TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
TÜRKİYE GIDA VE ŞEKER SANAYİ İŞÇİLERİ SENDİKASI (ŞEKER İŞ) BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/13328)
Karar Tarihi: 19/11/2020
R.G. Tarih ve Sayı:17/2/2021-31398
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Gülsüm Gizem GÜRSOY
Başvurucu
:
Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası (ŞEKER-İŞ)
Vekili
:
Av. Gökhan CANDOĞAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1.Başvuru, sendika yetki tespitine itiraz talebiyleaçılan davanın makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle sendika hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 25/7/2016 tarihinde yapılmıştır.
3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlikve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu Sendika 1948-1952 yılları arasında kurulandört ayrı sendikanın bir araya gelerek bir federasyon kurmasıyla oluşmuş, onbir sendikanın da bu federasyona katılımıyla birlikte 1963 yılında Türkiye Gıdave Şeker Sanayi İşçileri Sendikası (Sendika) adını almıştır. 28 bin üyesibulunan başvurucu Sendika, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonuna bağlıdır.
9. Davacı işyerinin internet sitesinde yer alan bilgileregöre davacının merkezi İstanbul'da olup fabrikası Afyonkarahisar'dadır. Davacı;Türkiye'nin en büyük "french fries patates" fabrikasıniteliğinde olduğunu, 20.000 ton mamul madde ve 60.000 ton ham madde depolamakapasitesi bulunduğunu belirtmiştir.
10.Başvurucu Sendika, davacı işyerinde toplu iş sözleşmesi(TİS) yapmak için yeterli sayıya ulaştığını belirterek yetki tespiti talebiyle4/8/2014 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına başvurmuştur.Sendikaların TİS akdedebilmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınayetki başvurusunda bulunması gerekmektedir. Bu yetki talebi, talepte bulunansendikanın işverenle aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğinin ve işçilerin bellibir çoğunluğunun sendikaya üye olduğunun tespit edilmesine ilişkindir. Butespit yapılırken sendikanın TİS kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihindeçalışan işçilerin yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde kırkının kendi üyesibulunması koşulu aranmaktadır. İşletme kavramı ise aynı işverenin aynı işkolunda faaliyet gösteren bir veya birden fazla işyerini ifade etmektedir.
11. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 7/8/2014tarihinde davacıya ait, İstanbul ve Afyonkarahisar'da bulunan iki biriminişletme niteliğinde olduğunu kabul ederek işyerinde 140 işçinin çalıştığını, 78işçinin Sendikaya üye olduğunu belirterek Sendikanın gerekli çoğunluğusağladığını tespit etmiştir.
12. Davacı 9/9/2014 tarihinde Afyonkarahisar İş Mahkemesive İstanbul 24. İş Mahkemesinde yetki tespitine itiraz davası açmıştır. Budavanın açılması ile birlikte 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar veToplu İş Sözleşmesi Kanunu uyarınca TİS süreci dava sonuçlanana kadar durmaktave mahkemenin hangi sendikanın TİS yapma yetkisine sahip olduğunu tespit etmesibeklenmektedir.
13. Afyonkarahisar İş Mahkemesi 28/11/2014 tarihliduruşmada İstanbul 24. İş Mahkemesi tarafından birleştirme hususunda verilecekkararın beklenmesine karar vermiştir. İstanbul 24. İş Mahkemesi 5/2/2015tarihinde, davanın Afyonkarahisar İş Mahkemesi dosyasında birleştirilmesinekarar vermiştir.
14. Afyonkarahisar İş Mahkemesi 10/4/2015 tarihindeverdiği kararla asıl davanın süresinden sonra açılmış olması nedeniyle reddine,birleşen davanın ise asıl dava ile aynı mahiyette olması nedeniyle hukuki yararyokluğundan reddine karar vermiştir.
15. Yargıtay 7/9/2015 tarihli ilamıyla, asıl davanınsüresinde açılmış olması nedeniyle ilk derece mahkemesi tarafından verilenhükmün bozulmasına, birleşen dava yönünden verilen hükmün onanmasına kararvermiştir.
16. Afyonkarahisar İş Mahkemesince yargılamaya devamedilmiştir. Aynı Mahkemenin 28/4/2016 tarihli duruşmasında yetki tespitine konuişletmenin merkez adresinin İstanbul olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararıverilerek dosyanın yetkili İstanbul İş Mahkemesine gönderilmesine kararverilmiştir.
17. Başvurucu, kararı temyiz etmiştir. Ayrıca uzunsüredir devam etmekte olan dava nedeniyle sendikal haklarını kullanamadığınıbelirterek 25/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
18. Yargıtay 19/9/2016 tarihinde, davacının itirazlarındaÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının işletme tespitinin hatalı olduğunu vesomut durumda tek bir işyerinin bulunduğunu ileri sürdüğünü, Mahkemenin işyerive işletme niteliğinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespitinin zorunluolduğunu belirterek verilen yetkisizlik kararının bozulmasına karar vermiştir.
19. Bozma sonrası Afyonkarahisar İş Mahkemesi, bozmakararına uyarak yargılamaya devam etmiştir. Mahkeme 31/5/2018 tarihinde yetkibaşvurusu tarihi itibarıyla toplam 141 işçiden 78'inin davalı Sendikanın üyesiolarak %55,32 çoğunluk sağladığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
20. Temyiz üzerine verilen karar Yargıtayın 8/11/2018tarihli onama ilamıyla kesinleşmiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
21. 6356 sayılı Kanun'un "İş kolunun tespiti"kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1)Bir işyerinin girdiği işkolunun tespitiBakanlıkça yapılır. Bakanlık, tespit ile ilgili kararını Resmî Gazete’deyayımlar. Bu tespite karşı ilgililer, kararın yayımından itibaren on beş güniçinde dava açabilir. Mahkeme iki ay içinde kararını verir. Kararın temyizedilmesi hâlinde Yargıtay uyuşmazlığı iki ay içinde kesin olarak karara bağlar.
(2) Yeni bir toplu iş sözleşmesi için yetki sürecibaşlamış ise işkolu değişikliği tespiti bir sonraki dönem için geçerli olur.İşkolu tespit talebi ve buna ilişkin açılan davalar, yetki işlemlerinde veyetki tespit davalarında bekletici neden sayılmaz..."
22. 6356 sayılı Kanun'un "Yetki" kenarbaşlıklı 41. maddesi şöyledir:
"(1) Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerinen az yüzde birinin üyesi bulunması şartıyla işçi sendikası, toplu işsözleşmesinin kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerinyarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde kırkının kendi üyesi bulunması hâlindebu işyeri veya işletme için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.
(2) İşletme toplu iş sözleşmeleri için işyerleri birbütün olarak dikkate alınır ve yüzde kırk çoğunluk buna göre hesaplanır.
(3) İşletmede birden çok sendikanın yüzde kırk veyafazla üyesinin olması durumunda başvuru tarihinde en çok üyeye sahip sendikatoplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.
(4) Bir işveren sendikası, üyesi işverenlere ait işyeriveya işyerleri, sendika üyesi olmayan bir işveren ise kendi işyeri veyaişyerleri için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.
(5) Bir işkolunda çalışan işçilerin yüzde üçününtespitinde Bakanlıkça her yıl ocak ve temmuz aylarında yayımlanan istatistikleresas alınır. Bu istatistiklerde her bir işkolundaki toplam işçi sayısı ileişkollarındaki sendikaların üye sayıları yer alır. Yayımlanan istatistik, topluiş sözleşmesi ve diğer işlemler için yeni istatistik yayımlanıncaya kadargeçerlidir. Yetki belgesi almak üzere başvuran veya yetki belgesi alan işçisendikasının yetkisini daha sonra yayımlanacak istatistikler etkilemez.
(6) Yayımından itibaren on beş gün içinde itirazedilmeyen istatistik kesinleşir. İstatistiğin gerçeğe uymadığı gerekçesiyle busüre içinde Ankara İş Mahkemesine başvurulabilir. Mahkeme bu itirazı on beş güniçinde sonuçlandırır. (Değişik iki cümle:12/10/2017-7036/33 md.) Mahkemeceverilen karar hakkında, ilgililerce veya Bakanlıkça istinaf yoluna başvurulmasıhâlinde bölge adliye mahkemesi bir ay içinde kararını verir. Bu karara karşıtemyiz yoluna başvurulması hâlinde Yargıtay, temyiz talebini bir ay içindekesin olarak karara bağlar.
(7) Bakanlık, yetkili sendikanın belirlenmesinde veistatistiklerin düzenlenmesinde kendisine gönderilen üyelik ve üyeliktençekilme bildirimleri ile Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan işçi bildirimleriniesas alır.
23. 6356 sayılı Kanun'un 41. maddesinin gerekçesişöyledir:
"...sendikaların temsil yeteneğini artırmak amacıylayetki alabilecek sendikalar için asgari üye kriteri eklenmiştir"
24. 6356 sayılı Kanunun "Yetki tespiti içinbaşvuru" kenar başlıklı 42. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
" (1) Toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen işçisendikası Bakanlığa başvurarak yetkili olduğunun tespitini ister. İşverensendikası veya sendika üyesi olmayan işveren de Bakanlığa başvurarak yetkiliişçi sendikasının tespitini isteyebilir.
(2) Bakanlık, kayıtlarına göre başvuru tarihi itibarıylabir işçi sendikasının yetkili olduğunu tespit ettiğinde, başvuruyu, işyeri veyaişletmedeki işçi ve üye sayısını, o işkolunda kurulu işçi sendikaları ile tarafolacak işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene altı iş günüiçinde bildirir."
25. 6356 sayılı Kanunun "Yetki itirazı"kenar başlıklı 43. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Kendilerine 42 nci madde uyarınca gönderilentespit yazısını alan işçi veya işveren sendikaları veya sendika üyesi olmayanişveren; taraflardan birinin veya her ikisinin yetki şartlarına sahip olmadığıveya kendisinin bu şartları taşıdığı yolundaki itirazını, nedenlerini degöstererek yazının kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren altı iş günüiçinde mahkemeye yapabilir.
...
(3) ... İşçi ve üye sayılarının tespitinde maddi hata vesüreye ilişkin itirazları mahkeme altı iş günü içinde duruşma yapmaksızın kesinolarak karara bağlar. İşçi ve üye sayılarının tespitinde maddi hata ve süreyeilişkin itirazları mahkeme altı iş günü içinde duruşma yapmaksızın kesin olarakkarara bağlar. (Değişik cümle: 12/10/2017-7036/34 md.) Bunların dışındakiitirazlar için mahkeme, duruşma yaparak karar verir ve bu karar hakkındaistinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesi bir ay içindekararını verir. (Ek cümle: 12/10/2017- 7036/34 md.) Bu karara karşı temyizyoluna başvurulması hâlinde Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir.
(5) İtiraz, karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerinidurdurur."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 19/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
27. Başvurucu;
- Yetki tespitinin sendikalar açısından TİS yapmanın önkoşulu olması nedeniyle sendika hakkının en önemli unsurlarından biri olduğunu,
- 6356 sayılı Kanun'da kısa süreler öngörülmesine rağmenbaşvuruya konu davanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle TİS yapmahakkını elde edemediğini, dolayısıyla sendika hakkının etkisizleştirildiğini,
- TİS sürecine ilişkin yargılamaların genel olarakistihdama ve sendikal haklara ilişkin olması nedeniyle kanun koyucununözellikle kısa süreler öngördüğünü ancak bu hususun yargı makamlarınca dikkatealınmadığını,
- Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyleişverenlerin yetki tespitine itiraz davalarını kötüye kullandığını ve TİSsürecini engellediklerini,
- TİS yapma yetkisinin sendikalar açısından en önemliaraç olduğunu ve sendikaların varlık sebeplerinin en önemli unsuru olduğunubelirterek başvuruya konu yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını,dolayısıyla etkin bir yargılama yapılmadığını, uzun süren yargılama nedeniylebaşvurucu Sendikanın davacı işyerinde sendikalaşamadığını ve böyleliklebaşvuruya konu yargılamanın hakkın kullanımını engellediğini belirterek sendikahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
28. Anayasa'nın iddiaların değerlendirilmesine dayanakalınacak “Sendika kurma hakkı” kenar başlıklı 51. maddesinin ilk üçfıkrası şöyledir:
“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışmailişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmekiçin önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlaraserbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimsebir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni,suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.
Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil,şart ve usuller kanunda gösterilir”
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
30. Somut olayda başvurucu Sendika, davacı işyerindeyetkili sendika olma talebiyle başvuruda bulunduğunu ancak işyerinin Çalışma veSosyal Güvenlik Bakanlığının yetki tespitine karşı açtığı davanın makul süredetamamlanamaması nedeniyle dava sürecinde işyerinde yetkili sendika olarakfaaliyet gösteremediğini, bu nedenle sendika hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür. Dolayısıyla somut olaydaki başvurunun Anayasa'nın 51. maddesiyledevlete yüklenen pozitif yükümlülükler kapsamında incelenmesi gerekir.
a. Genelİlkeler
31. Anayasa’nın 51. maddesinde düzenlenen sendika hakkı,demokratik toplumun temeli olan örgütlenme özgürlüğünün bir parçasıdır.Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kolektifoluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğüdür. Bu özgürlükbireylere siyasal, kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını topluluk hâlinde gerçekleştirmeimkânı sağlar (AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).
32. Örgütlenme özgürlüğü, içinde temel iki hakbarındırır. Bunlardan biri örgütün varlığı ve işleyişinin korunmasıdır. Diğeriise bireyin örgüt içinde faaliyette bulunma ve örgütle ilişki kurmaözgürlüğüdür. İstihdam alanında kendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasınıamaçlayan örgütler olan sendikalar, örgütlenme özgürlüğünün önemli birparçasıdır. Dolayısıyla sendika hakkı da çalışanların bireysel ve ortakçıkarlarını korumak amacıyla bir araya gelerek örgütlenebilme serbestisinigerektirmekte ve bu niteliğiyle bağımsız bir hak değil örgütlenme özgürlüğününbir şekli veya özel bir yönü olarak görülmektedir. Demokrasilerde böyle bir örgüt,devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklarasahiptir (Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 31).
33. Anayasa'nın 51. maddesinde düzenlenen sendika hakkı,hakkın etkin bir şekilde kullanılması bağlamında devlete birtakım pozitifyükümlülükler yüklemektedir. Sendika hakkının devlete yüklediği pozitifyükümlülükler, bu haklara ilişkin davalarda kamusal makamlarca verilecekkararların etkinliği ve yeterliliği ilgili kararların mümkün olan en kısasürede verilmesiyle yakından ilgilidir (benzer değerlendirmeler için bkz. M.M.E.ve T.E., B. No: 2013/2910, 5/11/2015, § 125; İlknur Kızıltoprak, B.No: 2015/11579, 18/4/2019, § 76).
34. Bu konuda yargısal makamlardan ivedilikle hareketetmeleri, diğer bir anlatımla uyuşmazlık hakkında hızlı bir yargılama yaparakdavayı sürüncemede bırakmamaları, ilgili ve yeterli gerekçelerle bir kararvermeleri beklenir. Bu beklentinin gerçekleştirilmesi, sendika hakkı bağlamındadevletin pozitif yükümlülüklerindendir. Bu konudaki yükümlülüğün yerinegetirilmemesi durumunda, TİS korumasından yararlanamayanlar açısından telafisiimkânsız zararların doğması ve sendika hakkı bağlamında ciddi sorunlarıngündeme gelmesi muhtemeldir (benzer değerlendirmeler için bkz. Murat Demir[GK], B. No: 2015/7216, 27/3/2019, § 82, İlknur Kızıltoprak,§ 77).
b. TİS YapmaYetkisine İlişkin Bazı Tespitler
35. TİS, işçi sendikası ile işveren sendikası veyasendika üyesi olmayan işveren arasında akdedilen bir iş sözleşmesidir. Busözleşme; bireysel iş sözleşmelerinin nasıl yapılacağını, içeriğini, sona ermekoşullarını belirler. Bu yönüyle TİS normatif bir nitelik taşımakta, yasalsınırlar içinde ve TİS'in uygulama alanı ile sınırlı kalmak kaydıyla genel veobjektif nitelikte hukuk kuralı oluşturabilmektedir. TİS tarafların karşılıklıhak ve borçlarını, sözleşmenin uygulanması ve denetimi ile uyuşmazlıklarınçözüm yollarını da düzenlemek amacıyla yapılır. Bir başka açıdan elealındığında TİS, sendikalar için üyelerinin hak ve çıkarlarını koruma vegeliştirme mücadelesinde en önemli araçlardan biridir. Dolayısıyla TİS ve sendikalfaaliyet özgürlüğü birbirine sıkı sıkıya bağlı iki kavram olarak karşımızaçıkar. TİS akdetme yetkisi ile birlikte sendikalar örgütlü bir şekilde hareketetme ve taleplerini güçlü bir şekilde dile getirme imkânına sahip olur. Buyönüyle TİS sendikaların dinlenilme hakkının en önemli araçlarından biridir.
36. İşçi sendikaları yönünden TİS akdedebilmenin ön şartıyetkili sendika olduğunun belgelenmesidir. 6356 sayılı Kanun'un ilgilimaddelerinde yetki şartının nasıl yerine getirileceği düzenlenmiştir (bkz. §§21-25). Kanunda öngörülen yetki şartı, geniş kitleleri ilgilendiren TİSgörüşmelerinde toplu pazarlık süreçlerinin temsil gücüne sahip sendikalarcayürütülmesi hedefiyle doğrudan bağlantılıdır (bkz. § 23). Çünkü güçlüsendikalar işverenler üzerinde ciddi bir baskı yaratabilecek ve işçiler için enuygun şartları sağlayabilecektir. TİS yapma yetkisi hem sendikalar hem işçileraçısından karşılıklı güvence sağlamaktadır. Bir sendikanın üye sayısı, TİSgörüşmelerinde pazarlık gücünün artması ve işçiyi işverene karşı koruma gücünesahip olması anlamına gelir. Diğer yandan sendikanın finansal açıdan güçlenmesiörgütlü işçi sayısı ile mümkündür. Nitekim işçilerden alınan dayanışmaaidatları ile sendikanın finansal kaynakları güçlendikçe organizasyonel performansıda artar ve daha fazla işçiye ulaşma imkânına sahip olur.
37. Somut olayda olduğu gibi işletme düzeyinde yapılmakistenen TİS'ler işverenin işletme kapsamında yer alan işyerleri için geçerliolacaktır. TİS yapılması durumunda sendikaya üye olan işçilerin yanı sırasendika üyesi olmayan işçiler de sendikanın onay vermesi ya da sendikayadayanışma aidatı ödemeleri şartıyla TİS imkânlarından faydalanabileceklerdir.
38. Bu yönüyle TİS yetkisi toplu pazarlığı sağlayan, bubağlamda işçi ve sendikanın iki taraflı etkilendiği hem subjektif hemörgütlenme hakları ilgili ve nesnel kurumsal bir içeriğin iç içe geçtiği birdurum olarak ortaya çıkar. TİS yetki sürecine yapılan kısıtlayıcı müdahalelerinyanı sıra yetki tespiti sürecinde devletin bu sürece ilişkin uyuşmazlıklarımakul sürede sonuçlandıramaması da sendika hakkına telafi edilemeyecek zararlarverebilir. TİS'lerin hem yetkili sendikalar hem işçiler yönünden kilit pazarlıkanlaşması işlevini güçlendirmek amacıyla TİS müzakerelerine ilişkin engellere karşıkorunması gerekir.
39. Anlatıldığı şekliyle yetkili sendikanın tespiti, hemsendikaları hem işçileri hem de işverenleri yakından ilgilendiren hukuki biruyuşmazlıktır. Bu uyuşmazlığın çözümlenmesi amacıyla açılan bir davanınsürüncemede bırakılması tek başına dahi devletin pozitif yükümlülüğünün ihlalianlamına gelebilir. Uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesini gerekli kılansöz konusu yükümlülük, kararın sonucundan ziyade usulüne ilişkindir.Dolayısıyla burada kastedilen sonuç yükümlülüğü değil usule ilişkin bir araçyükümlülüğüdür. Bu noktada devletin atması gereken öncelikli adım, yetkilisendikanın tespiti hususunda ilgililerin lehine ya da aleyhine de olsa hızlışekilde bir karar vermekten ibarettir (benzer değerlendirmeler için bkz. MuratDemir, § 83, İlknur Kızıltoprak, § 78).
40. Son olarak mevzuatın yorumlanmasıyla ilgili sorunlarıçözmek, öncelikle derece mahkemelerinin yetki ve sorumluluk alanındadır.Yetkili sendikanın tespiti, söz konusu dava grubu açısından en önemli unsurolup olayın tüm tarafları ile doğrudan temas hâlinde bulunan derecemahkemelerinin olayın koşullarını değerlendirmek açısından daha avantajlıkonumda bulunduğu da tartışmasızdır. Anayasa Mahkemesinin rolü ise bukuralların yorumunun Anayasa’ya uygun olup olmadığını belirlemekle sınırlıdır. Bunedenle Anayasa Mahkemesi, derece mahkemeleri tarafından izlenen usulüdenetlemek ve özellikle mahkemelerin Anayasa’nın 51. maddesindeki güvencelerigözetip gözetmediğini belirlemekle yetinmektedir. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi,derece mahkemelerinin yerini almamakta; kamusal makamların süreç içindekitutumlarını sendika hakkı bağlamındaki usule ilişkin güvenceler açısındandeğerlendirmektedir (benzer değerlendirmeler için bkz. Murat Demir, §85, İlknur Kızıltoprak, § 80).
c. İlkelerin Olaya Uygulanması
41. Eldeki başvuruda başvurucu Sendika 2014 yılında yetkitespiti talebinde bulunmuş ve yetki tespitine itiraz davası 2018 yılındasonuçlanmıştır. Başvurucu 6356 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (5) numaralıfıkrasında yer alan "İtiraz, karar kesinleşinceye kadar yetkiişlemlerini durdurur." biçimindeki hüküm gereğince dava sonuçlanıncayakadar yetkili sendika olarak yer alamamıştır. Bunun doğal sonucu olarak da dörtyıl gibi uzun bir süre boyunca başvuruya konu işyerinde çalışan işçiler enönemli sendikal haklardan olan toplu iş sözleşmesi hakkını kullanamamıştır.
42. Yetkili sendikanın ne şekilde tespit edileceği ilgilimevzuat hükümlerinde belirlenmiştir. Somut olayda Anayasa Mahkemesi, derecemahkemeleri tarafından izlenen usulü denetleyecek ve sendika hakkı bağlamındadevletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini inceleyecektir.
43. Mevcut başvuru koşulları yönünden önemli olan husus,sendika hakkının kullanımının sağlanmasına yönelik hukuki bir uyuşmazlığın çözümlenmesiamacıyla açılan davanın sürüncemede bırakılmadan hızlı bir şekildesonuçlandırılıp sonuçlandırılmadığı meselesidir. Bu türden bir yargılamanınsürüncemede bırakılması telafisi imkânsız zararlara yol açabileceğinden tekbaşına devletin pozitif yükümlülüğünün ihlali anlamına gelebilecektir.
44. Sendika hakkının hem sendikayı hem işçileri etkileyeniki taraflı yönünün olduğu kuşkusuzdur. Kanun koyucunun da 6356 sayılı Kanun'daitiraz ve yargılama aşamalarına ilişkin kısa süreler benimsemiş olması, buhakkın hızlı ve etkin bir şekilde kullanımını sağlama gayesinden ilerigelmektedir. Dolayısıyla bu noktada devletin yasama organının kanun ileöngördüğü hassasiyetin korunması, ancak yargı makamlarının önlerine gelenuyuşmazlıkları kanunda öngörülen süreleri aşmadan ve hızlı bir şekildeincelemeleri ile mümkün olabilir.
45. Somut olayda yetki tespitinde bulunulan tarihitibarıyla davacı işyerinde yeterli sayıda işçinin başvurucu Sendikanın üyesiolduğu, davanın sonuçlandığı tarih itibarıyla da başvurucu Sendikanın yetkilisendika olmak için ilgili mevzuat hükümlerinde yer alan koşulları taşıdığıidari ve yargısal makamlarca tespit edilmiştir. 2014-2018 yılları arasındageçen dört senelik oldukça uzun bir süre boyunca Sendikanın davacı işyerindekiişçileri temsil etme, işçi ve işveren arasında bir köprü oluşturma,gerektiğinde işvereni işçilerle ilgili konularda ikna etme, işçi sayısınıartırarak sosyal ve finansal kaynaklarını güçlendirme gibi haklarından yoksunbırakıldığı açıktır.
46. Her ne kadar nihai karar başvurucu Sendika lehinesonuçlanmış olsa da davanın dört yıl boyunca bir çözüme kavuşturulamamış olmasınedeniyle başvurucunun devam eden yargılama süreci boyunca sendikal haklarınıkullanamadığı, bu bağlamda hakkın korunması hususunda makul ivedilik ve özenyükümlülüğü çerçevesinde davranılmadığı görülmüştür.
47. Dolayısıyla başvuruya konu yargılamayla ilgili olarakdavanın makul sürede sonuçlandırılmadığı kabul edilmelidir. Bu durumdabaşvurucu Sendikanın yetki tespiti ile ilgili sürece dair yargılama sürüncemedebırakılarak başvurucunun davacı işyerinde sendikalaşabilmesi hususundaki hukukibelirsizlik hızlı bir yargısal süreç yürütülerek giderilmemiştir. Başka birifade ile başvurucu Sendikanın üyeleri adına söyleyeceklerini dinlemesi için işvereniikna etmeye çalışmak ve ilke olarak işverenle toplu sözleşme yapma hakkındanetkin bir şekilde yararlanmasını sağlamak konusundaki yükümlülüklerin yerinegetirilmediği anlaşılmıştır.
48. İncelenen başvuruda gözönüne alınması gereken önemlibir husus da yetki tespiti sürecinde işyerindeki işçilerin sendikal haklarımeselesidir. Zira işçilerin bir sendikaya üye olmalarındaki başlıca amaçlardanbirisi de o işyerinde yapılacak bir toplu iş sözleşmesi ile sosyal ve ekonomikhaklar ile çalışma şartlarını geliştirmek ve korumaktır. TİS beraberinde grevhakkını da getirir. Yani işçilerin TİS ile buluşamaması sendikal haklardan birbütün olarak yararlanamamaları anlamına da gelmektedir. Somut olayda başvuruyakonu işyerinde işçiler dört yıl gibi uzunca bir süre TİS'in getireceği sendikalhaklar ve koruma sisteminden faydalanamamıştır.
49. Anlatılanlar çerçevesinde olaylar bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde -nihai kararın sonucundan bağımsız olarak- mevzuatınöngördüğü şekilde süratle sonuçlandırılması gereken bir dava süreci sürüncemedebırakılmıştır. Bu itibarla yargı mercilerinin tutumu başvurucunun ve başvurucuile birlikte işyerinde çalışan işçilerin TİS kapsamında sendikal faaliyettebulunma olanağını ve sözleşmenin getirdiği sendikal haklara erişimini yargılamasüreci boyunca imkânsız kılmıştır.
50. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 51. maddesindegüvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. maddesi Yönünden
51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlaledildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalinve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
52. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve 25.000TL tazminat talebinde bulunmuştur.
53. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK] ,B.No:2014/8875,7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
54. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
55. İncelenen olayda yetki tespitine itiraz davasınınsürüncemede bırakılarak makul bir sürede karara bağlanmaması sebebiyleAnayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlaledildiğine karar verilmiştir. Dolayısıyla ihlalin Hâkimlik kararındankaynaklandığı anlaşılmıştır. Ancak olayın niteliği gözetildiğinde yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
56. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla sendika hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net25.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.239,50 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınansendika hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 25.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
D. 239,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam3.239,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için YASAL FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 19/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.