TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ULAŞ LOKUMCU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7753)
Karar Tarihi: 27/10/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Mahmut Serhat MAHMUTOĞLU
Başvurucu
:
Ulaş LOKUMCU
Vekili
:
Av. Oya Meriç EYÜBOĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kamu görevlilerinin toplumsal olaylara müdahalesisırasında meydana gelen ölüm olayına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamındamüdahale talimatını veren mülki amir hakkında kamu davası açılmaması nedeniyleyaşam hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/10/2013 tarihinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesiaracılığıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 13/10/2015 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 7/12/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesinesunmuştur.
6. Bakanlık tarafından sunulan görüş 15/12/2015 tarihindebaşvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu tarafından Bakanlık görüşüne karşı30/12/2015 tarihinde beyanda bulunulmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru dilekçesi ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı BilişimSistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgilere göre ilgili olaylar özetleşöyledir.
8. Başvurucu 31/5/2011 tarihinde hayatını kaybeden 1956 doğumluMetin Lokumcu'nun (M.L.) oğludur.
9. Başvuruya konu olayıngerçekleştiği 31/5/2011 tarihinde, Başbakan tarafından Artvin ili Hopailçesinde açık hava toplantısı veSarp Kara Hudut Kapısı ziyaret programı yapılması planlanmıştır.
10. Hopa Kaymakamlığıncatoplantı sırasında provokasyon, slogan atma, pankart açma, taşlama gibi olaylarolabileceği değerlendirilerek bazı tedbirler alınmıştır. Bu kapsamda polis vejandarmadan oluşan "Asayiş Harekât Merkezi" kurulmuş; ilgili birimyetkilileri ile toplantılar yapılmış; sağlıkekipmanlarının sağlanması, yangın ve elektrik kesintilerine karşı tedbirleralınması konularında ilgili birimlerle yazışmalar yapılmıştır.
11. Başbakan'ınilçelerini ziyaret edeceğini öğrenen bazı sivil toplum örgütleri vevatandaşlar, bölgeye hidroelektrik santrali (HES) yapımını protesto etmek içinolay günü sabah saat 10.30 sıralarında açık hava toplantısı yapılacak alanınyakınında toplanmaya başlamışlardır.
12. Polis, saat 11.00sıralarında henüz resmî program başlamamış iken protesto için bekleyenkalabalığı dağılmaları konusunda ikaz etmiş; ikaza uygun hareket etmeyenlereyönelik biber gazlı müdahalede bulunmuştur.
13. Kalabalığın arasındabulunan M.L. yanında bulunan akrabası O.L.ye gazdan etkilendiğini ve nefesalamadığını söylemiş, olay yerinin yakınında hazır bulunan bir ambulansa kadarbirlikte yürümüşlerdir.
14. M.L. saat 12.30sıralarında ambulansla Hopa Devlet Hastanesine sevk edilmiş; nefes darlığı vegöğüs ağrısı şikâyetlerini dile getiren hastaya kalp krizi teşhisi konularakelektroşok tedavisi uygulanmış ancak hasta, hastaneye getirildikten yaklaşıkbir saat sonra hayatını kaybetmiştir.
15. Hopa CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından aynı gün resen soruşturma başlatılmıştır. Anılansoruşturma kapsamında olay günü saat 16.30'da hastane morgunda ceset üzerindeadli muayene yapılmış ve olay hakkında bilgisi olduğu değerlendirilen O.L.,M.L., N.Y., H.Ç., G.Ç., B.G., M.L. ve N.A.nıntanık olarak ifadelerine başvurulmuştur.
16. Trabzon Adli TıpKurumunun 20/6/2011 tarihli ve 1413/387/332 sayılı otopsi raporunda kişininölümünün "mevcut kalpte enfarktüs ve intraalveoler yoğun taze kanamaya bağlı kalp ve akciğerhastalığı" nedeniyle meydana geldiği belirtilmiştir. Anılanraporda ayrıca M.L.nin göğsünde ekimozlarolduğu bilgisine yer verilmiştir.
17. 31/5/2011 tarihli Adli Muayene ve Otopsi Raporu'nda ölenin "göğüs ön kısmı üzerinde yeni oluşmuş yarayı andıranlekeler"inbulunduğu tespit edilmiştir. Bazı görgü tanıklarının ifadelerinde olaylarsırasında üç veya dört çevik kuvvet polisinin M.L.yi kalkan darbeleri ile yere düşürdüğü, AcilServiste görevli bir hekimin ifadesinde ise Acil Serviste elektroşok uygulanırkenölenin göğsünde lekeler oluşabileceği belirtilmiştir.
18. M.L.ninmaruz kaldığı biber gazı nedeniyle kalp krizi geçirdiğini ileri sürenyakınlarının başvurusu üzerine kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için Adli TıpKurumu Genel Kurulundan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görüş istenilmiştir.
19. Adli Tıp GenelKurulunun 24/5/2012 tarihli raporunda, kalp krizine neden olduğu ileri sürülen "ortho chlorbenzalmaloritre" maddesinin sistematikolarak aranan toksik maddeler arasındabulunmadığından araştırmasının yapılmadığı, kaldı ki anılan maddenin temizhavaya veya oksijen tedavisine maruz kalması hâlinde 10-15 dakika içindevücuttan elimine olacağı belirtilmiştir.
20. Başvurucu 31/5/2011tarihinde babasının ölümünden sorumlu oldukları gerekçesiyle dönemin İçişleriBakanı, Artvin Valisi, Hopa Kaymakamı, Hopa Emniyet Müdürü ve Hopa'da görevyapan kolluk görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunmuştur.
21. Suç duyurusuna konuedilen kamu görevlilerinin her biri için mevzuatta farklı soruşturma usulleriöngörülmesi nedeniyle soruşturma makamları tarafından dosyalar birbirindenayrılmıştır.
22. Başvurucu, HopaKaymakamı hakkında yürütülen soruşturma bakımından başvuru yollarınıntüketildiğini belirterek bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuru formundaayrıca, Hopa Kaymakamının ceza yargılamasının dışında bırakılmasının başvurununkonusunu oluşturduğu belirtilmiştir.
23. Hopa Kaymakamıhakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu GörevlilerininYargılanması Hakkında Kanun uyarınca Artvin Valiliğince yapılan ön incelemeneticesinde soruşturma izni verilmemesine karar verilmiştir. Anılan kararınilgili kısımları şöyledir:
" ... Hopa KaymakamıAbdullah Akdaş'ın ilgili birim yetkilileri iletoplantılar yaptığı, brifinge katıldığı, emniyet tedbirlerinin eksiksiz olmasıiçin yazılı ve sözlü talimatlar verdiği, takviye kuvvet talebinde bulunduğu,diğer tedbirlerle ilgili olarak birçok talimat verdiği, ilgili planlarınhazırlanmasını sağladığı,2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nunUygulanmasına Dair Yönetmeliğin 17. Maddesi gereğince, Başkanlığında İlçeJandarma Komutanı ve İlçe Emniyet Müdüründen oluşan Asayiş Harekat Merkezioluşturduğu, miting sırasında provokasyon, slogan atma, pankart asma gibiolayların olabileceği değerlendirilerek, harekat emri hazırlanmasını sağladığı,miting alanının güvenliğine münhasır olmak üzere, çıkması muhtemel olaylarınönlenmesi ve toplantının sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesi amacıyla tüm genelgüvenlik, trafik ve emniyet tedbirlerinin genel talimat olarak hazırlanmasınısağladığı ve miting alanının hazırlanması ve güvenliği için bir çok yazılıtalimat verdiği ve yerinde incelemede bulunduğu,
Ayrıca, Hopa Kaymakamı tarafından güvenliktedbirleri ile ilgili olarak alınan tedbirler dışında, Başbakanlık KorumaDairesi Başkanlığı yetkilileri ile irtibat sağlanmak suretiyle tam teşekküllüsağlık ekip ve ekipmanlarının hazırlanmasından, yapılacak ikramındenetlenmesine, yangın ve elektrik kesintisi ihtimaline kadar birçok tedbiriçin ilgili kurumlarla yazışmalar yapıldığı,
Güvenlik güçlerinin olayda olaydaaşırı kuvvet kullandıkları iddiasının gerçekçi olmadığı, eylemcilerinsaldırısına maruz kalmış kolluk kuvvetlerinin ilk etapta kendilerini korumakiçin daha sonra ise taş ve buldukları diğer malzemelerle kendilerine saldırangrupları dağıtmak maksadıyla önce tazyikli su, arkasından da biber gazı ile müdahaleettikleri ifadeler ve dosyasındaki görüntü çözümlerinden anlaşıldığı, olaylarsırasında 10 civarında polis memurunun yaralanarak hastaneye kaldırılması vegöstericilerden hiçbirinin gözaltına alınmamasının bu durumu doğruladığı, olaysırasında rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan ve sonrasında vefat eden Metin Lokumcu'nun ölümü ile ilgili olarak düzenlenen adli tıpraporlarında da kalp ve damar rahatsızlığı olduğunun belirtildiği de dikkatealınarak kendisini ve yakınlarını daha önceden tanıdığı için bizzat korumaya vealandan uzaklaştırmaya çalışan İlçe Kaymakamı Abdullah Akdaş'ınMetin Lokumcu'nun ölümüne sebep olduğu iddiasınınyersiz olduğu,
İlçe Cumhuriyet Meydanında basın açıklamasıyapmak iddiasıyla toplanan ve daha sonra pankart açarak, sloganlar atarak,güvenlik güçlerine saldırı hazırlığı yaparak yasa dışı gösteri haline dönüşeneyleme 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 24. maddesigereğince, usulüne uygun olarak İlçe Kaymakamı tarafından verilen talimatdoğrultusunda güvenlik güçleri tarafından müdahale edildiği anşlaşıldığından,
Hopa Kaymakamı Abdullah Akdaşhakkında, 4483 sayılı memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri Hakkında Kanun'un 6.Maddesi gereğince Ön İncelemeci görüşü doğrultusunda soruşturma izniverilmemesine,
..."
24. Bu karara karşıyapılan itiraz, Trabzon Bölge İdare Mahkemesinin 4/7/2013 tarihli ve 2013/93sayılı kararıyla reddedilmiştir.
25. Hopa CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından Hopa Kaymakamı hakkında soruşturma izni verilmemesinedeniyle -on beş gün içinde Rize Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına itiraz yoluaçık olmak üzere- 12/6/2013 tarihli ve 2011/886 Soruşturma sayılı kovuşturmayayer olmadığına dair karar verilmiştir. Karara karşı yapılan itiraz, Rize AğırCeza Mahkemesinin 13/8/2013 tarihli ve 2013/1009 Değişik İş sayılı kararıylakesin olarak reddedilmiştir.
26. Bu karar başvurucuya12/9/2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup anılan karara karşı süresi içinde11/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
27. Hopa CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından 11/11/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunulan yazıdaM.L.nin hayatını kaybettiği olaya ilişkin olarakkolluk görevlileri ve amirleri hakkında başlatılan (2013/24 Soruşturma sayılı)soruşturmanın devam ettiği bilgisi verilmiştir.
28. Başvurucu tarafından9/12/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine gönderilen dilekçede de aynı şekildeArtvin İl Emniyet Müdürü, Hopa İlçe Emniyet Müdürü ve olay günü Hopa'da görevlikolluk görevlileri hakkında Hopa Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılansoruşturmanın derdest olduğu bildirilmiştir.
B. İlgili Hukuk
29. 4483 sayılı Kanun'un "Olayınyetkili mercie iletilmesi, işleme konulmayacak ihbar ve şikâyetler"kenar başlıklı 4. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"Cumhuriyetbaşsavcıları, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu Kanun kapsamına girensuçlarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikayetaldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanmasıgerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespitten başka hiçbir işlemyapmayarak ve hakkında ihbar veya şikayette bulunulan memur veya diğer kamugörevlisinin ifadesine başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makamagöndererek soruşturma izni isterler."
30. 4483 sayılı Kanun'un"Ön inceleme yapanların yetkisi ve rapor" kenar başlıklı6. maddesi şöyledir:
"Ön inceleme ilegörevlendirilen kişi veya kişiler, bakanlık müfettişleri ile kendilerinigörevlendiren merciin bütün yetkilerini haiz olup, bu Kanunda hüküm bulunmayanhususlarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre işlem yapabilirler; hakkındainceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesini de almaksuretiyle yetkileri dahilinde bulunan gerekli bilgi ve belgeleri toplayıp,görüşlerini içeren bir rapor düzenleyerek durumu izin vermeye yetkili merciesunarlar. Ön inceleme birden çok kişi tarafından yapılmışsa, farklı görüşlerraporda gerekçeleriyle ayrı ayrı belirtilir.
Yetkili merci bu rapor üzerine soruşturma izniverilmesine veya verilmemesine karar verir. Bu kararlarda gerekçe gösterilmesizorunludur."
31. 4483 sayılı Kanun'un "İtiraz"kenar başlıklı 9. maddesi şöyledir:
"Yetkili merci,soruşturma izni vrilmesine veya verilmemesine ilişkinkararını Cumhuriyet başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğerkamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildirir.
Soruşturma izni verilmesine ilişkin kararakarşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi; soruşturmaizni verilmemesine ilişkin karara karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veyaşikayetçi itiraz yoluna gidebilir. İtiraz süresi,yetkilimerciin kararının tebliğinden itibaren on gündür.
İtiraza, 3 üncümaddenin (e), (f), g (Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç) ve (h) bentlerindesayılanlar için Danıştay İkinci Dairesi, diğerleri için yetkili merciin yargıçevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesi bakar.
İtirazlar, öncelikle incelenir ve en geç üç ayiçinde karara bağlanır. Verilen kararlar kesindir."
32. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar"kenar başlıklı 172. maddesi şöyledir:
"(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturmaevresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delilelde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmayayer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesialınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı,süresi ve mercii gösterilir.
(2) Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararverildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamudavası açılamaz.
(3) (Ek: 11/4/2013-6459/19 md.)Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadanverildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespitedilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesihâlinde yeniden soruşturma açılır."
33. 5271 sayılı Kanun'un "Cumhuriyetsavcısının kararına itiraz" kenar başlıklı 173. maddesişöyledir:
"(1) Suçtan zarar gören,kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihtenitibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyetsavcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğuyerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasınınaçılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)Sulh cezahâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür isebu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından taleptebulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemigerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayıCumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene veşüpheliye bildirir.
(4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerindebulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.(2)
(5) Cumhuriyet savcısının kamu davasınınaçılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmüuygulanmaz.
(6) İtirazın reddedilmesi halinde; Cumhuriyetsavcısının, yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi, öncedenverilen dilekçe hakkında karar vermiş olan sulh ceza hâkimliğininbuhususta karar vermesine bağlıdır."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
34. Mahkemenin 27/10/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
35. Başvurucu, Hopa'da gerçekleşen bir gösteri sırasında kollukgörevlilerinin gaz kullanımı sonucu babasının hayatını kaybettiği olayda kollukgörevlilerine müdahale talimatını veren Hopa Kaymakamı'nın ceza soruşturmasıdışında bırakılması nedeniyle Anayasa'nın 2., 5., 17., 36., 40. ve 90.maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. .
B. Değerlendirme
36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Her ne kadar başvurucu tarafındanAnayasa'nın2., 5., 17., 36., 40. ve 90. maddelerinde güvence altına alınanhaklarının ihlal edildiği ileri sürülmüş ise de anılan şikâyetlerin özününkolluk görevlilerinin güç kullanımı sonucu meydana gelen ölüm olayında müdahaletalimatını veren mülki amir hakkında etkili bir ceza soruşturmasıyürütülmediğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucununiddiaları Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınanyaşam hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
37. Başvuru formunda ve sonradan sunulan belgelerde olayailişkin olarak Hopa Kaymakamı hakkında yürütülen soruşturmanın sonuçlandığı,kolluk görevlileri ve amirleri hakkında başlatılan soruşturmaların ise devamettiği belirtilmiştir (bkz. §§ 27, 28).
38. Başvuru formunun 6. sayfasında "... şikâyet ettiğimiz dönemin Hopa Kaymakamı yönündenbaşvuru yolları tükenmiştir."; formun 11. sayfasında ise "Nitekim bu başvurumuzun konusunu oluşturan HopaKaymakamı da; hem soruşturma izni verilmemesi kararıile hem de kamu adına incelemeye yer olmadığına dair karar ile cezayargılamasının dışında bırakılmıştır." şeklinde açıklamalarayer verilmiştir.
39. Yukarıda yer verilen açıklamalardan başvurunun konusunu,Hopa Kaymakamı hakkında yürütülen işlemlerin oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bunedenle başvuru, toplumsal olaylara müdahale talimatını veren mülki amirhakkında yürütülen soruşturma işlemleri ile sınırlı olarak incelenmiştir.
40. Bakanlık görüşünde; Hopa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındanverilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın mevzuata göre kesin olmasına rağmenbaşvurucu tarafından itiraz yoluna gidildiği, bireysel başvuru süresinin kesinolan savcılık kararı tarihinden itibaren başlaması gerektiği, dolayısıylabaşvurunun otuz günlük süre içinde yapılmadığı belirtilmiştir.
41. Yapılan incelemede Hopa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındanverilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın Rize Ağır Ceza Mahkemesineitiraz yolu açık olmak üzere alındığı, bu hususun kararda açıkça belirtildiği,başvurucunun da anılan karara uygun olarak yaptığı itirazın Mahkeme tarafındanreddedilmesi üzerine bireysel başvuruda bulunduğu görülmektedir. Dolayısıylabaşvurucunun yargısal makamların kararlarında belirttiği süre ve kurallarauygun şekilde hareket ederek başvuru yollarını tükettikten sonra süresi içindebireysel başvuruda bulunduğu, başvuruda süre aşımı olmadığı anlaşılmıştır (bkz.§ 25).
42. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama hakkı,dokunulmaz ve vazgeçilmez temel bir hak olup Anayasa'nın 5. maddesiyle birliktedeğerlendirildiğinde devlete pozitif ve negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:2012/752, 17/9/2013, § 50).
43. Yaşam hakkına ilişkin negatif yükümlülük kapsamında, kamusalbir yetkiyle güç kullanan görevlilerin kasıtlı ve hukuka aykırı bir şekildehiçbir bireyin hayatına son vermeme ödevi bulunmaktadır. Pozitif yükümlülüklerkapsamında ise devletin, yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını,kamu görevlilerinin, diğer bireylerin ve hatta kişinin kendi eylemlerindenkaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi vardır. Devlet öncelikle yaşamhakkına yönelen tehdit ve risklere karşı caydırıcı ve koruyucu yasaldüzenlemeler yapmalı ve idari tedbirleri almalıdır. Bu ödev ayrıca bireyinyaşamını her türlü tehlike, tehdit ve şiddetten koruma yükümlülüğünü de içerir(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 51).
44. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerininayrıca usule ilişkin yönü bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü, doğal olmayan herölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasınısağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanıntemel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını vekamu görevlilerinin müdahalesiyle veya onların sorumlulukları altında meydanagelen veya diğer bireylerin filleriyle gerçekleşen ölümler nedeniyleilgililerin hesap vermelerini sağlamaktır (SerpilKerimoğlu ve diğerleri,§54).
45. Yaşam hakkına ilişkin usul yükümlülüğü olayın niteliğinebağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikte soruşturmalarla yerine getirilebilir.Kasten veya kötü muamele sonucu meydana gelen ölüm olaylarında Anayasa'nın 17.maddesi gereğince devletin, sorumluların tespitini ve cezalandırılmalarınısağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme yükümlülüğübulunmaktadır.
46. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi vemanevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasınıve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap vermelerinisağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılmasıyükümlülüğüdür (Hamdiye Aslan, B. No: 2013/2015, 4/11/2015, §132).
47. Faili açıkça belli olmayan ve şüpheli bir şekildegerçekleşen ölümlere ilişkin soruşturmaların olayın tam olarak nasılgerçekleştiğini ortaya koyacak şekilde yürütülmesi yerine sadece belirli birkişinin olayla ilgisi olup olmadığıyla sınırlı yürütülmesi, usul yükümlülüğübakımından yeterli değildir. Meydana gelen ölüm olayının tüm yönlerinin ortayakonulmasına, sorumluların belirlenmesine ve gerekiyorsa cezalandırılmalarınaimkân tanıyan etkili bir soruşturmanın yürütülmesi gerekir.
48. Başvuru konusu olayda müdahale talimatını veren mülki amirhakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, müdahaleyi gerçekleştirenkolluk görevlileri hakkında yürütülen soruşturma ise henüz sonuçlanmamıştır. (bkz. §§ 28, 29).
49. Başvuru kapsamında mülki amirin kolluk görevlilerine ölümcülgüç kullanmaları yönünde bir talimat verdiğine dair bir iddia bulunmamaktadır.Aksine mülki amirin kolluk görevlilerine kalabalılığındağıtılması yönünde genel bir talimat verdiği belirtilmektedir. Aynı olayailişkin kalabalığı dağıtmakla görevlendirilen ve bu amaçla gaz kullanan kollukgörevlileri hakkında Hopa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma isehenüz sonuçlanmadığı gibi bireysel başvuruya da konu edilmemiştir. Dolayısıylasomut olayın koşulları altında mülki amirin eyleminin kolluk görevlilerineyönelik yürütülen soruşturmayla birlikte değerlendirilmesini gerektirir birdurum bulunmamaktadır.
50. Anayasa'nın 148. maddesinin (4) numaralı fıkrası ile30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireyselbaşvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarınincelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2)numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.
51. Dosya kapsamındaki bilgilerden, mülki amir tarafındanBaşbakan'ın ziyareti öncesinde güvenlik tedbirlerinin alınması ve kollukbirimleri arasında koordinasyonun sağlanması adına bazı planlamalar yapıldığıgörülmektedir. Nitekim başvurucu tarafından da bu hususa dikkat çekilmiş vemülki amirin talimatı üzerine kolluk görevlilerinin kalabalığı dağıtmak üzeregazlı müdahalede bulunduğu belirtilmiştir.
52. Başvurucu tarafından, babasına yönelik gerçekleşenmüdahaleye ilişkin şikâyetçi olduğu mülki amirin somut olayda kişisel olaraksorumlu tutulmasını gerektirecek eylemin ne olduğu açık olarak ortayakonulmamıştır. Kaldı ki başvurucunun, müdahaleyi fiilen gerçekleştiren kollukgörevlilerinin bir kısmı ya da tamamı hakkında soruşturma açılmadığına veyaaçılan soruşturmanın etkili yürütülmediğine dair Anayasa Mahkemesine yapmışolduğu bir başvurusu veya mevcut başvurusu kapsamında bu yönde bir iddiası dabulunmamaktadır. Dolayısıyla toplumsal olaylara genel nitelikte müdahaletalimatı veren mülki amir hakkında yürütülen soruşturma neticesinde kamu davasıaçılmamış olması nedeniyle etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiğisonucuna bu aşamada ulaşabilmek mümkün değildir.
53. Açıklanan nedenlerle somut olayda mülki amir hakkında kamudavası açılmamış olması nedeniyle yaşam hakkının usul boyutunun ihlaledildiğine ilişkin iddia bakımından açık ve görünür bir ihlal bulunmadığındanbaşvurunun açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA27/10/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.