek uygulanabileceğini devurgulamıştır (AYM, E.2018/71, K.2018/118, 27/12/2018, §§ 11, 14, 18). Birbaşka ifadeyle Anayasa Mahkemesi medeni hak ve yükümlülüklerin söz konusuolduğu hukuk yargısı ile idari yargı alanında hükmün denetlenmesini talep etmehakkının ceza hukuku alanındaki anlam ve kapsamından ayrıdeğerlendirilebileceğini, uygulamanın farklılaşabileceğini ifade etmiştir.
49. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireyselbaşvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiğiiddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıraSözleşme'nin ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına da girmesigerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışındakalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B.No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
50. Hükmün denetlenmesini talep etme hakkı Anayasa'da yukarıdaaktarılan hususlar çerçevesinde (bkz. §§ 44, 45) güvence altına alınmış olmaklabirlikte Sözleşme ve ülkemizin taraf olduğu ek protokoller, medeni hakyükümlülüklere ilişkin yargılama süreçleri (hukuk yargısı ile idari yargıalanı) yönünden söz konusu hakka dair bir güvence içermemektedir. Dolayısıylamedeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklar yönünden hükmündenetlenmesini talep etme hakkı Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanınındışında kalmaktadır. Bu bağlamda anılan hakka dair bir ihlal iddiasınınincelenebilmesi için yargılamanın ceza hukuku alanına ilişkin bulunmasışarttır.
51. Bu noktada üzerinde durulması gereken bir diğer husus cezahukukunun çekirdek alanına müteallik olmamakla birlikte Anayasa'nın 36. ve 38.maddeleri ile Sözleşme'nin 6. ve 7. maddeleri kapsamında suç ve cezalarailişkin güvenceler dâhilinde olduğu kabul edilen yaptırımlara/işlemlere dairyargılama süreçleridir. Bir yaptırımın veya hukuki bir tasarrufun/işlemin hangikoşullarla suç isnadı niteliğinde sayılıp suç ve cezalara ilişkin güvencelerkapsamında değerlendirilebileceği AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarında açıkçaifade edilmiştir (Engel vediğerleri/Hollanda [GK], B. No: 5100/71...; Benham/Birleşik Krallık [BD], B. No: 19380/92, 10/6/1996; AnayasaMahkemesi kararları için bkz. D.M.Ç,B. No: 2014/16941, 24/1/2018; B.Y.Ç.,B. No: 2013/4554, 15/12/2015; Selçuk Özbölük, B. No:2015/7206, 14/11/2018). Anılankararlarda yer verilen ilkeler bağlamında bir suç isnadının değerlendirilmesineilişkin yargılama olarak kabul edilen idari yargı veya hukuk yargısına aituyuşmazlıklara yönelik ileri sürülen suçların ve cezaların kanuniliği ilkesininihlali gibi iddialar ceza yargılamasına ilişkin güvenceler bağlamındadeğerlendirmeye alınabilmektedir. Bu perspektiften konu ele alındığında cezahukukunun çekirdek alanında bulunmamakla birlikte bir suç isnadı içerdiği kabuledilen uyuşmazlıklara yönelik olarak ileri sürülen hükmün denetlenmesini talep etme hakkının da suç ve cezalara ilişkin Anayasa ve Sözleşme'de yer alan güvencelerin sağlanması bağlamındaortak koruma alanı içinde kaldığını söylemek mümkündür.
52. Somut bireysel başvuruya konu yargılama sürecinin suç vecezalara ilişkin güvenceler kapsamında değerlendirilebilecek şekilde cezayargılamasına veya bir suç isnadına ilişkin bulunmadığı açıktır.
53. Bu hâle göre başvuru dilekçesinde ifade edilen BölgeMahkemesi kararına yönelik hükmün denetlenmesini talep etme hakkı Anayasa veSözleşme ile Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin ortak koruma alanıkapsamı dışında kaldığından bu hakka ilişkin ihlal iddiasının incelenmesiAnayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisi dışında bulunmaktadır.
54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Diğer İhlal İddialarıYönünden
1. Başvurucunun İddiaları
55. Başvurucu; geçici görev yolluğu ödenmemesine ilişkin işleminiptaline ilişkin yargı kararının sonucu itibarıyla uygulanmadığını, Mahkemeninmiktar konusundaki değerlendirmesinde hataya düştüğünü, eksik inceleme vemevzuatın yanlış yorumlanması nedeniyle davanın kısmen reddine ilişkin hükmününhukuka aykırı olduğunu ileri sürmektedir.
2. Değerlendirme
56. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde davakonusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusuolamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkileden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlikiçeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).
57. Somut olayda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı incelenerekilgili kısımları yukarıda belirtilen (bkz. § 12) gerekçe ile hüküm kurulmuştur.
58. Yargılama sürecinde geçici görev yolluğu ödenmemesineilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava safahatının dikkate alındığıanlaşılmaktadır. Ayrıca Mahkemenin salt iptale ilişkin yargı kararına göredeğil bütünsel bir bakış ile hükme ulaştığı görülmektedir. Mahkeme budeğerlendirmesi ile başvurucunun alması gereken geçici görev yolluğunu tespitederek konuyla ilgili mevzuat kapsamında davanın kısmen kabulüne kısmen reddinekarar vermiştir. Bu yorum ve değerlendirmeler, uyuşmazlığı çözmekle görevlimahkemenin takdirinde olup bireysel başvuruda değerlendirmeye konu edilemeyecekniteliktedir.
59. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, delillerindeğerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup karardabariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturanbir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yoluşikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
60. Açıklanan gerekçelerle başvurunun kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Hükmün denetlenmesini talep etme hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın konu bakımından yetkisizliknedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Diğer ihlal iddialarının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA10/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.