TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
UFUK ÇALIŞKAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/1570)
Karar Tarihi: 7/3/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 11/4/2019-30742
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör Yrd.
:
Derya ATAKUL
Başvurucu
:
Ufuk ÇALIŞKAN
Vekilleri
:
Av. Ali Deniz CEYLAN
Av. Veysi ESKİ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, bir gazetenin internet sayfası sorumlusununyayımladığı bir yazı nedeniyle halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerlerialenen aşağılama suçundan mahkûm edilmesinin ifade ve basın özgürlükleriniihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/1/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
9. Başvurucu, olayların meydana geldiği tarihte ulusal ölçekteyayın yapan Birgün gazetesinin (gazete) internetsitesinin (www.birgun.net) editörüve sorumlusudur.
10. Gazetenin Yayın Kurulu, gazetede popüler Twitterhesaplarının yazılarına yer vermeye karar vermiş ve aralarında @tanrıcc müstearadlı hesabın da bulunduğu bazı kullanıcılarla iletişime geçmiştir. Gazeteninteklifini kabul eden @tanrıccmüstear adlı kullanıcı, yazılarını mail yoluyla gazetenin editörüne ve yazıişleri müdürüne göndermiştir.
11. Anılan Twitter kullanıcısınıngazetenin 3/8/2013 ve 10/8/2013 tarihli nüshalarında ve gazetenin internetsitesinde iki yazısı yayımlanmıştır. Yazarın birinci tekil şahıs olarak Tanrı'yı konuşturduğu söz konusu yazılarşöyledir:
- Gazetenin 3/8/2013 tarihli nüshasında yayımlanan yazı:
" Benkısaca CC
twitter.com/tanrıcc
Biliyorum BirgünGazetesi için yazıyor oluşum sizleri çok şaşırttı. (Türkiye gibi bir ülkedeyaşayıp hala bağzı olaylara şaşırıyor oluşunuz daayrıca garip bir durum) Bundan sonra - eğer istersem-her hafta yazmak gibi bir planım var. İstersem diyorum çünkü yazıpyazmayacağıma Birgün değil ben karar veririm. Birgün diye bir gazete olup olmayacağına da yüce Tanrıcc olarak benim karar verdiği gibi...
Birgün Gazetesinden 'Bizim için yazar mısınız?' teklifi gelince bir yanım çokmutlu olurken diğer yanım epey hüzünlendi. Mutlu oldum çünkü bu uzun zamandır aramızınaçık olduğu ve beni pek de sallamayan sol kesimin benimle olan ilişkilerinidüzeltebilmesi için benzersiz bir fırsat olacaktı -kim bilir belki de bufırsatı ben yaratmışımdır- Gazetelerinin hemen hemen her köşesinde adımıkullanan muhafazakar çevrelerden böyle bir teklifalmamak da beni ayrıca üzdü. Birgün Gazetesinisizlerin huzurunda kutsayarak tebrik ediyorum. Alex'iFenerbahçe'ye getirmek bile beni kendileri için yazmam konusunda ikna etmeninyanında sönük bir başarı kalırdı.
Yahu yazının başından beri yazmayayım diyorumama bi toparlanın arkadaşlar. Oturuşunuza, bacak bacak üstüne atışınıza dikkat edin biraz. Gören de [E.T]yazısı okuduğunuzu zanneder ki ayrıca [E.] Hanımı severekyarattım, yanlış anlaşılma olmasın.
Dip not: Birgün içinyazıyor oluşum Birgün'ü kutsal bir gazete yapmaz amasiz yine benim yazdığım sayıları saklayın. Yanısırabu sayıları içki şişesi kamufle etmek, rakı sofrasının altına sermek ve camlarısilmek için kullanmazsanız sizin için hayırlı olur. Çünkü siz de biliyorsunuzki adalet sistemi değil, only godcan judge you (sizi yalnıztanrı yargılayabilir). Her hafta Birgün'de vesonrasında bu tarafta görüşmek üzere."
-Gazetenin 10/8/2013 tarihli nüshasında yayımlanan yazı:
" Cehennet
twitter.com/tanrıcc
MERHABA sevgili Birgünokurları. Biliyorum kafanızda bu tarafla ilgili bir çoksoru var. Nasıl bir yer, cennet nasıl, cehennem nasıl vb…Sizi çok iyi anlıyorum. Ben olsam ben de merak ederdim. Bu merakınızı gidermekadına size buralar hakkında kısa açıklamalar yapacağım. Tabii bu durumukullanıp bana [N.H.ymişim] gibi davranmazsanız çok iyi olur. Ne o ben olabilir,ne de ben onun kazandığı paraları kazanabilirim (BirgünGazetesi bırakın para vermeyi yazdığım sayıları bile bana parayla satıyor.)Şeytan'a tapanların -ki o serserinin tapılacak bir tarafı yok- dışındaki çoğuinsan cennete gelmek ister. Bunun asıl sebebi cennetin güzel bir yer oluşudeğil, cehennemin çok kötü bir yer oluşudur. Bana sorarsanız ben cennetteki tümo düzgün insanlar arasında çok sıkıldığımı itiraf edebilirim. Ama yine de hiçkimse cehenneme gelmek istemez çünkü - dünyadaki tümzeki, yaratıcı ve eğlenceli insanların burada olduğunu saymazsak - cehennemkorkutucudur, aşırı sıcaktır ama adildir. Adalet cehennemde bile düzgün birşekilde işler. Peki Türkiye'de? Şunu açık bir şekilde söyleyebilirim kicehennem Türkiye'den daha güvenli ve daha adil bir yer. Zebanilerimiz hakkınısavunan insanların üzerine plastik mermiler ve gaz fişekleriyle saldırmıyor.Üstelik Toma da yok. Bikeresinde cehenneme Toma sokmak gibi saçma birdüşüncemiz olmuştu sonra oradaki kulların sevinç çığlıklarını duyuncavazgeçmiştik. Cehennemde yanan kullara su sıkmak cidden saçma bi fikirdi... Cehennemin Türkiye'den tek farkı biraz sıcakolması. Tabii bu durum yaz ayları biraz değişiyor. Cehennemde fikrinizi rahatçadile getirebilirsiniz, kılık kıyafetinize ve yaşam tarzınıza karışılmaz,farklılıklar hep bir aradadır, kimseye ayrımcılık yoktur. Herkes adilce yanar.Yani kısaca Türkiye'de yaşıyorsanız cehennem sizin için doğru adres!"
12. Söz konusu yazılarla ilgili gelen ihbarlar üzerine İstanbulCumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmış; gazetenin imtiyazsahibi, yazı işleri müdürü ve internet yayınından sorumlu olan başvurucuhakkında halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılamasuçundan kamu davası açılmıştır.
13. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesince 25/11/2014 tarihindebaşvurucunun halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılamasuçundan 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Mahkemenin Avrupa İnsanHakları Mahkemesinin (AİHM) din ve vicdan özgürlüğü ile ilgili içtihadına dayer verdiği gerekçesi şöyledir:
"Yargılama konusu yazılar bir bütünolarak AHİM'nin kararları,YerleşikYargıtay İçtihatları ile birlikte değerlendirildiğinde; BirgünGazetesinin 03/08/2013 tarihli nüshasında yayınlanan 'Ben kısacaCC-twitter.com/tanrıcc' başlıklı yazı içeriğinde; 'Yüce Tanrı(cc) olarakartık Birgün'deyim. Her hafta yazmak gibi bir planım var.İstersem diyorum çünkü yazıpyazmayacağıma Birgün değil ben karar veririm.Birgün diye bir gazete olup olmayacağına da yüceTanrı cc. olarak benim karar verdiğim gibi.Birgüngazetesini sizlerin huzurunda kutsayarak tebrik ediyorum.... Birgün için yazıyor oluşum Birgün'ükutsal bir gazete yapmaz ama siz yine de benim yazdığım sayıları saklayın ....bu sayıları içki şişesi kamufle etmek ,rakı sofrasınınaltına sermek ve camları silmek için kullanmazsanız sizin için hayırlı olur.'şeklindeki anlatımla yazarın Tanrı olduğu ve herşeyekarar verdiği şeklinde bir izlenim verildiği anlaşılmaktadır.
Yaratıcı Tanrıinancıbütün semavi dinlerde var olan bir inanç olup, insanları yoktan var ettiği,kâinatın yaratıcısı olduğu ve kâinatta var olan herşeyiyarattığı, gözle görülmediği, elle tutulmadığı, beş duyu organı ilealgılanamadığı, soyut, yani madde ile izah edilemeyen yüce olduğu kabuledilmektedir. Tanrıya inanmak semavi dinlerde inancının esaslı ve en önemlideğeridir. Müslümanlık, Hıristiyanlık, Musevilik gibisemavi dinlerde ki Yaratıcı inancına aykırı bir şekilde yazıda Tanrı imajısomut bir varlık gibi ortaya konulmaktadır.
Birgün Gazetesinin 10/08/2013 tarihli nüshasında yayınlanan'Cehennet-twitter.com/tanrıcc' başlıklı yazıiçeriğinde; '....çoğu insan cennete gelmek ister.Bunun asıl sebebi cennetin güzel bir yer oluşu değil, cehennemin çok kötü biryer oluşudur. Bana sorarsanız ben cennetteki tüm o düzgün insanlar arasında çoksıkıldığımı itiraf edebilirim. Ama yine de hiç kimse cehenneme gelmek istemezçünkü dünyadaki tüm zeki, yaratıcı ve eğlenceli insanların burada olduğunusaymazsak cehennem korkutucudur, aşırı sıcaktır ama adildir. .....Bi keresinde cehenneme tomasokmak gibi saçma bir düşüncemiz olmuştu sonra oradaki kulların sevinççığlıklarını duyunca vazgeçmiştik. ...' şeklindeki anlatımla, Müslümanlık,Hıristiyanlık, Musevilik gibi semavi dinlerin kutsal kitaplarında anlatılan vebu dinlere inananların inançlarının gereği olarak varlığından şüphe etmedikleriCennet-Cehennem gibi kavramlara yönelik olarak sebepsiz yere saygısız,küçümseyici ifadelerkullanıldığı anlaşılmıştır.
Yazıların içeriğinden ziyade, ifade edilişbiçim dikkate alındığında; Yaratıcı bir Tanrı olduğu inancına sahip insanlarındini inançlarının hak edilmemiş ve aşağılayıcı bir saldırıya konu olduğuduygusuna kapılmasına sebebiyet verildiği, dini inanç mensuplarının dini hürmetobjelerinin, demokratik bir toplumda bulunması gereken hoşgörü ruhunun kötüniyetli bir şekilde ihlaline yol açtığı, yazılarla ilgili olarak vatandaşlartarafından pek çok ihbar mektubu gönderilip, gereği için talepte bulunulduğu gözönüne alındığında eylemin bu haliyle kamu barışını somutolarak bozmaya elverişli nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
Halkın bir kesiminin benimsediği dinîdeğerleri alenen aşağılama suçunu oluşturan sözkonusuyazıları yazanın belli olmaması nedeniyle gazetedeki yayınlardan dolayı gazetesorumlu yazı işleri müdürü sanık ..., sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilisiolan sanık ... ile internetteki yayınlardan dolayı internet sitesinin sorumlusuolan sanık Ufuk Çalışkan'ın sorumluluklarının bulunduğu böylelikle sanıklarınüzerlerine yüklenen basın yoluyla Halkın bir kesiminin benimsediği dinîdeğerleri alenen aşağılama suçunu işledikleri sanık savunmaları, gazete veinternet yazıcı çıktı örnekleri,mevkute beyannamesive tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır."
14. Başvurucunun anılan karara itirazı İstanbul 2. Ağır CezaMahkemesince 11/12/2014 tarihinde reddedilmiştir.
15. Ret kararı başvurucuya 25/12/2014 tarihinde tebliğedilmiştir. Başvurucu 26/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
16. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veyaaşağılama" kenar başlıklı 216. maddesinin (3) numaralı fıkrasışöyledir:
"Halkın bir kesiminin benimsediği dinideğerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olmasıhalinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. "
17. 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında YapılanYayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla MücadeleEdilmesi Hakkında Kanun'un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgilikısımları şöyledir:
"(1) Bu Kanunun uygulamasında;
...
f) İçerik sağlayıcı: İnternet ortamı üzerindenkullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren vesağlayan gerçek veya tüzel kişileri,
...
ifade eder."
18. 5651 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şu şekildedir:
"(1) İçerik sağlayıcı, internet ortamındakullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumludur.
(2) İçerik sağlayıcı, bağlantı sağladığıbaşkasına ait içerikten sorumlu değildir. Ancak, sunuş biçiminden, bağlantısağladığı içeriği benimsediği ve kullanıcının söz konusu içeriğe ulaşmasınıamaçladığı açıkça belli ise genel hükümlere göre sorumludur."
B. Uluslararası Hukuk
19. AİHM içtihadı çerçevesinde Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'nin (Sözleşme) 9. maddesi, dinî duygulara saygı gösterilmesi hakkınıda koruma altına almaktadır (Otto-PremingerEnstitüsü/Avusturya, B. No: 13470/87, 20/9/1994, § 47). AİHM, eldekibaşvuruya benzer başvurularda ifade özgürlüğü ile düşünce, vicdan ve dine uygunbir biçimde saygı gösterilmesini isteme hakkı arasında adil bir denge kurulmasıgerektiğini belirtmektedir (İ.A./Türkiye,B. No: 42571/98, 13/9/2005, § 27; Otto Preminger Enstitüsü/Avusturya, § 55).
20. AİHM -Sözleşme'nin 10. maddesinin ikinci paragrafınınöngördüğü üzere- ifade özgürlüğünün kullanılmasının beraberinde görev vesorumluluklar getirdiğini belirtmektedir. Bu görev ve sorumluluklar arasındadinî inançlar bağlamında, başkaları için yersiz, saldırgan nitelikte, saygısızca(İ.A./Türkiye,§ 49; Otto-Preminger Enstitüsü/Avusturya, § 49) ve bu suretleinsan ilişkilerindeki gelişmeyi güçlendirecek herhangi bir kamusal tartışmayakatkı sunmayan ifadelerden kaçınma yükümlülüğü de yer alabilir (Gündüz/Türkiye, B. No: 35071/97,4/12/2003, § 37).
21. AİHM'e göre bir devlet meşruolarak başkalarının düşünce, vicdan ve dinine saygı ile bağdaşmayan -haber vefikirlerin iletilmesi de dâhil olmak üzere- bazı tutumların cezalandırılmasınıamaçlayan tedbirler alınmasını gerekli görebilir (Otto-Preminger Enstitüsü/Avusturya, § 47). İlke olarakderin saygı duyulan dinî hususlara yönelik yakışıksız saldırılarıncezalandırılması gerekli görülebilir (İ.A./Türkiye,§ 24).
22. AİHM, dinî kanaatlere yönelik saldırılar bakımındanbaşkalarının haklarının korunması noktasındaki ihtiyaçlarla ilgili bir Avrupastandardının olmadığı tespitini yapmıştır. Bu nedenle devletler ahlak veya dingibi konulardaki samimi kişisel inançlara yönelik saldırılar çerçevesindekiifade özgürlüğünü düzenleme konusunda daha geniş bir takdir marjına sahiptir.Ancak ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamanın Sözleşme ile uyumu konusunu nihaiolarak karara bağlama yetkisi AİHM'indir. AİHM, buyetkisini davanın koşulları altında müdahalenin demokratik bir toplumdatoplumsal bir ihtiyaç baskısına karşılık gelip gelmediğini ve izlenen meşruamaçla orantılı olup olmadığını değerlendirmek suretiyle kullanacaktır (Wingrove/Birleşik Krallık , B. No: 17419/90,25/11/1996, § 58; Aydın Tatlav/Türkiye,B. No: 50692/99, 2/8/2006, §§ 24, 25).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 7/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
24. Başvurucu;
i. Şikâyet konusu yazıların yayımlandığı tarihte gazetenininternet sitesinden sorumlu kişi olduğunu, görevinin gazetede yayımlananyazıların internet sitesine aktarılması olduğunu bildirmiştir. 9/6/2004 tarihlive 5187 sayılı Basın Kanunu'nun düzenleme alanı süreli ve süresiz basılıeserler olduğundan internet yayınları hakkında sorumluluk ile ilgili bu Kanunhükümlerine başvurulamayacağını, yine 5651 sayılı Kanun uyarınca da içerik, yerveya erişim sağlayıcılardan herhangi biri olmadığından bu Kanun hükümlerinegöre de sorumlu tutulamayacağını iddia etmiştir. Gazetelerin internet sitesi sorumlularınınişlenen suçlar nedeniyle cezai sorumluluğunun düzenlendiği bir hükümbulunmadığını belirterek müdahalenin kanuni olmadığını ileri sürmüştür.
ii. Şikâyet konusu yazıların sahibinin Twitterhesabındaki paylaşımlarının da benzer nitelikteki mizahi yazılardan oluştuğunubelirtmiştir. Hesap sahibinin profilinde 2003 yılında Türkiye'de "Aman Tanrım" ismiylegösterilen komedi filminde Tanrı'yı canlandıran aktörün filminden alınmış birfotoğrafını kullandığını, hesaba ait kullanıcı bilgileri kısmında kendisiniTanrı Zeus şeklinde tanıttığını, yerleşim yerini Yunan mitolojisinde tanrılarınyaşadığı dağ olarak bilinen Olimpos'u gösterdiğinibelirtmiştir. Başvuruya konu yazıların Tanrı mizanseni üzerinden gündemdekisiyasi ve toplumsal olaylar ile tartışmalar hakkında yapılan mizahi eleştiri veyorumlardan ibaret olduğunu, nefret söylemi içermediğini, yaratıcı ağzındantoplumsal ve siyasi olayların mizahi bir dille yorumlanarak eleştirilmesininözellikle sanat alanında sıklıkla kullanılan bir üslup olduğunu iddia etmiştir.Bahsi geçen nitelikteki yazıların gazetenin internet sitesinde yayımlanmasınedeniyle cezalandırılmasının ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiğiniileri sürmüştür.
25. Bakanlık görüşünde, müdahalenin kanuniliğine yönelik iddiayailişkin olarak şikâyet konusu yazıların yayımlandığı tarihte gazetenin internetsitesinin sorumlusu olan başvurucu hakkında 5651 sayılı Kanun'un 4. maddesinin(2) numaralı fıkrası kapsamında mahkûmiyet hükmü verildiği bildirilmiştir.Bakanlık tarafından ayrıca, derece mahkemesince ifade özgürlüğü ile dinîduygulara saygı gösterilmesi hakkı arasında adil bir dengenin kurulduğu, halkınbüyük çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülkede İslam dinine yönelik alaycı,kamusal bir tartışmaya katkı sağlamayan, ucuz saldırı niteliğindeki ifadelerkarşısında başvurucunun basın özgürlüğüne yapılan müdahalenin sosyal birihtiyacı karşıladığı ve meşru amaçla orantılı olduğu belirtilmiştir.
26. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru konusuyazıların dinî değerleri aşağılayıcı niteliğinin bulunmadığı, bu yazılarıngazetenin internet sitesinde yayımlanması nedeniyle cezalandırılmasının ifadeve basın özgürlüklerini ihlal ettiği yönünde bireysel başvuru formunda ilerisürdüğü iddialarını tekrarlamıştır. Başvurucu; müdahalenin kanuniliğine yönelikbireysel başvuru formunda yer alan, internet yayınından sorumlu tutulmasınıniçerik sağlayıcı olmaması nedeniyle kanuni bir dayanağının bulunmadığınailişkin iddiasından farklı olarak bu defa 5651 sayılı Kanun'un 4. maddesiuyarınca içerik sağlayıcı olarak başkasına ait içerikten sorumlu tutulabilmesiiçin anılan maddenin (2) numaralı fıkrasında yer alan koşulların bulunmasıgerektiğini ileri sürmüştür. Buna göre başvurucu; bahsi geçen yazılarıyayımlarken yazıların içeriğini benimsediğine yönelik herhangi birdeğerlendirmede bulunmadığını, dolayısıyla içerik sağlayıcı olarak başkasınaait "içeriği benimsediği"ve bu "içeriğe ulaşılmasını amaçlama"koşullarının birlikte gerçekleştiğinin içeriği sunuş biçiminden anlaşılamayacağınıbelirterek 5651 sayılı Kanun gereğince cezai sorumluluğunun bulunmadığını iddiaetmiştir.
B. Değerlendirme
27. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kenarbaşlıklı 26. maddesi ile "Basınhürriyeti" kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"Madde 26 -Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başınaveya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmimakamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermekserbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamudüzeni, ... suçların önlenmesi ... başkalarının şöhret veya haklarının ...korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir.”
"Madde 28- Basın hürdür, sansür edilemez…
…
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerinisağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın26 ve 27 nci maddelerihükümleri
uygulanır.…"
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifadeözgürlüğü ile basın özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
29. Anayasa Mahkemesi içtihadında, hükmün açıklanmasının geribırakılması kararlarının ifade özgürlüğüne müdahale teşkil edebileceği kabuledilmiştir (Emin Aydın, B. No:2013/2602, 23/1/2014, § 65; Bekir Coşkun[GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 40). Başvuru konusu olayda bir gazetenininternet sorumlusu olan başvurucu hakkında gazetenin internet sitesindeyayımlanan yazılar nedeniyle hapis cezası verilmiş ve hükmün açıklanması geribırakılmıştır. Bu kapsamda söz konusu mahkeme kararı ile başvurucunun ifadeözgürlüğüne ve basın özgürlüğüne müdahalede bulunulmuştur.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
30. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
31. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nınilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeniningereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
32. Hak ya da özgürlüğe bir müdahale söz konusu olduğundaöncelikle tespiti gereken husus, müdahaleye yetki veren bir kanun hükmününmevcut olup olmadığıdır. Anayasa’nın 26. maddesi kapsamında yapılan birmüdahalenin kanunilik şartını sağladığının kabul edilebilmesi için müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunmasızorunludur (Tuğba Arslan [GK], B.No: 2014/256, 25/6/2014, § 82; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 36; Hayriye Özdemir, B. No: 2013/3434,25/6/2015, §§ 56-61).
33. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında kanunilikölçütü ilk olarak şeklî bir kanunun varlığını gerekli kılar. Bir yasama işlemiolarak kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) iradesinin ürünüdür ve TBMMtarafından Anayasa’da öngörülen kanun yapma usullerine uyularak yapılanişlemlerdir. Bu anlayış temel hak ve özgürlükler alanında önemli bir güvenceortaya çıkartır (Eğitim ve Bilim EmekçileriSendikası ve diğerleri [GK], B. No: 2014/920, 25/5/2017, § 54).
34. Fakat kanunilik ölçütü aynı zamanda maddi bir içeriği degerektirir ve bu noktada kanunun niteliği önem kazanır. Bu anlamıyla kanunilikölçütü, sınırlamaya ilişkin kuralın erişilebilirliğini ve öngörülebilirliği ilekesinliğini ifade eden belirliliğini garanti altına alır (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,§ 55).
35.Somut olayda müdahalenin kanuniliğine ilişkin başvurucununşikâyetinin özünü gazetenin internet sayfasında yayımlanan içerik nedeniylesorumlu tutulmasının kanuni bir dayanağının olmaması oluşturmaktadır. Başvurucu5187 sayılı Kanun'un düzenleme alanının basılı eserler olması nedeniyleinternet yayınları hakkında sorumluluk ile ilgili bu Kanun hükümlerinebaşvurulamayacağını, 5651 sayılı Kanun uyarınca da içerik sağlayıcıolmadığından bu Kanun hükümlerine göre de sorumlu tutulamayacağını ilerisürmektedir. Başvurucuya göre gazetenin internet sitesi sorumlusu ne 5187sayılı Kanun'a ne de 5651 sayılı Kanun'a göre yayımlanan içerikten sorumlu tutulacaklararasında sayılmıştır.
36. İnternet ortamında düşüncelerin açıklanması ve yayılmasıbasılı yayınlara oranla daha kolay, ucuz, hızlı ve yaygındır. İnternetsitelerine erişim de kolaydır. İnternet sitelerinin büyük miktarda veriyimuhafaza etme ve yayma imkânı vardır. Bu sebeplerle internet sitelerikamuoyunun güncel meselelere erişiminin iyileştirilmesine ve bilgininiletilmesinin kolaylaştırılmasına önemli derecede katkıda bulunmaktadır. Aynısebeplerle internet ortamında yapılan yayınlarla bazı suçlar daha kolayişlenebilmekte, özellikle de kişilik hakları ve özel hayat hakları herkestarafından kolay, maliyetsiz ve hızlı bir şekilde ihlal edilebilmektedir (Ali Kıdık, §55). Kanun koyucu işlenen suçlarla mücadelenin daha etkin yapılabilmesi, özel hayatınve kişilik haklarının hızlı ve etkili bir şekilde korunması ihtiyacı nedeniyleinternet ortamında yapılan yayınlarla ilgili özel bir düzenleme yapma yolunagitmiş ve 4/5/2007 tarihinde 5651 sayılı Kanun kabul edilerek yürürlüğegirmiştir. Anılan Kanun'un 1. maddesine göre Kanun'un amaç ve kapsamının içeriksağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcılarınyükümlülük ve sorumlulukları ile internet ortamında işlenen belirli suçlarlaiçerik, yer ve erişim sağlayıcıları üzerinden mücadeleye ilişkin esas veusulleri düzenlemek olduğu belirtilmiştir.
37. İnternetin sistem içinde rolleri değişken ve birbirininiçine geçmiş oldukça fazla aktörün rol almasına elverişli olması hukuki vecezai sorumlulukların tespitinde birtakım zorlukları da beraberindegetirmiştir. Bu itibarla zaman ve mekân sınırı bulunmayan sanal ortamda, maddiortamdan farklı bir terminolojinin kullanılması ihtiyacı hasıl olmuş vesorumluluğun tespitinin bu terminoloji üzerinden belirlenmesi dünya çapında standartbir uygulamaya dönüşmüştür.
38. 5651 sayılı Kanun incelendiğinde karşılaştırmalı hukuktakullanılandan farklı bir terminoloji kullanılmadığı görülmektedir. Kanun,internet ortamına özgü aktörleri ve rollerini kavramsallaştırarak bunlarınyükümlülük ve sorumluluklarını düzenlemektedir. İnternet ortamının doğasıgereği, sistem içinde kategorize edilerek kavramsallaştırılan bu aktörlerinkimliklerinin somut durumdan bağımsız olarak ortaya konabilmesi, yasaldüzenlemelerde tahdidi olarak sayılması mümkün değildir.
39. Başvuru konusu olayda 5651 sayılı Kanun'da gazetenininternet sitesi sorumlusunun yayımlanan içerikten sorumlu tutulacaklar arasındasayılmamış olması nedeniyle sorumluluğun kanuni dayanağının bulunmadığı iddiaedilmektedir.
40. Kanun'un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f) bendindeiçerik sağlayıcının tanımı yapılmıştır. Buna göre içerik sağlayıcı; internetortamı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten,değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişilerdir. Başka bir ifadeyle bukavram internet ortamına sunulan metin, ses, fotoğraf, video ve sanal gerçeklikgörüntüleri gibi içerikleri sağlayan kişileri ifade etmektedir.
41. Gerek sistemin doğasından gerek kullanılan teknolojidenkaynaklanan nedenler içeriğin yayımlanmasından sorumlu kişinin kimliğinin somutolayın koşulları bağlamında değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Önceliklebelirtmek gerekir ki erişilebilirliği ve maliyetinin düşük olması nedenleriylebir internet sitesine veya web tabanlı bilgi paylaşım ağı olan bloga sahip olmak oldukça kolaydır, dolayısıyla bir websitesi hazırlayan ve hazırladığı bu içeriği internet ortamına aktaran herkesiçerik sağlayıcı konumunda olabilir. İkinci olarak internet ortamındayayımlanan içerikten sorumlu tutulacaklar ve sorumluluk düzeyleri web sitesinintasarımında kullanılan teknolojiye göre değişkenlik göstermektedir. Sorumluluğuntespiti, sınırları ve kapsamına yönelik değerlendirme, bilgiye ve yapay zekayadayanan teknolojilerin kullanılmaya başlandığı günümüzde gittikçe daha karmaşıkbir hâl almaya başlamıştır.
42. Sanal ortama mahsus kavramların kapsamını, içeriğini, boyutve sınırlarını belirlemenin güçlüğü dikkate alındığında kanun koyucununkavramların soyut tanımı ile yetinmesi ve maddi ortam ile kurulacak ilişkiyiyürütme ve yargı organlarının yetkisi ile denetimine bırakmasının bilinçli birtercih olduğu anlaşılacaktır. Yukarıda yer verilen tespitler ışığında 5651sayılı Kanun'un ilgili maddesinde içerik sağlayıcıların tek tek sayılmamış olmasınınkuralın keyfîliğe yol açacak içerikte olduğu anlamınagelmeyeceği, bu durumun müdahalenin kanuniliği şartını ortadan kaldırmayacağıaçıktır.
43. Olayların meydana geldiği tarihte gazetenin internetsitesinden sorumlu kişi olan ve bireysel başvuru formunda görevinin gazetedeyayımlanan yazıların internet sitesine aktarılması olduğunu bildiren başvurucu,içeriği internet ortamında kullanıma sunma görevi nedeniyle içerik sağlayıcıkonumundadır ve bu itibarla başvurucunun Kanun'un 4. maddesi kapsamındayayımladığı içerik ile ilgili sorumluluğu bulunmaktadır. Gazetenin internetsitesi sorumlusunun 5651 sayılı Kanun'un ilgili maddesinde içerik sağlayıcıolarak belirtilmemiş olması kanuni düzenlemenin içerik, amaç ve kapsambakımından belirsiz olduğu anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla bahsi geçenmaddenin bu Kanun'un muhatabı olan başvurucunun hukuksal durumunualgılayamayacağı nitelikte olduğu söylenemez.
ii. Meşru Amaç
44. Anayasa'nın 24. maddesinde yer verilen din ve vicdanözgürlüğü Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan demokratik devletinvazgeçilmez unsurlarındandır. Din ve vicdan özgürlüğünün demokratik toplumuntemellerinden biri olmasının kökeninde dinin hem bir dine bağlı olan bireylertarafından hayatı anlama ve anlamlandırmada başvurdukları temel kaynaklardanbiri olması hem de toplumsal yaşamın şekillenmesinde önemli bir işlev görmesibulunmaktadır (Tuğba Arslan, §§51, 52; İhsan Taş, B. No:2014/11255, 21/11/2017, § 32). Bu kapsamda devlet, meşru olarak başkalarınındin ve vicdan özgürlüğü hakkına saygı ile bağdaşmayan bazı davranışlarıncezalandırılmasını gerekli görebilir. Devletin başkalarının din ve vicdanözgürlüğüne saygı ile bağdaşmayan saldırılar çerçevesindeki ifade özgürlüğünüdüzenleme konusunda belli bir takdir payı vardır. Bu kapsamda başvurucuhakkındaki yargılamada verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkinkararın başkalarının haklarının korunması ve kamu düzeninin korunması yönündemeşru amaçlar taşıdığı sonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) DemokratikToplumda İfade Özgürlüğünün Önemi
45. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratik toplum düzeninin gerekleriifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır.İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçeulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tekbaşına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi,anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamınagelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlüaraçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyigerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve buçabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir.Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşünceninbarışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyiaçıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan,B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).
(2) İfade ÖzgürlüğününKapsamı
46. Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrası, ifadeözgürlüğüne içerik bakımından bir sınırlama getirmemiştir. İfade özgürlüğü;siyasi, sanatsal, akademik veya ticari düşünce ve kanaat açıklamaları gibi hertürlü ifadeyi kapsamına almaktadır (ErgünPoyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 37). Bu itibarlaeleştirel bir yazı türü olan hiciv yazıları, başkaları açısından değersiz veya yararsız görülse bile kişilerin subjektifdeğerlendirmelerinden bağımsız olarak ifade özgürlüğünün korumasındadır (Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009,15/2/2017, § 40).
47. Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alansınırlamalara uyma yükümlülüğü kapsamında; dinî inançlar bağlamında meseleyeyaklaşıldığında kamusal bir tartışmaya katkı sunma kapasitesi olmaksızınbaşkaları için temelsiz biçimde yaralayıcı nitelik taşıyan, saldırgan veyakışıksız ifadelerden kaçınma yükümlülüğü söz konusudur. Bununla birlikteçatışan hakların dengelenmesinde ifadelerin bağlamından kopartılmaksızın elealınması da dengelemede önemli bir unsurdur (MehmetEmre Döker, B. No: 2015/486, 19/9/2018, § 46).
(3) MüdahaleninDemokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
48. İfade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu birtoplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacıkarşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeninin gereklerineuygun bir müdahale olarak değerlendirilemez (RamazanFatih Uğurlu, B. No: 2015/2461, 30/10/2018, §§ 47-52; Hulusi Özkan, B. No: 2015/18638,15/11/2018, §§ 30-34).
49. Kural olarak demokratik bir toplumda saygı gösterilen dinîinanç ya da sembollere karşı uygun olmayan saldırıların önlenmesi hattagerektiğinde cezalandırılması, alınan tedbirlerin izlenen meşru amaçlarlaorantılı olması koşuluyla gerekli görülebilir. Bu konuda derece mahkemelerininbelli bir takdir payı söz konusudur. Ancak bu takdir payı sınırsız olmayıpifade özgürlüğüne yönelik müdahalelerin ikna edici bir biçimdegerekçelendirilmesi gerekir. Anılan takdir payı, Anayasa Mahkemesinindenetimindedir (İhsan Taş, § 41; Mehmet Emre Döker, § 46).
50. Anayasa Mahkemesinin görevi, bu denetimi yerine getirirkenderece mahkemelerinin yerini almak olmayıp söz konusu yargı mercilerinin takdiryetkilerini kullanarak verdikleri kararların Anayasa'nın 26. maddesi açısındandoğruluğunu denetlemektir (Eyüp Hanoğlu,B. No: 2015/13431, 23/5/2018, § 41).
(4) İlkelerinOlaya Uygulanması
51. Anayasa Mahkemesinin önündeki mesele, daha ziyade ulusalölçekte yayın yapan bir gazetenin internet sitesinin editörü ve sorumlusu olanbaşvurucunun internet sitesinde yayımladığı yazı içeriğinin dinî değerlerialenen aşağılama suçunu oluşturduğu yönündeki yerel Mahkeme kararınınAnayasa'nın 26. ve 28. maddeleri ile güvence altına alınan düşünceyi açıklamave yayma özgürlüğüne aykırı olup olmadığı hususuyla ilgilidir.
52. Başvurucunun yayımladığı yazılar nedeniyle yargılanarak dinîdeğerleri alenen aşağılama suçundan hapis cezası ile cezalandırılmasının vehakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinin demokratiktoplumda gerekli olup olmadığı hususu ifadelerin içeriği, başvurucunun konumu,bu ifadelerin başkalarının hakları ve kamu düzeni üzerindeki etkisi ve alınantedbirlerin sosyal bir ihtiyaca karşılık gelip gelmediği dikkate alınarakdeğerlendirilmelidir (Mehmet Emre Döker,§ 47).
53. Bir gazetenin internet sitesi editörü ve sorumlusu olanbaşvurucunun internet sitesinde yayımladığı içerikten sorumlu tutularakcezalandırılmasına sebep olan yazılarda yazar "Tanrı"müstear ismini kullanarak hicivli bir şekilde Türkiye'deki sosyal ve siyasaldurumun eleştirisini yapmaktadır (bkz. § 11).
54. İlk derece mahkemesi gazetenin internet sitesinde yayımlananilk yazıda, semavi dinlerde yer alan inanışlara aykırı bir şekilde Tanrıimajının somut bir varlıkmış gibi ortaya konulduğu; ikinci yazıda ise semavidinlerin ortak değerlerinden olan cennet ve cehennem gibi kavramlara yöneliksebepsiz yere saygısız ve küçümseyici ifadeler kullanıldığı kanaatinevarmıştır. Mahkeme, bahse konu yazılar ile yaratıcı Tanrı inancına sahipinsanların dinî inançlarının hak edilmemiş ve aşağılayıcı bir saldırıya konuolduğu duygusuna kapıldıkları, demokratik bir toplumda bulunması gerekenhoşgörü ruhunun kötü niyetli şekilde zedelendiği sonucuna varmıştır. Mahkemeayrıca vatandaşlar tarafından pek çok şikâyet mektubunun gönderilmesininsuçlamaya konu yazıların kamu barışını somut olarak bozmaya elverişli nitelikteolduklarının delili olarak kabul etmiştir.
55. Söz konusu yazılarda yer alan ifadeler bağlamındankopartılmadan incelendiğinde öncelikle yazıların ülkedeki mevcut düzendenrahatsızlığı dile getirdiği ve devlet yönetimini hedef aldığı görülmektedir. Buyönüyle yazıların kamusal bir tartışmaya katkı sunduğu belirtilmelidir. İkinciolarak ilk bakışta semavi dinlere mensup kişiler açısından rahatsız edicibulunmuş olsalar da başvuru konusu yazıların başkaları için temelsiz biçimdeyaralayıcı nitelik taşıyan, saldırgan ve yakışıksız ifadeler içerdiğisöylenemez. Son olarak Mahkeme, söz konusu yazıların kamu düzenini bozmayaelverişli olmasını vatandaşlar tarafından gereğinin yapılması talebini içerenihbar mektuplarına dayandırmıştır. Bununla birlikte bu tür talepler nedeniylebaşvurucunun cezalandırılmasını haklı kılacak düzeyde bir tehlikenin varlığınısomutlaştıramamıştır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesi başvurucunun 7 ay 15 günhapis cezası ile cezalandırılmasının zorunlu bir ihtiyaçtan kaynaklandığınıilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koyamamıştır.
56. Bundan başka hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilmiş olmasının ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin ağırlığınıhafifletmediği vurgulanmalıdır. Başvurucu beş yıl denetimli serbestlik tedbirialtına alınmıştır ve bir gazetenin internet sitesinin editörü ve sorumlusu olanbaşvurucunun bu süre içinde cezasının infaz edilmesi riski her zaman vardır.Yaptırıma maruz kalma endişesinin kişiler üzerinde caydırıcı bir etkisi vardırve sonunda kişi denetim süresini yeni bir mahkûmiyet almadan geçirse bilekişinin bu etki altında ileride düşünce açıklamalarından veya basınfaaliyetlerini yapmaktan imtina etme riski bulunmaktadır (Orhan Pala, B. No: 2014/2983, 15/2/2017, §54).
57. Başka bir deyişle basının demokrasinin düzgün şekildeişlemesinin sağlanmasına ilişkin temel görevi dikkate alındığında başvurucununcezalandırılmasının basının kamu yararına olan hususlarda açık tartışmaya olankatkısını ortadan kaldırabilecek nitelikte olduğu kabul edilmelidir.Dolayısıyla başvurucunun 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılması ve beşyıl denetim altına alınarak hükmün açıklanmasının ertelenmesi biçimindekişikâyet konusu müdahale, başkalarının haklarının ve kamu düzeninin korunmasışeklinde takip edilen amaç ile orantısızdır.
58. Yukarıda belirtilen hususlar ışığında Anayasa Mahkemesibaşvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeniningereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemeyeceği kanaatineulaşmıştır.
59. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 26.maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ve 28. maddesinde güvencealtına alınan basın özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
60. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
61. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 57-60) kararında,Anayasa Mahkemesince bir temel hakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığındaihlalin ve sonuçlarının nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususundagenel ilkelere yer verilmiştir.
62.Başvurucu, ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur.
63. Anayasa Mahkemesi başvurucuya yönelik tazminat şeklindekimüdahale demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk koşulunusağlamadığından başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucunavarmıştır. Somut başvuruda ihlalin Mahkeme kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
64. Bu durumda ifade ve basın özgürlüklerinin ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılmasıgereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması venihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeplekararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili Mahkemeyegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
65. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226.90TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılamagiderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifadeözgürlüğünün ve 28. maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüğünün İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ve basınözgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2013/372, K.2014/309)GÖNDERİLMESİNE,
D. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE7/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.