TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
UFUK YEŞİL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/21926)
Karar Tarihi: 17/4/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Murat BAŞPINAR
Başvurucu
:
Ufuk YEŞİL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan başvurucuhakkında darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülen soruşturmada uygulananyakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluğun makulsüreyi aşması, gizlilik kararı nedeniyle hakkındaki belgeleri inceleyememesi,tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması,tutukluluğun devamı kararlarına karşı yaptığı itirazların geç değerlendirilmesive alınan savcılık görüşünün tebliğ edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının; hukuka aykırı olarak verilen kararlarla meslektençıkarılması ve mal varlığına el konulması nedeniyle mülkiyet hakkının,soruşturma aşamasındaki bazı işlemler nedeniyle de adil yargılanma hakkı ileözel ve aile hayatına saygı haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 7/9/2016 tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Aralarında konu ve kişi yönünden hukuki irtibat olmasınedeniyle 2017/34855, 2018/4803 ve 2018/14408 numaralı başvuruların 2016/21926numaralı başvuru ile birleştirilmesine, incelemenin 2016/21926 numaralı başvurudosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer başvuru dosyalarının kapatılmasınakarar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün(İçtüzük) 71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadınoluştuğu alanlara ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmedenincelenmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşıkarşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâlilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde yenidenuzatılmayarak son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusaltemellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardırfaaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FetullahçıTerör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarakisimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olanve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkındasoruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu-üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğuiddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltıve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (AydınYavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).
10. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek Mahkeme(Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiriuygulanmış, bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veyakovuşturma mercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz YüksekMahkeme üyesi hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır.
11. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok karardaFETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabuletmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyizmercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerindeverdiği kararlarda (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'ninsilahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmışlardır.
12. FETÖ/PDY'nin (Genel özelliklerineilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olaraksoruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan,başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzeremaddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitler Selçuk Özdemir kararında geniş olarak açıklanmıştır (Selçuk Özdemir, § 22).
B. Başvurucuya İlişkinSüreç
13. Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta olan başvurucu,Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülenbir soruşturma kapsamında 27/7/2016 tarihinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğüncegözaltına alınmıştır.
14. Başvurucu aynı tarihte Sivas Cumhuriyet Başsavcılığına Sesve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) vasıtasıyla ifade vermiştir. Başvurucunun ifadealma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur.Başvurucu ifadesinde özetle FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığınısavunmuştur. Başvurucu müdafii, atılı suçlarıişlediğine dair dosyada delil bulunmaması nedeniyle müvekkilinin serbestbırakılmasını talep etmiştir.
15. Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı aynı tarihte tutuklanmasıistemiyle başvurucuyu Sivas Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucuhakkındaki talep yazısında, başvurucunun "FETÖ/PDYisimli silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan mevcutlu olarakgönderildiği" belirtilerek"atılı suçların CMK [Ceza Muhakemesi Kanunu] 100/3-a-11 maddesinde tutuklama nedeni olarakgösterilmesi, FETÖ örgütünün bir kısım üyelerinin olaydan sonra kaçtıklarınıntespit edilmiş olması, şüphelinin de kaçma şüphesinin bulunması, delillerinhenüz tam olarak toplanmayışı, şüphelilerin delillere tesir edip delillerideğiştirme ihtimallerinin olması" nedenleriyle tutuklanmasınakarar verilmesi istenmiştir.
16. Başvurucunun sorgusu SEGBİS vasıtasıyla Sivas Sulh CezaHâkimliğince 27/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur.
17. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesi şöyledir:
"... Ben 16 Temmuz 2016 cumartesi günü sabahı sabah 09:00-10:00 sıralarındamemleketim olan Mersin/Gülnar'a özel aracımla gittim. Savcılık ifademde debeyan ettiğim gibi babamın sağlık sorunları olduğu için Ankara'ya getirmeyidüşünüyordum. Şayet 15 Temmuz gecesi söz konusu darbe kalkışması olmasaydı daben yine babamı tedavi amaçlı Ankara'ya getirecektim. Ben önce Mersin'euğradım. Amacım önce babamı memleketim olan Gülnar'dan Mersin'e götürüp oradamuayene ettirmekti. O gece yani 16 Temmuz gecesi Mersin'e vardığımda o geceakrabalarımda kaldım, ertesi gün yani 17/7/2016 pazar günü babamın Mersin'dekimuayene ve tedavisi için hastane işlerini halletmeye çalıştım, aynı gün de HSYKikinci dairesi tarafından açığa alındığımı öğrendim, Bana 16 Temmuz 2016 sabahsaatlerinde adli tatilin iptal edildiği, izinde olanların görev yerlerinegitmeleri gerektiği yönünde mesaj geldi, ancak ben mehil müddeti kullandığımiçin daha doğrusu mehil sürem 18 Temmuz da başlayacığıiçin bu mesajın beni kapsamadığını düşündüm. Ben yine 17/7/2016 pazar günü görevden el çektirilmek dışında hakkımda yakalamakararı çıkarıldığında öğrenmiştim, 18 yada 19 Temmuz 2016 tarihlerinde polislerAnkara'daki evime gelerek arama yapmışlar. Bunu bana eşim telefonla bildirdi.Ben olayın şokuyla aynı gün yani 16/7/2016 tarihinde geri dönmedim, bu aradababamın hastane işini de halletmek istiyordum, ancak bu olaylardan dolayıbabamın tedavisi ile ilgili işlemleri yapamadım, bir iki gece daha o geceMersin'de akrabalarımda kaldıktan sonra pazartesi yadasalı tam olarak hatırlamıyorum aramamın yapıldığı gün Ankara'ya geri döndüm. Otarihten bu zamana kadar geçen sürede de Ankara'da evimdeydim. Bugün sabahsaatlerinde Ankara'daki adresime Ankara emniyetinde görevliler geldi.Kendileriyle Ankara Adliyesi'ne geldim. Savcılık ifademde de beyan ettiğim gibibenim söz konusu darbe girişiminde bulunan FETÖ/PDY yapılanmasıyla herhangi birilgim yoktur, bu zamana kadarki Gerek Çüngüş ve Haymana C. Savcılığı gerekseAdalet Akademisi Kordinatör Hakimliği, akabindeUyuşmazlık Mahkemesinde raportörlük görevlerim kendi isteğimle olmuştur, ancaksöz konusu yapılanlanmayla herhangi bir ilgisibulunmamaktadır. 2016 Yaz kararnamesinde Sivas iline C. Savcısı olarak atandım.Ancak bu görevi ben talep etmedim. 2012-2016 yılları arasında UyuşmazlıkMahkemesi başkanı olarak S.Ö görevliydi. Ancak kendisinin görevi 2016 Martayında süresi dolduğu için Uyuşmazlık Mahkemesi başkanlığından ayrıldı. Bizzaten geçici görevlendirmeyle çalışıyorduk, yeni başkan da bizimle çalışmakistemediğini bildirmiş olacakki tayinimi Sivas C.Savcılığına çıktı. Kaldıki ben geçici görevli olduğumiçin halen Haymana Cumhuriyet Savcısı ola[ra]k görünüyorum, atılı suçlamaları kabul etmiyorum,iddia edildiği gibi FETÖ/PDY yapılanlamasıylaherhangi bir ilgim yoktur, ayrıca benim hakkımdaki benim ithamın dayanağınıteşkil eden bilgi ve belgelerden haberim yoktur, bu konuda bilgilendirilmedim.Sivas C. Başsavcılığında ifadem alınırken bu hususu sormak aklıma gelmemiştiancak şuan sormak istiyorum."
18. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmave anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlarından tutuklanmasına kararverilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"...suçlarından somut delillere dayandığıve kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu ve bu kapsamda elde edilen deliller, sözkonusu soruşturmanın kapsamı, şüphelilerin sayısı, delillerin henüz toplanmaktaoluşu, delillerin bu aşamadı karartma ihtimalinin, şüphelinin başkalarıüzerinde baskı yapma şüphesi bulunması, haklarında yakalama kararı verilen birtakım şüphelilerin halen yakalanamamış olmaları nedeniyle şüphelinin kaçacağınave saklanacağına dair somut olguların bulunması, şüphelinin üzerine atılısuçların CMK 100 maddesinde belirtilen katalog suçlar arasında yer almasınedenleriyle ve gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, gerek 5271 Sayılı CMKhükümleri nazara alındığında şüphelinin tutuklanmasına engel bir halbulunmaması, atılı suçun örgüt suçu faaliyeti kapsamında icra edildiğineilişkin deliller ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 13. Maddesinde ifadeedilen ölçülülük ilkesi gözetildiğinde tutuklamaya alternatif korumatedbirlerinin bu aşamada şüpheli açısından yetersiz kalacağı anlaşıldığındanCMK 100 maddeleri gereğince TUTUKLANMASINA ... [karar verildi.]"
19. Başvurucu 3/8/2016 tarihinde tutuklama kararına itirazetmiş, Tokat Sulh Ceza Hâkimliğince 9/8/2016 tarihinde "... tutuklama gerekçeleri dikkate alındığında,Sivas Sulh Ceza Hakimliği kararının usul ve yasaya uygun, isabetli ve yerindeolduğu ..." gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine kararverilmiştir.
20. Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı 29/8/2016 tarihli kararıylabaşvurucu hakkında yürüttüğü soruşturmada yetkisizlik kararı vererek dosyayıAnkara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
21. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 12/2/2018 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunuişlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesindedava açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ve ByLock programına ilişkinaçıklamaların yer aldığı iddianamede başvurucu hakkında yapılan değerlendirmeözetle şöyledir:
"...Şüpheli hakkındaki beyanlar, ByLock kullandığına dair yapılan tespit, HTS analiz raporu,Yarsav üyeliği, FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğugerekçesiyle HSYK tarafından verilen meslekten çıkarma kararı ve tüm soruşturmakapsamında elde edilen deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Sivassavcısı olarak görev yaparken örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle meslektençıkarılmasına karar verilen şüphelinin, Fetullahçısilahlı terör örgütünün ideolojisini, amaçlarını, faaliyetlerini benimsediği,örgüt hiyerarşisi içinde hareket ettiği, örgütün organizasyonlarında görevaldığı, abilik yaptığı, örgüt adına himmet topladığı, T3 gurubunda yer aldığı,bir kısım soruşturmaları örgüt adına takip ettiği, örgütün talimatı ile YARSAV'a üye olduğu, örgüt üyeleri arasında kullanılan gizli ve şifreli haberleşmeprogramı ByLock'u kullanarak örgütle organik bağkurduğu, örgütün yargı yapılanması içinde yer aldığı, şüphelinin savunmasındasuçlamayı kesin bir dille reddettiği, ancak alınan ifadeler, bylock tespiti ve Yarsavüyeliğinin bu savunmayı doğrulamadığı ve şüphelinin anılan silahlı terörörgütünün üyesi olduğuna dair kamu davasını açmaya yetecek derecede yeterlişüphenin bulunduğu..."
22. İddianamede başvurucu hakkındaki bu değerlendirmeye esasolmak üzere tanık beyanları bulunduğu ileri sürülmüştür. Bu kapsamdabaşvurucuyla ilgili olarak ifadeleri alınan tanıklardan;
- T.D. beyanında; başvurucunun FETÖ/PDY örgütü mensubu olduğunu,örgüte ait evlerde kaldığını, örgüt içinde abilik görevi yaptığını, 2014 yılıHSYK seçimlerinde örgüt adayları lehine oy istediğini ifade etmiştir.
- Gizli tanık D. beyanında; başvurucunun FETÖ/PDY örgütü mensubuolduğunu, örgütün sohbet toplantılarına katıldığını, örgütün Anayasa Mahkemesiiçindeki yapılanmada yer aldığını ifade etmiştir.
- A.B. beyanında; başvurucunun FETÖ/PDY örgütü mensubu olduğunu,örgüt içinde abilik görevi yaptığını, sohbet toplantılarına katıldığını, örgüteait evlerde kaldığını, örgütün çalışma evlerinde sorumlu olarak görevyaptığını, örgütün evlilik yapılandırması olan katalog evlilik çerçevesinde kendisineiki bayan fotoğrafı gösterdiğini, örgütün lideri FethullahGülen'in yanına gittiğini, örgütün parasıyla kendisini yurt dışına götürmekistediğini, üç kişiyi Bosna Hersek'e götürdüğünü, MİT tırları konusundanbahsederken dosyada görevli Cumhuriyet Savcısı F.M.A. hakkında "Devran dönünce ilk tutuklanacaklardan biriodur." şeklinde beyanda bulunduğunu ifade etmiştir.
- R.Ü. beyanında; başvurucunun FETÖ/PDY örgütü mensubu olduğunu,örgüt içinde üst kademede görevli olduğunu ifade etmiştir.
- A.Y. beyanında, başvurucunun 2014 yılı HSYK seçimlerindeFETÖ/PDY örgütü mensubu olan bağımsız adaylar lehine oy istediğini ifadeetmiştir.
- Ş.Y. beyanında, başvurucunun 2014 yılı HSYK seçimlerindeFETÖ/PDY örgütü mensubu olan bağımsız adaylar lehine oy istediğini ifadeetmiştir.
- M.Ö. beyanında; başvurucunun FETÖ/PDY örgütü mensubu olduğunu,örgüt tarafından hakkında görevlendirmeler yapıldığı şeklinde beyandabulunduğunu, 2014 yılı HSYK seçimlerinde FETÖ/PDY örgütü mensuplarına sabaherkenden sandıklarda gözetmenlik yapılması hususunda talimat verdiğini, örgütiçindeki T3 (taşra mesulü) yapılanmasında görev yaptığını, YARSAV yönetimininele geçirilmesi hususunu Örgüt Lideri FetullahGülen'e bizzat sorulduğunu söylediğini, kendisine YARGI-SEN kurucuları arasındabulunması gerektiğini söylediğini, bu Sendikanın örgütün talimatı ilekurulduğunu, örgüt liderinin YARSAV hakkında "Sallayın."şeklindeki talimatını kendilerine söylediğini, örgüt liderinin Erzincandosyasındaki İ.C. için "Onu alacakbabayiğit yok mu?" sözünü kendilerine bizzat söylediğini, bazıhâkim ve savcıların örgüt mensubu olduğunu kendisine söylediğini ifadeetmiştir.
- Z.A. beyanında, başvurucunun 2014 yılı Hâkim ve SavcılarYüksek Kurulu (HSYK) seçimlerinde FETÖ/PDY örgütüne ait bağımsız adaylar lehinebazı hâkim ve savcılardan oy ve destek istediğini ifade etmiş; başvurucuyu netve kesin olarak teşhis etmiştir.
- R.A. beyanında; başvurucunun FETÖ/PDY örgütüne ait evlerdekaldığını, örgüt adına himmet topladığını ifade etmiştir.
- B.B. beyanında; başvurucunun FETÖ/PDY örgütü mensubu olduğunu,örgüte ait evlerde kaldığını, kendisine Örgüt Lideri FethullahGülen'in atletini getirdiğini, örgüt tarafından Adalet Bakanı C.Ç.ye sunulacakhâkim ve savcı adayları listesinde örgüt lehine oynamalar yaparak FETÖ/PDYörgütüne mensup şahıslara sınav kazandıranlar arasında görevlendirildiğini,örgüt tarafından hukuk fakültesi bulunan illere gönderilerek üniversiteyehazırlanan öğrencilerin hukuk fakültelerini yazmaları hususunda talimataldığını, örgüt içindeki T3 yapılanmasında görevli abinin yardımcısı olduğunu, çoçuklarını örgüte ait Anemon Kolejine gönderdiğini ifadeetmiştir.
- Ş.A. beyanında, başvurucunun FETÖ/PDY örgütü lehine hâkim vesavcıları ziyaret ettiğini ifade etmiştir.
- Gizli tanık 4 ve gizli tanık 5 beyanlarında, başvurucununörgütün Anayasa Mahkemesi içindeki yapılanmasında yer aldığını ifadeetmişlerdir.
23. Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 19/2/2018 tarihinde iddianamenin kabulüne kararvermiş ve E.2018/162 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamış, aynıgün yapılan tensip incelemesinde "atılısuçun vasıf ve mahiyeti, atılı suçun CMK 100/3-a maddelerinde sayılan tutuklamanedeni var sayılabilen katalog suçlardan olması, FETÖ/PDY silahlı terör örgütümensuplarının aralarında kriptolu iletişim kurdukları bylockprogramını kullandığına dair tespit, gizli tanıklar ve tanık beyanları ve tümdosya kapsamı birlikte gözetildiğinde, sanığın üzerine atılı suçu işlediğinedair kuvvetli suç şüphesinin ve somut olguların bulunması, tutuklu kaldığı süreisnat olunan suçun kanunda tanımlı alt ve üst sınırı dikkate alındığında buaşamada adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı ve tutuklama tedbirininisnat edilen suçla orantılı olduğu" gerekçesiyle başvurucununtutukluluğunun devamına karar vermiştir.
24. Başvurucu aynı konulardaki benzer şikâyetleriyle ilgiliolarak 13/9/2017 tarihinde 2017/34855 numaralı, 5/2/2018 tarihinde 2018/4803numaralı ve 9/5/2018 tarihinde 2018/14408 numaralı bireysel başvurulardabulunmuş; bu başvurular 2016/21926 numaralı bireysel başvuru ilebirleştirilerek incelenmiştir.
25. Mahkemece 17/5/2018 tarihinde ilk duruşma yapılmış vebaşvurucunun yukarıdaki gerekçelerle tutukluluk hâlinin devamına kararverilmiştir.
26. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaAnkara 28. Ağır Ceza Mahkemesinde derdesttir ve 8/11/2018 tarihli duruşmadabaşvurucunun tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesine karar verilmiştir.
27. Öte yandan HSYK 24/8/2016 tarihinde söz konusu yapı ilemeslekte kalmasıyla bağdaşmayacak nitelikte bağının olduğunu değerlendirdiğibaşvurucunun meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasınaoybirliğiyle karar vermiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
28. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§24-39.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 17/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Yakalama ve GözaltınınHukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
30. Başvurucu, suçüstü hâli bulunmamasına karşın yetkisizmercilerce hukuka aykırı olarak hakkında yakalama ve gözaltı kararı verildiğinibelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
31. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
33. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
34. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülentazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğusonucuna varmıştır (Hikmet Kopar vediğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK],B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
35. Somut olayda, başvurucu yönünden yakalama ve gözaltıtedbirlerinin hukuki olmadığına ilişkin iddialarla ilgili olarak anılan kararlardavarılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
37. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan delillerolmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartmatehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
38. Başvurucu ayrıca görevinden kaynaklanan güvencelere riayetedilmeksizin tutuklandığını iddia etmiştir. Başvurucuya göre tutuklanmasınakarar verildiği tarihte Cumhuriyet savcısı olması dolayısıyla hakkındasoruşturma veya kovuşturma yapılabilmesi için 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılıHakimler ve Savcılar Kanunu'na göre gerekli özel şartlar oluşmadan soruşturmayürütülmüş, yetkisiz ve görevsiz mercilerce hukuka aykırı olaraktutuklanmıştır.
b. Değerlendirme
39. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
40. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesiniönlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanundagösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
41. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
42. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
43. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılansuçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir,§ 57).
44. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genelİlkeler
45. Genel ilkeler için bkz. Salih Sönmez, B. No: 2016/25431,28/11/2018, §§ 99-104.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
46. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, darbe teşebbüsününarkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıylayürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.
47. Diğer taraftan başvurucu, 2802 sayılı Kanun'da Cumhuriyetsavcılarıyla ilgili olarak öngörülen usule ilişkin güvencelerin hiçbirineriayet edilmeksizin yetkili ve görevli olmayan mahkemece tutuklandığını iddiaetmektedir.
48. Anayasa Mahkemesi, birçok kararında bu şikayetleri incelemiştir.Bu kararlarda, kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde görülmeyerekuygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunduğu kabul edilmiştir (Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§53-59; Salih Sönmez, §§ 107-121).Somut başvuruda da aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak anılan kararlardavarılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
49. Yukarıda yer verilen veya atıf yapılan kararlarda dabelirtildiği üzere başvurucunun 15/7/2016 tarihinde başlayan ve ertesi gün dedevam eden darbe teşebbüsünün savuşturulması sonrasında hakkında çıkarılanyakalama kararı uyarınca yakalanarak, gözaltına alınıp darbe teşebbüsününarkasındaki yapılanma olduğu belirtilen ve yargı makamlarınca silahlı bir terörörgütü olduğuna karar verilen FETÖ/PDY üyesi olma suçundan tutuklandığı dikkatealındığında başvurucuya isnat edilen silahlı terör örgütü üyesi olma suçuyönünden suçüstü hâlinin bulunduğu yönünde soruşturma mercilerince yapılandeğerlendirmelerin olgusal ve hukuki temelden yoksun ve keyfî olduğunun kabulümümkün görülmemiştir. 2802 sayılı Kanun'un 94. maddesi gereğince soruşturmanıngenel hükümlere göre yapılacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu soruşturmadatutuklama tedbirine genel yetkili yargı organı olarak sulh ceza hâkimliklerincekarar verilebilecektir. Bu durumda başvurucunun görev yaptığı yerdeki sulh cezahâkimliğince tutuklanmasının olgusal ve hukuki temelden yoksun ve keyfîolduğunun kabulü mümkün görülmemiştir.
50. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucununCumhuriyet savcısı olması nedeniyle Anayasa veya 2802 sayılı Kanun'dankaynaklanan güvenceler uygulanmaksızın kanuna aykırı olarak tutuklandığıiddiası yerinde değildir. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
51. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
52. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianame ve mahkemelerceyapılan tutukluluk hâlinin değerlendirilmesine dair kararlarda, başvurucununFETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimi sağladığı ifade edilen ByLockuygulamasının kullanıcısı olduğu ve hakkında tanık beyanları bulunduğubelirtilmiştir (bkz. §§ 21-23).
53. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayıkullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarınayüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından birbelirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar verenmahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasınınsomut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi anılan programınözellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir; § 74; Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456,26/12/2017, § 57).
54. Soruşturma ve kovuşturma dosyasında beyanda bulunantanıklarca başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna, bu yapılanmaya üstdüzey yönetici sıfatıyla mensup olduğuna ve örgüt lideriyle yakın irtibattabulunduğuna yönelik anlatımlarda bulunulduğu görülmektedir (bkz. § 22). Buitibarla başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli belirtilerinbulunduğu görülmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, Selçuk Özdemir başvurusunda FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlananbazı şüphelilerin ifadelerinde, hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucununFETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelikanlatımlarını başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirtiolarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir,§ 75; benzer yöndeki karar için bkz. MetinEvecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, § 58).
55. Soruşturma mercilerince, başvurucu hakkındaki FETÖ/PDYyapılanmasıyla irtibatının olduğuna dair somut olgu isnadı barındıran tanıkanlatımlarının ve başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasının somut olayınkoşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabuledilmesinin de temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez.
56. Sonuç olarak başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayankuvvetli belirtilerin bulunmadığının kabulü mümkün değildir.
57. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardıedilmemelidir.
58. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veya doğrudanteşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda,delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlikiçinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersizkalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüssırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçmaimkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenensuçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 271-272; Selçuk Özdemir,§§78, 79).
59. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 20) isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır (bkz. § 19; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, § 148).
60. Somut olayda Sivas Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüneüye olma suçunun niteliğine, suça ilişkin Kanun'da öngörülen yaptırımınağırlığına, delillerin karartılması ile kaçma şüphesinin varlığına ve suçun 5271sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlararasında olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 18).
61. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Sivas Sulh CezaHâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine vedelilleri karartma ihtimaline yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerininolduğu söylenebilir.
62. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
63. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran,§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılısoruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'ninözellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme) dedikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok dahazor ve karmaşık olduğu ortadadır (AydınYavuz ve diğerleri, § 350).
64. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Sivas Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 18) keyfîve temelsiz olduğu söylenemez.
65. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
66. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
67. Başvurucu, gerekçesiz şekilde verilen kararlarlatutukluluğunun devam ettirildiğini ve makul sayılamayacak kadar uzun birsüredir hürriyetinden yoksun bırakıldığını ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
68. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu başlık altındakişikâyetlerinin tutukluluğun makul süreyi aşmasına ilişkin olduğudeğerlendirilmiş ve bu şikâyetler Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasıkapsamında incelenmiştir.
69. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
70. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016,§§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No:2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).
71. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 8/11/2018tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna uygun,telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolutüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
72. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makulsüreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmedenbireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4.Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlandığınaİlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
73. Başvurucu; tutuklanması ve devamındaki süreçte gizlilikkararı gerekçe gösterilerek dosyaya erişiminin engellendiğini, CumhuriyetSavcılığı dosya içeriğine vakıfken tarafına hiçbir bilgi, belge ve tanık beyanıverilmemek suretiyle silahların eşitliği ilkesinin de ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
74. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
75. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucuların bu bölümdekiiddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişihürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
76. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişime yönelikolarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerin özgürlüklerinden mahrumbırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini birçokkararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veya tutuklanankişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki iddialarınbildirilmesi gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnat edilensuçlamalara esas tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bu bağlamda başvurucununtutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları bilip bilmediği dikkatealınmıştır (Günay Dağ ve diğerleri,§§ 168-176; Hidayet Karaca, §§105-107; Süleyman Bağrıyanıkve diğerleri, §§ 248-257).
77.Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğa ilişkinkararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğa ilişkindilekçeler ile soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğindebaşvurucunun tutukluluğa temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdarolduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutuklulukdurumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığıgörülmektedir.
78. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
5. Tutukluluğun Devamı Yönündeki KararlaraKarşı İtiraz Taleplerinin Geç Değerlendirildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
79. Başvurucu; tutukluluğun devamı kararlarına karşı yaptığıitirazların yaklaşık olarak 5 ay, 7 ay ve 11 ay gibi uzunca bir süre sonradeğerlendirildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
80. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
81. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilirolması yanında telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiğinde başvurucununşikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Dolayısıylamevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada daetkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının kanıtlanmamışolması gerekir (Ramazan Aras, B.No: 2012/239, 2/7/2013 § 29).
82. Başvurucunun belirli bir hukuk yolunun etkililiği konusundasadece bir kuşku duyması kendisini söz konusu hukuk yolunu tüketme girişimindebulunma yükümlülüğünden kurtarmaz. Yorum yetkilerini kullanarak mevcut haklarıgeliştirme fırsatı vermek için başvurucudan uygun mahkemelere başvurmasıbeklenebilir. Ancak yerleşik mahkeme içtihatları ışığında, belirtilen hukukyolunun gerçekte olumlu sonuçlanma konusunda makul bir ihtimale sahip olmadığıdurumlarda başvurucunun söz konusu hukuk yolunu kullanmamış olması başvuruyollarının tüketilmediği sonucunu doğurmaz. Bir hukuk yolunun kesinliklebaşarısız olduğunu ortaya koyacak bir durum söz konusu değilse o hukuk yolununetkili bir şekilde işlediğine ilişkin emsal davaların bulunmaması tek başınabaşvurucuyu bu hukuk yolunu tüketme yükümlülüğünden kurtarmaz. Zirabaşvurucunun bu hukuk yoluna başvurması hâlinde mahkemelerin içtihatlarınıbaşvurucunun lehine olacak şekilde geliştirmeleri ihtimali her zaman vardır. (Cafer Yıldız, B. No: 2014/9308, 9/1/2018, § 37)
83. Somut olayda başvurucu, ihlalin tespiti ve tazminattalebinde bulunmuş ve bireysel başvuruda bulunduktan sonra 8/11/2018 tarihliduruşmada tahliye olmuştur. Bu tespite bağlı olarak başvurucuya davanınesasının sonuçlanmasından önce tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir başvuruyolunun mevcut olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
84. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendine göre, yakalanan veya tutuklanankişilerin yakalama ve tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuruimkânlarından yararlandırılmaması durumunda bu kişilerin maddi ve manevi hertürlü zararlarının tazminini isteyebilmesine imkân sağlanmaktadır. Somut olaydada başvurucu; tutukluluğun devamı kararlarına karşı yaptığı bir kısımitirazının kanunda belirtilen süreler gözetilmeden geç incelendiğini ilerisürmektedir. Somut olayda başvurucunun durumuna benzer bir durumda bu hükmünbaşarıyla uyguladığını gösteren emsal davalar bulunmamaktadır. Ancak böyle birhukuk yolunun kesinlikle başarısız olacağını iddia edebilmeyi ortaya koyacakbir durum da söz konusu değildir. Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 6/4/2016tarihli ve E.2015/9116, K.2016/5826 sayılı kararında, yakalama işlemine yapılanitirazın sürüncemede bırakılmasıyla ilgili bir davada asıl davanın sonuçlanmasıbeklenmeden 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi hükümlerine göre tazminat talepedilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla özel bir amaçla kabuledilen ve bu türden şikâyetlere çözüm getirmeye elverişli nitelik taşıyan biryasal düzenlemeye işlerlik kazandırmak ve yasal düzenlemenin kapsamını belirlemekamacıyla derece mahkemelerine başvurulmasında yarar bulunmaktadır. Bu maddekapsamında açılacak dava sonucuna göre görevli mahkemece başvurucu lehinetazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurununincelenmesi bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmamaktadır (CaferYıldız, § 39;Abdurrahim Özkan, B.No: 2017/25586, 18/4/2018, § 85).
85. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
6. Tutukluluğa İtirazİncelemesinde Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
86. Başvurucu, tutukluluğun devamı kararlarına karşı yaptığıitirazların incelenmesi sırasında alınan Savcılık görüşlerinin kendisine tebliğedilmediğini belirterek silahların eşitliği ilkesi bağlamında kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
87. Anayasa Mahkemesi DevranDuran (aynı kararda bkz. §§ 106-112) kararında; tutuklulukincelemeleri sırasında alınan savcılık görüşünün şüpheli veya sanıklarabildirilmemesinin anayasal önem taşımadığını, içeriğinde başvurucunun cevapvermesini gerektirmeyen ve daha önce ileri sürülmemiş yeni bir olgudanbahsedilmeyen durumlarda savcılık görüşünün başvurucuya bildirilmemesininönemli bir zarara da neden olmadığını ifade etmiştir.
88. Somut olayda, tutukluluk incelemeleri sırasında alınanSavcılık görüşünün bildirilmediği ileri sürülmüşse de başvuru formu veeklerinde bu görüş yazısında başvurucunun cevap vermesini gerekli kılan ve dahaönce haberdar olmadığı yeni bir olgunun bulunduğu dile getirilmemiştir. Ayrıcatutukluluğun devamı kararlarının Savcılık görüşüne dayanılarak verildiğiyönünde bir tespit de bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucunun iddialarıbakımından anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.
89. Açıklanan gerekçelerleanayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle başvurunun bukısmının kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
7. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
90. Başvurucu, tutuklanmasına karar verildiği tarihten itibarenkendisi ve müdafii dinlenmeden tutuklulukincelemelerinin yapıldığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
91. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğigereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,§ 17).
92. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin başvurular bakımından bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla kişi hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış ise-ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkilibir hukuk yolu olduğunu kabul etmiştir (SalihSönmez, §§ 166-177).
93. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 17/5/2018tarihinde mahkeme önüne çıkarılan başvurucunun tutukluluk incelemelerininhâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası, 5271 sayılıKanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu maddekapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata dahükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolu başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmamaktadır.
94. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketmeden bireysel başvuru yaptığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
95. Başvurucu, soruşturma sürecinde suçüstü koşullarıbulunmadığı ve henüz Sivas Cumhuriyet savcılığı görevine başlamadığı hâldeyetkisiz makamlarca hakkında hukuksuz işlemler yapıldığını, 2802 sayılı Kanun'aaykırı olarak yapılan aramada tutanağın eksik tutulduğunu ve el konulantelefonlarda imaj alma işlemi yapılmadığını belirterek adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
96. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
97. Somut olayda başvurucu, soruşturma süreci devam ederkenbireysel başvuruda bulunmuş; sonrasında hakkında kamu davası açılmıştır.Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıylabaşvurucu hakkındaki kovuşturmanın devam ettiği görülmektedir. Başvurucununbaşvuru formunda dile getirdiği şikâyetlerini yargılamada ve sonrasındaistinaf/temyiz aşamalarında ileri sürebilme ve bu aşamalarda inceletme imkânıbulunmaktadır. Bu çerçevede derece mahkemelerinin yargılama ve istinaf/temyizsüreçleri beklenmeden soruşturma sürecindeki adil yargılanma hakkı ihlali şikâyetlerininbaşvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür.
98. Açıklanan gerekçelerle ilk derece mahkemeleri veistinaf/temyiz mercileri önünde devam eden başvuru yolları tüketilmeden temelhak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusuyapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
99. Başvurucu, hukuka aykırı olarak meslekten çıkarılması ve malvarlığına tedbir kararı konulması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
100. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
101. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilirolması yanında telafi kabiliyetini haiz olması ve tüketildiğinde başvurucununşikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Dolayısıylamevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada daetkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının kanıtlanmamışolması gerekir (Ramazan Aras, §29).
102. 23/1/2017 tarihli ve 29957 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleriİnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'de (KHK), 667sayılı KHK'nın 3. maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında meslektekalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenlerinkararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarakDanıştaya dava açabilecekleri ve bu kişilerden dahaönce dava açmış olanların idare mahkemelerinde derdest olan veya karar verilendosyalarının Danıştaya gönderileceği hükmebağlanmıştır (bkz. § 28). Böylelikle 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaAlınan Tedbirlere İlişkin KHK'nın 3. maddesi kapsamında meslekten çıkarılanyargı mensuplarının bu karara karşı Danıştayda davaaçabilecekleri açıkça belirtilmiş ve anılan uyuşmazlıkların çözümünde idariyargıda hangi yargı yerinin görevli olduğuna yönelik uygulamada yaşanantereddütler giderilmiştir. Daha önce açılan davalar yönünden de geçiş hükümleriihdas edilmiştir (Murat Hikmet Çakmakcı, B. No: 2016/35094, 15/2/2017, § 27; Hacı Osman Kaya, B. No: 2016/41934,16/2/2017, § 28).
103. Buna göre 685 sayılı KHK ile belirginleştirilen davayolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir yargıyolu olduğu ve bu başvuru yolu tüketilmeden başvurunun incelenmesinin bireyselbaşvurunun ikincillik niteliğiile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Murat Hikmet Çakmakcı,§ 28; Hacı Osman Kaya, § 29).Ayrıca başvuru formu ve ekleri incelendiğinde somut olayda başvurucunun malvarlığına haksız olarak tedbir konulmasına dair iddialarını ileri sürebileceğiolağan itiraz kanun yolunu tüketmeksizinbireysel başvuruda bulunulmuştur.
104. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Özel Hayata ve AileHayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
105. Başvurucu, 2802 sayılı Kanun'a aykırı olarak suçüstükoşulları oluşmadan ve şekil şartlarına uyulmadan yapılan aramada tutanağıneksik tutulduğunu, el konulan telefonlarda imaj alma işlemi yapılmadığınıbelirterek yapılan arama ve elkoyma işlemlerinedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
106. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda, başvurukonusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındakiiddialarını kanıtlamak ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğinedair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuyadüşer. Başvurucunun kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlaledildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini,ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülenişlem veya kararların neler olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır.Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylemya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireyselbaşvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlaledildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,§§ 19, 20; Ünal Yiğit, B. No:2013/1075, 30/6/2014, §§ 18, 19).
107. Başvurucu, soyut olarak arama kararlarının hukuka aykırıolduğunu ifade etmiş ancak iddialarının doğruluğunu destekleyecek aramakararına ilişkin bir bilgi ve belge sunmamıştır.
108. Diğer taraftan 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (j) bendinde, eşyasına veya diğer mal varlığı değerlerinekoşulları oluşmadığı hâlde el konulan veya korunması için gerekli tedbirleralınmayan ya da eşyası veya diğer mal varlığı değerleri amaç dışı kullanılanveya zamanında geri verilmeyen kişilere tazminat talebinde bulunabilme imkânıtanınmaktadır.
109. Anayasa Mahkemesi ceza soruşturması veya kovuşturmasısırasında yargı organlarınca şüphelilerin eşyasına ya da mal varlığıdeğerlerine ilişkin olarak elkoyma tedbirininuygulandığı durumlarda bunun hukuka aykırı olduğu iddialarına ilişkin olarakbireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava sonuçlanmamış daolsa 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır(Nuray Işık, B. No: 2014/7561, 28/9/2016 §§60-67; Sinan Aydın Aygün (2), B.No: 2014/922, 16/6/2016, §§ 61-69).
110. Somut olayda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıuyarınca başvurucunun üzerinde ve konutunda arama yapılmıştır. Bu arama ile5271 sayılı Kanun'un 127. ve 128. maddeleri uyarınca başvurucunun bazıeşyalarına ve mal varlığı değerlerine el konulmasına ilişkin verilen kararlarınhukuka uygun olup olmadığı 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamındaaçılacak davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava yoluyla elkoyma kararlarının hukuka aykırı olduğu tespitedildiğinde başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumunauygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağanbaşvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireyselbaşvurunun ikincillik niteliğiile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
111. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun hakkında uygulananarama kararı dolayısıyla özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlaledildiği iddialarıyla ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmedenbireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yakalama ve gözaltı kararının hukuka aykırı olmasındandolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmamasından dolayı kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Tutukluluğun makul süreyi aşmasından dolayı kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasından dolayı kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Tutukluluğun devamı kararlarına karşı itiraz taleplerinin geçdeğerlendirilmesinden dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Tutukluluğa itiraz incelemesinde alınan savcılık görüşününbildirilmemesinden dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemdenyoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılmasından dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
9. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
10. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA17/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.