TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
TURGAY DABAKOĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/27010)
Karar Tarihi: 16/12/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Eren Can BENAKAY
Başvurucu
:
Turgay DABAKOĞLU
Vekili
:
Av. Erkan ŞENSES
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, yargılama devam ederken kamu görevinden ihraçedilme sebebiyle davanın konusunun kalmadığından bahisle uyuşmazlığın esasınayönelik talebin karara bağlanmaması nedeniyle karar hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 7/9/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu, Siirt'te bir devlet okulunda öğretmenolarak görev yapmaktayken bir siyasi partinin organize ettiği toplantıyawww.siirtnews.com internet sitesi adına katılarak konuşma yaptığı iddiasıyla11/2/2016 tarihinde hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. 13/7/2016tarihinde sona eren soruşturma sonucunda 1/8/2016 tarihli soruşturma raporudüzenlenmiştir.
10. Anılan raporda özetle;
i. www.siirtnews.com internet sitesinin 14/9/2014tarihinde oluşturulduğu, söz konusu sitenin millî güvenlik ve kamu düzenineaykırı ve suç işlenmesini teşvik edici şekilde yayın yaptığı, PKK terör örgütününeylemlerini meşrulaştırmaya çalıştığı, örgüt mensuplarına yönelikoperasyonlarının durdurulması ve bölge halkının organize edilerek operasyonlarıprotesto etmeye sağlamaya çalıştığı, güvenlik güçlerini suçlu göstermeyeçalıştığı ifade edilmiş ve başvurucunun sitenin köşe yazarlarından biri olduğuvurgulanmıştır.
ii. Siirt HDP il teşkilatı tarafından yapılan seçimdeğerlendirmesi konulu basın toplantısının Siirt Hükümet Bulvarı üzerindebulunan Erdef Otel'de 8/11/2015 tarihinde düzenlendiği, toplantıya aitgörüntüler incelendiğinde toplantıya katılanlar arasında HDP milletvekilleriK.Y. ve B.K.nın konuşmacı olarak katıldıkları, toplantıya HDP Siirt ilteşkilatı yöneticilerinin yanı sıra basın mensuplarıyla birlikte başvurucununda katıldığı, başvurucunun toplantıda HDP lehine konuşma yaparak yorumdabulunduğu ve toplantıya www.siirtnews.com internet sitesi adına katıldığınıifade ettiği belirtilmiştir.
11. Bu tespitlerden hareketle başvurucunun hareketlerinin14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesindedüzenlenen "Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasidüşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak, kişilerin yarar veyazararını hedef tutan davranışlarda bulunmak" ile "Herhangi birsiyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak." kapsamındaolması nedeniyle başvurucunun disiplin hukuku yönünden bir yıl kademeilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziye edilmesi gerektiği teklifindebulunulmuştur.
12. Siirt Millî Eğitim Müdürlüğünün 19/8/2016 tarihliyazısıyla başvurucu 7 gün içerisinde savunmasını vermek üzere davet edilmiş vedaha sonra başvurucu hakkında Siirt Millî Eğitim Müdürlüğünün 23/1/2017 tarihliişlemiyle bir yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşıyapmış olduğu itirazın reddedildiğine dair işlem tesis edilmiştir.
13. Başvurucu tarafından 23/1/2017 tarihli işlemin iptaliistemiyle 3/2/2017 tarihinde dava açılmıştır. Dava dilekçesinde özetlehakkındaki iddialar kendisine gösterilmediği, sadece 23/01/2017 tarihli yazıylacezalandırıldığının tebliğ edildiği, suçlamanın neye ilişkin olduğunuöğrenemediği için savunma hakkını kullanamadığı gibi kendisine DisiplinKurulunda sözlü savunma imkânı sağlanmadan disiplin cezası verildiği içinhukuka aykırı bir işlem tesis edildiği belirtilmiştir.
14. Davalı idarenin 14/3/2017 tarihli savunmadilekçesinde özetle başvurucu hakkında düzenlenen soruşturma raporunda tespitedilen hususlar doğrultusunda disiplin cezasının verildiği, savunması alınarakceza tesis edilmesi nedeniyle işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmüştür.
15. Siirt İdare Mahkemesi 23/11/2017 tarihli kararıylakonusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığında dair kararvermiştir. Kararda; başvurucunun 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı ResmîGazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 675 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaBazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) “KamuPersoneline İlişkin Tedbirler” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasıuyarınca Ekli (1) sayılı listenin Millî Eğitim Bakanlığına ilişkin kısmının1929. sırasında ismi yer almak suretiyle başka hiçbir işleme gerek kalmaksızınkamu görevinden çıkarıldığı belirtilmiş, bu sebeple de davanın konusuz kaldığıve esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
16. Başvurucunun istinaf başvurusu üzerine GaziantepBölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 13/6/2018 tarihli kararıylamahkeme kararı kesin olarak onanmıştır.
17. Nihai karar başvurucuya 27/8/2018 tarihinde tebliğedilmiştir.
18. Başvurucu 7/9/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. İlgili Kanun
19. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2. maddesinin (a) bendi şöyledir:
" İdarî işlemler hakkında yetki,şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptaldavaları"
20. 2577 sayılı Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilkinceleme" kenar başlıklı 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgilikısmı şöyledir:
"Dilekçeler,
...
c) Ehliyet,
...
yönlerinden sırasıyla incelenir."
21. 2577 sayılı Kanun'un "İlk inceleme üzerineverilecek kararlar" kenar başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
"Danıştay veya idare ve vergimahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanunaaykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;
...
b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılıhallerde davanın reddine,
...
Karar verilir."
22. 1/2/2018 tarih ve 7075 sayılı Olağanüstü Halİşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde KararnameninDeğiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un “Komisyonun oluşumu” kenarbaşlıklı 1. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Anayasanın 120 nci maddesikapsamında ilan edilen ve 21/7/2016 tarihli ve 1116 sayılı Türkiye Büyük MilletMeclisi Kararıyla onaylanan olağanüstü hal kapsamında, terör örgütlerine veyaMilli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyettebulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti,aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idariişlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesisedilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzereOlağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuştur."
23. 7075 sayılı Kanun'un “Komisyonunun görevleri”kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(1) Komisyon, olağanüstü halkapsamında doğrudan kanun hükmünde kararnameler ile tesis edilen aşağıdakiişlemler hakkındaki başvuruları değerlendirip karar verir.
a) Kamu görevinden, meslekten veya görevyapılan teşkilattan çıkarma ya da
ilişiğin kesilmesi.
..."
24. 7075 sayılı Kanun'un "Yargı denetimi" kenarbaşlıklı 11. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Komisyonkararlarına karşı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenecek Ankara idaremahkemelerinde ilgilinin en son görev yaptığı kurum veya kuruluş aleyhine iptaldavası açılabilir. Bu davalarda ayrıca Cumhurbaşkanlığına ve Komisyona husumetyöneltilemez."
2. Danıştayİçtihadı
25. Danıştay İkinci Dairesinin 3/11/2008 tarihli veE.2008/3586, K.2008/4247 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava, davacı tarafından ... LisesiMüdürü olarak görev yaptığı dönemde hakkında 70 puanla orta düzeyde düzenlenen2006 yılı sicil raporunun iptali istemiyle açılmıştır.
İstanbul 5. İdare Mahkemesince davacının yargılama devam ederkenemekliye ayrıldığı, sicil raporunun iptalini isteme konusunda güncel birmenfaat ilişkisinin kalmadığı gerekçesiyle ... davanın ehliyet yönünden reddinekarar verilmiştir.
...
2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanununun 2. maddesinin 1/a bendinde iptal davaları, 'idari işlemler hakkındayetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırıolduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan' davalar olarak tanımlanmaktadır.
Maddede öngörülen menfaat ihlali koşulu,bu tür davaların kabulü ve dinlenilebilmesi için aranılan koşullardan biridir.Gerek doktrin gerekse yargısal içtihatlarda bu şart, subjektif ehliyet şartıolarak kabul edilmekte, ancak ne tür bir menfaat ihlalinin gerçek ve tüzelkişilere iptal davasını açma hakkı sağladığını gösterecek kesin bir ölçü ortayakonulamamakta ve bu ilişki kural olarak iptal davasına konu olan kararınniteliğine göre saptanmaktadır.
Genelde kişisel, meşru ve güncel birmenfaatin varlığı ve bunların ihlali, menfaat ilişkisinin kurulmasında yeterlisayılmakta ve bu husus davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargımercilerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi vemanevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyetinin varlığıiçin yeterli sayılmaktadır.
...
Bu durumda, 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu'nun emeklilerin yeniden kamu hizmetine alınmasını düzenleyen 93. maddesive Devlet memurlarından 6 yıllık sicil notu ortalaması 90 ve daha yukarıolanların aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak üzere bir kademeilerlemesi uygulanacağını hüküm altına alan 64. maddesi uyarınca davacıhakkında düzenlenen sicil raporu ve sicil notunun önem kazandığı ve davacınınmenfaatini doğrudan ilgilendirdiği gibi, sicil amirlerince olumsuz düşüncelerleorta düzeyde düzenlenen uyuşmazlık konusu sicil raporu ile davacı arasındamanevi ilişkinin de devam etmesi karşısında, uyuşmazlığın esası incelenerekhüküm kurulması gerekirken, davacının güncel bir menfaat ilişkisinin kalmadığıgerekçesiyle davanın[reddi] yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, kararın bozulmasına..."
26. Danıştay Beşinci Dairesinin 15/12/2014 tarihli veE.2012/2143, K.2014/9343 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava,koruma ve güvenlik görevlisiolarak görev yapmakta iken tutukluluk hali nedeniyle görevden uzaklaştırılandavacının, memuriyet görevine başlatılması ve 1/3 oranında kesilen maaşınınödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 05.01.2010 tarihliişlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İstanbul 8. İdare Mahkemesince ...davacının,03.02.2010 tarihinde hizmetli kadrosunda göreve başlatıldığı,16.04.2010 tarihinde de malulen emekli olduğu anlaşılmakla, memuriyet görevinedönmek istemiyle yaptığı başvurunun reddinden kaynaklanan uyuşmazlık yönünden davanınkonusunun kalmadığı; ... davacının memuriyet görevine başlatılmamasına ilişkinkısmı yönünden davanın konusunun kalmaması nedeniyle uyuşmazlığın bu kısmıhakkında karar verilmesine yer olmadığına, maaşından yapılan kesintilerinödenmesi talebinin reddine dair kısmı yönünden de davanın reddine kararverilmiştir.
...
İptal davalarında, idari işlemlerinkuruldukları tarih itibariyle yargısal denetime tabi tutulmaları gerektiğikuşkusuzdur. İdare Hukukunun genel ilkelerine göre iptal davası açılabilmesi için,davacı ile dava konusu işlem arasında menfaat ilişkisinin varlığı yeterli olup,ayrıca bu işlemle menfaat ilişkisinin davanın sonuçlanmasına kadar devam etmesiaranmamaktadır.
Davacının idari işlemle ilişkisinindavanın sonuçlanmasına kadar devam etmesini zorunlu tutmak, iptal davalarınısadece davacılar yönünden ortaya koyduğu sonuçlarla değerlendirmek ve budavaların amacını ihmal etmek anlamını taşır. Bunun sonucu olarak, davagörülmeden önce alınacak yeni idari kararlarla davacının iptali istenilenişlemle ilişkisini kesmek ve böylece hukuka aykırılığı ileri sürülen işlemiyargısal denetim dışında bırakmak yolu açılmış olur.
Bu durumda, yargısal denetimden amaç'hukuka uygunluk' denetimi olduğuna, yargısal denetim işlemin kurulduğu tarihitibariyle gerçekleştiğine ve yeni işlem tesis edilene kadar hukuki sonuçdoğurduğuna göre, Mahkemece dava konusu işlemin hukuka uygunluğunundenetlenerek bir karar verilmesi gerekmekte iken dava konusu işlemden sonrakurulan 16.04.2010 günlü bir başka işlem ile davacının malulen emekli edildiğive davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına ilişkinolarak verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
...
Açıklanan nedenlerle, kararın bozulmasına..."
27. Danıştay Onikinci Dairesinin 28/10/2015 tarihli veE.2015/1273, K.2015/5657 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava;... İl Özel İdaresi'ndegenel sekreter olarak görev yapmakta iken 12 Haziran 2011 tarihinde yapılacakolan ... milletvekili genel seçimlerine katılmak için ... tarihinde istifaederek görevinden ayrılan davacının, seçimler sonucunda eski görevine atanmakistemiyle yaptığı başvurusu üzerine İl Özel İdaresinde uzman kadrosunaatanmasına ilişkin [işlemin] iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, ... davacının,seçimler sonucunda tekrar görevine dönebilmek amacıyla yapmış olduğu başvurusuneticesinde genel sekreterlik kadrosunun dolu olması nedeniyle İl Özelİdaresinde 1. dereceli uzman kadrosuna atanmasına ilişkin dava konusuişlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine kararverilmiştir.
...
Davalı idarece her ne kadar davacının... tarihinde emeklilik isteminde bulunduğu ve bu isteği üzerine emekliyeayrıldığı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının ... tarihli yazısından anlaşıldığından,iş bu davanın davacı yönünden hukuki bir yararının bulunmadığı gibi, davanınkonusuz kaldığı ileri sürülmüş ise de; iptal davası açılabilmesi için davacınındava konusu işlem nedeniyle menfaatinin ihlal edilmiş olması yeterli olup, buişlemle menfaat ilişkisini dava sonuna kadar sürdürmesi gerekmediğinden, davalıidarenin davacı emekli olduğundan davanın konusuz kaldığı yolundaki iddiasınada itibar edilmemiştir.
... davacının, görevine dönme talebindebulunduğu tarihte durumuna uygun eşdeğer görevlerin bulunup bulunmadığıhususunda gerekli ve yeterli inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken... davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabetbulunmamaktadır."
28. Danıştay Beşinci Dairesinin 19/12/2018 tarihli veE.2018/3781, K.2018/18569 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"... Kanun Hükmünde Kararnamelerin eki listesinde isimlerine yerverilmek suretiyle başka bir işleme gerek kalmaksızın doğrudan kamu görevindençıkartılan personelin açmış olduğu davalarda idare mahkemelerince, genellikleanılan Kanun Hükmünde Kararnamelerde söz konusu kamu görevinden çıkarılmakonusunda idareye herhangi bir değerlendirme yapma ya da başka yönde işlemkurma yetki ve görevi verilmediği, kanun niteliğini taşıyan hukuki bir düzenlemeile kamu görevinden çıkarılma işlemi gerçekleştirildiği, dolayısıyla davalıidarece tesis edilmiş, idari davaya konu olabilecek bir idari işleminbulunmadığı ve davanın esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığıgerekçesiyle 'davaların incelenmeksizin reddi yönünde' kararlar verilmiştir.Buna karşın, Kanun Hükmünde Kararnamelerde belirlenen usul ve esaslara görepersonelin kendi kurumunda oluşturulan kurullar tarafından tesis edilen kamugörevinden çıkartılmaya ilişkin işlemlere karşı açılan davalarda, idaremahkemelerince uyuşmazlığın esasının incelenmesine devam edilmiştir.
Bu arada, personelin kendi kurumundaoluşturulan kurul tarafından tesis edilen kamu görevinden çıkartılmaya ilişkinişlemlere karşı açılan davaların incelemesi devam ederken, aynı personelin bukez Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu personeline İlişkin Alınan Tedbirlere DairKanun Hükmünde Kararnamelerin eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamugörevinden çıkarıldığı hallerde, yasa hükmünde olan Kanun Hükmünde Kararname ilekamu görevinin herhangi bir işleme gerek kalmaksızın doğrudan sonlandırılmışolması karşısında, idare tarafından oluşturulan Kurulun tesis ettiği kararınkendiliğinden ortadan kalktığı ve davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle kimiidare mahkemelerince dava hakkında 'karar verilmesine yer olmadığı' yönündekararlar verilmiştir.
Bir idari işlem açıkça idare tarafındangeri alınmadığı veya bir başka işlemle yürürlükten kaldırılmadığı ya da idaremahkemesince iptal edilmediği sürece hukuk aleminde varlığını sürdürecektir. Bunedenle, Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listelerde ismine yer verilmeksuretiyle hiçbir idari işleme gerek kalmaksızın doğrudan kamu görevininsonlandırılmasına karşı açılan davalarda idare mahkemelerince, Kanun HükmündeKararnamelerin kanun niteliği taşıdığı gerekçesiyle 'incelenmeksizin ret'kararları verildiği de göz önünde bulundurulduğunda, personellerin kendikurumunda oluşturulan kurullar tarafından kamu görevinden çıkarılmasına ilişkinişlemlere karşı açılan davaların (idari işlemden sonra çıkartılan KanunHükmünde Kararnamenin eki listesinde aynı personelin ismine yer verilmeksuretiyle ikinci kez görevine son verilmiş olsa bile idari işlemin hukukenyürürlükte olması nedeniyle) esastan sonuçlandırılması gerektiği açıktır.
...
Bu nedenle, anılan her iki işleme karşıaçılan davalarda yargı yerlerince verilecek kararların uygulanması aşamasındaortaya çıkabilecek hukuki sorunların da önlenmesi amacıyla Mahkemece; önceliklepersonelin ilgili Kanun Hükmünde Kararnamenin ekli listesinde isminin yeralması nedeniyle kamu görevinden çıkartılması işlemine karşı dava açıpaçmadığı, dava açmış ise 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İncelemeKomisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek KabulEdilmesine Dair Kanun hükümleri gereğince dava dosyasının İnceleme Komisyonunagönderilip gönderilmediği, Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevindençıkarılmasına karşı dava açmamış (ya da dava açmış) olsa bile Komisyonabaşvurma hakkını da kullanabileceğinden, personelin Olağanüstü Hal İşlemleriİnceleme Komisyonuna başvuruda bulunup bulunmadığı ve Komisyonca başvuruhakkında bir karar verilip verilmediği veya Kanun Hükmünde Kararnamenin ekilistesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmasının iptaliistemiyle açılmış dava nedeniyle 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İncelemeKomisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek KabulEdilmesine Dair Kanun gereğince Komisyona gönderilmesi gereken bir dosyasınınmevcut olup olmadığı (Komisyonca verilecek karar hem personelin hukuki durumunuhem de davacının çalıştığı kurum bünyesinde oluşturulan Kurul tarafındanverilen kamu görevinden çıkarma işlemine karşı açtığı davada yargı mercilerinceverilecek kararın hukuki sonucunu etkileyeceğinden) araştırılmalı, Komisyonabaşvurusu var ise, bu başvurunun sonucu beklenmeli, Komisyon kararına karşıdava açılmış ise, yukarıda açıklandığı üzere söz konusu iki davada verilecekkararlar birbirini etkileyeceğinden, öncelikle 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 38 ve devamı maddelerinde yer alan 'bağlantılı davalara ilişkinhükümler' dikkate alınarak değerlendirme yapılmalı, şayet personelin herhangibir davası veya Komisyona başvurusu yok ise Anayasanın 36. maddesiyle de korumaaltına alınan hak arama hürriyetinin engellenmemesi adına, davacının çalıştığıkurum bünyesinde oluşturulan Kurul kararı ile ihraç edilmesi işleminin iptalinekonu uyuşmazlığın esasının incelenerek bir karar verilmesi gerekmektedir."
B. UluslararasıHukuk
1. Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi
29. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkesdavasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusundakarar verecek olan,... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkınasahiptir..."
2. Avrupa İnsanHakları Mahkemesi İçtihadı
30. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göreSözleşme'nin 6. maddesinin medeni hukuk alanına giren konulardauygulanabilirliği ilk olarak bir uyuşmazlığın varlığına bağlıdır. İkinci olarakuyuşmazlık en azından savunulabilir bir şekilde iç hukukta tanınmış olduğusöylenebilecek hak ve yükümlülükler ile ilgili olmalıdır. Son olarak ise bu hakve yükümlülükler -her ne kadar bizzat 6. madde bu hak ve yükümlülüklereSözleşmeci devletlerin hukuk sistemi içinde belirli bir anlam atfetmese de-Sözleşme anlamında medeni nitelikte olmalıdır (James vediğerleri/Birleşik Krallık [GK], B. No: 8793/79, 21/2/1986, § 81).
31. AİHM; Sözleşme'nin 6. maddesinin Sözleşmeci devletleriniç hukukunda geçen bir hak için belirli bir anlam öngörmediğini, birhakkın var olup olmadığını karara bağlamada ilke olarak iç hukukabaşvurulacağını, ulusal mahkemelerin bu konudaki değerlendirmelerinden farklıbir sonuca ulaşılması için de güçlü gerekçelere sahip olunması gerektiğini,yetkililerin belli bir başvuran tarafından talep edilen tedbirin kabul edilipedilmemesine karar vermede takdir hakkını kullanıp kullanmadığının dikkatealınabileceğini hatta bu durumun belirleyici olabileceğini, bununla birliktesalt bir kanun hükmünün lafzında bir takdir unsurunun bulunmasının bir hakkınvarlığını tek başına hükümsüz kılmayacağını, benzer durumlarda iddia edilenhakkın yerel mahkemelerce tanınması veya yerel mahkemelerin başvuranıntalebinin esasını incelemesi hususunun da gözönüne alması gerektiğinibelirtmiştir (Boulois/Lüksemburg [BD], B. No: 37575/04, 3/4/2012, §§91-94).
32. AİHM; mahkeme hakkının görünümlerinden biri olankarar hakkı ile ilgili Kutic/Hırvatistan (B. No: 48778/99, 1/3/2002) davasındayaptığı değerlendirmede ise Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınhukuki uyuşmazlıkların tespiti için mahkemeye erişim hakkını güvence altınaaldığını yinelemekte ancak bu hakkın yalnızca dava açma hakkı ile sınırlıolmadığını, aynı zamanda mahkemenin uyuşmazlık konusundaki kararını eldeetme hakkını da kapsadığını belirtmektedir. AİHM'e göre bir taraf devletin içhukuk sistemi uyarınca bir birey tarafından açılan davaya ilişkin yürütülenyargılamalar neticesinde davanın nihai bir karara bağlanacağı garanti edilmedenbu kişinin bir mahkeme önünde hukuk davası açmasına izin verilmesi yanıltıcıolur. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının davacılaratanınan usule ilişkin güvenceleri -adil, aleni ve hızlı yargılama-, uyuşmazlıklarınınnihai bir çözüme kavuşturulacağını garanti etmeksizin detaylı olarakaçıklamasının anlamsız olacağına dikkat çekmektedir (Kutic/Hırvatistan,§ 25).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
33. Mahkemenin 16/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
34. Başvurucu, mahkemelerin vermiş olduğu kararların,önceden verilmiş olan kararlarla çelişkili olması nedeniyle adil yargılanmahakkının ve hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ifade etmiştir. Başvurucuyine mahkemelerin davanın esası hakkında karar vermemesi nedeniyle mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
35. Bakanlık görüşünde, KHK ile memuriyetine sonverilenlerin görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmeyecekleri ve birdaha kamu hizmetinde istihdam edilemeyeceklerini vurgulamıştır. Memuriyetleilişiği kesilmiş olan ve yürürlükteki mevzuat uyarınca bir daha kamu göreviüstlenmesi hukuken mümkün olmayan başvurucunun kamu görevi dışında hukuki durumunuetkilemeyecek olan disiplin cezasının iptal edilmesinin hukuki statüsündeherhangi bir değişikliğe yol açmayacağını ifade etmiştir. Yargılamanın devamınagerek görülmemesinde bariz bir takdir hatası ya da açık bir keyfîlikbulunmadığını belirtmiştir.
36. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında ihraçedilmesine yönelik sürecin Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu(Komisyon) önünde derdest olduğunu belirtmiştir. Komisyon kararıyla mesleğinedönmesi hâlinde yargı denetiminden geçmemiş bir disiplin cezasıyla karşıkarşıya kalacağını, bu sebeple mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ifadeetmiştir.
B. Değerlendirme
37. Anayasa'nın 36. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, ...yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarakiddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisiiçindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun yukarıda belirtilen şikâyetlerinin özü; iptal davasına konuedilen, Siirt Millî Eğitim Müdürlüğünün 23/1/2017 işleminin iptal talebininyargı merciince uyuşmazlığın esasına ilişkin bir değerlendirme yapılmaksuretiyle nihai bir çözüme kavuşturulmamış, karara bağlanmamış olmasıdır. Busebeple belirtilen ihlal iddiaları mahiyeti itibarıyla karar hakkı kapsamındaincelenmiştir.
1. UygulanabilirlikYönünden
39. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ekprotokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa veSözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içerenbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (OnurhanSolmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
40. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında;herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme, bunun doğalsonucu olarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvencealtına alınmıştır. 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36.maddesinin birinci fıkrasına adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin 14.maddesinin gerekçesinde "değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğuuluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınmış olan adil yargılamahakkı[nın] metne dahil" edildiği belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın36. maddesine söz konusu ibarenin eklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenenadil yargılanma hakkını anayasal güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır(Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 54). Bu itibarla Anayasa'dagüvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriği belirlenirkenSözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin vebuna ilişkin AİHM içtihadının da gözönünde bulundurulması gerekir (OnurhanSolmaz, § 22).
41. Anayasa Mahkemesi; Sözleşme'nin adil yargılanmahakkını düzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin "medenihak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların" ve bir suçisnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğunu belirterekhakkın kapsamının bu konularla sınırlandırıldığını, hak arama hürriyetininihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucununya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya dabaşvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiğinibelirtmiştir (Adnan Oktar, B. No: 2012/917, 16/4/2013, § 21).
42. Anayasa Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasının medeni hak ve yükümlülüklerin karara bağlanmasıyla ilgilibir yargılama usulünde uygulanabilmesi için öncelikle ortada bir uyuşmazlığınbulunması gerektiğini belirterek AİHM ile benzer ilkeleri benimsemiştir (İsmailTaşpınar, B. No: 2013/3912, 6/2/2014, § 21).
43. Bireysel başvuruya konu olayda disiplin cezasınıniptali istemiyle açılan davanın başvurucunun kamu görevinden ihraç edildiğindenbahisle dava konusunun ortadan kalktığı gerekçesiyle esasının incelenmediğigörülmektedir.
44. 2577 sayılı Kanun hükümlerine göre davanın davaaçmakta menfaati bulunmayan kişi veya kişilerce açılması durumunda davanınehliyetsiz kişi/kişilerce açıldığı gerekçesiyle davanın esas incelemesinegeçilmeksizin usulden reddedilmesi öngörülmektedir. Yerleşik idari yargıiçtihadında, iptal davalarının kabulü ve dinlenilebilmesi için aranılankoşullardan birinin davacının menfaatinin davaya konu işlem ile ihlal edilmişolması gerektiği kabul edilmektedir (bkz. § 19). Bu itibarla davacınınmenfaatini ihlal etmeyen idari işlemlerin esasen herhangi bir uyuşmazlığasebebiyet verme imkân ve kabiliyeti bulunmayan nitelikte işlemler olduğusöylenebilir.
45. Buradaki asıl meselenin davanın açıldığı sırada verolan menfaat bağının yargılamanın sonuna kadar bulunmasının gerekipgerekmediğidir. Hâl böyle olunca somut olayda bir uyuşmazlığın bulunupbulunmadığının ortaya konulması, Sözleşme'nin 6. maddesininuygulanabilirliğinin tespiti bakımından önem arz etmektedir.
46. Bir idari işlemin davacının menfaatini yargılamanınsonuna kadar ihlal edip etmediğine ilişkin değerlendirmenin bu husustaki kanunhükmünü uygulayacak olan idari yargı mercii tarafından tespit edileceğiaçıktır.
47. Bununla birlikte ilgili kanun hükmünü uygulayan yargımerciinin idari işlemin dava konusu edilemeyeceği yönünde bir tespit vedeğerlendirmede bulunmuş olması tek başına ve her zaman ortada bir uyuşmazlığınbulunmadığı sonucuna ulaşılması için yeterli değildir. Bireysel başvurukapsamında yapılan incelemelerde Sözleşme'nin 6. maddesininuygulanabilirliğinin tespiti için aynı mahiyetteki idari işlemlere ilişkinolarak iç hukukta kabul görmüş bir uyuşmazlık olgusu bulunup bulunmadığının dadeğerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmenin yapılmasında ise yerelmahkemelerce aynı mahiyetteki idari işlemlerin dava konusu edilebileceğininkabul edilmesi ve bu tip işlemlerden doğan uyuşmazlıkların esasının incelenmesiönemli bir ölçüttür. Özellikle içtihat mahkemesi olan Danıştayın yorum veuygulamalarının bu hususta belirleyici bir role sahip olduğu söylenebilir (AliDiren, B. No: 2015/13108, 18/4/2018, § 42).
48. Bu bağlamda bir kısım Danıştay içtihadına (bkz. §§25, 26) göre idari işlemlerin kuruldukları tarih itibarıyla yargısal denetimetabi tutulmaları gerektiği, idare hukukunun genel ilkelerine göre iptal davası açılabilmesiiçin davacı ile dava konusu işlem arasında menfaat ilişkisinin varlığınınyeterli olduğu, ayrıca dava konusu işlemle menfaat ilişkisinin davanınsonuçlanmasına kadar devam etmesinin aranmadığı değerlendirilerek bunitelikteki işlemlerden doğan uyuşmazlıkların esasının incelendiğigörülmektedir. Bir kısım Danıştay içtihadında ise menfaat ilişkisinin davanınniteliği ve özelliğine göre idari yargı mercilerince belirleneceği ifadeedilmiştir.
49. Somut başvuruda başvurucunun kamu görevindençıkarılmasına ilişkin işleme karşı yargı yolunun açık olması sebebiyle kamugörevine dönme ihtimalinin varlığı değerlendirildiğinde iç hukukta en azındansavunulabilir bir biçimde dava konusu edilebilir olduğu ileri sürülebilecek biruyuşmazlığın bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle ihlal iddialarınınkonusunun Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanının kapsamında yeraldığının kabulü gerekir.
2. KabulEdilebilirlik Yönünden
50. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
3. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
51. Anayasa’nın 36. maddesinin ikinci fıkrasında hiçbirmahkemenin görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağıbelirtilmiştir. Bu bağlamda Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkı, kişilere davanın görüldüğü mahkemeden uyuşmazlığa ilişkin birkarar verilmesini isteme güvencesini de sağlar. Öte yandan Sözleşme'yiyorumlayan AİHM de Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemehakkı şeklinde genel bir hakkı düzenlediğini kabul etmekte ve bu hakkın kararhakkını da içerdiğini ifade etmektedir (İbrahim Demiroğlu, B. No:2017/15698, 26/7/2019, § 50).
52. Adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olanmahkeme hakkı; mahkemeye erişim hakkı, karar hakkı ve kararın icrası haklarınıiçerir. Karar hakkı genel itibarıyla mahkeme önüne getirilen uyuşmazlığınkarara bağlanmasını isteme hakkını ifade eder. Zira dava hakkını kullananbireyin asıl amacı davanın sonunda, uyuşmazlık konusu ettiği talebinin esasıylailgili olarak bir karar elde edebilmektir. Bir başka ifadeyle dava sonucundaşayet bir karar elde edilemiyorsa dava açmanın da bir anlamı kalmayacaktır. Öteyandan karar hakkı bireylerin sadece yargılama sonucunda şeklî anlamda birkarar elde etmelerini güvence altına almaz. Bu hak aynı zamanda dava konusuedilen uyuşmazlığa ilişkin esaslı taleplerin yargı merciince bir sonucabağlanmasını da gerektirir (İbrahim Demiroğlu, § 51).
53. Kuşkusuz söz konusu dava, yargılama usulü kurallarıgereğince uyuşmazlığın esasının incelenemediği birtakım kararlarla daneticelenmiş olabilir (düşme/açılmamış sayılma/karar verilmesine yerolmadığı/süre aşımı vb.). Bu durum kural olarak karar hakkı yönünden bir sorunteşkil etmez. Zira söz konusu hakkın sağladığı güvence bakımından önemli olanhusus; açıldığı sırada davanın -usule ilişkin sorunlar hariç-uyuşmazlığın esasını çözüme kavuşturma potansiyeline sahip, bir başka ifadeyledava açılmasındaki asıl amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasıdır. Ancak bunitelikleri taşıyan bir davada yargılamanın henüz devam ettiği bir süreçtetaraflardan birinin aleyhine olacak ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talephakkında karar vermesini engelleyecek şekilde davayı ortadan kaldıran ya dadavanın incelenmesini durdurarak karara bağlanmasına mâni olan yasalarçıkarılması karar hakkının ihlaline yol açabilir (İbrahim Demiroğlu, §52).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
54. Başvurucu haklarında tesis edilen disiplin cezasınıniptali talebiyle açtığı davada derece mahkemesi tarafından başvurucunun kamugörevinden ihraç edilmiş olduğu gerekçesiyle davanın esası incelenmemiştir.
55. Yukarıda yer verilen Danıştay içtihatlarında ortayakonulduğu üzere iptal davalarının ilk inceleme aşamasında kabul edilebilirlikleriiçin başka bir deyişle davanın esasının incelenebilmesi için 2577 sayılı Kanunkapsamında aranan menfaat şartının davanın açıldığı sırada bulunması yeterliolmakta, menfaatin davanın sonuna kadar devam etmesi aranmamaktadır. Anılaniçtihatlardaki yaklaşımın kamu görevlileri hakkında tesis edilen işlemlerhakkında açılan davaların yargılama sırasında kamu görevlisi statülerininherhangi bir nedenle sona ermesi durumunda dahi idari işlemle olan menfaatbağının ortadan kalkmayacağı yönünde olduğu görülmektedir. Böylece alınacakyeni bir idari kararla davacının iptalini istediği işlemle ilişkisini kesmeksuretiyle dava konusu işlemin yargı denetimi dışına çıkarılması engellenmişolacaktır. Buna göre Danıştayın söz konusu içtihatlarındaki çıkarımın dava şartıolarak kabul edilen menfaat ihlali yorumundan hareketle dava konusuedilebilirliğinin tespitinde kamu yararı ile bireyin menfaatleri arasındakiadil dengeyi gözeten, objektif ve hukuken kabul edilebilir ölçütler içerdiğigörülmektedir.
56. Anılan içtihattaki yaklaşımın öz itibarıyla statühukukuna göre çalışan kamu görevlilerinin kamu personel hukuku kapsamındahaklarında tesis edilen idari işlemlerin onların aktif meslek yaşamlarıharicinde maddi ve manevi varlıkları üzerinde de birtakım etki ve sonuçlargösterebilmesi, öte yandan meri mevzuatın emeklilik/istifa/ihraç vb. sebeplerlekaybedilen kamu görevliliği statüsünün belirli koşullar altında yenidenkazanılmasına imkân sağlaması karşısında böyle bir durumda idari işlemin kişiüzerinde etkilerini devam ettirecek olması gibi gerekçelere dayandığıanlaşılmaktadır (Levent Tütüncü, B. No: 2015/3690, 18/7/2018, § 59).
57. Danıştay içtihadında benimsenen bu yaklaşıma göresomut olayda başvurucunun Komisyona başvurabileceği, Komisyon kararına karşıyargı yolunun açık olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda başvurucunun yenidenkamu görevliliği statüsünü kazanabileceği ihtimalinde dava konusu disiplincezasının başvurucu üzerinde bir etkisinin bulunmayacağı söylenemez. Buitibarla disiplin cezasının iptali talebiyle açılan davanın yargılaması davamederken başvurucunun kamu görevinden ihraç edilmesinin davaya konu idari işlemile ihlal edilen menfaatinin ortadan kalkmadığı, bu durumda davanın esasınınincelenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
58. Bireysel başvuruya konu mahkeme kararında iseDanıştay içtihadında belirtilen ölçütler kapsamında herhangi bir irdelemeyegidilmeksizin salt kamu görevinden ihraç edilme sebebiyle davanın konusununortadan kalktığı yönünde şekilci bir yaklaşımla hareket edilerek davanınesasının incelenmediği, başka bir deyişle davaya konu idari işlemin esasıhakkında karar verilmediği görülmektedir.
59. Mahkemenin somut olayda davanın esasınınincelenebilmesine ilişkin değerlendirmesi konusunda 2577 sayılı Kanun'dadüzenlenen usul kurallarının uygulanmasıyla ilgili bu şekilci yorumunbaşvurucunun hukuksal durumunu etkileyen disiplin cezasından doğan uyuşmazlıkhakkında karar verilmemesi sebebiyle başvurucuya ağır bir külfet yüklediği, busebeple başvurucunun karar hakkının ihlal edildiği değerlendirilmiştir.
60. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki kararhakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
4. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
61. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1)Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
62. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılamayapılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
63. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
64. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığındansöz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yaniihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikleihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olankarar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bubağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan, §§ 55, 57).
65. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlardaAnayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ileAnayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendiuyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklıolarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran vebireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenleAnayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılamakararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundanfarklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabulhususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle birkarar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebinibeklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılamakararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleriyerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya vediğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
66. İncelenen başvuruda başvurucunun açtığı dava hakkındakarar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması sebebiyle Anayasa'nın36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki kararhakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkemekararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
67. Bu durumda karar hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak amacıyla dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesinekarar verilmesi gerekmektedir.
68. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harçile 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin karar hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıylaSiirt İdare Mahkemesine (E.2017/227, K.2017/1206) GÖNDERİLMESİNE,
D. 294,70 TL harç ile 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 16/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.