TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÜÇGEN NAKLİYAT TİCARET LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/845)
Karar Tarihi: 20/11/2014
R. G. Tarih-Sayı: 14/3/2015-29295
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Selami ER
Başvurucu
:
Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd. Şti.
Temsilcisi
:
M. Ömür TEKİN
Vekili
:
Av. Erhan BORA
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, Emniyet Müdürlüğütarafından 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre trafikten men edilenyakalamalı ve hacizli araçları, işlettiği otoparkta uzun yıllar muhafaza ettiğive kendisine ödeme yapılmadığı gerekçesiyle açtığı alacak davasında mahkemenin verdiği ret kararı nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyethakları ile zorla çalıştırma yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalintespitiyle kendisine maddi ve manevi tazminat ödenmesi taleplerindebulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 29/1/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca, 31/3/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından25/4/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine kararverilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.Adalet Bakanlığının 24/6/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüşsunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu, işlettiğiotoparkta trafikten men edilen, yakalamalı ve hacizli araçlar ile kaza sonrasıaraçların muhafazası için Samsun Emniyet Müdürlüğü ile 1997 yılında şifahiolarak anlaşmıştır.
8. Başvurucu muhafaza ettiğiyaklaşık 400 araç için kendisine yıllar boyunca ödeme yapılmaması üzerine2/7/2008 tarihinde Ankara Asliye 6. Ticaret Mahkemesinde İçişleri Bakanlığıaleyhine alacak dava açmıştır.
9. Mahkemece bilirkişi raporuistenmiş ve 8/6/2010 tarihli raporla 1997 yılından dava tarihine kadar muhafazaedilen araçların otopark ücreti, motosikletler için ilk 15 gün 1 TL, sonrakigünler 0,5 TL, diğer araçlar için ilk 15 gün 15 TL, sonraki günler 2 TLüzerinden toplam 534.196 TL olarak tespit edilmiştir. Bilirkişi incelemesindenaraçların bir kısmının kazalı-hasarlı ve bir kısmının yakalamalı hacizliolduğu, bazılarının ise hurdaya çıkarıldığı anlaşılmıştır. Başvurucu bilirkişiraporu sonrasında talebini 534.196 TL’ye ıslah etmiştir.
10. Mahkeme 16/11/2011 tarih,E.2006/1983, K.2008/1780 sayılı kararıyla taraflar arasında yazılı bir sözleşmeolmadığını, ancak davalının el koyduğu araçları uzun yıllardan beribaşvurucunun muhafaza ettiği ve bir ödeme yapılmadığı hususunda tartışmabulunmadığını, taraflar arsındaki akdin vedia akdi mahiyetinde olduğunu, 6762sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu’nun 22. maddesi gereği ücret koşulmamışsa veyadurumun özellikleri ücret alınmasını gerektirmiyorsa ücret istenemeyeceğini,rapor ekinde sunulan araç trafik men tutanaklarında aracın yasal işlemlersonlanıncaya kadar muhafaza edileceğinin belirtildiğini, davalı idareninmevzuatına göre başvurucunun alacağının aracın gerçek sahibine iadesinden veyasatışından sonra muaccel hale geldiğini, ekli haciz tutanaklarından da ücretinaraç üzerinden tahsil edildiğinin anlaşıldığını, tevdi edilen araçlar nedeniylebaşvurucunun iş hacmi arttığından böyle menfaat elde ettiğini belirtilerekdurumun özellikleri ücret alınmasını gerektirmediğinden davanın reddine kararvermiştir.
11. Kararın temyizi üzerineYargıtay 13. Hukuk Dairesi 16/5/2012 tarihli, E.2011/10853, K.2012/12564 sayılıkararıyla ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.
12. Başvurucunun karar düzeltmetalebi de aynı dairenin 15/11/2012 tarih ve E.2012/20282, K.2012/25628 sayılıkararıyla reddedilmiş ve karar bu tarihte kesinleşmiştir.
13. Kesinleşen karar başvurucuya7/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu 29/1/2013 tarihinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
14. 29/06/1956 tarih ve 6762sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu’nun 20. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretlibir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır.”
15. 6762 sayılı mülga Kanun’un “Ücret isteme hakkı” başlıklı 22. maddesişöyledir:
“Tacir olan veya olmıyan birkimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir,münasip bir ücret istiyebilir. Bundan başka, verdiğiavanslar veya yaptığı masraflar için ödeme tarihinden itibaren faize de hakkazanır.”
16. 22/4/1926 tarih ve 818sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun “Vedia”başlıklı 19. Babında yer alan 463. maddesi şöyledir:
“İda, bir akittir ki onunla müstevdi, müdi tarafından verilenşeyi kabul ve onu emin bir mahalde hıfzetmeği deruhte eder.
Ücret şartedilmedikçe veya hal, müstevdiinücrete intizarını icabetmedikçe müstevdiücret istiyemez”.
17. 818 sayılı Kanun’un “Müdiin borçları” başlıklı 464. maddesi şöyledir:
“Müdi müstevdieakdin icrasiyle zaruri irtibatı olan bütün masraflarıtediye etmekle mükelleftir.
Mudi, ida sebebiyle husule gelen zararın kendi kusuru olmaksızınvukua geldiğini ispat etmedikçe, tazmin ile mükelleftir.”
18. 818 sayılı Kanun’un “Müstevdiin borçları” başlıklı 465. maddesi şöyledir:
“Müstevdi, müdidenmezuniyet almadıkça vediayı kullanamaz.
Buna muhalif hareket ederse müdi'amuhik bir tazminat vermeğe mecbur olur ve kazara husule gelen zararlardan dahimesuldür. Meğerki kullanmamış olsa dahi bu zararların vukua geleceğini ispatede.”
19. 818 sayılı Kanun’un “Ardiye sahibinin hakları” başlıklı 476.maddesi şöyledir:
“Ardiye sahibi mukarrer veya mutat olan ardiye ücretini vemuhafazanın sebebiyet vermediği bütün masraflarını (nakliye, gümrük, kayıt)talep edebilir bu masraflar derhal tediye olunmak lazımdır.
Ardiye ücreti ise her üç ayda bir kere ve her halde eşyanıntamamen veya kısmen istirdadında tediye olunur.
Eşya, yedinde bulunduğu veya eşyayı temsil eden her hangi bir senet vasıtasiyleonda tasarruf etmek kudretini haiz olduğu müddetçe ardiye sahibinin, alacaklarımukabilinde ve eşya üzerinde hapis hakkı vardır.”
20. 818 sayılı Kanun’un “Hapis hakkı” başlıklı 482. maddesişöyledir:
“Otelci, Hancı ve umumi ahırlar ve garajlar idaresisahipleri nezdlerine getirilen veya ahırlarına veyagarajlarına konulan eşya üzerinde otel veya hıfz masraflarından mütevellitalacaklarını temin için, hapis hakkına maliktirler.”
21. 2918 sayılı Kanun’a 21/4/2005tarih ve 5335 sayılı Kanunla eklenen ek 14. madde şöyledir:
“Buluntu olması nedeniyle veya bu Kanun hükümleri gereğincetrafikten men edilerek alıkonulan, ancak sahipleri tarafından altı ay içindeteslim alınmayan veya aranmayan araçlar Hazinece satılarak, bedelleri emanethesabına alınır. Bu araçların maliklerinden adresi bilinenlere, satışından öncetebligat yapılır.
Satıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde müracaat halindeemanet hesabındaki bedeller, işlemler sırasında yapılan masraflar düşüldüktensonra ilgililerine iade edilir. Beş yıl içinde herhangi bir müracaatın olmamasıhalinde söz konusu bedeller Hazineye irat kaydedilir.”
22. 18.07.1997 tarih ve 23053sayılı Mükerrer Resmî Gazete’de yayımlananKarayolları Trafik Yönetmeliği’nin “Araçlarınçekilmesi, kurtarılması ve götürülmesi ile çekilen, trafikten men edilen vemuhafaza altına alınan araçların bırakılacağı otoparkların belirlenmesi ve bu işlemleredair masrafların tespiti” başlıklı 21/03/2012 tarih, 28240 sayılıResmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelikle değişik 122.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“…
Çekilen, trafikten men edilen veya muhafaza altına alınanveya bulunduğu yerden kaldırılan araçlar, Büyükşehirlerde Ulaşım KoordinasyonMerkezlerince, diğer il ve ilçelerde ise il ve ilçe trafik komisyonlarıtarafından yetkilendirilmiş bir park yerine, yetkilendirilmiş park yeribulunmaması halinde ise varsa trafik kuruluşlarının yoksa mülki idareamirliklerince belirlenecek diğer kamu kurum veya kuruluşlarına ait parkyerlerine çekilir.
Kamu kurum veya kuruluşlarına ait araç park yerlerindealınması gereken tedbirler, park yerinin ait olduğu kurum veya kuruluş ilekoordine kurulmak suretiyle aracın çekilmesine veya muhafazasına karar verenkuruluşça alınır.
Araçların çekilmesi, kurtarılması, götürülmesi ve muhafazasıişlemlerinin gerçek veya tüzel kişilerce yapılması hususunda ulaşımkoordinasyon merkezlerince ve trafik komisyonlarınca yetki verilebilmesi içinaşağıdaki şartlar aranır:
a) Otoparkın etrafının duvar veya tel örgü gibi fizikiengellerle çevrili olması,
b) Otoparkın geceleri yeterince aydınlatılması,
c) Giriş ve çıkışları ile içerisi ve etrafının 24 saatsüreyle kamera sistemiyle izlenmesi ve kayıtların belirlenecek sürelerdesaklanması,
ç) Yeterli yangın söndürme tüpü veya sistemibulundurulması,
d) Sabit telefon hattının olması,
e) İş ve işlemlerin yürütülebileceği yeterli büyüklüktekapalı alanın bulunması,
f) Otopark ve müştemilatının yangın, sel, deprem ve benzeriafetlere karşı sigortalı olması,
g) Otoparkta güvenliği sağlamak amacıyla 24 saat süreylebekçi veya görevli bulundurulması,
…
Ulaşım koordinasyon merkezlerince ve trafik komisyonlarıncail veya ilçenin özelliğine göre yukarıda belirtilen şartlara ek olarak başkacaşartlarda belirlenebilir. Ayrıca, belirlenen otoparklara hangi bölgelerdençekilen, trafikten men edilen veya muhafaza altına alınması gereken araçlarıngötürüleceği belirlenir ve o bölgedeki fiyat uygulamaları da dikkate alınarakçekme, kurtarma ve götürme ücreti ile otopark ücretleri tespit edilerek kararabağlanır.
…”
23. Karayolları TrafikYönetmeliği’nin “Araçların trafikten menedilmesi veya muhafaza altına alınması ile sürücülerin araç sürmekten menedilmesi” başlıklı 125. maddesinin 19/02/2014 tarih ve 28918 sayılıResmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelikle değişik 125.maddesinin ilgili kısımlar şöyledir:
“2918 sayılı Kanun ve bu Yönetmelik hükümlerine aykırılığındandolayı trafikten men edilen veya muhafaza altına alınması gereken araçlar ilearaç sürmekten men edilecek sürücülerle ilgili olarak aşağıda belirtilen usulve esaslar uygulanır:
a) Trafikten men edilen veya muhafaza altına alınmasıgereken araçlar korunamayacak yerlere bırakılamaz.
b) Trafikten men edilecek veya muhafaza altına alınacakaracın yerleşim yeri dışında bulunması halinde, aracın en yakın yerleşimbirimine götürülmesi sağlanarak men veya muhafaza işlemi buradagerçekleştirilir. Zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan araçlartrafikten men edilecekleri yere kadar çekici/kurtarıcı marifetiyle, bununmümkün olmaması halinde karayolunda sürülerek götürülebilir. Karayolundasürülmeye elverişli olmayan araçların trafikten men edilecekleri veya muhafazaaltına alınacakları yere götürülmesi çekici/kurtarıcı araçları marifetiyleyapılır. Bu işlemlere dair masraflar araç sahibi, işleteni veya sürücüsütarafından karşılanır.
c) Trafikten men edilen veya muhafaza altına alınan araçlarbu hususta bir tutanak düzenlenmek suretiyle yetkilendirilmiş otoparka teslimedilir.
…
e) 2918 sayılı Kanun ve bu Yönetmelikte belirtilen ihlalleridolayısıyla trafikten men edilen, ancak bu madde kapsamında geçici olaraktrafiğe çıkış izni verilebilmesi için gerekli şartları taşıyan araçlar ileeksiklikleri denetim noktasında giderilen araçlar, trafikten men tutanağınagerekli şerh düşülerek otoparka götürülmeksizin denetim mahallinde sahibine,işletenine veya sürücüsüne teslim edilir.
f) Trafikten men edilen veya muhafaza altına alınan araçlarhakkında yapılacak iş ve işlemler aşağıda belirtildiği şekildegerçekleştirilir:
1) 2918 sayılı Kanunun 20 ve 25 inci maddelerine istinadentrafikten men edilen araçların, tescili yaptırılmadan veya geçici trafikbelgesi ve geçici tescil plakası alınmadan trafiğe çıkışına izin verilmez.
2) 2918 sayılı Kanunun 23 üncümaddesi gereğince araç tescil belgesi ve/veya motorlu araç trafik belgesi araçüzerinde bulunmayan ve tescil kayıtlarından gerekli bilgileri tespit edilemeyenaraçlar ile tescil plakası üzerinde ve uygun durumda bulunmayan araçlareksiklikleri giderilinceye kadar trafikten men edilir.
…
ğ) İlgili diğer kanunlar kapsamında trafiktenmen edilen ya da tescil kayıtlarındaki şerhler veya kısıtlamalar nedeniyleyakalanan araçlar, trafikten men veya yakalama işlemini talep eden kurum veyakuruluş tarafından belirlenen yerlere, herhangi bir yer belirlenmemiş iseyediemin otoparklara, bunların da bulunmaması halinde ise 122 nci maddede belirtilen park yerlerinde ilgililer tarafındanteslim alınıncaya kadar muhafaza altına alınır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
24. Mahkemenin 20/11/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 29/1/2013 tarih ve 2013/845numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
25. Başvurucu, işlettiğiotoparkta 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre trafikten men edilenyakalamalı ve hacizli araçların muhafazası için Emniyet Müdürlüğü ile yaptığıanlaşma gereği uzun yıllar yüzlerce aracı muhafaza ettiği halde kendisine ödemeyapılmaması üzerine açtığı davanın meşru beklentisinin bulunmasına rağmenalacağın doğmadığı gerekçesiyle reddedilmesiyle devletin ne zaman isterse ozaman ödeme yapacağı mantığının kabul edildiğini, araçların halen otoparkındadurmaya devam ettiğini, bu araçları muhafaza için kendisinin belli maliyetlerekatlanması gerektiğini, Mahkemenin aldığı bilirkişi raporunda alacak tespitedildiği halde ek bilirkişi raporu alınmaksızın raporun aksine kararverildiğini, kararın açıkça hatalı olduğunu, aynı konulu başka bir şahsındavasında alacağın kabul edildiğini, onama kararının öz olarak gerekçeden yoksunolduğunu belirterek, bu nedenlerle adil yargılanma ve mülkiyet hakları ilezorla çalıştırma yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüş, bilirkişi raporuylatespit edilen 534.196,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın yasalfaiziyle birlikte davalıdan alınarak kendisine ödenmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
26. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca,Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi (AİHS) ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerkapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini düşünen,medeni haklara sahip gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine Anayasa Mahkemesinebireysel başvuru açısından dava ehliyeti tanınmıştır. 6216 sayılı Kanun’un 46.maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise bireysel başvurunun ancak ihlale yolaçtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel birhakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabileceği düzenlenmiştir.
27. Başvurucu Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd. Şti., bir özelhukuk tüzelkişisidir. Başvuru, başvurucu şirketi temsile yetkili müdürü M. Ömür TEKİN adınabaşvurucunun vekili tarafından yapılmıştır. Başvuru konusunun başvurucu şirkete vedia sözleşmesi gereği ödenmesigereken alacağın tahsili amacıyla açılan davada verilen karara ilişkinşikâyetler olduğu anlaşıldığından, başvurucu özel hukuk tüzel kişisinin güncelve kişisel bir hakkını doğrudan ilgilendiren başvurunun Anayasa Mahkemesininbireysel başvuruda kişi yönünden yetkisi kapsamında olduğu görülmüştür.
28. Başvurucu, Samsun EmniyetMüdürlüğü ile şifahi olarak yaptığı vedia sözleşmesi gereği alması gerekenalacağı tahsil için açtığı davada, Mahkemenin alacağın muaccel hale gelmemesinedeniyle davayı reddetmesinin adil yargılanma ve mülkiyet hakları ile zorlaçalıştırma yasağını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi,başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, somutdava ve buna bağlı olayların özelliklerine göre olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder
29. Başvurucunun şikâyetlerininözü, Samsun Emniyet Müdürlüğü’nden alacağını Mahkemenin mevcut hukukkuralındaki yorumu nedeniyle dava yoluyla elde edememesine ve Yargıtay onamakararının gerekçesiz olduğuna ilişkin olup bu şikâyetler mülkiyet, yargılamanınsonucunun adil olmadığı iddiası ve gerekçeli karar hakkı kapsamındadeğerlendirilecektir.
1. Mülkiyet Hakkına Yönelik Şikâyet
30. Başvurucu, Samsun EmniyetMüdürlüğü ile şifahi olarak yaptığı vedia sözleşmesi gereği 1997 yılında berimuhafaza ettiği araçlar nedeniyle alması gereken alacağı tahsil için açtığıdavada verilen ret kararı nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür. Bu durumda öncelikle başvurucunun başvuruya konu davada Anayasa veAİHS’nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı kapsamında korunmayadeğer bir menfaatinin bulunup bulunmadığının tartışılması gerekmektedir.
31. Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35.maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırıolamaz."
32. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması"kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızınyalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz."
33. Sözleşme'ye Ek (1) No.lu Protokol'ün"Mülkiyetin korunması"kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararınauygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkılarınveya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasalarıuygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."
34. Anayasa'nın 35. maddesindeherkesin, mülkiyet hakkına sahip olduğu, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla,kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararınaaykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncüfıkrası ve 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerinegöre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkınAnayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi (AİHS) ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına dagirmesi gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
35. Alacak hakkı mülkiyet hakkıkapsamında kişilerin temel haklarındandır (E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011).Anayasa ve AİHS'nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı, mevcut mal,mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibiolmadığı bir mülkün, mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bu konudaki menfaati nekadar güçlü olursa olsun Anayasa ve Sözleşme'ylekorunan mülkiyet kavramı içerisinde değildir. Bu hususun istisnası olarak bellidurumlarda, bir "ekonomik değer"veya icrası mümkün bir "alacak"iddiasını elde etmeye yönelik "meşrubir beklenti", Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak korumaalanında yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir (Bkz., B. No:2012/636, 15/4/2014, § 36-37).
36. Meşru beklenti, makul birşekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuattabelirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösterenyerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahipnitelikteki bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadeceulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamında savunulabilir bir iddianın varlığımeşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Bu konudaki AİHM kararları içinbkz. Kopecky/Slovakya, B. No: 44912/98, 28/9/2004, §52; Saghinadze/Gürcistan,B. No: 18768/05, § 103, 27/5/2010; SA Dangeville/Fransa, B. No: 36677/97, 16/4/2002,§§ 44-45).
37. Dolayısıyla Anayasa veSözleşme’nin ortak koruma kapsamında olan meşru beklentiye dayalı mülkiyethakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde iddia edilen mülkiyet iddiasınıntanınmasına bağlı olup, bu tanıma mevzuat hükümleri ve yargı kararları ileyapılmaktadır.
38. Başvuruya konu somut davadabaşvurucu, Samsun Emniyet Müdürlüğü ile şifahi olarak yaptığı vediasözleşmesine dayalı alacaklarını Mahkemeden talep etmiştir. Mahkemeningerekçesinden ve tarafların beyanından şifahi olarak akdedilen sözleşme vemuhafaza ettiği araçlar için başvurucuya bir ödeme yapılmadığı konusundatartışma bulunmamaktadır. Tarafların üzerinde anlaşamadıkları husus,başvurucunun muhafaza ettiği araçlar için ücret talep edip edemeyeceği ve alacağıntalep edilebilir (muaccel) hale gelip gelmediği sorunudur. Bu durumda açıklığakavuşturulması gereken husus talep edilebilir bir alacağa bağlı olarakbaşvurucunun Anayasa ve AİHS'nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkıkapsamında korunmaya değer bir menfaatinin, bir diğer ifadeyle mülkiyet hakkıkapsamında meşru beklentisinin bulunup bulunmadığıdır.
39. Mahkeme, tarafların yaptığıanlaşmayı vedia sözleşmesi olarak nitelemiş ve şifahi olarak yapılan sözleşmedeücret şart edilmediğini iki tarafın da kabul ettiğini ifade etmiştir.Başvurucunun bu hususta bir itirazı bulunmamaktadır. 818 sayılı mülga Kanun’un463. maddesine göre vedia akdinde ücret şart edilmedikçe veya ücret alınmasıgerekmedikçe ücret istenememektedir. Ücretin istenebilir duruma gelmesikonusunda ise Kanun’da bir açıklık bulunmamaktadır. 2918 sayılı Kanun’da datrafikten men edilen ve otoparka çektirilen araçlara ait otopark ücretinin kimtarafından ve ne zaman ödenmesi gerektiği hususunda bir açıklıkbulunmamaktadır. 18/7/1997 tarihli Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 125.maddesinde trafikten men edilen veya muhafaza altına alınan araçlarla ilgilimasrafların araç sahibi, işleteni veya sürücüsü tarafından karşılanacağına dairhüküm bulunmakta, ancak sahipleri tarafından sorulmayan araçların ücretikonusunda yine bir açıklık bulunmamaktadır.
40. Emniyet Müdürlükleribulundukları illerde resmi veya özel otoparklar ile anlaşmakta ve 2918 sayılıKanun gereği vergi ve/veya trafik sigortası ödenmemiş, muayenesi veya tescilişlemleri yapılmamış ya da sahibi tespit edilemeyen araçlar ile borç-alacakilişkisi nedeniyle 17/07/2003 tarih ve 4949 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na göreicra dairelerince haczine karar verilen ve bu amaçla kolluk tarafındanyakalanan araçlar, işlemleri tamamlanıncaya kadar, bahsedilen otoparklara yeddiemin sıfatıyla teslim edilmektedir. Uygulamada araç sahipleri 2918 sayılı Kanungereği eksiklikleri tamamlayıp, icra kanalıyla çektirilen araç sahipleri iseborçlarını ödeyerek ya da araç icraen satılıp borçtahsil edildikten sonra otopark ücreti de ödenmektedir. Ancak özellikle 2918sayılı Kanun gereği otoparka çekilen araçların Kanun’a aykırı (vergi ve/veyatrafik sigortası ödenmemesi, ruhsat ve/veya araç muayenesinden kaynaklanansorunlar) durum ve eksiklikleri sahipleri tarafından giderilmedikçe araçlarotoparktan alınamamakta ve otopark ücretleri de ödenmeyerek sorun olarakkalmaktadır.
41. 2918 sayılı Kanun’a 21/4/2005tarihinde eklenen ek 14. madde ile sahipleri tarafından altı ay içinde teslimalınmayan veya aranmayan araçların Hazinece satılarak, bedellerinin emanethesabına alınması ve beş yıl içinde müracaat halinde emanet hesabındakibedellerin, işlemler sırasında yapılan masraflar düşüldükten sonra ilgililerineiade edilmesi, bir müracaatın olmaması halinde ise söz konusu bedellerinHazineye irat kaydedilmesine dair hüküm getirilmiştir. Ancak somut başvuruyakonu davada 1997 yılından beri muhafaza edilen taşıtlar için bahsedilenKanun’un yürürlüğe girdiği 2005 yılından sonra bu hüküm uygulanmamış veyaaraçların teslimi ile hükmün yürürlüğe girmesi arasında geçen zamanda araçlardeğer kaybederek satılabilir durumlarını kaybetmiş olduğundan bu hükümuygulanamamış ve sonuç olarak sahipleri tarafından sorulmayan 400 civarındaaraç başvurucu şirkete ait otoparkta yıllarca muhafaza edilmeye devamedilmiştir.
42. Başvurucu, sözleşmeninyapıldığı 1997 yılından bugüne kadar karşılıklı irade ile kurulan sözleşmeyitek taraflı feshederek ve katlandığını iddia ettiği zararlarını talep ederekdava açtığına ya da 2918 sayılı Kanunu’na 21/4/2005 tarihinde eklenen ek 14.maddeye dayanarak sahipleri tarafından sorulmayan araçların satışı için idareyebaşvurduğuna veya bu konuda dava açtığına dair bilgi ve belge sunmamıştır.
43. Başvuruya konu dava başvurucununalacak talebine ilişkin olup, Mahkeme bu konuyla sınırlı bir inceleme yaparakkarar vermiştir. Somut başvuruya konu davada idare, ücretin doğmadığını, doğsada bu ücretin araç sahipleri tarafından aracın otoparktan teslim alındığızamanda ödenmesi gerektiğini, başvurucu ise araçların idarece otoparkaçekildiğini, araçların araç sahiplerinin iradeleriyle otoparka getirilmediğinive yediemin sıfatıyla kendilerine teslim edildiğini belirterek idarenin ödemeyapması gerektiğini ileri sürmüştür.
44. Yargıtay içtihatlarında da818 sayılı mülga Kanun'un 463. (11/01/2011 tarihli ve 6098 sayılı yeni TürkBorçlar Kanunu'nun 561.) maddesi hükmü gereğince, açıkça öngörüldüğü veya durumve koşullar gerektirdiği takdirde vedia alanın (saklayanın) ücret isteyebileceğikabul edilmekte ve saklayanın tevdi edilen eşya ile iştigal eden tacir olmasınave halin icabı gereği ücret isteyip isteyemeyeceğine karar verilmektedir(Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E.2011/12534, K.2011/15287).
45. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’ninE.2011/3632, K.2012/12701 sayılı kararında ise“…sözleşmeden doğan alacaklarda zamanaşımının alacağın muaccel olduğu tarihtenbaşlayacağı tartışmasızdır. BK.nun 74.maddesigereğince, borcun yerine getirilmesi bir süreye bağlanmamışsa, borcun doğumu ilealacak muaccel olur. Yine BK.nun 128.maddesigereğince de zamanaşımı alacağın muaccel olduğu tarihte başlar. Ne var ki,vadeye tabi olmayan iade borçlarında (vedia, vekalet gibi) borcun ne zamandoğacağı ihtilaflıdır. Bu konuda gerek yargı, gereksedoktrinde görüş birliği yoktur. Bir görüşe göre gerek vedia ve gereksevekalette zamanaşımı tevdi tarihinden başlar. Bir diğer görüşe göre ise,vekalet ilişkisinin sona erdiği tarihten başlamalıdır. (Turgut Uygur Açıklamalıİçtihatlı Borçlar Kanunu 4.cilt Sh.4157)” denilmektedir.
46. Bu durumda başvurucunun dakabulünde olan vedia sözleşmesi nedeniyle Kanun’a ve Yargıtay içtihatlarınagöre ücret açıkça öngörüldüğü veya halin icabı ücreti gerektirdiği durumlardaücret istenebildiği, ücretin hangi durumda ve ne zaman muaccel (talepedilebilir) hale geldiği konusunun ise tartışmalı olduğu anlaşılmaktadır.
47. Mülkiyet hakkının varlığınıntespiti yerel mahkemelere bırakılmış olup, kanunlara göre hakkın kesin birnitelik taşıdığını ve söz konusu haktan yararlanma yetkisine sahip olunduğunuortaya koyma yükü başvurucular üzerindedir (Benzer yöndeki AİHM kararı içinbkz., AİHM, Agneessens/Belçika, B. No: 12164/86, 12/10/1998; Dağalaş ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 51326/99,29/9/2005; Sarıaslan ve Diğerleri/Türkiye, B. No:32554/96,23/3/1999). Bu çerçevede AİHM, yerel mahkeme tarafından reddedilen alacakiddiasının mülk olmadığına karar vermiştir (bkz., AİHM, Agneessens/Belçika, B. No: 12164/86, 12/10/1998).
48. Somut başvuruya konu davadaMahkeme, başvurucunun yaptığı şifahi sözleşme nedeniyle bir tacir olarak ücretisteme hakkının bulunduğunu, ancak ücretin şart edilmediğini ve bu durumunbaşvurucunun da kabulünde olduğunu, davanın koşullarının ise ücretigerektirmediğini, zira sahipleri tarafından aranmayan araçlar dışında otoparkınişlem hacminin arttığını ve başvurucunun bundan menfaat elde ettiğinibelirterek davayı reddetmiş ve alacağın doğmadığına karar vermiştir.
49. Bu durumda ilgili Kanunhükümleri ve Yargıtay içtihatlarına göre somut başvuru konusu olayda mülkiyethakkı kapsamında alacak hakkına bağlı meşru beklentinin mevcut olmadığı, somutbaşvuruya konu davada da başvurucunun bu iddiasını Mahkeme önündekanıtlayamadığı ve Mahkemenin başvurucunun alacak iddiasını reddettiğigörülmektedir.
50. Sonuç olarak, başvuru konusuolayda mülkiyet hakkına konu olabilecek bir "ekonomik değeri" veya en azından bu şekildeki birdeğeri elde etme yönünde "meşrubeklentisi" bulunmayan başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesindegüvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamına giren korunmaya değer birmenfaati bulunmadığı anlaşılmıştır.
51. Açıklanan nedenlerle,başvurunun “konu bakımından yetkisizlik”nedeni ile kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığı İddiası
52. Başvurucu, 2918 sayılıKanunu’na göre trafikten men edilen yakalamalı araçların muhafazası içinyaptığı anlaşma gereği uzun yıllar yüzlerce aracı muhafaza ettiği haldekendisine ödeme yapılmaması üzerine açtığı davanın meşru beklentisininbulunmasına rağmen alacağın doğmadığı gerekçesiyle reddedilmesiyle hakkaniyeteuygun karar verilmediğini, devletin ne zaman isterse o zaman ödeme yapacağımantığının kabul edildiğini, araçların halen otoparkında durmaya devamettiğini, bu araçları muhafaza için kendisinin belli maliyetlere katlanmasıgerektiğini, mahkemenin aldığı bilirkişi raporunda alacak tespit edildiği haldeek bilirkişi raporu alınmaksızın raporun aksine karar verildiğini, başka birşahsın aynı konulu davasında alacağın kabul edildiğini ve sonuç olarak adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
53. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlardainceleme yapılamaz.”
54. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
55. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvurularınMahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurularkapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
56. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açıkça keyfilik veya bariz takdir hatasıiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular, açıkça keyfilik veya bariz takdir hatası bulunmadıkçaAnayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
57. Öte yandan benzer konulardaaynı derecedeki yargı mercileri arasındaki içtihat farklılıkları tek başınaadil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde kabul edilemeyeceği gibi, derecemahkemeleri veya temyiz mercilerinin, uyuşmazlıklara ilişkin olarak, taraflarıntalepleri ve delilleri arasındaki yorum farklılıkları da tek başına adilyargılanma hakkının ihlali niteliğinde kabul edilemez (B. No: 2012/1056,16/4/2013, § 36).
58. Somut başvuruya konu davabaşvurucunun alacak talebine ilişkindir ve Mahkeme bu konuyla sınırlı birinceleme yaparak karar vermiştir. Mahkeme, gerekli incelemeyi yapmış, bilirkişiraporu almış, başvurucuya kendi iddialarını öne sürme ve karşı iddialara cevapverme imkânı tanımış ve başvurucunun yaptığı şifahi sözleşmeyi 818 sayılı mülgaKanun’da geçen vedia akdi olarak tanımlayarak vedia akdine göre ücretin herzaman şart olmadığı ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda ücret gerekipgerekmediğini davanın koşullarına göre tespit edeceğini, (bkz. § 44-45) somutdavada sahipleri tarafından teslim alınan veya icra kanalıyla satılan araçlarsayesinde başvurucunun işlem hacminin arttığını ve bundan menfaat elde ettiğinibelirterek ücret gerektirmediğine, dolayısıyla alacağın doğmadığına kararvererek (§ 10) davayı reddetmiştir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi ise karardageçen gerekçeyi benimseyerek temyiz talebini reddetmiştir.
59. Başvurucu mahkemeninsözleşmeyi vedia akdi olarak tanımlamasına karşı bir görüş bildirmemekte veverilen ret kararı nedeniyle adil yargılanma hakkının hangi alt unsurunun ihlaledildiğini de açıklamamaktadır. Başvurucunun şikâyetlerinin özü Mahkemenin,kanunları yorumunda ve olayları değerlendirmesinde hatalı olduğu ve verdiğikararın sonucu itibariyle adil olmadığı yönündedir.
60. Başvurucu, yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşıtarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatıbulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarınınderece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıtsunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açıkça keyfilikoluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.
61. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğindeolduğu ve derece mahkemesi kararının bariz bir takdir hatası veya açıkçakeyfilik içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Gerekçeli Karar Hakkının İhlali İddiası
62. Başvurucu somut başvuruyakonu alacak davasına ilişkin Yargıtay kararının gerekçesiz olduğunu iddiaetmektedir.
63. Anayasa’nın 141. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarakyazılır.”
64. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
65. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlaliddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesigereken hususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahaleninolmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veyazorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabuledilebilir.
66. Anayasa’nın 36. maddesininbirinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarakbaşvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanmahakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hakve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasınısağlayan en etkili güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütünmahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin kapsamınınbelirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (B. No: 2013/307, 16/5/2013, §30).
67. Mahkemelerin hükümleri içingerekçe yazmaları gerekmekle birlikte bunun tarafların tüm iddialarına detaylıyanıt vermek zorunluluğu şeklinde anlaşılmamalıdır. Gerekçe yazmayükümlülüğünün ileri sürülen iddiaların davanın sonucuna etkisi yönünden herdavanın şartları çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmesi gerekmektedir. Bukapsamda ileri sürülen iddianın kabulü halinde davanın sonucuna etkili olmasıbekleniyor ise mahkemelerin bu iddiayı değerlendirmeleri gerekebilir.
68. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayıyapan mahkemenin kararını uygun bulması halinde, bunu ya aynı gerekçeyikullanarak ya da basit bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemliolan husus, temyiz merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurlarıincelediğini, derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya dabozduğunu göstermesidir (B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).
69. Somut olayda Mahkeme,başvurucunun alacağının vedia sözleşmesine dayalı olduğunu, ücretin şartedilmediğini ve tarafların da bunu kabul ettiğini belirtmiş, durumunözellikleri ücret gerektirmiyorsa ücret istenemeyeceği, somut davada mevcutörneklerden ücretin araç üzerinden tahsil edildiğinin anlaşıldığı ve aracıngerçek malikine iadesinde alacağın muaccel hale geldiği ve ücret alınmasınıngerekmediği gerekçesiyle davayı reddetmiştir (§ 10). Yargıtay tarafından daMahkemece verilen kararın gerekçesine atıf yapılarak ve bu gerekçe aynen kabuledilerek hüküm onanmış ve karar düzeltme istemi reddedilmiştir (§ 11-12).Dolayısıyla ilk derece mahkemesi kararı burada yer alan gerekçeyi benimseyerekonayan Yargıtay kararlarının gerekçesiz olduğundan söz edilemez.
70. Açıklanan nedenlerle somutbaşvuruya konu alacak davasında Yargıtay kararlarının gerekçesiz olmadığınınaçık olduğu anlaşıldığından, başvurucunun bu yöndeki iddialarının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiasının “konu bakımından yetkisizlik”,
2. Yargılamanın sonucunun adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
3.Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Başvurucu tarafından yapılan yargılama giderlerinin başvurucuüzerine bırakılmasına,
20/11/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.