TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
UFUK ARSLAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/34473)
Karar Tarihi: 26/12/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Ömer MENCİK
Başvurucu
:
Ufuk ARSLAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması,tutukluluğa itirazın bağımsız ve tarafsız hâkim güvencelerine aykırı olan sulhceza hâkimliklerince karara bağlanması, tutukluluğun makul süreyi aşması,tutuklama öncesinde yakalama ve tutuklama nedenlerinin bildirilmemesinedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; gözaltı ve tutukluluksüreçlerindeki bazı uygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının; dijitaldelillere hukuka aykırı olarak el konulması ve yargılama sürecinde silahlarıneşitliği ilkesine aykırı davranılması nedenleriyle adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 5/9/2017 ve 24/11/2017 tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyon tarafından 2017/39359 numaralı bireysel başvurudosyasının aralarında kişi yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle2017/34473 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine veincelemenin 2017/34473 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yapılmasınakarar verilmiştir.
5. Komisyonca adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
6. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde sonaerdirilmiştir. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam edenve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuzve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'ninkamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalaryürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleriuygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).
10. Hakkında soruşturma başlatıldığı dönemde askerlik vazifesiniifa eden ve askere gitmeden önce Doğan Haber Ajansı A.Ş. bünyesinde gazeteci(muhabir) olarak görev yapmakta olan başvurucu hakkında Düzce CumhuriyetBaşsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan bir soruşturmabaşlatılmıştır. Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bu soruşturmakapsamında başvurucunun 5/4/2017 tarihinde ifadesi alınmıştır.
11. Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucuyu FETÖ/PDY üyesiolma suçundan tutuklanması istemiyle aynı tarihte Düzce Sulh Ceza Hâkimliğinesevk etmiştir. Talep yazısında "...[başvurucununda aralarında olduğu] şüphelilerin üzerineatılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgularınve tutuklama nedeninin bulunduğu anlaşılmakla; şüphelilerin üzerine atılı suçunvasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üsthaddi dikkate alınarak 5271 sayılı CMK’nın[CezaMuhakemesi Kanunu'nun] 100. vd. maddeleriuyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına karar verilmesi kamu adına talep olunur" denilmiştir.
12. Düzce Sulh Ceza Hâkimliğince 5/4/2017 tarihinde başvurucununtutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...Şüpheliler Ufuk Arslan ve T.A.'nın atılı suç nedeni [ile] tüm dosya kapsamına dayanan kuvvetli suç şüphesialtında bulundukları, şüphelilerin serbest kalmaları halinde kaçma ve saklanmaşüphesi ve delilleri karartma ihtimallerinin bulunduğu, atılısuçunCMK 100/3 maddesinde sayılan katolog suçlardanolduğu, işin önemi, verilmesi beklenen ceza ile tutuklama tedbirlerinin ölçülüolacağı anlaşılmakla şüphelilerin atılı suçdan CMK100 vd. maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına,...karar verildi."
13. Başvurucu 7/4/2017 tarihinde tutuklama kararına itirazetmiş, Bolu Sulh Ceza Hâkimliği 12/4/2017 tarihinde "Şüphelinin üzerine atılı suçun niteliği, dosya kapsamı ve mahkemetutuklama kararındaki gerekçeler yerinde görülmekle..."gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.
14. Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 6/6/2017 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundancezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davasıaçılmıştır. FETÖ/PDY'ye ilişkin genel açıklamalarınyer aldığı iddianamede başvurucu yönünden yapılan değerlendirme şöyledir:
"...Şüpheli hakkında, FETÖ/PDY silahlıterör örgütü ile olan irtibatına ilişkin olarak, şüphelinin adına kayıtlı 554558 87 12 numaralı GSM hattı üzerinden Bylock isimliprogramı kullandığının tespit edildiği,
Şüphelinin FETÖ'yemüzahir evlerde kalarak sohbet adını verdikleri toplantılara katıldığınıntespit edildiği,
Şüphelinin Cumhuriyet Başsavcılığımıztarafından ifadesi alınırken ilk etapta bylock isimliprogramı kullanmadığını belirttiği ancak ifade sırasındaki hareketlerindenşüphelenilerek kendisine etkin pişmanlık hükümleri hatırlatılıp yenidensorulduğunda, Bylock isimli programı telefonuna E.S.isimli şahsın yüklediğini ikrar ettiği,
Bu nedenlerle şüphelinin FETÖ/PDY SilahlıTerör Örgütü üyesi olduğunun kabulünün gerekeceği anlaşılmış olup..."
15. Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 22/6/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne kararvermiş ve E.2017/295 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.
16. Mahkemece 21/7/2017 tarihinde yapılan inceleme sonunda "Tutuklu sanık T.A. ve Ufuk Arslan'ın üzerineatılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasına dair;dosya içerisinde bulunan belge ve dokümanlar, By-Lockhaberleşme aracının kullanıldığının tespit edilmesi, sanığın kovuşturmaaşamasında henüz savunmasının alınmamış olması, kuvvetli suç şüphesininvarlığı, bu suçun 5271 Sayılı CMK'nın 100/3maddesinde tutuklama nedeni olarak öngörülen katalog suçlardan olması,tutuklulukta geçen süre ile kovuşturma konusu suçun yasada öngörülen cezasınınalt ve üst sınırları arasında ölçülülük bulunması, adli kontrol hükümlerineuymanın sanığın iradesine bırakılması ve bu aşamada yetersiz kalmaihtimali..." gerekçesiyle başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına karar verilmiştir.
17. Başvurucu, tutukluluğun devamına dair bu karara 9/8/2017 ve10/8/2017 tarihli dilekçeleri ile itiraz etmiştir.
18. Mahkemece 21/8/2017 tarihinde yapılan inceleme sonunda "Tutuklu sanık T.A. ve Ufuk Arslan'ın üzerineatılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasına dair;dosya içerisinde bulunan belge ve dokümanlar, By-Lockhaberleşme aracının kullanıldığının tespit edilmesi, sanığın kovuşturmaaşamasında henüz savunmasının alınmamış olması, kuvvetli suç şüphesininvarlığı, bu suçun 5271 Sayılı CMK'nın 100/3maddesinde tutuklama nedeni olarak öngörülen katalog suçlardan olması,tutuklulukta geçen süre ile kovuşturma konusu suçun yasada öngörülen cezasınınalt ve üst sınırları arasında ölçülülük bulunması, adli kontrol hükümlerineuymanın sanığın iradesine bırakılması ve bu aşamada yetersiz kalmaihtimali..." gerekçesiyle başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına karar verilmiştir.
19. Başvurucu, tutukluluğun devamına dair bu karara 24/8/2017tarihinde itiraz etmiştir.
20. Başvurucu, tutukluluk hâlinin devamına dair 21/8/2017tarihli karardan sonra -2017/34473 sayılı başvuru yönünden- 5/9/2017 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
21. Düzce 1. Ağır Ceza Mahkemesi 8/9/2017 tarihinde, 21/7/2017tarihli tutukluluğun devamı kararına karşı yapılan itirazın reddine kararvermiştir.
22. Başvurucunun tutukluluğun devamına dair 21/8/2017 tarihlikarara itirazı hakkında herhangi bir karar verilmediği anlaşılmıştır.
23. Mahkemece 18/10/2017 tarihinde yapılan inceleme sonunda "Tutuklu sanık T.A. ve Ufuk Arslan'ın üzerineatılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasına dair;dosya içerisinde bulunan belge ve dokümanlar, By-Lockhaberleşme aracının kullanıldığının tespit edilmesi, sanığın kovuşturmaaşamasında henüz savunmasının alınmamış olması, kuvvetli suç şüphesininvarlığı, bu suçun 5271 Sayılı CMK'nın 100/3maddesinde tutuklama nedeni olarak öngörülen katalog suçlardan olması, tutukluluktageçen süre ile kovuşturma konusu suçun yasada öngörülen cezasının alt ve üstsınırları arasında ölçülülük bulunması, adli kontrol hükümlerine uymanınsanığın iradesine bırakılması ve bu aşamada yetersiz kalma ihtimali..." gerekçesiylebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.
24. Başvurucu tutukluluğun devamına dair bu karara itiraz etmiş,Düzce 1. Ağır Ceza Mahkemesince 14/11/2017 tarihinde itirazın reddine kararverilmiştir.
25. Anılan karar 17/11/2017 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
26. Başvurucu -2017/39359 sayılı başvuru yönünden- 24/11/2017tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
27. Mahkeme 12/1/2018 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesinekarar vermiştir.
28. Devam eden yargılamada Mahkeme 9/3/2018 tarihli kararıylabaşvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasıile cezalandırılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
"...Sanık Ufuk ARSLAN'ın,adına kayıtlı 0554 558 8712 numaralı hat ile örgütün gizli yazışma programıolan Bylock programını kullandığı, ilgili hatta ait Bylock sinyal bilgilerine ilişkin logve nat kayıtlarına göre 04/09/2014 - 12/01/2015tarihleri arasında 357 kez sinyal kaydının olduğu, sanığın Bylockprogramını kullandığını ikrar ettiği,
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/3 Esas,2017/3 Karar nolu kararında Bylockiletişim sisteminin, Fetö/Pdysilahlı terör örgütü mensuplarının iletişimini sağlamak amacı ile oluşturulanve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan birağ olması nedeni ile örgütün talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliğisağlamak için haberleşme amacı ile kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak,kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespitihalinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olarak kabul edildiği,ilgili kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nca da onaylandığını,
Sanığın, 2010 yılında üniversitenin ilk 6ayında Fetö'ye müzahir öğrenci evlerinde kaldığınıikrar ettiği,
Sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasındakibeyanlarında samimi olarak, Fetö/Pdyterör örgütü ile nasıl tanıştığı, üniversite döneminde kalmış olduğu Fetö'ye müzahir öğrenci evleri, örgütün gizli yazışma programıolan Bylock programını telefonuna kimin ne amaçlanasıl yüklediği ve örgütle bağlantılı olabilecek diğer kişiler hakkındaayrıntılı bilgi verdiği, sanığın vermiş olduğu bilgilerin mahiyeti, kapsamı dadikkate alınarak etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandırılması gerektiğianlaşılmakla,
Sanığın, örgüt amacını benimsediği, örgütesadece sempati duymayıp örgüt içinde yer aldığı, örgüt bünyesinde süreklilik,çeşitlilik, yoğunluluk gerektiren örgüt faaliyetlerinekatıldığı bu sebeplerle sanığın Fetö/Pdy terör örgütü üyesi olarak kabulü gerektiğinden bahislesanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına kararverilmiştir..."
29. Başvurucu tarafından istinaf yoluna başvurulmuş olupbireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinaf incelemesi devametmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
30. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenarbaşlıklı 100. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2)Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3)Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde,tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk CezaKanununda yer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
..."
31. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye istemininreddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularlagerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığasözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerineverilir ve bu husus kararda belirtilir."
32. 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheliveya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı 104.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerininher aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
(2)Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkimveya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir."
33. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
...
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâldemakul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkındahüküm verilmeyen,
...
g) Yakalama veya tutuklama nedenleri vehaklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklıbulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
34. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Karar veya hükümlerin kesinleştiğininilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerinkesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat istemindebulunulabilir."
35. 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt" kenarbaşlıklı 314. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşincibölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veyayöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır.
(2)Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapiscezası verilir."
36. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun"Terör suçları" kenarbaşlıklı 3. maddesi şöyledir:
"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı TürkCeza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasındayazılı suçlar, terör suçlarıdır."
37. 3713 sayılı Kanun'un "Cezalarınartırılması" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasınınbirinci cümlesi şöyledir:
"3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçlarıişleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veyaadlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur."
38. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" kenar başlıklı1. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
"Bu kanun, ceza infaz kurumları vetutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veyabunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikâyetleri incelemek, karara bağlamak vekanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infazhâkimliklerine ilişkin hükümleri kapsar."
39. 4675 sayılı Kanun'un "İnfazhâkimliklerinin görevleri" kenar başlıklı 4. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
" (1) İnfaz hâkimliklerinin görevlerişunlardır:
1. Hükümlü ve tutukluların ceza infazkurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri,barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerininsağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene vetedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlemveya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak,
...
Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılankonulara ilişkin hükümler saklıdır."
40. 4675 sayılı Kanun'un"İnfaz hâkimliğine şikâyet ve usulü" kenar başlıklı 5.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Ceza infaz kurumları ve tutukevlerindehükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgilifaaliyetlerin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırıolduğu gerekçesiyle bu işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibarenon beş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyetyoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir.
Şikâyet, dilekçe ile doğrudan doğruya infazhâkimliğine yapılabileceği gibi; Cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz kurumuve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. İnfaz hâkimliği dışındayapılan başvurular hemen ve en geç üç gün içinde infaz hâkimliğine gönderilir.Sözlü yapılan şikâyet, tutanağa bağlanır ve bir sureti başvurana verilir.
...
Şikâyet yoluna başvurulması, yapılan işlemveya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak, infaz hâkimi giderilmesigüç veya imkânsız sonuçların doğması ve işlem veya faaliyetin açıkça hukukaaykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda işlem veyafaaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir."
41. 4675 sayılı Kanun'un"İnfaz hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar"kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...
Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi,duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerekgördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkındaresen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıcaceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılıgörüşünü alır. Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi,hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleritoplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlü veya tutuklu,savunmasını, hazır bulunmak ve vekâletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıylabirlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. İnfaz hâkimi gerekli görmesidurumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.
İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyetiyerinde görmezse reddine; yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya dafaaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
42. Mahkemenin 26/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
43. Başvurucu; suç işlediğine dair somut herhangi bir delilolmamasına rağmen tutuklanmasına karar verildiğini, keyfî bir şekildeözgürlüğünden mahrum bırakıldığını, isnat edilen suçla bir ilgisininbulunmadığını, kanunlardaki silahlı terör örgütü üyeliğine ilişkin hükümlerinkeyfî ve öngörülemez biçimde yorumlandığını, tutuklama kararındaki gerekçelerinhukuka aykırı olduğunu ve kararda tutuklama nedenlerine yer verilmediğinibelirterek suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin, masumiyet karinesinin ve adilyargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
44. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
45. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdekiiddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişihürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
47. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da,savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişininyaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayısuçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez;suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
48. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere ilişkingüvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191). Soruşturmamercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan suçlama,başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilenFETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanınolağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
49. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Genel İlkeler
50. Genel ilkeler için bkz.Hüseyin Korkmaz, B. No: 2014/16835, 18/7/2018, §§ 42-50.
iii. İlkelerin OlayaUygulanması
51. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamındasilahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesiuyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
52. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
53. Başvurucu hakkındaki iddianamede ve mahkûmiyete dairgerekçeli kararda, başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındakiiletişimi sağladığı ifade edilen ByLock uygulamasının kullanıcısı olduğubelirtilmiştir (bkz. §§ 14, 28).
54. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayıkullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarınayüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından birbelirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar verenmahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasınınsomut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programınözellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir, § 74).
55. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardıedilmemelidir.
56. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veyadoğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkinsoruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).
57. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. §§ 35-37) isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır (bkz. § 30; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017 § 148).
58. Somut olayda Düzce Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüneüye olma suçunun niteliğine, suça ilişkin kanunda öngörülen yaptırımınağırlığına ve suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralıfıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına dayanıldığı görülmektedir(bkz. § 12).
59. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Düzce Sulh CezaHâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine yönelentutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.
60. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
61. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran,§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılısoruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'ninözellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi)de dikkate alındığında, bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çokdaha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (AydınYavuz ve diğerleri, § 350).
62. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Düzce Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğusonucuna varmasının (bkz. § 12) keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
63. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
64. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
2. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
65. Başvurucu; tutukluluk incelemeleri sonucunda verilenkararların somut gerekçe içermediğini, hâkimliklerin ve mahkemelerin objektifbir değerlendirme yapmadan tamamen soyut ve şablon gerekçelerle tutukluluğunundevamına karar verdiklerini, tutukluluğun tedbir olmaktan çıkıp cezayadönüştüğünü belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı, adil yargılanma,kişi hürriyeti ve güvenliği ile etkili başvuru haklarının ve haberleşmeözgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
66. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Somut olayda ihlal iddialarının, özü itibarıyla tutukluluğun uzunsürmesine ve yargılamanın tutuklu devam ettirilmesine yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucunun bu başlık altındaki iddialarıAnayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında değerlendirilmiştir.
67. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
68. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
69. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
70. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45).
71. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 12/1/2018tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumunauygun telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuruyolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
72. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makulsüreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmedenbireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Sulh CezaHâkimliklerinin Bağımsız ve Tarafsız Hâkim İlkelerine Aykırı Olduğuna İlişkinİddia
a. Başvurucunun İddiaları
73. Başvurucu; tutukluluğa ilişkin kararları veren sulh cezahâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız mahkeme güvencesini sağlamadığını, buhâkimliklerin kapalı devre bir sistemle inceleme yaptığını belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
74. Anayasa Mahkemesince sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkimgüvencesini sağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları ve tutukluluğaitirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksunbırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğineilişkin iddialar birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh cezahâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddialarınaçıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015 §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231, §§ 64-78, 94-97).
75. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarakanılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
76. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Yakalama ve TutuklamaNedenlerinin Bildirilmediğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
77. Başvurucu, Savcılık ve sorgu aşamalarında kendisine isnatedilen suçun ve bu suçu işlediğine dair somut delillerin ne olduğunun kendisinebildirilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
78. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, § 16).Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesibağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
79. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
80. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(g) bendinde, yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalarkendilerine yazıyla veya bunun hemen mümkün bulunmadığı hâllerde sözleaçıklanmayan kişilere tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır.
81. Anayasa Mahkemesi, yakalama nedenlerinin ve suçlamaların bildirilmemesineyönelik iddialara ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülentazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğusonucuna varmıştır (Deniz Özfırat, B. No: 2013/7929, 1/12/2015, §§ 52,53).
82. Somut olayda anılan içtihat da gözetildiğinde başvurucunun5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinde belirtilen ve mezkûr iddia yönünden etkilibir hukuk yolu olan yargısal yolu tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğusonucuna varılmıştır.
83. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
84. Başvurucu; gözaltı süresince yapılan uygulamalar nedeniyleinsanlık onurunun çiğnendiğini belirterek işkence yasağının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
85. Başvurucu ayrıca tutuklu olarak kaldığı ceza infazkurumundaki uygulamaların da işkence yasağının ihlali niteliğinde olduğunu, bubağlamda 10 kişinin kalabileceği şekilde tasarlanan 35-40 m² genişliğindekikoğuşta 25-27 kişi ile birlikte kaldığını, sosyo-kültürelve sportif hiçbir faaliyete katılmasına izin verilmediğini, ailesinin Konya'dayaşaması nedeniyle yaptığı nakil talebinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini,bu nedenle ailevi ve psikolojik problemler yaşadığını, bulunduğu ceza infazkurumunda havalandırma, ortak alan, yatakhane, tuvalet, sıcak su, yemek ile aydınlatmanınyetersiz olduğunu ve gerekli hijyenin sağlanmadığını iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
86. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, § 17).
87. Somut olayda gözaltı sürecindeki kötü muamele iddialarınailişkin olarak başvurucu, maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamelenin kamugörevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma koşullarından mıkaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusu iddialarınAnayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi ve belgebulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarının, başvurucununanılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden kaynaklanıpkaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortaya konmasıgerekmektedir (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Mehmet Hasan Altan, § 249).
88. Ceza infaz kurumundaki tutulma koşullarına ilişkinşikâyetler yönünden ise ilgili mevzuat (bkz. §§ 38-41) gereğince başvurucununiddialarını iletebileceği ve yapıldığını iddia ettiği kötü muameleye derhâl sonverilmesini isteyebileceği idari ve yargısal mercilerin bulunduğugörülmektedir. İlgili hükümler kapsamında başvurucu, şikâyetlerini öncelikleyetkili yargısal mercilere iletip tutulma yeri ve koşulları sebebiyle kötümuameleye maruz bırakıldığını ileri sürebilecek ve bu koşulların en kısazamanda uygun hâle getirilmesini isteyebilecekken bu yollara başvurmamıştır(benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. MehmetBaransu, B. No: 2015/8046, 19/11/2015, §30). Başvurucunun şikâyetleri dikkate alındığında mevcut başvuru yollarınınulaşılabilir, şikâyetleri açısından telafi imkânına sahip ve bir çözümsağlayabilecek nitelikte olmadığını söyleyebilmeyi mümkün kılan bir sebepbulunmadığından başvuru yollarının tüketilmesi kuralına istisna tanınmasınıgerektiren bir durumun da olmadığı görülmektedir (benzer yöndeki birdeğerlendirme için Didem Tütenk,B. No: 2013/7525, 10/6/2015, §§ 40, 41).
89. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini, varsa bu konudakikanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilereiletmeden, hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini veçözüme kavuşturmasını beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
90. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kötü muamele yasağınınihlal edildiği iddiasıyla ilgili olarak idari ve/veya yargısal başvuru yollarıtüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
91. Başvurucu; dijital delillere hukuka aykırı olarak, imajıalınmadan el konulduğunu, yapılan yargılamada dosyadaki delillerin gereği gibideğerlendirilmediğini, tarafına delil sunma imkânı verilmediğini, dosyasındakimevcut delilleri kendisinin değerlendirmesine fırsat tanınmadığını, silahlarıneşitliği ilkesinin gözardı edildiğini belirterek adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
92. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
93. Somut olayda başvuruya konu yargılamanın devam ettiği tespitedilmiştir (bkz. § 29). Bukapsamda başvurucunun bu başlık altındaki şikâyetlerine ilişkin hukuksisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğuanlaşılmaktadır.
94. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız hâkimilkelerine aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Yakalama ve tutuklama nedenlerinin bildirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA 26/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.