TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ULVİ KÜN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/72052)
Karar Tarihi: 10/12/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Ulvi KÜN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 21/9/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca 4/4/2019 tarihinde, tutuklamanın hukuki olmadığışikâyeti dışındaki iddialar yönünden kısmi kabul edilemezlik kararı verilmiş;başvurunun tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkin kısmının kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Eski emniyet görevlisi olan başvurucu, hakkında silahlı terörörgütüne üye olma suçundan başlatılan soruşturma kapsamında Rize CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından 23/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.
9. Başvurucu, tutuklanması istemiyle 1/8/2016 tarihinde RizeSulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Hâkimlik 1/8/2016 tarihinde başvurucununtutuklanması talebinin reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Her ne kadar ... şüphelilerin üzerineatılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan tutuklanması talebiyleHakimliğimize sevkedilmiş ise de bu aşamada adlikontrol hükümlerinin yeterli olacağı, tutuklamadan beklenen menfaatin adlikontrol hükümleriyle de sağlanabileceği de göz önünde bulundurularak RizeCumhuriyet Başsavcılığının şüphelilerin tutuklanması talebinin reddine... [kararverildi.]"
10.Rize Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bu karara itirazedilmiştir. Yapılan itirazı inceleyen Hâkimlik 2/8/2016 tarihinde itirazıyerinde görmüş ve başvurucu hakkında tutuklamaya yönelik yakalama emriçıkarılmasına karar vermiştir.
11. Bunun üzerine yakalanan başvurucu, Rize Sulh CezaHâkimliğince yapılan sorgusunun ardından 3/8/2016 tarihinde tutuklanmıştır.Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:
“ ...Şüpheli Ulvi Kün'ün üzerine atılı suçu işlediğinigösterir kuvvetli suç şüphesinin varlığı, suçun vasıf ve mahiyeti, şüphelinin fetullahçı terör örgütü üyesi olduğuna ilişkin şüpheninbulunması, terör örgütü üyeliğinin temadi eden suçlardan olması, ABD ileirtibatlı HTS kayıtları, istihbarat raporları, suçun 5271 sayılı CMK'nın 100/3. maddesinde belirtilen katalog suçlardanolması, maddede öngörülen cezanın aşağı ve yukarı haddi, soruşturmanın halendevam edip delillerin henüz toplanmamış oluşu, yargılama sonucunda verilmesimuhtemel ceza, şüphelinin görevden el çektirilmiş olmasından ötürü kaçmaihtimalinin bulunması hususları göz önünde bulundurulduğunda 5271 sayılı CMK'nın 100. maddesindeki tutuklama şartlarının oluştuğukabul edilmekle, ... Ulvi Kün'ün tutuklanmasına ... [kararverildi.]”
12. Başvurucunun tutuklama kararına yaptığı itiraz, Trabzon 1.Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/8/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu,bu kararın kendisine tebliğ edilmediğini belirtmiştir.
13. Başvurucu 19/9/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
14. Rize Cumhuriyet Başsavcılığının 12/1/2017 tarihliiddianamesiyle başvurucu hakkında silahlıterör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davasıaçılmıştır. İddianamede başvurucuyla ilgili yapılan değerlendirmeler şöyledir:
"Şüpheli Rize Emniyet Müdürlüğü'nde şubemüdürü olarak görev yapar iken 15 Temmuz sonrası İçişleri Bakanlığı tarafındanFETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı olduğundan bahisle açığa alındığı,672 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile FETÖ/PDY üyesi olduğu gerekçesi ilekamu görevinden ihraç edildiği, şüphelinin 2004-2010 yılları arasında ABD'deeğitim gördüğü, eğitim gördüğü dönem itibariyle FETÖ/PDY üyesi olmayan emniyetmensuplarının yurtdışı eğitim veya misyon görevine gidemedikleri, örgütlebağlantısı bulunanlara pozitif ayrımcılık yapıldığı, ayrıca özellikle ABD'yeeğitim amaçlı gidecek emniyet mensuplarının isimlerinin doğrudan örgüt lideritarafından belirlendiği, 17/25 Aralık süreci öncesi emniyet teşkilatındakiFETÖ/PDY yapılanması ile şüphelinin çalıştığı birimler ve aldığı eğitimlerbirlikte değerlendirildiğinde örgüt üyesi olduğunun anlaşıldığı, mesaiarkadaşları ve çevrede yapılan araştırma sonucu FETÖ/PDY silahlı terör örgütüile iltisaklı olduğu tespit edilmiştir."
15. Rize Ağır Ceza Mahkemesi 30/1/2017 tarihinde iddianameninkabulüne karar vermiş ve E.2017/13 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşamasıbaşlamıştır.
16. Rize Ağır Ceza Mahkemesi 16/3/2017 tarihli duruşmadabaşvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Tahliye kararının gerekçesi şöyledir:
"Sanıklar M.T. ve Ulvi Kün'ün üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, suçvasfının değişme ihtimali, tutuklulukta geçirmiş oldukları süre, yargılamanıngelmiş olduğu aşamada tutuklulukta sağlanacak faydanın adli kontrolle desağlanacak olması dikkate alınarak başka suçlardan tutuklu veya hükümlü değilsetahliyelerine ... [karar verildi.]"
17. Rize Ağır Ceza Mahkemesi 25/1/2018 tarihli duruşmadabaşvurucu ile ilgili yargılamanın tefrikine ve Mahkemenin E.2018/26 sayılıdosyası üzerinden yargılamaya devam olunmasına karar vermiştir.
18.24/5/2018 tarihli duruşmada Rize İl Emniyet MüdürlüğünceAnkara Cumhuriyet Başsavcılığının yürütmüş olduğu bir soruşturma kapsamında elegeçirilen bir dijital materyaldeki veri inceleme raporu dosyaya sunulmuştur.Veri inceleme raporunda başvurucunun "FETÖmensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olankişiyi" ifade eden A4 koduyla kodlandığı açıklanmıştır.
19. Rize Ağır Ceza Mahkemesinin E.2018/26 sayılı dosyasındayapılan yargılama sonucunda 18/12/2018 tarihinde, başvurucunun silahlı terörörgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına kararverilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"... Her ne kadar sanık aşamalardaüzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de; dosya kapsamında H.Ö.nün 7/3/2017 tarihli fotoğrafteşhis ve tespit tutanağında; '... (başvurucu hakkında) Açık kimlik bilgileriniburada öğrendim. Erzurum Polis Okulunda birlikte çalışmıştık. Kendisi 3. Sınıfmüdürdü. Örgütsel faaliyetine şahit olmadım ancak diğer fetöcülereben de sizdenim dediğini dolaylı olarak duyduğumda fetöcüolduğunu anladım...' şeklinde beyan ve teşhiste bulunduğu ve ayrıca EGM KOMDaire Başkanlığı'nın 7/3/2018 tarihli Veri İnceleme Raporu ile sanık Ulvi Kün'ün '... A4:FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakative bağlılığı üst seviyede olan kişiyi ifade eder'şeklindekodlanması, 2004-2010 yılları arasında ABD'de eğitim gördüğü, eğitim gördüğüdönem itibariyle FETÖ/PDY üyesi olmayan emniyet mensuplarının yurtdışı eğitimveya misyon görevine gidemedikleri, örgütle bağlantısı bulunanlara pozitifayrımcılık yapıldığı, ayrıca özellikle ABD'ye eğitim amaçlı gidecek emniyetmensuplarının isimlerinin doğrudan örgüt lideri tarafından belirlenmesihususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; suç ve cezadan kurtulmayayönelik sanık savunmalarına itibar edilmeyerek, sanığın FETÖ/PDY Silahlı TerörÖrgütüne üye olma suçunu işlediği kanaatine varılmıştır.
...
Sanık Ulvi Kün'ün,FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerinibenimsediğini gösterir şekilde ve örgütün amaçları doğrultusunda yoğunluk,süreklilik ve çeşitlilik arzeden eylem vefaaliyetlerde bulunduğu, örgütle hiyerarşik ve organik açıdan tam bir disipliniçinde bağlı olduğu, bu haliyle sanığın; 15 Temmuz darbe girişimine kadar olansüreçte sözde meşruiyetini toplum nezdinde inanç değerlerini, kamu otoritesinezdinde ise hukuksal zemini istismar ederek sağlaya gelmiş olan FETÖ/PDYsilahlı terör örgütünün üyesi olduğu [anlaşılmıştır]. "
20. Hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla davanın istinaf incelemesi devametmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
21.İlgili hukuk için bkz.Özcan Güney (B. No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 30-38) başvurusu hakkındaverilen karar.
22. Ayrıca Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 30/4/2019 tarihli veE.2019/1522, K.2019/3075 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:
"... yine sanıkla ilgili Emniyet MahremYapılanması soruşturma kapsamında veri inceleme raporu bulunup bulunmadığıilgili birimlerden sorulup bu rapora dayanak delilin elde edilişine ilişkingizli tanık Garson'un beyanları ile CMK'nın 134. maddesine göre alınan mahkeme kararısoruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından araştırılıpgetirildikten sonra duruşmada sanık ve müdafiineokunup diyecekleri sorulup, tüm deliller bir bütün halinde değerlendirilereksonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken..."
23. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13/3/2019 tarihli veE.2018/4495, K.2019/1708 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:
"... Polis memuru olan sanıklar hakkındaanılan örgütle ilgili diğer dava dosyalarında dinlenen gizli tanık garsondanelde edilen dijital veriler içeriği ilgili birimlerden sorularak düzenlenmişseveri inceleme raporu, bu rapora dayanak delilineldeedilişine dair gizli tanık Garson’un daha önce hakimhuzurunda alınmış ifade tutanağı ve CMK’nın 134.maddesine göre alınan mahkeme kararı soruşturmayı yürüten Ankara CumhuriyetBaşsavcılığından araştırılıp getirtildikten sonra sanıkların hukuki durumununtakdir ve tayini gerekirken ..."
24. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 6/3/2019 tarihli veE.2018/1733, K.2019/1494 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:
"1-Temyiz aşamasında UYAP ortamındandosyaya gönderilen Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nün veri inceleme raporu ile burapora dayanak dijital materyalin ele geçirilmesine ilişkin mahkeme kararı vegizli tanık Garson'un beyanlarının ilgili birimlerdengetirtilerek CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmadasanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulmasıgerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi,
2-Kabul ve uygulamaya göre de;
a)Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma iletemadi kesileceğinden, suç tarihinin gerekçeli karar başlığında '19.07.2016'yerine '15.07.2016' olarak yazılması,
b)Sanığın örgütle iltisaklı okullara çocuklarını göndermesi, yine sanığınikametinde ele geçirilen kitaplar ile sanığın geçirmiş olduğu idari soruşturmave almış olduğu disiplin cezalarına karşı idare aleyhine açtığı davalarınörgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceğinin vebuhususların da hükme esas alınamayacağının gözetilmemesi,
c)Hazırlık aşamasında sanıktan el konulan LGMarka cep telefonunun ve bilgisayar harddisklerinin,münhasıran suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşyalar olmadığıanlaşılmakla, sanığa iadesi yerine, koşulları oluşmadığı halde TCK'nın 54.maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş ..."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
25. Mahkemenin 10/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
26. Başvurucu; suç işlediğine dair herhangi bir delil olmamasınarağmen tutuklandığını, tutuklama şartlarının bulunmadığını belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
27. Bakanlık görüşünde, tutuklamaya dair verilen kararlarailişkin gerekçeler kapsamında başvurucunun tutukluluğunun keyfî olduğununsavunulamayacağı belirtilmiştir.
28. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, tutuklamakararında geçen "ABD ile irtibatlı HTSkayıtları, istihbarat raporları" ibarelerinin sehvenyazıldığını, hakkındaki iddianamenin de mesnetsiz olduğunu, tutuklanmasınınhukuka aykırı olduğuna karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
29. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
30. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığına yönelen bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncüfıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesigerekir.
1. Uygulanabilirlik Yönünden
32. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstübir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruyakonu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumlabağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarıncayapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 187-191).
33. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklamatedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındakiyapılanma olduğu belirtilen Fetullahçı TerörÖrgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyeliği iddiasıdır. AnayasaMahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarlailgili olduğunu değerlendirmiştir (SelçukÖzdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
34. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
2. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Genel İlkeler
35. Genel ilkeler için bkz.Özcan Güney (B. No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 57-62) başvurusuhakkında verilen karar.
b. İlkelerin OlayaUygulanması
36. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamındasilahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılıCeza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıylabaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
37. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
38. Rize Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında, başvurucuyönünden kuvvetli suç şüphesini oluşturan somut olguların bulunduğuna genelolarak değinilmiş, ayrıca Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile irtibatlı HTSkayıtlarına ve istihbarat raporlarına atıf yapılmıştır (bkz. § 11).
39. İddianamede ise başvurucunun meslekten ihraç edilmesine,2004-2010 yılları arasında ABD'de eğitim görmesine, başvurucunun çalıştığıbirimlere ve aldığı eğitimlere,mesaiarkadaşları nezdinde ve çevresinde yapılan araştırma sonucu FETÖ/PDY ileiltisaklı olduğu değerlendirmesine dayanılmıştır. Bunların haricinde mahkûmiyetkararında da atıf yapılan H.Ö. adlı kişiye ait 7/3/2017 tarihli tanık ifadesive 7/3/2018 tarihli Veri İnceleme Raporu bulunmaktadır.
40. Başvurucu hakkındaki veri inceleme raporu Ankara CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından yürütülen emniyet mahrem yapılanması soruşturmasında Garson kod isimli gizli tanığın vermişolduğu Micro SD kart içeriğindeki bilgilere istinaden hazırlanmıştır. Bu MicroSD kart içinde FETÖ/PDY tarafından emniyet personeli ile ilgili yapılan fişlemekayıtlarının bulunduğu ve örgüt perspektifiyle örgüte bağlılık düzeyine göreemniyet personeline bazı kodların verildiği belirtilmiştir. Veri incelemeraporunda başvurucunun "FETÖmensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olankişiyi" ifade eden A4 koduyla kodlandığı açıklanmıştır. FETÖ/PDY'nin neredeyse ülkedeki tüm kamu kurumlarındaörgütlendiği ancak Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet birimleri, yargı organlarıve istihbarat birimlerinde örgütlenmeye özel bir önem verdiği ve bu yerlerin mahrem alanlar olarak ifade edildiğibilinmektedir. Yine FETÖ/PDY'nin bu alanlarda görevyapan mensuplarının örgüt içindeki yapılanmada sivil imamlara bağlı olarakfaaliyette bulundukları birçok soruşturma ve kovuşturma belgesinde ifadeedilmiştir. Bu kapsamda emniyet müdürü olarak görev yapmakta olan başvurucuhakkındaki veri inceleme raporuna esas dijital verinin (Micro SD kartın) FETÖ/PDY'nin emniyet teşkilatından sorumlu sivil imamlarıtarafından ülke çapında emniyet personeli hakkında düzenlenmiş olan birtakımkayıt ve kodları içerdiğinin ve bir gizli tanık tarafından soruşturmamercilerine verildiğinin belirtilmesi karşısında bu dijital veri içinde yeralan başvurucuyla ilgili bilgi ve olguların somut olayın koşullarında FETÖ/PDYile başvurucu arasında örgütsel bir ilişki bulunduğuna -dolayısıylabaşvurucunun suç işlediğine- dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinintemelsiz ve keyfî olduğunun kabulü mümkün değildir. Nitekim anılan dijitalverideki olguların Yargıtay tarafından da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlarbakımından örgütsel ilişkinin varlığı hususunda önemli bir veri olarak kabuledildiğine işaret eden yargısal kararlar mevcuttur (bkz. §§ 22-24).
41. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardıedilmemelidir. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY ilebağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekildetoplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi içintutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir.Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasındaortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemdedelillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok dahafazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§271, 272).
42. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütüne üye olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. HüseyinBurçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasındayer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilensuçlar arasındadır.
43. Somut olayda Rize Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken delilleri etkileme ve kaçma ihtimalininbulunmasına, üzerine atılı suçun tutuklama nedeni varsayılabilen suçlardanolmasına dayanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiğiandaki genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ileRize Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden dayanılan tutuklama nedenlerininolgusal temellerinin olduğu söylenebilir.
44. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 151). Öncelikle terörsuçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıyabırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar vegüvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla vesuçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye nedenolabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Devran Duran, § 64). Özellikle darbeteşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliğiile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığındabu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşıkolduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 350).
45. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
46. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına tutuklamayoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da bu hakka dair (13. ve 19. maddelerde)yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15.maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA10/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.