TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
TÜRKİYE PETROL, KİMYA VE LASTİK SANAYİİ İŞÇİLERİ SENDİKASI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/13531)
Karar Tarihi: 15/12/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Gülsüm Gizem GÜRSOY
Başvurucu
:
Türkiye Petrol, Kimya ve Lastik Sanayii İşçileri Sendikası
Vekili
:
Av. Mustafa KILIN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1.Başvuru, sendika yetki tespitine itiraz talebiyleaçılan davanın makul sürede sonuçlanmaması nedenliyle sendika hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 1/7/2016 tarihinde yapılmıştır.
3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlikve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu Sendika, 1949 yılında İstanbul Lastik veKauçuk Sanayi İşçileri Sendikası olarak kurulmuş ve 1959 yılında LASTİK-İŞ(Sendika) ismini almıştır. Sendika tüzüğünde iş kolunun lastik, petrol ve kimyaolduğu belirtilmiştir.
9. Davacı işyerinin dava tarihinde İstanbul Ümraniye'defabrika ve İstanbul Eminönü'nde merkez işyeri bulunmaktadır. Davacı; internetsitesinde yer alan bilgilere göre merkezi İstanbul Sancaktepe’de 25.000metrekare kapalı alanında, 150 çalışanıyla birlikte başta kimya sektörü olmaküzere temizlik, kozmetik, petrokimya, boya, gıda ve ilaç sektörlerindetedarikçiliğini sürdürmektedir.
10. Başvurucu Sendika, davacı işyerinde toplu işsözleşmesi (TİS) yapmak için yeterli sayıya ulaştığını belirterek yetki tespititalebiyle 11/1/2007 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınabaşvurmuştur. Sendikaların TİS akdedebilmesi için Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanlığına yetki başvurusunda bulunması gerekmektedir. Yetki talebi, taleptebulunan sendikanın işverenle aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğinin veişçilerin belli bir çoğunluğunun sendikaya üye olduğunun tespit edilmesineilişkindir. Söz konusu tespit yapılırken sendikanın TİS kapsamına girecekişyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerin en az yarıdan fazlasının,işletmede ise en az yüzde kırkının kendi üyesi bulunması koşulu aranmaktadır.İşletme kavramı ise aynı işverenin aynı iş kolunda faaliyet gösteren bir veyabirden fazla işyerini ifade etmektedir.
11. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 26/2/2007tarihinde davacıya ait Ümraniye/İstanbul adresindeki işyerinde 129 işçininçalıştığını, 67 işçinin sendikaya üye olduğunu belirterek Sendikanın gerekliçoğunluğu sağladığını tespit etmiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tespitindesadece fabrika işyerindeki işçi sayısı dikkate alınmış olup merkez işyerindekiişçi sayısı dikkate alınmamıştır.
12. Davacı işyeri 12/3/2007 tarihinde Ankara 13. İşMahkemesinde yetki tespitine itiraz davası açmıştır. Davacı, İstanbul ilindeÜmraniye ve Eminönü semtlerinde iki ayrı işyerinin bulunduğunu ve buişyerlerinin birlikte işletme niteliği taşıdığını, yetki tespitinde bu ikiişyerindeki işçi sayısının dikkate alınması gerektiğini, dolayısıylabaşvurucunun gerekli çoğunluğu sağlayamadığını ileri sürmüştür. Davacı ayrıcagüvenlik görevlilerinin sendikaya üye kaydedildiğini, üyelik tarihlerininyanlış hesaplandığını, toplam işçi sayısı ve üye sayısında da hatalıdeğerlendirmeler yapıldığını iddia ederek yetki tespitinin iptalini talepetmiştir.
13. Ankara 13. İş Mahkemesi 12/9/2012 tarihindeyetkisizlik kararı vererek dosyanın yetkili İstanbul İş Mahkemesinegönderilmesine karar vermiştir. Temyiz üzerine karar, Yargıtayın 26/12/2012tarihli kararıyla onanmıştır.
A. İş Kolu Tespitine İlişkin Süreç
14. Davacı 13/11/2009 tarihinde merkez işyeriyle(Eminönü) fabrika işyerinin (Ümraniye) aynı iş kolunda bulunduğunu, buişyerlerinin işletme teşkil ettiğinin tespitine karar verilmesi ve işyerininSendikanın iş kolundan farklı iş koluna girmesi nedeniyle sendika üyelikleriningeçersiz sayılması gerektiğini belirterek iş kolunun tespiti talebindebulunmuştur. Ankara 13. İş Mahkemesi 12/9/2012 tarihinde yetkisizlik kararıvererek dosyanın yetkili İstanbul İş Mahkemesine gönderilmesine kararvermiştir. Temyiz üzerine karar, Yargıtayın 5/12/2012 tarihli kararıylaonanmıştır.
B. Her İki Dava Sürecinin Birleşmesi
15. İstanbul 11. İş Mahkemesinde devam eden iş kolutespitine ilişkin yargılama 4/12/2014 tarihinde İstanbul 6. İş Mahkemesi yetkitespitine itiraz davası ile birleştirilmiş, yargılamaya İstanbul 6. İşMahkemesinde devam edilmiştir.
16. İş Mahkemelerindeki yargılamalar devam ederken davacıişveren Sendikaya üye olan işçilerin üyelik kayıtlarının usulsüz olarakonaylandığı iddiasıyla kayıtları onaylayan noter kâtibi hakkında suçduyurusunda bulunmuştur. 11/1/2007 tarihinde noter kâtibi hakkında soruşturmabaşlatılmıştır. Açılan kamu davasında yapılan yargılamada 25/3/2015 tarihindenoter kâtibinin görevi kötüye kullanma suçunu işlediği gerekçesiyle hakkında 5ay hapis cezası ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiştir.Noter kâtibi hakkında devam eden cezai süreç, iş mahkemesinde bekletici meseleyapılmıştır.
17. İş Mahkemesi 20/1/2016 tarihinde verdiği kararla asıldavanın (yetki tespitine itiraz) Sendikanın yasanın aradığı gerekli çoğunluğusağladığının tespiti işleminde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığınıdeğerlendirmiştir. Bunun yanı sıra gerekçeli kararda; sendika üye fişlerininsahte olmadığı, işçilerin serbest iradeleriyle sendika üyeliğindenayrılmalarına engel bir durum da bulunmadığı, işçilerin sendika üyeliklerininhâlen geçerli olduğundan sendika üye fişlerinin düzenlenmesi sırasında noterkâtibinin görevini kötüye kullanmaktan yargılanarak ceza almasının sonucaetkisi olmadığı değerlendirilmiştir. Mahkeme birleşen dava yönünden (iş kolutespiti) ise işverenin, Sendikanın başvurusu üzerine çoğunluğun sağlandığınailişkin yetki tespiti yazısından sonra işyerlerinin işletme niteliği taşıdığıve ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar iş koluna girdiğinin tespititalebinde bulunmasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağı, bunun yanı sırakendisinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına verdiği beyan üzerine işkolunun tespiti yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
18. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi5/4/2016 tarihli ilamıyla onanmıştır. Onama ilamında davacının işyerlerininbirlikte işletme teşkil ettiğinin tespiti talebinin de bulunduğu ve mahkemecebu talep hakkında olumlu ya da olumsuz herhangi bir karar verilmediğibelirtmiştir. Yargıtay ilamında, davacının Ümraniye’de bulunan dava konusuişyeri ile birlikte işletme teşkil ettiğini iddia ettiği Eminönü'nde bulunanişyerinde çalışan sayısının toplam 4 olduğunun ve bu 4 işçiden 3’ünün de yetkitespiti başvuru tarihinden sonra işe girdiğinin anlaşıldığı belirtilmiştir.Daire ayrıca, davacının Ümraniye’de ve Eminönü'nde bulunan işyerleri -birlikteişletme olarak kabul edilseydi dahi- Eminönü'nde bulunan işyerinde çalışan 1işçinin toplam sayıya dâhil edilmesinin sonucu etkilemeyeceğini vurgulamıştır.
19. Nihai karar 8/6/2016 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
20. Başvurucu 1/7/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
21. 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Topluİş Sözleşmesi Kanunu'nun "İş kolunun tespiti" kenar başlıklı5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir
"(1)Bir işyerinin girdiği işkolunun tespitiBakanlıkça yapılır. Bakanlık, tespit ile ilgili kararını Resmî Gazete’deyayımlar. Bu tespite karşı ilgililer, kararın yayımından itibaren on beş güniçinde dava açabilir. Mahkeme iki ay içinde kararını verir. Kararın temyizedilmesi hâlinde Yargıtay uyuşmazlığı iki ay içinde kesin olarak karara bağlar.
(2) Yeni bir toplu iş sözleşmesi için yetki süreci başlamışise işkolu değişikliği tespiti bir sonraki dönem için geçerli olur. İşkolutespit talebi ve buna ilişkin açılan davalar, yetki işlemlerinde ve yetkitespit davalarında bekletici neden sayılmaz..."
22.6356 sayılı Kanun'un "Yetki" kenarbaşlıklı 41. maddesi şöyledir:
"(1) Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerinen az yüzde birinin üyesi bulunması şartıyla işçi sendikası, toplu işsözleşmesinin kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerinyarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde kırkının kendi üyesi bulunması hâlindebu işyeri veya işletme için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.
(2) İşletme toplu iş sözleşmeleri için işyerleri birbütün olarak dikkate alınır ve yüzde kırk çoğunluk buna göre hesaplanır.
(3) İşletmede birden çok sendikanın yüzde kırk veyafazla üyesinin olması durumunda başvuru tarihinde en çok üyeye sahip sendikatoplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.
(4) Bir işveren sendikası, üyesi işverenlere ait işyeriveya işyerleri, sendika üyesi olmayan bir işveren ise kendi işyeri veyaişyerleri için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.
(5) Bir işkolunda çalışan işçilerin yüzde üçününtespitinde Bakanlıkça her yıl ocak ve temmuz aylarında yayımlanan istatistikleresas alınır. Bu istatistiklerde her bir işkolundaki toplam işçi sayısı ileişkollarındaki sendikaların üye sayıları yer alır. Yayımlanan istatistik, topluiş sözleşmesi ve diğer işlemler için yeni istatistik yayımlanıncaya kadargeçerlidir. Yetki belgesi almak üzere başvuran veya yetki belgesi alan işçisendikasının yetkisini daha sonra yayımlanacak istatistikler etkilemez.
(6) Yayımından itibaren on beş gün içinde itirazedilmeyen istatistik kesinleşir. İstatistiğin gerçeğe uymadığı gerekçesiyle busüre içinde Ankara İş Mahkemesine başvurulabilir. Mahkeme bu itirazı on beş güniçinde sonuçlandırır. (Değişik iki cümle:12/10/2017-7036/33 md.) Mahkemeceverilen karar hakkında, ilgililerce veya Bakanlıkça istinaf yoluna başvurulmasıhâlinde bölge adliye mahkemesi bir ay içinde kararını verir. Bu karara karşıtemyiz yoluna başvurulması hâlinde Yargıtay, temyiz talebini bir ay içindekesin olarak karara bağlar.
(7) Bakanlık, yetkili sendikanın belirlenmesinde veistatistiklerin düzenlenmesinde kendisine gönderilen üyelik ve üyeliktençekilme bildirimleri ile Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan işçi bildirimleriniesas alır.
23. 6356 sayılı Kanun'un 41. maddesinin gerekçesişöyledir:
"...sendikaların temsil yeteneğini artırmak amacıylayetki alabilecek sendikalar için asgari üye kriteri eklenmiştir"
24. 6356 sayılı Kanun'un "Yetki tespiti içinbaşvuru" kenar başlıklı 42. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
" (1) Toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen işçisendikası Bakanlığa başvurarak yetkili olduğunun tespitini ister. İşverensendikası veya sendika üyesi olmayan işveren de Bakanlığa başvurarak yetkiliişçi sendikasının tespitini isteyebilir.
(2) Bakanlık, kayıtlarına göre başvuru tarihi itibarıylabir işçi sendikasının yetkili olduğunu tespit ettiğinde, başvuruyu, işyeri veyaişletmedeki işçi ve üye sayısını, o işkolunda kurulu işçi sendikaları ile tarafolacak işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene altı iş günüiçinde bildirir."
25. 6356 sayılı Kanunun "Yetki itirazı"kenar başlıklı 43. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Kendilerine 42 nci madde uyarınca gönderilentespit yazısını alan işçi veya işveren sendikaları veya sendika üyesi olmayanişveren; taraflardan birinin veya her ikisinin yetki şartlarına sahip olmadığıveya kendisinin bu şartları taşıdığı yolundaki itirazını, nedenlerini de göstererekyazının kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren altı iş günü içindemahkemeye yapabilir.
...
(3) ... İşçi ve üye sayılarının tespitinde maddi hata vesüreye ilişkin itirazları mahkeme altı iş günü içinde duruşma yapmaksızın kesinolarak karara bağlar.İşçi ve üye sayılarının tespitinde maddi hata ve süreyeilişkin itirazları mahkeme altı iş günü içinde duruşma yapmaksızın kesin olarakkarara bağlar. (Değişik cümle: 12/10/2017-7036/34 md.) Bunların dışındakiitirazlar için mahkeme, duruşma yaparak karar verir ve bu karar hakkındaistinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesi bir ay içindekararını verir. (Ek cümle: 12/10/2017- 7036/34 md.) Bu karara karşı temyizyoluna başvurulması hâlinde Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir.
(5) İtiraz, karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerinidurdurur."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 15/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
27.Başvurucu; yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını,dolayısıyla etkin bir yargılama yapılmadığını, uzun süren yargılama nedeniylebaşvurucu Sendikanın davacı işyerinde sendikalaşamadığını, işçilerin sendikalarhaklardan yararlanamadığını ve Sendikanın yeni üyeler kazanıp güçlenemediğinibelirterek sendika hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
28. Anayasa’nın iddiaların değerlendirilmesine dayanakalınacak “Sendika kurma hakkı” kenar başlıklı 51. maddesinin ilgilifıkraları şöyledir:
“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışmailişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmekiçin önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlaraserbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimsebir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni,suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.
Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil,şart ve usuller kanunda gösterilir…”
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
30. Somut olayda başvurucu Sendika; davacı işyerindeyetkili sendika olma talebiyle başvuruda bulunduğunu ancak işyerinin Çalışma veSosyal Güvenlik Bakanlığının yetki tespitine karşı açtığı davanın makul süredetamamlanamaması nedeniyle dava sürecinde işyerinde yetkili sendika olarakfaaliyet gösteremediğini, bu nedenle sendika hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür. Dolayısıyla somut olaydaki başvurunun Anayasa'nın 51. maddesiyledevlete yüklenen pozitif yükümlülükler kapsamında incelenmesi gerekir.
a. Genelİlkeler
31. Anayasa’nın 51. maddesinde düzenlenen sendika hakkı,demokratik toplumun temeli olan örgütlenme özgürlüğünün bir parçasıdır.Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kolektifoluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğüdür. Bu özgürlükbireylere siyasal, kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını topluluk hâlinde gerçekleştirmeimkânı sağlar (AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).
32. Örgütlenme özgürlüğü, içinde temel iki hakbarındırır. Bunlardan biri örgütün varlığı ve işleyişinin korunmasıdır. Diğeriise bireyin örgüt içinde faaliyette bulunma ve örgütle ilişki kurmaözgürlüğüdür. İstihdam alanında kendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasınıamaçlayan örgütler olan sendikalar, örgütlenme özgürlüğünün önemli birparçasıdır. Dolayısıyla sendika hakkı da çalışanların bireysel ve ortakçıkarlarını korumak amacıyla bir araya gelerek örgütlenebilme serbestisinigerektirmekte ve bu niteliğiyle bağımsız bir hak değil örgütlenme özgürlüğününbir şekli veya özel bir yönü olarak görülmektedir. Demokrasilerde böyle bir örgüt,devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklarasahiptir (Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 31).
33. Anayasa'nın 51. maddesinde düzenlenen sendika hakkı,hakkın etkin bir şekilde kullanılması bağlamında devlete birtakım pozitifyükümlülükler yüklemektedir. Sendika hakkının devlete yüklediği pozitifyükümlülükler, bu haklara ilişkin davalarda kamusal makamlarca verilecekkararların etkinliği ve yeterliliği, ilgili kararların mümkün olan en kısasürede verilmesiyle yakından ilgilidir (benzer değerlendirmeler için bkz. M.M.E.ve T.E., B. No: 2013/2910, 5/11/2015, § 125; İlknur Kızıltoprak,B. No: 2015/11579, 18/4/2019, § 76).
34. Bu konuda yargısal makamların ivedilikle hareketetmeleri, diğer bir anlatımla uyuşmazlık hakkında hızlı bir yargılama yaparakdavayı sürüncemede bırakmamaları, ilgili ve yeterli gerekçelerle bir kararvermeleri beklenir. Bu beklentinin gerçekleştirilmesi, sendika hakkı bağlamındadevletin pozitif yükümlülüklerindendir. Bu konudaki yükümlülüğün yerinegetirilmemesi durumunda TİS korumasından yararlanamayanlar açısından telafisiimkânsız zararların doğması ve sendika hakkı bağlamında ciddi sorunlarıngündeme gelmesi muhtemeldir (benzer değerlendirmeler için bkz. Murat Demir[GK], B. No: 2015/7216, 27/3/2019, § 82; İlknur Kızıltoprak,§ 77).
b. TİS Yapma Yetkisine İlişkin Bazı Tespitler
35. TİS, işçi sendikası ile işveren sendikası veyasendika üyesi olmayan işverenin aralarında akdedilen bir iş sözleşmesidir. Busözleşme; bireysel iş sözleşmelerinin nasıl yapılacağını, içeriğini, sona ermekoşullarını belirler. Bu yönüyle TİS normatif bir nitelik taşımaktadır, yasalsınırlar içinde ve TİS'in uygulama alanı ile sınırlı kalmak kaydıyla genel veobjektif nitelikte hukuk kuralı oluşturabilmektedir. Bunun yanı sıra TİS;tarafların karşılıklı hak ve borçlarını, sözleşmenin uygulanması ve denetimiile uyuşmazlıkların çözüm yollarını da düzenlemek amacıyla yapılır. Bir başkaaçıdan ele alındığında TİS, sendikalar için üyelerinin hak ve çıkarlarınıkoruma ve geliştirme mücadelesinde en önemli araçlardan biridir. DolayısıylaTİS ve sendikal faaliyet özgürlüğü birbirlerine sıkı sıkıya bağlı iki kavramolarak karşımıza çıkar. TİS akdetme yetkisi ile birlikte sendikalar örgütlü birşekilde hareket etme ve taleplerini güçlü bir şekilde dile getirme imkânına sahipolurlar, bu yönüyle TİS sendikaların dinlenilme hakkının en önemli araçlarındanbiridir (Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası, B. No:2016/13328, 19/11/2020, § 35).
36. İşçi sendikaları yönünden TİS akdedebilmenin ön şartıyetkili sendika olduğunun belgelenmesidir. 6356 sayılı Kanun'un ilgilimaddelerinde yetki şartının nasıl yerine getirileceği düzenlenmiştir (bkz. §§21-25). Kanun'da öngörülen yetki şartı, geniş kitleleri ilgilendiren TİSgörüşmelerinde toplu pazarlık süreçlerinin temsil gücüne sahip sendikalarcayürütülmesi hedefiyle doğrudan bağlantılıdır (bkz. 23). Çünkü güçlü sendikalar,işverenler üzerinde ciddi bir baskı yaratabilecek ve işçiler için en uygunşartları sağlayabilecektir. TİS yapma yetkisi hem sendikalar hem işçiler açısındankarşılıklı güvence sağlamaktadır. Bir sendikanın üye sayısı, TİS görüşmelerindepazarlık gücünün artması ve işçiyi işverene karşı koruma gücüne sahip olmasıanlamına gelir. Diğer yandan sendikanın finansal açıdan güçlenmesi örgütlü işçisayısı ile mümkündür. Nitekim işçilerden alınan dayanışma aidatları ilesendikanın finansal kaynakları güçlendikçe organizasyonel performansı da artarve sendika daha fazla işçiye ulaşma imkânına sahip olur (Türkiye Gıda veŞeker Sanayi İşçileri Sendikası, § 36).
37. Somut olayda olduğu gibi işletme düzeyinde yapılmakistenen TİS'ler işverenin işletme kapsamında yer alan işyerleri için geçerliolacaktır. TİS yapılması durumunda sendikaya üye olan işçilerin yanı sırasendika üyesi olmayan işçiler de sendikanın onay vermesi ya da sendikayadayanışma aidatı ödemeleri şartıyla TİS imkânlarından faydalanabileceklerdir (TürkiyeGıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası, § 37).
38. Bu yönüyle TİS yetkisi toplu pazarlığı sağlayan, bubağlamda işçi ve sendikanın iki taraflı etkilendiği hem subjektif hemörgütlenme hakları ilgili ve nesnel-kurumsal bir içeriğin iç içe geçtiği birdurum olarak ortaya çıkar. TİS yetki sürecine yapılan kısıtlayıcı müdahalelerinyanı sıra yetki tespiti sürecinde devletin bu sürece ilişkin uyuşmazlıklarımakul sürede sonuçlandıramaması da sendika hakkına telafi edilemeyecek zararlarverebilir. TİS'lerin hem yetkili sendikalar hem işçiler yönünden kilit pazarlıkanlaşması işlevini güçlendirmek amacıyla, TİS müzakerelerine ilişkin engellerekarşı korunması gerekir (Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası,§ 38).
39. Anlatıldığı şekliyle yetkili sendikanın tespiti, hemsendikaları hem işçileri hem de işverenleri yakından ilgilendiren hukuki biruyuşmazlıktır. Bu uyuşmazlığın çözümlenmesi amacıyla açılan bir davanınsürüncemede bırakılması tek başına dahi devletin pozitif yükümlülüğünün ihlalianlamına gelebilir. Uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesini gerekli kılansöz konusu yükümlülük, kararın sonucundan ziyade usulüne ilişkindir. Dolayısıylaburada kastedilen sonuç yükümlülüğü değil usule ilişkin bir araçyükümlülüğüdür. Bu noktada devletin atması gereken öncelikli adım, yetkilisendikanın tespiti hususunda ilgililerin lehine ya da aleyhine de olsa hızlışekilde bir karar vermekten ibarettir (benzer değerlendirmeler için bkz. MuratDemir, § 83; İlknur Kızıltoprak, § 78; Türkiye Gıda veŞeker Sanayi İşçileri Sendikası, § 39).
40.Son olarak mevzuatın yorumlanmasıyla ilgili sorunlarıçözmek, öncelikle derece mahkemelerinin yetki ve sorumluluk alanındadır.Yetkili sendikanın tespiti, söz konusu dava grubu açısından en önemli unsurolup olayın tüm tarafları ile doğrudan temas hâlinde bulunan derecemahkemelerinin olayın koşullarını değerlendirmek açısından daha avantajlıkonumda bulunduğu da tartışmasızdır. Anayasa Mahkemesinin rolü ise bukuralların yorumunun Anayasa’ya uygun olup olmadığını belirlemekle sınırlıdır. Bunedenle Anayasa Mahkemesi, derece mahkemeleri tarafından izlenen usulüdenetlemek ve özellikle mahkemelerin Anayasa’nın 51. maddesindeki güvencelerigözetip gözetmediğini belirlemekle yetinmektedir. Bu kapsamda AnayasaMahkemesi; derece mahkemelerinin yerini almamakta, kamusal makamların süreçiçindeki tutumlarını sendika hakkı bağlamındaki usule ilişkin güvenceleraçısından değerlendirmektedir (benzer değerlendirmeler için bkz. MuratDemir, § 85; İlknur Kızıltoprak, § 80, Türkiye Gıda ve ŞekerSanayi İşçileri Sendikası, § 40).
c. İlkelerinOlaya Uygulanması
41. Eldeki başvuruda başvurucu Sendika 2007 yılında yetkitespiti talebinde bulunmuş ve yetki tespitine itiraz davası 2016 yılındasonuçlanmıştır. Başvurucu 6356 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (5) numaralıfıkrasında yer alan "İtiraz, karar kesinleşinceye kadar yetkiişlemlerini durdurur" biçimindeki hüküm gereğince, dava sonuçlanıncayakadar yetkili sendika olarak yer alamamıştır. Bunun doğal sonucu olarak dadokuz yıl gibi uzun bir süre boyunca başvuruya konu işyerinde çalışan işçileren önemli sendikal haklardan olan toplu iş sözleşmesi hakkını kullanamamıştır(benzer değerlendirmeler için bkz. Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileriSendikası, § 41).
42. Yetkili sendikanın ne şekilde tespit edileceği ilgilimevzuat hükümlerinde belirlenmiştir. Somut olayda Anayasa Mahkemesi, derecemahkemeleri tarafından izlenen usulü denetleyecek ve sendika hakkı bağlamındadevletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini inceleyecektir (TürkiyeGıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası, § 42).
43. Mevcut başvuru koşulları yönünden önemli olan husus,sendika hakkının kullanımının sağlanmasına yönelik hukuki bir uyuşmazlığınçözümlenmesi amacıyla açılan davanın sürüncemede bırakılmadan hızlı bir şekildesonuçlandırılıp sonuçlandırılmadığı meselesidir. Bu türden bir yargılamanınsürüncemede bırakılması, telafisi imkânsız zararlara yol açabileceğinden tekbaşına devletin pozitif yükümlülüğünün ihlali anlamına gelebilecektir (TürkiyeGıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası, § 43).
44. Sendika hakkının hem sendikayı hem işçileri etkileyeniki taraflı bir yönünün olduğu kuşkusuzdur. Kanun koyucunun da 6356 sayılıKanun'da itiraz ve yargılama aşamalarına ilişkin kısa süreler benimsemiş olmasıbu hakkın hızlı ve etkin bir şekilde kullanımını sağlama gayesinden ilerigelmektedir. Dolayısıyla bu noktada devletin yasama organının kanun ile öngördüğühassasiyetin korunması, ancak yargı makamlarının önlerine gelen uyuşmazlıklarıkanunda öngörülen süreleri aşmadan ve hızlı bir şekilde incelemeleri ile mümkünolabilir (Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası, § 44).
45. Somut olayda yetki tespitinde bulunulan tarihitibarıyla davacı işyerinde yeterli sayıda işçinin başvurucu Sendikaya üyeolduğu, davanın sonuçlandığı tarih itibarıyla da başvurucu Sendikanın yetkilisendika olmak için ilgili mevzuat hükümlerinde yer alan koşulları taşıdığı idarive yargısal makamlarca tespit edilmiştir. 2007-2016 yılları arasında geçendokuz sene gibi oldukça uzun bir süre boyunca sendikanın davacı işyerindekiişçileri temsil etme, işçi ve işveren arasında bir köprü oluşturma,gerektiğinde işvereni işçilerle ilgili konularda ikna etme, işçi sayısınıartırarak sosyal ve finansal kaynaklarını güçlendirme gibi haklarından yoksunbırakıldığı açıktır (benzer değerlendirmeler için bkz. Türkiye Gıda ve ŞekerSanayi İşçileri Sendikası, § 45).
46. Her ne kadar nihai karar başvurucu Sendika lehinesonuçlanmış olsa da dokuz yıl boyunca bir çözüme kavuşturulamamış olmasınedeniyle başvurucunun devam eden yargılama süreci boyunca sendikal haklarınıkullanamadığı ve bu bağlamda hakkın korunması hususunda makul ivedilik ve özenyükümlülüğü çerçevesinde davranılmadığı görülmüştür (benzer değerlendirmeleriçin bkz: Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası, § 46).
47. Dolayısıyla başvuruya konu yargılamayla ilgili olarakdavanın makul sürede sonuçlandırılmadığı kabul edilmelidir. Bu durumdabaşvurucu Sendikanın yetki tespiti ile ilgili sürece dair yargılamanınsürüncemede bırakılması ve başvurucunun davacı işyerinde sendikalaşabilmesihususundaki hukuki belirsizliğin hızlı bir yargısal süreç yürütülerekgiderilmemesi nedeniyle başvurucu Sendikanın üyeleri adına söyleyeceklerinidinlemesi için işvereni ikna etmeye çalışma ve ilke olarak işverenle toplusözleşme yapma hakkından etkin bir şekilde yararlanmasını sağlamak konusundayükümlülüklerin yerine getirilmediği anlaşılmıştır (benzer değerlendirmeleriçin bkz: Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası, § 47).
48. İncelenen başvuruda gözönüne alınması gereken önemlibir husus da yetki tespiti sürecinde, işyerinde yer alan işçilerin sendikalhakları meselesidir. Zira işçilerin bir sendikaya üye olmalarındaki başlıcaamaçlarından biri de o işyerinde yapılacak bir TİS ile sosyal-ekonomikhaklarını ve çalışma şartlarını geliştirmek ve korumaktır. TİS, beraberindegrev hakkını da getirir. Yani işçilerin TİS ile buluşamaması sendikal haklardanbir bütün olarak yararlanamamaları anlamına da gelmektedir. Somut olaydabaşvuruya konu işyerinde işçiler 9 yıl gibi uzunca bir süre TİS'in getireceğisendikal haklar ve koruma sisteminden faydalanamamıştır (benzerdeğerlendirmeler için bkz. Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası,§ 48).
49. Anlatılanlar çerçevesinde olaylar bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde -nihai kararın sonucundan bağımsız olarak- mevzuatınöngördüğü şekilde süratle sonuçlandırılması gereken bir dava süreci sürüncemedebırakılmıştır. Bu itibarla yargı mercilerinin tutumu başvurucunun ve başvurucuile birlikte işyerinde çalışan işçilerin TİS kapsamında sendikal faaliyettebulunma imkânını ve sözleşmenin getirdiği sendikal haklara erişimini yargılamasüreci boyunca imkânsız kılmıştır.
50. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 51. maddesininihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. maddesi Yönünden
51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlaledildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlindeihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
52. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini istemiş veyetkili sendika olarak yer alamamasından kaynaklı mahrum kaldığı 43.951 TLmaddi tazminat ile 150.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
53.Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No:2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına daişaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,7/11/2019).
54.Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
55. İncelenen olayda yetki tespitine itraz davasınınsürüncemede bırakılarak makul bir sürede karara bağlanmaması sebebiyleAnayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlaledildiğine karar verilmiştir. Dolayısıyla ihlalin hâkimlik kararındankaynaklandığı anlaşılmıştır. Ancak olayın niteliği gözetildiğinde yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
56. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesiiçin başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucu, başvuruya konu karardayargılamanın uzun sürmesi nedeniyle mahrum kaldığı miktar kadar tazminat talebindebulunmuş olmakla birlikte anılan miktarda mahrum kaldığına dair işbu karartarihine kadar Anayasa Mahkemesine ilave herhangi bir bilgi ya da belgesunmamıştır. Bu nedenle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
57. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla sendika hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 50.000TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
58. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.839,50 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınansendika hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 239,50 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.839,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 15/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.