TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
UFUK ÇORBACI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/15118)
Karar Tarihi: 9/9/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 4/11/2020-31294
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Fatma Gülbin ÖZCÜRE
Başvurucu
:
Ufuk ÇORBACI
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, dava dilekçesinde kullandığı ifadelernedeniyle baronun kınama cezası vermesinin başvurucunun ifade özgürlüğünü ihlalettiği iddiasına ilişkindir
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 31/8/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, İstanbul Barosuna kayıtlı bir avukattır.Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan sıra cetveline itirazdavasında davacı C.Ö.nün vekilliğini üstlenen başvurucu, yargılama sırasındadinlenen tanık ifadelerine ilişkin bir beyan dilekçesi hazırlayarak dosyayasunmuştur. Söz konusu beyan dilekçesinde tanık M.A.T.nin davalının oğlu ileilişkisi olduğunu, davalı ile bu sebepten yakınlığı bulunması dolayısıylatanıklığına itibar edilmemesi gerektiğini belirten başvurucu, dilekçesine tanıkM.A.T.nin Facebook isimli sosyal medya hesabına ait arkadaş ve durum bilgisiniiçeren renkli ekran görüntüsünü de tanık ve taraf ilişkisini ispatlamak amacıile eklenmiştir. Dilekçede M.A.T. ile ilgili kısımda yer alan ifadeler şuşekildedir:
"Diğer tanık [M.A.T]e gelince;
Bu kişinin O.K.'nın (davalının oğlunun)sevgilisi olduğu duyumlarını alıyoruz. Bu kişinin Facebook sayfasının ekrangörüntüsünü renkli olarak ekte sunuyoruz. (EK 6)
[M.A.T]nin de bu sayfa görüntülerinedikkat edilecek olursa [O.K] arkadaşları arasındadır ve o da [O.K.]ninreklamını yapmaktadır. Ancak asıl arkadaşı olduğunu söylediği [S.U.] arkadaşisimleri arasında yoktur.
Sayın Mahkemeye 25.03.2011 tarihindesunduğumuz Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2008/423 Esas nolu dosyanınkararına dikkat edilecek olursa muvazaalı işleme adı karışan kişilerden biri [Ö.S.] isimli bir bayandır. Aldığımızduyumlara göre bu kişinin de [O.K.]in, [S.U.]dan öncekisevgilisidir.
Anlaşılacağı üzere diğer davalı [A.C.K.] muvazaalı işlerde oğlununsevgililerini kullanmaktadır.
Önce [Ö.S.], sonra [S.U.] ve şimdi de yönlendirilmiştanık [M.A.T.]
Dikkat edilecek olursa tanığınyönlendirildiği ama kendi yalanını kendisinin ele verdiği görülmektedir.
Her şeyden önce borç verildiği vekarşılığında senet alındığı söylenen rakam 150.000.-TL dir. Tanığın söylediğirakam 200.000.-TL'dir.
Tanık evin 2008-2009 yıllarındasatıldığını söyledi. Halbuki satılıp da satım bedeli borç olarak verildiğiiddia edilen evin en geç Ekim 2005 den önce satılması gerekmektedir. Çünkü04.12.2007 tarihinde icra takibine konan senedin tanzim tarihi 20.10.2005'dir.
Sayın stajyer avukat mesleği öğrenmedenyanlı tanık olmayı öğrenmiş anlaşılan.
Tanık [M.A.T.], müvekkilim ile [K.] ailesinin borcunödenmemesi için işbirliği yaptığını söylüyor yani sözde [K.] ailesialeyhine tanıklık yapıyor ama Facebook sayfasında [O.K.]i başköşeyekoyuyor. Takdiri yüce mahkemeye bırakıyoruz.
Ayrıca [M.A.T.] ortaklığın 2008-2009yıllarında kurulduğu konusunda tahminde bulunmuştur.
Maalesef tanığın bu tahmini detutmamıştır. Çünkü ortaklık Ocak 2006 da kurulmuş ve [A.C.K.]in (davalı) ihracatbedellerini kendi sayfasına aktarması sonucunda 2006 Eylül ayında da sonaermiştir.
Sayın mahkemedeki dosyada bulunan2007/187 Esas sayılı icra dosyasındaki mahkeme kararında görüleceği üzere 2006yılı Eylül ayında ihtilafa düşüldüğü ve fiili ortaklığın son bulduğugörülmektedir.
Tanık [M.A.T.] bir de kanaat belirtmektedir. Sözdemüvekkilim diğer davalı [A.C.K.] ile işbirliği yaparak borçtankurtulmaya çalışıyorlar diye kanaat belirtmektedir.
Her şeyden önce tanık kanaat belirtemez.Kanaat belirtmesi yanlı olarak tanıklık yaptığının delilidir. Borçtankurtulmaya çalışan bir kişi diğer tarafın taşınmazını cebri icra ile satmakiçin bu kadar çaba sarf eder mi?"
9. M.A.T. dilekçede kendisi ile ilgili olarak kullanılanifadeler sebebi ile başvurucudan İstanbul Barosu Başkanlığı ve ÜsküdarCumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikâyetçi olmuştur. Şikâyet sonucundabaşvurucu hakkında hem ceza hem de disiplin soruşturması başlatılmıştır.
10. Başvurucu hakkında hakaret suçundan Kadıköy 2. AğırCeza Mahkemesinde ceza davası açılmıştır. Mahkeme başvurucunun beyandilekçesinde yer verdiği ifadeleri katılanı aşağılamak veya küçültmek amacı iledeğil, tanık olarak dinlenen katılanın taraflı beyanlarını ortaya koymak amacıile kaleme aldığını belirterek başvurucunun beraatine oyçokluğu ile kararvermiştir.
11. İstanbul Barosunca yapılan disiplin soruşturmasısonucunda ise başvurucunun avukat sıfatı ile yazmış olduğu dilekçede yerverdiği "Davalı [A.C.K.], oğlunun sevgililerini kullanmaktadır, bunlardanbiri de şimdi yönlendirilmiş tanık [M.A.K.] dir" ve "Sayınstajyer avukat, mesleği öğrenmeden yanlı tanık olmayı öğrenmiş anlaşılan" şeklindekiifadeler savunmayı aşan hakaret cümlesi olarak değerlendirilerek başvurucuyakınama cezası verilmesine karar verilmiştir. Söz konusu kararın kaldırılmasıtalebi ile başvurucu tarafından Türkiye Barolar Birliğine (TBB) itirazdabulunulmuş ise de TBB tarafından başvurucunun itirazının reddine kararverilmiştir.
12. Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasınıniptali talebi ile TBB aleyhine Ankara 2. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) davaaçmıştır. Başvurucunun hukukla ve yasalarla ilgisiz açıklamalardan ve karşıtarafın özel hayatı ile ilgili, savunma hakkının sınırını aşan ifadelerden biravukat olarak kaçınması gerektiğini vurgulayan Mahkeme, başvurucunun disiplincezasının konusunu teşkil eden ifadeleri sebebi ile savunma hakkının sınırınıaştığını değerlendirerek davanın reddine karar vermiştir.
13. Başvurucu tarafından Mahkeme kararına itiraz edilmesiüzerine karar itiraz mercii olan Ankara Bölge İdare Mahkemesince (4. Kurul)incelenmiştir. 4. Kurul 24/12/2015 tarihli kararı ile başvurucu tarafındanyapılan itirazı kabul ederek ilk derece mahkemesinin kararını bozmuş ise dekarar düzeltme incelemesi sonucunda 1/6/2016 tarihli karar ile ilk derecemahkemesinin kararının onanmasına kesin olarak karar vermiştir.
14. Bu karar başvurucuya 2/8/2016 tarihinde tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu 31/8/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
16. 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nunilgili kısımları şöyledir:
"Madde 34 – (Değişik : 2/5/2001 -4667/21 md.)
Avukatlar, yüklendikleri görevleri bugörevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerinegetirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimdedavranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymaklayükümlüdürler.
...
Madde 134 – (Değişik : 2/5/2001 -4667/65 md.)
Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleriile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, meslekîçalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygunşekilde davranmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.
...
Madde 135 – Disiplin cezaları şunlardır:
1.(Değişik: 22/1/1986 -3256/23 md.) Uyarma; avukatın mesleğinin icrasında daha dikkatli davranmasıgerektiğinin kendisine bildirilmesidir.
2.Kınama; meslekinde vedavranışında kusurlu sayıldığının avukata bildirilmesidir.
..."
17. TBB’nin 8-9 Ocak 1971 tarihli IV. Genel Kurulundakabul edilen ve 26 Ocak 1971 tarihli TBB Bülteni’nde yayımlanarak yürürlüğegiren TBB Meslek Kuralları'nın ilgili kısmı şöyledir:
"5. Avukat, yazarken de,konuşurken de düşüncelerini olgun ve objektif bir biçimde açıklamalıdır.Mesleki çalışmasında avukat, hukukla ve yasalarla ilgisiz açıklamalardankaçınmalıdır."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 9/9/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
19. Başvurucu, İstanbul Barosuna bağlı avukat olarakgörev yaptığını belirtmektedir. Başvuru konusu dilekçenin sunulduğu davadatanık M.A.T.nin davalının sevgilisi olduğunu müvekkili olan davacıdanöğrendiğini, M.A.T. ile davalı arasındaki yakınlığı ortaya koyarak M.A.T.nintanıklığına itibar edilmemesi amacı ile bu bilgiye dilekçesinde yer verdiğinibelirten başvurucu, dilekçede kullandığı ifadeler nedeniyle hakkında adli veidari soruşturma başlatıldığını ifade etmiştir.
20. Hakkında yapılan ceza soruşturması sonucunda davaaçıldığını dile getiren başvurucu; davanın görüldüğü Kadıköy 2. Ağır CezaMahkemesi tarafından yapılan ceza yargılaması sonucunda beraatine kararverildiğini, disiplin soruşturmasının ise kınama cezası ile sonuçlandığınıbelirterek hakkında tesis edilen disiplin cezasının iptali için açmış olduğudavanın beraat kararı dikkate alınmaksızın reddedilmesinin ifade özgürlüğünü veadil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Bu bağlamda başvurucunun diğer tüm iddialarının ifade özgürlüğü kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. MüdahaleninVarlığı
23. Başvurucu, davacı vekili sıfatı ile yazmış olduğu birdilekçede yargılamada dinlenen bir tanık için kullanmış olduğu ifadelerdolayısıyla kınama cezası ile cezalandırılmıştır. Bu şekilde başvurucunun ifadeözgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.
b. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
24. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 26. maddesininihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temelhak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırıolamaz."
25. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme,Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesigerekir.
i. Kanunilik
26. TBB Meslek Kuralları'nın "GenelKurallar" kenar başlıklı 3. ve 4. maddesi ile 1136 sayılı Kanun'un34., 134. ve 135. maddelerinin kanunilik koşulunu karşıladığı sonucunavarılmıştır.
ii. Meşru Amaç
27. Başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet kararınınbaşkalarının şöhret veya haklarının korunmasına yönelik önlemlerin birparçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
iii. DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) Genelİlkeler
(a)Müdahalenin Demokratik Toplum Düzeninin GereklerineUygun Olması
28. Anayasa Mahkemesinin daha önce bu konuda detaylıolarak açıklama yaptığı kararlar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B.No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 44, 47, 48, 51, 57;Mehmet Ali Aydın [GK],B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 68-72; AYM, E.2018/69, K.2018/47,31/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017, § 18;ansel Çölaşan,B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378,5/7/2017, §§ 58, 59, 61, 66, 68; Meral Özata Özgürol, B. No: 2015/2326,26/12/2018, §§ 33-36 .
29. Buna göre ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale,zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsalihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeniningereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.
(b) BireyinŞeref ve İtibarının Korunmasında Devletin Pozitif Yükümlülüğü
30. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel kimliğinin vemanevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17. maddesininbirinci fıkrasının korumasından faydalanır (İlhan Cihaner (2), B. No:2013/5574, 30/6/2014, § 44) Devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfîolarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür(Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 41; AdnanOktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun, § 45; ÖnderBalıkçı, B. No: 2014/6009, 15/2/2017, § 44).
31. Devletin bireyin şeref ve itibarının korunmasındapozitif yükümlülüklerine ilişkin geniş anlatım için bkz. Serpil Kerimoğlu vediğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 51; Hüdayi Ercoşkun, B. No:2013/6235, 10/3/2016, § 94.
(c) Hak AramaHürriyeti
32. Anayasa'nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36.maddesinin birinci fıkrasında, kişilerin hak arama özgürlükleri güvence altınaalınmıştır. Hak arama özgürlüğü toplumsal barışı güçlendiren dayanaklardan biriolmanın yanında bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme ve haksızlığıgiderme yoludur. İnsan varlığını soyut ve somut değerleriyle koruyupgeliştirmek amacıyla hukuksal olanakları kapsamlı biçimde sağlama, bu konudatüm yollardan yararlanma hakkını içeren hak arama özgürlüğü hukuk devletinin veçağdaş demokrasinin vazgeçilmez koşullarından biridir (AYM, E.2014/86,K.2015/109, 25/11/2015, § 91; Ali Abbas Yalman, B. No: 2015/11456,19/4/2018, § 28; S.A., B. No: 2015/19664, 7/2/2019, § 37).
33. Hak arama özgürlüğü, bir temel hak niteliği taşımanınötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanmayı vebunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2015/61,K.2016/172, 2/11/2016, § 123; Ali Abbas Yalman, § 29; S.A., §38).
(2) İlkelerin Olaya Uygulanması
34. Somut olayda başvurucu; davacı vekili sıfatı ile yeraldığı bir yargılamada, tanık olarak dinlenen M.A.T.nin davalının oğlu ile olanyakınlığına ilişkin bir iddiayı ve bu durumun M.A.T.nin tanık olarakgüvenilirliğine tesirine ilişkin değerlendirmelerini içeren bir dilekçe kalemealmış ve bu dilekçeyi mahkemeye sunmuştur. Dilekçede yer verilen ifadelersebebiyle tanık M.A.T., başvurucunun iddia ve savunma sınırlarını aştığınıbelirterek başvurucu hakkında İstanbul Barosuna şikâyette bulunmuştur. Yapılanidari soruşturma sonucunda başvurucunun kınama cezası ile tecziyesine kararverilmiş, anılan karara karşı başvurucu tarafından açılan iptal davası dareddedilerek karar kesinleşmiştir. Başvuruya konu dilekçe, yargılama ile ilgiliverilmiş olduğundan başvurunun hak arama hürriyeti ışığında ve ifade özgürlüğükapsamında değerlendirilmesi gerekir.
35. Şüphesiz ki maddi ve manevi varlığı koruma vegeliştirme hakkı ile hak arama hürriyetiyle bağlantılı olarak ifadeözgürlüğünün karşı karşıya geldiği durumlarda çatışan haklar arasında dengelemeyapılabilmesi için;
i. Hak arama hürriyetinin kullanılmasını haklı gösterecek-oldukça zayıf veya dolaylı da olsa- emarelerin varlığı,
ii. Hak arama hürriyetinin sırf üçüncü kişilere zararvermek amacıyla kullanılıp kullanılmadığı,
iii. Hak arama hürriyetinin kamu görevlilerine karşı,görevlerinin yerine getirilmesiyle ilgili konularda kullanılıp kullanılmadığı,
iv. Hak arama hürriyetinin kullanılması esnasında hedefalınan kişiye yönelik isnatların taraflar arasındaki uyuşmazlık konusuyla-oldukça zayıf veya dolaylı da olsa- ilgisinin bulunup bulunmadığı veuyuşmazlığın çözümüne katkısının olup olmadığı,
v. Hak arama hürriyetinin kullanılması esnasında dilegetirilen ifadeler ve bunların hedef alınan kişinin yaşamına etkileri (AliAbbas Yalman, § 33; S.A., § 41) gibi kriterlerin somut olayauygulanması gerekmektedir.
36. İlk derece mahkemesinin kararı incelendiğindedisiplin cezasına konu edilen isnada ilişkin hiçbir hususun karardatartışılmadığı görülmektedir. Mahkeme tarafından başvurucunun söz konusudilekçede tanık M.A.T. için kullanmış olduğu ifadeleri ona zarar vermek içindeğil M.A.T. ile davalı arasındaki yakınlığı ortaya koymak suretiyle M.A.T.nintanıklığına itibar edilmemesi amacıyla yer verdiğine ilişkin savunması dadikkate alınmamıştır. Yine bir tanık olan M.A.T.nin beyanlarının güvenilirliğiaçısından taraflarla olan yakınlığının sorgulanmasının yargılamanın sıhhatiüzerindeki tesirine ilişkin olarak da gerekçeli kararda bir değerlendirmeyapılmamıştır.
37. Bu açıklamalar ışığında ilk derece mahkemesininbaşvurucunun disiplin cezası ile tecziyesinin zorunlu toplumsal bir ihtiyacakarşılık geldiğini ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortayakoyduğunun kabul edilmesi mümkün olmamıştır.
38. Başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Anayasa'nın 26. maddesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
40. Başvurucu ihlalin tespiti ile birlikte yenidenyargılama ve 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
41. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).
42. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir(Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
43. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlardaAnayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ileİçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalinve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzerekararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasaldüzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlaliortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireyselbaşvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle AnayasaMahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararıverildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklıolarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususundaherhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararkendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizinAnayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererekdevam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerinegetirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),§§ 57-59, 66-67).
44. İncelenen başvuruda ifade özgürlüğünün ihlal edildiğisonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığıanlaşılmıştır.
45. Bu durumda ifade özgürlüğü ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 2. İdare Mahkemesine gönderilmesine kararverilmesi gerekmektedir.
46. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevitazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
47. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harçtanoluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifadeözgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara2. İdare Mahkemesine (E.2013/1538 K.2014/1161) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun manevi tazminat talebinin REDDİNE,
E. 239,50 TL harçtan oluşan yargılama giderininbaşvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 9/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.